En Kötü Plan Plansızlıktan İyidir

Abone Ol

Zamanın Önemi

İnsanın dünya hayatını istediği güzellikte düzenli, huzurlu, sağlıklı yaşayabilmesi, özellikle de iradesini direkt etkileyen zihin sağlığını muhafazası için çok önemli birkaç faktörden biri zamandır.

Zamanı iyi kullanan kötü insanlar, zamanı kötü yöneten iyi insanlardan her zaman daha başarılı olurlar. Yani başarının da zaman kavramı ile çok sıkı bağlantısı vardır.

Zaman hayattaki en değerli, en önemli, doğru ve verimli kullanıldığında insana en çok fayda verebilecek nimetlerdendir. 

Zaman;

- Yerine konması,
- geri döndürülmesi,
- yenilenmesi,
- depolanması,
- satın alınması
asla mümkün olmayan bir kaynaktır.

Dolayısıyla zamanın kıymetini bilmek ve zaman yönetimi becerisini geliştirmek her insan için çok önemlidir.  Ben de eğitim dönemlerinin bitmesi ve tatil döneminin başladığı bu günlerde tatilin atalete yani tembelliğe, verimsiz zaman kullanımına dönüşmemesi adına sizlere bu yazımızda zaman yönetiminden bahsetmek istiyorum.

Yüce Allah her insanı ve insanın yönetim merkezi beynini muhteşem yaratmıştır. İnsanın beynin o muhteşem potansiyelini aktif hale getirebilmesi için olmazsa olmazlardan biri beynini düzenli ve sürekli bazen az yoğunlukta bazen çok yoğunlukta olsa da kullanmaya devam etmesidir. Beyne en çok zarar veren şey bazen yoğun kullanıp bazen hiç kullanmayarak atıl halde bırakılmasıdır. Tıpkı uçaklarda olduğu gibi: uzmanlar uçakları yıpratan şeyin çok uçmak değil kullanmayıp atıl bırakmak olduğu söylemektedirler. Beynimiz de böyledir. Beyin kullanıldıkça gelişir ve hızlanır. Kullanılmadığında ise geriler ve yavaşlar. Beyin gerileyip yavaşladıkça bu durum akıl sağlığını, duygu ve düşünce sağlığını da etkiler. Beynin zayıflaması kişinin iradesini doğru kullanmakta zorlanmasına sebep olmakta, doğru kararlar alıp doğru davranışlar geliştirmesini de olumsuz etkilemektedir. Aynı zamanda günlük hayatta eğitim, iş gibi beynin yoğun kullanılmasına ihtiyaç olduğunda insanın zorlanmasına, tekrar eski hızına kavuşuncaya kadar duygusal olarak başarısızlık endişesiyle yıpranmasına yol açmaktadır. Halk dilinde bu döneme alışma-uyum sağlama dönemi isimleri verilmektedir ki her insan için bu süreç beyin kuvveti, hızı ve gelişimi ile doğru orantılı olarak farklı olmaktadır.

Beyin sağlığını en çok etkileyen şey insanın zaman yönetimidir. Dikkat çekici bir örnekle olayı biraz açalım:  

Batı’daki bazı cezaevlerinde eğer bir insanın ıslah olma ihtimali hiç gözükmüyor, dışarı çıktığında da topluma büyük zarar verme, örgüt-çete oluşturma potansiyeli olanlara uygulanan aklını yok etme, zihin sağlığına zarar verme metodu varmış. Bu metoda göre bir insanın zaman algısı yani gün, hafta, ay, yıl ölçümü kaybolursa zihin çöküyor, kişi akıl sağlığını kaybederek deliriyormuş.

Yine bir mahkûm için aynı karar alınmış ve uygulamaya geçilmiş. Uygulama ise:

