<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Diyanet Haber</title>
    <link>https://www.diyanethaber.com.tr</link>
    <description>Diyanet Haber / Diyanet Sınav / Diyanet Duyuru / Diyanet Hutbe / Müftülükler / İslam Dünyası / Kültür Sanat / #Keşfet / www.diyanethaber.com.tr</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.diyanethaber.com.tr/rss/dini-kavramlar" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025 Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 08 Jun 2026 06:02:05 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/rss/dini-kavramlar"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Aksâmü’l-Kur’ân ne demektir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/aksamul-kuran-ne-demektir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/aksamul-kuran-ne-demektir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aksâm ne demektir? Kur'an-ı Kerim'de kaç sûre yeminle başlar?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3><span style="color:#c0392b"><strong>Aksâmü’l-Kur’ân ne anlama gelmektedir?</strong></span></h3>

<p><strong>Aksâm</strong>, “yemin” anlamındaki <strong>kasem</strong>in çoğuludur. </p>

<p>Kur’ân’ın yeminleri anlamına gelen aksâmü’l-Kur’ân, Kur’ân’da geçen yeminleri konu edinen tefsîr usulünde bir bilim dalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kur’ân’da çok yemin kullanılmış hatta 17 sure yeminle başlamıştır. Yüce Allah; kendi adına, peygamberlere, Kur’ân’a, meleklere, kıyâmet gününe, göğe, aya, güneşe, yıldızlara, geceye, gündüze ve zamana yemin etmiştir.</p>

<p>Kur’ân’da birçok gerekçe ile yemin edilmiştir. Meselâ, Allah’ın tekliğini, Kur’ân’ın ve peygamberin hak olduğunu, ceza, va’d ve vaîdin mutlaka gerçekleşeceğini bildirmek için yemin edilmiştir.</p>

<p>Yemin, sözü tekit etmeyi ve muhatabı sözün doğruluğuna inandırmayı hedeflediği gibi yemin edilen şeyin değerini ve şanını da ifâde eder.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dini kavramlar</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/aksamul-kuran-ne-demektir</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Jun 2026 10:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/07/aksamulkurannedemektir.jpg" type="image/jpeg" length="89931"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Abdest ne anlama gelmektedir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/abdest-ne-anlama-gelmektedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/abdest-ne-anlama-gelmektedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Abdestin anlamı nedir? Abdest ne demektir? Abdest kelimesinin anlamı nedir? Kur'an'da abdest ayeti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Abdesti ne demektir?</strong></span></h3>

<p><strong>Abdest,</strong> Arapça’da <strong>"güzellik ve temizlik"</strong> mânasına gelen vudû’ (وضوء) kelimesiyle ifade edilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dinî temizliği anlatmak için Türkçe’de kullanılan abdest kelimesi ise <strong>Farsça âb</strong> (su) ve <strong>dest</strong> (el) kelimelerinden oluşan ve<strong> “el suyu”</strong> mânasına gelen birleşik bir kelimedir.</p>

<p>Yüzü (ağız, burun dâhil), dirseklerle birlikte elleri, topuklarla beraber ayakları yıkamak ve başı (kulaklar ve ense dâhil) mesh etmek biçiminde, özellikle namazdan önce belli bir düzen içinde yapılması gereken maddi ve manevi temizlik.</p>

<p>Başta namaz olmak, Kur’an-ı Kerim okurken Kâbe’yi tavaf ederken ve tilâvet secdesi yaparken gibi ibadet ve ameller için abdest almak gerekmektedir.</p>

<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Kur'an'da abdest ayeti</strong></span></h3>

<p><strong>Kur’ân-ı Kerîm’</strong>de abdestle ilgili hükmü açıklayan, ayet-i kerime <i><strong>"Ey inananlar! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar kollarınızı yıkayın, başlarınızı meshedin ve topuklara kadar ayaklarınızı yıkayın"</strong></i> (el-Mâide 5/6) Medine döneminde nâzil olmuştur.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dini kavramlar</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/abdest-ne-anlama-gelmektedir</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 09:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/images/haberler/2022/11/abdest_ne_anlama_gelmektedir_h28011_eb889.jpg" type="image/jpeg" length="84468"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hacerül Esved Nedir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/hacerul-esved-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/hacerul-esved-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hacerül Esved ne demektir? Hacerül Esved'in önemi nedir? Hacerül Esved nasıl selamlanır?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Arapça’da “siyah taş” anlamına gelir. Yaklaşık 30 cm. çapında kırmızımsı, esmer, parlak bir taştır.</p>

<p>Hacerül Esved’in cennetten indirildiği, Nûh tufanında Ebûkubeys dağında korunduğu ve Kâbe inşa edilirken Hz. İbrâhim tarafından tavafa başlanacak yere işaret olarak koyulduğu ifade edilmektedir.</p>

<p>Tavafa başlarken, her şavtın sonunda ve sa'ye başlarken bu taşı istilâm etmek (selamlama) sünnettir.</p>

<p>Selamlamada; avuç içi Hacerül Esved’e dönük şekilde eller kaldırılarak "Bismillâh, Allâhü Ekber" denilir.</p>

<p>İslâm’dan önce Huzâalılar Hacerül Esved’i kaçırmış, bulunduğunda yerleştirilmesi konusunda kabileler arasında anlaşmazlık çıkmıştır.</p>

<p>Hz. Muhammed (sas) henüz otuz beş yaşında iken Hacerül Esved’i bir örtü içine koyarak bütün kabile reislerinin iştirakiyle kaldırarak çözüm üretmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir yangında üç parçaya ayrıldığından yapıştırılarak gümüş bir mahfaza içine alınmıştır.</p>

<p>Türkiye'deki en büyük parçası Kanuni Sultan Süleyman Türbesi'nin giriş kapısının üzerindedir.</p>

<blockquote class="instagram-media" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/reel/DK_mXZqyRBe/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div>
<div>
<div style="background-color:#f4f4f4; margin-right:14px"></div>

<div>
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>
</div>
</div>

<div></div>

<div style="margin-left:auto; margin-right:auto"></div>

<div>
<div style="color:#3897f0"><a href="https://www.instagram.com/reel/DK_mXZqyRBe/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" rel="nofollow" style="text-align:center" target="_blank">Bu gönderiyi Instagram'da gör</a></div>
</div>

<div></div>

<div>
<div>
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4; margin-left:2px; margin-right:14px"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>
</div>

<div style="margin-left:8px">
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div></div>
</div>

<div style="margin-left:auto">
<div></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div></div>
</div>
</div>

<div>
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>
</div>

<p style="color:#c9c8cd; text-align:center"><a href="https://www.instagram.com/reel/DK_mXZqyRBe/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" rel="nofollow" style="color:#c9c8cd" target="_blank">Dijital İlmihal (@dijital.ilmihal)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<script async src="//www.instagram.com/embed.js"></script></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dini kavramlar</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/hacerul-esved-nedir</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 00:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2025/06/72-hacerul-esved-haber-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="51965"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hac nedir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/hac-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/hac-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hac ne demektir? Hac kelimesi nereden gelmektedir? Hac kaç çeşittir?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>“Bir şeyin etrafında dönmek, dolanmak” manasındaki eski Sâmî tabir olan “hvg” kökünden türemiştir. Kutsal mekânları dinî maksatla ziyaret edenlere “hacı” denir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tarihi Hz. Âdem dönemine kadar uzanan hac ibadeti için insanları Mekke’ye davet eden ilk kişi Hz. İbrâhim’dir. İmkân bulanların haccetmesi Allah’ın insanlar üzerinde bir hakkıdır.</p>

<p>Hac üç çeşittir; İfrad: Umre olmadan hac yapılır. Temettu: Umre ve hac ayrı ihramla yapılır. Kıran: Tek niyetle umre ve hac bir ihramla yapılır.</p>

<p>“Ey İbrahim! İnsanlara haccı ilan et, gerek yaya olarak gerekse yorgun argın develer üzerinde uzak yollardan gelerek sana ulaşsınlar. Böylece kendileri için faydalı olan şeyleri açık seçik görsünler ve Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belli günlerde Allah’ın ismini anmaları (kurban kesmeleri) için sana (Kâbe’ye) gelsinler. Artık ondan hem kendiniz yiyin hem de yoksula, fakire yedirin. Sonra kalan hac fiillerini tamamlayıp temizlensinler, adaklarını yerine getirsinler ve o kadîm evi (Kâbe) tavaf etsinler.” (Hac, 22/27-29)</p>

<blockquote class="instagram-media" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/reel/DJtJHdJBOjG/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div>
<div>
<div style="background-color:#f4f4f4; margin-right:14px"></div>

<div>
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>
</div>
</div>

<div></div>

<div style="margin-left:auto; margin-right:auto"></div>

<div>
<div style="color:#3897f0"><a href="https://www.instagram.com/reel/DJtJHdJBOjG/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" rel="nofollow" style="text-align:center" target="_blank">Bu gönderiyi Instagram'da gör</a></div>
</div>

<div></div>

<div>
<div>
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4; margin-left:2px; margin-right:14px"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>
</div>

<div style="margin-left:8px">
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div></div>
</div>

<div style="margin-left:auto">
<div></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div></div>
</div>
</div>

<div>
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>
</div>

<p style="color:#c9c8cd; text-align:center"><a href="https://www.instagram.com/reel/DJtJHdJBOjG/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" rel="nofollow" style="color:#c9c8cd" target="_blank">Dijital İlmihal (@dijital.ilmihal)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<script async src="//www.instagram.com/embed.js"></script></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dini kavramlar</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/hac-nedir</guid>
      <pubDate>Thu, 21 May 2026 07:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2025/05/56-hac-nedir.png" type="image/jpeg" length="81841"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hervele ne demektir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/hervele-ne-demektir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/hervele-ne-demektir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hervele ne zaman yapılır?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3><span style="color:#c0392b"><strong>Hervele ne anlama gelmektedir?</strong></span></h3>

<p>Hervele kelimesi sözlükte kısa adımlarla koşarak, canlı ve çalımlı yürümek demektir. Yürüme ile koşma arası bir gidiştir.</p>

<p>Fıkıh terimi olarak "hervele"; Mekke'de, Kâbe yakınlarında bulunan Safa ve Merve tepeleri arasında sa'y yaparken iki tepe arasındaki vadiye gelindiğinde yeşil ışıkla aydınlatılmış sütunlar arasında süratlice yürüyüp geçmektir.</p>

<p>Hanefî mezhebinde erkeklerin hervele yapması sünnettir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kadınlar ise hervele yapmazlar.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dini kavramlar</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/hervele-ne-demektir</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/05/hervele-ne-demektir.jpg" type="image/jpeg" length="40030"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zilkade ne demektir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/zilkade-ne-demektir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/zilkade-ne-demektir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zilkade ne anlama gelmektedir? Zilkade hicri takvimin kaçıncı ayıdır? Zilkade ayında meydana gelen olaylar nelerdir?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">Zilkade nedir?  </span></strong></span><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#c0392b">Zilkade hicri takvimin kaçıncı ayıdır? </span></strong></span></h3>

<p>Zilkade (zülka‘de, zilki‘de) kamerî yılın şevvalden sonra, zilhicceden önce gelen on birinci ayıdır.</p>

<ul>
 <li>Haram aylardan olduğu için “zü’l-ka‘deti’l-harâm” şeklinde de anılır.</li>
 <li>Câhiliye Arapları bu ay girdiğinde kutsallığına karşı saygılarından dolayı savaş ve saldırıyı, kötü söz ve kötü davranışı, hatta hayvanları için otlak aramayı bırakmaları sebebiyle bu ayın “oturmakla geçen ay, oturma zamanı” anlamında “zü’l-ka‘de” diye adlandırıldığı, İslâm’dan önce Arab-ı bâide (Âd ve Semûd) döneminde “ḥaykal”, Arab-ı âribe devrinde ise “harf”, “hüvâ‘” ya da “renne” adıyla anıldığı nakledilmektedir.</li>
 <li>Zilkade isminin, hicrî takvimde yer alan diğer ay adları gibi milâdî V. yüzyılın başlarında Hz. Peygamber’in babasından beşinci dedesi Kilâb b. Mürre tarafından belirlendiği, İslâmiyet’in zuhuru döneminde de Araplar’ın bu isimleri kullanmakta olduğu belirtilmektedir.</li>
 <li>Câhiliye devrinde haram ayların ilki olan zilkade ayında ticarî açıdan büyük önem taşıyan panayırlar düzenlenir, Mekke’de Ukâz ve Mecenne panayırları da bu ayda kurulurdu.</li>
</ul>

<h3><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#d35400">Zilkade ayında meydana gelen olaylar</span></strong></span></h3>

<p>Bazı kaynaklarda zilkade ayında meydana gelen olaylar arasında Hz. İbrâhim ile İsmâil’in Kâbe’nin temellerini yükseltmeleri, denizin Hz. Mûsâ için yarılması, Hz. Yûnus’un balığın karnından çıkması zikredilmekle birlikte (meselâ bk. Zekeriyyâ b. Muhammed el-Kazvînî, s. 71) bu rivayetleri doğrulama imkânı bulunmamaktadır. İbn Abbas’ın, “Mûsâ’ya otuz gece vade verdik” âyetinde geçen (el-A‘râf 7/142) “otuz gece” ifadesini zilkade ayı olarak yorumladığı nakledilir (Şevkânî, II, 242).</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#2980b9">İslâm tarihinde zilkade ayında meydana gelen olaylar</span></strong></span></h3>

<p>İslâm tarihinde zilkade ayında meydana gelen önemli olaylardan Hendek (Ahzâb) Gazvesi, Hz. Peygamber’in Zeyneb bint Cahş ile evlenmesi, Benî Kurayza Gazvesi, Umre Seferi, Umretü’l-kazâ, Resûl-i Ekrem’in Meymûne bint Hâris ile evlenmesi zikredilebilir.</p>

<ul>
 <li><span style="color:#e74c3c">Ramazan ve kurban bayramları arasında kaldığı için zilkade ayında nikâh kıyılamayacağı yönündeki inanışların dinî dayanağı yoktur.</span></li>
 <li>Haram aylar olan zilkade, zilhicce, muharrem ve recebde (Hanefîler’e göre tercihen bu ayların perşembe, cuma ve cumartesi günlerinde) oruç tutmak müstehaptır.</li>
</ul>

