<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Diyanet Haber</title>
    <link>https://www.diyanethaber.com.tr</link>
    <description>Diyanet Haber / Diyanet Sınav / Diyanet Duyuru / Diyanet Hutbe / Müftülükler / İslam Dünyası / Kültür Sanat / #Keşfet / www.diyanethaber.com.tr</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.diyanethaber.com.tr/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025 Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 29 Jun 2026 16:04:11 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Muğla'da Afet ve Acil Durumlarda Manevi Danışmanlık ve Rehberlik semineri]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/muglada-afet-ve-acil-durumlarda-manevi-danismanlik-ve-rehberlik-semineri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/muglada-afet-ve-acil-durumlarda-manevi-danismanlik-ve-rehberlik-semineri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla İl Müftülüğü tarafından düzenlenen “Afet ve Acil Durumlarda Manevi Danışmanlık ve Rehberlik Hizmeti İçi Eğitim Semineri”, ilgili personelin katılımıyla gerçekleştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Seminer, Kur'an-ı Kerim tilaveti ve açılış konuşmalarıyla başladı. Program boyunca afet ve acil durumlarda manevi destek hizmetlerinin önemi, afetzedelere yönelik manevi ilk yardım uygulamaları, psikososyal destek çalışmaları, ilk yardım, temel afet eğitimi ve kurumlar arası iş birliği gibi konular ele alındı.</p>

<p>Eğitimlerde Vaiz M. Zahit Güneş, Din Hizmetleri Uzmanı Abdullah Eren, Endüstri Mühendisi Selami Tunç, Sosyal Çalışmacı Nurşen Alataş, Paramedik Sümeyye Savcı ile Psikolojik Danışmanlar Dr. Gülizar Kaşıkara ve Duygu İli Katar katılımcılara bilgi ve tecrübelerini aktardı.</p>

<p>Seminerde, afet ve acil durumlarda görev alacak personelin manevi danışmanlık, rehberlik ve psikososyal destek alanlarındaki bilgi ve farkındalıklarının artırılması hedeflendi. Katılımcılar, afet süreçlerinde vatandaşlara daha etkin ve bilinçli hizmet sunabilmek adına önemli kazanımlar elde etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Program, gün sonunda yapılan değerlendirme oturumu ve kapanış konuşmalarıyla sona erdi. Muğla İl Müftülüğü yetkilileri, afetlere hazırlık kapsamında düzenlenen eğitim faaliyetlerinin önümüzdeki süreçte de devam edeceğini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Muğla Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/muglada-afet-ve-acil-durumlarda-manevi-danismanlik-ve-rehberlik-semineri</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/mugla-afad.jpg" type="image/jpeg" length="77128"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adana'da "Bir Yetime Aile Olmak" paneli gerçekleştirildi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/adanada-bir-yetime-aile-olmak-paneli-gerceklestirildi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/adanada-bir-yetime-aile-olmak-paneli-gerceklestirildi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana İl Müftülüğü tarafından “Bir Yetime Aile Olmak” temalı panel düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Adana İl Müftülüğü Aile ve Dini Rehberlik Bürosu (ADRB) ile Adana Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Koruyucu Aile Birimi iş birliğinde düzenlenen panelde, koruyucu aileliğin önemi vurgulandı.</p>

<p>Ceyhan İlçe Müftülüğü Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programın açılış konuşmasını Ceyhan İlçe Müftüsü Ali Can yaptı. Müftü Can, konuşmasında koruyucu aileliğin toplumsal dayanışma ve merhamet anlayışının önemli bir göstergesi olduğunu belirterek, yetim ve korunmaya muhtaç çocuklara sahip çıkmanın hem insani hem de dini bir sorumluluk olduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İl Müftü Yardımcısı Hatice Arslan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, Adana Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünde görev yapan Psikolog Arzu Duman Akkurt ile Kübra Uslu katılımcılara hitap etti. Koruyucu aileliğin çocukların gelişimi üzerindeki etkileri, ailelerin üstlendiği sorumluluklar ve koruyucu aileliğin psikososyal boyutları hakkında değerlendirmelerde bulunan Akkurt ve Uslu, katılımcılardan gelen soruları da cevaplandırdı. Uzmanlar, koruyucu aile olma süreci, başvuru şartları ve ailelere sağlanan destekler hakkında detaylı bilgiler paylaşarak koruyucu ailelik konusunda farkındalık oluşturdu.</p>

<p>Programda ayrıca Adana İl Müftülüğü ADRB Vaizi Ahmet Göçer, dini referanslar çerçevesinde koruyucu aileliğin önemi üzerine bir sunum gerçekleştirdi. Göçer, İslam dininin yetimlere ve korunmaya muhtaç çocuklara gösterilmesini tavsiye ettiği şefkat ve merhamet anlayışına dikkat çekerek, koruyucu aileliğin bu sorumluluğun önemli bir yansıması olduğunu ifade etti.</p>

<p>Panele; İl Müftü Yardımcısı Hatice Arslan, Ceyhan İlçe Müftüsü Ali Can, İl Müftülüğü Şube Müdürü Mustafa Çulha, İl Müftülüğü ADRB Vaizi Ahmet Göçer, Ceyhan İlçe Müftülüğü Şube Müdürü Selim Deveci ve din görevlileri katıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Adana Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/adanada-bir-yetime-aile-olmak-paneli-gerceklestirildi-1</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/adana-egitim.jpg" type="image/jpeg" length="36462"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adana'da "Talim ve Tashih-i Huruf Kursu" tamamlandı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/adanada-talim-ve-tashih-i-huruf-kursu-tamamlandi-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/adanada-talim-ve-tashih-i-huruf-kursu-tamamlandi-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana İl Müftülüğünce din görevlilerine yönelik düzenlenen "Talim ve Tashih-i Huruf Kursu" belge töreniyle sona erdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Diyanet İşleri Başkanlığı koordinasyonunda Adana İl Müftülüğü tarafından düzenlenen “Talim ve Tashih-i Huruf Kursu”nu başarıyla tamamlayan din görevlilerine yönelik “Belge Takdim Töreni” düzenlendi.</p>

<p>İl Müftülüğünde gerçekleştirilen törende, kursiyerlere başarı belgeleri Adana İl Müftüsü Mehmet Taşcı tarafından takdim edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Adana Din Görevlileri 2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/adana-din-gorevlileri-2.jpg" width="1280" /></p>

<p>Törende konuşan İl Müftüsü Mehmet Taşcı, Kur’an-ı Kerim’in doğru okunmasının ve öğretilmesinin din görevlileri için büyük önem taşıdığını belirterek, “Kur’an-ı Kerim’i usulüne uygun ve güzel bir şekilde okumak, din hizmetlerinin temel unsurlarından biridir. Bu kurslar sayesinde hem bilgi ve becerilerimizi geliştiriyor hem de görevlerimizi daha nitelikli bir şekilde yerine getirme imkânı buluyoruz. Kursu başarıyla tamamlayan tüm personelimizi tebrik ediyor, hizmetlerinde muvaffakiyetler diliyorum.” dedi.</p>

<p>Program, belge takdiminin ardından gerçekleştirilen toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Adana Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/adanada-talim-ve-tashih-i-huruf-kursu-tamamlandi-2</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/adana-din-gorevlileri.jpg" type="image/jpeg" length="43407"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müftü Can, Kur’an eğitiminin önemine dikkat çekti]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/muftu-can-kuran-egitiminin-onemine-dikkat-cekti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/muftu-can-kuran-egitiminin-onemine-dikkat-cekti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muğla İl Müftüsü Dr. Rüstem Can, hafızlık ve Kur’an eğitiminin önemine dikkat çekti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hacı Bekir Çığlı Kız Kur’an Kursu yıl sonu programı, Muğla İl Müftülüğü Konferans Salonu’nda yoğun katılımla gerçekleştirildi.</p>

<p>Programa Muğla İl Müftüsü Dr. Rüstem Can, İl Müftü Yardımcısı Hamide Belgrat, Menteşe İlçe Müftüsü Dr. Ertuğrul Akın ve Muhkem Derneği Başkanı Nurkan Boz katıldı.</p>

<p>Programın açılışında Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi. Ardından konuşan İl Müftüsü Dr. Rüstem Can, hafızlık ve Kur’an eğitiminin önemine dikkat çekti. Kur’an-ı Kerim’in müminler için bir şefaatçi olduğunu ifade eden Müftü Can, çocuklarını Kur’an eğitimi almaları için teşvik eden ve destekleyen ailelere teşekkür etti.</p>

<p>Menteşe İlçe Müftüsü Dr. Ertuğrul Akın ise yaptığı konuşmada Menteşe’de hafızlık eğitimi veren kurslar hakkında bilgi vererek yürütülen çalışmalar ve hedefler konusunda katılımcıları bilgilendirdi.</p>

<p><img alt="Hacıbekir Muğla Kursu 2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/hacibekir-mugla-kursu-2.jpg" width="1280" /></p>

<p>Program kapsamında öğrenciler tarafından Kur’an-ı Kerim tilavetleri okunurken, ilahiler seslendirildi ve çeşitli gösteriler sahnelendi. Öğrencilerin hazırladığı etkinlikler izleyiciler tarafından büyük beğeniyle takip edildi.</p>

<p>Programda ayrıca hafızlık eğitimini başarıyla tamamlayan öğrencilere belgeleri takdim edildi. Muhkem Derneği aracılığıyla hayırseverlerin katkılarıyla hafız öğrencilere para ödülü ve başarı belgeleri verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Muğla Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/muftu-can-kuran-egitiminin-onemine-dikkat-cekti</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/hacibekir-mugla-kursu-11.jpg" type="image/jpeg" length="58852"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doğanşehir Kurucaova Merkez Camii'nin temeli atıldı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/dogansehir-kurucaova-merkez-camiinin-temeli-atildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/dogansehir-kurucaova-merkez-camiinin-temeli-atildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malatya'nın Doğanşehir ilçesine bağlı Kurucaova Mahallesi'nde yapımı gerçekleştirilecek olan Kurucaova Merkez Camii'nin temeli dualarla atıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Malatya'nın Doğanşehir ilçesine bağlı Kurucaova Mahallesi'nde yapımı gerçekleştirilecek olan Kurucaova Merkez Camii'nin temel atma töreni, düzenlenen programla gerçekleştirildi.</p>

<p>Temel atma törenine Malatya İl Müftüsü Ramazan Dolu, Doğanşehir Kaymakamı Ahmet Fatih Sungur, Doğanşehir İlçe Müftüsü Kerem Karış, din görevlileri, mahalle sakinleri ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>

<p><img alt="Malatya Temel Atma 3" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/malatya-temel-atma-3.jpg" width="1280" /></p>

<p>Program, Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından selamlama konuşmasını yapan İl Müftüsü Ramazan Dolu, camilerin yalnızca ibadet edilen mekânlar olmadığını; aynı zamanda birlik, beraberlik, kardeşlik ve manevi eğitimin merkezleri olduğunu ifade etti. İnşa edilecek caminin Kurucaova Mahallesi'ne hayırlı olmasını temenni eden Dolu, caminin yapımında emeği geçenlere ve katkı sunan hayırseverlere teşekkür etti.</p>

<p><img alt="Malatya Temel Atma 2-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/malatya-temel-atma-2-1.jpg" width="1280" /></p>

<p>Daha sonra konuşan Doğanşehir Kaymakamı Ahmet Fatih Sungur, mahalleye kazandırılacak olan caminin önemli bir ihtiyacı karşılayacağını belirterek, yapım sürecine katkıda bulunan herkese teşekkür etti. Sungur, bu tür eserlerin toplumun birlik ve dayanışma ruhunu güçlendirdiğini ifade ederek caminin ilçeye ve mahalle halkına hayırlı olmasını diledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapılan duanın ardından protokol üyeleri ve vatandaşlar hep birlikte caminin temeline ilk harcı dökerek Kurucaova Merkez Camii'nin temelini attı.</p>

<p>Yaklaşık 280 metrekare alan üzerine inşa edilecek olan cami, tamamlandığında aynı anda 400 kişinin ibadet edebileceği kapasiteye sahip olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Malatya Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/dogansehir-kurucaova-merkez-camiinin-temeli-atildi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/malatya-temel-atma-1.jpg" type="image/jpeg" length="79031"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çorum'da dereceye giren öğrenciler ödüllendirildi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/corumda-dereceye-giren-ogrenciler-odullendirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/corumda-dereceye-giren-ogrenciler-odullendirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çorum’da Umre Ödüllü Gençlik Bilgi Yarışması’nda dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzenlenen “Umre Ödüllü Gençlik Bilgi Yarışması”nda Çorum’da dereceye giren öğrenciler, velileri ile birlikte Çorum Müftülüğün de misafir edilerek ödülleri takdim edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Lise ve üniversite öğrencilerine yönelik gerçekleştirilen yarışma sonucunda Çorum’da umre ödülü ve çeşitli hediyeler kazanan öğrencilere Çorum İl Müftüsü Şahin Yıldırım tarafından ödülleri takdim edildi.</p>

