“Rüya görmek, ergenlik çağına ulaşmak” anlamındaki “hulm” (حلم) kökünden türemiştir.
Rüyada cinsel zevk veren bir ilişki ve davranışta bulunduğunu görmek ve cünüp olmak anlamındadır.
Hulm ve rüya eş anlamlı olmakla birlikte rüya daha çok hayırlı ve güzel olan, hulm da şer ve kötü olan şeyleri görme anlamında kullanılır.
Kur’ân-ı Kerîm’de hulum (ahlâm) kelimesi “ergenlik çağı” mânasında iki âyette (Nûr, 24/58-59), “rüya” anlamında iki âyette (Yûsuf, 12/44; Enbiyâ, 21/5) geçmektedir.
Bir kişi ihtilam olsa ancak uykudan uyandığında üzerinde veya çamaşırında ıslaklık görmese gusletmesi gerekmez. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/164)
Buna karşılık, rüya gördüğünü hatırlamamakla birlikte, uyandığında üzerinde veya çamaşırında ıslaklık görürse gusletmesi gerekir. (Ebû Dâvûd, Ṭahâret, 94)
Bu kurallar kadın ve erkek ikisi için de geçerlidir. İhtilam olan kimsenin namaz kılma, Kur’an okuma ve Kur’an’a dokunma, Kâbe’yi tavaf etme gibi ibadetleri yerine getirebilmesi için gusletmesi gerekir.
İhtilam olma kişinin ergenliğe ulaşmasının ve mükellef olmasının (dinî ve hukukî hükümlerden sorumlu tutulma) alâmetlerinden biri kabul edilmiştir.
Kişi ihtilam olmakla çocukluk döneminden çıkıp mükellef olgunluğuna ulaşır. Kişi artık bütün hukukî ve dinî hükümler açısından tam ehliyete sahip olur.
Bu sebeple ergenlik çağına ulaşan çocukların anne ve babalarının yatak odasına habersiz girmemeleri istenmiştir. (Nûr, 24/59)