<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Diyanet Haber</title>
    <link>https://www.diyanethaber.com.tr</link>
    <description>Diyanet Haber / Diyanet Sınav / Diyanet Duyuru / Diyanet Hutbe / Müftülükler / İslam Dünyası / Kültür Sanat / #Keşfet / www.diyanethaber.com.tr</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.diyanethaber.com.tr/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025 Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 03 May 2026 18:42:25 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ebu'l Feth (Fethin Babası): Fatih Sultan Mehmed]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/ebul-feth-fethin-babasi-fatih-sultan-mehmed</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/ebul-feth-fethin-babasi-fatih-sultan-mehmed" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed kimdir? Fatih Sultan Mehme'in hayatı... Fatih Sultan Mehmed infografisi...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<hr />
<p>EBU'L-FETH (FETHİN BABASI): FATİH SULTAN MEHMED<br />
<br />
DOĞUMU: 30 MART 1432 - EDİRNE<br />
VEFATI : 3 MAYIS 1481 - KOCAELİ<br />
<br />
30 Mart 1432’de Edirne’de doğdu. Babası II. Murad, annesi ise Hüma Hatun’dur.</p>

<p>Matematik, felsefe, hadis ve tarih alanlarında derinleşen II. Mehmed; aralarında Arapça, Latince ve Farsçanın da bulunduğu sekiz dil öğrendi.</p>

<p>1444’te henüz 12 yaşındayken tahta çıksa da tecrübesizliğin getirdiği iç ve dış sorunlar nedeniyle yönetimi babasına devretti.</p>

<p>Babasının vefatıyla 1451’de ikinci kez tahta oturduğunda, zihnindeki tek büyük hedef İstanbul’un fethiydi.</p>

<p>Henüz 21 yaşındayken İstanbul’u fethedip Doğu Roma’ya son vererek "Fatih" ünvanını aldı.</p>

<p>Ali Kuşçu ve Molla Gürânî gibi büyük âlimleri çevresinde toplayarak imparatorluğu bir bilim merkezine dönüştürdü.</p>

<p>Sırbistan, Mora ve Trabzon'u fethederek ülke sınırlarını 880 bin kilometrekareden 2 milyon 214 bin kilometrekareye taşıdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fethin Babası (Ebu’l-Feth), Roma İmparatoru (Kayser-i Rum) ve Büyük Türk (Grand Turko) ünvanlarıyla anıldı.</p>

<p>3 Mayıs 1481’de Kocaeli’de vefat eden Fatih, kendi adını taşıyan caminin haziresindeki türbesine defnedildi.</p>

<p></p>

<p></p>
<script async src="//www.instagram.com/embed.js"></script>

<blockquote class="instagram-media" data-instgrm-captioned="" data-instgrm-permalink="https://www.instagram.com/reel/DX4KDQ2jx5x/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" data-instgrm-version="14">
<div>
<div>
<div style="background-color:#f4f4f4; margin-right:14px"></div>

<div>
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>
</div>
</div>

<div></div>

<div style="margin-left:auto; margin-right:auto"></div>

<div>
<div style="color:#3897f0"><a href="https://www.instagram.com/reel/DX4KDQ2jx5x/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" rel="nofollow" style="text-align:center" target="_blank">Bu gönderiyi Instagram'da gör</a></div>
</div>

<div></div>

<div>
<div>
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4; margin-left:2px; margin-right:14px"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>
</div>

<div style="margin-left:8px">
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div></div>
</div>

<div style="margin-left:auto">
<div></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div></div>
</div>
</div>

<div>
<div style="background-color:#f4f4f4"></div>

<div style="background-color:#f4f4f4"></div>
</div>

<p style="color:#c9c8cd; text-align:center"><a href="https://www.instagram.com/reel/DX4KDQ2jx5x/?utm_source=ig_embed&amp;utm_campaign=loading" rel="nofollow" style="color:#c9c8cd" target="_blank">Diyanet Dijital (@diyanetdijital)'in paylaştığı bir gönderi</a></p>
</div>
</blockquote>
<script async src="//www.instagram.com/embed.js"></script></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>İnfografik</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/ebul-feth-fethin-babasi-fatih-sultan-mehmed</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 17:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/f-a-t-i-h-s-u-l-t-a-n-m-e-h-m-e-d-m-a-n-s-e-t.png" type="image/jpeg" length="62525"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ashab-ı Kiram’dan: Ebû Eyyûb El-Ensârî (ra)]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/ashab-i-kiramdan-ebu-eyyub-el-ensari-ra</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/ashab-i-kiramdan-ebu-eyyub-el-ensari-ra" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir Ayet: İman edip de hicret edenler, Allah yolunda cihad edenlerle onları bağırlarına basanlar ve yardım edenler var ya işte gerçek müminler onlardır… (Enfâl, 8/74)]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ebû Eyyûb el-Ensârî (ra), hicretten iki yıl kadar önce hanımı Ümmü Eyyûb ile birlikte Müslüman olmuş ve ensardan İslamiyet’i ilk kabul edenler arasında yer almıştır. Hz. Peygamber’le Bedir, Uhud, Hendek ve Mekke’nin fethi başta olmak üzere bütün gazvelere katılmış; savaşlarda ona zarar gelmemesi için yanından ayrılmamıştır. Vahiy kâtiplerinden olması sebebiyle Hz. Peygamber zamanında Kur’an-ı Kerim ayetlerinin bir araya getirilmesine de hizmet etmiştir. Resûl-i Ekrem (sas), Medine’ye hicret edince devesinin çökeceği yere en yakın eve misafir olacağını söylemiş ve devenin çöktüğü yere en yakın ev olan Ebû Eyyûb’un evinde yedi ay misafir kalmıştır. Katıldığı seferlerin sonuncusu Müslümanların ilk İstanbul kuşatması olmuştur. Kuşatma devam ederken hastalanarak 669 yılında vefat etmiş, vasiyeti üzerine surlara yakın bir yere defnedilmiştir. Ebû Eyyûb’un haksızlıklara tahammül edemediği ve doğru bildiğini söylemekten çekinmediği nakledilmiş olup kendisinden 150 hadis rivayet edilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p><strong>• Osmanlı Devletinin 7. Padişahı Fatih Sultan Mehmet’in vefatı (1481)<br />
• Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Camii Büyük Çamlıca Camii’nin açılışı (2019)</strong></p>

<hr />
<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Takvimi</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/ashab-i-kiramdan-ebu-eyyub-el-ensari-ra</guid>
      <pubDate>Sun, 03 May 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/mehmet/takvim-2026/mayis-3.jpg" type="image/jpeg" length="84186"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[10 soruda kurban ibadetiyle ilgili doğru bilinen yanlışlar]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/10-soruda-kurban-ibadetiyle-ilgili-dogru-bilinen-yanlislar-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/10-soruda-kurban-ibadetiyle-ilgili-dogru-bilinen-yanlislar-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kuruluna göre, kesim gerçekleştirilmeden yalnızca bağışta bulunmak veya sadaka vermek kurban ibadeti yerine geçmez]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İslam dünyası için büyük öneme sahip Kurban Bayramı, 27 Mayıs Çarşamba günü başlayacak.</p>

<p>Müslümanların Allah'ın rızasını kazanmak için ibadet amacıyla belirli şartları taşıyan hayvanları usulüne uygun kesme işlemi Kurban Bayramı süresince gerçekleştirilecek.</p>

<p>İşte Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kuruluna göre kurban ibadetiyle ilgili doğru bilinen bazı yanlışlar.</p>

<p><strong>1 - Kesim gerçekleşmeksizin yalnızca bağışta bulunmak veya sadaka vermek kurban ibadeti yerine geçer mi?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kurban ibadetinin yerine getirilmesi için gerekli şartları taşıyan bir hayvanın usulüne uygun olarak kesilmesi şarttır. Kesim gerçekleşmeksizin yalnızca bağışta bulunmak veya sadaka vermek kurban ibadeti yerine geçmez. Bu bağlamda "kesimsiz kurban bağışı" adı altında yapılan bağışların hiçbir dini dayanağı bulunmamakta olup söz konusu bağışlar kurban sayılmaz.</p>

<p><strong>2 - Bir kurban hissesine birden fazla kişi ortak olabilir mi?</strong></p>

<p>Bir kurban hissesi yalnızca bir kişi içindir. İmkanı olmayan birden fazla kişinin, tek kişilik bir hisseye ortak olabileceği anlayışı dinen doğru değildir. Aynı hisseye birden fazla kişinin ortak olması halinde kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz. Bu bağlamda vekaletle kurban kesen kuruluşlar kendi adlarına değil, sadece vekalet veren kimseler adına kurban kesebilir.</p>

<p><strong>3 - Kadınlar kurban kesebilir mi?</strong></p>

<p>Kadınların kurban kesim işlemini yapamayacağı anlayışı doğru değildir. Kesme becerisine sahip kişi, erkek veya kadın olsun, kurban kesimini gerçekleştirebilir.</p>

<p><strong>4 - Büyükbaş kurbanlıkların hissedar sayısının tekli sayılarda mı olması gerekiyor?</strong></p>

<p>Büyükbaş bir kurbanlığın hissedar sayısının mutlaka 3, 5, 7 gibi tekli sayılarda olması gerektiği anlayışı doğru değildir. Bir büyükbaş hayvana 7 kişi ortak olabildiği gibi 6 veya daha az kişi de ortak olabilir.</p>

<p><strong>5 - Kurban etlerinin mutlaka 7 fakire mi dağıtılması gerekiyor?</strong></p>

<p>Kurban etlerinin mutlaka 7 fakire dağıtılması gerektiği anlayışı doğru değildir. Kişi, kurbanını kesmesinin ardından bunun bir kısmını ihtiyaç sahiplerine, bir kısmını akraba ve komşularına verdikten sonra geriye kalan kısmını kendi evi için kullanabilir.</p>

<p><strong>6 - Yolculuk halinde olanların kestiği kurbanlar geçerli mi?</strong></p>

<p>Seferi (yolcu) olanın kestiği kurbanın geçersiz olduğu anlayışı doğru değildir. Bir kimsenin misafir olarak gittiği köyünde veya başka bir yerde kestiği kurban geçerlidir. Bu şekilde kurban kesen kişinin, daha sonra bayram günleri içinde yaşadığı yere dönünce yeniden kurban kesmesi gerekmez.</p>

<p><strong>7 - Kurban kanı alna ya da araç lastiğine sürülür mü?</strong></p>

<p>Kurban kanının, alna veya araba tekerleği gibi eşyalara sürülmesi inancı yanlıştır.</p>

<p><strong>8 - Hazreti Muhammed adına kurban kesilebilir mi?</strong></p>

<p>İnsanların bir araya gelerek topluca Hazreti Peygamber adına bir kurban hissesine girmeleri şeklinde bir uygulama İslam'da mevcut değildir.</p>

<p><strong>9 - Kabir veya ölü kurbanı kesilebilir mi?</strong></p>

<p>İslam'da "kabir kurbanı" veya "ölü kurbanı" adıyla bir kurban türü bulunmamaktadır. Ölenin vasiyeti yoksa onun adına kurban kesilmesi gerekmez.</p>

<p><strong>10 - Adak, akika ve şükür kurbanlarında yaş şartları gerekli değil mi?</strong></p>

<p>Kurbanlık hayvanın taşıması gereken vasıflar ve kesimle ilgili diğer hükümler, bütün kurban çeşitlerinde aynıdır. Bu itibarla toplum arasındaki adak, akika veya şükür olarak kurban edilecek hayvanlarda yaş gibi bazı şartların gerekli olmadığı inancı yanlıştır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kurban, DİYANET HABER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/10-soruda-kurban-ibadetiyle-ilgili-dogru-bilinen-yanlislar-1</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 16:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2025/05/kurban-bayrami-oncesi-hastalik-ve-kesimlere-iliskin-tedbirler-alindi.jpg" type="image/jpeg" length="82969"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Başkan Arpaguş, Paris'te DİTİB Zirvesi'ne katıldı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/baskan-arpagus-pariste-ditib-zirvesine-katildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/baskan-arpagus-pariste-ditib-zirvesine-katildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, “Peygamber Efendimizin (s.a.s) örnekliğinde inşa etmemiz, korumamız ve yaşatmamız gerek en önemli yapılardan biri, şüphesiz belki de en önemlisi aile kurumumuzdur. Aile, insanlık için en hayati kurumdur.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Fransa'nın başkenti Paris'te düzenlenen Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Zirvesi'ne katıldı.</p>

<p>DİTİB Fransa'nın kuruluşunun 40. yılı ve Mevlid-i Nebi Haftası dolayısıyla gerçekleştirilen zirvede konuşan Başkan Arpaguş, Fransa’da yaklaşık 6 milyon Müslümanın yaşadığına dikkati çekerek, “Bu büyük topluluğun içerisinde en organize toplumun Türk toplumu, sizler olduğunu memnuniyetle belirtmek isterim. Yarım asrı aşan bir geçmişin, emeğin, sabrın ve fedakârlığın neticesi olarak burada organize olan Türkler, artık bu ülkenin sosyal, kültürel ve ekonomik hayatının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>1960’lı yıllarda başlayan iş gücü göçüyle bu topraklara gelen ilk neslin, zor şartlar altında yaşadığını anımsatan Başkan Arpaguş, “Fakat ardında güçlü bir miras bıraktı. Onlar, alın terleriyle burada sadece geçimlerini, rızıklarını temin etmediler. Aynı zamanda kimliklerini, inançlarını ve değerlerini de muhafaza ettiler. Allah onlardan razı olsun. Ahirete irtihal edenlere rahmetiyle muamele buyursun. Hayatta olanlara sağlık, afiyet ihsan eylesin.” şeklinde konuştu.</p>

<p>Başkan Arpaguş, “Bugün çok daha farklı bir tabloyla karşı karşıyayız. Eğitimli, donanımlı ve yaşadığı topluma katkı sunan güçlü bir nesil görüyoruz. Hukuktan mühendisliğe, tıptan eğitime, sanayiden kamu hizmetine kadar pek çok alanda aktif rol alan kardeşlerimiz, Fransa’da toplumsal hayata önemli katkılar sunuyor. Bu, hepimiz adına mutluluk kaynağı ve büyük bir kazanımdır.” diye konuştu.</p>

<p><strong>“DİTİB’in en önemli özelliklerinden biri, kuruluşundan bu yana sergilediği ilkesel duruştur”</strong></p>

<p>1986 yılında kurulan DİTİB’in 40 yılı aşkın süredir Fransa’daki Müslümanların dini, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarına cevap veren önemli bir çatı kuruluş olduğunu söyleyen Başkan Arpaguş, şunları kaydetti:</p>

<p>“Yüzlerce dernek, onlarca bölge ve geniş bir coğrafyada faaliyet gösteren güçlü kurumsal yapısıyla DİTİB, sadece kültürel bir organizasyon değil; aynı zamanda aidiyet, dayanışma ve sorumluluk bilincinin kurumsallaşmış halini ifade etmektedir.</p>

<p>DİTİB’in en önemli özelliklerinden biri, kuruluşundan bu yana sergilediği ilkesel duruştur. Aşırılığa, radikalizme, din istismarına ve bunlara her zaman net ve kararlı bir tavır ortaya koyan DİTİB, toplumsal huzuru önceleyen, birlikte yaşama kültürünü esas alan ve farklılıkları zenginlik olarak gören bir anlayışı benimsemiş; İslam’ın rahmet, hikmet ve itidal dini olduğunu her platformda vurgulamıştır. Devlet kurumlarıyla, yerel yönetimlerle ve farklı inanç gruplarıyla kurulan yapıcı ilişkiler, bu yaklaşımın en somut göstergesidir.”</p>

<p><strong>“Türkçemizi korumak ve gelecek nesillere aktarmak, hepimizin ortak sorumluluğudur”</strong></p>

<p>Başkan Arpaguş, konuşmasına şöyle devam etti:</p>

<p>“Bu topraklar, sizler için artık bir gurbet diyarı değildir. Geçiminizi temin ettiğiniz iş yeriniz, yaşamınızı sürdürdüğünüz yuvanız ve geleceğinizi inşa ettiğiniz ikinci bir vatanınızdır. Bu gerçeği doğru okumak ve buna uygun bir bilinç geliştirmek zorundayız. Bir yandan yaşadığımız ülkenin hukukuna, değerlerine ve toplumsal düzenine saygı göstermek; diğer yandan kendi kimliğimizi, inancımızı ve kültürümüzü korumak mecburiyetindeyiz.</p>

<p>Biliyorsunuz, ilk iki nesil Fransızca konusunda zorluk çekerdi. Artık böyle bir problemimiz yok. Ancak, şimdi gençlerimiz ana dillerine vukûfiyet konusunda ciddi sıkıntılar yaşamaya başladı. Önemle ifade edeyim ki dil, bir milletin hafızası, kültür ve medeniyetin taşıyıcısıdır. Onun için Türkçemizi korumak ve gelecek nesillere aktarmak, hepimizin ortak sorumluluğudur. Çocuklarımız hem yaşadıkları bu ülkenin dilini en iyi şekilde öğrenmeli hem de ana dillerini asla unutmamalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Daha da önemlisi, her bir çocuğumuzun kendi inanç ve medeniyet kökleriyle sarsılmaz bir bağ kurması, bu değerleri yalnızca bilmekle kalmayıp benliğine nakşetmesidir. Çünkü değerler sistemi sadece teorik bir bilgi yığını değil, davranışlarımızı şekillendiren, kararlarımıza yön veren ve bizi biz yapan en temel yaşam rehberimizdir.”</p>

<p><strong>“İslam’ın evrensel değerleriyle tanışan çocuklarımız, büyük bir özgüvenle yarınlara yürüyecektir”</strong></p>

<p>Değerler eğitiminin erken yaşta gerçekleştirilmesini vurgulayan Başkan Arpaguş, “Zira İslam’ın evrensel değerleriyle, medeniyetimizin ilim ve irfan dünyasıyla, kültürümüzün sanat ve estetik boyutuyla tanışan yavrularımız, büyük bir özgüvenle yarınlara yürüyebilecektir. Bu noktada DİTİB’in düzenlediği Türkçe kursları, değerler eğitimi programları ve kültürel faaliyetler, bizler için son derece önemli bir imkândır. Zira yüce dinimiz İslam’ın getirdiği ilke, ölçü ve değerlerin hayata dönüştürülmesinde eğitimin rolü asla unutulmamalıdır.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>“Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır”</strong></p>

<p>“Bizim en büyük hedefimiz, değerler silsilesi üzerinden erdemli, ahlaklı ve iyi insanlar yetiştirmektir. Nesillerimizi toplumsal görev ve sorumluluklarını yerine getirebilecek bir bilinçle donatabilmektir. Bizim en büyük gücümüz ise kendi inanç ve değerlerimiz ekseninde kurduğumuz birlik, beraberlik ve kardeşliğimizdir.” ifadelerini kullanan Başkan Arpaguş, konuşmasına şöyle devam etti:</p>

<p>“Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s) ‘Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır’ buyurmuştur. Rahmetin olduğu yerde elbette bereket de olacaktır. DİTİB, Peygamber Efendimizin (s.a.s) bu buyruğu doğrultusunda kırk yıldır bu topraklardaki kardeşlerimizin birlik-beraberliğini sağlamak için çalışmaktadır. Derneklerimiz, yöneticilerimiz ve gönüllülerimiz, bu yüce hedef etrafında kenetlenmektedir.</p>

<p>Şu an burada bulunmamızın, fedakârca bu çalışmaları yürütmemizin amacı da bu değil midir? Bizim nihai gayemiz, Peygamber Efendimizin (s.a.s) rehberliğinde bir hayat yaşayarak Allah’ın rızasını kazanmak ve ebedi kurtuluşa nail olabilmektir. İnanıyoruz ki iyi niyet ve ihlasla yapılan her hizmet, Peygamber Efendimizin (s.a.s) yolunda ortaya konulan her gayret, mutlaka karşılığını bulacaktır.”</p>

<p><strong>“Şüphesiz sen yüce bir ahlak üzeresin”</strong></p>

<p>Hizmet ve çalışmalarımızda en büyük örneğin Peygamber Efendimiz (s.a.s) olduğunu anlatan Başkan Arpaguş, “O, bizim için ‘Üsve-i hasene’dir. Onun mümtaz hayatı, tüm insanlık için numune-i imtisaldir. Zira o güzel ahlak üzere gönderilmiş bir peygamberdir. Ne buyurur Yüce Hak? Cenab-ı Hak, Onun hakkında yüce Kitabımızda, ‘Biz Seni yüce bir ahlak üzerine yarattık ve insanlara gönderdik.’ Cenab-ı Hak, Peygamberimize hitaben ‘Şüphesiz Sen yüce bir ahlak üzeresin’ buyurur ki bu ayet-i kerime de Onun ahlakının güzelliğine ve yüceliğine vurgu yapar.</p>

<p>‘İçinizden Allah’ın lütfuna ve ahiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resûlüllah’ta güzel bir örneklik vardır’ bu sebeple bizim medeniyet köklerimizde peygamber aşkı vardır. Aziz milletimizin yüreğinde, Rasulullah Aleyhissalatü Vesselam’ın daima gönüllerimizde özel bir yeri olmuştur.” şeklinde konuştu.</p>

<p>Şair Nurullah Genç’in“Keşke bir gölge kadar yakınında dursaydım, O mücella çehreni izleseydim ebedi, Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım.” dizelerini hatırlatan Başkan Arpaguş, şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>“Milletimizin peygamber sevgisine ve Ona duyduğu özleme tercüman olmuştur. Millet olarak bizler, Peygamber Efendimizi (s.a.s) apayrı bir muhabbetle severiz. Onu sevdiğimiz için Onun ehlibeytini, ashabını ve Onun yolundan yürüyenleri severiz. Biliriz ki Allah’ın sevgisini kazanmanın yolu, Rasulüllah’ı sevmekten, onun yoluna gönül vermekten ve onu örnek almaktan geçer.”</p>

<p><strong>“İnsanî krizlerden kurtulmak, Hz. Peygamber’in (s.a.s) getirdiği ilkeleri benimsemekle mümkündür”</strong></p>

<p>Milyonlarca insanın; savaşların, terör saldırılarının, yoksulluğun ve açlığın girdabında varoluş mücadelesi verdiğini aktaran Başkan Arpaguş, mazlumların kanları üzerine iktisadi ve siyasi hesaplar yapıldığını dile getirerek, “Adaletsizlik, haksızlık ve zulümlerin girdabında insanlık büyük bir medeniyet krizi yaşamaktadır. Tüm dünyayı kuşatan insanî krizlerden ve ahlakî buhranlardan kurtulmak, ancak Hz. Peygamber’in (s.a.s) getirdiği ilkeleri ve değerleri benimsemekle, Onu bu dünyada, Nübüvvet çağında, hem kendi hayatımıza hem de toplumsal hayatımıza hakim kılmakla olacaktır. Onun örnek hayatı, cehaletin ve asabiyetin karanlığından ilmin ve irfanın aydınlığına çıkmak isteyenlerin en büyük rehberi ve kılavuzu olacaktır. İslam’ın insanlığa umut olan ilkeleri, Onun şahsında vücut bulmuştur. Mülkün temeli olan adalet, onunla kaim olmuştur. İnsani erdemler ve toplumsal değerler, Onunla hayat bulmuştur.” dedi.</p>