<p>Öğrenciler ve velilerini makamında ağırlayan İl Müftüsü Şahin Yıldırım, “Doğumunun 1500. Yılında Alemlere Rahmet Hz. Muhammed (sas)” teması çerçevesinde gerçekleştirilen Lise ve Üniversite Öğrencileri Arasında "Umre Ödüllü Gençlik Bilgi Yarışması"na katılan gençlerin ilgisinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek öğrencileri yarışmada gösterdikleri başarılardan dolayı tebrik etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Çorum Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/corumda-dereceye-giren-ogrenciler-odullendirildi</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/corum-odul-1.jpg" type="image/jpeg" length="58144"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ahde Vefa: Söze Sadakat]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/ahde-vefa-soze-sadakat-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/ahde-vefa-soze-sadakat-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kişi yerine getirme niyetiyle kardeşine bir söz verir ancak onu yerine getiremezse günahkar olur mu? Peygamberimizin ahde vefa ile ilgili uyarıları nelerdir?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>"عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ قَالَ: مَا خَطَبَنَا نَبِيُّ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) إِلَّا قَالَ: "لَا إِيمَانَ لِمَنْ لَا أَمَانَةَ لَهُ، وَلَا دِينَ لِمَنْ لَا عَهْدَ لَهُ</p>

<p style="text-align:justify">Enes b. Mâlik (ra) şöyle demiştir: "Allah’ın (cc) Peygamberi (sas) bize hutbe verdiği zaman mutlaka şöyle buyururdu:</p>

<p style="text-align:justify"><i>"Emanete riayet etmeyenin imanı yoktur; ahde vefa göstermeyenin ise dini yoktur."</i></p>

<p style="text-align:justify">(HM12410 İbn Hanbel, III, 134)</p>

<p>***</p>

<p>"عَنْ أَبِى بَكْرَةَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : "مَنْ قَتَلَ مُعَاهِدًا فِى غَيْرِ كُنْهِهِ حَرَّمَ اللَّهُ عَلَيْهِ الْجَنَّةَ</p>

<p style="text-align:justify">Ebû Bekre’nin (ra) naklettiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: "<i>Kim bir zimmiyi (antlaşmalı bir gayri müslim vatandaşı) antlaşmalıyken öldürürse Allah (cc) ona cenneti haram kılar."</i></p>

<p style="text-align:justify">(D2760 Ebû Dâvûd, Cihâd, 153)</p>

<p>***</p>

<p>"عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ عَنِ النَّبِيِّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ: "لاَ تُمَارِ أَخَاكَ وَلاَ تُمَازِحْهُ وَلاَ تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَه</p>

<p style="text-align:justify">İbn Abbâs’tan (ra) rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmuştur: "<i>Kardeşinle (düşmanlığa varan) tartışmaya girme, onunla (kırıcı şekilde) şakalaşma ve ona yerine getiremeyeceğin sözü verme."</i></p>

<p style="text-align:justify">(T1995 Tirmizî, Birr, 58)</p>

<p>***</p>

<p>"عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ عَنِ النَّبِيِّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ: "إِذَا وَعَدَ الرَّجُلُ أَخَاهُ وَمِنْ نِيَّتِهِ أَنْ يَفِيَ لَهُ فَلَمْ يَفِ وَلَمْ يَجِئْ لِلْمِيعَادِ فَلاَ إِثْمَ عَلَيْهِ</p>

<p style="text-align:justify">Zeyd b. Erkam’dan (ra) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmuştur:</p>

<p style="text-align:justify">"<i>Kişi yerine getirme niyetiyle kardeşine bir söz verir, ancak onu yerine getiremez ve zamanında sözünü tutamazsa günahkâr olmaz."</i></p>

<p style="text-align:justify">(D4995 Ebû Dâvûd, Edeb, 82)</p>

<p>***</p>

<p>"عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ أَنَّ النَّبِيَّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ: "اضْمَنُوا لِي سِتًّا مِنْ أَنْفُسِكُمْ، أَضْمَنْ لَكُمْ الْجَنَّةَ، اصْدُقُوا إِذَا حَدَّثْتُمْ، وَأَوْفُوا إِذَا وَعَدْتُمْ، وَأَدُّوا إِذَا اؤْتُمِنْتُمْ، وَاحْفَظُوا فُرُوجَكُمْ، وَغُضُّوا أَبْصَارَكُمْ، وَكُفُّوا أَيْدِيَكُمْ</p>

<p style="text-align:justify">Ubâde b. Sâmit’ten (ra) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmuştur:</p>

<p style="text-align:justify">"<i>Bana kendi adınıza altı şeyin güvencesini verin, ben de size cennetin güvencesini vereyim: Konuştuğunuzda doğru söyleyin, söz verdiğinizde sözünüzü tutun, size (bir şey) emanet edildiğinde ona riayet edin, iffetinizi koruyun, gözlerinizi (bakılması yasak olandan) sakının ve ellerinizi (haramdan) çekin."</i></p>

<p style="text-align:justify">(HM23137 İbn Hanbel, V, 323)</p>

<p>***</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Allah Resûlü’nün (sas) ashâbından Enes b. Nadr (ra), Bedir Gazvesi’ne katılamamıştı. Buna çok üzülmüş, "Allah (cc), Resûlullah’la birlikte bir savaşta bulunmamı nasip ederse, ne yapacağımı o görecektir." diyerek duygularını ifade etmiş, ancak ileri gitmekten de çekinmişti. Aslında bu, Allah’a (cc) ve Allah (cc) adına verilmiş bir sözdü. Sonraki yıl Resûlullah’la (sas) birlikte Uhud Savaşı’na katıldı. Enes (ra) için, verdiği sözü tutmanın zamanıydı. Ayneyn Geçidi’nde konuşlandırılan okçuların yerlerini terk etmesi üzerine yaşanan kargaşada Resûlullah’ın (sas) öldüğü haberi yayıldı. Müslümanlar sağa sola kaçışmaya başladı. Bu kargaşa esnasında Enes (ra), gözünü bile kırpmadan müşriklerin üzerine yürürken Sa’d b. Muâz (ra) ile karşılaştı. Sa’d (ra), "Ey Ebû Amr! Nereye?" diye sorduğunda Enes’in (ra) cevabı, "Cennetin kokusu ne kadar hoş, Uhud’un gerisinden bu kokuyu alabiliyorum." oldu. O, korkusuzca ilerlemeye devam etti, savaştı ve şehit oldu. Öyle ki vücudu seksenden fazla yara aldı. Şehitlerin kimliklerini belirleme çalışmasından sonra, kız kardeşi Rübeyyi’, "Kardeşimi sadece parmak uçlarından tanıyabildim." demişti.</p>

<p style="text-align:justify">Enes b. Nadr (ra) verdiği sözü tutmuştu. Allah Teâlâ (cc), "<i>Müminler içinde Allah’a (cc) verdikleri sözde duran nice erler var. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir, kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir." </i> âyetiyle, Enes b. Nadr (ra) gibi yiğitlere övgü yağdırmıştı.</p>

<p style="text-align:justify"><i>"Allah’a (cc) verdiğiniz sözü tutun."</i>  hitabının anlamını kavrayan Müslümanlar, Allah’a (cc) ve Resûlü’ne (sas) verilen sözlerin, yerine getirilmeye en lâyık olan ahitler olduğunun bilincindedirler. Allah’a (cc) verilen söz, O (cc), "<i>Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" </i> diye sorduğunda, "<i>Evet, şahit olduk (ki Rabbimizsin)." </i>şeklinde verilen cevapta yatmaktadır. Kelime-i tevhid veya kelime-i şehâdet ile yenilenen ve "kâlû belâdan beri Müslüman’ım." ifadesiyle dilimizde yer edinen bu ahit, can ile, mal ile veya maddî-mânevî türlü fedakârlıklar gerektirmektedir. Müslümanlar, bu özverinin farklı örneklerini, tarih boyunca ortaya koymuşlardır. Zira bilmektedirler ki bu söze sadakat ve ahde vefa Yüce Rabbimiz (cc) tarafından özel olarak ödüllendirilecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Verilen söz, vefayı gerektirir. Nitekim Peygamber Efendimiz (sas), hutbelerinde, "<i>Emanete riayet etmeyenin imanı yoktur; ahde vefa göstermeyenin ise dini yoktur." </i> buyurmuştur. Allah (cc) ve Resûlü’ne (sas) verilen söz ise ayrıcalıklıdır, daha fazla hassasiyet gerektirir. Ancak sözün kime verildiğinin değil, bizzat sözün kendisinin esas olduğunu; söz verildiyse, antlaşma yapıldıysa mutlaka sözün yerine getirilmesi, antlaşmaya riayet edilmesi gerektiğini öğretir Allah Resûlü (sas) bize. Şu örnek bu öğretinin en güzel örneklerinden biridir:</p>

<p style="text-align:justify">Mekkeli müşrikler adına Süheyl b. Amr, Hz. Peygamber’le (sas) on yıllığına Hudeybiye Antlaşması’na imza atmak üzereydi. Antlaşma metni henüz hazırlanırken Süheyl b. Amr’ın oğlu Ebû Cendel, ayaklarına vurulmuş pranganın zincirleriyle sıçrayarak çıkageldi Allah Resûlü’nün (sas) huzuruna. İslâm’ı kabul ettiği için prangaya vurulmuş olan Ebû Cendel, müşriklerin ellerinden kurtulup çok yakınına, Hudeybiye’ye kadar gelmiş olan Hz. Peygamber’e (sas) sığınmıştı. Ancak Hz. Peygamber’le (sas) Mekkeli müşrikler arasında imzalanmak üzere olan antlaşmada, Mekkelilerden Hz. Peygamber’e (sas) sığınanların İslâm’ı kabul etmiş olsalar dahi Mekkelilere geri verileceğine dair bir madde vardı.</p>

<p style="text-align:justify">Tarafların antlaşma üzerinde konuştukları esnada gerçekleşen bu iltica üzerine Süheyl, antlaşma gereği oğlu Ebû Cendel’in kendisine teslim edilmesini istedi. Müslüman olan Ebû Cendel, müminlere yönelerek yalvardı, kendisine işkence edildiğini söyledi. Zaten ne kadar çok işkenceye uğradığı her hâlinden belli idi. Yürekleri parçalayan bu manzara karşısında Hz. Peygamber (sas), Ebû Cendel’i babasına teslim etmek istemedi. Hatta Ebû Cendel’i kendi yanlarına aldıktan sonra antlaşmayı imzalamasını ona teklif etti. Ancak Süheyl bunu kabul etmedi. Sonunda Ebû Cendel’i müşriklere teslim eden Hz. Peygamber (sas), üzerinde anlaşmak üzere oldukları bir ahdi yerine getirdi ve Ebû Cendel’e sabretmesini tavsiye etti. Ebû Cendel’in yakarışı orada bulunan müminleri ağlattı ise de bir süre sonra durum Müslümanların lehine döndü.</p>

<p style="text-align:justify">Benzer bir olay Ebû Basîr’in başından geçmişti. Kureyş asıllı olmasına rağmen, sırf Müslüman olduğu için tutuklanan Utbe b. Esîd es-Sekafî, nâm-ı diğer Ebû Basîr, bir yolunu bulup kavminin elinden kaçtı. Medine’ye gelerek Hz. Peygamber’e (sas) sığındı. İmzalanan Hudeybiye Antlaşması’na dayanarak Ebû Basîr’in iadesini isteyen Ahnes b. Şerîk ve Ezher b. Abdiavf ez-Zührî, Resûlullah’a (sas) hitaben bir mektup yazdılar ve iki elçiyle birlikte Hz. Peygamber’e (sas) gönderdiler. Elçilerin getirdiği mektubu Übey b. Kâ’b’a (ra) okutan Hz. Peygamber, Ebû Basîr’i çağırtıp antlaşma gereğince kendisini teslim etmek zorunda olduğunu söyledi. Ebû Basîr, kendisine işkence edileceğini belirterek, Mekkelilere teslim edilmemesini rica etti Allah Resûlü’nden (sas). Bunun üzerine Hz. Peygamber’in (sas) dudaklarından tarihe yazılacak şu sözcükler döküldü: "<i>Ey Ebû Basîr! Bildiğin gibi biz bu kavme (bir söz) verdik. Dinimize göre bize, ahde vefasızlık yapmak yaraşmaz..."</i> Sonra da, Ebû Basîr’i teselli etti ve Allah’ın (cc) ona mutlaka bir çıkış yolu göstereceğini belirtti.</p>

<p style="text-align:justify">Mekke’den gelenler, Ebû Basîr’i teslim alarak yola çıktılar. Yemek molası verdikleri Zü’l-Huleyfe’de Ebû Basîr, içlerinden birini oyuna getirerek kılıcını aldı ve onu öldürdü. Kendisinin de öldürüleceğini anlayan diğeri ise kaçıp Medine’ye gitti. Arkadaşının Ebû Basîr tarafından öldürüldüğünü, kendisinin de öldüreceğini söyleyerek Hz. Peygamber’e (sas) sığındı. Çok geçmeden öldürdüğü adamın kılıcını kuşanan Ebû Basîr de çıkageldi ve Hz. Peygamber’e (sas), "Ey Allah’ın Peygamberi! Allah (cc) sana ahdini yerine getirtti, beni onlara geri verdin. Sonra da Allah (cc) beni onlardan kurtardı." dedi.</p>