<h3><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#f39c12">Türk dinî mûsikisinde zilkade ayı</span></strong></span></h3>

<ul>
 <li>Türk dinî mûsikisinde şevval, zilkade ve zilhicce aylarında genellikle hac ilâhileri okunur. Bu aylarda güftelerinde haccı, Kâbe sevgisi ve hasretini dile getiren eserler icra edilir.</li>
</ul>

<h3><span style="color:#ffffff"><strong><span style="background-color:#8e44ad">Osmanlı belgelerinde zilkade ayı</span></strong></span></h3>

<ul>
 <li>Yine iki bayram arasında yer aldığından Türk halk kültüründe özellikle kadınlar arasında “aralık” şeklinde isimlendirilen zilkade ayı Osmanlı belgelerinde ”ذا“ kısaltmasıyla gösterilmiştir.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>#KEŞFET, Dini kavramlar</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/zilkade-ne-demektir</guid>
      <pubDate>Wed, 13 May 2026 09:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/04/zilkade-ne-demektir.jpg" type="image/jpeg" length="70452"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eyyam-ı biyd ne anlama gelmektedir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/eyyam-i-biyd-ne-anlama-gelmektedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/eyyam-i-biyd-ne-anlama-gelmektedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eyyam-ı biyd ne anlama gelmektedir? Resûlullah (sas)'in bu günlere dair tavsiyesi nedir? Bu günlerin faziletleri nelerdir?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Eyyam-ı biyd ne demektir?</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify"><strong>Eyyâm-ı biyd (aydınlık günler) ayın en parlak olduğu hicrî ayların 13, 14 ve 15. geceleridir (Buhârî, Savm, 60).</strong><br />
<br />
Ay bu gecelerde tam olarak göründüğü ve geceleri her zamankinden daha çok aydınlattığı için bu isim verilmiştir.<br />
<br />
Resûlullah (sas), her ayın bu günlerinde oruç tutmayı tavsiye etmiş (Ebû Dâvûd, Savm, 69; Tirmizî, Savm, 54) ve o günlerde oruç tutmanın senenin tüm günlerini oruçlu geçirmek gibi olduğunu belirtmiştir (İbn Mâce, Sıyâm, 29)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p style="text-align:justify"><span style="color:#2980b9"><strong>Hz. Ebû Hüreyre "(Resûlullah) (sas) bana üç şey tavsiye etti: Her ay üç gün oruç tutmak, iki rekât kuşluk namazı kılmak ve uyumadan önce vitir namazı kılmak." (Buhârî, Savm, 60)</strong></span></p>
</blockquote></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dini kavramlar</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/eyyam-i-biyd-ne-anlama-gelmektedir</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 14:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2025/01/eyyam-i-biyd-ne-anlama-gelmektedir.jpg" type="image/jpeg" length="83804"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Salatüselam ne demektir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/salatuselam-ne-demektir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/salatuselam-ne-demektir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salâtüselâm ne anlama gelmektedir? Salavat nerede ve nasıl getirilir? Hadis-i Şeriflerde Salavât, Kültürümüzde Salavât]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#b22222"><strong>Salâtüselâm ne anlama gelmektedir?</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Dua, rahmet ve mağfiret anlamına gelen <strong>“salât”</strong> ile esenlik ve barış anlamındak<strong>i “selâm”</strong> kelimelerinden oluşan<strong> “salât-ü selâm”,</strong> “salavât getirme” yahut kısaca <strong>“salvele”</strong> tabiriyle ifade edilir. </p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#b22222"><strong>Kültürümüzde en yaygın olan salavat çeşitleri</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Değişik lafız ve mânâlarla gelen salavât çeşitleri içerisinde, kültürümüzde en yaygın olanlar<strong>ı “aleyhi’s-selâm”</strong> <strong>“aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm” </strong>veya<strong> “sallallâhu aleyhi ve sellem” </strong>cümleleridir.</p>

<p style="text-align:justify">Peygamber Efendimize bu tür ifadelerle salavât getirmek, ona olan bağlılığı teyit etme, ona karşı en derin sevgi ve hürmeti arz etme anlamına gelir. </p>

<p style="text-align:justify">Ayet-i kerimede: <i><strong>“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât getirin ve tam bir teslimiyetle selâm verin.” </strong></i>(Ahzâb, 33/56) buyrulmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Müfessirler, bu âyette Allah’ın peygambere salâtının ona rahmet etmesi ve onu melekleri katında övmesi, meleklerin salâtının peygamber için istiğfarda bulunmaları ve müminlerin salâtının Allah’tan peygamberin kendi katındaki makamını yüceltmesi için dua etmeleri anlamına geldiğini ifade ederler. </p>

<p style="text-align:justify"><strong>Allah’ın Peygamberine salât getirmesi, </strong>onu övme, tebrik etme, arındırma, destekleme, rahmet ve mağfiret etme;</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Meleklerin salât getirmesi,</strong> dua ve istiğfar dileme;</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Müminlerin salavât getirmeleri i</strong>se dua etme, sevme, tebrik etme, onun için rahmet, bereket ve merhamet dileme anlamlarına gelmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Hz. Peygamber’e (sas) salavât getirmek, bir bakıma ona şükran borcumuzu yerine getirmek anlamına da gelir.<br />
<br />
<strong>Salavât getirmek,</strong> Allah Resûlü’ne duyulan sevginin ilânı, ona ve sünnetine bağlılığın bir göstergesidir. </p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#b22222"><strong>Salavat nerede ve nasıl getirilir?</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Ebû Mes’ûd el-Ensârî adıyla bilinen Ukbe b. Amr anlatıyor: “Bir gün Sa’d b. Ubâde’nin meclisinde otururken, Allah Resûlü yanımıza geldi. Beşîr b. Sa’d ona, ‘Allah Teâlâ sana salât-ü selâm getirmemizi emir buyurdu. Peki, sana nasıl salavât getireceğiz ey Allah’ın Resûlü?’ diye sordu. Resûlullah bir süre sustu. Öyle ki bizler, ‘Keşke Beşîr bu soruyu sormasaydı!’ diye düşündük. Bir müddet sonra Resûlullah (sas),<strong> ‘Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ salleyte alâ âli İbrâhîm. Ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ âli İbrâhîm. İnneke hamîdün mecîd. (Allah’ım! Muhammed’e ve Muhammed ailesine, tıpkı İbrâhim ailesine rahmet eylediğin gibi rahmet et. Allah’ım! Muhammed’e ve Muhammed ailesine, tıpkı İbrâhim ailesine bereket ihsan ettiğin gibi bereket ihsan eyle! Şüphesiz sen övgüye en lâyık ve şanı en yüce olansın.) deyin. Selâm da, bildiğiniz gibidir.’ </strong>buyurdu.” (Müslim, Salât, 65)<br />
<br />
Bunun yanında Peygamber Efendimizin<strong> “Allah’ım, İbrâhim ailesine rahmet ettiğin gibi, Muhammed’e, onun eşlerine ve neslinden gelenlere de rahmet et. Ve İbrâhim ailesini mübarek kıldığın gibi Muhammed’i, onun eşlerini ve neslinden gelenleri de mübarek kıl. Şüphesiz sen, övgüye en lâyık ve şanı en yüce olansın.” </strong>şeklinde salât-ü selâm getirilmesini tavsiye ettiği de rivayet edilmiştir. (Müslim, Salât, 69)<br />
Hz. Peygamber, ashâbına salavât getirme şekillerini öğrettiği gibi nerelerde ve nasıl salavât getireceklerini de öğretmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Özellikle ibadetlerin en faziletlisi olan namazın  Müslim, (Îmân, 137) sonunda tahiyyâtın ardından salât ü selâm getirilmesini istemiştir. Allah Resûlü<i><strong>, “Müezzini duyduğunuz zaman onun söylediklerini siz de söyleyin. Sonra bana salavât getirin. Çünkü kim bana bir kere salavât getirirse Allah ona on defa salavât getirir (merhamet eder). Sonra benim için Allah’tan ‘vesile’ isteyin. Çünkü vesile cennette öyle bir derecedir ki Allah’ın kulları arasından sadece bir kimseye nasip olur. Umarım ki o ben olurum. Benim için vesile dileyen kimseye şefaatim vacip olur.” </strong></i>(Müslim, Salât, 11) buyurmuştur. Yine mescide girerken ve çıkarken salavât getirerek<i><strong>, “Rabbim günahlarımı bağışla, bana rahmet kapılarını aç.” </strong></i>(Tirmizî, Salât, 117) diye dua etmiş, böylece ümmetine örnek olmuştur. Hz. Peygamber cuma günlerinden söz ederken,<i><strong> “...O günde bana çok salavât getirin, çünkü sizin salavâtınız bana arz olunur.”</strong></i> (Ebû Dâvûd, Salât, 200, 201) buyurmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">Salâtüselâm getirmek için belirli bir vakit ve sayı yoktur. Kişi dilediği zaman ve istediği miktarda salâtüselâm getirebilir.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#b22222"><strong>Hadis-i Şeriflerde Salavât</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Abdullah b. Mes’ûd"dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: <strong>“Kıyamet günü insanların bana en yakını, bana en çok salavât getirendir.” </strong>(Tirmizî, Vitr, 21)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Ali b. Ebû Tâlib’in naklettiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: <strong>“Cimri, yanında anıldığım hâlde bana salavât getirmeyen kimsedir.”</strong> (Tirmizî, Deavât, 100)</p>

<p style="text-align:justify">Ebû Hüreyre’nin naklettiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: <strong>“Evlerinizi kabirlere çevirmeyin. Benim kabrimi de bayram yeri hâline getirmeyin. Bana salavât getirin. Çünkü nerede olursanız olun, salavâtınız bana ulaşır.” </strong>(Ebû Dâvûd, Menâsik, 96, 97)<br />
<br />
Ebû Hüreyre"den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur<strong>: “Bana bir kez salavât getirene Allah on kez salavât getirir (rahmet eyler)</strong> ( Müslim, Salât, 70)<br />
<br />
Peygamber Efendimizin tavsiyelerine uyan sahâbenin birçok münasebette ona salavât getirdikleri bilinmektedir. Abdullah b. Ömer Resûlullah’ın (sas) kabri başında durmuş, salavât getirmiş, Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer’e de dua etmişti. Hz. Ömer Safâ ve Merve arasında sa’y yapılırken salavât getirilmesini istemişti. Hz. Ali hutbeye Allah’a hamd ü senâ ve Resûlullah’a salavât ile başlar, Ebû Hüreyre de cenaze namazında salât ü selâm getirirdi.</p>

<p style="text-align:justify">Salât-ü selâm getiren kişi Hz. Peygamber’i andığı gibi Allah’ı da hatırlar, kendilerine böyle yüce bir Peygamber gönderdiği için O’na şükreder. Bu şekilde Allah’ın emrini yerine getirerek Allah ve Resûlü ile iletişim hâlinde olur. Onları hatırlamanın mutluluğunu yaşar. Resûlullah (sas), “Bana salât ve selâm getirin. Çünkü bu sizin için bir arınmadır.” (ibn Hanbel, II, 364) buyururken de salât-ü selâmın bir arınma vesilesi olduğuna işaret etmişti. Bu şekilde zekâtı verilen malın temizlenip arındığı gibi Allah’ı ve Resûlü’nü anan, zikreden kişinin de günahlardan temizlenme imkânı bulacağını belirtiyordu.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#b22222"><strong>Kültürümüzde Salavât</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Şeyh Muhammed b. Süleyman el-Cezûlî’nin (ö. 870/1465)<strong> Delâʾilü’l-hayrât </strong>adlı salavat mecmuası Osmanlı döneminde Türkler arasında rağbet görmüş ve sevap kazanma, Hz. Peygamber’in şefaatine nâil olma, kötü huyları terkedip güzel huylarla bezenme, maddî sıkıntılardan ve günahlardan kurtulma gibi amaçlarla çokça okunmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">Türkiye’de salavat dualarının cuma, bayram ya da sabah namazı vaktinin yaklaşması gibi önemli bir zamanı ya da vefat gibi bir olayı duyurmak üzere minarelerden yüksek sesle okunması âdeti yaygındır.<strong> “Salâ vermek” </strong>şeklinde ifade edilen bu salavatların çeşitli makamlarda bestelenmiş formları da vardır. Bunlar okunuş vesilelerine göre <strong>cuma salâsı, bayram salâsı, cenaze salâsı </strong>gibi adlarla anılır (bk. SALÂ). Türk kültüründe ayrıca damat donatılırken, hacı uğurlanırken ve bir başlık türü olan arakıyyenin şeyh tarafından tarikata intisap eden dervişe törenle giydirilmesini ifade eden arakiyye tekbirlemesinde salavat getirilmesi yaygın bir uygulamadır (DİA, III, 266).<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dini kavramlar</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/salatuselam-ne-demektir</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 15:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/images/haberler/2022/11/salatuselam_ne_demektir_h28929_3e888.jpg" type="image/jpeg" length="21287"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Selam ne demektir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/selam-ne-demektir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/selam-ne-demektir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Selam alıp vermenin hükmü nedir? İslam dininde selamın önemi  Tahiyyât Duası ne anlama gelmektedir?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Selam ne anlama gelmektedir?</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Sözlükte “kusursuz olmak, kurtulmak, rahatlamak” anlamındaki <strong>selâm</strong> Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadislerde “eman, kurtuluş, esenlik, barış” mânaları yanında “selâmlama” anlamında da geçer. Ayrıca cennet için <i>“dâru’s-selâm” </i>adı kullanılmış ve <i>“es-Selâm”</i> , “her türlü eksikliklerden, kusurlardan, değişikliklerden ve yok olmaktan uzak olan, selâmetin kaynağı” mânâsında Allah’ın isimlerinden biri olarak da anılmıştır. Nitekim “Selâm’ın Allah’ın isimlerinden biri olduğunu söyleyen Allah Resûlü, namazlarının sonunda, <i>“Allah’ım, Selâm sensin; selâmet de ancak sendendir.”</i> diyerek dua etmiştir. (Müslim, Mesâcid, 135) Selâmlaşmayı ifade etmek üzere bazı âyetlerde <i>“tahiyye”</i> kelimesinin kullanıldığı da görülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Selamın tam ifadesi En'am suresi 54.ayette geçtiği şekliyle "es-selamüaleyküm"dür ve anlamı "Allah seni esenliğe kavuştursun" demektir. Birisiyle karşılaşıldığında veya birisinin evine girildiğinde selam verilmeli ve kendisine selam verilen kişi de buna daha iyi veya eş değerde (“Size bir selâm verildiğinde ya daha güzeli ile veya dengi ile karşılık verin. Allah, her şeyin hesabını tutmaktadır.”Nisa 86) bir selamla karşılık vermelidir ki, genellikle selama selamla karşılık verilir ve "aleykümselam" denilir.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Selam alıp vermenin hükmü nedir?</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">İslâm âlimleri selâm vermenin sünnet, almanın farz olduğunu ve selâm verenin alana göre daha fazla sevap kazanacağını belirtmiştir (Mevsılî, IV, 164).</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>İslam dininde selamın önemi</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">İslâm’da “selâm”, barışın ve güvenin sembolü, iyi niyetin göstergesidir. Müslümanlar, bu güzel ve anlamlı sözcükle birbirlerine selâmetin kaynağı olan Allah Teâlâ"nın korumasını dileyerek en güzel duayı yapmakta, bu duadan âhirete göçen kardeşlerini de mahrum bırakmamaktadırlar. Allah Resülü’nün öğrettiği Tahiyyât Duası’yla da bütün müminler için selâmet dileyerek sevgi ve kardeşliğe dayalı örnek İslâm toplumuna yaraşır şekilde hareket etmekte, namazlarını da nûrânî dostları olan meleklere selâm vererek ve Rablerinin “selâmetin kaynağı” olduğunu ikrar ederek bitirmektedirler.</p>