<p>14 asır önce zulmün, haksızlığın, cehaletin doruğa ulaştığı bir dönemde Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in ilahî vahyin rehberliğinde insanlığın önüne ufuk açtığını anlatan Başkan Arpaguş, “Cahiliye karanlığını İslam’ın aydınlığıyla asrısaadete çevirmiştir. Onun inşa ettiği toplumda Müslümanlarla beraber gayrimüslimler de huzur ve güven içinde yaşamıştır. Peygamber Efendimizin (s.a.s) toplum anlayışında ırkçılığa, asabiyete ve taassuba asla yer olmamıştır. Siyahın beyaza, zenginin fakire, işçinin işverene, amirin memura hiçbir üstünlüğü yoktur. Onun inşa ettiği toplumda insanın onuru, imanın izzeti ve takva yegane üstünlük ölçüsü olmuştur.” diye konuştu.</p>

<p><strong>“İslam’ın hakikatlerini çağın idrakine sunmak, Müslümanlar olarak bizim vazifemizdir”</strong></p>

<p>Başkan Arpaguş, konuşmasına şöyle devam etti:</p>

<p>“Unutmayalım ki bugün yaşadığımız çağı asrısaadete dönüştürmek bizim elimizde. Rabbimizin çağrısına kulak vererek, Efendimizin (s.a.s) örnek hayatından alacağımız ilhamla İslam’ın hakikatlerini çağın idrakine sunmak, Müslümanlar olarak bizim başlıca vazifemizdir. Meselelerimizi basiret ve ferasetle çözerek milletimiz, nesillerimiz ve tüm insanlık için daha güzel bir gelecek hazırlamanın gayretini gütmeliyiz. Bu uğurda yılmadan, yorulmadan samimiyetle, azimle ve sebatla çalışmaya devam etmeliyiz.</p>

<p>Bu inancı ve bu kararlılığı her birimizin kuşanması gerekir. Bu anlayışı öncelikle kendi hayatımıza hâkim kılmalıyız. Çocuklarımızı, gençlerimizi, Efendimizin (s.a.s) örnek ahlakıyla tanıştırmalıyız. Onları Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam’ın temsil ettiği değerlerle buluşturmalıyız. Kalplerimizde filizlenen, ailemizde yeşeren ve milletimizde boy veren gösteren iyilikleri, güzellikleri dalga dalga bütün insanlığa ulaştırmalıyız. Bu, Rabbimize imanın ve ahdimize vefanın bir gereğidir. Ümmeti olmakla iftihar ettiğimiz Peygamberimize (s.a.s) muhabbetimizin ve sadakatimizin bir göstergesidir.”</p>

<p><strong>“Peygamber Efendimizin örnekliğinde korumamız gerek en önemli yapılardan biri aile kurumudur”</strong></p>

<p>“Peygamber Efendimizin (s.a.s) örnekliğinde inşa etmemiz, korumamız ve yaşatmamız gerek en önemli yapılardan biri, şüphesiz belki de en önemlisi aile kurumumuzdur. Aile, insanlık için en hayati kurumdur. Geçmişten günümüze insanın en temel sığınağı aile olmuştur.” İfadesini kullanan Başkan Arpaguş, “Aile, toplumun özü, çekirdeğidir. Sağlıklı bir toplum, ancak sağlıklı ailelerden oluşabilir. Toplumsal huzur ve güven ortamı, o toplumu oluşturan aile kurumunun sağlam ve güçlü olmasına bağlıdır. Ne var ki bugün aile kurumunu tehdit eden pek çok yıkıcı unsurla da karşı karşıyayız. Medya araçları üzerinden yapılan propagandalarla maalesef aile kurumu hedef alınıyor. Hiçbir sınır tanımaksızın her türlü değerin tüketim aracına dönüştürüldüğü bir hayat tarzı, yeni medya üzerinden adeta herkese, hepimize dayatılmak istenmektedir.” dedi.</p>

<p><strong>Başkan Arpaguş, şunları söyledi:</strong></p>

<p>“Buna maruz kalan nesillerin zihin ve gönül dünyalarında ne yazık ki telafisi mümkün olmayan tahribatlar ve yaralar açılıyor. Gençler, inanç, değer, kültür ve ahlak bakımından ciddi bir zihin erozyonuna maruz kalıyor. Değer algılarında meydana gelen bozulma, ahlaki yozlaşma, bencilleşme, manevi değerlerden kopuş ve bağımlılıklar, aile yapımızı ve hayatımızı ciddi anlamda sarsıyor, örseliyor. Ülkemizde ve tüm dünyada evlilik ve nüfus artış hızının düşmesi, buna karşın boşanma oranlarının artması, söz konusu tehdidin boyutunu bütün açıklığıyla gözler önüne sermektedir. Teknolojik gelişmelerle birlikte sosyal ilişkilerin farklı mecralara taşındığı günümüzde aileyi ve fıtratı koruma noktasında daha büyük bir hassasiyet ve gayrete ihtiyaç olduğunun da altını çizmek gerekiyor. Zira aileyi kaybedersek, her şeyimizi, geleceğimizi kaybederiz.</p>

<p>Bu noktada Peygamber Efendimizin (s.a.s.) hayatı ve sünnet-i seniyyesi, bizim için son derece değerli bir örnekliktir. Aileye yönelik tehdit ve saldırıların arttığı, insanların aile kurmaktan ve aile sorumluluğu üstlenmekten uzaklaştığı bir çağda; aileyi merhamet ve fedakârlık yuvası, ülfet ve muhabbet ocağı yapacak bütün çözümler, Allah Resulünün örnek hayatında mevcuttur. O yüzden Efendimizin (s.a.s) hayatını iyi öğrenmeli, sevgisini çocuklarımızın gönlüne yerleştirmenin çaba ve gayreti içinde olmalıyız. Bu doğrultuda imkânlar dâhilinde her akşam az da olsa Efendimizin hayatından 1 ve 2 sayfa olacak dersler ve halkalar terkip etmeliyiz.”</p>

<p><strong>Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle tamamladı:</strong></p>

<p>“Sevgili gençler! Yeryüzünde iyiliğin, güzelliğin, merhametin varlığı ve geleceği sizin gayretlerinize bağlıdır. Sizler bizim yarınlarımızsınız, umudumuzsunuz. Yarının dünyasını sizler kuracaksınız. Büyüklerinizin eksik bıraktıklarını sizler tamamlayacaksınız. Unutmayın ki güçlü bir gelecek ancak sağlam temeller üzerine inşa edilebilir. O sağlam temel de sizin imanınız, inancınızdır, kimliğinizdir, kültürünüzdür, ahlakınızdır. İnancını ve kimliğini kaybedenler geleceklerini de kaybederler.</p>

<p>Bu sebeple sizlerden beklentimiz şudur: İnancınızı iyi öğrenmeli, değerlerinize sahip çıkmalı, kendinizi bilgiyle, bilimle, hikmetle, güzel ahlakla geleceğe hazırlamalısınız. Dünya çok hızlı değişiyor, artık dijital bir çağda yaşıyoruz. Dijital çağın sunduğu imkânlar kadar, beraberinde getirdiği risklerin de farkında olmalısınız.</p>

<p>DİTİB, sizler için burs programları, akademik destekler, gençlik zirveleri, kamplar ve çeşitli eğitim faaliyetleri düzenlemektedir. Bu imkânlardan en iyi şekilde faydalanmalısınız. İnanıyorum ki sizler, inancınızla, bilginizle, ahlakınızla; fedakar, cefakar, 40-50-60 yıldır bu topraklara sizi taşıyan nesillerden daha güzel, mutlu, huzurlu bir gelecek inşa edecek kabiliyettesiniz. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken, bu anlamlı buluşmada emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Kuruluşundan bugüne kadar derneklerimizin bünyesinde görev almış tüm yöneticilere, fedakârca çalışan görevlilere, gönüllülerimize şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin Fransa’daki temsilciliklerine ve yerel makamlara da yapıcı işbirlikleri için hassaten teşekkür ediyorum. Bu vesileyle DİTİB’in 40. kuruluş yıl dönümünü tebrik ediyor, hayırlı hizmetlerle dolu nice yıllara ulaşmasını temenni ediyorum. Diyanet topluluğunun, Türkiye’deki bütün kardeşlerimizin ve Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın selamlarını iletiyorum.”</p>

<p>Zirveye, Türkiye'nin Paris Başkonsolosu Kerem Yılmaz, DİTİB Fransa Başkanı ve Paris Din Hizmetleri Müşaviri Dr. Bayram Demirtaş ile çok sayıda konuk katıldı.</p>

<p><strong>Paris’te resmi temaslarda bulundu</strong></p>

<p>Başkan Arpaguş, çeşitli temaslarda bulunduğu Fransa’da, Türkiye’nin Paris Büyükelçisi Yunus Demirer’i ziyaret etti. Daha sonra Paris Din Hizmetleri Müşavirliğine ziyarette bulunan Başkan Arpaguş, Bayram Demirtaş'tan çalışmalar hakkında bilgi aldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Safi Arpaguş</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/baskan-arpagus-pariste-ditib-zirvesine-katildi</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/ditip-zirvesi.jpg" type="image/jpeg" length="18223"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ezan: İslam'ın Çağlar Aşan Çağrısı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/ezan-islamin-caglar-asan-cagrisi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/ezan-islamin-caglar-asan-cagrisi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İslam'da ezanın önemi nedir? Ezanın bize verdiği mesajlar nelerdir?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>".أَنَّ النَّضْرَ بْنَ سُفْيَانَ حَدَّثَهُ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ يَقُولُ: كُنَّا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) فَقَامَ بِلاَلٌ يُنَادِى فَلَمَّا سَكَتَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : “مَنْ قَالَ مِثْلَ هَذَا يَقِينًا دَخَلَ الْجَنَّةَ<br />
Nadr b. Süfyân (ra), Ebû Hüreyre'yi (ra) şöyle derken işitmiştir: “<i>Resûlullah (sas) ile birlikteydik, derken (namaz vakti girdi ve) Bilâl (ra)  kalkıp <strong>ezan</strong> okudu. Bitirdiğinde Resûlullah (sas) şöyle buyurdu: "Kim gönülden inanarak bunun söylediklerini söyler (<strong>ezan</strong>ı tekrar eder)se cennete girer.""</i></p>

<p>(N675 Nesâî, Ezân, 34)</p>

<p>***</p>

<p>"..عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : “لاَ يُرَدُّ الدُّعَاءُ بَيْنَ الْأَذَانِ وَالْإِقَامَةِ</p>

<p>Enes b. Mâlik'ten (ra) nakledildiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: <i>“<strong>Ezan</strong> ile kâmet arasında yapılan dua geri çevrilmez.”</i></p>

<p>(D521 Ebû Dâvûd, Salât, 35)</p>

<p>***</p>

<p>"..عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ: “لَوْ يَعْلَمُ النَّاسُ مَا فِي النِّدَاءِ وَالصَّفِّ الْأَوَّلِ ثُمَّ لَمْ يَجِدُوا إِلَّا أَنْ يَسْتَهِمُوا عَلَيْهِ لَاسْتَهَمُوا</p>

<p>Ebû Hüreyre'den (ra) nakledildiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: <i>“İnsanlar <strong>ezan</strong>daki ve birinci saftaki (sevabı) bilselerdi, <strong>ezan</strong> okumak ve birinci safta yer almak için aralarında kura çekmekten başka bir yol bulamazlar ve (sonunda) kura çekerlerdi...”</i></p>

<p>(B615 Buhârî, Ezân, 9; M981 Müslim, Salât, 129)</p>

<p>***</p>

<p>".عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ عَنِ النَّبِيِّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ: “الْمُؤَذِّنُ يُغْفَرُ لَهُ مَدَى صَوْتِهِ، وَيَشْهَدُ لَهُ كُلُّ رَطْبٍ وَيَابِسٍ، وَشَاهِدُ الصَّلاَةِ يُكْتَبُ لَهُ خَمْسٌ وَعِشْرُونَ صَلاَةً، وَيُكَفَّرُ عَنْهُ مَا بَيْنَهُمَا</p>

<p>Ebû Hüreyre'den (ra) rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmuştur: <i>“Müezzin, sesini ulaştırmak için ne kadar güç sarf ederse o kadar bağışlanır. Kuru ve yaş (ne varsa hepsi) onun lehine şahitlik eder. (Cemaatle) namaza katılan kimseye de yirmi beş namaz (sevabı) yazılır ve iki namaz arasındaki (günahları) affedilir.”</i></p>

<p>(D515 Ebû Dâvûd, Salât, 31)</p>

<p>***</p>

<p>".عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ: أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ: “مَنْ قَالَ حِينَ يَسْمَعُ النِّدَاءَ: اللَّهُمَّ رَبَّ هَذِهِ الدَّعْوَةِ التَّامَّةِ وَالصَّلاَةِ الْقَائِمَةِ، آتِ مُحَمَّدًا الْوَسِيلَةَ وَالْفَضِيلَةَ، وَابْعَثْهُ مَقَامًا مَحْمُودًا الَّذِى وَعَدْتَهُ، حَلَّتْ لَهُ شَفَاعَتِى يَوْمَ الْقِيَامَةِ</p>

<p>Câbir b. Abdullah'tan (ra) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: <i>“Kim <strong>ezan</strong>ı işitince, "Ey bu mükemmel davetin ve kılınan namazın Rabbi olan Allah'ım! Muhammed'e (sas) sana yaklaştıran her türlü vesileyi ve fazileti ihsan et. O'nu (sas), kendisine vaad etmiş olduğun Makâm-ı Mahmûd'a kavuştur." derse kıyamet günü şefaatim ona helâl olur.”</i></p>

<p>(B614 Buhârî, Ezân, 8; D529 Ebû Dâvûd, Salât, 37)</p>

<p>***</p>

<p style="text-align:justify">İslâm tarihinin sayfaları arasında gözyaşları ile saklanmış şöyle bir <strong>ezan</strong> hikâyesi vardır: Hz. Peygamber (sas), tebliğ vazifesini tamamladıktan sonra, ardında sevgisini bırakarak vefat etmişti. Ashâbı ona doyamamıştı. Bunlardan birisi de Sevgili Nebî'nin (sas), “<i>müezzinlerin efendisi</i> ” diye <strong>ezan</strong>ını ve müezzinliğini tebrik ettiği Habeşli Bilâl'di (ra). Vefatın ardından üzüntüsünden duramamıştı Bilâl (ra) Medine'de. Bastığı, gördüğü her yer O'nu (sas) hatırlatıyor, dokunduğu her şey elemini, özlemini artırıyordu.</p>

<p style="text-align:justify">“Resûlullah'tan (sas) sonra kimse için <strong>ezan</strong> okumayacağım/okuyamayacağım.” demişti Bilâl (ra). Uzaklaşmak istedi Medine'den. Hiç kıramayacağı Hz. Ebû Bekir'i (ra) bile buna ikna etti; Şam'a gitti. Ancak ruhuna işleyen peygamber sevgisini ve aşkını geride bırakmak ne mümkündü! Gönlünden hiç çıkmayan Resûlullah (sas), bir gece rüyasında görünüverdi, <i>“Yâ Bilâl! Bu cefa nedir? Beni ziyaret edeceğin vakit gelmedi mi?”</i> diyordu. Daha fazla dayanamadı Bilâl (ra). Hemen yollara düştü; onun elinin değdiği, ayağının dokunduğu yerleri yine göreyim diyerek döndü Medine'ye. Geldiğinde sabah namazı vakti girmek üzereydi. Doğrudan Ravza'ya, Resûlullah'ın (sas) kabr-i şerîfine gitti. Mübarek kabrine yüzünü sürdü, ağladı ve yüreğindeki hasreti gözyaşlarıyla söndürmeye çalıştı. Derken Peygamberimizin (sas) torunları Hasan (ra) ve Hüseyin (ra) çıkageldiler. Bilâl (ra) onlara sarıldı, kokladı. Onlar da dedelerinin günlerini hatırladılar; özlemişlerdi Bilâl'in (ra) sesinden <strong>ezan</strong> dinlemeyi. Hatırayı yâd etmek üzere <strong>ezan</strong> okumasını istediler Bilâl'den (ra). Medineliler de hasretti Bilâl'in (ra) sesine. Bu peygamber müezzininin okuduğu <strong>ezan</strong>ın gönüllerindeki ve kulaklarındaki hatırası ve hatırlattıkları bir başkaydı. Kabul etti Bilâl (ra) ve Peygamber (sas) zamanında olduğu gibi mescidin damına çıkıp, “Allâhü ekber” dediğinde, Medine dikkat kesildi. “Eşhedü en lâ ilâhe illâllâh.” dediğinde Medine çalkalandı. “Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh.” deyince Bilâl (ra), sanki Peygamber (sas) dirilmiş diye sokaklara döküldü halk. Bir şehir halkı ağlıyordu; hıçkırıklara boğulan Medineliler, o gün Allah Resûlü'nün (sas) vefatından sonra en hüzünlü günlerini yaşamıştı.</p>

<p style="text-align:justify">Bu olay, <strong>ezan</strong>ın içeriğini, mesajını ve anlamını, yaşanmış bir vakıa olarak bütün tazeliğiyle bize anlatması bakımından önemlidir. <strong>Ezan</strong> her okunduğunda ve her okunduğu yerde; ilk gün okunduğu gibi, o gün Bilâl'in (ra) okuduğu gibi, büyük mânâlar, coşkular ve hatıralar yaşatır gönülden dinleyenlere ve anlayanlara.</p>

<p style="text-align:justify">Aslında <strong>ezan</strong>, namaz vaktinin girdiğinin belli ifade kalıplarıyla ilânı, bildirimi demektir. Namaza başlanırken de haber vermek için tekrar edilir sözleri. O zaman “kâmet” olur adı. <strong>Ezan</strong>, vaktin girdiğini; kâmet ise namazın başladığını bildirir. Bu iki mübarek çağrı arasında edilen dualar ise geri çevrilmez. Bu bakımdan <strong>ezan</strong>, namaz gibi kulluğun zirvesini ifade eden bir ibadetle birlikte anılmalı ve düşünülmelidir. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de iki yerde doğrudan “<strong>ezan</strong>” yerine “namaza çağrı” ibaresi zikredilmekte;“<strong>ezan</strong>” ve “müezzin” kelimeleri ise farklı bağlamlarda “bildirmek” anlamında kullanılmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Aynı şekilde neredeyse ilgili bütün hadislerde de <strong>ezan</strong>, namaz ile birlikte dile getirilmektedir. Zaten <strong>ezan</strong>ın ortaya çıkışı da, Hz. Peygamber'in (sas), müminlere namaz vaktinin girdiğini bildirecek ve onların namaz için cemaat oluşturmak üzere mescitte toplanmalarını sağlayacak bir çağrı vasıtası arayışının sonucunda olmamış mıydı?</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ezan</strong>, kelime anlamına uygun bir şekilde, dünya üzerindeki saat farkı sebebiyle her an ve günde beş defa Allah'ın (cc) büyüklüğünün ve İslâm inanç esaslarının ilânıdır. Kulluğun, yüksek bir mekândan, yüksek bir sesle en büyük varlığa arzıdır aynı zamanda. Nasıl ki Rabbimiz Allah (cc), yüce kitabı Kur'ân-ı Kerîm'de, <i>“Ben, cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”</i>  buyurmaktadır, işte Hz. Bilâl'in (ra) ilk okuduğu andan itibaren yeryüzünün her yerinde her an okunmakta olan <strong>ezan</strong> da âdeta bu ilâhî fermana bütün varlıklar adına bir cevap, bir icabettir.</p>