<p style="text-align:justify">Ebû Basîr, öldürdüğü adamın eşyalarını, binitini ve kılıcını kastederek, "Yâ Resûlallah! Bunların beşte birini ayırıp al." dedi. Hz. Peygamber (sas) ise, "<i>Eğer bunun beşte birini alırsam onlarla anlaştığım konuda kendilerine verdiğim sözü yerine getirmediğimi düşünürler."</i> buyurdu. Ardından Hz. Peygamber’in (sas), <i>’Hayret! Adam, yanında birileri daha olsa harbi kızıştıracak.’ </i>dediğini işiten Ebû Basîr, yapılan antlaşma gereği Hz. Peygamber’in (sas) kendisini yeniden iade edeceğini anladı ve Medine’yi terk etti. Kureyş’in ticaret kervanlarının geçtiği, Mekke ile Şam arasında bulunan Iys mevkiine yerleşti. Kısa zamanda burası, Müslüman olarak Mekke’den kaçan fakat antlaşma gereği Hz. Peygamber’in (sas) kabul edemediği ya da Mekkelilere iade ettiği Ebû Cendel ve benzeri Müslümanların oluşturduğu bir karargâh hâline geldi.</p>

<p style="text-align:justify">Ebû Basîr’in getirdiği ganimeti, dolaylı olarak da olsa, antlaşmaya muhalefet olarak değerlendiren Allah Resûlü (sas), müşriklerden kaçan kişinin sığınma talebini de kabul etmemiştir. Böylece doğrudan veya dolaylı olarak antlaşmaya aykırı davranışlardan kaçınılması gerektiğini göstermiştir. Hatta, "<i>Kim bir zimmiyi (antlaşmalı bir gayri müslim vatandaşı) antlaşmalıyken öldürürse Allah (cc) ona cenneti haram kılar."</i>  buyurmak suretiyle de, antlaşmaya muhalefet eden kişinin cehennemle cezalandırılacağına dikkatleri çekmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Ahde vefa gösterilmesi, her ne koşulda olursa olsun, lehine de olsa aleyhine de olsa verilen sözlerin tutulması, müminin ayırıcı özelliklerindendir<i>.</i> Nitekim câhiliye âdetlerinin bütün çeşitleriyle hüküm sürdüğü Mekke toplumunda, ahdine vefa göstermekte son derece hassas olan ve verdiği sözü mutlaka tutan Hz. Peygamber (sas), daha peygamber olmadan önce dahi ‘Muhammedü’l-Emîn’ (Güvenilir Muhammed) olarak şöhret kazanmış, onun bu özelliğini can düşmanları bile itiraf etmekten kendilerini alamamıştır. Henüz Müslüman olmayan Ebû Süfyân, ticaret amacıyla Şam’a gittiğinde, peygamberlik iddiasında bulunan Muhammed (sas) hakkında kendisinden bilgi almak istediğini söyleyen Rum kayseri Hirakl ile aralarında geçen konuşmayı şöyle anlatmaktadır:</p>

<p style="text-align:justify">"(Hirakl), "Peygamberlik iddiasında bulunmadan evvel onu hiç yalan söylemekle itham etmiş miydiniz?" dedi. Ben, "Hayır." dedim. "Sözünde durmazlık eder mi?" dedi. "Hayır, ancak biz şimdi onunla belli bir zamana kadar anlaşmış bulunmaktayız. Bu müddet içinde ne yapacağını bilmiyoruz." dedim." Karşılıklı konuşmada Ebû Süfyân, arkadaşları tarafından yalanlanacağı korkusuyla gerçeğe aykırı şeyler söyleyemediğini itiraf etmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">İbn Abbâs’tan (ra) gelen başka bir rivayete göre Hirakl, Ebû Süfyân’ın verdiği cevapları, "Onun, namaz kılmayı, doğru dürüst olmayı, iffetli olmayı, ahde vefa göstermeyi ve emaneti sahibine tevdi etmeyi istediğini iddia ettin." şeklinde özetlemiş, "İşte bunlar bir peygamberin vasfıdır." demek suretiyle, beklenen peygamber hakkındaki bilgisinin yanında ona olan hayranlığını da ortaya koymuştur.</p>

<p style="text-align:justify">Yazılı bir antlaşma, yeminle perçinlenmiş bir vaat ya da verilmiş bir söz, şüphesiz vefayı gerektirmektedir. Açık vaat ve antlaşmaların yanında, elçilere dokunmamak, kendilerine sığınan insanları düşmana teslim etmemek gibi hususlara da sadakat şarttır. Nitekim Bedir’de esir düşen Peygamberimizin (sas) amcası Abbâs b. Abdülmuttalib’in fidyesini getirmek üzere Medine’ye gelen ve aslında Bedir’den önce Müslüman olduğu hâlde Medine’ye gelinceye kadar bunu gizleyen Ebû Râfi’, Medine’de kalmak istemiştir. Ebû Râfi’ kendi hikâyesini şöyle anlatır: "Resûlullah’a (sas), Kureyş’e geri dönmeyeceğimi söyledim. Bunun üzerine bana şöyle dedi: "<i>Ben ahdimi bozmam, elçileri de alıkoymam. Sen şimdi geri dön. Şu an düşündüğün gibi yine gelmek istersen, sonra gelirsin." </i> Bu konuşmadan sonra ben, önce Kureyşlilerin yanına geri döndüm. Ardından da Resûlullah’ın yanına geldim."</p>

<p style="text-align:justify">Kadim zamanlardan beri devletlerarası hukukta bir teamül olan ‘elçilere dokunmama’ veya ‘onları alıkoymama’ ilkesini Allah Resûlü (sas) kendi imzaladığı bir antlaşma olarak görmüştür. Dolayısıyla yanlış anlamalara yol açacak bir davranış olacağı için, Ebû Râfi’in arzu ve rızasına rağmen Medine’de kalmasına izin vermemiştir. Zira verilen sözden dönmek fâsıkların, yapılan ahitlere riayet etmek ise müminlerin en belirgin vasıflarındandır. Nitekim "<i>...Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren, sözünden) sorumludur."  </i>âyeti gereği, verilen söz mesuliyet doğurmaktadır. Yine, "<i>Kardeşinle (düşmanlığa varan) tartışmaya girme, onunla (kırıcı şekilde) şakalaşma ve ona yerine getiremeyeceğin sözü verme."</i>  buyuran Hz. Peygamber (sas), söz vermenin ağır bir sorumluluk olduğunu ifade etmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Arkasında durulmayan ve gereği yerine getirilmeyen söz, Peygamberimiz (sas) tarafından kişinin üzerindeki münafıklık alâmeti olarak zikredilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Yüce Rabbimiz (cc), "<i>Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?"</i>  sorusuyla dikkatleri çekmiş, "<i>Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah (cc) katında büyük gazap gerektiren bir iştir."</i>  âyetiyle apaçık bir uyarıda bulunmuştur. Buna göre yerine getirme düşüncesi olmaksızın yapılan vaatler Allah’ın (cc) gazabına sebep olurken, yerine getirme düşüncesiyle verilen sözün —yapılamasa bile— bir sorumluluk doğurmadığını Peygamberimiz (sas) şöyle belirtmektedir: "<i>Kişi yerine getirme niyetiyle kardeşine bir söz verir, ancak onu yerine getiremez ve zamanında sözünü tutamazsa günahkâr olmaz."</i> </p>

<p style="text-align:justify">Basit menfaatler nedeniyle verdiği sözden dönenler, Allah Teâlâ (cc) tarafından, "<i>Allah’a (cc) karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince, işte bunların âhirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah (cc) onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır."</i>  âyet-i celîlesi ile tehdit edilmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Allah Resûlü (sas), câhiliye döneminde yapılmış olsalar bile, antlaşmalara riayet edilmesini tavsiye etmiştir. Vasiyet için de aynı durum söz konusudur. Bu nedenle Hz. Peygamber’in (sas) vefatından hemen sonra halife seçilen Hz. Ebû Bekir (ra), Bahreyn’de görevli olan Alâ b. Hadramî’nin oradan getirdiği malın yanında durup insanlara şu çağrıda bulunmuştur: "Kimin Hz. Peygamber’den (sas) bir alacağı varsa ya da kim ondan bir söz almışsa bize gelsin." Bu çağrı üzerine Câbir öne çıkarak, "Resûlullah (sas) bana şunu şunu vereceğini vaad etmişti." dedi. Resûlullah’ın (sas) vaadini yerine getirmek isteyen Hz. Ebû Bekir (ra) de üç kez avuçlarını doldurarak, ona dediği miktarı vermiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Hz. Ömer (ra) de Ehl-i kitaba verilen sözlerin, onlarla yapılan antlaşmaların harfiyen yerine getirilmesini vasiyet etmiştir. Hz. Peygamber’in (sas) hayatında en mükemmel örneklerine şahit olduğumuz, vefakârlık ve antlaşmalara riayet hassasiyeti, zamanla İslâm ahlâkının vazgeçilmez bir özelliği hâline gelmiştir. Öyle ki Müslümanlar her hâl ve koşulda buna riayet etmişlerdir.</p>

<p style="text-align:justify">Hımyerli Süleym b. Âmir anlatmaktadır: Muâviye ile Rumlar arasında sulh antlaşması yapılmıştır. Süre bittiğinde saldırabilmek için Muâviye, ordusunu Rum diyarına doğru sevk etmek ister. Bu arada karargâha Amr b. Abese gelir. Gördükleri karşısında şaşkınlığa düşen Amr, "Allâhü ekber! Allâhü ekber! İhanet yok, ahde vefa var!" diye bağırmaya başlar. Bunu haber alan Muâviye birisini göndermek suretiyle ona, ne yapmak istediğini, bu konuda ne bildiğini ve ne düşündüğünü sordurur. Amr, şu cevabı verir: "Ben Resûlullah’ın (sas) şöyle dediğini işittim: "<i>Bir kavimle aralarında antlaşma bulunan kişi, antlaşma karşılıklı olarak bozuluncaya ya da süre doluncaya kadar, ne o antlaşmaya aykırı bir şey yapsın, ne de onu bozsun." </i> Amr’ın Allah Resûlü’nden (sas) yaptığı bu nakilden sonra Muâviye, ordusunu geri çekmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Hz. Peygamber’in (sas), hile ve aldatmanın meşru görülme eğiliminin hâkim olduğu savaş hâlinde bile, "<i>Yaptığınız antlaşmaları bozmayın." </i> tavsiyesinin yanında, şartlar değişmiş olsa da yapılan antlaşmaların süresi içinde geçerliğini koruduğuna vurgu yapması anlamlıdır. Hatta antlaşmalı birini, antlaşma süresi sona ermeden öldüren kimseye Allah’ın (cc) cenneti haram kılacağını vurgulamış, sözünde durmayan kişiye, Allah’ın (cc) ismini anarak yemin ettikten sonra sözünden dönen kişiye, kıyamet gününde düşmanlık edeceğini ifade etmiş, kendisi hayatı boyunca zorlansa bile verdiği sözleri mutlak yerine getirmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Kime ve neden verildiği değil, bizzat sözün kendisi esastır, değerlidir ve önemlidir. Dolayısıyla sadece hukukî antlaşmalar ya da resmî sözleşmeler değil, büyük küçük, kadın erkek toplumun her ferdini ilgilendiren günlük hayata dair vaatler de bağlayıcıdır. Bu nedenle kişi, kendi çocuklarına verdiği sözü bile küçük görüp, basite alıp savuşturmamalıdır. Öte yandan Hz. Peygamber (sas), tek bir vücut gibi gördüğü müminlerden birinin verdiği sözü diğerleri için de bağlayıcı görmüştür. "<i>Statülerine bakılmaksızın bütün Müslümanların verdiği zimmet (güvence) eşittir."</i>  ifadesiyle Allah Resûlü (sas), bir taraftan hak ve sorumlulukta Müslüman bireylerin eşitliğini ortaya koyarken, diğer taraftan onların bir kimseye karşı tanıdıkları güvence konusunda ortak bir yükümlülüğe sahip olduklarını da hatırlatmaktadır. O (sas), toplumun en alt tabakasındaki bir Müslüman’ın bile sözüne riayet etmek için gayret göstermesi gerektiğini vurgulamaktadır. Hz. Peygamber’in (sas) bu konudaki duyarlılığını açıkça ortaya koyan bir olayı, niçin Bedir Muharebesi’ne katılamadığını açıklayan Huzeyfe el-Yemânî bize şöyle anlatmaktadır: "Bedir Savaşı’na şu nedenle katılamadım ki, babam Huseyl ve ben birlikte (savaşa katılmak için) yola çıkmıştık. Kureyşli müşrikler bizi yakaladılar ve "Siz Muhammed’e katılmaya mı gidiyorsunuz?" diye sorguya çektiler. "Hayır. Ona katılmaya gitmiyoruz, biz sadece Medine’ye gidiyoruz." dedik. Ve bizden Medine’ye gitsek bile Hz. Peygamber (sas) ile birlikte savaşa katılmayacağımıza dair Allah’ın (cc) adıyla söz ve yemin aldılar. Allah Resûlü’nün (sas) yanına gidip durumu ona anlattığımızda, "<i>Siz geri dönün. Biz onlara verdiğimiz sözü tutarız, onlar karşısında yardımı da Allah’tan (cc) isteriz."  </i>buyurdu.</p>

