DİYANET HABER

Prof. Dr. Arpaguş: Cami merkezli kolektif bir bilinç oluşturulması zaruridir

Bu yıl ramazan ayının "Ramazan, Cami ve Hayat" temasıyla idrak edileceğini bildiren Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arfpaguş, "Bugün sosyal hayatı tehdit eden bencilleşme ve yalnızlaşma gibi sorunların üstesinden gelebilmek adına yeniden cami merkezli kolektif bir bilinç oluşturulması zaruret arz etmektedir." dedi.

Abone Ol

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arfpaguş, 15 Temmuz Milli İrade Şehit Ali Alıtkan Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen "2026 Yılı Ramazan Ayı Faaliyetleri Tanıtım Programı"nda konuştu.

18 Şubat Çarşamba ilk teravih ve 19 Şubat ilk oruçla Ramazan ayının başlayacağını hatırlatan Başkan Arpaguş, "Rahmet, mağfiret ve ebedi kurtuluşun müjdecisi Ramazan ayının ülkemiz, milletimiz ve alem-i İslam için hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum." dedi.

- "Ramazanda camilerimizin temsil ettiği değerleri hayata taşıyacağız"

Başkanlığın her yıl Ramazan ayında toplumsal duyarlılığı ve farkındalığı artırmak amacıyla önemli bir temayı gündemine aldığını ve bu yıl ramazan ayının "Ramazan, Cami ve Hayat' temasıyla idrak edileceğini bildiren Başkan Arpaguş, “Ramazan ayı boyunca bu tema çerçevesinde yapacağımız programlarla mabet ile hayat arasındaki bağın önemine dikkat çekmeyi hedefliyoruz. Bununla İslam’ın mabet merkezli hayat tasavvurunun daha iyi anlaşılmasını ve camilerimizin temsil ettiği değerlerin hayata taşınmasını amaçlıyoruz." ifadelerini kaydetti.

- "Kaos ve kargaşanın hayatı kuşattığını görüyoruz"

Dünyanın büyük bir değişimden geçtiğini anımsatan Başkan Arpaguş, "Teknolojik gelişmelerin her şeyi hızlıca küreselleştirdiği günümüzde, ilgi ve eğilimlerin her geçen gün farklılaşması, insanların din, toplum ve hayat algılarını da pek çok açıdan etkilemektedir. Bunun bir yansıması olarak dünyanın birçok noktasında maddi ve manevi bunalımların, kaos ve kargaşanın hayatı kuşattığını görüyoruz. Böyle bir zamanda İslam’ın hayat veren ilke ve hakikatlerinin, bizi biz yapan değerlerin yeniden gündeme taşınması, büyük önem arz etmektedir. Kuşkusuz söz konusu ilke ve değerlerin en önemli sembolü camilerdir. Zira insanın hem iç dünyasını hem toplumsal hayatını ilgilendiren değerler, tarihten bugüne hep camilerde vücut bulmuş, camilerden hayata taşınmıştır. İslam medeniyeti mabet ekseninde neşvünema bulmuştur. İnanç ile hayat arasındaki bağ camiler vasıtasıyla daima canlı tutulmuştur." değerlendirmesinde bulundu.

- "Ramazan, istikametimizi tahkim etmek için bizlere sunulmuş değerli bir imkandır"

Son yıllarda yaşanan hızlı kentleşme, insanların bireyselleşmesine ve aralarındaki bağların gitgide zayıflamasına sebebiyet verdiğini vurgulayan Başkan Arpaguş, "Bugün sosyal hayatı tehdit eden bencilleşme ve yalnızlaşma gibi sorunların üstesinden gelebilmek adına yeniden cami merkezli kolektif bir bilinç oluşturulması zaruret arz etmektedir. Bu da ancak mabet ile hayat arasındaki bağın güçlendirilmesiyle mümkündür. Hayatın en bereketli duraklarından biri olan Ramazan ayı, söz konusu bağın yeniden tesis edilmesi, pekiştirilmesi ve geliştirilmesi hususunda önemli bir fırsattır. Bu kutlu zaman dilimi, çağın baş döndürücü hızıyla savrulan zihinlerimizi teskin etmek, gönüllerimize inşirah vermek, kulluk yönündeki istikametimizi tahkim etmek için bizlere sunulmuş değerli bir imkandır." dedi.