<p style="text-align:justify">Bir mânâda <strong>ezan</strong>, günde beş defa, “Evet, Yâ Rabbi! Sadece seni yüceltiyoruz ve senden başka ilâh olmadığına, Muhammed'in (sas) senin elçin olduğuna, kurtuluş ve mutluluğun bunda olduğuna inanıyor ve şahitlik ediyoruz.” demektir. Allah Teâlâ'nın (cc) “kendisine iman eden kullarından sadece O'na (cc) ibadet etmelerini istemesine”, sanki kulları tarafından verilmiş bir cevaptır. Nitekim Hz. Peygamber'in (sas), <i>“Müezzini işiten hiçbir cin, insan, ağaç, taş yoktur ki, (kıyamet günü) onun lehine şahitlik etmesin.”</i>  ya da bir başka hadisinde, <i>“Müezzin, sesini ulaştırmak için ne kadar güç sarf ederse, o kadar bağışlanır. Kuru ve yaş (ne varsa hepsi) onun lehine şahitlik eder. (Cemaatle) namaza katılan kimseye de yirmi beş namaz (sevabı) yazılır ve iki namaz arasındaki (günahları) affedilir.”</i>  buyurması, bir yönüyle bütün âlemin, kulluğunu ve teslimiyetini âlemlerin Rabbine arz etmesine vesile olan müezzine minnetini ifade etmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu bağlamda, <strong>ezan</strong>ın ilk ortaya çıkışındaki sır da biraz aydınlanmaktadır. <strong>Ezan</strong>, doğrudan bir vahiy ya da peygamber buyruğu olarak değil de, sahâbenin istişaresi, düşünmesi, ıstırabını çekmesi neticesinde Abdullah b. Zeyd (ra) ve Ömer b. Hattâb (ra) gibi sahâbîlerin rüyasında öğretilmişti. Böylece, dinî uygulamaların tespitinde ender görülen bir tarzda <strong>ezan</strong>, başlangıcından itibaren kullarının katkısıyla Yüce Yaratıcı'ya (cc) ve O'nun (cc) Kutlu Elçisine (sas) övgü ve bağlılık nişanesi olarak ortaya çıkmıştı. Bu nedenledir ki <strong>ezan</strong>, Hz. Ebû Bekir'in (ra) de ifade ettiği gibi, “İmanın bir şiarıdır.” İşte o günden beridir <strong>ezan</strong>, Muhammed ümmetinin simgesi ve ortak değeri olmaya devam etmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bir Müslüman, daha yavrusu dünyaya ilk gözlerini açtığında kulağına <strong>ezan</strong> okuyarak, âdeta ona kimliğini ve şiarını fısıldamaktadır. Bu, Resûlullah'ın (sas) torunu Hasan (ra) doğduğunda onun kulağına <strong>ezan</strong> okumasıyla sünnet olmuş bir uygulamadır. Böylece, âdeta insanı bütün erdemlere götürecek, özgürleştirecek ve bütün sapkınlıklardan koruyacak temel öğretileri içeren <strong>ezan</strong>ın, gözlerini açtığı anda kulağına fısıldanmasıyla, çocuğun ilk mânevî aşısı yapılmış olmaktadır. Bütün mânevî kirlerin, kötülüklerin, sapkınlıkların ve şeytanca işlerin, hayatı boyunca o çocuktan uzak durması için yapılan bir duadır bu anlamda <strong>ezan</strong>. Çünkü <strong>ezan</strong>ın bir gücü de budur. <strong>Ezan</strong>ın bulunduğu ve duyulduğu yerde, kötülükler ve şeytan barınamaz. Muhammedî seda, yerden göklere doğru, <i>“sözlerin en temiz ve güzel olanının O'na (cc) yükselmesi”</i>  gibi yükselirken, rahmet kapılarını da açar ve bütün bir âlemi kirlerinden arındırır. Zamanı, vakti, kulluğu ve en büyüğü unutturanlar, kutsal çağrı boyunca ortadan kaybolur. Ortalık huzur, sükûn ve kurtuluş muştusuyla dolar. Nitekim Resûl-i Ekrem (sas) namaz için <strong>ezan</strong> okunduğu zaman şeytanın dönüp onu duymayacağı yere kadar uzaklaştığını, <strong>ezan</strong> bitince geri gelse de kâmet edilmeye başlanınca tekrar dönüp kaçtığını anlatmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Usulünce ve samimiyetle okunan <strong>ezan</strong>ın, Müslümanın içine işleyerek durup kulak vermesini sağlaması ve içinde namaza koşma coşkusu uyandırması, bu Peygamber buyruğundaki hakikati bizim idrakimize sunan bir tecrübedir. Bir yandan şeytanı uzaklaştıran ilâhî çağrı, öte yandan insanı Rabbine yaklaştırıyor. Bu nebevî haber, <strong>ezan</strong> okunmasıyla birlikte uzaklaşan şeytandan kurtulan temiz fıtratın sesine uyan, <strong>ezan</strong> ile ruhunda oluşan uyanışın bıraktığı mânevî lezzet ve hazzı tadan nicelerinin hidayete ermesindeki hikmeti de açıklar gibidir. Fıtrat nuruyla vahiy nurunun birleştiği bir an, bir neşe dalgası oluverir <strong>ezan</strong>.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ezan</strong>, Allah'ın (cc) büyüklüğünü, yegâne ilâh olduğunu ve Hz. Muhammed'in (sas) O'nun (cc) elçisi olduğunu bütün âleme ilân ettikten sonra, bütün ibadetlerin özünü ve mânâsını ihtiva eden namaz için huzura çağrı yapmakta ve akabinde kurtuluş yolunun bu olduğunu insanlara hatırlatmaktadır. Dünyaya dalmış, varlığın gayesini, insan olmayı, yönünü ve yörüngesini unutmuşlara bir hatırlatma... Bu bakımdan <strong>ezan</strong> bir uyarıdır aynı zamanda. Hayatın akışına kapılmış olan insana, yaptığı her ne ise büyük bir işmiş gibi görse de ondan daha büyük ve önemli olanı bir ilândır <strong>ezan</strong>. Allah (cc) bütün azametiyle ve hâkimiyetiyle hissedilir <strong>ezan</strong>ın okunmasıyla. Allah'tan (cc) başka büyük, O'ndan (cc) daha önemli, bilgili, kudretli bir varlığın olmadığının ifadesidir “Allâhü ekber'ler. Şehâdetler, Allah'tan (cc) başkasına kulluktan kurtarır, özgürleşmenin reçetesini verir Allah'ın (cc) kullarına. “Hayye ale's-salâh” ile namaza davet edilir insan, özgürlüğü perçinlensin, secdeden mi'raca yükselsin diye. Kurtuluşa çağrıdır, “Hayye ale'l-felâh”, hem de bir müjdedir. Sabah <strong>ezan</strong>ındaki, “es-Salâtü hayrun mine'n-nevm” tatlı uyku özelinde dünyevî zevklerden daha hayırlı şeylerin olduğunu hatırlatır insana. Ve nihayet, “Allâhü ekber, lâ ilâhe illâllâh” bir kez daha vurgular ki Allah (cc) en büyüktür, yalnız Allah (cc) en büyüktür. <strong>Ezan</strong>ın akabinde kılınan namazla, bu ulvî mânâ ve mesaj bütünleşir, tamam olur. Peygamber Efendimizin (sas), <i>“gözümün nuru”</i>  dediği namazla birlikte daha bir anlam kazanır <strong>ezan</strong>. “Allâhü ekber'lere en güzel cevap olarak bu büyüklük karşısındaki boyun eğişi simgeler rükûlar ve secdeler. Böylece, <strong>ezan</strong>ın sözlerindeki iman ve amel birlikteliğine vurgu, fiiliyat olur; bir kulluk bilinci ve eylemi olarak Rabbe yükselir.</p>

<p style="text-align:justify">Bu şekliyle <strong>ezan</strong>, tam bir iman kelimesi, kuldan Rabbine doğru yükselen inanç ve bağlılık ifadesi değil midir? Dolayısıyla <strong>ezan</strong>, bir çağrı olmaktan da öte bir mânâ taşıyan, kulluk şuurunu yeşerten ve dalga dalga ulaştığı bütün mahlûkata bunu ulaştıran bir davettir. Bu sebeple <strong>ezan</strong>ı duyan her müminin onu büyük bir huşû içinde dinlemesi, müezzinin sözlerine candan icabet ederek şehâdet kelimelerini yinelemesi, namaza ve kurtuluşa çağrı ifadelerinin akabinde, güç ve kudretin ancak Allah'ın (cc) bahşetmesiyle olduğunu hatırlaması, böyle yaptığında cennetle muştulanması ve sonunda yapılan duanın kabul edileceğinin bildirilmesi, hep <strong>ezan</strong>ın bu mânâ ve önemine işaret eden nebevî haberler cümlesindendir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ezan</strong>a kayıtsız kalmamalıdır insan. Önem verdiği bir kimse çağırdığında bunu nasıl erteleyemezse, <strong>ezan</strong> okunduğunda da, kutsal bir görev için Allah'ın (cc) huzuruna çağrıldığını düşünmelidir. Rabbi karşısında kendi aczini, zaaflarını ve kulluğunu hatırlamalıdır. Bu sebeple olsa gerek Hz. Peygamber (sas), <strong>ezan</strong>ın sadece müezzinin yüksek sesle ifade ettiği bir çağrı olarak dinlenmesini değil, aynı zamanda ona yürekten icabet edilerek, aynı sözlerin tekrar edilmesi suretiyle özümsenmesini de emir buyurmuş ve böyle yapanın büyük sevaba nail olacağını müjdelemiştir. Nitekim bildirildiğine göre, bir keresinde peygamber müezzini Hz. Bilâl (ra), yine bütün ruhuyla ve içten okuyuşuyla <strong>ezan</strong>ı tamamlamıştı. Ashâbıyla birlikte büyük bir huşû içinde ve gözlerini kırpmadan bu ulu çağrıyı dinleyen Kutlu Nebî (sas), bu rahmet ikliminden dinleyenlerin nasıl hissedar olacaklarına dair şu müjdeyi vermişti: <i>“Kim gönülden inanarak bunun söylediklerini söyler (<strong>ezan</strong>ı tekrar eder)se cennete girer.”</i></p>

<p style="text-align:justify">Allah Elçisi'nin (sas) şu hadisinde de bildirdiğine göre, <strong>ezan</strong>ın mânevî kazanımları çok büyüktür: <i>“İnsanlar <strong>ezan</strong>daki ve birinci saftaki sevabı bilselerdi, <strong>ezan</strong> okumak ve birinci safta yer almak için aralarında kura çekmekten başka bir yol bulamazlar ve (sonunda) kura çekerlerdi...”</i> </p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ezan</strong> büyük bir mânâ ve şuur ikliminin müjdecisidir. Bu sebeple onun, abdestli olarak, güzel ve gür bir sesle, her yere duyurmaya çalışarak, sağa ve sola dönerek okunması ayrıca toplumun en hayırlılarının bu işi üstlenmesi sünnettir.</p>

<p style="text-align:justify">Hz. Peygamber'e (sas) göre, <i>“İmam (kendisine uyanların namazlarına) kefil, müezzin ise (namaz vakitleri konusunda) kendisine güvenilen kimsedir...”</i> Allah Resûlü (sas), <i>“her gün insanları namaza çağıran müezzinlerin, kıyamet gününde misk kokuları yayan tepelerde bulunacak kişilerden olacakları”</i> müjdesini vermiş, onların bağışlanmaları için de şöyle özel duada bulunmuştur: <i>“Allah'ım! İmamlara (kefil oldukları konuda) muvaffakiyet ver, müezzinleri de (olası taksirlerinden dolayı) bağışla!”</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Ezan</strong>ı dinleyen Müslümanların da büyük kazanımlara nail olduğuna dair Peygamber müjdeleri bulunmaktadır. Nitekim <strong>ezan</strong>ın mânâ ve öneminden dolayı müezzinlerin büyük sevap kazandıkları, seslerini duyurdukları canlı cansız bütün varlıkların kıyamette lehlerine şahitlik edeceği ve onların, <i>“kıyamet gününde en uzun boylular (seçkin kimseler) olacağı”</i>  yani makamlarının yüksek olacağı gibi nebevî müjdelerden mahrum kaldıklarını dile getiren kimi sahâbe, Peygamberimize (sas) “Ey Allah'ın Resûlü! Müezzinler (<strong>ezan</strong> okuyarak kazandıkları sevapla) fazilet olarak bize üstün geliyorlar.” diye serzenişte bulunmuştu. Bunun üzerine Hz. Peygamber de (sas), <i>“Sen de, onlar söylediklerini söyleyip bitirince, dilediğini iste; sana da (aynı sevap) verilsin.”</i> buyurarak, bu rahmet ikliminden hissedar olmanın yolunu göstermişti.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ezan</strong> bir şiardır. Nasıl ki her dinin alâmetleri, işaretleri ve sembolleri varsa, İslâm'ın da vardır. Bunlara “şeâir” denilmektedir. Çoğul bir isim olan şeâir, “İslâm'a özgü olan, onu çağrıştıran ve İslâm"ın korunmasını gerekli kıldığı hususlar, alâmetler ve semboller” demektir. Bu alâmetler, dinimizi sembolize ederler ve bulundukları yerde Müslüman varlığının birer göstergesi olurlar. Yüce Allah (cc), Kutsal Kitabımızda dinin şeâirine saygı gösterilmesini istemiş ve bunu takvanın bir gereği olarak nitelemiştir. İlâhî hikmet, taşıdığı derin anlamı ve öneminden dolayı <strong>ezan</strong>ın, dinin şeâirinden biri hâline gelmesini, okunmasıyla dini hatırlatan bir özellik içermesini ve okunduğu yerde Müslüman varlığının işaretlerinden birisi olmasını gerektirmiştir. Zaten bilindiği gibi <strong>ezan</strong>-ı Muhammedî'yi ortaya çıkaran çağrı arayışında, Hz. Peygamber (sas) ve sahâbesinin üzerinde durdukları en önemli husus, diğer din mensuplarını çağrıştıracak vasıtalardan özenle kaçınmak ve bu ümmete has bir çağrı şekli bulmak olmuştu. <strong>Ezan</strong>, her şeyiyle İslâm'a ve Müslümanlara özgü bir şiar olduğu içindir ki Medine'de ilk okunduğunda <strong>ezan</strong>ı dinleyen Yahudiler, “Ey Muhammed! Daha önce hiç bilinmeyen bir çağrı ortaya koydun!” demişlerdi.</p>

<p style="text-align:justify">Nitekim Enes b. Mâlik (ra) şöyle anlatır: “Peygamberimizle (sas) bir sefere gittiğimizde bizi hemen savaşa sokmaz, sabah olmasını beklerdi. Sabah olduğunda bekler, <strong>ezan</strong> okunduğunu duyarsa onlarla savaşmazdı.” Çünkü <strong>ezan</strong>, okunduğu yerin bir İslâm toplumunu barındırdığının ve o bölgenin Allah'ın (cc) büyüklüğünü, Hz. Muhammed'in (sas) peygamberliğini kabul ettiğinin en açık ilânıdır. Bu nedenledir ki Allah Resûlü (sas), en az üç hane halkının bulunduğu yerleşim merkezlerinde <strong>ezan</strong>ın mutlaka okunmasını, aksi takdirde orada şeytanın ve kötülüğün hâkim olduğu mânâsı çıkacağını ifade eder. Böylece O (sas), <strong>ezan</strong>ın bir güvenlik sembolü olduğu kadar, mânevî bir güvence olduğunu belirtmiştir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ezan</strong>ın İslâm'ın ve Müslümanlığın bir simgesi olması, farz namazların vakitlerinin girdiğini haber vermenin dışında, fetih ve zaferlerin akabinde <strong>ezan</strong> okunması geleneğinde de kendini göstermektedir. Bu, Hz. Peygamber (sas) Mekke'yi fethettiğinde, Bilâl'in (ra) Kâbe'nin damına çıkarak <strong>ezan</strong> okumasından beri ele geçirilen her beldede yapılan ilk uygulamalardan biri olmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">Ümmet-i Muhammed, <strong>ezan</strong>-ı Muhammedî'sine sahip çıkmış, Bilâl'in okuduğu ilk <strong>ezan</strong>ı asırlar boyunca aynı sözcük ve ifadelerle devam ettirmek suretiyle onu en vazgeçilmez değerleri arasında tuttuğunu göstermiştir. İslâm âlimleri <strong>ezan</strong>ı olduğu ifade kalıplarından farklı bir şekle dönüştürmenin veya telaffuz etmenin caiz olmadığını vurgulamışlardır. Zaten aksi bir davranış, en basit anlamıyla <strong>ezan</strong>ı anlamsızlaştırmak olur. Bu, Peygamber Efendimizin (sas) öğrettiği ve İslâm'ın evrenselliğinin simgesi olan “<strong>ezan</strong>-ı Muhammedî” olmaz. <strong>Ezan</strong>ın dili evrenseldir. Hangi millet ve ırktan olursa olsun, hangi coğrafya ya da ülkeden olursa olsun, <strong>ezan</strong>ı duyan her Müslüman, duyduğu an onu anlar ve mesajını alır. Bu sebeple <strong>ezan</strong>-ı Muhammedî, bütün asırlarda Medine'de okunduğu ilk şekliyle yankılanarak gelmiş ve bütün Müslüman toplumlar tarafından o aslî hâliyle okunmaya devam edilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ezan</strong>, mimari, edebiyat ve musiki gibi kültürel değerlerimizin gelişiminde önemli bir yapı taşı olagelmiştir. Bir kalem gibi zarif, bir şehâdet parmağı gibi anlamlı ve bir tevhid sembolü gibi göklere yükselen minarelerin ortaya çıkmasında doğrudan etkilidir meselâ. Böylece, medeniyetimizin damgası durumundaki cami mimarisinin en önemli unsurlarından birisi olan minare yapısı ve estetiği, varoluşunu <strong>ezan</strong>ın yüksek bir yerden ve yüksek sesle okunması sünnetine borçludur. Minare, <strong>ezan</strong> okunmak için vardır; <strong>ezan</strong>, orada İslâm olduğu için vardır. Aynı şekilde <strong>ezan</strong>ın söz ve anlamındaki derinlik ve taşıdığı tarihî değerler, nice yazarlara duyuş, nice şairlere ilham kaynağı hatta nice şarkı ve türkülere konu olmuştur. Önce şairin gönlüne, sonra kalemine ilham verir <strong>ezan</strong>lar. Edebiyat tarihimizde “<strong>ezan</strong>” başlıklı o kadar çok yazı ve şiir vardır ki! Nitekim İstiklal Marşımızda da, diğer maddî ve mânevî kıymetlerimizle birlikte Müslümanlığımızın simgesi olarak <strong>ezan</strong>a atıfta bulunulmakta ve onun en önemli din ve bağımsızlık sembollerimizden birisi olduğuna vurgu yapılmaktadır:</p>

<p style="text-align:justify">“Bu <strong>ezan</strong>lar ki şehâdetleri dinin temeli,</p>

<p style="text-align:justify">Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.”</p>

<p style="text-align:justify">Öte yandan <strong>ezan</strong>ın okunuşunda da güzelliğe ve estetiğe riayet çağrısı vardır. Bu sebeple güftesindeki anlam ile musikişinaslara çeşit çeşit makamlarda besteler yaptırmış; Allah (sas) aşkının gönüllerden dile, notalardan sese uzanan tercümanı olmuştur <strong>ezan</strong>.</p>

<p style="text-align:justify">Yine saatlerin yaygınlaşmasından öncesine kadar <strong>ezan</strong>lar, Müslümanların kullandıkları saatleri mesabesindeydi. İşler, buluşmalar, öğünler hep okunacak <strong>ezan</strong>a göre ayarlanırdı. Herhangi bir şeyin zamanı sorulduğunda kullandığımız, “eli kulağında” ifadesi, müezzinin şerefeye çıktığını, elini kulağına attığını ve hemen <strong>ezan</strong>a başlayacağını ifade etmekteydi. Bu özellikleriyle de <strong>ezan</strong>, medeniyetimizin en önemli inşa araçlarından birisi olagelmiştir. Zaten medeniyetimiz bu ulu ve nurlu sesin şehâdetlerinin ekseninde şekillenmemiş midir? Öyleyse, <strong>ezan</strong> bir medeniyet simgesidir diyemez miyiz?</p>

<p style="text-align:justify">Ortak bir dildir <strong>ezan</strong>; Ümmet-i Muhammed için bir şiar ve şuurdur.</p>

<p style="text-align:justify">Bir kimlik bilincidir <strong>ezan</strong>; vakitle birlikte insana ne olduğunu, nerede olduğunu bildirir.</p>

<p style="text-align:justify">Bir davettir o; huzura, şuura, kurtuluşa, sevgiye, sevgiliye ve kullukta özgürlüğe.</p>

<p style="text-align:justify">Bir dinginliktir o; duyan gönüllere, fıtratını arayanlara.</p>

<p style="text-align:justify">Ve bir işaret feneridir <strong>ezan</strong>, yolunu yitirenlere; bir ışıktır, karanlıkta kalmışlara; bir ulu sestir, yalnızlara, çaresizlere; bir müjdeli ışıktır, vakti gözetenlere ya da sabahı bekleyenlere.</p>

<p style="text-align:justify">Dahası çocuklar, Allah (sas) demeyi ilk ondan öğrenir, büyüklerinin bu ses karşısındaki saygısını görür, kımıldayan dudakları okur ve böylece ilk dinî terbiyeyi <strong>ezan</strong>la alır. Bu sebeple, çocukların millî ve dinî terbiyesi üzerindeki etkisi de önemi de bir başkadır <strong>ezan</strong>ın. İnsan yıllar sonra ve hele ülkesinden uzaksa, özlemle yâd eder coşkulu <strong>ezan</strong>ları, kandilleri, iftarları. Ve duyunca <strong>ezan</strong>ı, Müslümanlığını, vatanını hisseder. Şair bu duygularla evlâtlarımızın, memleketimizin <strong>ezan</strong>dan mahrum kalmaması için ne güzel yakarmıştır:</p>

<p style="text-align:justify">“Biz, kısık sesleriz... Minareleri</p>

<p style="text-align:justify">Sen, <strong>ezan</strong>sız bırakma Allah'ım!</p>

<p style="text-align:justify">Ya çağır şurda bal yapanlarını,</p>

<p style="text-align:justify">Ya kovansız bırakma Allah'ım!</p>

<p style="text-align:justify">Mahyasızdır minareler... Göğü de</p>

<p style="text-align:justify">Kehkeşansız bırakma Allah'ım!</p>

<p style="text-align:justify">Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,</p>

<p style="text-align:justify">Müslümansız bırakma Allah'ım!”</p>

<p style="text-align:justify">Her ne kadar, “Namazda gözü olmayanın, <strong>ezan</strong>da kulağı olmaz!” denilmişse de, Müslüman, namaz kılsın ya da kılmasın, şehâdet ve tevhid kelimelerinin haykırıldığı <strong>ezan</strong>ları edeple dinler. Bu rahmetten, bereketten nasibdar olmak, şehâdetini yani şahitliğini yenilemek için, <strong>ezan</strong>ı saygı ve huzur ile dinleyip tekrarladıktan sonra Allah Resûlü'nün (sas) şu duasını okur:</p>

<p style="text-align:justify"><i>“Allâhümme Rabbe hâzihi'd-da'veti't-tâmme, ve's-salâti'l-kâime, âti Muhammedeni'l-vesîlete ve'l-fazîlete, ve'b'ashü makâmen mahmûdeni'llezî veadteh.” (Ey bu mükemmel davetin ve kılınan namazın Rabbi olan Allah'ım! Muhammed'e </i>(sas)<i> sana yaklaştıran her türlü vesileyi ve fazileti ihsan et. O'nu </i>(sas)<i>, kendisine vaad etmiş olduğun Makâm-ı Mahmûd'a kavuştur.)”</i> Âmîn!</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hadislerle İslam</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/ezan-islamin-caglar-asan-cagrisi-1</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 12:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2022/11/ezan-islamin-caglar-asan-cagrisi.jpg" type="image/jpeg" length="34897"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vatanı Savunmak]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/vatani-savunmak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/vatani-savunmak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslümanlar, düşmanlarına karşı savaşa her daim hazırlıklı olmalıdırlar. (bk. Enfâl, 8/60) 2. Vatanı düşmana karşı savunmak müslümanın en temel görevlerindendir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><i><span><span style="color:#b22222"><strong>Vatanı Savunmak</strong></span></span></i></h3>

<p style="text-align:justify">“Yurtlarımızdan ve çocuklarımızdan uzaklaştırıldığımız hâlde Allah yolunda savaşmayıp da ne yapacağız?” dediler. Bakara, 2/246</p>

<p style="text-align:justify">Hz. Mûsâ’dan sonra İsrailoğulları Filistin’i vatan edinmiş, farklı şehirlerde yaşamaya başlamışlardı. Başlarında bir kral mevcut değildi. Bir defasında düşman karşısında yenilgiye uğrayan İsrailoğulları o devirdeki peygamberlerine gelerek, arkasında savaşmak için kendilerine bir kral tayin etmesini istediler. Peygamber de onlara, kral tayininden sonra savaşmayacak olurlarsa bunun büyük bir vebali olacağını bildirdi. Onlar ise savaşacaklarına söz verdiler fakat kral tayin edilen Talût’ûn emirlerini dinlemede gevşek davrandılar.</p>

<p style="text-align:justify">Müslümanlar, düşmanlarına karşı savaşa her daim hazırlıklı olmalıdırlar. (bk. Enfâl, 8/60) 2. Vatanı düşmana karşı savunmak müslümanın en temel görevlerindendir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Dâr/Diyâr: </strong>Yer, ülke, vatan.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bir Ayet</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/vatani-savunmak</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 12:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/images/haberler/2022/09/vatani_savunmak_h27594_6d509.jpg" type="image/jpeg" length="59038"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Arpaguş: Peygamberimizin ahlakının nesillerimize aktarılması adına gayret göstermemiz gerekiyor]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/prof-dr-arpagus-peygamberimizin-ahlakinin-nesillerimize-aktarilmasi-adina-gayret-gostermemiz-gerekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/prof-dr-arpagus-peygamberimizin-ahlakinin-nesillerimize-aktarilmasi-adina-gayret-gostermemiz-gerekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, “Nesillerimizi her türlü kötülükten kurtarabilmek için yüce Kitabımızın ve imanımızın; her konuda bize rehber olan Sevgili Peygamberimizin (s.a.s) ahlakının hayatımıza ve nesillerimize aktarılması adına büyük çaba ve gayret göstermemiz gerekiyor.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, resmi temaslarda bulunmak için gittiği Fransa’nın başkenti Paris’te, Valenton Yunus Emre Camii ve Kültür Merkezi’nin açılış programına katıldı.</p>

