banner250

banner203

KAGEM’de "Afrika Forumu"

Türkiye Diyanet Vakfı Kadın Aile ve Gençlik Merkezi (KAGEM) ev sahipliğinde “Afrika Forumu” düzenlendi.

TDV 15.10.2018, 15:11
KAGEM’de "Afrika Forumu"
© Diyanet Haber

Forum Afrika: Afrika-Türkiye ve dünya ilişkisi

Türkiye Diyanet Vakfı Kadın Aile ve Gençlik Merkezi (KAGEM) ile Küresel İletişim Derneği işbirliğinde “Afrika Forumu” düzenlendi.

KAGEM’in ev sahipliği yaptığı forumda, Afrika-Türkiye ve dünya ilişkileri birlikte ele alındı.

İbrahim Enes Duruay’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen forumun ilk oturumuna Türkiye Diyanet Vakfı Genel Müdürü Av. Mehmet Savaş Polat, AFAD Başkanı Dr. Mehmet Güllüoğlu ve Cumhurbaşkanı Danışmanı Tubanur Sönmez konuşmacı olarak katıldı.

Afrika Forumu’nda özellikle Türkiye ve Afrika ilişkilerine dair meseleler derinlemesine analiz edildi. 

Afrika bizim neyimiz olur? Kara Kıta Afrika ile ilişkimiz nereden gelmekte? Türkiye’nin Afrika’ya bakışı ve Afrika politikası nasıl? İnsani yardım ağlarında Afrika’da ne kadar aktif yer alıyoruz ve bir gönüllü olarak Afrika’da neler yapabiliriz?
Bunun gibi pek çok soruya cevap aranan forumdan öne çıkan başlıklar şu şekilde:

“Afrika’da oynanan oyunları sadece Misyonerlik faaliyetleri olarak değerlendirmek yanlış olur”

Afrika bölgesiyle ilgili yakından çalışmaları bulunan TDV Genel Müdürü Av. Mehmet Savaş Polat, forumda ilk olarak söz aldı. “Afrika zor ve dert edinilmesi gereken bir bölge.” Değerlendirmesiyle konuşmalarına başlayan Av. Savaş Polat, şunları kaydetti:

“Afrika hicret ile aslında bir İslamlaşma süreci yaşamış ve daha sonra yüzyıllarca İslam’ın kıtası olarak bilinen bir yer olmuştur. Geçmişte de %80’i Müslüman bir halka sahip olduğu kayıtlara geçmiş bir kıta. Fakat Afrika’da maalesef tarih boyunca birçok oyun oynanmış. Dolayısı ile üzerinde ciddi çalışılması gereken değerli bir bölge. Burada oynanan oyunları sadece misyonerlik ve Hristiyanlık faaliyetleri olarak değerlendirmek çok yanlış olur. Çünkü burada, İslam’ın orta yolunu ve Ehl-i Sünnet çizgisini ortadan yaralayarak insanların bu alandaki fikirlerini zedeleyen akımlar da yürütülmekte.”

Öğrencilik yıllarından itibaren Afrika ile yakından ilgilendiğini belirten Polat, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Afrika’da çok ciddi bir algı operasyonu yürütülüyor. Buradaki yeraltı kaynakları hem Afrika’ya hem de dünyaya yüzyıllarca yetecek büyüklükte. Batı bunun yıllardır farkında ve bütün çalışmalarını ve dolayısı ile tüm algı operasyonunu da bu kaynaklar üzerinden gerçekleştiriyor. Türkiye’de Afrika, daha çok Somali üzerinden tanındı. Somali niye bu kadar önemli derseniz Afrika’nın Müslümanlaşması, Peygamberimiz döneminde de ilk Somali üzerinden başlıyor. Bugün Somali üzerinde çok ciddi oyunlar oynanmasının bir nedeni de, buradaki denizde var olan zenginlik. Bugün Batılı ülkeler korsan faaliyetleri algısı ile bu zenginliği sömürmeye çalışıyor. Bunda da maalesef son derece başarılılar. Batılı ülkeler kaynak ihtiyaçlarının birçoğunu bu tip az gelişmiş ülkelerin üzerinden sömürge ya da algı yönetimi ile karşılıyor.

