Safi Arpaguş

Başkan Arpaguş, Mekke’de ÜLKE TV’ye konuk oldu

ÜLKE TV’nin konuğu olan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, 2026 Yılı Hac Organizasyonu’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Abone Ol

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Mekke’de ÜLKE TV’nin canlı yayın konuğu oldu.

İslamiyet’in tevhit inancı olduğunu dile getiren Başkan Arpaguş, hac ibadetinde bütün bir ümmetin yekvücut haline geldiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Çünkü Cenab-ı Hak, Hac Suresi’nde de anlatır. Hz. İbrahim’in davetiyle, hacca davet etme emriyle, bu topraklara ‘Mekke-i Mükerreme’ diyoruz nihayetinde değil mi? Mükerrem şehir, mükerrem belde. Aslında Kur’an-ı Kerim’de ziraata elverişsiz bir vadi olarak geçer. Ot bitmeyen, ziraata elverişsiz bir yere bu kadar kutsiyet atfetmek. ‘Emin belde’ diyoruz. İşte burada bütün mana bu tevhit mücadelesinin; Hz. Adem’den Efendimiz Hatemü’l-Enbiya’ya kadar gelen bu tevhit mücadelesinin merkezi olma özelliğini taşıyor.”

“Bir mahşer provası”

Kabe’nin ilk mabet olarak bu topraklarda inşa edildiğini hatırlatan Başkan Arpaguş, şu ifadelere yer verdi:

“Allah inancına karşı Hz. İbrahim’in Kur’an-ı Kerim’de verdiği mücadeleyi biliriz. Putlara karşı, şirke karşı, Allah inancına karşı her türlü insanlığın uzaklaştığı evrelerde, tekrar hidayet yoluna erdirmek adına Cenab-ı Hakk’ın gönderdiği bütün elçilerin ayak izlerinin olduğu topraklardayız. O kutsiyet biraz da oradan geliyor. Biraz önce arz ettiğim gibi bizim inancımız tevhit inancı. Allah’ın varlığına, birliğine, bütün kainatın yegâne Halık’i ve sahibi olduğuna inanan bir inanç topluluğunun, müminler topluluğunun bir araya gelmesi, bir bütün olması, hemdert olması, gönülden birbirlerine bağlılık ifadelerini yüz yüze bir birlerine anlatabilmeleri. Biz buna cihanşümul yıllık bir kongre de diyebiliriz. Eğer içini doldurabilirsek, eğer bunu gerçek manada dünya Müslümanları üzerinden değerlendirebilirsek hakikaten büyük bir buluşma, adeta bir mahşer provası. Çünkü malumunuz burada her şey ortadan kalkıyor. Renk yok, dil yok, ırk yok. Ne var? İki parça beyaz elbise var. Ve kul ile padişah arasında zahirde hiçbir fark yok.”

“Dünyanın kalbi Kabe’dir.”

Haccın bir tarağın dişleri gibi insanların eşit, aynı hizada olduğu ve üstünlüğün sadece takva ile Allah katında değerlendirdiği bilincini kazandırma noktasında çok önemli bir ibadet olduğunu anlatan Başkan Arpaguş, “Çünkü hakikaten bütün varlığından soyunup; kisvemizden, elbisemizden değil, bütün varlığımızdan soyunarak, hepimizin bir olması, vahdete ve tevhide ulaşmak. Asıl gaye bu. Tasavvufi kültürde Kabe’ye derler: ‘Gönül Çalab’ın tahtı, Çalab gönüle baktı, İki cihan bedbahtı, Kim gönül yıkar ise.’ Kâbe ile öyle mukayese ederler çoğu zaman insan gönlünü. Dünyanın kalbi Kabe’dir. Çünkü bu inancın, tevhidin nabzı burada atıyor. İnsanda da bunun karşılığı kalptir, gönüldür.” ifadelerini kullandı.

Efendimiz (s.a.s)’e Hira Mağarası’nda gelen “Oku” emrini anımsatan Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Okuma bilmiyorum’ demesine rağmen ona okunacak metinler veren bir Allah’ın; Onun (s.a.s) eline insanlığın kurtuluş reçetesini veren bir Yaratıcının, emrine imtisalen, cahiliye devri denilen bir ortamı Asr-ı Saadet’e çevirmiş. Mekke’yi Mekke-i Mükerreme yapmış. Kâbe’yi putlardan temizlemiş. Yesrib’i Medine-i Münevvere haline getirmiş bir mücadelenin her türlü burada izlerini görüyoruz. Ve görmediğimiz halde iman ettiğimiz. Bizim imanımızın çoğu gayba imandır. Zahirle çok işimiz yoktur. Efendimiz (s.a.s.) de der: ‘Beni görmeden bana iman eden kardeşlerim.’ diye hitap eder. Bu çok büyük bir lütuftur.”