<p>Başkan Arpaguş, programda yaptığı konuşmada, “Cenab-ı Hak, Kur'an-ı Kerim'de Allah'ın evlerini, mescitlerini, Allah'a iman eden, ahiret gününe iman eden, namazı kılan, zekatı veren ve Allah rızasından başka bir endişesi olmayan, Allah'tan başka kimseden korkusu olmayan müminlerin inşa edeceğini ifade eder. Ayette müjdelenen bu topluluk sizlersiniz. Cenab-ı Hak bu emeğinizi her iki cihanda da inşallah mükafatlandırsın.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Efendimiz (s.a.s)’in “Kim bir mescit yaparsa dünyada, Cenab-ı Hak ahirette ona misliyle bir mükafat verir ve ona cennette bir köşk yapar.” hadis-i şerifini hatırlatan Başkan Arpaguş, caminin yapımında emeği geçen herkesin her türlü takdirin üzerinde olduğunu belirterek, şunları kaydetti:</p>

<p>“Bizler İslam dininin fertleri olarak çoğunluk olmadığımız bir coğrafyada, farklı dinlerin bir arada yaşadığı gurbette yaşıyoruz. Kırkıncı yılımızdan bahsedildi DİTİB'in çalışmalarının. Öncelikle ben bu yolun ilkleri olan, kırk elli yıl önce buralara gelip, bu meşaleyi yakan ve bu topraklarda ayakta kalmak için imanını, ibadetini, ahlakını, dinini temsil etmek adına büyük fedakarlıklara katlanan ilk nesli rahmetle, minnetle, şükranla yad etmek istiyorum. Rahmet-i Rahman'a kavuşmuş olan o büyüklerimize Cenab-ı Hak’tan sonsuz rahmetler diliyorum. Mekanları cennet olsun.”</p>

<p>Onların bu fedakarlıkları karşısında bizlere düşen görevin, bu topraklarda imanımızla, Kur’an-ı Kerim’le, ibadetlerimizle nesillerimizi söz konusu bilinçle yetiştirebilmek için çaba ve gayret göstermek olacağını anlatan Başkan Arpaguş, şu ifadelere yer verdi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Onların başlattığı bu hizmetlerin akamete uğramaması için bize düşen hangi fedakarlıklar varsa onları tamamlamak bizim görevimiz olmalı. Dünya çok farklı bir yere doğru gidiyor. Zulümlerin, savaşların, katliamların yaşandığı bir coğrafya. Önümüzdeki yüzyıl belki daha farklı sonuçlar doğuracak. Teknolojinin, dijital dünyanın, dijital çağın verileriyle karşılaşacağız. Nesillerimizi her türlü kötülükten kurtarabilmek için yüce Kitabımızın ve imanımızın; her konuda bize rehber olan Sevgili Peygamberimizin (s.a.s) ahlakının hayatımıza ve nesillerimize aktarılması adına büyük çaba ve gayret göstermemiz gerekiyor.”</p>

<p>Hazreti Ali’nin “Evlatlarınızı, çocuklarınızı sizin yaşadığınız çağa göre değil, onların yaşayacakları çağa göre yetiştiriniz.” sözüne dikkati çeken Başkan Arpaguş, “Bugün yavrularımızı ve gençlerimizi bekleyen büyük tehlikeler var. Onların imanına halel getirecek büyük saldırılar altındalar. Dolayısıyla biz belki bugün burada bir bina inşa ettik ama buradaki çalışmalarla, buradaki mescidimizdeki, buradaki kültür faaliyetlerimizle yaptığımız şeylerle bu bilinci ayakta tutmak, yavrularımızın elimizden gitmemesi için bu kültürle, bu imanla, bu ahlakla, Ahlâk-ı Muhammediyye (s.a.s) ile yetiştirmenin çaba ve gayretinde olarak bu hizmeti devam ettirmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Açılışa, Türkiye'nin Paris Başkonsolosu Kerem Yılmaz, Diyanet İşleri Başkanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürü Ensari Yentürk, Paris Din Hizmetleri Müşaviri Dr. Bayram Demirtaş ve gurbetçiler katıldı.</p>

<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, resmi temaslarda bulunmak için gittiği Fransa’nın başkenti Paris’te, Valenton Yunus Emre Camii ve Kültür Merkezi’nin açılış programına katıldı.<a href="https://t.co/EcdAZH1Zzt" rel="nofollow">https://t.co/EcdAZH1Zzt</a> <a href="https://t.co/lR2hTUgVs3" rel="nofollow">pic.twitter.com/lR2hTUgVs3</a></p>
— T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı (@diyanetbasin) <a href="https://twitter.com/diyanetbasin/status/2050310504472580290?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">May 1, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>

<p><strong>Hutbe irad etti</strong></p>

<p>Daha sonra Başkan Arpaguş, Valenton Yunus Emre Camii’nde hutbe irad etti ardından Cuma namazını kıldırdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Safi Arpaguş</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/prof-dr-arpagus-peygamberimizin-ahlakinin-nesillerimize-aktarilmasi-adina-gayret-gostermemiz-gerekiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/arpagus-fransada-cami-acilisina-katildi1.jpg" type="image/jpeg" length="48443"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kur’an’ın Mushaf Hâline Getirilmesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/kuranin-mushaf-haline-getirilmesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/kuranin-mushaf-haline-getirilmesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir Hadis: Kur’an okuyun! Çünkü Kur’an, kıyamet gününde dostuna (okuyucusuna) şefaatçi olacaktır… (İbn Hanbel, V, 255)]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kur’an-ı Kerim, Allah (cc) tarafından Hz. Peygamber’e (sas) Cebrail (as) vasıtasıyla 23 yılda indirilmiştir. Müslümanlar için bir hayat rehberi, şifa kaynağı ve insanlık için bir rahmet vesilesidir. Kur’an-ı Kerim, nazil olduğu andan itibaren Hz. Peygamber’in denetiminde ashab-ı kiram tarafından ezberlenmiş, vahiy kâtipleri tarafından da yazıya geçirilmiştir. Vahiy kâtipleri; inen ayetleri o günün şartlarında parşömenler, tabaklanmış deri, ince beyaz taşlar, hurma yaprakları, kürek kemikleri ve tahta parçaları gibi bulabildikleri malzeme üzerine yazmışlardır. Bu yazılı malzeme, Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ebubekir (ra) döneminde Zeyd b. Sabit (ra) başkanlığında kurulan bir heyet marifetiyle iki kapak arasına toplanmıştır. Halife Hz. Osman’ın (ra) talimatıyla Mushaf’ın çoğaltılması da Kur’an tarihi ve Müslümanların vahdeti açısından büyük önem arz etmektedir. Hz. Osman döneminde çoğaltılan bu Mushaflar Mekke, Medine, Basra, Kûfe, Şam gibi önemli İslam merkezlerine gönderilmiştir.</p>

<hr />
<p><strong>İmanın yetmiş küsur şubesi vardır. Bunların en üstünü “Lâ ilâhe illâllâh.” (Allah’tan başka ilâh yoktur.) sözüdür. En alt derecesi ise yoldaki eziyet veren şeyleri kaldırmaktır. Hayâ da imanın bir şubesidir. (Nesâî, Îmân, 16)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Takvimi</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/kuranin-mushaf-haline-getirilmesi</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/mehmet/takvim-2026/mayis-2.jpg" type="image/jpeg" length="94440"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ezan: Huzura İlk Çağrı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/ezan-huzura-ilk-cagri-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/ezan-huzura-ilk-cagri-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ezan nasıl ortaya çıkmıştır? 'Sâhibü'l-ezân' (Ezanın Sahibi) lakabıyla bilinen sahabi kimdir?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>أَنَّ ابْنَ عُمَرَ كَانَ يَقُولُ: كَانَ الْمُسْلِمُونَ حِينَ قَدِمُوا الْمَدِينَةَ يَجْتَمِعُونَ فَيَتَحَيَّنُونَ الصَّلاَةَ لَيْسَ يُنَادَى لَهَا، فَتَكَلَّمُوا يَوْمًا فِى ذَلِكَ، فَقَالَ بَعْضُهُمْ: اتَّخِذُوا نَاقُوسًا مِثْلَ نَاقُوسِ النَّصَارَى. وَقَالَ بَعْضُهُمْ: بَلْ بُوقًا مِثْلَ قَرْنِ الْيَهُودِ. فَقَالَ عُمَرُ: أَوَلاَ تَبْعَثُونَ رَجُلاً يُنَادِى بِالصَّلاَةِ؟ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : “يَا بِلاَلُ! قُمْ فَنَادِ بِالصَّلاَةِ.”</p>

<p>İbn ömer (ra) şöyle anlatırdı: “Müslümanlar, Medine'ye geldiklerinde namaz için (herhangi bir) çağrı yapılmazdı; bir araya toplanırlar ve namaz vaktini beklerlerdi. Bir gün bu konuyu aralarında konuştular. Kimisi, "Hristiyanların çanı gibi bir çan edinelim." dedi. Kimisi, "Yahudilerin (boynuz) borusu gibi bir boru edinelim." dedi. Ömer (ra) ise, "Namaza çağıracak birini gönderseniz ya!" dedi. Bunun üzerine Allah Resûlü (sas): <i>"Ey Bilâl, kalk da namaza çağır!"</i> buyurdu.”</p>

<p>(B604 Buhârî, Ezân, 1)</p>

<p>عَنْ أَبِى عُمَيْرِ بْنِ أَنَسٍ عَنْ عُمُومَةٍ لَهُ مِنَ الْأَنْصَارِ قَالَ: اهْتَمَّ النَّبِيُّ لِلصَّلاَةِ كَيْفَ يَجْمَعُ النَّاسَ لَهَا، فَقِيلَ لَهُ: انْصِبْ رَايَةً عِنْدَ حُضُورِ الصَّلاَةِ فَإِذَا رَأَوْهَا آذَنَ بَعْضُهُمْ بَعْضًا فَلَمْ يُعْجِبْهُ ذَلِكَ... فَانْصَرَفَ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ زَيْدِ بْنِ عَبْدِ رَبِّهِ وَهُوَ مُهْتَمٌّ لِهَمِّ رَسُولِ اللَّهِ –s– فَأُرِيَ الْأَذَانَ فِى مَنَامِهِ. قَالَ: فَغَدَا عَلَى رَسُولِ اللَّهِ sفَأَخْبَرَهُ فَقَالَ: يَا رَسُولَ اللَّهِ! إِنِّى لَبَيْنَ نَائِمٍ وَيَقْظَانَ إِذْ أَتَانِى آتٍ فَأَرَانِى الْأَذَانَ ...فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : “يَا بِلاَلُ! قُمْ فَانْظُرْ مَا يَأْمُرُكَ بِهِ عَبْدُ اللَّهِ بْنُ زَيْدٍ فَافْعَلْهُ.”</p>

<p>Enes (b. Mâlik)'in (ra) oğlu Ebû Umeyr (ra), ensardan olan amcalarından birinin şöyle dediğini nakletmiştir: “Peygamber (sas), insanları namaza nasıl toplayacağı konusunu düşünüyordu. Kendisine, "Namaz vakti girince bir bayrak dik, onu görünce (insanlar) birbirlerine haber verirler." denildi. Fakat o, bu teklifi beğenmedi... Abdullah b. Zeyd b. Abdirabbih (ra) Resûlullah'ın (sas) düşüncesini içinde hissederek oradan ayrıldı. (O gece) rüyasında ezanı gördü. Sabahleyin hemen Resûlullah'a (sas) gelerek, "Ey Allah'ın Resûlü! Ben uyku ile uyanıklık arasında iken birden birisi yanıma geldi ve bana ezanı öğretti." diyerek rüyasını anlattı... Bunun üzerine Resûlullah (sas), <i>"Ey Bilâl kalk ve Abdullah b. Zeyd sana ne söylerse onu yap!"</i> buyurdu.</p>

<p>(D498 Ebû Dâvûd, Salât, 27)</p>

<p>***</p>

<p>عَنْ حَفْصِ بْنِ عَاصِمِ بْنِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ عَنْ أَبِيهِ عَنْ جَدِّهِ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : “إِذَا قَالَ الْمُؤَذِّنُ اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ. فَقَالَ أَحَدُكُمْ: اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ. ثُمَّ قَالَ: أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ. قَالَ: أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ ثُمَّ قَالَ: أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ. قَالَ: أَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللَّهِ. ثُمَّ قَالَ: حَيَّ عَلَى الصَّلاَةِ. قَالَ: لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ. ثُمَّ قَالَ: حَيَّ عَلَى الْفَلاَحِ. قَالَ: لاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللَّهِ. ثُمَّ قَالَ: اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ. قَالَ: اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ. ثُمَّ قَالَ: لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ. قَالَ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ، مِنْ قَلْبِهِ دَخَلَ الْجَنَّةَ.”</p>

<p>Hafs b. Âsım b. Ömer b. Hattâb'ın (ra), babası aracılığıyla dedesi Ömer b. Hattâb'dan (ra) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur:</p>

<p><i>“Müezzin "Allâhü ekber, Allâhü ekber" dediğinde sizden biri de "Allâhü ekber, Allâhü ekber" derse; sonra müezzin, "Eşhedü en lâ ilâhe illâllâh" dediğinde o da, "Eşhedü en lâ ilâhe illâllâh" derse; ardından müezzin, "Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh" dediğinde o da, "Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh" derse; sonra müezzin, "Hayye ale's-salâh" dediğinde o, "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" derse; sonra müezzin, "Hayye ale'l-felâh" dediğinde o, "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh" derse; ardından müezzin "Allâhü ekber, Allâhü ekber" dediğinde o da "Allâhü ekber, Allâhü ekber" derse; sonra müezzin "Lâ ilâhe illâllâh" dediğinde o da bütün kalbiyle "Lâ ilâhe illâllâh" derse, cennete girer.”</i></p>

<p>(M850 Müslim, Salât, 12)</p>

<p>***</p>

<p>عَنْ مَالِكِ بْنِ الْحُوَيْرِثِ قَالَ: أَتَى رَجُلَانِ النَّبِيَّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) يُرِيدَانِ السَّفَر َ فَقَالَ النَّبِيُّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : “إِذَا أَنْتُمَا خَرَجْتُمَا فَأَذِّنَا ثُمَّ أَقِيمَا، ثُمَّ لِيَؤُمَّكُمَا أَكْبَرُكُمَا.”</p>

<p>Mâlik b. Huveyris (ra) anlatıyor: “Yolculuğa çıkmak isteyen iki kişi Hz. Peygamber'in (sas) yanına geldi. Hz. Peygamber (sas) onlara şöyle buyurdu:</p>

<p><i>"Yola çıktığınızda (namaz vakti geldikçe) ezan okuyup ardından kâmet getirin. Sonra büyüğünüz imam olsun." ”</i></p>

<p>(B630 Buhârî, Ezân, 18)</p>

<p>***</p>

<p>عَنْ مَعْدَانَ بْنِ أَبِي طَلْحَةَ الْيَعْمُرِيِّ قَالَ: قَالَ لِي أَبُو الدَّرْدَاءِ: أَيْنَ مَسْكَنُكَ؟ قَالَ: قُلْتُ فِي قَرْيَةٍ دُونَ حِمْصَ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) يَقُولُ: “مَا مِنْ ثَلَاثَةٍ فِي قَرْيَةٍ فَلَا يُؤَذَّنُ، وَلَا تُقَامُ فِيهِمْ الصَّلَوَاتُ إِلَّا اسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمْ الشَّيْطَانُ، عَلَيْكَ بِالْجَمَاعَةِ، فَإِنَّمَا يَأْكُلُ الذِّئْبُ الْقَاصِيَةَ.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ma'dân b. Ebû Talha el-Ya'murî (ra) anlatıyor: “Ebu'd-Derdâ (ra) bana, "Evin nerede?" diye sordu. "Hıms şehrinin dışında bir köyde." diye cevap verdim. Bunun üzerine Ebu'd-Derdâ (ra) dedi ki, "Resûlullah'ı (sas) şöyle derken işittim:</p>

<p><i>"Bir köyde üç kişi bulunur da ezan okunmaz ve orada namaz kılınmazsa, şeytan onlara musallat olur. Sen cemaate devam et. Çünkü sürüden ayrılanı kurt kapar." ”</i></p>

<p>(HM28064 İbn Hanbel, VI, 445)</p>

<p>***</p>

<p>Namaz, Mekke'de farz kılınmasına rağmen Müslümanların Mekke'de açık bir şekilde cemaat hâlinde ibadet etmeleri mümkün olmamıştı. Bu yüzden orada namaz için bir yerde toplanmayı sağlayacak bir çağrı vasıtasına da ihtiyaç duyulmamıştı. Zaten mescitleri yoktu ki toplansınlar. Zaman zaman Erkam'ın (ra) evinde beraberce namaz kılsalar da bunu gizlice yapıyorlardı. Müşriklerin şerrinden korktukları için, namazı çağrıyla duyurmak imkânsızdı. Zira Kureyş'in ileri gelenleri, Müslümanların evlerini mescit gibi kullanmalarına dahi müdahale ediyorlardı. Onlar, Mekke'de gariptiler ve onların namazları da sessiz ve gizliydi.</p>

<p>Mekke'de yaşanan zor yılların ardından müminler, hicretle Medine'de buluşmuşlar ve Resûlullah (sas) rehberliğinde yeni bir toplum oluşturmuşlardı. Burada yaptıkları ilk işlerden birisi, hemen bir mescit inşası olmuştu. İbadet etmek için toplanacakları, dünyevî ve uhrevî işlerini konuşacakları mütevazı bir yerdi burası. Altı toprak idi, ön tarafının üstü ise hurma dallarıyla gölgelenmişti. Ama Müslümanlar için anlamı ve işlevi o kadar büyük ve o kadar zengindi ki... Hep birlikte Allah Teâlâ'nın (cc) huzuruna durulacağı, kulların yakarışının hep birden O'na (cc) ulaşacağı, Hz. Peygamber'in (sas) ümmetiyle birlikte inşa ettiği Medine'nin ilk mâbediydi bu.</p>

<p>Ne var ki, hâlâ namaz vaktinin geldiğini bildirecek ve inananların bir araya gelmelerini sağlayacak bir çağrı vasıtaları yoktu. Allah (cc) için, Resûlü (sas) için, İslâm'ı daha iyi ve daha özgür yaşayabilmek için Medine'de toplanan sahâbe, namaz vaktinde hepsini aynı anda bir araya gelmeye çağıracak bir araca ihtiyaç duymaktaydı. Bu duruma bir çare bulmak için aralarında istişareye başladılar. Namaz vaktinin girdiğini duyurmak ve hep birlikte huzura durarak yakarmak için Rabbin evinde toplanılacağını haber vermek üzere sahâbeden bazıları, diğer din mensuplarının ibadete çağrı vasıtalarını kullanmayı teklif ettiler. Kimi, "Hristiyanlar gibi çan çalabiliriz." derken, kimisi de, "Yahudilerin yaptığı üzere boynuz şeklindeki bir boru ile çağrıda bulunalım." diyordu. Hatta bazıları, Mecûsîlerle özdeşleşen ateş yakmayı ve bunu namaza davet işareti olarak kullanmayı bile gündeme getirdi. Doğrusu bunların hiçbirisi gönüllerine sinmiyordu. Bir başka dinin ibadete çağrı yöntemini kullanmak, başta Hâtemü'l-Enbiyâ (sas) olmak üzere, sahâbenin ileri gelenlerine makul gelmiyordu.</p>

<p>Yine böyle bir toplantıda içlerine sinen bir karara varılamayınca, Hz. Ömer'in (ra) Resûlullah'a (sas), "Namaza çağıracak birini gönderseniz ya?" demesi üzerine Allah Resûlü (sas), <i>"Ey Bilâl, kalk da namaza çağır!"</i> buyurdu. Bu dönemde bir müddet sokaklarda “es-salâh es-salâh”(namaza namaza) diye dolaşılarak ilâhî huzura davette bulunuldu. Ancak namaza bu şekilde çağırmak da insanlara güç gelmeye başladı. Güneş tutulması gibi olağanüstü durumlarda kılınacak namazlarda ise halkın hemen namaza toplanması için çağrıda bulunuluyordu. Ancak gittikçe çoğalan Müslüman kitlenin bu şekilde de bir araya toplanması imkânsız olmaya başlamıştı.</p>

<p>Çare neydi, huzura çağrı nasıl olmalıydı? “Allah'ım yardım et!” diye, ellerinden çok gönüllerini açmışlardı göklere. Yeni ve farklı bir dinin mensupları, Son Peygamber'in (sas) ümmeti olarak istiyorlardı ki, kendilerine has, bu ümmeti temsil eden ilâhî bir çağrı vasıtaları olsun. Sahâbe, zaten zihni namaza çağırmanın en güzel yolunun ne olabileceğiyle meşgul olan ve bunun üzüntüsünü yaşayan Hz. Peygamber'e (sas) bir daha gelerek, “Namaz vakti girince bir bayrak dik, onu görünce (insanlar) birbirlerine haber verirler.” teklifinde bulunmuşlardı. Fakat O (sas) bunu da, muhtemelen uygulamadaki zorluğu görerek, tasvip etmedi. Ancak şöyle olsun diye bir teklifte de bulunmuyordu. Belki, ashâbının bu konudaki gayretlerinin daha eğitici ve ilâhî iltifata daha çok mazhar olacağını düşünüyordu. Her hâlükârda ilâhî hikmet, kendi seyri içinde tezahür edecekti.</p>

<p>Nitekim sahâbenin “bayrak dikme” teklifiyle geldiği ama bunun da namaza çağrı için lâyık görülmediği toplantıdan, Hz. Peygamber'in (sas) düşünceli hâlini ve beklentisini yüreğinde hissederek ayrılan biri vardı. Evet, bu hâlde evine vardığında Abdullah b. Zeyd (ra), üzüntülü ve düşünceliydi. Ailesinin yemek teklifine, “Resûlullah'ın (sas) namaza çağrı için üzüntülü hâlini gördükten sonra bir şey yiyemeyeceği” karşılığını verdi ve hemen yatağına yattı. Onun bu hâli Allah (cc) katında muteber bir hâl olmalıydı ki ıstırabını dindirecek ilâhî himmet ve hikmet ona bahşedilmeye başlandı. Habîb-i Kibriyâ'yı (sas) sevindirecek, Müslümanlara namaz vaktini bildirecek çağrının nasıl olması gerektiği, rüyada kendisine öğretiliyordu.</p>

<p>Medineli ilk Müslümanlardan olan Abdullah b. Zeyd (ra), tarihe İkinci Akabe Biati adıyla geçen ve Hz. Peygamber'in (sas) Medine'ye hicretinin hazırlık toplantısı anlamına gelen görüşmeye katılanlardan biriydi. Dahası O (ra), Müslümanların inançları uğruna giriştikleri ilk savaş olan Bedir başta olmak üzere Uhud, Hendek ve diğer seferlerin tümüne katılma şerefine nail olmuştu. Şimdi ise, adını tarihe “sâhibü'l-ezân” (ezanın sahibi) olarak yazdıracak ilâhî bir iltifata mazhar olmuştu. Uyandığında sevinçten yüreği yerinden fırlayacak gibiydi. Sabahı beklemeden alacakaranlıkta namazdan önce, heyecanla Hz. Resûl'ün (ra) yanına koştu ve <i>“Ey Allah'ın Resûlü! Ben rüyada elinde çan olan bir adama, "Ey Allah'ın kulu! Bu çanı bana satmaz mısın?" dedim. "Onu ne yapacaksın?" dedi. "Onunla insanları namaza çağıracağız." dedim. "Sana bundan daha iyisini göstereyim mi?" dedi. Ben de ona, "Tabi" dedim ve bana ezanı öğretti.” dedikten sonra, benliğine kazınan huzura çağrının lafızları ağzından dökülüverdi:</i></p>