<p style="text-align:justify">Kur’ân-ı Kerîm;’de Allah’ın peygamberlere<sup> (</sup>Sâffât, 37/79<sup>)</sup> ve mümin kullarına (Yâsîn, 36/58),<sup> </sup> meleklerin de peygamberlere<sup> </sup> (Hicr, 15/52) ve cennetteki müminlere (Ra’d, 13/24) “selâm” lafzıyla selâm verdiği ve bunun cennet ehlinin selâmlaşması olduğu bildirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca Allah ve meleklerinin Resûlullah’a selâm ettikleri ifade edilerek müminlerin de bu Sevgili Elçi’ye selâm etmeleri, en güzel makamlarda olması için ona hayır duada bulunmaları istenmiştir.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Tahiyyât Duası ne anlama gelmektedir?</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Allah Resûlü, Mi’rac ile Rabbine kavuştuğunda O’nu, <i>“et-Tahiyyâtü lillâhi ve"s-salavâtü ve"t-tayyibât.”</i> (Her türlü selâmlama, ibadet ve güzel övgü Yüce Allah’a aittir.) diyerek selâmlayınca Cenâb-ı Hak da kendisine, <i>“es-Selâmü aleyke eyyühe"n-Nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtüh.”</i> (Ey Peygamber Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun.) sözleriyle karşılık vermişti. Bu güzel ve anlamlı duaya ümmetini de dâhil eden Rahmet Peygamberi"nin, <i>“es-Selâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhi"s-sâlihîn.”</i> (Selâm, hem bizim üzerimize hem de Allah"ın salih kullarına da olsun.) diye eklemişti. Meleklerin şehâdetiyle tamamlanan bu diyalog “Tahiyyât Duası” diye meşhur olmuş, Resûlullah’ın, ashâbına Kur"an’dan bir sûre öğretir gibi titizlikle öğrettiği <i><strong>bu dua, asırlardır ümmetin Rabbine selâmı, Peygamberi’ne ve din kardeşlerine duası olmuştur.</strong></i></p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Peygamberimiz (sas)’in “selam” ile ilgili tavsiyeleri nelerdir?</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Ayrıca Kur'an'a göre, Müslümanlar Hz. Muhammed'e selam etmelidir ve bu da, "Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun" manasına gelen "Sallallahu aleyhi vesellem" demekle olur. Bu itibarla Müslümanlar Hz. Muhammed'in isminin geçtiği her zaman salat selam getirirler. Selam aynı zamanda Allah'ın isimlerinden birisidir ve bu, O'nun hakiki selametin kaynağı olduğunu ifade eder. Nitekim Allah'ın sıfatı olarak Selam, yarattığı varlıkları afet ve belalardan kurtaran, zulmetmeyen, güven arayanları güvene erdiren demektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Resûlullah (sas), Allah Teâlâ’nın, <i>“Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selâm verin.”</i> <span>(</span>Nûr, 24/61<span>) </span> emri doğrultusunda, müminlerin evlerine duayla girmeleri ve ardından selâm vermeleri gerektiği üzerinde önemle durmuştur. Küçücük bir çocukken kendisinin yanına verilen ve böylece nebevî terbiyeyle yetişme fırsatını yakalayan Hz. Enes’e verdiği bir öğütte bu selâmın değerini şöyle ifade etmiştir: <i>“Yavrucuğum! Ailenin yanına girdiğin zaman selâm ver. Bu, senin ve ailen için bereket olur.”</i></p>

<p style="text-align:justify"><i>“Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selâm vermeden girmeyin. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır.”(</i>Nûr, 24/27) âyetinde belirtildiği üzere başkalarının evine girerken selâm vermenin ise ayrı bir önemi vardır. Zira asr-ı saadette, bugünkü gibi korunaklı kapıları olmayan oldukça mütevazı yapılı evlere girişte selâm vermek, içeridekilere birinin geldiğini haber vermeye yarıyor ve giriş için izin istemeyi ifade ediyordu. Nitekim sahâbeden Abdullah b. Büsr, Hz. Peygamber’in bir başkasının evine girişini anlatırken bu hususa dikkat çekmiştir: “Allah Resûlü, birinin kapısına geldiği zaman kapının tam karşısında durmazdı. Sağa ya da sola çekilirdi ve <i>"es-Selâmü aleyküm, es-selâmü aleyküm."</i> derdi. Çünkü o günlerde evlerin (kapıları) üzerinde perdeler yoktu.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 127-128) Resûlullah(sas), kendisini görmeye gelenlerin de selâm vererek izin istemesi gerektiğini bildirmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Selâmlaşmaya verilen önemi idrak eden ashâb da bu konuda hassasiyet göstermiştir. Hz. Peygamber’e bağlılığıyla meşhur sahâbî Abdullah b. Ömer’in alışverişi sevmediği hâlde yalnızca gördüğü kimselere selâm vermek için çarşıya çıktığı nakledilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Selâm vermeyi “sadaka” olarak nitelendiren Resûl-i Ekrem, kendi sağlığında selâmlaşmaya büyük önem vermiş, erkek kadın, genç yaşlı kimseyi selâmından mahrum bırakmamıştır. Özellikle kadınlara<sup> </sup>ve çocuklara selâm vererek ashâbına örneklik etmiştir. Selâm verirken uyuyan kimseleri uyandırmamaya özen göstermiş, bununla birlikte duyulduğundan emin olmak için olsa gerek selâmını bazen üç kere tekrarlamıştır. Kendisine gönderilen selâmı alarak selâmın sahibine de onu iletene de dua etmiştir.<sup> </sup>Ayrıca zaman zaman Medine'nin kabristanı Bakî’e gidip, <strong><i>“Selâm size ey müminler diyarı! Size yarın verileceği vaad olunan şey verilmiştir. Sizler bekletilmedesiniz, inşallah biz de size katılacağız. Allah'ım Bakî'de yatanlara mağfiret et.”</i></strong> diyen Allah Resûlü, âhirete göçen müminlere de selâm vermeyi Müslümanlar arasında bir âdet hâline getirmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Allah Resûlü(sas), küçüğün büyüğe, bir vasıta üzerinde gidenin yürüyene, yürüyenin veya ayakta olanın oturana, sayı bakımından az olan topluluğun çok olana selâm vermesinin uygun olacağını bildirerek ashâbına selâmlaşma âdâbını öğretmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Topluluk içerisinden bir kişinin selâm vermesini ya da verilen selâmı bir kişinin almasını yeterli görmüş,<sup> </sup> bir topluluktan ayrılırken de selâmla ayrılmanın güzel olduğunu ifade etmiştir.Tuvalet ihtiyacını gidermekte olan veya bunun gibi uygunsuz durumlardaki kişilere selâm vermeyi yasaklamış,böyle bir vaziyette Allah’ın adını anmayı hoş görmediğinden hacetini giderirken kendisine selâm verenlerin selâmını almamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Müslümanlar bir araya geldiklerinde söze ilk önce selâmla başlarlar. Bu âdâb, İslâm kültüründe,<i><strong> “es-Selâm, kable'l-kelâm.” (Selâm, kelâmdan öncedir.) </strong></i>şeklinde ifade edilmiştir. Karşılaştığı kimseye <i>“<strong>es-Selâmü aleyke”</strong></i><strong> </strong>diyen kişi, ona kendisiyle dost olduğunu bildirmekte, kendisinden ona bir zarar gelmeyeceğini beyan etmektedir. Dolayısıyla Resûlullah"ın, <i>“elinden ve dilinden başkalarının güvende olduğu kimse” </i>olarak tanımladığı “Müslüman”ın konuşmaya “selâm” vererek başlaması oldukça manidardır.<strong> Selâm, Müslümanların parolasıdır.</strong> Allah'ın selâmıyla selâm veren kişi Müslümanlığını beyan etmiş demektir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>#KEŞFET, Dini kavramlar</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/selam-ne-demektir</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 00:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/03/selam-ne-demektir.jpg" type="image/jpeg" length="73110"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Terviye ne demektir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/terviye-ne-demektir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/terviye-ne-demektir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Terviye günü ne demektir? Terviye gününün önemi nedir?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Terviye ne anlama gelmektedir?</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Terviye kelimesi sözlükte "bir işi aceleye getirmeyip enine boyuna düşünmek, sulamak, suya kandırmak, rivâyet ettirmek" gibi anlamlara gelmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Terviye günü ise, Zilhicce ayının 8. günü, yani Kurban Bayramı arifesinden bir önceki gündür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Terviye hac menâsikinin ifasına başlanılan ilk gün olması bakımından önem taşır.</p>

<p style="text-align:justify">Terviye gününde hacı adayları Arafat'a gitmek üzere Mekke'den Mina'ya doğru hareket ederler. Hacı adayları sıcak bir iklimde susuz bir sahayı kat edeceklerinden, genelde hazırlık olmak üzere kurban edecekleri hayvanlarını iyice sulayıp kandırdıkları için bu isim verilmiştir. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dini kavramlar</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/terviye-ne-demektir</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 10:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/06/terviye-ne-demektir.jpg" type="image/jpeg" length="32002"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Namaz kılınması mekruh olan vakitlerde tavaf namazı kılınabilir mi? Tavaf, geri geri yürüyerek yapılırsa geçerli olur mu?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/namaz-kilinmasi-mekruh-olan-vakitlerde-tavaf-namazi-kilinabilir-mi-tavaf-geri-geri-yuruyerek-yapilirsa-gecerli-olur-mu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/namaz-kilinmasi-mekruh-olan-vakitlerde-tavaf-namazi-kilinabilir-mi-tavaf-geri-geri-yuruyerek-yapilirsa-gecerli-olur-mu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Namaz kılınması mekruh olan vakitlerde tavaf namazı kılınabilir mi? Tavaf, geri geri yürüyerek yapılırsa geçerli olur mu?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Hanefî mezhebine göre tavaf yapıldıktan sonra kerâhet vakti değilse, ara vermeden tavaf namazı kılmak efdaldir. Mekruh vakitlerde ise daha sonraya tehir edilir (Haddâd, el-Cevhera, I, 83). Şâfiî mezhebine göre ise tavaf namazının kerâhet vaktinde kılınmasında hiçbir sakınca yoktur (Nevevî, el-Mecmû‘, VIII, 57).</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Tavaf, geri geri yürüyerek yapılırsa geçerli olur mu?</strong></p>

<p style="text-align:justify">Tavaf geri geri yürüyerek yapılırsa iade edilmelidir. İade edilmezse Hanefîlere göre dem gerekir (Kâsânî, Bedâi‘, II, 130). Şâfiî mezhebine göre ise, bu şekilde yapılan tavaf geçerli olmaz; yeniden yapılması gerekir (Şâfiî, Ümm, II, 452). Bazı şavtlarda böyle yapılırsa bu şavtların iadesi yeterlidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dini kavramlar</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/namaz-kilinmasi-mekruh-olan-vakitlerde-tavaf-namazi-kilinabilir-mi-tavaf-geri-geri-yuruyerek-yapilirsa-gecerli-olur-mu</guid>
      <pubDate>Thu, 07 May 2026 09:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/images/haberler/2019/07/namaz_kilinmasi_mekruh_olan_vakitlerde_tavaf_namazi_kilinabilir_mi_tavaf_geri_geri_yuruyerek_yapilirsa_gecerli_olur_mu_h6819_eb7b7.jpg" type="image/jpeg" length="46591"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Şavt ne demektir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/savt-ne-demektir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/savt-ne-demektir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şavt ne anlama gelmektedir? Bir tavaf kaç şavttır? Bir sa'y kaç şavttır?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Şavt ne anlama gelmektedir?</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Sözlükte "tur, bir turluk koşu, işin bir kısmı, gaye, mesafe" gibi anlamlara gelen şavt, dinî bir kavram olarak, tavafta Hacer-i Esved'den başlayıp Hatîmin dışından Kâbe'nin etrafında bir defa dolaşmayı; sa'yde ise, Sâfâ ile Merve arasındaki her bir gidiş ve gelişi ifade eder.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Bir tavaf yedi şavttan oluşmaktadır. Hâcer-i Esved'den başlayıp yedi defa Kâbe'nin etrafında dönmek bir tavaf, her bir dönüş de bir şavttır.</p>

