DİYANET HABER

Cuma hutbesinde akran zorbalığına dikkat çekildi

Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan cuma hutbesinde, "Akran zorbalığı olarak karşımıza çıkan bu kötü haslet, alay etmek ve kırıcı sözler söylemekten çok daha öteye giderek, fiziksel şiddete, hatta cana kıymaya dönüşmüş durumdadır." ifadesi kullanıldı.

Abone Ol

"Akran İlişkileri" konulu hutbe, cuma vakti ülke genelindeki camilerde okundu.

İnsanlar arasındaki iletişimin özünün sevgi ve saygıya dayandığı belirtilen hutbede, "Zira kalpler sevgiyle yumuşar, saygıyla huzura erer. Dostluklar sevgiyle kurulur, saygıyla devam ettirilir. Ailede güven, toplumda muhabbet, sevgi ve saygıyla tesis edilir." açıklaması yapıldı.

Sevgi ve saygının bulunmadığı yerde huzursuzluk, baskı ve dışlanmanın olduğu ifade edilen hutbede, "Yaşadığımız çağın sorunlarından biri de sevgi ve saygıdan mahrum kalan gençlerin birbirlerine karşı kaba, sert ve aşağılayıcı tavırlar sergilemesidir. Akran zorbalığı olarak karşımıza çıkan bu kötü haslet, alay etmek ve kırıcı sözler söylemekten çok daha öteye giderek, fiziksel şiddete, hatta cana kıymaya dönüşmüş durumdadır." değerlendirmesine yer verildi.

Tek tip elbise giyinmeyi, aynı görünüşe sahip olmayı, suça bulaşmayı, aklı örten uyuşturucu madde kullanmayı, cezaevine girip çıkmayı marifet sayan anlayışın gençler arasında daha fazla görünür hale geldiğine dikkat çekilen hutbede, "Şiddet içerikli sinema, dizi film, oyun ve dijital mecralar ise bu hadiselerin daha da yaygınlaşmasına zemin hazırlamaktadır." ifadesi kullanıldı.

- "Merhamet ikliminden yoksun olanların acımadan kan dökmesine seyirci kalamayız"

Gençlerin, duygularını istismar edip kendi kötülüklerine alet etmek, hayallerini karartmak ve umutlarını çalmak isteyenlere karşı daha dikkatli olması gerektiği vurgulanan hutbede, şunlar kaydedildi:

"Unutmayınız ki korkuyla, baskıyla ve şiddetle gelecek inşa edilemez. Zorbalık, güç değil acizliktir. Alay etmek, eğlence değil hayasızlıktır. Cana kast etmek, saygınlık değil cehennem ateşidir. Merhamet ikliminden yoksun olanların acımadan kan dökmesine ve bunu meşru göstermesine seyirci kalamayız. Gençlerimizi, fitne ve fesat ateşi yakmak isteyen şer odaklarının insafına terk edemeyiz. Aileler, okullar, camiler, kurum ve kuruluşlar, medya, hasılı, toplumun bütün kesimleri olarak el ele vermeliyiz. İnsanın mukaddes olan canına ve nesline zarar veren zorbalığa karşı birlikte hareket etmeliyiz. İyiliğin ve merhametin hakim olduğu, can ve mal güvenliğinin sağlandığı bir toplum inşası için sorumluluklarımızı hakkıyla yerine getirmeliyiz."