“Türkiye Diyanet Vakfı olarak eğitim faaliyetleri başta olmak üzere, su kuyusu ve insani yardımlar konusunda desteğimiz sürüyor”

Türkiye Diyanet Vakfı olarak Afrika’da çok büyük çalışmalar yürütüyoruz. Özellikle Diyanet İşleri Başkanlığımızın yürütmüş olduğu bir 'Kardeş Şehir Projesi' çalışması var. Bu çalışmanın en büyük ayağı Afrika kıtası. Projenin en büyük amacı da geçmiş İslam Afrika’sını tekrar ayağa kaldırmak. Türkiye Diyanet Vakfı olarak eğitim faaliyetleri başta olmak üzere, su kuyusu ve insani yardımlar konusunda desteğimiz sürüyor. Somali’de bugün bir imam hatip lisemiz mevcut. Ayrıca Afrika’dan bu yıl getirdiğimiz 649 öğrencimizi Türkiye’de burslu olarak okutuyoruz. Hem ramazan hem de kurban faaliyetlerimizde her yıl önceliğimiz Afrika oluyor.”

TDV Genel Müdürü Mehmet Savaş Polat, sözlerini Afrika’daki insanların erdemli ve vakur insanlar olduğunu vurgulayarak noktaladı.

“Afrika zenginliğin olmadığı değil, zenginliğin adaletle dağıtılmadığı bir kıta”

Ardından söz olan AFAD Başkanı Dr. Mehmet Güllüoğlu ise Afrika’ya olan ilgisinin geçmişte birlikte yaşadığı ev arkadaşının Etiyopyalı olmasından kaynaklandığını ve yine öğrencilik yıllarında Afrika’ya olan seyahatlerinin, Afrika merakı ve dünya farkındalığını perçinlediğini dile getirdi.

AFAD Başkanı Güllüoğlu ayrıca şunları söyledi:

 “Afrika zenginliğin olmadığı değil, zenginliğin adaletle dağıtılmadığı bir kıta. Fakat insani yardım anlamında bugün en çok yardıma ihtiyaç duyan kıta Afrika ülkeleri. Türkiye’de son otuz yıldır çok daha fazla gelişen bir Afrika farkındalığı var. Devlet kurumları da bu konuda çok aktif ve bilinçli çalışmalar yürütmekte. TİKA, Türk Kızılay’ı, Türkiye Diyanet Vakfı ve bunun yanında daha birçok sivil toplum kuruluşu, eğitimden insani yardım faaliyetlerine kadar çeşitli alanlarda bugün çalışmalarını organize bir şekilde yürütmekte. Fakat uzun vadede kültürel ve ticari ilişkilere önem verip bunun alt yapısını bugün sağlam yapmamız gerekiyor. Mesela Afrika edebiyatından Türkçe’ye çevrilmiş çok az sayıda eser var. Belki biraz da buradan başlamak gerekiyor. Türkiye’nin diplomatik ve ticari ilişkilerini arttırarak yürüttüğü bazı çalışmalar var. Fakat bunların altını doldurması gerek. Bunun altını dolduracak kişiler ise tüccarlar, akademisyenler ve sivil toplum örgütleri gibi daha kılcala dokunacak topluluklar diye düşünüyorum.