<p style="text-align:justify">Sa'yde Safâ ile Merve arasındaki her bir gidiş ve geliş birer şavttır.</p>

<p style="text-align:justify">Sa'y yedi şavttan oluşmaktadır. </p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dini kavramlar</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/savt-ne-demektir</guid>
      <pubDate>Tue, 05 May 2026 09:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/05/savt-ne-demektir.jpg" type="image/jpeg" length="95384"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ef’al-i Mükellefin nedir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/efal-i-mukellefin-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/efal-i-mukellefin-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ef’al-i Mükellefin ne demektir?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkçe “mükelleflerin fiilleri” anlamına gelir.</p>

<p>Dinen yükümlü sayılan insanların (buluğa eren her akıllı Müslüman) davranışları ve bunlarla ilgili hükümlerdir.</p>

<p>Farz, vâcip, sünnet, mendup, mubah, mekruh ve haram şeklinde yedi kısma ayrılır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnsan başıboş yaratılmamıştır. Kişi yapıp ettiklerinden, sözlerinden ve eylemlerinden sorumludur. “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder?” (Kıyamet, 75/36)</p>

<p>“Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.” (Ahzab, 33/72)</p>

<blockquote class="instagram-media" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/reel/DJGkW05hMoT/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div>
<div>
<div style="background-color:#f4f4f4; margin-right:14px"></div>

<div>
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>
</div>
</div>

<div></div>

<div style="margin-left:auto; margin-right:auto"></div>

<div>
<div style="color:#3897f0"><a href="https://www.instagram.com/reel/DJGkW05hMoT/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" rel="nofollow" style="text-align:center" target="_blank">Bu gönderiyi Instagram'da gör</a></div>
</div>

<div></div>

<div>
<div>
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4; margin-left:2px; margin-right:14px"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>
</div>

<div style="margin-left:8px">
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div></div>
</div>

<div style="margin-left:auto">
<div></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div></div>
</div>
</div>

<div>
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>
</div>

<p style="color:#c9c8cd; text-align:center"><a href="https://www.instagram.com/reel/DJGkW05hMoT/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" rel="nofollow" style="color:#c9c8cd" target="_blank">Dijital İlmihal (@dijital.ilmihal)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<script async src="//www.instagram.com/embed.js"></script></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dini kavramlar</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/efal-i-mukellefin-nedir</guid>
      <pubDate>Mon, 04 May 2026 09:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2025/05/50-efal-i-mukellefin.png" type="image/jpeg" length="37494"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kabe ne demektir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/kabe-ne-demektir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/kabe-ne-demektir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeryüzündeki ilk mabet olan Kabe, ilk olarak ne zaman inşa edilmiştir? Kâbe'nin isimleri nelerdir ? Kabe'nin örtüsü nerede dikiliyor?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Kâbe ne anlama gelmektedir? </strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Sözlükte "küp şeklinde nesne " anlamına gelen Kâbe, Mekke'de Mescid-i Haram denilen Cami-i Şerîfin ortasında yaklaşık 13 metre yüksekliğinde, taştan yapılmış dört köşeli binanın adıdır. Bu köşelerden herbirinin ayrı ismi vardır: Doğu köşesine "Rükn-i Hâcer-i Esved" veya "Rükn-i Şarkî", güney köşesine "Rükn-i Yemânî", batı köşesine "Rükn-i Şâmî", Kuzey köşesine de "Rükn-i Irakî" denir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Kur’ân-ı Kerîm’de adı iki defa geçen Kâbe’ye (el-Mâide 5/95, 97) bir kısmı yine Kur’an’da yer alan Beyt (el-Bakara 2/125, 127, 158; Âl-i İmrân 3/96, 97; el-Enfâl 8/35; el-Hac 22/26; Kureyş 106/3), Beytullah, el-Beytü’l-atîk (el-Hac 22/29, 33), el-Beytü’l-harâm (el-Mâide 5/2, 97), el-Beytü’l-muharrem (İbrâhîm 14/37), el-Mescidü’l-harâm (el-Bakara 2/144, 149, 150; el-Mâide 5/2; et-Tevbe 9/7, 19, 28), el-Beytü’l-ma‘mûr (et-Tûr 52/4), el-Meş‘arü’l-harâm, Beniyye, Devvâre, Kâdis, Kıble, Hamsâ, Müzheb gibi çeşitli isimler de verilmiştir; halk arasında daha çok Kâ‘be-i Muazzama tabiri kullanılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Allah'a ibâdet olunmak üzere, yeryüzündeki ilk yapılan binâ ve Müslümanların kıblesi olan Kâbe'nin kuzey batı tarafında Hatîm ve Mîzâb-ı Kâbe, kuzey-doğu duvarında kapı, kuzey-doğu duvarı karşısında Makam-ı İbrahim ve Zemzem kuyusu, doğu köşesinde Hacer-i Esved vardır.</p>

<p style="text-align:justify">İnsanlar için kurulan ilk mabet olduğu Kur’an’da açıkça ifade edilen <strong>Kâbe</strong>, rivayetlere göre, Hz. Adem (as) veya oğlu Hz. Şit (as) tarafından bina edilmiştir. Zamanla tahrip olan <strong>Kâbe</strong>’nin duvarları aşınmış, hatta bazen sel gibi doğal afetler yüzünden yerle bir olmuştur. Bu nedenle <strong>Kâbe</strong>, tarihin farklı dönemlerinde zaman zaman yeniden yapılmış veya kısmî tadilatlar görmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">Halk arasında Allah'ın evi anlamında Beytullah ismi ile anılan Kâbe, yeryüzündeki ilk ibadet yeri olmasının yanı sıra özellikle namaz ve hacla ilgili belirli şartların yerine getirilmesi bakımından da ayrı bir öneme sahiptir. Kâbe’nin bulunduğu yöne yani kıbleye doğru yönelmek namazın şartları arasında yer alır. Bununla beraber Hac ve umre ibadetinin rükünlerinden biri olan tavaf da Kâbe’nin etrafında yedi defa dönülerek yapılır.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Kâbe örtüsü</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Kâbe’nin üzerinde hac ayetlerinin yazılı olduğu siyah ipek örtü her sene değiştirilmiş ve değiştirilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Kâbe’nin dört tarafını çevreleyen yazı kuşağı (hizâm) birbirine eklenmiş on altı parçadan oluşur; uzunluğu 45 m., genişliği 0,95 metredir. Bu kuşağın altında yine on altı parçadan meydana gelmiş, ancak birbirine eklenmeden aralarına içlerinde âyet ve esmâ-i hüsnâ yazılı daireler konmuş ikinci bir kuşak vardır. Örtünün kendisi de kitâbeli olarak dokunmuştur. Birbiri içine giren üçgenler arasında lafza-i celâl, kelime-i tevhid ve “Sübḥânallāhi ve bi-ḥamdihî sübḥânallāhi’l-ʿaẓîm” ibaresi yazılıdır.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Kabe'nin örtüsü nerede dikiliyor?</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Kabe'nin örtüsü Kisve-i Şerif, Mekke-i Mükerreme'de 300 işçinin tam gün çalıştığı Kral Abdulaziz Kisve-i Şerif Kompleksi'nde imal ediliyor. Beytullahın dört duvarını kaplayan ve bir hicri yıl boyunca Kabe üzerinde takılı duran Kisve-i Şerif, saf ipekten örülüyor.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Değitirilen Kabe örtüsünün eskisi ne yapılıyor?</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Her yıl yenisiyle kurban bayramı arefesinde değiştirilen Kâbe örtüsünün eskisi zemzem suyuyla yıkandıktan sonra müzelerde sergilenmesi için farklı İslâm ülkelerine ve hediye olarak İslâm dünyasındaki çeşitli kişilere hediye ediliyor.</p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dini kavramlar</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/kabe-ne-demektir</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Apr 2026 10:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/05/kabe-ne-demektir.jpg" type="image/jpeg" length="97022"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cuma ne demektir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/cuma-ne-demektir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/cuma-ne-demektir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslümanlar için büyük önem arz eden cuma gününün önemi nedir? Cuma gününde yapılması tavsiye edilen sünnetler nelerdir?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><strong><span style="color:#e74c3c">Cuma ne anlama gelmektedir?</span></strong></h3>

<p style="text-align:justify">Kelime olarak "toplamak, toplanmak" demektir cuma. Aynı zamanda Müslümanlar için büyük önem arz eden, haftanın günlerinden birinin adıdır.</p>

<p style="text-align:justify">İslâm’dan önceki dönemde haftanın altıncı gününe arûbe denirdi. Sözlükler bu kelimenin Arapça olmadığını belirtmiş, araştırmacılar da Ârâmî kökenli olduğunu tesbit etmişlerdir (Goitein, <i>MW</i>, XLIX/1-4, s. 188). Ârâmî dilinde “arefe günü” anlamına gelen arûbe, yahudilerin cumartesine hazırlık yaptıkları ve bunun için Medine’de sabahtan öğleye kadar pazar kurdukları bir gündü. Bu güne cuma adının verilmesini, Kureyş’in atalarından olup bu günde kavmini toplayan, kendilerine öğüt veren ve Harem’e saygı göstermelerini emreden Kâ‘b b. Lüeyy’e kadar götürenler olduğu gibi, hicretten önce Medine’de ensar tarafından toplantı ve ibadet günü olarak seçilmesine bağlayanlar ve ismi bu tarihten itibaren başlatanlar da vardır (İbnü’l-Cevzî, VIII, 264; İbn Hacer, V, 3-4). Bu günün cuma adını alması bilhassa toplantı günü olmasından kaynaklanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Bununla beraber, Kur'ân-ı Kerim'deki 62. surenin adı da Cuma'dır.</p>

<p style="text-align:justify">Sûrede, “Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında hemen namaza gidin ve alışverişi bırakın” (el-Cum‘a 62/9) meâlindeki âyet, cuma namazının farz kılınmasından önce de günün bu adla anıldığına ve bir toplantı günü olduğuna işaret etmektedir.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Cuma Gününün Önemi</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Cuma gününün Müslümanlar için önemli olması, İslâm dininde, haftalık ibadet günü olarak seçilmesi ve hadislerde bu günün bir bayram olduğunun belirtilmesindendir. Nitekim Hz. Peygamber(sas), Cuma günü hakkında, "Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür. Çünkü Hz. Âdem o gün yaratıldı, o gün Cennete girdi ve o gün Cennetten çıkarıldı." buyurmuştur. Başka bir hadislerinde de, bu günde yapılan duaların kabul edileceği bir icabet saatinin bulunduğunu belirtmiştir. Cuma gününün Müslümanlar için önemli bir gün olmasının sebeplerinden birisi de, bu günde kılınan ve Müslümanları bir araya toplayan Cuma namazıdır.  İslâm dünyasının her tarafından müslümanların bir araya geldiği en büyük toplu ibadet olan hac, arefe gününün cumaya rastlaması halinde <strong><i>“hacc-ı ekber” (büyük hac) </i></strong>olarak anılır. </p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Cuma gününün sünnetleri</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Boy abdesti almak (bazı âlimlere göre farzdır), bıyıkları kısaltma, tırnak kesme vb. bedenî temizlikleri yapmak, misvak veya fırça ile dişleri temizlemek, güzel elbise giymek, güzel koku sürünmek, camiye erkenden gitmek, Kehf sûresini okumak, camileri temizleyip kokulandırmak, sabah namazında Secde ve Dehr sûrelerini, cuma namazında ise Cum‘a ve Münâfikūn veya A‘lâ ve Gāşiye sûrelerini okumak, çokça dua ve zikir yapmak, Hz. Peygamber’e salâtüselâm getirmek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Cuma günü yapılması sakıncalı olan belli başlı hususlar</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">İmam minbere çıkıp iç ezanın okunmasından itibaren namaz kılınıncaya kadar alışveriş ve benzeri bir dünya işiyle meşgul olmak Hanefîler’e göre tahrîmen mekruh, çoğunluğu oluşturan diğer fukahaya göre ise haramdır.</p>

<p style="text-align:justify">Cuma günü namaz vakti girdikten sonra namazı kılmadan yolculuğa çıkmak Hanefîler’e göre mekruh, Mâlikîler’e göre haramdır. Vakit girmeden önce çıkmak ise câizdir. Şâfiîler’le Hanbelîler, ister vakit girsin ister girmesin, cuma namazını kılmadan yolculuğa çıkmanın haram olduğunu kabul etmişlerdir. Ancak sabah fecirden önce yolculuğa çıkmak câiz olduğu gibi yolda kılma imkânının bulunması veya hac yolculuğu gibi dinî bir gerekliliğin bulunması halinde de yolculuğa çıkılabilir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>#KEŞFET, Dini kavramlar</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/cuma-ne-demektir</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/02/cuma-ne-demektir.jpg" type="image/jpeg" length="61675"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Maşallah ne anlama gelmektedir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/masallah-ne-anlama-gelmektedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/masallah-ne-anlama-gelmektedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Maşallah kelimesinin anlamı nedir? Maşallah nasıl yazılır? Maşallah ne demektir?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><span><strong>Maşallah ne demektir?</strong></span></span></h3>

<p style="text-align:justify">Maşallah <strong>üç kelime</strong>den oluşmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">“Şey” anlamına gelen “ma”, istedi,diledi," anlamına gelen "şâe" fiili ve Allah ismi.</p>

<p style="text-align:justify">Maşallah (mâ şâa’llāh) "Allah dileyince her şey olur” mânasına gelir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu tabir ilâhî iradenin her yerde geçerli olduğunu ifade eden,<strong> "Allah’ın dilediği olur, dilemediği olmaz"</strong> anlamındaki hadise de (Ebû Dâvûd, "Edeb", 101) işaret eder ve bu cümlenin kısaltılmış hali ise<strong> "Maşallah"</strong>dır.</p>

<p style="text-align:justify">Türk toplumunda <strong>"Allah’ın dediği olur" </strong>şeklinde ifade edilmektedir.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><span><i><strong>K</strong></i><strong>ur'an-ı Kerim'de ve Hadis-i Şeriflerde "Maşallah" kelimesi</strong></span></span></h3>

