İletişimde Düşünce ve Duyguların Gücü

Abone Ol

Hayatı gözlemlemek, yorumlar yapmak, yapılan yorumlara göre düşünce ve duygular üretmek yaşamını devam ettiren her insan için vazgeçilmez bir eylemdir. Hepimizin yaşamında duyguların çok büyük etkisi ve önemi vardır. 

Bir kişinin zihninde oluşan düşünce ve duygular; kişinin eğilimlerini, tutumlarını, davranışlarını, niyetini, görüş düşünce ve bakış açılarını olumlu veya olumsuz ciddi ölçüde etkiler. Her insan için düşünceler duygulara, duygular davranışlara, davranışlar alışkanlıklara, alışkanlıklar kişiliklere, kişilikler yazgıya dönüşerek hayatımızı şekillendirmeye başlar. 

İnsanlar, zihninde var olan düşünce ve duyguları çoğunlukla kendi iradesi ile üretir ancak özellikle manevi anlamda doğru bir bakış açısı geliştirmez ve doğru bir yaklaşım sergileyemezse kendi ürettiği düşünce ve duygularının esiri olma tehlikesi ile karşı karşıya kalır. İnsanın ürettiği düşünce ve duygular güçlendikçe etkisi ve beyindeki hızı artar. Düşünce ve duygu, hızı arttıkça olumlu veya olumsuz insanın tüm hayatını, davranışlarını etkileyebilecek bir güce, etkiye kavuşur. Düşünce ve duygular güçlendikçe de insanın hayata bakış tarzından nefes alış-veriş şekline kadar tüm psikolojisini ve fizyolojisini etkilemeye başlar.
Bir insan zihni günlük ortalama 25 bin civarında düşünce üretebilir. İnsanların zihninde ürettiği düşünceler sahip olduğu bakış açısı ve yorumlama tarzına göre de duygularını oluşturmaya başlar. Üretilen 25 bin civarındaki düşüncenin yüzde 65 ve üzeri olumsuz olursa insanın günlük hayatında olumsuz bakış açısı hâkim düşünce haline gelir ve bu durum uzun süre devam ederse insanın psikolojisini ve sağlığını olumsuz etkilemeye başlar.

Bizler genellikle iki bakış açısı ile hayatı gözlemler ve yaşanan olayları bu iki bakış açısı ile değerlendiririz. Mantıksal ve duygusal. Mantıksal bakış açısı genellikle bilgi odaklı gerçekleşirken duygusal bakış açısı çoğunlukla bilgi ve değerlerden çok o anki hissedilen duygu ve düşünceler ile kişiyi gözlem yapmaya ve her konuda önemli kararlar almaya götürür. Doğru kararlar üretebilmek için mantık ve duygunun dengeli olması gerekir. Duyguların oluşumunu yönetmek, oluşan duyguları kontrol altında tutmak, duyguları olumlu yönetmek, çevremizde ki insanların duygularının anlayabilmek çok kolay bir beceri değildir. Gayret ve emek gerektirir.

İnsanın düşünce ve duygu üretmede, irade kullanma da çok önemli bir yeri olan beynin içerisinde yüz milyar civarında nöron hücresi olduğu bilinmektedir. Sadece bir nöron hücresinin bile potansiyel ve kapasitesini şu anki bilim ve teknoloji ölçememektedir. Nöronlar bilgi ve duygular ile beslenip geliştikçe oluşturduğu ağlar ile diğer nöronlar ile bağlantıya geçer ve ortak bilgiler-duygular geliştirerek aralarında yeni yorumlar ortaya çıkarır. Her insan için çok önemli olan zekâ, akıl, mantık, algı, düşünce, v.b. kavramların nöronların bu çalışma sistemi ile çok ciddi ilgisi vardır.

Duygu ve düşüncelerin bir nöronda ortaya çıkıp konuyla ilgili diğer nöronlar ile iletişime geçme hızı ortalama 250-430 km/sn arasındadır. Bir duygu bu ortalamanın altında kaldıkça zayıflar ve zaman geçtikçe etkisizleşir. Bu ortalamanın üzerinde olursa her geçen gün daha da güçlenir, güçlendikçe kontrolü zorlaşır hatta hız çok yükselirse kontrolü imkânsız hale gelir. Açlık, kıskançlık, şehvet, kızgınlık, kayıp acısı, hırs, korku, üzüntü ve benzeri duygular güçlendikçe ve hızlandıkça kişinin karar alma mekanizmasını ciddi ölçüde etkiler ve yanlış kararlar alma riskini ortaya çıkarır.   