<p style="text-align:justify">Şu da var ki, Müslümanların kendi aralarında yaptıkları ticarî antlaşmalar veya birbirlerine verdikleri sözler zaman zaman taraflardan birine mağduriyet yaşatabilmektedir. Nitekim Medine’de iki kişi, bir hurma bahçesinin meyvesi üzerinde para peşin, mal veresiye olacak şekilde anlaşmışlardı. Ancak o sene ağaçlar meyve vermedi. Ortaya çıkan zarar üzerine aralarında tartışma oldu. Problemi kendisine ilettiklerinde, Hz. Peygamber (sas) satıcıya, "<i>Onun malını neye karşılık helâl sayıyorsun? Ona ücretini geri ver."</i> şeklinde tavsiyede bulundu. Anlaşmazlığın kaynağı olan ticaret tarzını, yani henüz olgunlaşmamış hurmanın satışını yasakladı. Daha da önemlisi, "<i>Kim bir Müslüman’ın kendisiyle yaptığı alışverişten vazgeçmesine onay verirse, Allah (cc) da onun günahlarını bağışlar."</i>  buyurmak suretiyle, başka bir erdeme atıfta bulundu. Resûl-i Ekrem’in (sas) verdiği mesajın, Müslümanlar tarafından ne çabuk kavrandığını Vâsile b. Eskâ şöyle anlatmaktadır: "Allah Resûlü (sas), Tebük Gazvesi için çağrıda bulundu. Ben hemen (savaş malzemesi tedarik etmek için) ailemin yanına döndüm. Medine’ye geri geldiğimde ilk sahâbe grubu yola çıkmıştı. Ben, "Elde ettiği ganimet karşılığında bir adamı kim taşır?" diye bağırmaya başladım. Ensardan yaşlı birisi beni çağırdı. "Ganimeti bizim olmak şartıyla, birlikte bineceğimiz bir hayvan veririm. Bizimle de, yer ve içersin. Ne dersin?" dedi. Adamın yaptığı teklife, ‘Tamam.’ dedim. Bunun üzerine, "Yüce Allah (cc) yolunu açık etsin." dedi. Ben de onlarla yola çıktım. Allah (cc), (savaş sonrası) bize ganimet nasip etti ve benim hisseme de birkaç genç deve düştü. Anlaştığımız üzere develeri alıp, bineğin sahibi olan kişiye getirdim. Develere baktı ve "Bunlar kıymetli hayvanlar." dedi. Ben de, "Onlar benim sana söz verdiğim ganimetler." dedim. Bunun üzerine adam, "Ey yeğenim! Develerini al götür. Biz, sana düşen ganimet derken (mânevî kazanç gibi) başka bir şeyi kastettik." dedi.</p>

<p style="text-align:justify">Peygamber Efendimiz (sas), "<i>Bana kendi adınıza altı şeyin güvencesini verin, ben de size cennetin güvencesini vereyim: Konuştuğunuzda doğru söyleyin, söz verdiğinizde sözünüzü tutun, size (bir şey) emanet edildiğinde ona riayet edin, iffetinizi koruyun, gözlerinizi (bakılması yasak olandan) sakının ve ellerinizi (haramdan) çekin."</i>  buyurmuştur. Zira unutulmamalıdır ki verilen sözlerin tutulması, ahde vefa, antlaşmalara riayet, kişinin kurtuluşuna vesile olacağı gibi, topluma da huzur ve barış getirecektir. Allah’ın (cc) sevgisini ve insanların güvenini kazandıracak, ecri de Allah (cc) tarafından ödenecektir. Tutulmayan söz, yerine getirilmeyen vaat, şartlarına riayet edilmeyen antlaşma ise kişide nifak alâmeti olarak görülecek, ayrıca toplumsal çöküşü de hızlandıracaktır. Söze sadakat, dünyada onur ve güven, âhirette ise Yüce Allah’ın (cc) iltifatını kazandıracaktır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak: </strong>Diyanet Hadislerle İslam</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hadislerle İslam</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/ahde-vefa-soze-sadakat-1</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 08:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/01/ahde-vefa-soze-sadakat.jpg" type="image/jpeg" length="90487"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Peygamber'e (sas) Gönülden İtaat Etmek]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/peygambere-gonulden-itaat-etmek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/peygambere-gonulden-itaat-etmek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mümin, Peygamber’in hükmünü gönülden kabul eder. Onun hükmüne karşı canı sıkılmaz.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>"Hayır! Rabbine andolsun ki, aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın onu kabullenmedikçe ve boyun eğip teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar. " (Nisâ, 4/65)</strong></p>

<p style="text-align:justify">Peygamberimiz (sas) zamanında, bahçeleri birbirine komşu olan iki kişi sulama yüzünden tartışmışlardı. Konuyu Peygamberimiz'e (sas) bildirip hüküm vermesini istediler. Hükmü duyduklarında ise içlerinden biri bunu beğenmedi ve canı sıkıldı. Bunun üzerine Yüce Allah (cc) bu ayeti indirerek anlaşmazlıklarda Peygamber’in (sas) hakem kılınmasını ve onun verdiği hükmün gönülden kabul edilmesini emretti. Önceki ayette de bildirildiğine göre, Yüce Allah (cc) peygamberlerini, kendilerine itaat edilsin diye göndermiştir. Hem Peygamber’e inanıp hem de ona itaat etmemek olmaz. Peygamber’e itaat, Allah’a itaat demektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Mümin, Peygamber’in hükmünü gönülden kabul eder. Onun hükmüne karşı canı sıkılmaz.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hakem:</strong> Anlaşmazlığı çözmesi için seçilen kimse.<br />
<strong>Harac:</strong> Zorluk, sıkıntı.</p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bir Ayet</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/peygambere-gonulden-itaat-etmek</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 08:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2022/12/peygambere-gonulden-itaat-etmek.jpg" type="image/jpeg" length="54184"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sonsuz Hayat: Ahiret]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/sonsuz-hayat-ahiret-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/sonsuz-hayat-ahiret-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir Hadis: Kıyamet gününde tüm haklar sahiplerine kesinlikle verilecektir. Hatta boynuzsuz koyunun boynuzlu koyundan hakkı alınır. (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 2)]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Asr-ı Saadette bir adam telaşlı bir şekilde Mescid-i Nebevî’ye girdi ve gür sesiyle Peygamberimize “Ey Allah’ın Resûlü, kıyamet ne zaman kopacak?” diye sordu. Ashab-ı kiram, ona susmasını işaret ettiyse de o, aynı soruyu sesini alçaltmadan üç defa tekrarladı. Resûl-i Ekrem (sas), önce namazı kıldırdı, sonra da “Kıyametin ne zaman kopacağını soran kişi nerede?” diye sordu. Adam, “Benim, Yâ Resûlallah.” diye cevap verdi. Peygamberimiz, “Peki sen kıyamet için ne hazırladın?” buyurdu. Soruyu soran kişi bu defa “Benim çok fazla amelim yok. Fakat ben, Allah ve Resûlü’nü gerçekten çok seviyorum.” deyince, Peygamberimiz (sas) şöyle buyurdu: “Kişi sevdiğiyle beraberdir, sen de sevdiğinle beraber olacaksın.” (Müslim, Birr, 163) Böylelikle Allah Resûlü (sas), kıyametin ne zaman kopacağıyla ilgilenilmesinden ziyade ahiret için hazırlık yapılmasını ümmetine hatırlatmıştır. Dünya, insan için bir sınav yeri ve misafirhanedir. Ahiret ise, kulluk yolculuğumuzun sonsuzluk durağı ve asıl yurdumuzdur.</p>

<hr />
<p><strong>Haydi artık Allah için secdeye kapanıp kulluk ediniz. (Necm, 53/62)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Takvimi</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/sonsuz-hayat-ahiret-2</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/mehmet/takvim-2026/haziran-29.jpg" type="image/jpeg" length="38624"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yılmaz: Kur'an'a sahip çıkmak hafızlığın özüdür]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/yilmaz-kurana-sahip-cikmak-hafizligin-ozudur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/yilmaz-kurana-sahip-cikmak-hafizligin-ozudur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sakarya'da "Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesi" kapsamında mezun olan 133 hafızın icazet sevincine ortak oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Serdivan Kapalı Spor Salonu'nda düzenlenen Sakarya Hafızlık İcazet Merasimi'nde yaptığı konuşmada, Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesi kapsamında hafızlıklarını tamamlayan 133 öğrencinin icazet merasiminde bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu söyledi.</p>

<p>Kur'an-ı Kerim'e sahip çıkmak, onu ilk günkü haliyle korumak ve bu büyük emaneti nesilden nesile aynı titizlikle taşımanın, hafızlık geleneğinin özünü oluşturduğunu dile getiren Yılmaz, hafızın, ilahi kelamı zihninde tutan kişi olmanın ötesinde onu koruyan, ona sahip çıkan ve kendisine emanet edileni eksiltmeden yarınlara ulaştıran kişi olduğunu ifade etti.</p>

<p>Cevdet Yılmaz, "Aziz milletimiz tarih boyunca Kur'an-ı Kerim'i hayatının merkezinde tutarak bu manevi hafızayı canlı tutmuş, camilerimiz, medreselerimiz, Kur'an kurslarımız ve hafızlık geleneğimiz bu köklü medeniyet birikiminin en güçlü taşıyıcıları arasında yer almıştır. Bugün de aynı emanet, aynı hassasiyet ve aynı şuurla yaşamaya devam etmektedir." diye konuştu.</p>

<p><img alt="Sakarya Icazet 2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/sakarya-icazet-2.jpg" width="1280" /></p>

<p>"Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesi"nin, asırlardır yaşatılan hafızlık geleneğini çağın eğitim anlayışıyla buluşturan örnek bir model olduğunu belirten Yılmaz, Diyanet İşleri Başkanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığının işbirliğinde yürütülen bu proje sayesinde öğrencilerin eğitim hayatlarına ara vermeden hafızlıklarını tamamlayabildiğini, akademik gelişimlerini sürdürürken Kur'an-ı Kerim'i hıfzetme bahtiyarlığına da eriştiklerini söyledi.</p>

<p>Bu yönüyle projenin, akademik başarı ile manevi gelişimin birbirini tamamladığını gösteren güçlü bir yaklaşımı ortaya koyduğunu dile getiren Yılmaz, "2019'dan bu yana ülkemizin dört bir yanında on binlerce öğrencimizin bu projeyle buluştuğunu ifade etmek isterim. Binlerce evladımızın hafızlıklarını tamamlamış olması da ortaya konulan bu vizyonun milletimiz tarafından ne kadar güçlü şekilde benimsendiğini göstermektedir." dedi.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, İbni Sina, Farabi, Biruni, Harizmi, Nasirüddin Tusi, İmam Gazali, Fahreddin er-Razi ve daha nice büyük alimin Kur'an terbiyesiyle yetiştiğini, hafızlık geleneğinden beslendiğini, böylece inanç ile bilgiyi, ilim ile irfanı, hikmet ile ahlakı aynı potada buluşturduğunu söyledi.</p>

<p>Yılmaz, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Milletimizin ve tüm insanlığın, ilmiyle öncü, ahlakıyla örnek, değerlerine bağlı, sorumluluk sahibi gençlere her zamankinden fazla ihtiyacı var. İnanıyorum ki sizler de Kur'an'dan aldığınız istikametle ülkemize, milletimize ve tüm insanlığa faydalı hizmetlerde bulunacak, ilim ile irfanı, bilgi ile hikmeti birlikte kuşanan bir neslin güçlü temsilcileri olacaksınız. İlim, bizim medeniyetimizin merkezinde yer alan bir kavram. Ama şunun da altını çizmek isterim. Bugün dünyada bilimde ve teknolojide oldukça ileri gitmiş toplumlar görüyoruz. Maalesef tarihin en büyük yıkımlarını, katliamlarını yapanlar arasında bilimde ve teknolojide ilerlemiş ülkeler var. Bunu Gazze'de en yakın dönemde yaşadık, gördük.</p>

<p>Bilim, teknoloji elbette çok önemli ama yeterli değil. Tek başına bilim ve teknoloji yeterli olsaydı, Gazze'deki bu soykırımı görmezdik, bu soykırım yaşanmazdı. Bilgiyi, bilimi, teknolojiyi ahlak, hukuk, merhamet, hikmetle buluşturmamız lazım. İşte bunu yaptığımız zaman gerçek anlamda insanlığa hizmet etmiş oluruz. Biz de bu anlayışla ilim ile erdemi birleştirerek insanlığa bu yaşananların kader olmadığını göstereceğiz. Sizler, kıymetli hafızlarımız işte sizler, bu nesillersiniz ve insanlığa yol gösterecek bir konumdasınız."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sakarya Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/yilmaz-kurana-sahip-cikmak-hafizligin-ozudur</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 00:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/sakarya-icazet-4.jpg" type="image/jpeg" length="34625"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rize’de Hafızlık Kur’an Kursları Arası Futbol Turnuvasında şampiyon belli oldu]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/rizede-hafizlik-kuran-kurslari-arasi-futbol-turnuvasi-finali-ve-odul-toreni-gerceklestirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/rizede-hafizlik-kuran-kurslari-arasi-futbol-turnuvasi-finali-ve-odul-toreni-gerceklestirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize’de bu yıl 3.’sü düzenlenen “Hafızlık Kur’an Kursları Arası Futbol Turnuvası”, düzenlenen final maçı ve ödül töreniyle tamamlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">Rize’de bu yıl 3.’sü düzenlenen “Hafızlık Kur’an Kursları Arası Futbol Turnuvası”, düzenlenen final maçı ve ödül töreniyle tamamlandı.</p>

