Hayatımıza Anlam Katan Dualar - Beni Yaratan Bana Yol Gösterir

“Rabbim! Bana hikmet ver ve beni salih kimseler arasına kat. Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl. Beni Naîm cennetinin varislerinden eyle.” (Şuarâ, 26/83-85)

Abone Ol

رَبِّ هَبْ لِي حُكْمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ

وَاجْعَلْ لِي لِسَانَ صِدْقٍ فِي الْآخِرِينَ

وَاجْعَلْنِي مِنْ وَرَثَةِ جَنَّةِ النَّعِيمِ

Kur'an-ı Kerîm'de, Hz. İbrahim’in pek çok duası müminlere örnek gösterilmiştir.

Bahse konu edindiğimiz dualarında İbrahim Aleyhisselam'ın öncelikle “hikmet”e talip olduğunu görüyoruz.

İbrahimî bir dua olan “hikmet sahibi olma niyazı” ile ne çok güzelliği bir arada istemiş oluruz Rabbimiz’den! “Faydalı ilim, doğru düşünce ve anlayış sahibi olma, eşyanın hakikatini bilme, Kur'an'ı en iyi şekilde anlama, isabetli karar verme yeteneği....”

Hikmet, kalbe yerleşen ilahi nur olarak da ifade edilir. Hikmet sahibi olmak, doğruyu yanlıştan ayıracak kabiliyete ulaşmak anlamına gelir. Bu duayı samimiyetle tekrarlamak birçok erdemi aynı anda Hak Teala’dan istemektir aslında.

Hz. İbrahim aracılığıyla bize öğretilen “Salihler arasına beni de kat!” duası ise “Mahşer gününde peygamberler, sıddîklar ve şehitlerle beraber olma” arzusunun dile getirilmesidir. Bu kapsamda dualarımızda bolca yer almalıdır.

Hz. İbrahim'in ifadesiyle Rabbimiz'den “Lisan-ı sıdk” istemek de en az hikmet duasında bulunmak kadar derin anlamlar içerir. Lisan-ı sıdk için dua ederken neye mi talip oluyoruz? Sonraki nesillerin bizi övgüyle ve doğrulukla anmasına, hayırla yâd etmesine, dualarda unutmamasına...

Lisan-ı sıdka sahip olmak, Hakk'ı hatırlatan bir ses bırakmaktır ardımızda. Asırlar sonra bile gönüllerde izimizin kalması, dillerde adımızın güzellikle anılmasıdır. Lisan-ı sıdk, "geride hayırla ve rahmetle anacak nesiller bırakmak” anlamına da gelir.

Yüce Allah, Hz. İbrahim’in “Lisân-ı sıdk” duasını kabul etmiş, onu hayırla yâd edilmekle onurlandırmıştır. Namazlarımızda Salli-Bârik dualarından sonra Hz. İbrahim'den bize yâdigâr olan duaları okuruz biz de bu vesile ile.

Allah’ın seçkin kullarının gireceği ebedî nimet yurduna girmek, “Naîm Cenneti’nin vârisi” olmak için dua etmenin önemini de kavrıyoruz Hz. İbrahim'in duasıyla.

İbrahim Aleyhisselam, bu anlamlı duaları yapmadan önce Yaratan'ın takdirine olan sonsuz teslimiyetini ifade eden "O, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir." (Şuarâ, 26/78) sözlerini emanet bırakmıştır gönüllerimize. Ne zaman darda kalsak İbrahimî teslimiyeti ifade eden bu sözleri tekrarlamaya ne dersiniz?

Hastalandığımızda da tevekkülümüze şahit olsun büyük peygamberin şu örnek cümlesi: "Hastalandığım zaman bana şifa veren O’dur.” (Şuarâ, 26/80) Rabbine böylesine teslim olan kulun, ilâhî rahmetten pay almaması mümkün mü?

Hikmet ve lisân-ı sıdk sahibi, Naim Cenneti varisi salih kulların arasına katılma duasını gönüllerimize nakşedelim ki rızaya erme bahtiyarlığına erme noktasında önemli bir mesafe katedelim. Kıyamete kadar hayır dualarda unutulmama niyazıyla....