Hakkında ilgili karar verilen mahkûm, hiç penceresi olmayan, zerre gün ışığının girme imkânı bulunmayan yerin metrelerce altında bir hücreye koyulmaktadır. Hücrede ilk haftalarda normal zaman da olduğu gibi gündüzleri ışık yakılıp geceleri söndürülmektedir. Bu vesileyle mahkûm kaç gündür içerde olduğunu ve tahliyesine kaç gün kaldığını hesaplayabilmektedir. Sonraki haftalarda ise haber vermeden değiştirilerek ışık gece yakılıp gündüz söndürülmektedir. Mahkûm bir süre sonra buna da alışabilmektedir. Birkaç ay sonra gündüzün yarısında ışık yakılmakta yarısında söndürülmekte, gecenin de yarısında ışık yakılmakta yarısında ise söndürülmektedir. Daha sonraki aylarda ise daha da karmaşık hale getirilerek ışık günün dörtte birinde yakılıp dörtte birinde söndürülmekte, aynı şekilde gecede bu uygulama devam etmektedir. Bu süreç mahkûmun kafasının karışmasına, kaç gündür hücrede olduğunu, tahliyesine kaç gün kaldığını, içinde bulunduğu günün hafta içi mi hafta sonu mu, günlerden hangi gün olduğunu anlamakta zorlanmasına, dolayısıyla mahkûmun zihninde yavaş yavaş zaman kavramının yok olmasına sebep olmaktadır. Yetkililer mahkûma tarihi sorduklarında ise çok yanlış bir cevap aldıklarında veya hiç cevap alamadıklarında kişinin zaman algısının yok olduğunu anlayıp işlemi sonlandırmaya başlamışlardır. Çünkü bu durum mahkûmun zihninin çökmesine, geçmişteki bilgi ve hatıralarında var olan zaman kavramının da zarar görerek akıl sağlığını kaybetmesine yol açmaktadır.

Yine böyle bir uygulama yapılan mahkûm aradan çok uzun süre geçmesine rağmen akıl sağlığını kaybetmeyip delirmediğinde, tarih sorduklarında doğruya çok yakın cevaplar verdiğinde bütün yetkililer çok şaşırmış ve olayı incelemek üzere alan uzmanları cezaevine davet edilmiştir. Uzmanlar akıl sağlığını kaybetmeyen mahkûm ile görüştüklerinde ise büyük bir şaşkınlık yaşamışlardır.

Çünkü mahkûm İslam dinine mensup olduğunu, yıllarca dininden uzak yaşaması sonucu büyük hatalar yaptığını, yaptığı bu hataların kendisini bu kötü duruma düşürdüğünü fark ettiğini söyleyerek büyük pişmanlık içerisinde Allah’a tövbe ettiğini ve imkânları ölçüsünde hücresinde dinin emirlerini uygulamaya çalıştığını söylemiştir. Hücreye ilk girdiği günlerde ışık açıkken gündüz olduğunu kabul ederek günlük beş vakit namazını kıldığını ve ışık söndüğünde uyuduğunu, ışık tersine döndüğünde ise karanlığı gündüz kabul edip namazlarına devam ettiğini, gün sayımına duvara işaretler koyarak devam ettiğini söylemiştir. Kendi hesabına göre Cuma günü geldiğinde hatıralarında gittiği Cuma namazlarını canlandırarak hayalinde her Cuma başka bir camiye gittiğini ve orada duyduklarını hatırlamaya çalıştığından bahsetmiştir. Kendi hesabına göre ramazan ayı geldiğinde gelen yemekleri saklayarak oruç tutup, sahur ve iftar yaptığını, hatta teravihleri bile kıldığını ifade etmiştir. Bayram günlerinde ise üzülmek yerine geçmişte çocukluğundan itibaren yaşadığı bütün bayramları zihninde canlandırdığı ve her bir bayramlaşma anını, aldığı şeker ve paraları yeniden alıyormuş gibi o anın sevinç ve heyecanını yeniden hissetmeye çalıştığını söylemiştir.

Dış şartlardan bağımsız olarak mahkûmun kendi zihninde zaman kavramını yaşaması akıl ve ruh sağlığını muhafaza etmiş, tehlikelerden korumuştur.

Eşrefi mahlûkat olarak yaratılan insanın değerini muhafaza ettiren veya kaybettiren en önemli etkenlerden biri zamanını nasıl kullandığı, nasıl değerlendirdiği veya değerlendiremediğidir. Zamanı doğru kullananlar kendilerini, iradelerini doğru yöneterek, yeni bilgi-beceriler kazanımı ile geliştirerek daha iyi olmaya, mükemmelliğe doğru ilerlerler.  Zamanı doğru kullanamayan, hatta yanlış kullananlar ise bırakın yeni kazanımlar elde etmeyi, ortaya çıkan hata ve sıkıntılar ile ellerindeki birçok imkânlarını bile kaybeder, yanlış kullanım devam ettikçe iyi insan olmaktan uzaklaştıkları gibi kendilerine, çevrelerine faydasız, kötü insan olmaya doğru yuvarlanmaya başlarlar. Dolayısıyla her insanın hayatta en çok dikkat etmesi gereken şeylerden biri hızla geçip giden zamanın doğru yönetimidir.