<p style="text-align:justify"><strong>Mâşallah </strong>ifadesi Kur’ân-ı Kerîm’in dört âyetinde yer alır ve bunların üçünde istisna edatı olan "illâ" ile kullanılarak<strong> "Allah’ın dilediği hariç" </strong>mânasına gelir. (el-A‘râf 7/188; Yûnus 10/49; el-A‘lâ 87/7)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">A'râf Suresi - 188 "De ki: Ben kendim için,<i><strong> Allah’ın dilediği dışında</strong></i> ne bir fayda elde edebilirim ne de zarardan kurtulabilirim. Eğer gaybı biliyor olsaydım elbette bundan çok faydalanırdım, başıma kötülük de gelmezdi. Ben yalnızca inanan bir toplum için uyarıcı ve müjdeleyiciyim."</p>

<p style="text-align:justify">Kehf sûresindeki âyette ise (18/39) biri mümin, diğeri münkir iki kişi arasında geçen konuşmada müminin diğerine, "Bahçene girdiğin zaman,<i> '<strong>Mâşallah (Allah dilemiş de olmuş)</strong></i>, kuvvet yalnız Allah’a aittir' deseydin!" şeklinde tavsiyede bulunduğu ifade edilir. Bu âyetteki mâşallahın, bahçedeki bütün güzelliklerin Allah’ın iradesiyle meydana geldiğini belirtmeye ve lutfettiği nimetlere karşılık O’na hamdetmeye yönelik olduğu anlaşılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Çeşitli hadis rivayetlerinde mâşallah ifadesinin kullanıldığı görülmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Hz. Peygamber’in (sas), hoşa giden bir şeyin görülmesi halinde "mâ şâallah lâ kuvvete illâ billâh" (Allah’ın dilediği olur, bütün güç ve kudret O’na aittir) denilmesini  (Beyhakī, Şuʿabü’l-îmân, IV, 90), ayrıca sabah kalkıldığında veya akşam yatmadan önce<strong> "mâ şâallahu kân ve mâ lem yeşe’ lem yekün" (Allah’ın dilediği olur, dilemediği olmaz) </strong>şeklinde dua edilmesini tavsiye ettiği nakledilmektedir (Ebû Dâvûd, “Edeb”, 101).</p>

<p style="text-align:justify"><strong>"Maşallah" </strong>tabiri halkın dilinde bir <strong>güzellik, iyilik,nimet ve başarı karşısındaki hayret ve takdir ifadesi </strong>olarak ve güzellikleriyle dikkat çeken ve çok beğenilen şeylerin nazardan korunması amacıyla,<strong> "Ne güzel, Allah kötü bakışlardan saklasın" </strong>anlamında kullanılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Mâşallah demek müslümanlar arasında yaygın bir gelenek haline gelmiştir. Yine nazara karşı, güzel binalara vb. yerlere üzerinde mâşallah ibaresi olan levhaların takılması da âdetlerdendir.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span><i><span style="color:#ff8c00"><strong>Maşallah nasıl yazılır?</strong></span></i></span></h3>

<p style="text-align:justify">Mâşallah, Maşallah ve ما شاء الله şeklinde yazılır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dini kavramlar</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/masallah-ne-anlama-gelmektedir</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 12:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/images/haberler/2022/11/masallah_ne_anlama_gelmektedir_h28219_e2e8e.jpg" type="image/jpeg" length="53359"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İhlas ne demektir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/ihlas-ne-demektir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/ihlas-ne-demektir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İhlas ne anlama gelmektedir? Hadis-i şeriflerde ihlas, Peygamberimiz (sas)'in duası]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>İhlas ne anlama gelmektedir?</strong></span></p>

<p style="text-align:justify">İhlâs kelimesi sözlükte, saf, katışıksız, arı ve duru olmak, bir şeyi hâlis kılmak, halis olmak, özünü almak ve seçmek demektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Din ıstılahında ise iman, ibadet, itaat, ahlâk, amel ve dua gibi her türlü dinî görevleri, halkın övme ve beğenmesini, yerme ve kınamasını düşünmeksizin sırf Allah için iyi ve halis bir niyetle yapmak, şirk, nifak, gösteriş ve duyurma gibi şâibelerden uzak durmak, söz, fiil ve davranışlarında samimi ve dosdoğru olmak demektir.</p>

<p style="text-align:justify">İhlâs, Allah ile kul arasında bir sırdır. Öyle bir sır ki onu melek bilip yazamaz, şeytan bilip ifsat edemez. Çünkü "ihlâs" kalbe ait bir ameldir ve bunu ancak kişinin kendisi ile Allah bilebilir. İhlâsın irade, kasıt ve niyetle doğrudan ilgisi vardır. Amel, ihlâssız ve niyetsiz ibadete dönüşmediği gibi ihlâssız ve niyetsiz ibadet de makbul değildir. Zira ameller niyetlere göre değer kazanır veya kaybeder. Bir amel sırf Allah için yapılırsa "ihlâs", sırf gösteriş için yapılırsa riya olur. Riya ise gizli şirk olup, Allah rızasının dışında bir amaçla yapılan ibadetlerin Allah katında bir değeri yoktur.</p>

<p style="text-align:justify">Peygamber Efendimiz (sas)’in, “Sen bendensin, ben de senden!” diyerek övdüğü sahâbî Ebû Ümâme el-Bâhilî’nin anlattığına göre, bir adam Peygamberimize gelerek, “Şöhret ve kazanç (ganimet) elde etmek için savaşan kimse hakkında ne dersin?” diye sordu. Resûlullah (sas), “Onun için hiçbir şey yoktur.” dedi. Adam sorusunu üç defa tekrarladı. Allah Resûlü de her defasında, “Onun için hiçbir şey yoktur.” diyerek böyle bir adamın mükâfat elde edemeyeceğini belirtti ve ardından şöyle buyurdu: “Allah, ancak samimiyetle sadece kendisi için ve rızası gözetilerek yapılan ameli kabul eder.” (Nesâî, Cihâd, 24)</p>

<p style="text-align:justify">Peygamber Efendimiz (sas)’in ifadesinden de anlaşılacağı üzere,“iş, davranış ve ibadetleri gösteriş ve çıkar kaygılarından arındırıp sadece Allah için yapmak” mânâsına gelen ihlâs, Kur’an’da peygamberlerin başlıca nitelikleri arasında sayılmış ve âyetlerde ihlâslı kimselerden övgüyle söz edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Sevgili Peygamberimiz (sas), pek çok hadisinde ihlâsın önemine işaret etmiş ve insanları ihlâslı ve samimi olmaya çağırmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Ebû Ümâme el-Bâhilî"nin naklettiğine göre…</p>

<p style="text-align:justify">Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur:</p>

<p style="text-align:justify">…<i><strong>“Allah, ancak samimiyetle sadece kendisi için ve rızası gözetilerek yapılan ameli kabul eder.</strong></i>”</p>

<p style="text-align:justify">Temîm ed-Dârî anlatıyor:<strong><i>“Hz. Peygamber (sas), "Din samimiyettir." </i></strong>buyurdu.</p>

<p style="text-align:justify">Biz, <strong>"Kime karşı (samimiyet)?"</strong> deyince,<strong> "Allah’a, Kitabı’na, Resûlü’ne, Müslümanların idarecilerine ve bütün Müslümanlara." </strong>buyurdu.” (Müslim, Îmân, 95)</p>

<p style="text-align:justify">Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: <strong>“Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.”</strong> (Müslim, Birr, 34)</p>

<p style="text-align:justify">Enes b. Mâlik’ten rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur:<strong> “Kim hiçbir ortağı olmayan, tek olan Allah’a ihlâsla ibadet ederek, namazı dosdoğru kılarak, zekâtı vererek dünyadan ayrılırsa, Allah kendisinden razı olduğu hâlde ölmüş olur.”</strong> (İbn Mâce, Sünnet, 9)</p>

<p style="text-align:justify">Peygamber Efendimiz (sas) gizliliğe ve dolayısıyla ihlâsa daha yakın olduğu için gece namazını teşvik etmiş ve farz namazlardan sonra en değerli namazın gece namazı olduğunu bildirmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">İbadetlerin az veya çok olması değil, ihlâsla yapılmış olması önemlidir. Onun için Hz. Ali, “Amelin az olup olmamasını değil, makbul olmasını önemseyin.” uyarısında bulunmuştur. Zira amelin kabulü, büyük ölçüde ihlâsla yapılmış olmasına bağlıdır. Hz. Peygamber’in Yemen’e gönderdiği genç sahâbîsi Muâz b. Cebel, kendisine tavsiyede bulunmasını isteyince Allah’ın Elçisi, <strong>“İnancında samimi (ihlâslı) ol. O zaman sana az amel de yeter.”</strong> buyurarak ihlâs ve samimiyetin önemine dikkat çekmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Allah Resûlü (sas), namazlarının ardından, <i>“...<strong>Allah’m! Ey Rabbimiz ve her şeyin Rabbi! Beni ve ailemi dünya ve âhirette her an sana ihlâsla bağlı kıl. Ey yücelik ve ikram sahibi!..”</strong></i><strong> </strong>duasıyla Cenâb-ı Hakk’a niyazda bulunmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">Onun yakın arkadaşları da gösteriş ve dünyevî çıkar gözetilerek yapılan amellerin âhirette işe yaramayacağını bildikleri için O’nun gibi ihlâs ve samimiyetle hareket etmişlerdir. Bu yüzden Hz. Ömer,<strong> “Allah’ım! Amelimin hepsini salih ve sadece senin rızana has kılınmış eyle ve amelime hiçbir şeyi ortak etme.”</strong> diye dua etmiştir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dini kavramlar</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/ihlas-ne-demektir</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Apr 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/05/ihlas-ne-demektir.jpg" type="image/jpeg" length="13700"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Arefe nedir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/arefe-nedir-arefe-gunu-yapilacak-dua</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/arefe-nedir-arefe-gunu-yapilacak-dua" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Arefe ne anlama gelmektedir? Arefe günü ne demektir? Vakfe yapılan yere Arafat denmesinin nedeni]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Arefe ne anlama gelmektedir?</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Arefe haccın en önemli farzı olan <a href="https://islamansiklopedisi.org.tr/vakfe" rel="nofollow" target="_blank">vakfe</a>nin yapıldığı yerin (Arafat) diğer adıdır. Vakfe, kurban bayramının bir gün öncesi olan zilhicce ayının dokuzuncu günü burada yapıldığından bu güne <strong>yevmü arefe</strong> (arefe günü) veya Türkçe’de kısaca arefe (arife) denilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Kurban bayramından bir gün öncesine mahsus olan arefe tabiri, Türkçe’de ramazan bayramından bir gün öncesi için de kullanılmaktadır. Bunun gibi, belli gün ve bayramlardan bir gün öncesine veya önemli bir olay ya da olayların cereyan ettiği bir dönemden önceki günlere de Türkçe’de arefe denmektedir.</p>

<p>Kelime olarak “bilme, anlama, tanıma” gibi mânalara gelen bir kökten türemiş olan arefe ve Arafat kelimeleri aynı yerin adlarıdır.</p>

<p>Terviye ve arefe gününün adlandırılmasıyla ilgili bir görüş şöyledir:</p>

<p>Hz. İbrâhim zilhicce ayının 8. gecesi rüyasında oğlunu kurban ettiğini görünce rüyanın Rahmandan mı şeytandan mı olduğunu <strong>düşünür</strong>, bu nedenle bu geceye terviye gecesi denmiştir.</p>

<p>Zilhiccenin dokuzuncu gecesi de aynı rüyayı görünce Rahmandan olduğunu <strong>anlar</strong>. Bu geceye de arefe denilir.<strong> </strong></p>

<p>Ayrı rüyayı bir kez daha görünce oğlunu kurban etmeye götürür. Bu güne de “eyyâm-ı nahr” yani kurban kesim günleri denir.</p>

<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Vakfe yapılan yere Arafat denmesinin nedeni</strong></span></h3>

<p>Bu yere Arafat adının veriliş sebebi kesin olarak bilinmemekte ise de bazı görüşler ileri sürülmektedir.</p>

<p>Hz. Âdem ile Hz. Havvâ’nın yeryüzüne indikten sonra burada buluşup tanışmalarından dolayı buraya Arafat veya Arefe dendiği kaynaklarda zikredilmiştir.</p>

<p>Ayrıca dünyanın her tarafından gelen insanların bu yerde birbirleriyle görüşüp tanışmaları sebebiyle bu adın verildiği de ileri sürülen görüşler arasındadır.</p>

<h3><strong><span style="color:#e74c3c">En hayırlı </span><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/haberleri/dua" target="_blank" title="dua"><span style="color:#e74c3c">dua</span></a></strong></h3>

<p>Arefe, Bayramın müjdecisidir. Peygamberimiz, <strong>“ En hayırlı, kabulü şayan olan dua, Arefe günü yapılan duadır.” </strong>(Tirmizî, Dua, 8; Malik, Dua, 500) buyurmuşlardır.</p>

<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Arefe günü yapılacak dua ve zikirler</strong></span></h3>

<p>Mübarek geceleri idrak eden mümin bu gecelerde nafile veya kaza namazı kılar, Allah’ı tesbih eder, Kur’ân okur, dua ve niyazda bulunur.</p>

<p>Peygamberimiz (sas); <strong>“Duaların en faziletlisi, arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz,</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>لَا إلَهَ إلَّا اللَّهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ</p>

<p><strong>Okunuşu</strong>: “Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve ‘alâ külli şey’in kadîr.” Anlamı: “Allah’tan başka ilâh yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, her şeye kâdirdir” sözüdür buyurmuştur. (Tirmizî, De’avât, 126)</p>