<p style="text-align:justify">Rize Valisi İhsan Selim Baydaş’ın 2026 yılını Rize genelinde “Bağımsızlık ve Yeşilay Yılı” olarak ilan etmesinin ardından düzenlenen etkinlikler kapsamında gerçekleştirilen Hafızlık Kur’an Kursları Arası Futbol Turnuvası, oynanan final karşılaşmaları ve düzenlenen ödül töreniyle sona erdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><img alt="4-5" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/4-5.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify">U11-13 ve U14-17 olmak üzere iki ayrı kategoride gerçekleştirilen turnuva, öğrencilerin centilmence mücadelesine sahne olurken, izleyenlerden de büyük ilgi gördü.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="9-2" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/9-2.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify">Final programına Vali Vekili Hatice Cemre İncesu, Gençlik ve Spor İl Müdürü Ramazan Öztürk, Doğa Koruma ve Milli Parklar 12. Bölge Müdürü Cüneyt Aloğlu, Kur’an Eğitim Merkezi Müdürü Abdullah Köseoğlu, Müftü Yardımcıları, İlçe Müftüleri, Yeşilay Rize Şube Başkanı Selçuk Beşikçi ve öğrenciler katıldı.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="2-8" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/2-8.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify">Programın açılış konuşmasını yapan Rize İl Müftüsü Naci Çakmakçı, gençlerin sportif faaliyetlerle birlikte manevi eğitimlerini de sürdürmelerinin önemine vurgu yaparak, turnuvaya katılan tüm öğrencilere, organizasyona destek veren kurumlara ve emeği geçenlere teşekkür etti.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="1-10" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/1-10.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify">Vali Vekili Hatice Cemre İncesu gerçekleştirdiği konuşmada gençlerin hem sportif hem de manevi yönden gelişimlerine katkı sağlayan bu tür organizasyonların önemine dikkat çekerek, turnuvaya katılan tüm öğrencileri centilmence mücadelelerinden dolayı tebrik etti. Emeği geçen kurumlara, antrenörlere ve eğitimcilere teşekkür eden İncesu, dereceye giren takımları kutlayarak tüm öğrencilere eğitim ve spor hayatlarında başarılar diledi.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="8-2" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/8-2.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify">Büyük heyecana sahne olan müsabakaların ardından dereceye giren takımlar belli oldu.</p>

<p style="text-align:justify">U11-13 kategorisinde birinciliği Zavendikli Mustafa Hoca Kur’an Kursu elde ederken, Felenksu Kur’an Kursu ikinci, Anadolu İHL Kur’an Kursu ise üçüncü oldu.</p>

<p style="text-align:justify">U14-17 kategorisinde ise Merkez İmam Hatip Ortaokulu Kur’an Kursu birincilik kürsüsüne çıkarken, Rize Kur’an Eğitim Merkezi ikinci, Çayırlı Köyü Kur’an Kursu üçüncü sırada yer aldı.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="3-12" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/3-12.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify">Dereceye giren takımlara kupa ve madalyaları protokol üyeleri tarafından takdim edilirken, turnuvaya katılan tüm sporcular centilmence mücadeleleri dolayısıyla tebrik edildi.</p>

<p style="text-align:justify">Program, dereceye giren takımların ödüllerini alması, Türkiye Diyanet Vakfı Rize Şubesi ile Yeşilay Rize Şubesi tarafından yapılan ikramların ardından sona erdi.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="6-80" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/6-80.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify"><img alt="7-2" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/7-2.jpg" width="860" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Rize Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/rizede-hafizlik-kuran-kurslari-arasi-futbol-turnuvasi-finali-ve-odul-toreni-gerceklestirildi</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 16:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/5-4.jpg" type="image/jpeg" length="33293"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bitlis'te manevi danışmanlık faaliyetlerine katılan gençler mezun oldu]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/bitliste-manevi-danismanlik-faaliyetlerine-katilan-gencler-mezun-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/bitliste-manevi-danismanlik-faaliyetlerine-katilan-gencler-mezun-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bitlis İl Müftülüğünce manevi danışmanlık faaliyetlerine katılan, Bitlis Eren Üniversitesi’nin farklı fakülte ve bölümlerinden mezun olan öğrenciler için program düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bitlis İl Müftülüğü Aile ve Dini Rehberlik Bürosu (ADRB) ve Gençlik Koordinatörlüğü bünyesinde yürütülen manevi danışmanlık faaliyetlerine katılan, Bitlis Eren Üniversitesi’nin farklı fakülte ve bölümlerinden mezun olan öğrenciler için İl Müftülüğü Konferans Salonu’nda mezuniyet programı düzenlendi.</p>

<p>Üniversitede manevi danışman olarak görev yapan Çiğdem Dağ’ın koordinesinde gerçekleştirilen programda İl Müftüsü Kadir Koçak, mezun olan öğrencileri tebrik ederek eğitim hayatları boyunca edindikleri bilgi ve birikimleri milletin hizmetine sunmalarının önemine vurgu yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gençlerin milli ve manevi değerlerine bağlı, ülkesine ve toplumuna faydalı bireyler olarak görev yapmaları temennisinde bulunan Koçak, mezuniyetin yeni bir başlangıç olduğunu ifade etti.</p>

<p>Öğrencilerle hasbihal eden İl Müftüsü Koçak, üniversite yıllarında kazanılan dostlukların, edinilen tecrübelerin ve manevi değerlerin hayat yolculuğunda önemli bir rehber olacağını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bitlis Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/bitliste-manevi-danismanlik-faaliyetlerine-katilan-gencler-mezun-oldu</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 11:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/bitlis-genclik.jpg" type="image/jpeg" length="28547"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Azim ve Sebat: Müminin Ayırıcı Vasfı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/azim-ve-sebat-muminin-ayirici-vasfi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/azim-ve-sebat-muminin-ayirici-vasfi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Azim ve sebatın kaynağı inançlı olmaktır. Allah’a (cc) gerçek anlamda iman eden kişi ancak inancını koruma uğruna elinden geleni yapma azmini gösterebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>"عَنْ عَائِشَةَ: أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) سُئِلَ: أَيُّ الْعَمَلِ أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ؟ قَالَ: "أَدْوَمُهُ وَإِنْ قَلَّ</p>

<p>***</p>

<p style="text-align:justify">Hz. Âişe’den (ra) rivayet edildiğine göre, Resûlullah’a (sas), "Allah (cc) katında amellerin en sevimlisi hangisidir?" diye soruldu. Resûlullah (sas), "<i>Az da olsa devamlı olanıdır."  </i>buyurdu.</p>

<p style="text-align:justify">(M1828 Müslim, Müsâfirîn, 216)</p>

<p>***</p>

<p>"عَنْ عَائِشَةَ أَنَّهَا قَالَتْ كَانَ لِرَسُولِ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) حَصِيرٌ وَكَانَ يُحَجِّرُهُ مِنَ اللَّيْلِ فَيُصَلِّى فِيهِ فَجَعَلَ النَّاسُ يُصَلُّونَ بِصَلاَتِهِ وَيَبْسُطُهُ بِالنَّهَارِ فَثَابُوا ذَاتَ لَيْلَةٍ فَقَالَ: "يَا أَيُّهَا النَّاسُ! عَلَيْكُمْ مِنَ الأَعْمَالِ مَا تُطِيقُونَ، فَإِنَّ اللَّهَ لاَ يَمَلُّ حَتَّى تَمَلُّوا</p>

<p style="text-align:justify">Hz. Âişe (ra) anlatıyor: "Resûlullah’ın (sas) bir hasırı vardı, gece (mescitte) onunla kendisine özel bir yer yapar ve içerisinde namaz kılardı. İnsanlar da ona uyarak onun kıldığı namazı kılmaya başladılar. Hz. Peygamber (sas) gündüz olunca hasırı (açar ve) sererdi. Bir gece insanlar yoğun biçimde mescide doluşunca onlara şöyle dedi: "<i>Ey insanlar! Gücünüzün yeteceği amelleri yapın! Allah (cc) usanmaz ama siz usanırsınız!.."</i></p>

<p style="text-align:justify">(M1827 Müslim, Müsâfirîn, 215)</p>

<p>***</p>

<p>"عَنْ سَعْدِ بْنِ إِبْرَاهِيمَ حَدَّثَنِى ابْنُ كَعْبِ بْنِ مَالِكٍ عَنْ أَبِيهِ، كَعْبٍ بْنِ مَالِكٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : "مَثَلُ الْمُؤْمِنِ كَمَثَلِ الْخَامَةِ مِنَ الزَّرْعِ، تُفِيئُهَا الرِّيحُ، وَتَصْرَعُهَا مَرَّةً وَتَعْدِلُهَا أُخْرَى، حَتَّى تَهِيج</p>

<p style="text-align:justify">Sa’d b. İbrâhim’in (ra), Kâ’b b. Mâlik’in (ra) oğlundan naklettiğine göre, Kâ’b b. Mâlik (ra) şunları söylemiştir: "Resûlullah (sas) şöyle buyurdu: "<i>Mümin taze ekin gibidir. Olgunlaşıncaya kadar rüzgâr onu eğip büker; bazen yere yatırır, bazen de doğrultur (ama o kırılmaz)..."</i></p>

<p style="text-align:justify">(M7094 Müslim, Sıfâtü’l-münâfikîn, 59)</p>

<p>***</p>

<p>"عَنِ ابْنِ عُمَرَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ: "مَثَلُ الْمُنَافِقِ كَمَثَلِ الشَّاةِ الْعَائِرَةِ بَيْنَ الْغَنَمَيْنِ، تَعِيرُ فِى هَذِهِ مَرَّةً وَفِى هَذِهِ مَرَّةً لاَ تَدْرِى أَيَّهَا تَتْبَعُ</p>

<p style="text-align:justify">İbn Ömer’den (ra) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: "<i>Münafık iki sürü arasında dolaşan şaşkın bir koyun gibidir. Bir o sürüye karışır bir bu sürüye karışır, hangi sürünün peşinden gideceğini bilmez."</i></p>

<p style="text-align:justify">(N5040 Nesâî, Îmân, 31)</p>

<p>***</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"عَنْ أَنَسٍ قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) يُكْثِرُ أَنْ يَقُولَ: "يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قَلْبِى عَلَى دِينِكَ</p>

<p style="text-align:justify">Enes’in (ra) naklettiğine göre, Resûlullah (sas) sık sık şöyle derdi: "<i>Ey kalpleri (hâlden hâle) değiştiren (Allah’ım)! Kalbimi dinin üzere sabit kıl."</i></p>

<p style="text-align:justify">(T2140 Tirmizî, Kader, 7)</p>

<p>***</p>

<p style="text-align:justify">"Yakın akrabalarını uyar." emri gereğince gizli davet dönemi bitmiş ve Resûlullah (sas) İslâm’ı açıktan tebliğe başlamıştı. Onun bu davetine müşriklerin ilk tepkisi kendisini yalancılıkla, mecnunlukla suçlamak ve onunla alay etmek olmuştu. Ancak zamanla Resûlullah’a (sas) tâbi olanların sayısı artmaya başlamış ve bu durum müşrikler için tahammül edilemez hâle gelmişti. Bütün düzenlerini alt üst eden bu dinin daha fazla yayılmasına engel olmak için Mekkeliler hemen harekete geçmeye karar verdiler.</p>

<p style="text-align:justify">Önce sözünü dinler ümidiyle kendilerinin de sevip saydıkları ve önem verdikleri Hz. Peygamber’in (sas) amcası Ebû Tâlib’le görüşüp yeğenine, putlarına ve kendilerine hakaret etmekten vazgeçmesi ve davet ettiği dinden dönmesi için nasihat etmesini istediler. Hz. Peygamber’i (sas) himayesinde bulunduran Ebû Tâlib durumu yeğenine anlattı, "Bana da, kendine de acı. Gücümün yetmeyeceği işleri bana yükleme!" diyerek bu davasından vazgeçmesini istedi. Resûlullah (sas), amcasının bu isteğine —kendisine yardım etmekten vazgeçeceğini düşünmesine rağmen— davasında kararlı olduğunu gösteren şu cevabı verdi: "<i>Ey amca! Allah’a (cc) yemin olsun ki bu davamı terk etmem karşılığında sağ elime güneşi, sol elime de ayı koysalar, Allah (cc) dinini güçlendirinceye veya bu yolda canımı verinceye kadar asla bundan vazgeçmeyeceğim."  </i>Onun bu kararlılığını gören Ebû Tâlib, bildiği yolda devam etmesini ve kendisinin de ona destek olacağını söyleyerek yeğenini teselli etti.</p>