<p><i>“Allâhü ekber, Allâhü ekber, Allâhü ekber, Allâhü ekber</i></p>

<p><i>Eşhedü en lâ ilâhe illâllâh, Eşhedü en lâ ilâhe illâllâh</i></p>

<p><i>Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh, Eşhedü enne Muhammeden Resûlullâh</i></p>

<p><i>Hayye ale's-salâh, Hayye ale's-salâh</i></p>

<p><i>Hayye ale'l-felâh, Hayye ale'l-felâh</i></p>

<p><i>Allâhü ekber, Allâhü ekber</i></p>

<p><i>Lâ ilâhe illâllâh.”</i></p>

<p>Sonra Abdullah (ra), rüyasında gördüğü yeşil elbiseli kişinin, namaza başlarken aynen ezanın sözlerini tekrar etmesini ve “Hayye ale'l-felâh” tan sonra iki defa “Kad kâmeti's-salâtü” (Namaz başlamıştır) ifadesini ilâve etmesini söylediğini de anlattı.</p>

<p>Bazı rivayetlerde ezan ifadelerinin ikişer, kâmetin ise birer kere söyleneceği veya şehâdet kelimelerinin önce alçak sesle, sonra yüksek sesle tekrar edileceği (tercî) de nakledilmiştir. Ancak yukarıda zikredilen şekliyle ezan daha çok rivayette nakledilmiş ve uygulamada yaygınlık kazanarak günümüze kadar böyle gelmiştir.</p>

<p>Abdullah'ın (ra) gece rüyasını anlatırken duyduğu heyecan yanında Resûl-i Ekrem'in (sas) sakinliği ve dinginliği hayret vericiydi. O sanki Abdullah'ı (ra) bekliyordu; bu mübarek sözleri onun getireceğini biliyor gibiydi; “Bu kesinlikle hak bir rüyadır. Hemen Bilâl ile beraber kalk, çünkü onun sesi seninkinden daha gür ve güzeldir, sana söylenenleri ona öğret de bu şekilde (namaza) çağırsın.” dedi.</p>

<p>Hz. Peygamber (sas) Abdullah'ın (ra) rüyasını tasdik etmiş, ezanını onaylamıştı. Ne büyük bir şerefti ki bu, kıyamete kadar bâkî kalacak ezanla birlikte onun da adı anılacaktı. Nitekim İmam Ahmed b. Hanbel (ra), sahâbeden gelen hadisleri derlediği kıymetli eseri Müsned 'inde Abdullah b. Zeyd (ra) hadisleri öncesinde koymuş olduğu başlıkta onu “sâhibü'l-ezân” yani “ezanın sahibi” şeklinde, bazı rivayet zincirlerinde de “râi'l-ezân” yani “ezanı rüyasında gören” şeklinde nitelemiştir. Artık tarih Abdullah'ı (ra) bu lakaplarla yâd edecektir.</p>

<p>Ezanı öğrenen Bilâl, ilk olarak sabah ezanını okudu. Böylece, hicretten on yedi ay kadar sonra kıblenin Mekke'ye döndürülmesinin ardından Müslümanlar, uzun süredir aradıkları çağrıyı bulmuş oldular. Bilâl'in (ra) gür ve tatlı sesiyle o sabah ilk defa okunan ezan sadece Medine'nin değil, artık sonsuza kadar hiç eksik olmayacağı âlemin derinliklerine, çağların ötesine ulaşıyordu:</p>

<p><i>“Allah en büyüktür.</i></p>

<p><i>Şahitlik ederim ki, Allah'tan (cc) başka hiçbir ilâh yoktur.</i></p>

<p><i>Şahitlik ederim ki, Muhammed (sas) Allah'ın (cc) elçisidir.</i></p>

<p><i>Haydi, koşun namaza!</i></p>

<p><i>Haydi, koşun kurtuluşa!</i></p>

<p><i>Allah en büyüktür.</i></p>

<p><i>Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur.”</i></p>

<p>Bütün Medine halkı, namaz vaktinin geldiğini ve hep beraber ilâhî huzura davet edildiklerini, bu ilâhî çağrının yeryüzündeki ilk yankılarıyla anladılar. Yürekleri titreyerek dinlediler tevhid ve şehâdet ifadelerini. Ne muazzam sözlerdi bunlar! Ufukta yankılanan, gönüllere işleyen bir iman manifestosuydu bu sözler. Nitekim Hz. Ömer (ra), evindeyken ezanın sözlerini duyduğunda önce ürpermiş, sonra şaşırmıştı. Zira bu sözler, kendisine de rüyada öğretilen sözlerin ta kendisiydi. Elbisesini bile yolda giyerek bir solukta Hz. Peygamber'in (sas) yanına koştu. Meseleyi anladıktan sonra, kendisinin de aynı rüyayı gördüğünü ifade etti. Bunun yanı sıra hadis eserlerinde yer bulan kimi rivâyetlere göre ise Cebrail, her ikisinden de evvel Resûl-i Ekrem'e (sas) gelerek Abdullah'ın (ra) rüyasını teyit eden bir vahiy getirmişti. Bir diğer rivâyete göre ise ezanın Hz. Peygamber'e (sas) İsrâ Gecesi'nde vahyedildiği nakledilmişti.</p>

<p>Daha sonra inen Kur'an âyetlerinde ezana atıfta bulunularak öneminden bahsedilmesi, onun Kur'an tarafından da onaylandığının açık bir göstergesi olmuştur. Böylece ezanın, imkân dâhilinde olmasına rağmen, ilâhî hikmet gereği, doğrudan bir vahiy ile değil de, sahâbeyle istişare, Abdullah b. Zeyd'in (ra) ve Hz. Ömer'in (ra) rüyaları, Resûlullah'ın (sas) takriri ve Kur'an'ın tasdikiyle dindeki yerini aldığı anlaşılmaktadır. </p>

<p>Hz. Peygamber'in (sas) gönlü huzurluydu artık; ezanı ümmetine bir şiar olarak bahşeden Allah'a (cc) hamd ederek, okunması için daha sonraları mescitte yüksek bir yer tahsis etmiş ve Bilâl'i (ra) de, “Sesi gür ve tatlıdır.” diye müezzini olarak görevlendirmişti. Tıpkı daha sonra bir yolculuk esnasında sesinin güzelliğini duyduğu Ebû Mahzûre'ye (ra) ezanı bizzat öğretip Mekke'ye müezzin tayin ettiği gibi. Peygamber Efendimiz (sas), İbn Ümmü Mektûm (ra) künyesiyle meşhur olan görme engelli sahâbî Abdullah b. Zâide'yi (ra) Bilâl (ra) ile birlikte Medine'de, Sa'd b. Âiz Karaz'ı (ra) da Kubâ'da müezzin olarak görevlendirmişti. Kaynaklarda Ziyâd b. Hâris es-Sadâî'nin (ra) de zaman zaman müezzinlik yapmak üzere görevlendirildiği kaydedilmiştir.</p>

<p>Rivayetlerde Allah Resûlü'nün (sas) yirmi kadar kişiye ezan okutup dinlediği ve içlerinden Ebû Mahzûre'nin (ra) sesini beğenerek ona ezanı öğrettiği nakledilmektedir. Bir işi en iyi yapana vermek onun sünneti idi zaten. Onun her yaptığı iş güzeldi ve güzel olan her şeye değer verirdi. Nitekim bu sebepledir ki huzura çağrıyı ilk yapacak olan kişi, sesi ve sedasıyla bilinen Habeşli Bilâl b. Rebâh (ra) olmuştu. Hani şu kızgın güneş altında çöl kumlarına yatırılan ve sadece "Rabbim Allah" dediği için üstüne kocaman kayalar koyulan, ama yine de imanından zerre kadar dönmeyen köle Bilâl (ra). O (ra), şimdi Server-i Enbiyâ'nın (sas) ilk müezzini olma şerefine ermişti. Allah'a (cc) kul olmanın özgürlük demek olduğunun simgesi Bilâl (ra) için, ne yüce bir makamdı bu! Nebevî iltifatın ifadesiyle, “müezzinlerin efendisi Bilâl” olmuştu. Hatta bir rivayete göre, Bilâl-i Habeşî'ye (ra) ezanla ilgili kalıcı bir hatıra da bahşedilmişti. Bir gün sabah namazı için uyandırmak üzere Hz. Peygamber'in (sas) evine varmıştı. Allah Resûlü'nün (sas) hane halkı onun henüz uyanmadığını söyleyince, Bilâl (ra), ezanın, “Hayye ale'l-felâh” tan sonrasına yüksek sesle, “es-Salâtü hayrun mine'n-nevm.” (Namaz uykudan daha hayırlıdır.) ibaresini eklemişti. Daha sonra Resûl-i Ekrem (sas) her sabah ezanında bunu söylemesini uygun görmüştü.</p>

<p>Yukarıda bahsedildiği gibi Bilâl'in (ra), ilk zamanlarda Neccâroğullarına ait bir kadının evinin damına çıkıp ezan okumasından, ardından da Mescid-i Nebevî'de tahsis edilen yüksek yerde ezan okumasından ve Hz. Peygamber'in (sas), <i>“Bütün Müslümanların aynı namazı aynı anda kılmaları beni memnun eder. O kadar ki, bütün evlere namaz vaktinin geldiğini ilân edecek adamlar göndermeyi bile düşündüm. Hatta bazı kişilere damların üzerine çıkıp, namaz vaktinin girdiğini ilân etmelerini emretmeyi bile kalbimden geçirdim.”</i> buyurmasından hareketle, ezanın simgesi olarak minareler inşa edilmiştir. Önce ezanın simgesi olan minareler zaman içinde İslâm'ın simge ve sembolü hâline gelmiştir. Çünkü minarenin görüldüğü yerlerin İslâm beldesi olduğu ve orada İslâm'a ve kurtuluşa çağrı yapıldığı, dolayısıyla o belde sakinlerinin yükselen minarelerden okunan ezanlar sayesinde Allah'a (cc) ve Elçisi'ne (sas) icabet ettikleri anlaşılmaktadır. Bu anlamda minareler Müslümanların göğe doğru yükselttikleri şehâdet parmaklarıdır.</p>

<p>Ezanın duyulmadığı yerlerde ezanın duyurulması ve kutlu mesajın o muhite ulaştırılması da yine Peygamber (sas) ve ashâbının uygulamalarındandı. Sahâbeden Ebû Saîd el-Hudrî (ra), dağda, bayırda hayvan otlatan Abdullah Ebû Sa'saa'ya, “Görüyorum ki, sen davarı ve kırları seviyorsun. Davarların başında yahut çölde iken namaz için ezan okuyacak olduğun zaman ezanı tiz sesle oku. Zira müezzinin sesinin yetiştiği yere kadar insan, cin ve dahi ne varsa ezanı duyduğunda muhakkak kıyamet gününde müezzin lehine şehâdette bulunacaktır.” demiş ve bunu Resûlullah'tan (sas) işittiğini söylemişti. Yine Allah Resûlü (sas) kendisiyle vedalaşıp sefere çıkan ashâbından iki kişiye, <i>“Yola çıktığınızda (namaz vakti geldikçe) ezan okuyup ardından kâmet getirin. Sonra büyüğünüz imam olsun. ”</i> buyurarak ezanın duyulmadığı mekânlarda da ezan okunmasını istemişti.</p>

<p>Muhammed (sas) ümmetinin en önemli şiarlarından olan mescit ve kıbleden sonra şimdi de Yüce Allah (cc), “şehâdetleri dinin temeli” olan ilâhî bir çağrıyı meşru kılarak, Müslümanların toplumsal kimliklerinin oluşumundaki önemli bir nimetini daha tamamlamış oldu. Böylece İslâm'ın şiarı olan ezanın nasıl okunacağı belirlenmiş ve ezan, namaz ibadetinin vazgeçilmez (müekked) bir sünneti olmuştu. İşte o zamandan beridir, başka değil sadece bu ilk hâliyle ezan, namazla birlikte İslâm'a da bir çağrı olmuş ve okunduğu her yerde Müslüman varlığının işareti hâline gelmiştir. Bunun da ötesinde ezan ve namaz Müslümanları bir araya getiren, onları birbirine bağlayan bir işleve sahip olmuştur. Allah Resûlü (sas), “Bir köyde üç kişi bulunur da ezan okunmaz ve namaz kılınmazsa, şeytan onlara musallat olur. Sen cemaate devam et. Çünkü sürüden ayrılanı kurt kapar. ” buyurarak ezan ve namazın Müslümanlar üzerindeki bu etkisine işaret eder. Ezan aynı zamanda okunduğu beldenin özgürlüğünü, bağımsız kaldığını da gösterir. Bundan dolayı özgür olabilmek ve özgür kalabilmek için, ezan sesinin hiç dinmeden semalarımızda yankılanması arzusuyla Merhum Mehmet Akif'in İstiklâl Marşımızdaki şu temennisi hep dilimizdedir:</p>

<p>“Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli,</p>

<p>Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli!”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hadislerle İslam</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/ezan-huzura-ilk-cagri-1</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 14:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/images/haberler/2022/11/ezan-huzura-ilk-cagri_42c39.jpg" type="image/jpeg" length="95747"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hz. İbrahim İle Nemrud'un Tartışması]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/hz-ibrahim-ile-nemrudun-tartismasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/hz-ibrahim-ile-nemrudun-tartismasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İslam davetinde sağlam deliller ve doğru yöntemler kullanmak gerekir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><span><span style="color:#b22222"><i><strong>Hz. İbrahim İle Nemrud'un Tartışması</strong></i></span></span></h3>

<p style="text-align:justify">Allah’ın kendisine verdiği iktidara dayanarak rabbi hakkında İbrahim ile tartışmaya giren kimseyi görmedin mi? İbrahim “Rabbim hayat veren ve öldürendir” deyince o, “Hayat veren ve öldüren benim” dedi. İbrahim “Allah güneşi doğudan getirmektedir, hadi sen de onu batıdan getir" dedi. Bunun üzerine inkârcı ne diyeceğini bilemedi. Allah zalimler topluluğuna rehberlik etmez. Bakara, 2/258</p>

<p style="text-align:justify">Servet ve gücünden dolayı şımaran Nemrud, Hz. İbrahim’in imana davetini kabul etmemişti. O, kendisinin de Allah gibi hayat verdiğini ve öldürdüğünü söylüyordu. Bir idam mahkumunu affeden Nemrud, affetmesini “insanı diriltmek”, suçsuz bir insanı idam ettirmesini de “diriyi öldürmek” sayarak kendisinde tanrılık sıfatlarının ve gücünün bulunduğunu iddia etmişti. Hz. İbrahim ise Nemrud’a, gücü varsa güneşin doğuş ve batış yerlerini değiştirmesini teklif etmiştir. Teklif karşısında çaresiz kalan Nemrud söyleyecek söz bulamamış, böylece onun ilahlık iddiasının da asılsız olduğu ortaya çıkmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İslam davetinde sağlam deliller ve doğru yöntemler kullanmak gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Nemrud: </strong>Hz. İbrahim döneminde tevhid inancının karşısındaki kral.</p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bir Ayet</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/hz-ibrahim-ile-nemrudun-tartismasi</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 14:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/images/haberler/2022/09/hz_ibrahim_ile_nemrud_un_tartismasi_h27597_92120.jpg" type="image/jpeg" length="54287"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşverenin Ahlaki Sorumlulukları]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/isverenin-ahlaki-sorumluluklari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/isverenin-ahlaki-sorumluluklari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir Ayet: Hanginizin davranışça daha iyi olduğunu denemek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O, güçlüdür, çok bağışlayıcıdır. (Mülk, 67/2)]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İslam’ın bize öğrettiği bir iş ahlakı ve bu ahlakın özünde doğruluk, dürüstlük, güven, sadakat, helal ve haram duyarlılığı vardır. Müslüman; işinin hakkını vermek için çaba göstermeli, helal rızık kazanmak için emek sarf etmeli, işini bir emanet olarak görmelidir. Yüce dinimiz İslam’da sadece işin ve işçinin değil, işverenin de bir ahlakı vardır. Sevgili Peygamberimiz (sas), “İşçiye, ücretini teri kurumadan önce verin.” (İbn Mâce, Ruhûn, 4) buyurmaktadır. İşveren işçinin ücretini tam ve vaktinde ödemelidir. Onu sosyal güvenceden mahrum bırakmamalı, iş güvenliğine hassasiyet göstermeli, işçinin sağlığını kendi sağlığı bilmelidir. İşçinin canına zarar verecek her türlü tutum ve davranıştan sakınmalıdır. Ona dinlenme ve ibadetlerini yerine getirme fırsatı sağlamalıdır. Unutmayalım ki yaptıklarımızın hesabını vereceğimiz ve karşılığını eksiksiz göreceğimiz ebedî bir ahiret hayatı vardır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p><strong>• EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ</strong></p>

<hr />
<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Takvimi</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/isverenin-ahlaki-sorumluluklari</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/mehmet/takvim-2026/mayis-1.jpg" type="image/jpeg" length="90582"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Geçerken Dergisine “Yılın Dergisi” ödülü verildi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/gecerkene-yilin-dergisi-odulu-verildi-a</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/gecerkene-yilin-dergisi-odulu-verildi-a" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği tarafından açıklanan "Kültür Sanat Ödülleri" kapsamında Geçerken, yılın dergisi ödülüne layık görüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Edebiyat Sanat ve Kültür Araştırmaları Derneği (ESKADER) tarafından her yıl geleneksel olarak verilen "Kültür Sanat Ödülleri"nin sahipleri açıklandı.</p>

<p>Derneğin yönetim kurulu ve üyelerinin yanı sıra kültür sanat çevresinden birçok kişinin katkılarıyla yayımlanan kitaplar ve yapılan kültürel çalışmalar değerlendirilerek, kişi ve kurumlar ödüllendirildi.</p>

<p><img alt="Geçerken Ödül 22-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/gecerken-odul-22-1.jpg" width="1280" /></p>

<p>"Dergi" ödülüne Diyanet İşleri Başkanlığı süreli yayınlarından çıkan "Geçerken" Dergisi layık görüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Geçerken Ödül 11-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/gecerken-odul-11-1.jpg" width="1280" /></p>

<p>Ödülü alan Diyanet İşleri Başkanlığı Dini Yayınlar Genel Müdürlüğü Süreli Yayınlar ve Kütüphaneler Daire Başkanı Gülhiman Hekimoğlu, Daire başkanlığı bünyesinde hazırlanan ve 2020 yılından bu yana istikrarlı bir yayın çizgisiyle yoluna devam eden Geçerken Dergisinin, kültür ve sanat dünyamıza, medeniyet birikimimize ve söz varlığımıza sahici bir katkı sunma gayesiyle hazırlandığını, dergininin geleceğin mimarı olan gençlerimize, dinî ve manevi değerlerimiz, kültürel birikimimiz gençlerin diliyle aktarıldığını, dergide yer alan dinî, ahlaki, edebî ve tarihî yazılarla gençlerin fikri, manevi ve estetik duyarlılıklarını geliştirmenin amaçlandığını belirtti.</p>

<p>Hekimoğlu, derginin hem tasarımındaki incelik hem de muhtevasındaki derinlikle kültür hayatımızda kalıcı bir iz bırakmayı hedeflediğini, bu çabanın, dikkatle örülmüş emeğin ve ortak bir hassasiyetin ürünü olan muhtevamızın takdir edilmesi ve ESKADER tarafından ödüle layık görülmesi bizim için ayrıca kıymetlidir. Şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/gecerkene-yilin-dergisi-odulu-verildi-a</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 16:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/gecerken.jpg" type="image/jpeg" length="38934"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İzmir'de trafik kazasında şehit olan polis memuru Manisa'da ebediyete uğurlandı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/izmirde-trafik-kazasinda-sehit-olan-polis-memuru-manisada-ebediyete-ugurlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/izmirde-trafik-kazasinda-sehit-olan-polis-memuru-manisada-ebediyete-ugurlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir'in Bornova ilçesinde tır ile 9 aracın karıştığı trafik kazasında şehit olan polis memuru Serkan Hızlı'nın (34) cenazesi, memleketi Manisa'nın Akhisar ilçesinde toprağa verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hızlı'nın cenazesi, İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şubesi'ndeki törenin ardından Akhisar ilçesindeki Yeni Gülruh Camii'ne getirildi.</p>

<p>Hızlı için camide öğle vakti cenaze töreni düzenlendi. Bu sırada şehidin annesi Hatice ve babası Enver Hızlı, tabuta sarılarak gözyaşı döktü.</p>

<p>Şehidin naaşı, İl Müftüsü Şükrü Kabukçu'nun kıldırdığı cenaze namazının ardından Akhisar Şehitliği'nde toprağa verildi.</p>

<p>Törene Hızlı'nın ailesi ve yakınlarının yanı sıra Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, İzmir İl Emniyet Müdürü Celal Sel, son yayımlanan atama kararlarıyla Mersin İl Emniyet Müdürlüğüne atanan Manisa İl Emniyet Müdürü Fahri Aktaş, Akhisar Kaymakamı Mustafa Can, Akhisar Belediye Başkanı Ekrem Kayserili de katıldı.</p>

<p><strong>- Kaza</strong></p>

<p>Dün Manisa'dan İzmir istikametine seyir halinde olan tır, İstanbul Caddesi'nde kontrolden çıkarak karşı şeride geçmiş, yolda aralarında polis aracı ve kamyonun da bulunduğu 9 araca çarparak yol kenarındaki dereye devrilmişti.</p>

<p>Kazada tır sürücüsü İsmail Çoban ile motosiklet sürücüsü Gökhan Vardar hayatını kaybederken 2'si polis 5 kişi yaralanmıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaralı polisler Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne, diğer yaralılar ise Bornova Türkan Özilhan Devlet Hastanesi'ne kaldırılmıştı.</p>

<p>Yaralı polis memuru Serkan Hızlı, müdahaleye rağmen kurtarılamayarak şehit olmuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/izmirde-trafik-kazasinda-sehit-olan-polis-memuru-manisada-ebediyete-ugurlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 15:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/manisa-polis-sehit.jpg" type="image/jpeg" length="62703"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Giresun’da hacı adayları dualarla yola çıktı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/giresunda-haci-adaylari-dualarla-yola-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/giresunda-haci-adaylari-dualarla-yola-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Giresun’da İl Müftülüğü tarafından kutsal topraklara gidecek hacı adayları için uğurlama programı düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Diyanet İşleri Başkanlığının organizasyonuyla kutsal topraklara gidecek hacı adayı kafileleri, dualar ve gözyaşlarıyla uğurlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Giresun İl Müftülüğü tarafından kutsal topraklara gidecek hacı adayları için Seyyid Mevlana Sadrettin Efendi Camii avlusunda uğurlama programı düzenlendi.</p>