Geçmişte, Osmanlı-Afrika ilişkisi bugünkünden çok farklı ve daha sağlamdı. O dönemde Afrika’daki Müslüman sayısı da çok fazlaydı. Bugün bir Afrikalı en az üç dört dil biliyor. Biri kabile dili, diğeri ülkesinin dili ve üçüncü olarak kendisini sömürmüş olan ülkenin dilidir. Bizler o ülkelere gittiğimizde, belki gönül dilini kullanarak onlara ulaşmaya çalışıyoruz. Fakat görüyoruz ki buralardaki ilişkilerimizin daha sağlam olabilmesi için artık daha incelikli ve nitelikli olmamız gerekiyor. Dolayısıyla Avrupa’ya göstermiş olduğumuz ilginin yarısını Afrika’ya göstersek ilişkilerimiz çok daha farklı olacak. Bugün Afrika’da, Türkiye’yi entelektüel anlamda takip eden çok sayıda genç var. Öğrenci arkadaşlara tavsiyem, bu alanda tezler yazın, Afrika’yı parça parça okuyun. Aranızdan birer Somali, Etiyopya, Mali vs. uzmanları çıksın. Doktoralarımızı bu yönde yapıp uzmanlaşalım.”

“Afrika ile ilgili bütüncül bir politika sergilemeliyiz”

Forumun ilk bölümünde son olarak söz alan Cumhurbaşkanı Danışmanı Tubanur Sönmez ise 2015 yılında Türkiye’de Afrika yılı ilan edilmesi ile birlikte bu alandaki çalışmaların hız kazandığına dikkati çekti. Sönmez konuşmalarını şu şekilde sürdürdü:

“Afrika’da kaynak yokluğu değil, aksine kaynak bolluğu mevcut. Bugün ülkede su var fakat o suyu insanlara ulaştıracak mekanizmalar eksik. Kuraklık ve ulaşım sıkıntısının yanındaki bir başka tehlike ise ulaşım yollarındaki terör örgütlerinin varlığı ile birlikte su kaynaklarına giden yolların güvensiz oluşu. Bunun yanında kıta insanı yıllarca zihni ve düşünsel anlamda bir sömürgeye maruz bırakılmış. Bize düşen bu çarpık sorunları ortadan kaldıracak etkin çözüm yolları üzerine kalıcı çalışmalar yapmak. Bu konu üzerinde de hükümetimiz ciddi anlamda bir çalışma içinde ve ülkelerarası ilişkileri daha da güçlendirmek için her geçen gün hem ticari hem de kültürel ziyaretlerle birlikte konuya sahip çıkılmaya çalışılıyor. 
Bizler paylaşmayı bilen bir toplumuz. Çünkü paylaştıkça çoğalan bir milletiz. Kurumsal anlamda da görüyoruz ki devletimiz, Afrika’daki büyükelçiliklerimizin sayısını her geçen gün arttırmakta. Ayrıca Türk hava Yollarımız buralara direk seferler düzenlemekte.
Afrika ile ilgili politikamızda ister ticari ister insani olsun, sivil toplum kuruluşlarımız başta olmak üzere bütüncül bir politika sergilemeliyiz. Biz kendi kavramlarımızı ortaya koymadığımız sürece başkalarının bize dayattığı gelişmişlik kriterlerine tabi olmaya mahkûm kalırız. Bu sebeple kendi kavramlarımızı, kendi değişimimizi ve gelişmişliğimizi uluslararası arenada ortaya koyup kabul görür hale getirmek için var gücümüzle çalışmalıyız. Gençlere tavsiyem, bu yaşlarda birer sivil toplum kuruluşunun içinde yer almanız ve dünyayı erken yaşta okumaya çalışmanızdır.”

Forumun ikinci ve son bölümünde ise Afrika’ya gitmiş ve oraya gönül vermiş olan Harun Celal Arslan, Dilruba Zeynep Kalın, Asena Duran ve Furkan Bayram kıta ile ilgili gözlemlerini ve birebir şahit oldukları yaşanmış hikâyelerini hazırladıkları sunumlar eşliğinde katılımcılara aktardılar.

Kaynak: Diyanet Haber
Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Sitemizde en çok hangi haberler ilginizi çekiyor?