Zamanı doğru yöneten insanlar hem her alanda başarılara kolaylıkla ulaşarak kendisine, ailesine, yakınlarına, çevresine faydalı bir insan olarak yaşamını devam ettirir. Zaman yönetimi özellikle çocukluk döneminde iyi insanın yetişmesi, gelişmesi ve ortaya çıkması için çok önemlidir. İnsanların hayatlarının eğitim dönemlerinde düzenli okulların etkisiyle verimli zaman kullanım oranı artarken eğitim öncesi ve özellikle daha uzun sürmesi açısından eğitim hayatı bitip görev ve sorumlulukların başladığı sonrası dönemler için doğru zaman kullanım oranı azalmaktadır. Zamanın öneminin sürekli olarak bilincinde olmak, doğru inisiyatifler kullanmak zamanı doğru değerlendirmek açısından çok önemlidir.

Her insanın bir günde 24 saati, bir haftada 168 saati vardır. Acaba bizlere her gün fazladan iki saat verilse ne yaparız? Çok şey yaparız gibi gözükse de aslında o iki saatten çok daha fazlası yıllardır elimizde zaten vardır ve ömür oldukça olmaya devam edecektir. Zamanın faydaya dönüşmesi planlı, verimli olarak kullanılmasıyla doğru orantılıdır.  Tarihimizde zamanı verimli kullanan ve çok büyük hizmetler üreten birçok örnek şahsiyet vardır. Güzel örneklerden biri de Mimar Sinan’dır.  Mimar Sinan yaşamı süresince 81 camii, 51 mescit, 55 medrese, 26 darül-kurra, 17 türbe, 17 imarethane, 3 darüşşifa (hastane), 5 su yolu, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam olmak üzere 375 eser yapmıştır. Ayrıca, Edirne ilindeki Selimiye Camisi Dünya Kültür Mirası listesindedir. 1588 yılında 99 yaşında vefat eden Koca Sinan, sizce bu kadar işi nasıl yapmıştır? Tabi ki cehd yani gayret ve enerjisini en verimli şekilde kullanarak yaşadığı her anı değerlendirerek zamanını bereketlendirmiştir.

Bir haftanın 168 saat olduğunu belirtmiştik. Bir günümüz ise 24 saat. Ortalama bir kişi bu 24 saati nasıl geçiriyor diye baktığımızda:

Uyumak için günde ortalama 8 saat, evden çıkış için hazırlık, traş, temizlik, vb. işler için yaklaşık 1 saat harcanmaktadır.

Kahvaltı, öğle yemeği, akşam yemeği, ufak atıştırmalıklar, çay, kahve, içecekler derken bir günde yaklaşık 2 saat yemeğe, içmeğe harcarken, özellikle şehir hayatlarında seyahat için de günde yaklaşık 2 saat kullanılmaktadır.

Ülkemizde eğitim-iş hayatında şehir ve bölgelere göre farklı saatler içerisinde olsa da günde 8 saat çalışma artı öğle arası ile günde 9 saat eğitim-iş’te harcanmaktadır.

Toplamda bir günlük standart yaşam şekli yaklaşık 22 saatimizi almaktadır. Geriye kendimize ayırabileceğimiz 2 saat ise özel işlerimiz, ziyaretler, faturaların ödenmesi, banka kuyrukları, sağlık durumları, hava şartları, kaçırılan ulaşım araçları, zamansız çıkan işler, gereksiz yapılan telefon görüşmeleri vb. zaman giderleri de araya girince eldeki 2 saatlik vakitte hızlı bir şekilde akmaktadır. Durum böyleyken zaman doğru ve verimli yönetmek için nasıl bir yol izleyebiliriz sorusu önem kazanmaktadır.

Sabah 1 saat erken kalkmak, gece 1 saat geç yatmak, ufak atıştırmalıklar alıp yolda yemek biraz vakit kazandırıyormuş gibi görünse de bunlar her zaman sürdürülebilir olması zor ve uzun vade de yaşam kalitesini düşüren uygulamalardır. Bu yoğunlukta hafta sonları ve aralarda ortaya çıkabilecek zaman kazanımları sadece iyi bir hedefi ve iyi bir planı olanlar için doğru değerlendirebilecekleri değerli fırsatlardır.

Verimli bir yaşam bilinçli bir yaşam ile mümkündür. Bilinçli bir yaşamın vazgeçilmezi doğru değerlere ve doğru zaman yönetimine sahip olmakla mümkün olabilecektir. Bizde bir sonraki yazımızda inşallah zaman yönetimi, zamanı iyi değerlendirme konularında sizlere teknik bilgiler vermeye çalışacağız. İyi bir zaman yöneticisi olmanız dileğiyle

Kalınız sağlıcakla …