Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü Aile ve Dini Rehberlik Daire Başkanlığı tarafından düzenlenen ADRB aylık çevrim içi seminerler serisinin bu ayki konuğu Orta Doğu uzmanı yazar Zahide Tuba Kor, Filistin mücadelesinde kadınların ve annelerin rolünü anlattı.
Kor, Türkiye’nin 81 ilinden Aile ve Dini Rehberlik personelinin katıldığı programda, Filistinli kadınların “demografik ve kültürel direnişin” en önemli aktörleri olduğunu vurguladı.
Konuşmasına İsrail’in kurucu kadrolarının “Yaşlılar ölecek, gençler unutacak” beklentisiyle Filistin halkını yok saydığını hatırlatarak başlayan Kor, 70 yılı aşkın süredir devam eden direnişte en büyük payın annelere ait olduğunu belirtti. Kor, “Filistinli anneler, yaşanan acıları ve direniş bilincini nesilden nesile aktararak çocuklarına daha anne karnındayken mücadele ruhunu aşılamaktadır.” dedi.
Filistin’de direnişin sadece silahlı mücadeleden ibaret olmadığına dikkat çeken Zahide Tuba Kor, kadınların çok çocuk sahibi olmayı ve çocuklarını en iyi şekilde eğitmeyi İsrail’e karşı bir “demografik savaş” ve varoluş mücadelesi olarak gördüklerini ifade etti.
“Sumud: Hayata Tutunmak En Büyük Direniştir”
Filistin halkının geliştirdiği “Sumud” (sebat/direnç) kavramına değinen Kor, kadınların yokluk içinde dahi gündelik hayatı sürdürme çabasının, işgale karşı bir meydan okuma olduğunu belirtti. Zahide Tuba Kor, “İsrail’in psikolojik çökertme politikalarına karşı Filistinli anneler, çocuklarına boyun eğmemeyi, dik durmayı ve her şeye rağmen mutlu olacak bir vesile bulmayı öğretmektedir.” ifadelerini kullandı.
- 1948’den Bugüne Değişmeyen Çile: Mültecilik ve Çadır Hayatı
7 Ekim sonrası Gazze’de yaşanan insani dramın bir benzerinin 1948 Nekbe (Büyük Felaket) sürecinde de yaşandığını tarihi anekdotlarla anlatan Kor, Filistinli kadınların tarih boyunca mülteci kamplarında, mahremiyetin kısıtlı olduğu zorlu şartlarda, elektrik ve suyun olmadığı ortamlarda dahi aile bütünlüğünü korumak için fedakarca mücadele ettiklerini dile getirdi.
Kor, Gazze’de yaşananları “inanç ve teslimiyet” boyutuyla da ele alarak şunları kaydetti:
“Gazzeliler yaşadıklarını İslam tarihi ve Hz. Peygamberin hayatıyla özdeşleştiriyorlar. Abluka altındaki yılları, Müslümanların Mekke dönemindeki boykot yıllarıyla kıyaslayarak manevi bir direnç geliştiriyorlar. Bu sebeple travmaları, inançları sayesinde daha hızlı sağaltılabiliyor."
Program, katılımcılardan gelen soruların cevaplanması ve yaklaşan Ramazan ayı için yapılan iyi dilek temennileriyle sona erdi.