<p style="text-align:justify">Ebû Tâlib’le olan bu görüşmelerinden olumlu bir sonuç alamayan müşrikler, Resûlullah’a (sas) ve Müslümanlara karşı çeşitli hakaret, eziyet ve işkenceler yapmaya başladılar. Bir defasında Resûlullah (sas) Kâbe’nin gölgesinde dinleniyordu. Müşriklerin işkencelerine maruz kalan ashâbından Habbâb b. Eret (ra) ve arkadaşları onun yanına gelerek, "Ey Allah’ın Resûlü! Bizim için Allah’tan (cc) yardım dileyemez misin? Bunların zulmünden kurtulmamız için Allah’a (cc) dua edemez misin?" demişlerdi. Bunun üzerine Resûlullah onlara davalarından vazgeçmemeleri ve sebat göstermeleri için şöyle buyurdu: "<i>Sizden önceki ümmetler içinde öyle (mazlum) kişiler vardı ki müşrikler tarafından yakalanır, onun için yerde bir çukur kazılır, o kişi o çukurun içine gömülürdü. Sonra büyük bir testere getirilir, onun başı üzerine konulurdu da başı iki kısma ayrılırdı. Bir başkasının da demir taraklar ile etinin altındaki kemiği ve sinirleri taranırdı da, bu işkenceler o mümini dininden çeviremezdi. Allah’a (cc) yemin ederim ki, bu din kesinlikle tamamlanacaktır. Öyle ki biniti üzerinde bir kimse (tek başına) San’â’dan Hadramevt’e kadar gidecek de Allah’tan (cc) başka hiçbir şeyden korkmayacaktır... Fakat sizler acele ediyorsunuz!"</i></p>

<p style="text-align:justify">Hz. Peygamber’in (sas) amcasına bu denli kesin cevap verebilmesinin ve ashâbını teselli için anlattığı müminlerin bu derece direnebilmelerinin nedeni imanlarındaki kararlılıktı. Bu örnekler azmin en çarpıcı örnekleridir. Ancak azim ve sebat bir tür taassup, yani körü körüne bir şeye bağlılık demek değildir. Azim, dışarıdan gelen olumsuz şartlara karşı dirençli olma ve şartların değişmesi hâlinde dahi aynı azim ve sebatı gösterebilmektir.</p>

<p style="text-align:justify">Azim ve sebatın kaynağı inançlı olmaktır. Allah’a (cc) gerçek anlamda iman eden kişi ancak inancını koruma uğruna elinden geleni yapma azmini gösterebilir. İmandaki en küçük bir zayıflık kişinin özgüvenini kaybetmesine, hatta inandığı değerlerde şüpheye düşerek gevşemesine ve hidayeti yitirmesine bile neden olabilir. Müslümanlardan istenen dünya menfaatleri ve çekilen sıkıntılar karşısında değişken tutumlar sergilemeleri değil, ebedî olan âhirete imanları gereği, azim ve sabırla özgüvenlerini korumaları ve Allah’ın (cc) rızasını kazanmaya çalışmalarıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Hz. Âdem’den (as) Hz. Peygamber’e (sas) gelinceye dek Allah’ın (cc) bütün elçileri, akıl ve basiretten yoksun kimseler tarafından aynı inkâr, zulüm ve işkencelerle karşılaşmışlardır. Ancak onlar bu sıkıntılar karşısında davalarıyla ilgili herhangi bir gevşekliğe ya da ümitsizliğe kapılıp vazgeçmek yerine Rablerine sığınıp O’ndan (cc) yardım dilemişlerdir. Ateşe atılan Hz. İbrâhim’in (as) son sözü, "Allah (cc) bana yeter. O (cc) ne güzel yardımcıdır." olmuş, düşmanla karşılaşan taraftarlarının panikleyip yenildiklerini kabul etmeleri karşısında Hz. Musa (as), "<i>Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir."</i> diyerek sebat göstermiştir. Peygamberlerin kendilerine inananlarla birlikte Allah (cc) yolunda mücadele ederken takındıkları tavır Kur’an’da şöyle anlatılmıştır: "<i>Nice peygamber, arkasında Allah’a (cc) râm olmuş birçok insanla birlikte (O’nun (cc) yolunda) savaşmak zorunda kaldı. Onlar, Allah (cc) yolunda çektikleri sıkıntılardan dolayı ne korkuya kapıldılar, ne zayıf düştüler ve ne de kendilerini (düşman önünde) küçük düşürdüler. Allah (cc) sabredenleri sever."</i></p>

<p style="text-align:justify">Allah Resûlü (sas) de risâletini tebliğe başladığı ilk günden itibaren bu görevin son anına kadar azmini devam ettirmiştir. İki büyük destekçisi eşi Hz. Hatice (ra) ve amcası Ebû Tâlib’i (ra) kaybetmenin üzüntüsünü üzerinden atamamışken tebliğ için Tâif’e giden Resûlullah (sas), buradaki kötü karşılamaya, taşlanmasına ve ayaklarının kanlar içinde kalmasına rağmen sebatını bozmamış ve ümitsizliğe düşmemişti. Uhud’da ise yaralanması ve etrafında çok az insan kalması bile hezimet anında büyük bir kararlılıkla ashâbını toplayıp bu yenilgiyi zafere dönüştürmesine engel olamamıştı. Huneyn’de düşmanın pususu karşısında panik olan Müslümanlara Kur’an’ın ifadesiyle, yeryüzü bütün genişliğine rağmen dar geldiği anda Allah Resûlü (sas) hem düşman üzerine yürümüş hem de ashâbına kabilelerinin isimleriyle seslenerek toparlanmalarını sağlamıştı. Yine Hz. Peygamber’in (sas) müttefik güçlere karşı giriştiği oldukça sıkıntılı geçen Hendek Savaşı’nda verilen mücadeledeki kararlı tavrı da Kur’an’da Müslümanlar için güzel bir örnek olarak sunulmuştur. Risâlet görevinde pek çok sıkıntı ve zorlukla karşılaşan Hz. Peygamber (sas), kimi zaman bu şekilde sıkıntılara katlanarak kimi zaman da değişik stratejiler belirleyerek amacına ulaşmak için mücadelesini sürdürmüştür. Bu bağlamda önce Habeşistan’a, daha sonra da Medine’ye yapılan hicretler anlamlıdır. Zira yapılan bu hicretler Müslümanlar için sıkıntılardan kaçış olmaktan ziyade davanın tamamlanması yolunda atılan stratejik birer adımdır.</p>

<p style="text-align:justify">Mümin insan, iman konusundaki azim ve sebatını ibadetlerinde de devam ettirmekle yükümlüdür. Yüce Allah’ın (cc), "<i>Allah’a (cc) kulluk et ve O’na (cc) kullukta kararlı ol."</i>  emri, Hz. Peygamber’in (sas) şahsında ilkeli ve sebat içerisinde davranmak her mümin için bir hayat tarzı olarak sunmaktadır. Çünkü Allah’a (cc) kulluk, iman ve amelden oluşan bir bütündür. "<i>Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et."</i>  ve "<i>Sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et."</i>  emirleri de yine onun şahsında bütün Müslümanlara ibadetlerde devamlılığı salık vermektedir. Hz. Peygamber (sas), "Allah (cc) katında amellerin en sevimlisi hangisidir?" sorusunu, "<i>Az da olsa devamlı olanıdır."</i>  şeklinde yanıtlamış, kendisi ibadetlerinde devamlılığa özen göstererek inananlara örnek olmuş ve bu yönde tavsiyelerde bulunmuştur. Bu bağlamda gecesini gündüzünü ibadetle geçiren sahâbî Abdullah b. Amr’a (ra) yaptığı tavsiyeler ibadetlerde sürekliliğin önemini ortaya koyması bakımından dikkat çekicidir. Bir gün Allah Resûlü (sas) ona, "<i>Gündüz oruç tuttuğun, gece ibadetle meşgul olduğun kulağıma geldi, gerçekten öyle mi?"</i>  diye sordu. Abdullah b. Amr (ra), "Evet, Allah’ın Resûlü! (böyle yapıyorum)" diye cevapladı. Efendimiz (sas), "<i>Böyle yapma. Bazen oruç tut, bazen da tutma. Gece ibadet et ama uykunu da al. Çünkü vücudunun sende hakkı var, gözünün sende hakkı var, hanımının sende hakkı var, misafirlerinin sende hakkı var. Her ay üç gün oruç tutman yeterlidir. Çünkü her iyiliğe on kat sevap verilecektir. Bu da yılın tamamını oruçlu geçirmiş olmaktır." </i> buyurdu. Abdullah b. Amr (ra) gücünün kuvvetinin yerinde olduğunu daha fazlasını da yapabileceğini söylediğinde ise ona, Dâvûd Peygamber (as) gibi bir gün oruç tutup bir gün tutmamak suretiyle yılın yarısını oruçlu geçirmesini tavsiye etti. Hz. Peygamber’in (sas) bu uyarılarla dikkat çekmek istediği nokta ibadetlerde ölçülü olunması, az bile olsa devamlılığın sağlanması ve kararlı davranılmasıdır. Aksi takdirde Abdullah b. Amr’ın (ra) yaşlandığında düştüğü duruma düşmek kaçınılmaz olabilir. Gençken güç yetirebildiği bu kadar çok nafile ibadeti yaşlandığında yapamaz hâle geldiğinde Abdullah b. Amr’ın (ra), "Keşke ben, Resûlullah’ın (sas) bana göstermiş olduğu o kolaylığı kabul etseydim. Bakın işte; şimdi yaşlandım ve zayıf düştüm." diyerek hayıflandığı nakledilmektedir. Abdullah b. Amr’ın (ra) düştüğü bu duruma düşmemek ve ibadetlerde devamlılığı sağlayabilmek için de Resûlullah’ın (sas) şu tavsiyesi daima dikkate alınmalıdır: "<i>Ey insanlar! Gücünüzün yeteceği amelleri yapın! Allah (cc) usanmaz ama siz usanırsınız!"</i></p>

<p style="text-align:justify">Azimle davranmak ve sebat göstermek, yüksek bir karakter gerektirir. Mümin insan bu karaktere sahip olmalıdır. İnsan hayatta pek çok sıkıntılarla karşılaşabileceği gibi çok rahat ve refah dönemleri de yaşayabilir. Nitekim Kur’an’da Allah’ın (cc) çeşitli vesilelerle kullarını deneyeceği ifade edilmektedir. Bu tür imtihanlara sabredenler müjdelenirken Allah’tan (cc) bir nimet geldiğinde şımararak Allah’tan (cc) yüz çevirmek de ölçüyü kaçırmak olarak nitelendirilmiş ve bu şekilde istikrarsız davrananlar eleştirilmiştir. "<i>İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken gerek otururken gerekse ayakta iken (her hâlinde bu sıkıntıdan kurtulmak için) bize dua eder. Ama biz onun bu sıkıntısını ondan kaldırdık mı, sanki kendisine dokunan bir sıkıntı için bize hiç yalvarmamış gibi geçer gider. İşte o haddi aşanlara, yapmakta oldukları şeyler böylece süslenmiş (hoş gösterilmiş)tir."</i>  Müslüman kişi her iki durumda da ölçülü ve dengeli davranmalı, sıkıntılar karşısında eğilip bükülse de doğrulmayı ve olgunlaşmayı bilmeli ve azim ve sebatını kaybetmemelidir. Hz. Peygamber (sas) de müminden beklenen bu karakteri şöyle örneklendirmiştir: "<i>Mümin taze bir ekin gibidir. Olgunlaşıncaya kadar rüzgâr onu eğip büker; bazen yere yatırır, bazen de doğrultur (ama o kırılmaz)..."</i>  Allah Resûlü (sas), "<i>Münafık iki sürü arasında dolaşan şaşkın bir koyun gibidir. Bir o sürüye karışır bir bu sürüye karışır, hangi sürünün peşinden gideceğini bilmez."</i>  diyerek de sebatsızlığı ve tereddüdü münafığın özelliği olarak anlatmaktadır. Nitekim Kur’an’da da aynı şekildeki ilkesizlik ve çelişkili davranmak münafıkların ortak özelliği olarak dile getirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Azim ve sebat, iman ve ibadetlerde olduğu kadar insanlarla ilişkilerde de Müslüman’ın en temel tutumlarından biri olmalıdır. Çünkü mümin, imanı ve ameliyle uyumlu bir hayat yaşadığı takdirde Allah’ın (cc) rızasına nail olacaktır. Gerektiğinde imanı için canını ortaya koyabilen, ibadetlerini bir ölçü içerisinde şuurla yerine getiren Müslüman’ın insanlarla ilişkilerinde de aynı derecede ölçülü ve tutarlı olması beklenir. Menfaat elde etmek amacıyla insanlarla ilişkilerinde çelişkili ve tutarsız davranışlar sergilemesi olgun bir Müslüman’a yakışmaz. Böyle bir tavır ancak münafık tavrıdır. Bu nedenledir ki Cenâb-ı Allah (cc) Hz. Peygamber’in (sas) şahsında bütün Müslümanlardan dosdoğru olmalarını istemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Yüce Allah (cc), Elçisi’ni (sas) sıkıntılara karşı sabırlı olmaya çağırarak teskin etmiş, zorluklar karşısında dirençli olması için kendinden önceki ulü’l-azm (azim ve sebat sahibi) peygamberler gibi sabretmesini tavsiye etmiştir. Zira sabır, istikrarı koruyabilmenin en temel yoludur. Sabır, kişinin musibetler karşısında sızlanmayıp güçlü olması, tahammül etmesi, kendisini tutması, sakin olmasıdır. İnsanın karşılaşabileceği zorluklara ve olumsuzluklara karşı dayanıklı olmayı, direnmeyi, metaneti, azmi ve cesareti ifade eder. Sabrın bu gücünden dolayı Kur’an’da Müslümanlara sabretmelerinin yanı sıra sabırda yarışmaları tavsiye edilmiştir. Müslüman inancı ve yaşantısında istikrarı elden bırakmamalı ve bunun için de Hz. Peygamber’in (sas) sık sık yaptığı gibi, "<i>Ey kalpleri (hâlden hâle) değiştiren Allah’ım! Kalbimi dinin üzere sabit kıl." </i>diye dua etmelidir.</p>