“Yüce Kitabımız, Efendimiz’in sünnet-i seniyyesi, siyeri ve güzel ahlakı bize yol gösterici olacaktır”

“İyi biliniz ki Allah Resulü sizin içinizdedir, sizinle beraberdir.” ayet-i kerimeye dikkati çeken Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Nasıl olacak bu? İşte şu kadar yıl bu topraklarda yaşamış bir insan ömrü. Hidayet kaynağı olan bir Kitab-ı Kerim getirmiş; onu bize anlattığı hadis külliyatı ile de anlamamız gereken mirası devretmiştir Efendimiz (s.a.s). Biz eğer Efendimiz’in (s.a.s.) getirdiği Yüce Kitabın umdeleri, ahkamı ve sünnet-i seniyyesiyle bize öğrettiği sırat-ı müstakimi genel anlamda içerisinde kalabilirsek; bu gönüllerde masiva dışında Allah sevgisi, Peygamber sevgisi ve onların bize öğrettiği insan olma vasfını yakalayacağımız ahlaki güzellikleri yaşadığımızda Efendimiz (s.a.s) bizimle beraberdir. Çünkü O buyuruyor: ‘Kişi sevdiğiyle beraberdir.’ İnsanlar sevdiklerinin yanında ya da uzağında olsun ya da olmasın; hayaliyle yaşar. Biz de inancımızı, amelimizi ve dünyamızı bu inanç yolculuğunda canlı bir şekilde tutmak istiyorsak Yüce Kitabımız, Efendimiz’in (s.a.s.) sünnet-i seniyyesi, siyeri ve güzel ahlakı bize yol gösterici olacaktır.”

“Cenab-ı Hakk’ın rahmetine, mağfiretine ve bereketine koşmamız gerekiyor”

“Namazlarınızı benden öğrendiğiniz gibi kılınız” ve “Haccın menasikini benden alınız.” hadisi şeriflerini dile getiren Başkan Arpaguş, şu ifadelere yer verdi:

“Adım adım her şeyi öğretmiştir bu ümmete. Çünkü O çok büyük bir muallimdir. Çok büyük bir öğreticidir. İnsanlığın öğreticisidir. Hatemü’l-Enbiya’dır, rahmeten lil alemindir, hulukin azim sahibidir. Kur’an’ın ifadesiyle üsve-i hasenedir. ‘Benden öğreniniz’ dediği hac ibadetini ifa etmeye. Onun (s.a.s) umdelerini, menasikini; makam makam, mekan mekan işleyerek, Ravza’da Efendimiz’in (s.a.s) huzuruna gidiyoruz. Kabe’de Allah’ın huzurunda tavafımızı, sayımızı, duamızı, niyazımızı ve ilticamızı yapıyoruz. Birkaç gün içerisinde Arafat’a çıkacağız. Arafat bir irfan meydanıdır. İnsanın kendisini tanıması, kendisini bilmesi, kendisini ölçüp tartması, kendisini hesaba çekmesi ve kendisiyle hesaplaşma meydanıdır aslında, nefsiyle cenge girdiği bir meydandır Arafat. Allah hepimizi oradan zaferle çıkarsın inşallah.”

“Suudi Arabistan Türkiye’ye hac organizasyonunda en başarılı organizasyon ödülü veriyor”

Diyanet İşleri Başkanlığının hac organizasyonundaki başarılarına değinen Başkan Arpaguş, organizasyonda görev alan tüm Başkanlık personeline teşekkür ederek, şunları kaydetti:

“Bu yıl 4 binin üzerinde personelle buradayız. Takdir edersiniz ki 85-100 bine civarında bir topluluğu yabancı bir ülkede belirli süre zarfında misafir ediyorsunuz. Oraya naklediyorsunuz. Belirli görevleri, belirli zaman dilimi içerisinde, belirli mekanlara ulaştırarak yapıyoruz. Sonrada sevdiklerine, ailelerine, yurtlarına sağ salim teslim etmeye çalışıyorsunuz. Giriş ile çıkışın arası iki ay. Allah’a hamdolsun. Özellikle teşkilatımızın en üstünden hizmetlisine kadar bütün personelimize. Kafile başkanlarımıza, rehberlerimize, irşat heyetlerimize. Teşkilatımızın fedakar personeline milletimizin huzurunda şükranlarımı arz ediyorum. Çünkü bu milletin yüzünü ağartıyorlar. Her yıl Suudi Arabistan, Türkiye Cumhuriyeti hac organizasyonuna en tertipli, düzenli ve başarılı organizasyon olarak ödül veriyor. Bu aslında insanımıza verdiğimiz kıymet, değer. Yıllara yayılan, gelişen bir düzen ve tertip üzerine çalışmalar, kafa yormalar neticesinde oluyor. Elhamdülillah. Mekke’de, Medine’de, Arafat’ta, Mina’da ve Efendimiz (s.a.s)’in hatırasını taşıyan bütün mekanlara ulaştırmaya çalışıyoruz. Vatandaşlarımızı en iyi şekilde ibadetle buluşturmaya çalışıyoruz. Sağlık hizmetlerimiz var. Bir hastanemiz var. Otellerimizin çoğunda sağlık polikliniklerimiz var. İnsanlarımız oralara rahatlıkla ulaşabiliyor, derdini anlatabiliyor.”