<p>Anlamı: “Allah’tan başka ilâh yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, her şeye kâdirdir” sözüdür buyurmuştur. (Tirmizî, De’avât, 126)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dini kavramlar</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/arefe-nedir-arefe-gunu-yapilacak-dua</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 14:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/06/arefe-nedir-arefe-gunu-yapilacak-dua.jpg" type="image/jpeg" length="33389"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kadir Gecesi ne demektir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/kadir-gecesi-ne-demektir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/kadir-gecesi-ne-demektir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadir gecesinin Kur’ân-ı Kerîm ve hadislerdeki önemi nedir? Kadir suresinin anlamı, Kadir gecesinde okunması tavsiye edilen dua]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Kadir ne anlama gelmektedir?</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Kadir kelimesi sözlükte<strong> “hüküm, şeref, güç, takdir, azamet, yücelik”</strong> gibi anlamlara gelmekle beraber, dinî literatürde<strong> “leyletü’l-Kadr” </strong>şeklinde Kur’ân-ı Kerîm’in indirildiği gecenin adı olarak kullanılmaktadır. Aynı adı taşıyan ve bu gecenin fazileti hakkında nâzil olan 97. sûrede Kur’an’ın Kadir gecesinde indirildiği, bu gecenin bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Allah’ın insanlara peygamberler vasıtasıyla son hitabı ve nihaî mesajı olan Kur’an’ı indirmesi insanlığın hidayetinde bir dönüm noktası teşkil ettiği için bu olayın gerçekleştiği gece özel bir anlam taşımaktadır. Nitekim Kadir gecesinin önemine işaret eden bir hadiste, önceki ümmetlerin uzun ömürlü olmaları sebebiyle fazla sevap kazanma imkânına sahip bulunmalarına karşılık Müslümanlara Kadir gecesinin verildiği belirtilmiştir. Başka bir hadiste de <strong><i>“Her kim inanarak ve (sevabını Allah'tan) umarak Kadir gecesini ibadetle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır. Her kim Ramazan orucunu, inanarak ve (mükâfatını Allah'tan) umarak tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.”</i> </strong>(Buhârî, Savm, 6) müjdelesini vermiştir.</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><u><strong>Kadir gecesinin mübarekliği </strong></u></span>ise, Kur'ân-ı Kerîm'in bu gecede indirilmiş olmasından kaynaklanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Kadir sûresinde bu husus şöyle anlatılmaktadır<strong>: <i>“Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.”</i> <span> </span>Ayrıca Duhân sûresinde yer alan, <i>“Biz onu (Kur'an'ı) mübarek bir gecede indirdik.”</i> </strong>âyetinde de Kadir gecesinin kastedildiği belirtilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Kadr suresinde verilen bilgiler,</strong></span><strong> </strong>Kur’an’ın ramazan ayında ve bütün hikmetli işlerin kararlaştırıldığı mübarek bir gecede indirildiğine dair ayetlerle birlikte ele alındığında Kadir gecesinin ramazan ayı içinde bulunduğu sonucu ortaya çıkar. Bu gecenin daha çok ramazanın son on veya yedi günündeki tekli gecelerde aranması gerektiğine dair hadisler gecenin tespitiyle ilgili bazı ipuçları vermektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Öyle ki, Hz. Peygamber (sas) ramazanın son on gününe girildiğinde dünyevî işlerden uzaklaşıp i‘tikâfa çekilir, geceleri daha çok ibadet ve tefekkürle geçirdiği gibi ailesini de uyanık tutardı. Bu sebeple Müslümanlar da ramazan ayının son on gecesini ve özellikle âlimlerin çoğunluğunun işaret ettiği 27. geceyi, kulluk bilinci içinde ibadet ederek ve geçmişte yaptıkları hataları bir daha tekrarlamamaya kesin karar vererek geçirmeye özen gösterirler.<br />
Kadir gecesinin Kur’ân-ı Kerîm ve hadislerde ifadesini bulan önemi, bu gecede yapılan ibadet ve duaların kabul edileceğine, bu geceyi ihya edenlerin günahlarının bağışlanacağına dair Hz. Peygamber’in açıklamaları, Müslüman toplumlarda Kadir gecesinin diğer kandillere göre daha büyük ilgi görmesine, bu arada sosyal hayata yansımasına, örf ve âdetlerin zenginleşmesine vesile olmuştur. Ramazanla başlayan hatimlerin Kadir gecesinden önce tamamlanması ve o gece duasının yapılmasına dikkat edilmiştir.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Kadir gecesinde okunması tavsiye edilen dua</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Kadir gecesinde hangi duayı okuyacağını soran Hz. Âişe'ye, peygamberimiz (sas) <strong><i>“Allah'ım! Sen affedicisin, ikram sahibisin, affetmeyi seversin, beni de affet.”</i> </strong>şeklinde dua etmesini tavsiye etmiştir.</p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>#KEŞFET, Dini kavramlar</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/kadir-gecesi-ne-demektir</guid>
      <pubDate>Sun, 15 Mar 2026 18:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/04/kadir-gecesi-ne-demektir.jpg" type="image/jpeg" length="70994"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ramazan sözlüğü]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/ramazan-sozlugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/ramazan-sozlugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ramazan ayına özel kavramlar, Sadaka-i fıtır ne demektir? Keffaret ne demektir? Reyyan kapısı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Ru'yet-i hilal ne demektir?</strong></span></h3>

<p>Hilalin görülmesi anlamına gelen ru'yet-i hilal, dinî bir kavram olarak, kameri ayların tespitinde ayın gözetlenmesi ve görülmesi anlamına gelmektedir. Namaz vakitlerinin belirlenmesinde güneşin hareketleri; oruç, hac, zekat, fıtır sadakası, kurban gibi ibadetlerle bayram günlerinin tespitinde ise ayın hareketleri esas alınmaktadır.</p>

<p><img height="454" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/ramazan-sozlugu-ruyeti-hilal.jpg" width="900" /></p>

<p>Bu ibadetlerin zamanlarının doğru olarak belirlenmesi, kameri aybaşlarını, özellikle Ramazan, Şevval ve Zilhicce aylarının ilk günlerinin doğru tespitine bağlıdır. Kameri ayların tespitinde hilalin gözlenmesi önemlidir. Ancak günümüzde, atmosfer olayları ve gezegenlerin durumları çok ince bir şekilde hesaplanabildiğinden, ayların başlangıcı tam olarak tespit edilebilmektedir. Dinin özüne uygun olan da budur. Zira Yüce Allah Yûnus suresi 5.ayette; "... yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için aya konak yerleri düzenleyen O'dur." buyurmak suretiyle ayların hesapla tespit edilebileceğine işaret etmiştir. </p>

<hr />
<h3><span style="color:#16a085"><strong>Ramazan ne demektir?</strong></span></h3>

<p><img height="613" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/02-ramazan-sozlugu-ramazan-ne-demektir.jpg" width="900" /></p>

<p>Kur’an-ı Kerîm’in nazil olmaya başlamasıyla şereflenmiş, oruç ibadetinin yerine getirildiği dokuzuncu kamerî aydır Ramazan. Genellikle ay manasındaki “şehr” kelimesine izâfe edilip "şehru ramazân" şeklinde kullanılır. Ramazan kelimesinde; temizlik, yanmak ve keskinlik anlamları vardır. Ramazan ayında oruç ve diğer ibadetlerle Allah’a yönelen müminler, günahlarından temizlenir, arınır, bilinçlenir, iman ve ahlak bakımından keskinleşir, kuvvetlenir. Kur’ân-ı Kerîm’de adı geçen ve değerine vurgu yapılan yegâne ay ramazan ayıdır. Orucun farz kılındığını bildiren ayetlerin ardından ramazanın insanlara doğru yolu gösteren ve hakkı bâtıldan ayıran Kur’an’ın indirildiği ay olduğu belirtilmiş ve bu aya ulaşanların oruç tutması emredilmiştir.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Oruç ne d</strong></span><span style="color:#e74c3c"><strong>emektir?</strong></span></h3>

<p><img height="652" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/03-ramazan-sozlugu-oruc-ne-demektir.jpg" width="900" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İmsak vaktinden iftar vaktine kadar yemek, içmek ve cinsî münasebetten uzak durmak demektir oruç. İslâmiyet’te başka oruç çeşitleri de bulunmakla birlikte belirli şartlar çerçevesinde her Müslüman için zorunlu bir ibadet niteliğinde olanı hicretin 2. yılı Şaban ayında farz kılınan ramazan orucudur. Kur’ân’da önceki toplumlara da orucun farz kılındığına dikkat çekilmiş, oruç yasaklarına uymanın Allah tarafından çizilen sınırlara riayet anlamına geldiği ifade edilmiştir.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#16a085"><strong>Terâvih namazı</strong></span></h3>

<p><img height="606" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/04-ramazan-sozlugu-teravih-ne-demektir.jpg" width="900" /></p>

<p>Sözlükte “rahatlatmak, dinlendirmek” anlamındaki tervîha kelimesinin çoğulu olan terâvîh, ramazan ayına mahsus olmak üzere yatsı namazından sonra kılınan nafile namazı ifade eder. Namazın her dört rekatinin sonunda bir miktar oturulup dinlenmek müstehap olup buna tervîha denilmiş, sonra bu kelimenin çoğulu olan terâvih kılınan bu namaza isim olmuştur. Zaman içinde, her bir tervîhayı oturup dinlenmek yerine zikir ve salavat gibi nâfile ibadetlerle değerlendirme veya ara vermeden namaza devam etme şeklinde uygulamalar ortaya çıkmıştır.Teravih namazının vakti yatsı namazının arkasından fecre kadar geçen süredir; vitirden sonra kılınması câiz olmakla birlikte uygulamada vitirden önce kılınmaktadır.Teravih namazının eda edilmesi için ezan okunmaz ve kāmet getirilmez; kılamayan kişinin kazâ etmesi gerekmez. Nafile namazların münferid olarak kılınması daha faziletli olduğu halde, terâvih namazının cemaatle kılınması erkek ve kadın her Müslüman için sünnettir. </p>

<hr />
<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Hatim ne deme</strong></span><span style="color:#e74c3c"><strong>ktir?</strong></span></h3>

<p><img height="529" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/05-ramazan-sozlugu-hatim-ne-demektir.jpg" width="900" /></p>

<p>Hatm ve hıtâm sözlükte “örtmek, mühürlemek, bir şeyi tamamlayıp sonuna ulaşmak” gibi mânalara gelir. Kur’ân-ı Kerîm’i başından sonuna kadar yüzünden veya ezbere okuyarak bitirmeye, ayrıca Ṣaḥîḥ-i Buḫârî başta olmak üzere tanınmış hadis kitaplarını okuyup sona erdirmeye hatim (hatim indirmek, hatmetmek) denilmiştir.</p>

<p>Peygamberimiz ile Cebrâil’in, her yılın ramazan ayında o zamana kadar nâzil olan âyet ve sûreleri birbirlerine okuyarak mukabele ettikleri ve bir anlamda hatim indirdikleri bilinmektedir (Buhârî, “Feżâʾilü’l-Ḳurʾân”, 7; bk. ARZA). Müslümanlar da ramazan ayında genellikle camilerde ve bazı evlerde Kur’an okutup dinlemek suretiyle hatim indirmeyi âdet haline getirmişlerdir (bk. MUKABELE). Hatim indirmenin belli bir zamanı ve süresi yoktur. </p>

<hr />
<h3><span style="color:#8e44ad"><strong>Arza ne demektir?</strong></span></h3>

<p>Arz, arza ve aynı kökten gelen mu‘âraza sözlükte “okumak, ezberden okumak, göstermek, kitapları karşılaştırmak” gibi mânalara gelir</p>

<p>Her yıl ramazan ayında, o zamana kadar nâzil olan âyet ve sûreleri Cebrâil’in Hz. Peygamber’e, onun da Cebrâil’e okuması mânasına bir terime, arza denir. Resûl-i Ekrem (sas)’in vefatından önceki son ramazanda mukabele iki defa gerçekleşmiştir. Arza-i ahîre diye anılagelen bu son karşılaştırma Kureyş lehçesiyle yapıldığı için o günden itibaren Kur’an bu lehçe ile okunmuştur. </p>

<hr />
<h3><span style="color:#16a085"><strong>Mukābele ne deme</strong></span><span style="color:#16a085"><strong>ktir?</strong></span></h3>

<p><img height="597" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/06-ramazan-sozlugu-mukabele-ne-demektir.jpg" width="900" /></p>

<p>Sözlükte “iki şeyi birbiriyle karşılaştırmak” anlamına gelen mukābele, üç aylarda ve bilhassa ramazanlarda cami, mescid ve evlerde daha çok sabah, öğle, ikindi namazları öncesinde hafızlar tarafından okunan Kur’an’ı takip etmek suretiyle hatim indirme geleneğinin adıdır. Bu gelenek, Cebrâil (as)’in ramazan aylarında her gece Hz. Peygamber (sas)’e gelerek o ana kadar nâzil olan ayet ve sureleri karşılıklı okuyup kontrol etmelerine dayanır. Kur’an’ın ramazan ayında nâzil olmaya başlaması, bu ayda yapılan amellerin diğer zamanlara göre daha faziletli kabul edilmesi de geleneğin yaygınlaşmasında etkili olmuştur. Mukabele okuyan kişinin hafız da olsa mushafa bakarak okuması daha faziletli görülmüş, dinleyenlerin rahat takip edebilmeleri açısından mukabelenin orta bir hızla tertîl üzere okunması tavsiye edilmiştir.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Sahur ne demektir?</strong></span></h3>

<p><img height="595" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/07-ramazan-sozlugu-sahur-ne-demektir.jpg" width="900" /></p>

<p>Oruç tutacak kişilerin oruca hazırlık olmak üzere imsak vaktinden önce gece yedikleri yemeğe sahur denir. İftarda acele etmek, sahuru geciktirmek sünnet olduğu gibi, sahur vakti, duaların makbul olduğu vakitlerden biridir. Nitekim Hz. Peygamber, "Sahur yiyiniz; çünkü sahurda bereket vardır." buyurarak sahur yemeğini teşvik etmiştir. Ayrıca sahurun tamamen terk edilmeyip bir yudum su ile bile olsa yerine getirilmesini tavsiye etmiş, sahura kalkanların Allah’ın rahmetine ve meleklerin duasına mazhar olacağını belirtmiş, sahur yemeğini “mübarek gıda” olarak nitelemiştir.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#16a085"><strong>İftar ne demek?</strong></span></h3>