- "Ramazan, insanın kendine döndüğü bir okuldur"

"Ramazan, insanın kendine döndüğü, kalbine yöneldiği, hayatına anlam kazandırdığı bir okuldur" diyen Prof. Dr. Arpaguş, şunları kaydetti:

"Sahuruyla, iftarıyla, teravihiyle, mukabelesiyle, itikafıyla, Kadir Gecesi’yle ve daha birçok feyiz ve bereketiyle Allah’ın yeryüzüne rahmetinin açık bir tecellisidir. Bu ayın bereketli ikliminde tutulan oruçlar ve yapılan iyilikler, mümin yüreklerde tarifsiz bir itminan oluşturur. Bu ayda camilerde kılınan teravih namazları, okunan mukabeleler, yapılan vaaz ve irşat faaliyetleri gönüllerin ihyasına önemli katkılar sunar. Bilhassa çocukların ilk teravih tecrübeleri, cemaatle eda ettikleri vakit namazları ve cami ortamında kazandıkları değerler, genç dimağlarda silinmez izler bırakır.

Bu noktada anne-babalara büyük sorumluluklar düşmektedir. Ramazanın gönüllerde rikkat oluşturan manevi atmosferinden hakkıyla istifade edebilmeleri için çocuklarımızı teşvik edelim. Çocuklarımızın zihin ve gönül dünyalarında ramazana dair tatlı hatıralar biriktirebilmeleri için onlara destek olalım. Onları sahurun bereketiyle buluşturalım; orucun lezzeti, iftarın sevinciyle tanıştıralım. Beş vakit namazda ve teravih namazlarında birlikte ibadet etmenin hazzını ve huzurunu hep beraber doyasıya yaşayalım. Paylaşmanın, yardımlaşmanın ve dayanışmanın güzelliklerini bizzat yaşayarak öğrenmelerini sağlayalım. Çocuklarımızın ve gençlerimizin hayat tasavvurları, camilerimizin sekinet veren ikliminde, din-i Mübin-i İslam’ın ilkeleriyle tahkim etmenin gayreti içinde olalım. Bu bilinç ve gaye ile ortaya koyacağımız gayret, inanıyorum ki cami ile hayat arasındaki bağı güçlendirecek ve rahmet ikliminin bereketiyle bizleri nice güzel neticelere ulaştıracaktır."

- "Ramazanın ruhuyla örtüşmeyen meselelerle dini duygular istismar ediliyor"

Ramazanda ibadetlerin tartışma konusu yapılmamasın önemini ifade eden Arpaguş, "Bildiğiniz üzere Ramazan ayında hem yerel ve ulusal medyada, hem de dijital mecralarda yoğun bir şekilde dini programlar icra edilmektedir. Milletimiz bu programlara büyük bir teveccüh göstermektedir. İnsanları ramazanın manevi iklimiyle buluşturmayı hedefleyen tüm bu çalışmalar elbette kıymetlidir. Bu alanda ciddiyetle ve samimiyetle hizmet üreten herkesi takdir ediyoruz. Ancak, milletimizin dini konulara teveccühünün zaman zaman suiistimal edildiğine de şahit oluyoruz. Maalesef bazı mecralarda, sırf daha çok izlensin düşüncesiyle ramazanın ruhuyla örtüşmeyen meseleler gündeme getirilerek insanların dini duyguları istismar edilmektedir. Hatta ibadetler birer tartışma konusu haline getirilerek zihinler bulandırılmaktadır. Dolayısıyla bu hususta hem medyada program yapacak kardeşlerimizin hem de milletimizin daha duyarlı olmalarını, daha bilinçli davranmalarını istirham ediyorum. Bu noktada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da kullanacağımız dil ve üsluptur. Özellikle dini konularda konuşurken nezaket ve zarafet son derce önemlidir. Onun için Müslüman şahsiyetiyle asla bağdaşmayacak söz, tavır ve davranışlardan kesinlikle sakınılmalıdır." diye konuştu.