Gayretle asılıp, gafletten sıyrılırsa bu imkân yeniden toparlanmanın en kıymetli fırsatı oluverir. Güzel neticenin şevkiyle yeni bir rota çizer kendine.
Hayat okulundaki Rahmanın kulları için de buna benzer bir durum söz konusudur. Dünya girdabında savrulurken yükler artar omuzlar çöker. Ömür takviminin yaprakları düştükçe, geriye dönüp bir fırsatım daha olsaydı şunları şöyle yapsaydım diye diye bir imkân arar insan. Rahmanın Rahmeti öylesine geniştir ki en şerefli varlığı olan kulunu, ümitsiz umutsuz derbeder bırakmaz yeryüzünde. Yepyeni rotalar çizip, en güzel halini bulabilsin diye insanın önüne Rahmanın rahmeti serilir. Manevi baharlar diye nitelendirdiğimiz üç aylar tam da bu zamanlar ve bu fırsatlardır. Bu baharlar ömür yettikçe her yıl tekrarlanır ve yeniden yepyeni hali için ümit verir insana. Yarım bıraktıklarını bütünlemenin, eksik kalanları telafi etmenin zamanıdır. Rahmet öyle sonsuzdur ki bu son şansın da denmez, son olabileceği bilinci insana bırakılır. İmkân da imtihan da belki buradadır.
İnsanın en çok israfla ziyan ettiği zamanla teselli edilmesi de çok manidardır. Üç aylar, mübarek geceler her biri pişmanlığın sebebinin kendi nevinden tesellisidir. Sermayesi buz olup, sıcaktan kavrulan şehrin pazarında buzunu satmaya çalışan adam misali. O pazarcı imdat ediyor sermayesi tükenmeden satmak istiyordu, biliyordu ki hızla tükenen bir sermayeydi onunki... Pazarcıdan mülhem, ömür sermayesini hızla tükettiğini bilen ve yok mu çaresi diyerek imdat isteyene yetişen ikramlardır bu manevi baharlar.
İnsan yanılır, takılır, düşer... Olur olmuştur... Bunu en iyi bilen Rabbimiz kalkmak isteyenin, el arayanın destek bekleyenin yardımcısıdır. Kalp istikametteyse kul sendelesin Rahman yetişir.
Ah kalp! Yorulmadan, durmadan, mola vermeden rahmanın emrine tabi gece gündüz çalışır... Ben yoruldum benden bu kadar demez... Beden yorulur insan uyur, kalp ise ne yorulur ne de uyur. Peki ruh? Manevi kalp öyle midir? O yorulur, temiz kalmak, dinlenmek manayı yüklenmek ister. İnsan bu! Topraktan yaratılmıştır, çabuk toz tutar...İsin tozun dumanın temizliği gerekir. Manevi baharlar gelir, Rahmanın sofraları kurulur. Kalp lezzetini bulur, sofranın sahibine kavuşur. Güven gelir, huzur bulur.
İlkbahar gelince tomurcuklar çiçeğine kavuşur, tohumlar filizine... Sonbahar ise yeniden başlamak için yaprağın toprağa bırakmasıdır kendini... Her bir bahar ayrı bir anlam, rahmet kapılarının açıldığı farklı bir manzara ve yepyeni bir başlangıçtır.
Manevi baharlarına kavuşanlarda da kimi yeniden çiçeklenir, kimi yeniden başlamak için ağırlıklarından sıyrılır. Kalbini sağanak yağan rahmet yağmurlarına açan gönül kabını doldurur.
Rahmanın yağmurlarıyla ıslanıp arınmak çiçekler açmak, kalp kabımızı doldurmak nasip olsun vesselam...
**
“Allah’ım! Receb ve Şaban aylarını hakkımızda mübarek eyle, bizi Ramazan ayına ulaştır.”
(Taberânî, El Mu’cemü’l Evsat, IV, 189)