Sevinçle karşıladığımız mübarek Ramazan ayına, sevincin ve hüznün birlikte eşlik ettiği bir duygu dünyasıyla veda ettik. Sevincimiz; böylesi kıymetli bir bereket iklimini, milletçe selamet ile tamamlamış olmaktan. Hüznümüz ise; böylesi bir değerin firakı. Bir de umudumuz var: Yeniden kavuşmak. Yeniden kavuşmak ve bir kez daha mülaki olmak arzumuzu Yüce Yaratanın makamına arz ediyoruz.
Ramazan ayı; sevinç ve neşe kaynağı olan, fikir ve duygu dünyamıza katkı sunan, ayrıca manevi hayatımızı besleyen geniş bir yelpazede fırsatlar sunmakta, bu noktada son derece önemli ve kıymetli unsurları bünyesinde barındırmakta. Vatandaşlarımızın gönül dünyasına hitap etmeyi, fikir ve duygu dünyasına katkı sunmayı amaçlayan Diyanet TV de bu anlamda son derece önemli bir unsur olarak fonksiyon icra etti, geride bıraktığımız Ramazan ayında. Şüphesiz bir televizyon kanalının ne ölçüde başarılı olduğu noktasındaki en önemli gösterge, vatandaş nezdindeki itibarı ve tanınırlığı ile gördüğü teveccühtür. Ramazan’ın son gününden bugüne, farklı şehirlerde ya da mahfillerde, çeşitli vesilelerle karşılaştığımız, farklı kesimlerden tanıdığımız ve tanımadığımız birçok vatandaşımızın, Diyanet TV’deki programların çeşitliliği ve kalitesi ile özellikle “İftarı Beklerken” ve “Bereket Vakti” programlarına atfen sarf ettikleri övgü dolu sözler, açıkçası yüzümüzü güldürdü. Özellikle anılan programlardaki konukların farklı kesimlerden olmaları, din, kültür, tarih ve sanat gibi farklı disiplinlerde yetkinlikleri, ayrıca konukların -kahir ekseriyetle- birbirleriyle olan uyumları, izleyicilerimizin dikkatinden kaçmamış, hatta memnuniyete sebebiyet vermiş anlaşılan. Örneğin bir vatandaşımızın “Bu Ramazan ayında hangi evde iftara konuk olduysam, Diyanet TV’nin açık olduğunu gördüm.” şeklindeki beyanı, ayrıca “İftarı Beklerken” programının sunucusu Ali Bektaş Bey’in, “Uzun yıllar, çeşitli kanallarda program sundum. Bu Ramazan’ın ardından -programa atıfla- sokakta karşılaştığım teveccüh ve övgü, daha önce yaşamadığım bir durum.” mealindeki ifade ve tecrübesi, bu noktada önemli bir kıstas. Nitekim Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ hocamız da Geleneksel Bayramlaşma Programında yaptığı konuşmada, “Diyanet TV’nin iftar ve sahur programları Allah’a şükürler olsun ki bu yıl alanda yapılan programların en kalitelileri, en güzelleri ve en başarılılarıydı.” şeklindeki ifadeleriyle, halkımızın bu teveccühüne işaret buyurmuşlardır.
Şüphesiz ortaya çıkan bu neticenin ardında, özveriyle gayret eden koca bir ekip, takdir ve teşekkürü hak eden emekçiler var. Bu vesileyle yayın, teknik, program, tanıtım sanat, denetim ve haber ile idari ve mali işler koordinatörlüklerine mensup mesai arkadaşlarım başta olmak üzere tüm paydaşlara gönülden teşekkürler. Ayrıca güven ve desteklerinden dolayı Muhterem Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ hocamız ile Başkan Yardımcımız Dr. Hatice BOYNUKALIN ŞENKARDEŞLER ve Dini Yayınlar Genel Müdürümüz Hamza BAYRAM hocalarımıza minnettarlığımızı ifade ediyoruz. Elli sekiz canlı yayında sorumluluk üstlenen Sunucu Ali BEKTAŞ, Solist Dr. Agah TERZİ ve Sunucu Furkan AKTEPE de teşekkürü fazlasıyla hak edenler arasında. Elbette izlemek, değerlendirmek ve gündemlerine almak suretiyle programlarımıza hayat veren izleyicilerimizin teveccühü her türlü takdirin üzerinde. Teveccühleri nedeniyle, evlerine, işyerlerine ve en önemlisi gönüllerine konuk olduğumuz izleyicilerimize gönülden şükranlarımızla...