<p><img height="624" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/08-ramazan-sozlugu-iftar-ne-demektir.jpg" width="900" /></p>

<p>"Oruç açma, oruçluya orucunu açtırma, oruç bozma, oruç tutmama, oruca aykırı bir davranışta bulunma" anlamlarına gelen iftar kelimesi, yaygın olarak, oruçlu kimsenin vakti gelince usulüne uygun biçimde orucunu açması için kullanılmaktadır.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>İftar duası</strong></span></h3>

<p><img alt="26 Ramazan Sözlüğü İftar Duası" class="detail-photo img-fluid" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/26-ramazan-sozlugu-iftar-duasi.jpg" / width="900" height="601"></p>

<p>Resûl-i Ekrem (sas), oruçlunun iftar anında yapacağı duanın geri çevrilmeyeceğini müjdelemiş ve kendisi de, "Allah'ım! Senin rızan için oruç tuttuk, Senin verdiğin rızıkla orucumuzu açtık, bizden kabul buyur; çünkü Sen her şeyi işiten ve bilensin" şeklinde dua etmişlerdir. </p>

<hr />
<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>İmsak ne demektir?</strong></span></h3>

<p><img alt="23 Ramazan Sözlüğü İmsak" class="detail-photo img-fluid" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/23-ramazan-sozlugu-imsak.jpg" / width="864" height="486"></p>

<p>Sözlükte “bir şeyi tutmak, sımsıkı sarılmak, alıkoymak; bir şeyden el çekmek, kendini tutmak” gibi manalara gelen imsâk, terim olarak “ikinci fecrin doğuşundan güneşin batışına kadar yeme, içme ve cinsî münasebetten nefsi alıkoymak, orucu bozan diğer şeylerden uzak durmak, el çekmek” demektir. İftarın zıttı olan imsâk, İslâm'ın temel esaslarından biri olan orucun, tek rüknüdür.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#16a085"><strong>İmsakiye ne anlama gelmektedir?</strong></span></h3>

<p><img alt="27 Ramazan Sözlüğü İmsakiye" class="detail-photo img-fluid" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/27-ramazan-sozlugu-imsakiye.jpg" / width="900" height="579"></p>

<p>Ramazanda imsak vaktini ve namaz vakitlerini gösteren çizelgeye imsakiye denir.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Fecir ne demektir?</strong></span></h3>

<p><img alt="39 Ramazan Sözlüğü Fecir" class="detail-photo img-fluid" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/39-ramazan-sozlugu-fecir.jpg" / width="1024" height="917"></p>

<p>Arapçada "yarmak, bir şeyi ikiye ayırmak, fışkırmak, suya yol vermek, açığa çıkmak" gibi anlamlarına gelen fecir, isim olarak güneşin doğmasından önce beliren tan yeri ağarmasını ifade eder. Türkçede "şafak sökmesi, gün ağarması, sabahın alaca karanlığı” denilen bu olay, gece ile gündüzün birbirinden ayrıldığı vakittir. Fecir vakti fıkıhta, özellikle sabah namazının vaktinin girdiğini veya sahur vaktinin bitip oruç tutma zamanının başladığını bildirmesi açısından önem taşıdığından dinî literatürde bu vaktin tanım ve belirlenmesinin ayrı bir dikkatle ele alındığı görülür. Fecir vaktinin namaz ve oruçla ilgili mükellefiyetleri belirleyecek tarzda tespiti Hz. Peygamber’in söz ve uygulamalarına dayanır. İslâm hukukçuları hadislerdeki ifadelerden hareketle fecri “fecr-i kâzib, fecr-i sâdık” veya “birinci fecir, ikinci fecir” şeklinde ikiye ayırarak açıklamıştır. Yalancı fecr olarak da bilinen fecr-i kâzip, sabaha karşı doğuda ufuktan göğe doğru dikey olarak yükselen aydınlık için kullanılır. Bu geçici aydınlıktan sonra yine kısa bir süre karanlık basar. Ardından da güneş ışığının belirtilerinin görünmeye başladığı,ufukta yatay olarak boydan boya uzanan, giderek genişleyip yayılan aydınlık başlar. Bu ise fecr-i sâdık yani gerçek fecirdir. Sabah namazının vaktinin girmesi, sahurun sona erip orucun başlaması gibi dinî hükümlerde esas alınan bu ikinci fecirdir.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#16a085"><strong>Mahya ne demektir?</strong></span></h3>

<p><img height="600" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/09-mahya-ne-demektir.jpg" width="900" /></p>

<p>"Aya mahsus" anlamındaki Osmanlıca "mâhiyye" kelimesinin günümüz Türkçesindeki şekli olan mahya, özellikle ramazan aylarında birden fazla minareli camilerin iki minaresi arasına kurulan ışıklı yazı veya resim panosuna verilen addır. Kelimenin bu anlamı kazanmasında, Hz. Peygamber’e salâtü selâm getirilen zikir meclisi manasındaki Arapça mahyâ kelimesi de etkili olmuştur. Çünkü kelimeler arasındaki ses benzerliği yanında “leyletü’l-mahyâ” denilen mübarek gecelerde zikir meclisi kurulan camiler alışılmışın üstünde kandillerle donatılmış, hatta mahya tekniğine benzer usullerle süslenmiştir.</p>

<p>Mübarek gün ve gecelerde halkın ibadeti için gece boyu açık kalan camilerin kandillerle donatılması geleneği İslâmiyet’in ilk asırlarına kadar uzanmakla beraber, Mescid-i Harâm’ın 455 kandilinin olduğu, bunlardan daha çok ışık veren bazılarının sadece ramazan ayı ile hac mevsiminde yakıldığı,bu kandillerin direkler arasına gerilmiş iplere bakır çengellerle asıldığı ve bu sayede Mescid-i Harâm’ın istenilen yerine taşınabildiği bilinmektedir. Bu uygulamalar, bir Osmanlı icadı olan minareler arasına ipler ve kandillerle mahya kurma geleneğine ilham vermiş ve hem ramazan ayında hem de mübarek gecelerde kandil yakma adet olmuştur. Böylelikle Osmanlı döneminde babadan oğla geçen bir sanat dalı haline gelen mahya, Türklere ait bir kültür olarak resmiyet kazanmıştır. O dönemde belirli bir düzenekle ve oldukça zahmetle hazırlanan mahyalar, iplere asılan kandillerin zeytinyağı kullanılarak aydınlatılması ile yapılır, kandillerde kullanılan zeytinyağı her akşam tazelenirdi. Günümüzde elektrik ampulleriyle yapılan mahyalar, Ramazan başlangıcında ‘Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan ‘, ‘On Bir Ayın Sultanı’, 'Oruç Tut, Sıhhat Bul', ramazan sonlarına doğru ise ‘La İlahe İllallah’, ‘Elveda Ya Şehr-i Ramazan’ gibi yazılarla süslenmektedir.  </p>

<p>Kısaca belirtmek gerekirse mahya demek Ramazan demektir aslında. Çünkü mahya sanatı daha çok Ramazan ayında gösterir kendisini…</p>

<hr />
<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Diş Kirası ne demektir?</strong></span></h3>

<p><img alt="25 Ramazan Sözlüğü Diş Kirası" class="detail-photo img-fluid" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/25-ramazan-sozlugu-dis-kirasi.jpg" / width="900" height="595"></p>

<p>Osmanlı döneminin ramazan kültürüne ait bir tabir olan "diş kirası" tabiri, ramazanlarda iftara gidilen saray ve konaklarda misafirlere verilen hediyeler için kullanılmıştır.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#16a085"><strong>Zimem defteri ne demektir?</strong></span></h3>

<p>Zimmet kelimesinin çoğul şekli olan zimem, borçlar demek olup, eskiden veresiye defterine verilen isimdir. Günümüzde olduğu gibi Osmanlılar döneminde de özellikle ramazan ayında sadece zenginler değil, orta halli kimseler de fukaraya, yetime, dula elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışırdı. Bu yardımlar riyadan uzak durmak adına, göze batmayacak ve alanın gururunu incitmeyecek şekilde verilirdi. Gizli verilen nafile sadakanın, açıktan verilen nafile sadakadan yetmiş kat daha sevap olduğunu bilen Müslümanlar, yardımlarını mümkün olduğunca gizliden yapmaya gayret ederdi.</p>

<p>Mübarek ramazan günlerinde pek çok zengin, tebdil-i kıyafet ile hiç tanımadıkları mıntıkalara gidip bakkal, manav dükkânlarına girer, tenha zamanda onlardan zimem defterini yani veresiye defterini çıkarmalarını istermiş. Ardından baştan, sondan ve ortadan rastgele sahifelerin hesabını toplatıp, miktarını öder, bazen de defterdeki tüm borçları kapatır ve "Bu borçları silin! Allah kabul etsin!" deyip, kendilerini tanıtmadan çeker gidermiş.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#8e44ad"><strong>Sadaka ne demektir?</strong></span></h3>

<p><img height="602" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/10-sadaka-ne-demektir.jpg" width="900" /></p>

<p>Sözlükte “(haber) gerçek olmak; doğruluk” gibi anlamlara gelen sıdk kökünden türeyen sadaka kelimesi (çoğulu sadakāt), Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak için ihtiyaç sahiplerine yapılan gönüllü veya dinen zorunlu maddî yardımları, bu çerçevede verilen para ve eşyayı ifade eder. Kelime Türkçe’de daha çok dilencilere yapılan küçük para yardımını belirtmek üzere kullanılır. Sadaka vermeye tasadduk denilir.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#16a085"><strong>Sadaka-i fıtır ne demektir?</strong></span></h3>

<p><img alt="40 Ramazan Sözlüğü Sadaka" class="detail-photo img-fluid" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/40-ramazan-sozlugu-sadaka.jpg" / width="900" height="415"></p>

<p>Sadaka-i fıtır, Ramazan ayının sonunda gücü yeten müslümanın belirli kimselere vermekle yükümlü olduğu yardım türüdür. Fıtr kelimesi oruca son vermeyi, orucu açmayı ifade eder. Bundan dolayı ramazan bayramına îdü’l-fıtr denildiği gibi ramazan ayını yaşamanın, onun mükâfat ve bereketinden faydalanmanın bir şükran belirtisi olarak verilen sadakaya da sadaka-i fıtr veya zekâtü’l-fitr denilir. Bu tamlama kısaltılmış olarak Türkçede fitre şeklinde kullanılmaktadır. Dinen zengin olarak Ramazan ayının sonuna yetişen Müslümanın vermesi vacip olan bu sadakanın vacip olma zamanı Ramazan bayramının birinci günü olmakla birlikte, bayramdan önce de verilebilir. Hatta bu daha iyidir. Ancak bayram günü veya daha sonra da verilebilir.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Sadaka taşı ne demektir?</strong></span></h3>

<p><img height="486" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/14-sadaka-tasi.jpg" width="864" /></p>

<p>Osmanlı toplumunda, derdini kimselere açamayan ihtiyaç sahiplerinin, bîçârelerin, dulların, yetimlerin izzet ve haysiyetlerini korumak için büyük bir dikkat, nezaket ve gayret gösterilmiştir. Bu yüzden verenin de alanın da görülmeyeceği bir şekilde sadaka taşları dikilmiştir. Zengin riyadan çekinip sadakasını buraya koyar, fakir de dilenmekten çekindiği için gece vakti gelip ihtiyacı kadarını buradan alır gerisini başka fakirlere bırakırdı. Gizliden verilen her sadakanın ahirette günahlarını örteceğini bilen halk, sadakalarını bu yolla verir, fakir fukaranın izzetini kırmaktan imtina ederlerdi. Yardım yapan ile alanın birbirini görmediği, tanımadığı, alanın mahcubiyetten, verenin ise riya ve gösterişten uzak olduğu bu yöntem sayesinde yalnız ramazanda değil her zaman ihtiyaç sahiplerine yardım yapılmış olur ve İslamiyet'in beş temel direğinden biri olan zekat müessesesi, hiçbir maddi müeyyide olmaksızın Müslümanların kalplerindeki sarsılmaz inançla tıkır tıkır işlerdi. Ahlak normlarını sadece İslam'dan aldığının bir göstergesi olan sadaka taşları, Osmanlının yardımlaşmaya, dayanışmaya ne kadar önem verdiğinin en güzel yansımadır.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#8e44ad"><strong>Zekat ne demektir?</strong></span></h3>

<p>Sözlükte “artma, arıtma; övgü ve bereket” mânalarına gelen zekât, terim olarak Kur’an’da belirtilen sınıflara sarfedilmek üzere dinen zengin sayılan müslümanların malından alınan belli payı ifade eder. Örfte bu payın maldan çıkarılması işlemine de zekât denilir. </p>

<hr />
<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>İnfak ne demektir?</strong></span></h3>

<p>Sözlükte “tükenmek, tamamlanmak, son bulmak” mânasındaki nefk kökünden türetilen infâk “bitirmek, yok etmek; yoksul düşmek” gibi anlamlara gelirse de daha çok “para veya malı elden çıkarmak” mânasında kullanılmaktadır. Dinî-ahlâkî bir terim olarak genellikle “Allah’ın hoşnutluğunu elde etme amacıyla kişinin kendi servetinden harcama yapması, muhtaçlara aynî ve nakdî yardımda bulunması” demektir. </p>

<hr />
<h3><span style="color:#16a085"><strong>İtikâf ne demektir?</strong></span></h3>

<p><img alt="31 Ramazan Sözlüğü İtikaf" class="detail-photo img-fluid" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/31-ramazan-sozlugu-itikaf.jpg" / width="864" height="486"></p>

<p>Sözlükte "ibadet veya başka bir gaye için bir yerde kendini tutmak, kalmak; insanlardan tenha bir yerde kalmak, bir şeye bağlanmak" gibi anlamlara gelen itikâf, dinî bir kavram olarak, ibadet niyetiyle ve kurallarına uyarak inzivaya çekilmek demektir. İtikâfın meşruiyeti Kur’an ve Sünnet ile sabittir. Özellikle Ramazan ayının son on gününde itikafa girmek sünnet olmakla beraber, ramazan dışında da ve belirli bir süreye tâbi olmadan da itikafa girilebilir.</p>