<p style="text-align:justify">Aynı şekilde azim, sebat ve sabır için Allah’tan (cc) şu dua ile yardım dilemelidir: "<i>Ey Rabbimiz! Bize zorluklara tahammül gücü (sabır) ver, adımlarımızı sağlam kıl ve hakikati inkâr eden bu topluma karşı bize yardım et!"</i></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Diyanet Hadislerle İslam</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hadislerle İslam</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/azim-ve-sebat-muminin-ayirici-vasfi-1</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/01/azim-ve-sebat-muminin-ayirici-vasfi-1.jpg" type="image/jpeg" length="52428"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Evlenilmesi Yasak Olanlar]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/evlenilmesi-yasak-olanlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/evlenilmesi-yasak-olanlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Evlenmeye teşebbüs etmeden önce, dinimizin kimlerle evlenmeyi yasakladığını öğrenmek, böylece haram işlemekten sakınmak gerekir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"Geçmişte olanlar bir yana, babalarınızın nikâhladığı kadınlarla evlenmeyin; çünkü bu bir edepsizliktir, iğrenç bir şeydir ve kötü bir yoldur." (Nisâ, 4/22)</strong></p>

<p>Toplumsal hayatın temelinde evlenme ve yuva kurma vardır. Bu konuda tarihte bazı sapkın uygulamalar ortaya çıkmıştı. Bunlardan biri de bir erkeğin, babasının diğer hanımlarından biriyle yani kendi üvey annesi ile evlenmesiydi. Kadınları zorlayarak bu evliliği uygulayanlar bulunduğu gibi gönüllü uygulayanlar da vardı. Bu çirkin işi yasaklayan Rabbimiz, insanları edep ve hayâya çağırmıştır. Hayâ sahibi kişi, dinimizin ahlak ve iffet kurallarına göre yaşayan kişidir. Dinimize göre evlenilmesi yasak olanların başında yakın akrabalar vardır ve bunların çoğu bir sonraki ayette tek tek sayılmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Evlenmeye teşebbüs etmeden önce, dinimizin kimlerle evlenmeyi yasakladığını öğrenmek, böylece haram işlemekten sakınmak gerekir. İffet duygusunu kaybeden birinin yapamayacağı kötülük yoktur.</p>

<p><strong>Eb/Âbâ’:</strong> Baba/Babalar.<br />
<strong>Nisâ:</strong> Kadınlar.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bir Ayet</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/evlenilmesi-yasak-olanlar</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 10:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2022/11/evlenilmesi-yasak-olanlar.jpg" type="image/jpeg" length="41141"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Asaletini Desenlerine Yansıtan Müzehhibe: Fatma Rikkat Kunt]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/asaletini-desenlerine-yansitan-muzehhibe-fatma-rikkat-kunt</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/asaletini-desenlerine-yansitan-muzehhibe-fatma-rikkat-kunt" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir Ayet: “Allah’ın boyasıyla boyandık. Boyaca O’ndan daha güzel olan kim vardır? Biz yalnız O’na kulluk ederiz.” (deyin). (Bakara, 2/138)]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tezhip sanatının en önemli ustalarından birisi kabul edilen Fatma Rikkat Kunt, siyaset ve fikir adamı Hüseyin Kazım Kadri Bey’in kızı olarak 27 Nisan 1903’te Beylerbeyi’nde dünyaya gelmiştir. Usta sanatçı gençliğinde Mehmet Akif Ersoy’dan Türkçe ve Edebiyat, Ali Sami Boyar’dan resim dersi almıştır. Ayrıca Tuğrakeş İsmail Hakkı Altunbezer’den tezhip; Mehmed Necmeddin Okyay’dan klasik cilt, ebru ve ahar eğitimi alan sanatçı, Vasıf Sedef’ten ise sedefkârlık eğitim almıştır. Hayatı boyunca sergi açmayan Fatma Rikkat Kunt, 1948’de Mehmed Necmeddin Okyay’ın akademiden emekliye ayrılmasıyla tezhip ve çini desenleri hocası olmuştur. Sanatçı; 40 yılı aşan sanat hayatında kıta, levha ve hilye-i nebevi olarak sayısız eser tezhip etmiş, Türk tezhip sanatının klasik yolda canlı kalması ve öğretilmesinde önemli rol oynamıştır. Minyatür çalışmalara da imza atan sanatçı, her eseri için yeniden desen çizerek tezhibin ana kaidelerini korumaya dikkat etmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p><strong>Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim. (İbn Hanbel, II, 381</strong></p>

<hr />
<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Takvimi</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/asaletini-desenlerine-yansitan-muzehhibe-fatma-rikkat-kunt</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/mehmet/takvim-2026/haziran-28.jpg" type="image/jpeg" length="50487"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İnsani Sorumluluk: Büyük Emanet]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/insani-sorumluluk-buyuk-emanet-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/insani-sorumluluk-buyuk-emanet-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kendilerinden sorumluluk kaldırılan üç grup insan hangileridir? Kulun Allah'a (cc) karşı sorumlulukları nelerdir? Kişinin bedenine karşı sorunlulukları nelerdir? Aile bireylerinin birbirlerine karşı olan sorumlulukları nelerdir? Komşuların birbirlerine karşı sorumlulukları nelerdir? Bireyin çevresindeki canlılara karşı olan sorumlulukları nelerdir?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>"عَنْ عَلِيٍّ عَنِ النَّبِيِّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ: "رُفِعَ الْقَلَمُ عَنْ ثَلاَثَةٍ: عَنِ النَّائِمِ حَتَّى يَسْتَيْقِظَ، وَعَنِ الصَّبِيِّ حَتَّى يَحْتَلِمَ، وَعَنِ الْمَجْنُونِ حَتَّى يَعْقِلَ</p>

<p>***</p>

<p style="text-align:justify">Hz. Ali’den (ra) rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmuştur:</p>

<p style="text-align:justify"><i>“Üç grup insandan sorumluluk kaldırılmıştır: Uyanıncaya kadar uyuyandan, buluğa erinceye kadar çocuktan ve aklı başına gelinceye delirenden.”</i></p>

<p style="text-align:justify">(D4403 Ebû Dâvûd, Hudûd, 17; T1423 Tirmizî, Hudûd, 1)</p>

<p>***</p>

<p>حَدَّثَنَا زَكَرِيَّاءُ قَالَ سَمِعْتُ عَامِرًا يَقُولُ سَمِعْتُ النُّعْمَانَ بْنَ بَشِيرٍ (رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ) عَنِ النَّبِيِّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ "مَثَلُ الْقَائِمِ عَلَى حُدُودِ اللَّهِ وَالْوَاقِعِ فِيهَا كَمَثَلِ قَوْمٍ اسْتَهَمُوا عَلَى سَفِينَةٍ، فَأَصَابَ بَعْضُهُمْ أَعْلاَهَا وَبَعْضُهُمْ أَسْفَلَهَا، فَكَانَ الَّذِينَ فِى أَسْفَلِهَا إِذَا اسْتَقَوْا مِنَ الْمَاءِ مَرُّوا عَلَى مَنْ فَوْقَهُمْ فَقَالُوا لَوْ أَنَّا خَرَقْنَا فِى نَصِيبِنَا خَرْقًا، وَلَمْ نُؤْذِ مَنْ فَوْقَنَا. فَإِنْ "يَتْرُكُوهُمْ وَمَا أَرَادُوا هَلَكُوا جَمِيعًا، وَإِنْ أَخَذُوا عَلَى أَيْدِيهِمْ نَجَوْا وَنَجَوْا جَمِيعًا</p>

<p style="text-align:justify">Nu’man b. Beşîr’den (ra) nakledildiğine göre Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmuştur:<i>“</i></p>

<p style="text-align:justify"><i>Allah Teâlâ'nın koymuş olduğu sınırlara uygun yaşayanlar ile bu sınırları ihlâl eden kimselerin durumu, bir gemiye binmiş, gemi içerisindeki yerleri kura ile belirlenmiş iki grup insanın durumuna benzer; Bunlardan bir kısmı geminin alt tarafında, bir kısmı da üst tarafında yolculuk etmeye hak kazanmıştır. Alt kattakiler (su ihtiyaçlarını karşılamak için) üsttekilerin yanına giderler. (Bir süre sonra), "(Sudan) nasibimizi almak için (geminin altından) bir delik açsak da yukarıdakileri rahatsız etmesek." derler. Eğer yukarıda bulunanlar aşağıdakilerin isteklerini yapmalarına izin verirlerse gemidekiler hep birlikte helâk olur. Fakat onlara engel olurlarsa hem onlar hem de kendileri kurtulur.”</i></p>

<p style="text-align:justify">(B2493 Buhârî, Şirket, 6)</p>

<p>***</p>

<p>"عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : "كَفَى بِالْمَرْءِ إِثْمًا أَنْ يُضَيِّعَ مَنْ يَقُوتُ</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Abdullah b. Amr’ın (ra) naklettiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur:</p>

<p style="text-align:justify"><i>“Bakmakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal etmesi, kişiye günah olarak yeter.”</i></p>

<p style="text-align:justify">(D1692 Ebû Dâvûd, Zekât, 45)</p>

<p>***</p>

<p>"عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ (رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ) : أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) يَقُول: "كُلُّكُمْ رَاعٍ وَمَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، فَالْإِمَامُ رَاعٍ، وَهْوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، وَالرَّجُلُ فِى أَهْلِهِ رَاعٍ وَهْوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، وَالْمَرْأَةُ فِى بَيْتِ زَوْجِهَا رَاعِيَةٌ وَهْيَ مَسْئُولَةٌ عَنْ رَعِيَّتِهَا، وَالْخَادِمُ فِى مَالِ سَيِّدِهِ ﴿رَاعٍ﴾، وَهْوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ</p>

<p style="text-align:justify">Abdullah b. Ömer’in (ra) işittiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur:</p>

<p style="text-align:justify"><i>“Hepiniz sorumlusunuz ve hepiniz yönettiklerinizden mesulsünüz. Devlet başkanı bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür. Evin beyi bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür. Evin hanımı da bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür. Hizmetçi de efendisinin malı üzerinde bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür.”</i></p>

<p style="text-align:justify">(B2409 Buhârî, İstikrâz, 20)</p>

<p>***</p>

<p>"عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : "مَثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِى تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ مَثَلُ الْجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ الْجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالْحُمَّى</p>

<p style="text-align:justify">Nu’mân b. Beşîr’in (ra) naklettiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: <i>“Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer.”</i></p>

<p style="text-align:justify">(M6586 Müslim, Birr, 66)</p>

<p>***</p>

<p style="text-align:justify">Hz. Peygamber (sas), câhiliye karanlığındaki kalplere iman nurunu yerleştirmek için elinden gelen gayreti gösteriyordu. Bir yandan hâl ve hareketleriyle getirdiği hidayeti yaşayarak sunarken bir yandan da üstün hitabet yeteneğiyle ilâhî mesajı en hikmetli kelimelere döküyordu. Bir gün insan ve toplum için hayatî bir önem taşıyan ‘sorumluluk’ duygusunu ashâbına şu örnekle anlatmıştı:<i>“Allah Teâlâ'nın (cc) koymuş olduğu sınırlara uygun yaşayanlar ile bu sınırları ihlâl eden kimselerin durumu, bir gemiye binmiş, gemi içerisindeki yerleri kura ile belirlenmiş iki grup insanın durumuna benzer; Bunlardan bir kısmı geminin alt tarafında, bir kısmı da üst tarafında yolculuk etmeye hak kazanmıştır. Alt kattakiler (su ihtiyaçlarını karşılamak için) üsttekilerin yanına giderler. (Bir süre sonra) "(Sudan) nasibimizi almak için (geminin altından) bir delik açsak da yukarıdakileri rahatsız etmesek" derler.”</i> Allah Resûlü (sas), sözlerine bu gemide bulunan bütün insanların huzur içerisinde yaşamalarının yoluna işaret ederek devam etti: <i>“Eğer yukarıda bulunanlar aşağıdakilerin isteklerini yapmalarına izin verirlerse gemidekiler hep birlikte helâk olur. Fakat onlara engel olurlarsa hem onlar hem de kendileri kurtulur.”</i> </p>

