Medya, Kültür ve İnanç

Uzunca bir emeğin neticesinde ortaya çıkmış olan, gerek “İletişim” ana kavramıyla gerekse de birbirleriyle son derece güçlü bir irtibatı bulunan bu kapsamlı ve derinlikli başlığın sahibi, Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesinin Saygıdeğer Dekanı ve hocaları ile çok kıymetli öğrencileri.

Abone Ol

Bu başlık aynı zamanda, bendenizin de 10 Mart Salı günü, HBV İletişim Fakültesi kampüsünde konuşmacı olarak katıldığım panelin başlığı ve ana konusu idi. Ayrıca Diyanet TV’de yayınlanan ve vatandaşlarımızın yoğun teveccühüne mazhar olan “Namaz ve Hayat” adlı programın senaristi ve yönetmeni de, paneldeki diğer konuşmacı katılımcılardı.
Sıcak bir ortamda gerçekleştirilen, öğrenci kardeşlerimizin hem katılımcı olduğu hem de programı koordine ettiği bu panelde, medya, kültür ve inanç konusu, genelde Diyanet İşleri Başkanlığı, özelde dini yayınlar ve Diyanet TV ve radyoları üzerinden ele alındı.
Bilindiği üzere inanç, hemen her toplumda kültürün şekillenmesinde etkin rol oynayan çok önemli bir faktör. Bizim toplumumuzun kahir ekseriyetinin mensubu olduğu İslam dininin inanç ve ahlak ilkeleri ile ibadet anlayışının, kültürümüzün şekillenmesinde etkisi bulunduğu da bir vakıa. Dolayısıyla milletimizin kültürünün İslam inancıyla bezendiği hususu, inkar edilemez bir realite. Bir başka ifadeyle; insanımızın kültür hayatının, dinimiz İslam ile yakından ve sıkı bir ilişkisi bulunmakta.
Hem Kanunla hem de toplumun maşeri vicdanıyla “Toplumu din konusunda aydınlatmak” görevi kendisine tevdi edilmiş olan Başkanlığımız, faaliyetlerini, bu hakikati göz önünde bulundurarak icra etmekte. Başkanlığımızın toplumla iletişim noktasında çok önemli unsurlarından olan Diyanet TV ve Diyanet radyoları da inanç ve kültür ilişkisini dikkate alarak yayın hayatını sürdürmekte. Bu kapsamda, birleştirici, müspet, nezaketli, gündelik güncel tartışmalardan uzak, gönüllere dokunan bir dil ile vatandaşlarımızın karşısına çıkmakta. Ayrıca toplumun tüm unsurlarını dikkate alarak programlar hazırlamakta ve yayına almakta; ötekileştirici, ayrıştırıcı ve nobran bir tavırdan hassasiyetle uzak durmaktadır. Tüm bu yönleriyle de “Kendini en güzel sözle savunmak ve kötülüğü iyilikle savuşturmak” ilahi hakikatinden mülhem bir yayın anlayışıyla varlığını devam ettirmektedir.
Aslında Başkanlığımızın bu hassasiyeti, Diyanet TV ve Diyanet radyoları dışındaki tüm unsurlarda da kendini göstermektedir. Bu durum, Diyanet İşleri Başkanlığının birleştirici yönünü de öne çıkarmaktadır.
Anılan panelde, inanç ve kültür ilişkisi bağlamında ifade etmeye çalıştığımız mezkûr hususlara ilaveten, bir de inanç ve kültürün medya ile ilişkisine de değinmeye çalıştık. Bu bağlamda, “bir ülkede medya unsurları, hizmet verdikleri toplumun kültür ve inanç ilişkisini göz önünde bulundurarak medya faaliyetleri icra ediyorlarsa, bu durumun hakikate mutabık ve arzu edilen bir tutum olduğu; ancak içinde bulunduğu toplum ve muhatap kabul ettiği toplumun değerlerine aykırılık teşkil eden ve hatta düşmanlık içeren bir yayın serdetmeleri halinde ise bu tutumun kabul edilemez olduğu” şeklindeki değerlendirmemizi ifade ettik.
Konuşmaların ardından çok kıymetli ve birbirinden değerli sorulara cevap vermek suretiyle, öğrencilerimizle hasbihal etme imkanı bulduk.
Netice itibarıyla; “Medya, Kültür ve İnanç” başlıklı panelde, keyifli ve hoş sohbet ortamında, çok önemli konuları konuşma imkanı bulduk, çok güzel anlar yaşadık, hatıra defterine kaydedilesi anılar biriktirdik. Böylesine kıymetli bir ortamı bizlere hazırlayan, HBV Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Sayın Prof. Dr. Mehmet Sezai TÜRK başta olmak üzere, moderatör hocamız Prof. Dr. İbrahim Hakan DÖNMEZ’e, ayrıca Dr. Konuralp AKTAŞ ve Araştırma Görevlisi Eda Nur YÜREKLİ’ye, Fakültemizin tüm hocalarına ve emeği geçen tüm paydaşlara gönülden teşekkür ediyorum.