Kur’an-ı Kerim, hicret edenleri ifade eden “Muhacirler” ile onlara ev sahipliği yapan ve “Ensar” olarak anılan Medine halkını ve onların yolundan gidenleri büyük bir övgüyle anmaktadır.
Yüce Allah şöyle buyurur:
“Muhacirlerin ve ensarın ilkleri ile onlara güzelce uyanlardan Allah hoşnut olmuştur, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. Allah, onlara altından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler hazırlamıştır. Büyük kurtuluş işte budur.” (Tevbe, 9/100)
Ayete göre Allah Teâlâ üç zümreden razı olmakta ve onlara cenneti vaat etmektedir. Bunlardan ilki muhacirler, ikincisi ensardır. Üçüncü grup ise muhacirlerin ve ensarın izinden giden, onların iman, teslimiyet ve fedakarlık ilkelerini benimseyen sonraki nesil müminlerdir.
İnsanı, hiçbir tereddüt göstermeden evini, işini, yurdunu ve bütün bağlarını geride bırakarak yeni bir hayata başlamaya sevk eden değeri anlamadan hicret hakkıyla anlaşılamaz.
Hicret sadece yurt değiştirmek değildir. Hicret, insana dünyada en değerli şeyin ne olduğunu öğreten bir duruştur.
Hicret, Allah’ı tanıyıp O’nun kelamı olan Kur’an’ı kavradıktan sonra dünya ve dünya hayatının gerçek değerini ölçebilmektir.
Muhacirler, Allah’ı ve O’nun mesajını hakkıyla kavradıktan sonra, O’nun emir ve yasakları karşısında hiçbir tereddüt göstermeden tam bir samimiyetle teslim olmuş ve böylece Kur’an’ın övgüsüne mazhar olmuşlardır.
Kur’an’da övgüye mazhar olan üçüncü gruba dâhil olmanın yolunu Resulullah (sas) şu sözüyle açıklar:
“Müslüman, elinden ve dilinden Müslümanların selâmette olduğu, zarar görmediği kimsedir. Muhacir ise Allah’ın yasakladığı şeyleri terk eden kimsedir.” (Buhârî, Îmân, 4)
Nitekim hicret, kıyamete kadar devam edecek manevi bir yolculuktur. Resulullah (sas) şöyle buyurmuştur:
“Tevbe sona ermedikçe hicret sona ermez. Güneş battığı yerden doğmadıkça da tevbe sona ermez.” (Ebû Dâvûd, Cihâd, 2)
Dolayısıyla hatalarından pişmanlık duyarak tevbe kapısına yönelen, yaratılanı Yaratan’dan ötürü seven, kimsenin canına, malına ve onuruna zarar vermeyen, haramı haram, helali helal bilen ölçüler doğrultusunda hayatını sürdürenler, çağının muhacirleri ve ensarlarıdır.
Hicret, birliğimize ve dirliğimize vesile olsun.