<p>Kur’an-ı Kerim tilavetiyle ve ilahi dinletisi ile başlayan program, Giresun İl Müftüsü Selçuk Kılıçbay’ın hacı adaylarına hitaben yaptığı konuşmayla devam etti.</p>

<p><img alt="Giresun’da Hacı Adayları Dualarla Yola Çıktı 2" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-haci-adaylari-dualarla-yola-cikti-2.jpg" width="860" /></p>

<p><strong>- "Hac ibadeti tevhid yolculuğudur"</strong></p>

<p>İl Müftüsü Selçuk Kılıçbay, hac ibadetinin önemine ve Müslümanların sorumluluklarına dair açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Haccın bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan İl Müftüsü Kılıçbay, "Bu mübarek sefere adım atmadan önce zihinlerimizi ve gönül dünyamızı yeniden inşa etmemiz gereken birtakım hakikatler vardır. Hac, bir ömre bedel, derin bir tevhid yolculuğudur. Sizler Rahman’ın misafirleri olarak, yeryüzünde tevhid mücadelesinin verildiği o kutlu beldelere gidiyorsunuz. Bu şuuru idrak ederek adımlarınızı atacaksınız. Kur’an’ın manevi iklimine gönüllerinizi sonuna kadar açacaksınız. Tevhid şuuru, ümmet bilincini kuşanmayı ve birlik ile beraberliği muhafaza etmeyi gerektirir." dedi.</p>

<p><img alt="Giresun’da Hacı Adayları Dualarla Yola Çıktı 3" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-haci-adaylari-dualarla-yola-cikti-3.jpg" width="860" /></p>

<p><strong>- "Tevhid inancının toplumsal yansıması vahdettir"</strong></p>

<p>İl Müftüsü Kılıçbay, Müslümanların yeryüzündeki tüm mazlumlarla gönül bağı kurması gerektiğine dikkat çekti.</p>

<p>Kılıçbay, hac yolcularının, ümmetin derdini de yüreklerine taşımasının önemini şu sözlerle ifade etti:</p>

<p>"Tevhid inancının toplumsal hayattaki en güzel yansıması vahdettir. Vahdet, kardeşlik, dostluk, sevgi, saygı, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşma halidir. Bu şuur, ortak değerler etrafında kenetlenerek aynı ideallerin ışığında birlikte yaşama ahlakını kuşanmaktır. Kutsal topraklarda ümmet için af dilemeliyiz. Gazze’de ve gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin acısını kalbimizde taşımalı, akan kana ve zulme karşı derin bir sızı duymalıyız. Ümmetin ortak acısını yüreğimizde hissetmek, bu yolculuğun en büyük kazanımlarından biridir. Bu kutlu adımlarınızın ve niyetinizin kabul olmasını, haccınızın mebrur olmasını Yüce Rabbimden niyaz ederim. Yolunuz ve bahtınız açık olsun. Allah'a emanet olunuz."</p>

<p><img alt="Giresun’da Hacı Adayları Dualarla Yola Çıktı 4" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-haci-adaylari-dualarla-yola-cikti-4.jpg" width="860" /></p>

<p>Programın sonunda emekli İl Müftüsü Veysel Çakı, kutsal topraklara gidecek hacı adayları için dua etti.</p>

<p>Programa katılan vatandaşlar yapılan duaya eşlik etti. Tekbir ve salavatlar eşliğinde gerçekleştirilen uğurlama sırasında hacı adayları, aileleri ve yakınlarıyla vedalaşarak helalleşti.</p>

<p>Giresun ilinden bu yıl toplam 319 hacı adayı, kutsal topraklara hareket edecek.</p>

<p><img alt="Giresun’da Hacı Adayları Dualarla Yola Çıktı 5" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-haci-adaylari-dualarla-yola-cikti-5.jpg" width="860" /></p>

<p><strong>Bulancak’ta hacı adayları dualarla uğurlandı </strong></p>

<p>Bulancak ilçesinde hacı adayları düzenlenen programla kutsal topraklara uğurlandı.</p>

<p>Sarayburnu Camii avlusunda gerçekleştirilen program Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı.</p>

<p>Konuşmalar ve yapılan duanın ardından hacı adayları, Ordu Giresun Havalimanı’na hareket etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Giresun Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/giresunda-haci-adaylari-dualarla-yola-cikti</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 15:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-haci-adaylari-dualarla-yola-cikti-1.jpg" type="image/jpeg" length="78358"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kayseri’den ilk hac kafilesi dualarla uğurlandı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/kayseriden-ilk-hac-kafilesi-dualarla-ugurlandi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/kayseriden-ilk-hac-kafilesi-dualarla-ugurlandi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kayseri’den hacca gidecek olan ilk kafile için Kayseri İl Müftülüğü tarafından uğurlama programı düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Diyanet İşleri Başkanlığı Hac Organizasyonu ile Kayseri’den hacca gidecek olan ilk hac kafilesi için Kayseri İl Müftülüğü tarafından uğurlama programı düzenlendi.</p>

<p>Ahmet-Ayşe İnci Camii’nde sabah namazına müteakiben gerçekleştirilen programda, 317 hacı adayı telbiye, dua ve gözyaşları eşliğinde kutsal topraklara uğurlandı.</p>

<p>Program, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı.</p>

<p><img alt="Kayseri Hac-2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/kayseri-hac-2.jpg" width="1280" /></p>

<p>Hacı adaylarına hitap eden İl Müftüsü Durmuş Ayvaz, Kayseri’den bu yıl yaklaşık 1700 vatandaşın hac ibadetini yerine getirmek üzere kutsal topraklara gideceğini belirterek, ilk kafilede yer alan hacı adaylarına hayırlı yolculuk temennisinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ayvaz konuşmasında, hac ibadetinin sabır, fedakârlık ve manevi hazırlık gerektiren mukaddes bir yolculuk olduğunu ifade ederek, hacı adaylarına sağlık ve afiyet içerisinde gidip dönmeleri duasında bulundu. Ayrıca, “Haccınız mebrur, yolunuz açık olsun. Bizleri de dualarınızda unutmayın.” dedi.</p>

<p>Program, İl Müftüsü Ayvaz tarafından yapılan dua ile sona erdi. Duanın ardından hacı adayları kutsal topraklara gitmek üzere yakınlarının dualarıyla yola çıktı.</p>

<p>Programda ayrıca Türkiye Diyanet Vakfı mobil ikram aracı tarafından hacı adaylarına ve onları uğurlamaya gelen vatandaşlara çorba ile çeşitli ikramlarda bulunuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kayseri Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/kayseriden-ilk-hac-kafilesi-dualarla-ugurlandi-1</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 15:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/kayseri-hac-22-1.jpg" type="image/jpeg" length="57767"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gaziantep'te kurumsallıkta dijitalin önemi ele alındı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/gaziantepte-kurumsallikta-dijitalin-onemi-ele-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/gaziantepte-kurumsallikta-dijitalin-onemi-ele-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gaziantep İl Müftülüğü tarafından sosyal medya alanında görev yapan personele yönelik "Kurumsal Sosyal Medya Kullanımına Yönelik Hizmet İçi Eğitim Semineri" düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gaziantep İl Müftülüğü tarafından il ve ilçe müftülükleri ile Kur’an kurslarında sosyal medya alanında görev yapan personele yönelik "Kurumsal Sosyal Medya Kullanımına Yönelik Hizmet İçi Eğitim Semineri" İl Müftülüğü Konferans Salonu’nda düzenlendi.</p>

<p>Seminerin açış ve selamlama konuşmalarını yapan İl Müftüsü Mustafa Soykök, sosyal medyanın günümüzün vazgeçilmez iletişim araçlarından biri olduğunu belirterek doğru kullanıldığında çok geniş kitlelere ulaşma imkanı sunduğunu ifade etti.</p>

<p><img alt="Gaziantep Medya Eğitim 22" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/gaziantep-medya-egitim-22.jpg" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazze’de yaşanan olaylara değinerek Müslümanların maruz kaldığı zulmün dünya kamuoyuna büyük ölçüde sosyal medya aracılığıyla ulaştığını vurgulayan Müftü Soykök, "Bugün yaşanan birçok gelişmeden sosyal medya sayesinde haberdar oluyoruz. Gazze’de yaşananlar da bu gerçeği açıkça ortaya koymuştur. Bu nedenle bizler de kurumumuzu en doğru şekilde temsil etmeli, doğru, güvenilir ve etkili içeriklerle bu mecralarda yer almalıyız." dedi.</p>

<p>Seminerde İl Müftüsü Mustafa Soykök ayrıca "Kurumsallıkta Dijitalin Önemi" konulu sunum gerçekleştirdi.</p>

<p><img alt="Gaziantep Medya Eğitim 55" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/gaziantep-medya-egitim-55.jpg" width="1280" /></p>

<p>İl Müftü Yardımcısı Hasan Kiraz ise “Sosyal Medyada Doğru Üslubun Önemi” konulu sunumunda sosyal medya kullanımının hukuksal boyutlarına dikkat çekerek, paylaşımlarda telif haklarına riayet edilmesi ve kurumsal sorumluluk bilinciyle hareket edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><img alt="Gaziantep Medya Eğitim 11" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/gaziantep-medya-egitim-11.jpg" width="1280" />Din Hizmetleri Uzmanı Hüsne Soykök de sosyal medya çalışmalarında işin sevgiyle yapılmasının önemine değinerek, kurumu temsil eden paylaşımlarda özenli ve kaliteli içerik üretiminin gerekliliğini vurguladı. Soykök, görsel kalitesi ve doğru kullanımın kurumsal kimlik açısından belirleyici olduğunu ifade etti.</p>

<p><img alt="Gaziantep Medya Eğitim 44" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/gaziantep-medya-egitim-44.jpg" width="1280" /></p>

<p>Gaziantep İl Müftülüğü Sosyal Medya Koordinatörü Ömer Özgültekin “Sosyal Medyada Görsellerin Doğru Kullanımı” konulu sunumunda, paylaşımlarda görsel kalitesi, doğru ölçülendirme ve kurumsal bütünlüğün önemine dikkat çekerek, yapılan hatalara ve dikkat edilmesi gereken hususlara ilişkin bilgiler verdi.</p>

<p>Seminer, katılımcıların sorularının cevaplanmasının ardından sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gaziantep Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/gaziantepte-kurumsallikta-dijitalin-onemi-ele-alindi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/gaziantep-medya-egitim-33.jpg" type="image/jpeg" length="76426"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kırklareli Üniversitesi öğrencileri ekran bağımlılığına dikkati çekmek için kitap okudu]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/kirklareli-universitesi-ogrencileri-ekran-bagimliligina-dikkati-cekmek-icin-kitap-okudu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/kirklareli-universitesi-ogrencileri-ekran-bagimliligina-dikkati-cekmek-icin-kitap-okudu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırklareli Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğrencileri, bağımlılıkla mücadele konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla kitap okuma etkinliği düzenledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kayalı Kampüsü Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde düzenlenen etkinlikle öğrenciler öğle molasında bir süre kitap okudu.</p>

<p>Ardından fakülte önünde toplanan öğrenciler "Bir alışkanlık değil bir esaret", "Bağımlılık değil umut kazansın", "Bağımlı olma özgür ol", "Bağımsız yaşam sağlıklı toplumun temelidir", "Biz hemşireler bağımlılığa karşı her zaman yanınızdayız" yazılı dövizler açarak, etkinliği açık havaya taşıdı.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Hülya Arıkan, yaptığı açıklamada, bağımlılıkla mücadelede birtakım çalışmalar yürüttüklerini söyledi.</p>

<p>Özellikle sağlık çalışanları olarak bağımlılıkla mücadelede tedavi süreçlerine önem verdiklerini anlatan Arıkan, bağımlılıkla mücadelede üniversite ve sağlıkçılar olarak topluma rol model olmaya çalıştıklarını vurguladı.</p>

<p>Teknoloji ve ekran bağımlılığından uzak kalabilmek amacıyla kitap okuma etkinlikleri düzenlediklerini aktaran Arıkan, "Biz kitabı burada daha öne çıkaralım ki bizim için kişisel gelişimimizi, bilişsel ve duyusal psikomotor alanlarımıza mesleki olarak da çok değerli katkıları olacaktır, o nedenle biz kitap okumayı seçtik. Kitap okuyalım ve bağımlılıktan kurtulalım." dedi.</p>

<p>Herkesi kitap okumaya davet eden Arıkan, özellikle öğrencilerin kitap okuyarak mesleki becerilerinin de artacağına inandığını kaydetti.</p>

<p>Arıkan, öğrencilerin boş zamanlarını ekranlarda değil kitap okuyarak geçirmesini önerdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>- "Bu etkinliklerimize devam edeceğiz"</strong></p>

<p>Öğrencilerden Yelin Demir ise haftanın üç günü kampüste kitap okuyarak diğer öğrencilere rol model olmaya çalıştıklarını söyledi.</p>

<p>Kitap okumanın çok faydalı olduğunu vurgulayan Demir, "Bu etkinliklerimize devam edeceğiz. Ben bir hemşirelik öğrenci olarak karşı tarafı ve hastayı anlamam gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden de kitap okumanın ve bir şeyleri daha kolay anlayabilmenin, kavrayabilmenin önemli olduğunu düşünüyorum." şeklinde konuştu.</p>

<p>Demir, insanları bağımlılıktan kurtarmanın en iyi yolunun kitap olduğunu vurguladı.</p>

<p>Öğrencilerden Hacer İşbilen de bağımlılık konusunun son yıllarda ciddi bir boyuta ulaştığını belirterek, bu konuya dikkati çekmek için kitap okuduklarını kaydetti.</p>

<p>Öğrencilerden Mert Öztürk ise kişisel gelişim açısından tüm öğrencileri kitap okumaya davet etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/kirklareli-universitesi-ogrencileri-ekran-bagimliligina-dikkati-cekmek-icin-kitap-okudu</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 14:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/kitap-okuma.jpg" type="image/jpeg" length="14365"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Amasya'da hacı adayları kutsal topraklara uğurlandı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/amasyada-haci-adaylari-kutsal-topraklara-ugurlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/amasyada-haci-adaylari-kutsal-topraklara-ugurlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amasyalı hacı adayları, dualar eşliğinde kutsal topraklara uğurlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Diyanet İşleri Başkanlığı organizasyonu kapsamında hac ibadetini yerine getirmek üzere kutsal topraklara gidecek olan Amasyalı hacı adayları, düzenlenen programla dualar eşliğinde uğurlandı.</p>

<p>Hz. Ömer Camii’nde gerçekleştirilen uğurlama programı, Kur’an-ı Kerim tilaveti ve ilahilerle başladı.</p>

<p><img alt="Amasya Hac Uğurlama 33" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/amasya-hac-ugurlama-33.jpg" width="1280" /></p>

<p>Manevi atmosferin hakim olduğu programda İl Müftüsü İbrahim Yavuz, hac ibadetinin önemine dair kısa bir konuşma yaptı.</p>

<p>Konuşmasında haccın sabır, fedakarlık ve kulluk bilinci açısından büyük bir ibadet olduğunu vurgulayan İl Müftüsü Yavuz, tüm hacı adaylarının ibadetlerinin kabul olmasını dileyerek, sağlık ve huzur içerisinde gidip gelmeleri temennisinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Amasya Hac Uğurlama 11" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/amasya-hac-ugurlama-11.jpg" width="1280" /></p>

<p>Yapılan duaların ardından hacı adayları, yakınlarının gözyaşları ve iyi dilekleri eşliğinde kutsal topraklara uğurlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Amasya Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/amasyada-haci-adaylari-kutsal-topraklara-ugurlandi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 14:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/amasya-hac-ugurlama-22.jpg" type="image/jpeg" length="76569"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Genç'te minikler Kur'an'a geçti]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/gencte-minikler-kurana-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/gencte-minikler-kurana-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bingöl Genç İlçe Müftülüğüne bağlı Hacı Fazile Keleş Kur’an Kursu’nda eğitim gören 30 öğrenci, Kur’an-ı Kerim’e geçmenin sevincini yaşadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Genç İlçe Müftülüğüne bağlı Hacı Fazile Keleş Kur’an Kursu’nda eğitim gören 30 öğrenci için Kur’an-ı Kerim’e geçiş töreni programı düzenlendi.</p>

<p>Program, Abdurrahim Özge Camii’nde yoğun katılımla gerçekleştirildi.</p>

<p><img alt="Genç Kurana Geciş 22" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/genc-kurana-gecis-22.jpg" width="1280" /></p>

<p>Kur’an-ı Kerim öğrenmeye başlayan öğrencilerin heyecanı paylaşan İlçe Müftüsü Ferhat Mat, Kur’an-ı Kerim’e geçen öğrencileri tebrik ederek kendilerine Kur’an-ı Kerim hediye etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öğrencilerin başarılarının devamını dileyen Müftü Mat, bu anlamlı sürece katkı sunan öğreticilere ve velilere teşekkür etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bingöl Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/gencte-minikler-kurana-gecti</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 14:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/genc-kurana-gecis-11.jpg" type="image/jpeg" length="13698"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[01 Mayıs 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/01-mayis-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/01-mayis-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 01 Mayıs 2026 tarihli ve "Alın Teri Mukaddestir" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarih: 01.05.2026</strong></p>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><span style="color:#2980b9"><strong>﷽</strong></span></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><span style="color:#2980b9"><strong>وَابْتَغِ ف۪يمَٓا اٰتٰيكَ اللّٰهُ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ وَلَا تَنْسَ نَص۪يبَكَ مِنَ الدُّنْيَا وَاَحْسِنْ كَمَٓا اَحْسَنَ اللّٰهُ اِلَيْكَ</strong><strong>..</strong><strong>.</strong></span></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><span style="color:#2980b9"><strong>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ</strong><strong>:</strong></span></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><span style="color:#2980b9"><strong>...</strong><strong>فَمَنْ كَانَ أَخُوهُ تَحْتَ يَدِهِ فَلْيُطْعِمْهُ مِمَّا يَأْكُلُ، وَلْيُلْبِسْهُ مِمَّا يَلْبَسُ، وَلاَ تُكَلِّفُوهُمْ مَا يَغْلِبُهُمْ</strong><strong>…</strong></span></h3>

<h3 style="text-align:center"><span style="color:#2980b9"><strong>ALIN TERİ MUKADDESTİR</strong></span></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>İslam; kazanç ile infakı, zanaat ile ahlakı bir araya getiren hayat dinidir. Dinimiz, bütün insanlığı; iş hayatında hak ve hukuka riayet etmeye, helal-haram bilincini kuşanmaya davet etmektedir. Alın terini mukaddes saymakta, helal ve meşru yollardan rızık temin etmeyi ibadet olarak görmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s), bir hadis-i şeriflerinde bizleri çalışmaya şöyle teşvik etmektedir: <strong>“Sizden birinizin, urganıyla sırtında bir bağ odun satması, böylece Allah’ın onun itibarını koruması, verip vermeyecekleri belli olmayan kimselerden bir şeyler istemesinden daha hayırlıdır.”<a href="#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong></p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Bugün, dini ve insani değerlerin çalışma hayatının dışına itilmeye çalışıldığına şahitlik ediyoruz. Üzülerek ifade edelim ki, biz Müslümanlar da bu yanlış gidişattan nasibimizi almaktayız. Oysaki iş ve ticaret hayatındaki faaliyetler ve elde edilen gelirler, Müslüman için bir amaç ya da bir hedef olmamalıdır. Bilakis, Allah’ın rızasına ulaşmada, iki cihan saadetini elde etmede bir araç olmalıdır. Bu nedenledir ki, biz Müslümanlar; ticaretimizde, alış-verişimizde, işçi ve işveren ilişkilerimizde iyiliği, adaleti ve merhameti esas alan, ahlaki ilkeleri usta-çırak eğitimi çerçevesinde nesilden nesile aktaran bir anlayışı benimsemek durumundayız.</p>

<h3><strong>Kıymetli İşçi ve İşveren Kardeşlerim!</strong></h3>

<p>İşyerini sadece bir geçim kapısı değil, karşılıklı güvenin hâkim olduğu birer ‘emniyet yurdu’ haline getirmek, herkesin ortak görevidir. Bununla birlikte işçi; Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, <strong>“Allah Teâlâ, işinizi en güzel şekilde yapmanızdan hoşnut olur”<a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong> nasihatine kulak vermeli; işini, sağlam ve kaliteli yapmalıdır. Yaptığı işin ve çalıştığı işyerinin kendisine bir emanet olduğu bilinciyle hareket etmeli; evine, alın teriyle elde ettiği helal lokmayı götürmenin gayretinde olmalıdır. İşveren ise; Allah Resûlü (s.a.s)’in, <strong>“Her kimin yanında kardeşi çalışırsa, ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara güçlerini aşan işler yüklemeyin”<a href="#_edn3" name="_ednref3" title=""><sup><strong><sup>[3]</sup></strong></sup></a></strong> emri gereğince, işçiye hakkını tam ve zamanında ödemeye çalışmalı, onun sosyal haklarını gözetmelidir. İşçinin güvenli ve sağlıklı bir ortamda çalışması için gerekli tüm tedbirleri almalıdır. Bu amaçla yapılacak her çalışmanın; sadece bir insanın değil, ailenin ve toplumun geleceğini korumak olduğunu unutmamalıdır.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>İşveren ya da işçi olmanın, insani açıdan hiçbir üstünlüğü yoktur. Allah katında insanların en faziletlisi; imanla nasiplenen, ibadet ve güzel ahlakla hayatını süsleyen, takva elbisesine bürünendir. İnsanların en faziletlisi; hakkaniyeti, dürüstlüğü, yardımlaşma ve dayanışmayı bütün menfaatlerin üstünde görendir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hutbemizi, Yüce Rabbimizin şu ayet-i kerimesi ile bitiriyoruz: <strong>“Allah’ın sana verdiği şeylerle ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap...”<a href="#_edn4" name="_ednref4" title=""><sup><strong><sup>[4]</sup></strong></sup></a></strong><strong> </strong></p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Buhârî, Zekât, 50.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Beyhakî, Şüabü’l-îmân, 4/334.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Buhârî, Îmân, 22.</p>

<p><a href="#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Kasas, 28/77.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p>

<iframe width="560" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/2_K0WBXjkOE?si=5aUg1eWcW8TbNXGV" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>

<p></p>

<p><a href="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/alin-teri-mukaddestirr.pdf" rel="nofollow" target="_blank"><img alt="Şiddetin Çaresi Merhamet Eğitimi" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/08/logolar/hutbeyi-indir-pdf.jpg" /></a></p>

