Korku

Abone Ol

Hepimizin korkuları var. Kimimizin dünyevi, kimimizin uhrevi. Rabbimiz, bizi “korkuyla” sınayacağını (Bakara 155), korkularımızdan sonra emniyete kavuşturacağını (Nur 55) ve kendisine kulluk etmemiz gerektiğini (Kureyş, 3) ifade buyurur.

Burada hayati önemde olan soru, neyden ya da kimden ne kadar korktuğumuz sorusudur. “ Yalnız benden korkun!” (Bakara 40-41).  “Eğer müminseniz benden korkun! (Âl-i imran 175) hatırlatmaları ışığında biz de kendimize sorular soralım.

- Korktuğumuz ölmek mi, öldükten sonra dirilmek mi?

- Korktuğumuz dünyadan ayrılmak mı, cennete kavuşamamak mı?

- Korktuğumuz aydınlık evlerimizi terk etmek mi, karanlık kabir mi?

O kadar çok soru sorulabilir ki. Ancak hepsini özetleyebilecek olan; “ Korktuğumuz ölmek mi, imansız ölmek mi?” sorusudur.

Sonsuz hayata inanan insan için cevap “ölmek” olamaz. Bu durumda da başka sorular sorma mecburiyeti doğar. Eğer cevabımız “imansız ölmek” ise, yani en büyük endişe ve korkumuzun Rabbimizin huzuruna imansız gitmek olduğunu söylüyorsak bu gafleti nasıl açıklayacağız?

Bedenimize mikrop, virüs, hastalık bulaşmasın diye onlarca, yüzlerce tedbir alırken –ki almalıyız- kalbimize, ruhumuza mikrop ve hastalık isabet etmesin diye bir çaba göstermeyişimizi nasıl izah edeceğiz.

“Bir kuşluk vakti” kadar süren ömür için binlerce hazırlığın yanında “ebedi” olan ahiret için vurdumduymazlığı ne yapacağız?

Bazen “ herşeyi biz başarabiliriz, karşılaştığımız bütün zorluklarla baş edebiliriz, kimsenin yardımına ihtiyacımız yok” gibi bir anlayışla hareket ediyoruz sanki. Rabbimizin rahmeti olmazsa, O’nun bizi muhafazası olmazsa gözle görülmeyen bir mikropla bile mücadelede aciz kalırız.

Yaşarken de ölürken de; korkular içindeyken de güvene kavuştuğumuz anda da Rabbimizin merhametine muhtacız.

Büyüklerimizin bir sözü var. “Hasta olan değil, vadesi dolan ölür”. Allah’ın emaneti olan bedeni korumak için bütün tedbirleri alacağız. Sağlığın bir nimet olduğunu bilip muhafazasına çalışacağız. “ Tek bir defa gelecek olan ölümü” imanla karşılamak için yapmamız gerekenleri ihmal etmeden. Gelince bize; selim bir kalp; haram bulaşmamış tertemiz bir beden ve mümin bir insan bulsun.