Bu bilgiler çerçevesinde hayatımızı daha verimli geçirebilmemiz için güçlendirmemiz gereken olumlu duyguları sizlerle paylaşmak istiyorum.              

OLUMLU DUYGULAR:

-    İNANÇ DUYGUSU: İnanç, Yüce Allah’ın insanın yaratılışta fıtratına yerleştirdiği çok özel bir duygudur.

Doğru bir bilgi kaynağı ve salih ameller ile inanç duygusu olgunlaştırılmazsa hayatın boşluk kabul etmediği gibi bu duyguda boşluk kabul etmez, çok yanlış, zararlı şeylerle kendisini doldurur ve kişiyi yanlışlara yönelterek hem kendisine hem çevresine ciddi zararlar verir. Her insan sahip olduğu bilgi seviyesince yeni bilgilere ulaşır ve yeni duygular kazanabilir. İnanç duygusu tam olarak olgunlaştığında ise insan mutmain olarak huzura kavuşur. 

-    GÜVEN DUYGUSU: İnsanlar arası ilişkide en temel duygu güven duygusudur. İnsanların yemek, içmek gibi fizyolojik ihtiyaçlarıyla beraber hayati önem taşıyan en önemli ihtiyacın güven duygusu olduğunu söyleyebiliriz. İnsanın güven duygusu zayıfladıkça korkuları artar, endişeleri çoğalır, kişiliği zayıflar, yetersizlik duygusu kuvvetlenir ve kişide öz güven kaybı, çevresindekilere de güvenememe durumu ortaya çıkar. Bu durum uzun süre devam ederse insan zihninde çok ciddi psikolojik rahatsızlıklara yol açar.

-    SEVGİ DUYGUSU: Her insanın içerisinde bulunan en kuvvetli ve değerli duygulardan biridir. Kişinin sevgisi özellikle manevi anlamda güçlendikçe yaratıcısıyla olan bağı kuvvetlendiği gibi çevresi ve diğer insanlar ile olan ilişkileri de sahip olduğu sevgi gücü ölçüsüne göre olumlu etkilenir. Sevgisiz insan susuz çiçek gibi her geçen gün solar ve sonunda kurur. Sevgi ve ilgi her insan için en temel ihtiyaçlardan biridir. 

-    ZİNDELİK DUYGUSU: Kişinin düşüncelerini, duygularını, stresini, kaygılarını doğru yöneterek zihnen huzurlu olabilmesidir. Hedefleriyle, hayalleriyle zihnen rahatlığı yakalayan insanın duygu ve düşünceleri karmaşıklıktan kurtularak netleşir. İnsanların hedeflerinin netliği ve planlarının tutarlılığı ölçüsünde duygular planlı çalışmaya başlar, hedeflerine odaklanır, konsantrasyonu sağlar ve insan zihnen zinde oldukça bedenen de kendisini zinde hissederek güçlenir, yapması gerekenleri kolaylıkla yerine getirecek gücü kendisinde hisseder. Zihin karmaşıklığı zihnin zindeliğini olumsuz etkilediği gibi bedenin enerjisini de zayıflatır ve kişinin kendisini halsiz ve bitkin hissetmesine yol açar. Onun için atalarımız en kötü plan plansızlıktan iyidir demişlerdir.

-    COŞKUNLUK DUYGUSU: Kişinin sahip olduğu imkanların farkında olması, bu nimetleri veren Yüce Allah’a şükretmesi ve sahip olduklarının huzurunu, mutluluğunu yüreğinde hissetmesidir. Yüce Allah her insana sayamayacağı kadar çok nice zenginlikler ihsan etmiştir. Önemli olan bunların farkında olabilmek ve bu zenginliklerin coşku ve heyecanını yüreğinde hissederek doğru kullanmanın gayreti içerisinde olmaya çalışmaktır. Bazen insanlar sahip olduklarının farkına varıp değerini bilmek yerine sahip olduklarını görmezden gelip, unutup; sahip olmadıklarına bakarak kendisini mutsuz hale getirir ve iç enerjisini yok eder. 
 
Bir sonraki yazımızda olumsuz ve zayıflatmamız gereken duyguları sizlerle paylaşarak bu duyguların kendimizle ve çevremizle olan iletişimimizde ki olumsuz etkilerini dile getirmeye çalışacağız.
Kalınız Sağlıcakla…