<p><a href="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/alin-teri-mukaddestir-4.doc" rel="nofollow" target="_blank"><img alt="21.11.2025 Şiddetin Çaresi Merhamet Eğitimi" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/08/logolar/hutbeyi-indir-word.jpg" /></a></p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/cuma-namazi-nasil-kilinir-diyanet-cuma-namazi-kac-rekattir" target="_blank"><img height="89" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/09/cuma-namazi-nasil-kilinir-2.jpg" width="870" /></a></p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/cuma-namazi-saat-kacta" target="_blank"><img height="89" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/09/cuma-namazi-saat-kacta-2.jpg" width="870" /></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HUTBELER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/01-mayis-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/yavuz-sultan-selim-cami-33.jpg" type="image/jpeg" length="53337"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yurtta bahar havası]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/yurtta-bahar-havasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/yurtta-bahar-havasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yurdun büyük kısmında  ilkbaharın gelmesiyle birlikte çiçekler açtı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM FOTO</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/yurtta-bahar-havasi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/ilk-bahar-cicek-11.jpg" type="image/jpeg" length="59214"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üsküdar'da 333 Hafız icazet sevinci yaşadı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/uskudarda-333-hafiz-icazet-sevinci-yasadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/uskudarda-333-hafiz-icazet-sevinci-yasadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Büyük Çamlıca Camii'nde, Üsküdar'da Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı imam hatip okulları ile Müftülüğe bağlı Kur'an kurslarında hafızlık eğitimini tamamlayan 333 öğrenci için Hafızlık İcazet Merasimi düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş'un katılımıyla düzenlenen törende 333 hafıza icazet verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/uskudarda-333-hafiz-icazet-sevinci-yasadi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 14:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/hafiz-hafizlik-33.jpg" type="image/jpeg" length="11327"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Başkan Arpaguş Diyanet'in "İyilik Seferberliğini" anlattı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/baskan-arpagus-diyanetin-iyilik-seferberligini-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/baskan-arpagus-diyanetin-iyilik-seferberligini-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Diyanet Televizyonunda yayınlanan "İyilik Vakti" programına konuk oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Diyanet TV ekranlarında izleyiciyle buluşan "İyilik Vakti" programına konuk olan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Başkanlığın ve Türkiye Diyanet Vakfının 2026 yılı Ramazan ayında yurt içi ve yurt dışında yürüttüğü yardım faaliyetlerini anlattı.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vekaletle Kurban organizasyonu hakkında da bilgiler veren Başkan Arpaguş, vekalet vermek isteyen vatandaşların yurt içi ve yurt dışında kurbanlarının kesimini tercih edebileceklerini vurguladı.</p>

<p>Arpaguş, uzun süredir işgalci israil saldırıları altında zulüm gören Filistinlilere yönelik Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfının çalışmalarına değinerek bu yıl Filistin'deki mazlumlara ulaştırılmak üzere vekalet yoluyla kurban kesimi gerçekleştirileceğinin de altını çizdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Haber</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/baskan-arpagus-diyanetin-iyilik-seferberligini-anlatti</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 00:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/wISeUgp4fWc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="87533"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[17 Nisan 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/17-nisan-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/17-nisan-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 17 Nisan 2026 tarihli ve "Birbirimize Kenetlenelim, Sorumluluklarımızı İdrak Edelim" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarih: 17.04.2026</strong></p>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>﷽</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْل۪يكُمْ نَاراً وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ </strong><strong>...</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ</strong><strong>:</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>ا</strong><strong>َ</strong><strong>لْمُؤْم</strong><strong>ِ</strong><strong>نُ ل</strong><strong>ِ</strong><strong>لْمُؤْمِن</strong><strong>ِ</strong><strong> كَالْبُنْيَانِ يَش</strong><strong>ُ</strong><strong>دُّ ب</strong><strong>َ</strong><strong>عْضُهُ بَعْضاً</strong><strong>.</strong></h3>

<h3 style="text-align:center"><strong>BİRBİRİMİZE KENETLENELİM, SORUMLULUKLARIMIZI İDRAK EDELİM</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Hafta içinde yüreklerimizi dağlayan, hepimizi derin bir üzüntüye sevk eden, elem verici hadiseler yaşadık. Öğretmen ve öğrencilerimizi hedef alan saldırılar sebebiyle canlarımız hayattan koparıldı, birçok canımız da yaralandı. Yüce Rabbimizden; hayatlarını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz. Cenâb-ı Hak, anne-babalarına ve yakınlarına sabr-ı cemil ihsan eylesin. Milletimizin başı sağ olsun.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Bugünler, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, <strong>“Müminin mümine karşı durumu, bir parçası diğer parçasını sımsıkı kenetleyip tutan binalar gibidir”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/17-nisan-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> buyurduğu üzere, milletçe kenetlenme, acıları ve hüzünleri paylaşma, barış ve huzur iklimini muhafaza etme günleridir. Yüce Rabbimizin merhametine, devletimizin basiretine, milletimizin sağduyusuna güvenme günleridir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Acımız çok büyük. Ancak, dün olduğu gibi bugün de millet olarak el ele, gönül gönüle verip bütün sıkıntılarımızın üstesinden gelebilir, dertlerimize derman olabiliriz. Yeter ki, kötülüğün içimizi karartmasına, birbirimize olan güvenimizi sarsmasına fırsat vermeyelim. Evlatlarımızın; vatan ve mukaddesatına bağlı, imanlı ve ahlaklı bir insan olarak yetişmeleri için daha fazla gayret gösterelim.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Günümüzde çocuklarımız, çok yönlü bir kuşatma altındadır. Dijital bağımlılıklar, zararlı alışkanlıklar, bilinçsiz tüketim anlayışı, olumsuz iletişim dili evlatlarımızın ruh ve gönül dünyalarını bulandırmaktadır. Hayatın pek çok alanına etki eden bu problemler, yavrularımızı değerlerimize yabancılaştırmakta, onların tertemiz zihinlerini kirletmekte ve kalplerini karartmaktadır. Dolayısıyla; anne ve babalar, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, hukukçular, medya mensupları, sanatçılar, yapımcılar, akademisyenler, hocalar, öğretmenler, hâsılı millet olarak hepimiz, her zamankinden daha fazla sorumluluklarımızın idrakinde olalım. Yüce Rabbimizin tertemiz fıtratla yarattığı ve bizlere emanet ettiği çocuklarımızın ellerinden tutalım, sığınabilecekleri ilk limanın aileleri olduğunu onlara hissettirelim. Çocuklarımızın kimlerle arkadaşlık ettiklerine, dijital mecralarda nasıl vakit geçirdiklerine dikkat edelim. Yavrularımızı; batıl akımların, şiddet içerikli oyunların insafına bırakmayalım.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Yüce Rabbimizden; başta çocuklarımız ve gençlerimiz olmak üzere her birimiz için dünya ve ahiret huzuru niyaz ediyoruz. Hutbemizi Yüce Rabbimizin şu uyarısıyla bitiriyoruz: <strong>“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/17-nisan-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/17-nisan-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Buhârî, Salât 88, Mezâlim 5; Müslim, Birr, 65.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/17-nisan-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Tahrîm, 66/6.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/17-nisan-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/17042026-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="53439"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hollanda'da dünyanın en büyük lale bahçelerinden Keukenhof, 77'inci kez ziyarete açıldı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/hollandada-dunyanin-en-buyuk-lale-bahcelerinden-keukenhof-77inci-kez-ziyarete-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/hollandada-dunyanin-en-buyuk-lale-bahcelerinden-keukenhof-77inci-kez-ziyarete-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollanda'nın Lisse kentinde, dünyanın en büyük lale bahçelerinden biri olarak nitelendirilen 32 hektar büyüklüğündeki Keukenhof, bu yıl 77'inci kez ziyaretçilere kapılarını açtı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Lalenin her türünün bulunduğu bahçe, mart-mayıs döneminde olmak üzere 8 hafta dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerini ağırlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hazırlıkların aylarca sürdüğü bahçede, laleler en güzel şeklini nisan ortasında alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM FOTO</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/hollandada-dunyanin-en-buyuk-lale-bahcelerinden-keukenhof-77inci-kez-ziyarete-acildi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/lale-bahcesi.jpg" type="image/jpeg" length="76552"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karagöl Sahara Milli Parkı kar yağışıyla beyaza büründü]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karagol-sahara-milli-parki-kar-yagisiyla-beyaza-burundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karagol-sahara-milli-parki-kar-yagisiyla-beyaza-burundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Artvin'in "sakin şehir" unvanlı Şavşat ilçesindeki Karagöl Sahara Milli Parkı, nisan ayında etkili olan kar yağışının ardından beyaz örtüyle kaplandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Son günlerde hava sıcaklıklarının düşmesiyle ilçenin önemli turizm destinasyonları arasında yer alan milli park ile çevresindeki köy, mezra ve yaylalarda kar yağışı etkisini gösteriyor.</p>

<p>Karla kaplı bitki örtüsü ve kuş sesleri eşliğinde ziyaretçilerine doğal güzelliklerini sunan milli park, fotoğraf tutkunlarını da ağırlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bölgede kar kalınlığı Karagöl'de 20, köylerde ise yer yer 40 santimetreye kadar ulaştı.</p>

<p>Beyaza bürünen Karagöl Sahara Milli Parkı ve Karagöl dronla görüntülendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM FOTO</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karagol-sahara-milli-parki-kar-yagisiyla-beyaza-burundu</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/karagol-66.jpg" type="image/jpeg" length="40314"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[10 Nisan 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/10-nisan-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/10-nisan-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 10 Nisan 2026 tarihli ve "İslam" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarih:10.04.2026</strong></p>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>﷽</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>اِنَّ الدّ۪ينَ عِنْدَ اللّٰهِ الْاِسْلَا</strong><strong>مُ۠</strong><strong> </strong><strong>…</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ</strong><strong>:</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>ا</strong><strong>َ</strong><strong>للَّهُمَّ</strong><strong>!</strong><strong> إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنَ الشِّقَاقِ وَالنِّفَاقِ وَسُوءِ الْأَخْلاَقِ</strong><strong>.</strong></h3>

<h3 style="text-align:center"><strong>İSLAM</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Cenâb-ı Hak, dünyamızı ve ahiretimizi mamur kılalım diye bizlere akıl ve irade vermiş, peygamberler göndermiş, kitaplar indirmiştir. <strong>“</strong><strong>Allah katında yegâne din İslam’dır”<a href="#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> fermanıyla, kıyamete kadar gelecek bütün insanlar için, İslam’ı seçmiştir.</p>

<p>İslam, insanlığı huzur ve mutluluğa davet eden bir dindir. Zihinleri kötü düşüncelerden, nefisleri bencillik ve hırstan arındıran, beşeriyete kurtuluşu gösteren bir dindir. Dürüstlük ve hakkaniyeti, iyilik ve güzelliği yeryüzüne hâkim kılmanın yollarını öğreten bir dindir.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>İslam’ın özü tevhittir. Tevhid, azamet ve yüceliğin sadece Allah’a ait olduğunun ilanı ve ikrarıdır. Varlığın asıl sahibine teslim olmak, heva ve hevesin esaretinden kurtulup gerçek özgürlüğe kavuşmaktır. Tevhid, Allah’tan başka hiçbir varlığın önünde eğilmemek, hak ve hakikat uğrunda izzetli bir duruş sergilemektir. Cenâb-ı Hak, <strong>“Allah, sizin Rabbinizdir. O’ndan başka ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. Güvenilip dayanılacak tek varlık O’dur”<a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a> </strong>buyurmaktadır.</p>

<h3><strong>Değerli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>İslam’ın toplumsal hayattaki yansıması ise vahdettir. Vahdet; birliktir, beraberliktir, kardeşliktir. Dilleri ve coğrafyaları farklı olsa da Rabbi bir, peygamberi bir, kitabı bir, kıblesi bir olan müminlerin; her hâl ve durumda birbirlerine kenetlenmeleri, el birliğiyle zulme ve zalime geçit vermemeleridir. Farklılıkları, zenginlik olarak görmeleri; ayrışmanın ve bölünmenin değil, birleşmenin ve bütünleşmenin vesilesi kılmalarıdır. Bu hususta Yüce Rabbimizin beyanı gayet açıktır: <strong>“Doğrusu sizin ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim. Öyleyse bana kulluk edin.”<a href="#_edn3" name="_ednref3" title=""><sup><strong><sup>[3]</sup></strong></sup></a></strong></p>

<h3><strong>Kıymetli Müminler!</strong></h3>

<p>Bugün, insanlığı; içine düştüğü buhranlardan çıkaracak olan, İslam’ın istikamet mesajlarıdır. Yangın yerine çevrilmek istenen dünyamızı tekrar huzur yurduna dönüştürecek olan, Kur’an-ı Kerim’in hayat veren ilkeleridir. Gönülleri birbirine ısındıracak, insanları birbirine kaynaştıracak olan, Allah Resûlü (s.a.s)’in güzel ahlakıdır.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>İslam’ın sahibi Allah’tır. Onu gönderen de kıyamete kadar koruyacak olan da O’dur.<a href="#_edn4" name="_ednref4" title="">[4]</a> Bu dinin kitabı Kur’an-ı Kerim’dir. Peygamberi ise, İslam’ı en güzel şekilde yaşayarak öğreten Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’dir. Dolayısıyla hiçbir kimse ya da grup, İslam’ı kendi tekelinde göremez. İslam’ın en temel vasfı olan tevhidi savunma bahanesiyle fitne ve fesat çıkaramaz, ümmetin vahdetine, vatanımızın dirlik ve birliğine zarar veremez. İslam’ın; dar kalıplara hapsedilemeyecek, bir coğrafyanın sınırına sığmayacak kadar yüce bir din olduğu unutulmamalıdır.</p>

<p>Cenâb-ı Hak, bizleri vahdetten, birlik, beraberlik ve kardeşlikten ayırmasın. Hutbemizi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu duasıyla bitiriyoruz: <strong>“Allah’ım! Bozgunculuktan, nifaktan ve kötü ahlaktan sana sığınırım.”<a href="#_edn5" name="_ednref5" title=""><strong>[5]</strong></a> </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Âl-i İmrân, 3/19.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> En’âm, 6/102.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Enbiyâ, 21/92.</p>

<p><a href="#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Hicr, 15/9.</p>

<p><a href="#_ednref5" name="_edn5" title="">[5]</a> Ebû Dâvûd, Vitr, 32.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/10-nisan-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Ulw4ftlq5qQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="15479"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Filistinli şehitler ebediyete uğurlandı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/filistinli-sehitler-ebediyete-ugurlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/filistinli-sehitler-ebediyete-ugurlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail'in ateşkes anlaşmasını ihlal ederek Gazze Şeridi'nin merkezindeki, Megazi Mülteci Kampı'nın doğusunda toplanan sivilleri hedef alan hava saldırısında 10 Filistinli vefat etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Filistinlilerin naaşları, çok sayıda kişinin katıldığı cenaze töreniyle toprağa verilmek üzere ebediyete uğurlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/filistinli-sehitler-ebediyete-ugurlandi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 13:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/f-i-l-i-s-t-i-n-c-e-n-a-z-e-77.jpg" type="image/jpeg" length="30890"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[03 Nisan 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/03-nisan-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/03-nisan-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 3 Nisan 2026 tarihli ve "Cuma ve Ümmet Bilinci" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarih: 03.04.2026</strong></p>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>﷽</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نُودِيَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ وَذَرُوا الْبَيْعَۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ</strong><strong>.</strong><strong> </strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ</strong><strong>:</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>خَيْرُ يَوْمٍ طَلَعَتْ عَلَيْهِ الشَّمْسُ يَوْمُ الْجُمُعَةِ</strong><strong>...</strong></h3>

<h3 style="text-align:center"><strong>CUMA VE ÜMMET BİLİNCİ</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Bugün Cuma… Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere, <strong>“Güneşin üzerine doğduğu en hayırlı gün, Cuma günüdür...”</strong><a href="#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong><strong>[1]</strong></strong></a> Bugün, biz müminlerin haftalık buluşma günüdür. Birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin perçinlendiği müstesna bir zaman dilimidir.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Cuma günü yerine getirmemiz gereken sorumlulukların başında Cuma namazını eda etmek gelmektedir. Yüce Rabbimiz, <strong>“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır”<a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong> buyurmaktadır. Bu çağrı, sadece bedenlerin bir mekânda toplanması için değil; ruhların kaynaşması, kalplerin aynı hakikatle bütünleşmesi içindir. Bu çağrı, omuzların birbirine değdiği gibi gönüllerin de birbirine dokunması içindir. Bu çağrı; dilleri, renkleri, mezhepleri, makamları ve mevkileri farklı olan bütün müminlerin, bir duvarın tuğlaları gibi birbirine destek olmalarını hatırlatmak içindir.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Cuma namazına yapılan çağrı, Müslümanlara; ayrılıkları bir kenara bırakıp vahdeti kuşanmayı, tefrikadan uzaklaşıp birbirlerine tutunmayı, yani ümmet olmayı öğretmek içindir. Bu çağrı; sohbet ve hutbeyi, başlarının üzerinde bir kuş varmış da kıpırdayınca uçup gidecekmiş gibi dinleyen<a href="#_edn3" name="_ednref3" title="">[3]</a> sahâbe-i kirâmın örnek hayatına işaret içindir. Ve bu çağrı; İslam’ın hak ve hakikatlerini, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in rahmet yüklü mesajlarını dünyanın her köşesine ulaştırmamız içindir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Cuma günü Allah’ın divanına durmak için bedenine, elbisesine ve kokusuna özen gösteren müminler; sosyal hayatta da söz ve davranışlarına özen göstermeli, birbirlerine sırt çevirmemelidir. Birbirlerinin dertlerine derman, sıkıntılarına çare olmalı; kısır çekişmelere girmemeli, sığ anlayışlara mahkûm olmamalıdır. Cuma namazını eda etmek üzere cami ve mescitlerde bir araya gelen ve aynı kıbleye yönelen ümmet-i Muhammed; cami dışında da saflarını sık tutmalı, zorluklar karşısında beraberce sabır göstermelidir. Düşmanlarına karşı yekvücut olmalı; camisine, mescidine, kıblesine, yurduna sahip çıkmalıdır.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Savaşların ve acıların yaşandığı, insanlığın barışa hasret kaldığı, zalimlerin Mescid-i Aksâ’da secdeyi engellediği şu günlerde bizlere düşen; Cuma ve ümmet bilincini diri tutmaktır. Zihinlerimizi ve gönüllerimizi aynı inançta, aynı duyguda ve aynı idealde buluşturmaktır. Cuma gününü; kardeşlik ahdimizi yenilememize, bir vücudun azaları gibi kenetlenmemize, dirliğimize ve dayanışmamıza vesile kılmaktır. Birlikte rahmetin, ayrılıkta azabın olduğunu unutmamaktır.</p>

<p>Cumamızı tebrik ediyor, hutbemizi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifiyle bitiriyoruz: <strong>“Kim güzelce abdest alıp Cumaya gelir, hutbeyi can kulağıyla dinlerse, o Cuma ile gelecek Cuma arasındaki günahları affolunur...”<a href="#_edn4" name="_ednref4" title=""><sup><strong><sup>[4]</sup></strong></sup></a> </strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Müslim, Cum’a, 18.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Cuma, 62/9.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Ebû Dâvûd, Tıb, 1.</p>

<p><a href="#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Müslim, Cum’a, 27.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/03-nisan-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/OXkFv-Dwdtw/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="64167"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Daha Ne Kadar Mahzun Kalacak?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/daha-ne-kadar-mahzun-kalacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/daha-ne-kadar-mahzun-kalacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşgalci İsrail, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş gerekçesiyle işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'yı günlerdir kapalı tutuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yeryüzü İncileri: Camiler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/daha-ne-kadar-mahzun-kalacak</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 17:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/mescidi-aksa-11-2.jpg" type="image/jpeg" length="33432"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karacasu’da çömlekçilik geleneği sürdürülüyor]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karacasuda-comlekcilik-gelenegi-surduruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karacasuda-comlekcilik-gelenegi-surduruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aydın’ın Karacasu ilçesinde yüzyıllardır sürdürülen çömlekçilik geleneği, usta-çırak ilişkisiyle günümüzde de yaşatılmaya devam ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bölgedeki küçük atölyelerde üretim yapan ustalar, çark başında toprağı ustalıkla şekillendirerek günlük kullanım eşyalarından süs objelerine kadar geniş bir ürün yelpazesi ortaya koyuyor.</p>

<p>Doğal hammaddenin işlenmesinden pişirme aşamasına kadar uzanan üretim sürecinde kadınlar da aktif rol üstleniyor.</p>

<p>Hazırlık, şekillendirme ve süsleme gibi aşamalarda görev alan kadınlar, el emeğine dayalı bu zanaatın yaşatılmasında önemli katkı sağlıyor.</p>

<p>Nesilden nesile aktarılan çömlekçilik, ilçede yalnızca ekonomik bir faaliyet olmanın ötesinde, köklü bir kültürel miras niteliği taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geleneksel üretim yöntemlerinin korunduğu Karacasu'da, çömlekçilik hem bölge ekonomisine katkı sunuyor hem de Anadolu’nun zanaat kültürünü gelecek kuşaklara aktarmayı sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karacasuda-comlekcilik-gelenegi-surduruluyor</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 17:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/11-35.png" type="image/jpeg" length="19765"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye'nin yazılı hafızası: Milli Kütüphane]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/turkiyenin-yazili-hafizasi-milli-kutuphane</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/turkiyenin-yazili-hafizasi-milli-kutuphane" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Kütüphane, Türkiye'nin "kültürel hafızası" olarak kabul edilen ve koleksiyonunda 2 milyona yakın eser barındıran en önemli arşiv kütüphanesi olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğüne bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren Milli Kütüphane, Türkiye'nin "kültürel hafızası" olarak kabul edilen ve koleksiyonunda 2 milyona yakın eser barındıran en önemli arşiv kütüphanesi olarak öne çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1946 yılında Adnan Ötüken tarafından kurulan ve günümüze kadar hizmet vermeyi sürdüren kütüphaneden günde 2 bin kişi faydalanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/turkiyenin-yazili-hafizasi-milli-kutuphane</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/milli-kutuphane-11.jpg" type="image/jpeg" length="60514"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[27 Mart 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/27-mart-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/27-mart-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 27 Mart 2026 tarihli ve "Tevekkül" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarih: 27.03.2026</strong></p>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>﷽</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰىۙ وَاَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرٰىۖ</strong><strong>.</strong><strong> </strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ</strong><strong>:</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>قُولُوا حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ عَلَى اللّٰهِ تَوَكَّلْنَا</strong><strong>.</strong></h3>

<h3 style="text-align:center"><strong>TEVEKKÜL</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Yüce dinimiz İslam’ın hayatımızın her alanına yansıtmamızı emrettiği ilkelerden biri tevekküldür.</p>