<p>İ‘tikâfın meşruiyeti Kur’an ve Sünnet ile sabittir. “Mescidlerde i‘tikâfta bulunduğunuz zaman kadınlara yaklaşmayın” (el-Bakara 2/187) meâlindeki âyetle Hz. Âişe’nin, “Resûl-i Ekrem ramazanın son on gününde i‘tikâfa girerdi. O bu âdetine vefatına kadar devam etmiştir. Sonra onun ardından hanımları i‘tikâfa girmiştir” (Buhârî, “İʿtikâf”, 1; Müslim, “İʿtikâf”, 5) şeklindeki rivayeti bunun delillerini teşkil eder.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Kadir Gecesi ne demektir?</strong></span></h3>

<p><img height="600" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/11-kadir-gecesi-ne-demektir.jpg" width="900" /></p>

<p>Kadir kelimesi sözlükte “hüküm, şeref, güç, takdir, azamet, yücelik” gibi anlamlara gelmekle beraber, dinî literatürde “leyletü’l-Kadr” şeklinde Kur’ân-ı Kerîm’in indirildiği gecenin adı olarak kullanılmaktadır. Aynı adı taşıyan ve bu gecenin fazileti hakkında nâzil olan 97. sûrede Kur’an’ın Kadir gecesinde indirildiği, bu gecenin bin aydan daha hayırlı olduğu bildirilmiştir.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Fidye ne demektir?</strong></span></h3>

<p>Sözlükte "bir kimseyi bulunduğu sıkıntılı durumdan kurtarmak için ödenen bedel" anlamına gelen fidye, bir fıkıh terimi olarak, esaretten kurtulmak için ödenen bedeli ayrıca başta oruç ve hac olmak üzere bazı ibadetlerin eda edilmemesi ya da edası sırasında birtakım kusurların işlenmesi halinde yerine getirilmesi gereken dinî-malî yükümlülüğü ifade eder.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#16a085"><strong>Oruçta Fidye</strong></span></h3>

<p>İslâm âlimlerinin ortak kabulüne göre ihtiyarlık ve şifa ümidi kalmamış bir hastalık sebebiyle oruç tutamayan kimse, daha sonra kaza etmesi mümkün olmadığından her gününe karşılık bir fidye öder. Bu durumdaki bir kimsenin fidye ödemesi vaciptir. Kur'ân'daki, "Oruç tutmaya güç yetiremeyenler, bir fakir doyumu kadar fidye öder." ayetinden hareketle fidye miktarının, bir kişiyi bir gün için doyuracak yiyecek olarak anlaşılmıştır. Bu da fitre miktarıyla uyum gösterir. Bu miktarın aynî olarak veya aynı değerde para yahut mal olarak verilmesi câizdir.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Keffaret ne demektir?</strong></span></h3>

<p>Keffaret: Bozulan bir gün orucun yerine iki kameri ay veya altmış gün peş peşe oruç tutmak demektir. Ayrıca bozulan orucun da kaza edilmesi gerekir. Keffaret sadece Ramazan ayında tutulan orucun mazeretsiz, bile bile bozulmasının cezasıdır. Diğer oruçların bozulması hâlinde yalnız kaza, yani gününe gün oruç tutmak yeterli olur. Ramazan orucu öbür aylarda kaza edilirken bilerek bozulsa yine kaza lazım gelir, keffaret icap etmez.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#16a085"><strong>Reyyan kapısı</strong></span></h3>

<p>Yüce Allah, Oruç tutan kulları için Cennette özel bir kapı tahsis etmiştir. Cennetin sekiz kapısından bir tanesi, oruç tutan Müslümanlara için ayrılmıştır.</p>

<p>“Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır. Kıyamet günü Oruç tutanlar o kapıdan çağırılacaklardır. Kim oruç tutanlardan ise o kapıdan cennete girecektir. Kim de o kapıdan girerse ebedi olarak susuzluk çekmeyecektir.”  (Buhari, Savm.4)</p>

<hr />
<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Ramazan manileri</strong></span></h3>

<p>Ramazan gecelerine özgü sahur vaktinde halkı uyandırmak için çalınan davulla söylenen, çoğunlukla ramazan özellikleri ile ilgili duyguları belirten mânalı sözlere Ramazan manileri denir.</p>

<p>Şükür bu aya girdik<br />
Akşam hilali gördük<br />
Sevinçlere gark olup <br />
Yüzü secdeye sürdük <br />
On bir ayın sultanı<br />
 kıymetlidir her anı<br />
Süslersin şu cihanı<br />
 Hoş geldin ya Ramazan.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#16a085"><strong>Ramazan Davulu</strong></span></h3>

<p><img alt="20 Ramazan Sözlüğü Ramazan Davulu" class="detail-photo img-fluid" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/20-ramazan-sozlugu-ramazan-davulu.jpg" / width="864" height="486"></p>

<p>Ramazan günlerinde oruç tutacakları sahura kaldırmak için mahalle aralarında çalınan davul.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Ramazan Pidesi</strong></span></h3>

<p><img height="600" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/12-ramazan-pidesi.jpg" width="900" /></p>

<p>Ramazan ayında özel olarak yaptırılan susamlı pide.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#16a085"><strong>Ramazaniyelik</strong></span></h3>

<p>Ramazanda iftar ve sahurda yenmek için alınan yiyeceklere verilen isimdir.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Tekne Orucu</strong></span></h3>

<p>Bir Anadolu geleneği olan tekne orucunu hepiniz duymuşsunuzdur. Tekne orucu, tenkiye orucuna dayanır. </p>

<p>Tenkiye orucu, alimlerin küçük yaştaki çocukları oruca alıştırmak ve onlara İslamî bir kimlik kazandırmak amacıyla önerdikleri parçalı bir oruçtur.</p>

<p>Ramazan’ın manevi havasını çocuklara sevdirerek aşılamak amacıyla uygulanan bir yöntemdir aslında. </p>

<p>Bu kelime zamanla tekne orucuna dönüşmüştür.</p>

<p>Tekne orucunda çocuk öğle vakti yemek ve su tüketir. </p>

<p>Sahur ve iftarı ailesiyle yaparak Ramazan sevincine katılmış olur.</p>

<hr />
<p><span style="color:#e74c3c"><strong>Temcîd ne demektir?</strong></span></p>

<p>Sözlükte “tâzim ve senâ etmek” anlamındaki temcîd minarelerde ezandan ayrı olarak Allah’a yapılan dua, tazarru ve münâcâtlar hakkında kullanılır. Üç aylarda recebin ilk gecesiyle başlayıp ramazanın teravih kılınan ilk gecesine kadar yatsı namazının ardından, ramazanda ise sahurdan sonra müezzinler tarafından halkın iştirakiyle minarede okunurdu. Temcîd sahur vaktinde okunduğundan halk arasında “sahur” mânasına da gelir. Cami ve tekkelerde temcîde çıkmak ve temcîd okuyacak topluluğu yönetmek müezzinlerin ve zâkirlerin önemli görevlerindendi. </p>

<hr />
<h3><span style="color:#16a085"><strong>Temcîd pilavı</strong></span></h3>

<p><img alt="40 Ramazan Sözlüğü Temcid Pilavı" class="detail-photo img-fluid" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/40-ramazan-sozlugu-temcid-pilavi.jpg" / width="900" height="600"></p>

<p>Halk arasında, sahura okunan temcid sesi ile uyanan ve sahurluk hazırlamaya vakti kalmayan hanımların iftardan kalma pilavı ısıtarak servis etmelerine “temcid pilavı” denir.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Ramazan İlâhisi</strong></span></h3>

<p>Cami ve tekkelerde cemaatle kılınan teravih namazının her dört rek‘atı arasında okunan ilâhiler.</p>

<p>Teravihin farklı makamlardan ilâhiler eşliğinde kılınmasına dair esasları belirleyen mûsikişinas Buhûrîzâde Mustafa Itrî Efendi’dir.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#16a085"><strong>Ramazâniyye</strong></span></h3>

<p><img alt="24 Ramazan Sözlüğü Ramazaniyye" class="detail-photo img-fluid" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/24-ramazan-sozlugu-ramazaniyye.jpg" / width="1024" height="830"></p>

<p>Divan şiirinde ramazan ayını konu edinen manzumelerin genel adına, Ramazâniyye denir. En çok ramazâniyye yazan şair Enderunlu Fâzıl’dır.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Iydiyye ne demektir?</strong></span></h3>

<p>Divan edebiyatında ramazan ve kurban bayramları vesilesiyle yazılmış kasidelere, ıydiyye denir.</p>

<p><img alt="30 Ramazan Sözlüğü Kaside" class="detail-photo img-fluid" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/30-ramazan-sozlugu-kaside.jpg" / width="850" height="524"></p>

<p>Divan şairleri arasında büyüklere ithafen kaside yazmak için değerlendirilen fırsatlardan biri de ıyd-i fıtr (ramazan bayramı) ve ıyd-i adhâ (kurban bayramı) günleriydi. Dinî bayram olmamakla beraber nevruz da bu günlere dahil edilmiş, ancak yazılan şiirler ayrı bir adla nevrûziyye olarak anılmıştır. Kasidelerin teşbîb/nesîb kısımlarında bayramdan bahsedilmesi ıydiyye (îdiyye) / bayramiyye şeklinde adlandırılmalarına yol açmıştır. Şairler böylece çok defa hâmileri olan büyüklerin bayramlarını manzum birer tebriknâme ile kutlar, karşılığında da câize alarak bayram harçlıklarını çıkarırlardı.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Bayram ne demektir?</strong></span></h3>

<p><img height="610" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/13-ramazan-bayrami.jpg" width="900" /></p>

<p>Kâşgarlı Mahmud’un tesbitine göre kelimenin aslı Farsça beẕrem/beẕrâm (بذرام/بذرم) olup “sevinç ve eğlence günü” demektir ve beyrem/bayram telaffuzu Oğuzlar’a aittir (Dîvânü lugāti’t-Türk Tercümesi, I, 263, 484; III, 176). </p>

<p>Bayram kelimesinin Arapça’sı, sözlüklerde “âdet halini alan sevinç ve keder; bir araya toplanma günü” anlamlarıyla karşılanan îddir (el-ʿıyd/العيد). </p>

<p>Uluslara ait toplu sevinç, mutluluk ve ortak kutlama vesilesi olarak kabul edilen belirli zamanlar için kullanılan bir terimdir bayram. İslâm dininde Ramazan ve Kurban Bayramı olmak üzere iki bayram vardır ve her iki bayram da hicretin 2. yılından itibaren kutlanmaya başlanmıştır. Fitre verildiği için fıtır bayramı da denilen Ramazan Bayramı; Ramazan ayının sonunda, Şevval ayının ilk üç gününde kutlanır.Türkiye’de bazı çevrelerde muhtemelen bayramda şeker, lokum ve tatlı ikramı şeklinde öteden beri var olan gelenekten dolayı buna şeker bayramı da denilmektedir. Ancak Hz. Peygamber’in uygun olmayan bazı isimleri değiştirmesi ve özellikle dinî terim ve kavramların muhafazası konusunda hassasiyet göstermesi, bu şekilde bir adlandırmanın doğru olmayacağını göstermektedir.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#8e44ad"><strong>Bayram salâsı ne demektir?</strong></span></h3>

<p><img alt="32 Bayram Sözlüğü Sala" class="detail-photo img-fluid" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/32-bayram-sozlugu-sala.jpg" / width="1024" height="790"></p>

<p>Arapça “dua” mânasına gelen salâ (salât صلات), dinî mûsikide Hz. Muhammed’e Allah’tan rahmet ve selâm temenni eden, belli bestesiyle okunan çeşitli güftelere verilen genel addır. Cami mûsikisi formları arasında yer alan ve sözleri Arapça olan salâlar okundukları yer ve zamana göre sabah salâsı, cenaze salâsı, bayram salâsı, salât-ı ümmiyye gibi adlarla anılırlar.</p>

<p>Bayram salâsı aynı zamanda cuma günleri de okunduğundan “bayram ve cuma salâsı” adıyla da anılır.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#16a085"><strong>Bayram Alayı ne anlama gelmektedir?</strong></span></h3>

<p>Osmanlı padişahlarının bayram namazlarını kılmak için saraydan camiye gidiş ve dönüşleri sırasında yapılan merasime bayram alayı denilirdi.</p>

<hr />
<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Şevval ne demektir?</strong></span></h3>

<p><img alt="28 Ramazan Sözlüğü Şevval" class="detail-photo img-fluid" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/28-ramazan-sozlugu-sevval.jpg" / width="900" height="727"></p>

<p>Sözlükte “yukarı kalkmak, yükselmek; kaldırmak” anlamlarındaki şevl kökünden türeyen şevvâl kelimesi kamerî yılın ramazandan sonra ve zilkadeden önce gelen onuncu ayının adıdır. Şevval aynı zamanda hac aylarının ilkidir. Şevval adı Arab-ı müsta‘ribe devrinde kullanılmaya başlanmış ve İslâmiyet’ten sonra da kullanımı devam etmiştir. Ramazan bayramının birinci günü olan şevval ayının ilk gününde oruç tutmak haramdır. </p>

<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Arife Çiçeği</strong></span></h3>

<p>Osmanlı’da bayramlarda bilhassa çocukları sevindirmenin ayrı bir yeri vardır. Bayram sabahına özel çocuklara kıyafetler alınır ve buna bayramlık denirdi. Bayramlıklarıyla sokakta gezen çocuklara ise “Arife Çiçeği” adı verilirdi. Osmanlı'dan gelen “Arife Çiçeği” kavramı; bayramdan birkaç gün önce yapılan alışverişin ardından çocukların sabırsızlanarak giysilerini bayramdan bir gün önce, yani Arife günü, giyerek dolaşması olarak tanımlanırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>#KEŞFET, Dini kavramlar, Ramazan</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/ramazan-sozlugu</guid>
      <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/03/ramazan-sozlugu.jpg" type="image/jpeg" length="35959"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