<p>Tevekkül; Müslümanın, sorumluluklarını hakkıyla yerine getirip Allah’ın rahmet ve merhametine sığınmasıdır. Üzerine düşen tedbirleri alıp Allah’ın takdirini beklemesidir. Meşru isteklerine ulaşmak için sebeplere sarılması, aklını ve iradesini doğru yönde kullanması, Allah’a güvenip dayanmasıdır.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Tevekkül, bir ebeveynin; Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in,<strong> </strong><strong>“Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunamaz”<a href="#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> buyruğuna uyarak evlatlarına güzel örnek olması, daha sonra onlardan erdem ve fazilet beklemesidir. Bir gencin, <strong>“Yaptığınız işi güzel yapın. Allah işini güzel yapanları sever”<a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong> ilkesi gereğince geleceğini; ilim, sanat ve meslek çerçevesinde şekillendirmesi, sonra Allah’tan başarı istemesidir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Kimi zaman tevekkül; bir tüccarın, ölçüyü ve tartıyı eksiksiz yaptıktan sonra Allah’tan hayırlı kazanç dilemesi olarak karşımıza çıkar. Kimi zaman da tevekkül; bir çiftçinin toprağı doğru işleyip, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, <strong>“‘Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. Sadece Allah’a tevekkül ettik.’ deyiniz”<a href="#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a> </strong>hadis-i şerifi gereğince hasadın bereketini Allah’a havale etmesi olarak hayata yansır.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Tevekkül, tembelliğin sığınağı, miskinliğin bahanesi değil, uyanışın ve kendine gelmenin vesilesidir. Allah’ın yardımını ümit ederek fiili duada bulunmak; zamanın gereklerine uygun bilgi ve teknoloji üretmektir. Zaferlerin emeksiz elde edilemeyeceği bilinciyle düşmanları caydıracak güce ulaşmak için gayret etmek, Cenâb-ı Hak’tan nusret ve inayet dilemektir.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>“Allah’ın dediği olur” kanaatiyle tedbiri elden bırakmak, “Kaderde ne varsa o gelir başa” anlayışıyla sorumlulukları ihmal etmek, “Nasıl olsa Allah rızkımı verir” düşüncesiyle çalışmayı terk etmek, İslam’ın tevekkül anlayışında kendisine asla yer bulamaz. Müslümana düşen; <strong>‘Tedbir kuldan, takdir Allah’tan’</strong><strong> </strong>şuuruyla gecesini gündüzüne katarak çalışmaktır. Yüce Rabbimizin bu husustaki uyarısı gayet açıktır: <strong>“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalışmasının karşılığı ileride mutlaka görülecektir.”<a href="#_edn4" name="_ednref4" title=""><strong>[4]</strong></a></strong></p>

<h3><strong>Kıymetli Kardeşlerim!</strong></h3>

<p>Kalplerimizin huzur bulabilmesi için hayatımızın her alanında; okurken, çalışırken, ailemizin rızkını temin ederken, zorluklara karşı mücadele verirken tevekküle ihtiyacımız vardır. Zaman, kendimize gelme ve tevekkül anlayışımızı gözden geçirme zamanıdır. Vakit, çalışmayı, üretmeyi ve mücadeleyi hayatımızın vazgeçilmez bir parçası kılma vaktidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hutbemizi İstiklal Şairimizin şu veciz sözleriyle bitiriyoruz:</p>

<p>Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol,</p>

<p>Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol!</p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Tirmizî, Birr, 33.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Bakara, 2/195.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 8.</p>

<p><a href="#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Necm, 53/39, 40.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p>

<p><img alt="IFrame" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="IFrame" /></p>

<p><a href="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/tevekkul.pdf" rel="nofollow" target="_blank"><img alt="Şiddetin Çaresi Merhamet Eğitimi" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/08/logolar/hutbeyi-indir-pdf.jpg" /></a></p>

<p><a href="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/tevekkul-1.doc" rel="nofollow" target="_blank"><img alt="21.11.2025 Şiddetin Çaresi Merhamet Eğitimi" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/08/logolar/hutbeyi-indir-word.jpg" /></a></p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/cuma-namazi-nasil-kilinir-diyanet-cuma-namazi-kac-rekattir" target="_blank"><img height="89" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/09/cuma-namazi-nasil-kilinir-2.jpg" width="870" /></a></p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/cuma-namazi-saat-kacta" target="_blank"><img height="89" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/09/cuma-namazi-saat-kacta-2.jpg" width="870" /></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/27-mart-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/BvjofhqQ_ho/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="69728"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[20 Mart 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/20-mart-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/20-mart-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 20 Mart 2026 tarihli ve "Hayatı Ramazan Kılmak" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3><strong>HAYATI RAMAZAN KILMAK</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Yüce Rabbimiz, bu yıl aynı günde iki bayramı bizlere ikram etti. Ramazan Bayramının ilk gününü idrak ederken, biz müminlerin bayramı Cuma namazını eda etmek üzere bir aradayız hamdolsun.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Ramazan-ı şerif, maddi ve manevi pek çok güzelliği elde ettiğimiz bir mektep idi. Bu mübarek ayda; camilerimiz cemaatle, gönüllerimiz muhabbet ile dolup taştı. Tekbir ve salavatların yükseldiği kubbelerimiz altında ümmet-i Muhammed olmanın coşkusunu hep birlikte yaşadık. Sahurla bereketlendik. Oruç ile ruhlarımızı arındırdık. Kur’an-ı Kerim ile gönüllerimizi nurlandırdık. Teravih ve teheccüd namazlarıyla gecelerimizi huzura erdirdik. Zekât ve fitrelerimizle paylaşmanın ve yardımlaşmanın sevincini yaşadık. Geçmişin muhasebesini yaptık, hata ve günahlarımız için Cenâb-ı Hak’tan bağışlanma diledik.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Allah’ın razı olduğu bir kul, insanların hoşnut olduğu bir Müslüman olmanın yolu, hayatı Ramazan kılmakla mümkündür. Hayatı Ramazan kılmak ise; Kur’an-ı Kerim’i okumaya, onun istediği gibi bir mümin olmaya gayret göstermekle olur.</p>

<p>Hayatı Ramazan kılmak; Rabbimizin zikrini dilimize ve kalbimize yerleştirmekle, zikrin en büyüğü olan namazlarımızı eda etmekle olur. <strong>“Kim, Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün daha eklerse, bütün yıl oruç tutmuş gibidir”<a href="#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> hadis-i şerifi gereğince içinde bulunduğumuz Şevval ayında oruç tutmakla olur.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Hayatı Ramazan kılmak; yıl boyunca ihtiyaç sahiplerini, yetim ve öksüzleri gözetmekle, iyiliği yeryüzüne hâkim kılmak için çaba sarf etmekle olur. Etrafımızı ateş çemberine çevirmek isteyenlere karşı feraset ve basireti kuşanmakla, birlik ve dirlikle olur.</p>

<p>Hayatı Ramazan kılmak; ticaretimizi helal kazançla bereketlendirmekle olur. Ailemizde sevgi ve merhameti, sosyal hayatta adalet ve hakkaniyeti hâkim kılmakla olur. Hâsılı hayatı Ramazan kılmak; elimizi, belimizi ve dilimizi muhafaza ettiğimiz bir ömür sürmekle olur. Yüce Rabbimiz böyle bir hayatı sürdürenlere şu müjdeyi vermektedir:<strong> “‘Rabbimiz Allah’tır’ deyip sonra da istikamet üzere yaşayanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. Onlar cennetliktir. Yapmakta olduklarına karşılık, orada ebedi kalacaklardır.”<a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong></p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Şu hususu unutmayalım ki; Ramazan mektebinde alınan eğitim, bir ömre aktarıldığında gerçek anlamını kazanacaktır. Hutbemizi; Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, ‘Allah’ın en sevdiği amel nedir?’ diye soran kişiye verdiği şu cevapla bitiriyoruz: <strong>“Allah katında amellerin en sevimlisi az da olsa devamlı olanıdır.”<a href="#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a></strong></p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Müslim, Sıyâm, 204.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Ahkâf, 46/13,14.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Müslim, Müsâfirîn, 216.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/20-mart-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 14:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YStS9umt2cA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="93148"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[13 Mart 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/13-mart-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/13-mart-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 13 Mart 2026 tarihli ve "Hak ve Hakikatin Temsilcileri: Peygamberler" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarih: 13.03.2026</p>

<p>﷽</p>

<p>وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوٰىۜ اِنْ هُوَ اِلَّا وَحْيٌ يُوحٰىۙ.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:</p>

<p>أَنَا مُحَمَّدٌ وَأَحْمَدُ وَالْمُقَفِّي وَالْحَاشِرُ وَنَبِيُّ التَّوْبَةِ وَنَبِيُّ الرَّحْمَةِ.</p>

<p>HAK VE HAKİKATİN TEMSİLCİLERİ: PEYGAMBERLER</p>

<p>Muhterem Müslümanlar!</p>

<p>Yüce dinimizin temel inanç esaslarından biri peygamberlere imandır. Peygamberler, Allah’ın insanlar arasından seçtiği elçileri, hak ve hakikatin temsilcileridir. Onlar; insanlığa, ebedi kurtuluş yolunu göstermek için gönderilmiştir. Peygamberler, insanları; tek olan Allah’a iman etmeye, yani tevhide davet etmişlerdir.</p>

<p>Aziz Müminler!</p>

<p>Hz. Âdem ile başlayan peygamberlik vazifesi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) ile sona ermiştir. Aynı şekilde Hz. Âdem ile başlayan ilâhî mesaj, Ramazan ayında Kadir Gecesinde Peygamber Efendimiz (s.a.s)’e indirilen Kur’an-ı Kerim’le taçlanmış ve son bulmuştur.</p>

<p>Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), zulmün girdabındaki bir toplumu değiştirmiştir. Yaşanmaz denilen dünyayı saadet asrına; cehaletin karanlığını aydınlığa çevirmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde, “Ben Muhammed’im, Ahmed’im, peygamberlerin ardından gelen el-Mukaffî’yim, insanların arkamda toplandığı el-Hâşir’im, Tevbe Peygamberi’yim, Rahmet Peygamberi’yim” buyurmuştur. Dolayısıyla, kim; sevgi ve saygı gibi ahlaki değerleri kuşanmayı hedefliyorsa Allah Resûlü (s.a.s)’in rehberliğinden ayrılmamalıdır. İyiliğin dünyaya hâkim olmasını, kötülüğün son bulmasını istiyorsa Kur’an ve sünnete sarılmalıdır.</p>

<p>Kıymetli Müslümanlar!</p>

<p>Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de, “Peygamber, arzu ve hevesine göre konuşmaz. Onun size okuduğu, kendisine indirilmiş vahiyden başka bir şey değildir” buyurmaktadır. Bu sebepledir ki, Peygamberimizi ve onun rahmet yüklü mesajlarını “yanılsama” olarak değerlendirmek doğrudan Allah’ın kelâmına, Allah’ın iradesine, Allah’ın dinine yapılmış bir saldırıdır. Cenâb-ı Hak, peygamberlere inanmayan, onları alay ve eğlence konusu yapanların ibretlik sonunu bizlere şöyle haber vermektedir: “Senden önceki peygamberlerle de alay edilmiş, sonunda onlarla alay edenleri, alaya aldıkları azap kuşatıvermişti.”</p>

<p>Değerli Müminler!</p>

<p>Bizler, peygamberler arasında asla ayrım yapmayız. Hepsinin Allah’ın elçisi olduğuna iman ederiz. Zira biliriz ki; Peygamberlerin her biri Allah katında değerlidir. Hz. Âdem’de, Hz. İbrâhim’de, Hz. Mûsâ’da, Hz. Îsâ’da ve Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’de aynı şeyleri söylemişlerdir. Onların mesajları temelde birdir ve aynıdır; o da tevhiddir. Yüce Rabbimiz, “Andolsun biz, her ümmete, ‘Allah’a kulluk edin, tâğuttan uzak durun’ diyen bir peygamber gönderdik” buyurmaktadır.</p>

<p>Aziz Müslümanlar!</p>

<p>İslam, inançta tevhidi istediği gibi sosyal hayatta vahdeti, yani ümmetin birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesini emretmiştir. Cenâb-ı Hak “Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz, gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Allah sabredenlerle beraberdir” buyurarak bu hakikate işaret etmektedir. Hal böyleyken, yıllardır İslam coğrafyası üzerinde oyunlar oynanmakta, Müslümanlar zulüm altında inlemektedir.</p>

<p>Kıymetli Kardeşlerim!</p>

<p>Kadir Gecesinin gölgesinin üzerimize düştüğü şu günlerde vahyin aydınlığında, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in ilkeleri doğrultusunda hayatımızın muhasebesini yeniden yapmalıyız. Bir ve beraber olmalı, kardeşliğimizi pekiştirmeliyiz. Ramazan ayının bu son günlerinde birbirimiz ve ümmet-i Muhammed için dua etmeliyiz ki, Rabbimizin nusret ve inayeti inananların üzerine olsun.</p>

<p>Değerli Müminler!</p>

<p>Önümüzdeki Çarşamba günü Çanakkale Zaferinin yıl dönümünü idrak edeceğiz. Bu vesileyle aziz şehitlerimize, ebedi âleme irtihal eden kahraman gazilerimize Yüce Rabbimizden rahmet diliyoruz. Kadir Gecemizi şimdiden tebrik ediyoruz. Hutbemizi Kadir sûresinin mealiyle bitiriyoruz: “Biz Kur’an’ı Kadir Gecesinde indirdik. Kadir Gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. O gece melekler ve Cebrâil, Rablerinin izniyle her bir iş için iner de iner. O gece tan yeri ağarıncaya kadar esenliktir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/13-mart-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/fTdFxJ1bWzg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="83348"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Büyük Çamlıca Camii ve ay]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/buyuk-camlica-camii-ve-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/buyuk-camlica-camii-ve-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da küçülen şişkin ay, ramazan ayı dolayısıyla Büyük Çamlıca Camisi'nin minareleri arasına yansıtılan Türk bayrağı ile görüntülendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/buyuk-camlica-camii-ve-ay</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 22:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/c-a-m-l-i-c-a-c-a-m-i-a-y-11.jpg" type="image/jpeg" length="75049"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[06 Mart 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/06-mart-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/06-mart-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 06 Mart 2026 tarihli ve "Zekât Ve Fıtır Sadakası" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3><strong>ZEKÂT VE FITIR SADAKASI</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Malımız, mülkümüz, sahip olduğumuz bütün imkânlarımız Yüce Rabbimiz tarafından bizlere verilmiş birer emanettir. Bu emanetlerin şükrünü eda etmek; varlıklarımızı ihtiyaç sahipleriyle, yetim, öksüz ve kimsesizlerle paylaşmakla gerçekleşebilir. İşte bu emanet bilincinin ibadete dönüşmüş hali, zekât ve fıtır sadakasıdır.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Zekât, İslam’ın beş temel esasından biridir. Zekât, sadece bir bağış değil, bizzat Allah ve Resûlü tarafından belirlenmiş bir ibadettir. İnsanın malını eksilten değil, bereketlendiren ilahi bir nimettir.<a href="#_edn1" name="_ednref1" title="">[1]</a> <strong>“Onların mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir pay vardır”</strong><a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong><strong>[2]</strong></strong></a> ayetinde buyrulduğu üzere zekât, fakiri minnet altında bırakan bir lütuf değil, ona hakkını teslim etmektir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Zekât, müminler arasında yardımlaşma ve dayanışma, rahmet ve şefkat köprüleri kurar. Birlik ve beraberliğin daha da güçlenmesine vesile olur. Kardeşliğin gönüllerde, hanelerde ve sofralarda hissedilmesini sağlar. Bu yönüyle zekât, toplumsal barış, huzur ve dayanışmaya büyük katkı sunar.</p>

<p>Zekât vermek, kişiyi bencillikten, hasetten ve cimrilikten arındırır. Zekât, insanın; içindeki mal sevgisini ve dünya hırsını dizginlemesine, günahlarından arınmasına yardımcı olur. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere, <strong>“…Zekât, suyun ateşi söndürdüğü gibi hata ve günahları silip yok eder.”<a href="#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a></strong></p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Fitre olarak bildiğimiz fıtır sadakası ise; Ramazan-ı şerife ulaşmanın, bayrama kavuşmanın şükrüdür. Peygamber Efendimiz (s.a.s), bayram namazımızı kılmadan önce fıtır sadakalarımızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırmamızı emretmektedir.<a href="#_edn4" name="_ednref4" title="">[4]</a> Zira fıtır sadakası ile Ramazan Bayramı; merhamet ve muhabbetin, neşe ve sevincin toplumun tamamına yayıldığı müstesna bir zaman dilimine dönüşmektedir.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Zekât ve fıtır sadakasında esas olan; önce kişinin, çevresinden ihtiyaç sahibi akrabalarını ve komşularını gözetmesidir. Sonra da yardımlarını mazlum ve mağdur coğrafyalarda bulunan kardeşlerine ulaştırmasıdır. Bugün bize düşen, içerisinde bulunduğumuz Ramazan-ı şerifi vesile kılarak zekât ve fitrelerimizle bir fakirin sofrasını şenlendirmektir. Bir borçlunun yükünü hafifletmektir. Yolda kalmışa el uzatmaktır. Bir yetimin, bir öksüzün ve bir garibin yüzünü güldürmektir. Mazlumların yanında yer almaya, onlara umut olmaya devam etmektir. Böylelikle Yüce Rabbimizin bizlere lütfettiği imkânları ebedi kazanca dönüştürmektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hutbemizi Cenâb-ı Hakk’ın şu ayet-i kerimesi ile bitiriyoruz: <strong>“Namazı kılın, zekâtı verin. Kendiniz için önceden ne hayır yaparsanız Allah katında onu bulursunuz. Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızı eksiksiz görür.”<a href="#_edn5" name="_ednref5" title=""><strong>[5]</strong></a> </strong></p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Bakara, 2/276.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Zâriyât, 51/19.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Tirmizî, Cum’a, 79.</p>

<p><a href="#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Buhârî, Zekât, 70.</p>

<p><a href="#_ednref5" name="_edn5" title="">[5]</a> Bakara, 2/110.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/06-mart-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 12:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/i0RFAESmX9I/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="83540"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TDV, Gazze’de yerinden edilen Filistinlilere iftar verdi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/tdv-gazzede-yerinden-edilen-filistinlilere-iftar-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/tdv-gazzede-yerinden-edilen-filistinlilere-iftar-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), ramazan ayında dayanışmayı artırmak amacıyla Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda yerinden edilen Filistinliler için toplu iftar programı düzenledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda yerinden edilen Filistinliler için toplu iftar programı düzenledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>RAMAZAN</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/tdv-gazzede-yerinden-edilen-filistinlilere-iftar-verdi</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 12:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/tdv-gazze-iftar-00.jpg" type="image/jpeg" length="89774"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazze’de Büyük Ömeri Camii Kütüphanesi’nde hasar gören eserler kurtarılıyor]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/gazzede-buyuk-omeri-camii-kutuphanesinde-hasar-goren-eserler-kurtariliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/gazzede-buyuk-omeri-camii-kutuphanesinde-hasar-goren-eserler-kurtariliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşgalci saldırılarında ağır hasar gören Gazze’deki Büyük Ömeri Camii Kütüphanesi’nde Filistinli gönüllüler, zarar gören kitap ve el yazması eserleri kurtarmak için onarım, temizleme ve tasnif çalışmaları yürütüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/gazzede-buyuk-omeri-camii-kutuphanesinde-hasar-goren-eserler-kurtariliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/mehmet/20260303-gazzede-buyuk-omeri-camii-kutuphanesinde-hasar-goren-eserler-kurtariliyor-17.jpg" type="image/jpeg" length="24347"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[27 Şubat 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/27-subat-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/27-subat-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 27 Şubat 2026 tarihli ve "Bağımlılıkla Mücadelede Ramazan Bir Fırsattır" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3><strong>BAĞIMLILIKLA MÜCADELEDE RAMAZAN BİR FIRSATTIR</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Yüce Rabbimiz, hayatımızda tertemiz bir sayfa açalım, hatalarımızı gözden geçirelim, günahlarımıza tövbe edelim diye bazı zamanları bizlere ikram etmiştir. İşte içerisinde bulunduğumuz Ramazan-ı şerif, Allah’ın sevdiği bir kul olmak, kendimize çekidüzen vermek, varsa kötü söz ve davranışlarımızı terk etmek için büyük bir fırsattır.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Bu haftaki hutbemizde rahmet ve mağfiret ayı Ramazan-ı şerifi vesile kılarak; aileleri mutsuzluğa ve insanlığı felakete sürükleyen bağımlılık tehlikesine dikkatlerinizi çekmek istiyoruz.</p>

<p>Bağımlılık, basit bir alışkanlık değildir. İnsanı sahte mutluluk ve geçici hazların esiri haline getiren bir hastalıktır. Kişinin; zamanını heba ederken günaha dalmasına, şiddete yönelmesine, hatta kendisinin ve ailesinin canına kastetmesine sebep olan büyük bir tehdittir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Her biri bir diğerinden tehlikeli olan bağımlılıkların başında alkol ve uyuşturucu maddeler gelmektedir. Bu iki illet; aklı ve iradeyi zayıflatmakta, insanın bedenini ve ruhunu içten içe çürütmektedir. Ailede huzur ve mutluluğu yok etmekte; yuvaları dağıtmakta, ocakları söndürmektedir. Allah Resûlü (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde, <strong>“Sakın içki içme. Çünkü içki her kötülüğün anahtarıdır”<a href="#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> buyurarak bu tehlikeye dikkatlerimizi çekmektedir.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Günümüzde iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla hanelerimize kadar giren bir başka bağımlılık ise dijital kumardır. Üzülerek ifade edelim ki, dijital kumar, toplumun azımsanmayacak bir kesimine sirayet etmiş durumdadır. Çok küçük miktarlarla başlanan dijital kumar, kişinin; evini ve arabasını satmasına, bütün imkânlarını bu yolda tüketmesine, borç batağına sürüklenmesine sebebiyet vermektedir. Aile bağlarının kopmasına neden olmaktadır. Cenâb-ı Hak bu hususta bizleri şöyle uyarmaktadır: <strong>“Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.”<a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong></p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Sadece gençleri ve çocukları değil, anne ve babaları da esaret altına alan bir diğer bağımlılık ise dijital bağımlılıktır. Dijital bağımlılık; dikkati dağıtmakta, kişiyi yalnızlaştırmaktadır. İnsanların acısını, “Yardım edilmesi gereken bir durum” olmaktan çıkarıp “Seyredilen bir içerik” haline getirebilmektedir. Dijital bağımlılık sebebiyle; alış veriş sitelerinde, sanal oyun ve eğlencelerde vakitler israf, ömürler zayi edilmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Kıymetli Kardeşlerim!</strong></h3>

<p>Aklı örten her türlü maddeden, kumar ve dijital bağımlılıklardan korunmanın en etkili yolu, bu kötülüklere hiç bulaşmamaktır. Gençlerimize ve çocuklarımıza sevgi ve güven temeline dayalı bir aile ortamı sunmaktır. Bütün tedbirlere rağmen bir şekilde zararlı alışkanlıkların müptelası olan kardeşlerimize elimizi uzatmak, onları kötülerin insafına terk etmemektir. Ayrıca kendi rahatımız için çocuklarımızın eline telefon ve tablet tutuşturmamaktır. Yemek yemeleri, bir köşede sessiz kalmaları için yavrularımızı zararlı oyun, çizgi film ve eğlencelerle baş başa bırakmamaktır.</p>

<p>Aziz kardeşlerim! Ramazan-ı şerifin bereketinden istifade ederek hayatımızı gözden geçirelim. Zararlı alışkanlıklardan kurtularak yeni bir başlangıç yapalım. Unutmayalım ki, insan hayatı, bağımlılıklarla çürütülecek, dijital mecralarda tüketilecek kadar önemsiz ve değersiz değildir.</p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> İbn Mâce, Eşribe, 1.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Mâide, 5/90.</p>

<p></p>

<p style="text-align:right"><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/27-subat-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/SZfqKBe4Z_s/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="39748"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