<p style="text-align:justify">Allah Resûlü’nün (sas) gemi hadisindeki benzetmesiyle insanlara aktardığı ‘sorumluluk bilinci’, esasında tüm varlıklardan farklı donanıma sahip olarak yaratılan insana has bir duygudur. Zira insanı eşsiz güzellikte yaratan Yüce Allah (cc) ona şeref vermiş ve onu yarattıklarının pek çoğundan üstün kılmış, çeşitli nimetlerle rızıklandırmış, kâinatı onun hizmetine vermiştir. Yüce Yaratan (cc), diğer canlılardan farklı olarak ‘akıl’ ve ‘irade’ vermek suretiyle insanı, çeşitli kabiliyetlerle donatmış; ona, verdiği kararı uygulayabilme özgürlüğünü sunmuştur. Bütün bunları bahşettikten sonra, <i>“İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder?”</i> diyerek ona dünya hayatında sorumsuz bırakılmayacağını bildirmiş, kendisine çeşitli görevler yüklemiştir. Koyduğu düzen içinde huzurla yaşaması için ona doğru yolu göstererek bazı sınırlar koymuş, emir ve yasaklar belirlemiştir. İnsan da göklerin, yerin ve heybetli dağların dahi üstlenmekten çekindiği ‘emanet’i, yani Allah’a (cc) kul olma sorumluluğunu akıllı, irade sahibi, düşünen, gören ve işiten bir varlık olarak kabul etmiştir. Böylece Allah’a (cc) bir anlamda söz vererek sözünü yerine getirmekle yükümlü olan sorumlu bir varlık, yani ‘mükellef’ olmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">Sorumluluk, insan hayatına yön veren, onu amaçsız yaşamaktan kurtaran bir rehberdir. Sadece duyguya dayalı bir iç ses değil, aynı zamanda bir düşünme faaliyeti ve bilinç düzeyidir. Dolayısıyla her ne kadar sorumluluk duygusu insanın fıtratında varsa da bunun körelmesi ya da geliştirilmesi insanın elindedir. Sorumluluk duygusu gelişmiş kişiler ellerindeki nimetlerle birlikte bazı vazifeleri de yüklendiklerinin, kazandıkları birtakım hakların yanında sorumluluklar taşıdıklarının farkında olur ve bunları ifâ ettikçe huzur ve saadete ererken, yerine getirmedikleri her görev onları derin bir huzursuzluğa sevk eder.</p>

<p style="text-align:justify">Fıtrat dini olan İslâm, insanı sorumlu bir varlık olarak kabul ederken öncelikle ona yerine getirmesi gereken görevlerin bildirilmesini zorunlu görmüş ve bunun mümkün olmadığı durumlarda insanlardan sorumluluğu kaldırmıştır. <i>“Her nefis, kazandığına (amellerine) karşılık bir rehindir.”</i>  buyurarak kullarına ‘sorumlu’ olduklarını hatırlatan Allah Teâlâ (cc), dinini, beklentilerini, emir ve yasaklarını bildiren bir peygamber göndermedikçe kimseye azap etmeyeceğini bildirmiştir. Çünkü bilgi sorumluluk gerektirir, bilmeyenin sorumluluğu yalnızca kendisine verilen imkânlar ölçüsünde araştırıp öğrenmektir. Bilginin varlığı ise akılla olur. Bu nedenle, Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmuştur: <i>“Üç grup insandan sorumluluk kaldırılmıştır: Uyanıncaya kadar uyuyandan, buluğa erinceye kadar çocuktan ve aklı başına gelinceye kadar delirenden.”</i>  Nebevî ahlâkla yetişen sahâbenin de uygulamalarında bu prensibi gözettiği görülmektedir. Nitekim Hz. Ömer’in (sas) halifeliği zamanında Şam’da bir kimse zina ettiğini beyan etmiş ve kendisine bunun haram olduğu bildirilince şaşırmıştı. Bunun üzerine Şam valisi Saîd b. Müseyyeb, Hz. Ömer’e (ra) bu adamın durumunu sormak üzere bir mektup gönderdi. Hz. Ömer, "Eğer Allah’ın (cc) zinayı haram kıldığını bilerek bu suçu işlemişse ona ceza uygulayın, bilmiyorsa haram olduğunu ona bildirin ve suçunu tekrar ederse onu cezalandırın." diye cevap vermişti.</p>

<p style="text-align:justify">Allah Teâlâ’nın (cc) akıl ve irade sahibi kullarına yüklediği sorumluluklar ancak onların güçlerinin yettiği kadardır. Hz. Peygamber’in (sas) bildirdiği üzere, kullarını en iyi tanıyan ve onların zorluk çekmelerine razı olmayan Yüce Yaratan (cc), unutarak ya da hatayla yaptığı günahlardan dolayı onları sorumlu tutmamış, kalplerinden geçirdikleri kötü düşünceleri fiile dönüştürmedikleri takdirde onları affedeceğini söylemiştir. Allah Teâlâ (cc), zor durumda kalan kullarına haram olan şeylerden ihtiyaçlarını giderecek miktarda kullanmalarına izin vermiştir. Kullarından söz verip de güç yetiremediği için bu sözü tutamayanı mazur görmüş, ve onlara şu duayı öğretmiştir: <i>“Ey Rabbimiz! Unutur ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme!”</i>  Allah Resûlü (sas) de Allah’a (cc) iman ve dinin emirlerini yerine getirme hususunda kendisine biat eden Medineli kadınlara güçlerinin yettiği konularda bağlılık yemini etmelerini salık vermiştir.</p>

<p style="text-align:justify">İstisnai ve zorunlu bazı durumlar hâricinde insan, sorumluluğu sürekli olan bir varlıktır ve onun sorumlulukları kendisini yaratan Rabbinden (cc) başlar. İnsanın ilk ve en büyük sorumluluğu Rabbine (cc) karşıdır. Allah Teâlâ’nın (cc), "<i>İşte bu Kur'an; kendisiyle uyarılsınlar, Allah'ın (cc) ancak tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara (gönderilmiş) bir bildiridir.”</i>  sözleriyle ortaya koyduğu üzere bu sorumluluk, kulun kendisini yaratan Rabbinin varlığını ve birliğini kabul ederek O’na (cc) ortak koşmadan inanmasıdır. İnancının gereği olan yaşam tarzını benimsemesi, Allah Teâlâ’nın (cc) koyduğu sınırları koruması, emir ve yasaklarına riayet etmesi; dahası bütün bunları kuru bir mecburiyet duygusuyla değil samimi bir mesuliyet hissiyle, yerine getirmesidir. Rabbini ve O’na (cc) olan sorumluluklarını daima hatırında tutması, bu şuurla yaşamasıdır. Bu bilinçle yaşadığı zaman elde edeceği mükâfat ise Allah Resûlü (sas) tarafından şu şekilde bildirilmektedir:</p>

<p style="text-align:justify">Resûlullah (sas) bir gün Muâz b. Cebel (ra) ile binek üzerinde yolculuk yapmaktaydı. Yol arkadaşına, <i>“Allah'ın (cc) kulları üzerindeki hakkı nedir, bilir misin?”</i> diye sordu. Muâz b. Cebel (ra), 'Allah (cc) ve Resûlü (sas) daha iyi bilir." diyerek karşılık verdi. Hz. Peygamber (sas), <i>“Allah'ın (cc) kulları üzerindeki hakkı, insanların O'na (cc) kulluk etmeleri ve hiçbir şeyi O'na (cc) ortak koşmamalarıdır.”</i>  buyurdu. Sonra devam etti ve şöyle dedi: <i>“Bunu yaptıkları takdirde kulların Allah (cc) üzerinde hakkı nedir, bilir misin?”</i>  Muâz (ra) yine sözü ona bırakınca Allah Resûlü (sas), <i>“Allah'ın (cc) onlara azap etmemesidir.” </i>buyurdu.</p>

<p style="text-align:justify">Bir defasında da Cebrail’in (as) bir insan suretinde gelerek sorduğu, ‘İhsan nedir?’ sorusuna Resûlullah’ın (sas)  verdiği, <i>“İhsan, Allah'ı (cc) görüyormuşçasına O'na (cc) kulluk etmendir. Sen O'nu (cc) göremesen de O (cc), seni görmektedir.”</i>  cevabı, Allah’a (cc) olan sorumluluk bilincini yaşatmanın sırrını özetlemektedir. Allah’a (cc) karşı sorumluluk bilinciyle yaşamak, kişinin Allah’tan (cc) geldiğinin, O’na (cc) ait olduğunun ve nihayetinde O’na (cc) döneceğinin farkında olmasıdır. Ne zaman ve nerede olursa olsun her şeyi gören, duyan ve bilen Allah’ın (cc) kendisiyle beraber olduğunu hatırında tutmasıdır. Bu bilinçle hayatına yön vermesi, attığı her adımı bu şuurla atması ve tüm amellerini bu idrakle yapmasıdır. O’nun (cc) dilediği gibi bir kul olarak yaşayıp razı olacağı şekilde O’na (cc) kavuşmasıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Oldukça geniş olan sorumluluk alanı öncelikle kişinin kendisinden başlar. İnsan, bedeninin ve ruhunun ihtiyacını karşılayarak kendisine gereken özeni göstermekle yükümlüdür. Sevgili Peygamberimiz (sas), ashâbına da gerekli gördüğü durumlarda bu yükümlülüğü hatırlatmıştır. Nitekim sahâbeden Abdullah b. Amr (ra), Allah’a (cc) daha yakın olma arzusuyla her gün oruç tutmaya çalışıyor, gecelerini de namaz kılarak geçiriyordu. Bu hâlinden haberdar olduğunda Allah Resûlü (sas) ona şunları söyledi: <i>“Ey Abdullah b. Amr, duydum ki gündüzleri oruç tutup geceleri namaz kılıyormuşsun. Sakın böyle yapma. Çünkü bedeninin senin üzerinde hakkı vardır, gözlerinin senin üzerinde hakkı vardır ve eşinin de senin üzerinde hakkı vardır.”</i> </p>

<p style="text-align:justify">Rabbine karşı sorumlu olan insan, O’nun (cc) emaneti olan bedenine karşı da sorumludur. Bu nedenle bedenine iyi bakmalı, onun yeme, içme, dinlenme gibi ihtiyaçlarını zamanında görmeli ve sağlığına dikkat etmelidir. Aynı şekilde mânevî ihtiyaçlarının olduğunu unutmamalı, ruh sağlığını da korumalıdır. Ruh sağlığının temini öncelikle Allah’a (cc) ortak koşmadan, tam bir teslimiyetle inanmayı gerektirir. Çünkü gönüller ancak yaratılışının doğasına uygun olan İslâm ile ve Allah’ı (cc) anmakla huzur bulur. Hayatının devamı, kendisinden istenen amelleri yerine getirebilmesi ve zamanı geldiğinde de emanetini sağlıkla teslim edebilmesi, kişinin bedenen ve ruhen sağlıklı bir yaşam sürmesiyle mümkündür. Bunlara özen gösteren kişi, yaşamı için vazgeçilmez olan aklını, dinini, malını ve şerefini koruma sorumluluğunu da yerine getirmiş olur.</p>

<p style="text-align:justify">Kendine karşı görevlerini yerine getiren insan, diğer sorumlulukları da yüklenmeye hazır hâle gelir. <i>“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.”</i>  âyeti gereği, ailesinin hem bugününü hem de geleceğini düşünmek Müslüman’ın diğer sorumluluk alanını oluşturur. Kişinin en yakın çevresini oluşturan aile, toplumu meydana getiren en küçük birim ve eğitimin başladığı yer olması bakımından da önemlidir. Sağlıklı ve huzurlu bir toplum ancak böyle bir ortamda yetişen bireylerden ve bu bireylerin oluşturduğu ailelerden meydana gelir. Nitekim Hz. Peygamber (sas), <i>“Sizin en hayırlınız ailesine karşı en hayırlı olanınızdır.”</i>  buyurarak hayırlı bir insan olmanın aileye karşı tutumla alâkalı olduğunu ifade etmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Sorumluluklar, sahip olunan haklarla ilişkili olduğundan, bu iki kavram birlikte düşünülmeli ve hakların sorumlulukları doğurduğu dikkate alınmalıdır. Zira insanların birbirleri üzerindeki hakları onların karşılıklı sorumluluk alanlarını oluşturmaktadır. Bu durum aile için de geçerlidir. Aile içinde her ferdin belli rolleri ve bu rollere uygun maddî ve mânevî hak ve sorumlulukları vardır. <i>“Sizin hanımlarınız üzerinde hakkınız olduğu gibi onların da sizin üzerinizde hakları vardır.” </i>diyerek eşlerin birbirleri üzerinde hakkı olduğunu bildiren Allah Resûlü (sas) bu haklara saygı gösterilmesini istemiş, hanımların daha hassas yaratılışta olduğuna dikkat çekerek onlara iyi davranmayı tavsiye etmiştir. Birbirlerinin ihtiyaçlarını gidermek, mutluluklarını, hüzünlerini paylaşmak, zorlukları birlikte göğüslemek suretiyle her konuda birbirine destek olan eşler, sevgi ve saygı çerçevesinde muhabbet dolu bir aile ortamı oluşturur ve kendileri üzerinde hakkı olan çocuklarını bu nezih ortamda yetiştirirler. Onların eğitim, barınma, giyim ve yeme-içme gibi maddî ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra onlara güzel ahlâk aşılama, duygusal ve ruhsal destek sunma, dini sevdirme, kulluğu öğretme gibi mânevî sorumluluklar da yüklenirler. Zira dinimizde her ne kadar sorumluluğun bireyselliği esas olsa da, anne ve baba bulûğ çağına ermemiş çocuklarının yaşantısından sorumlu tutulmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">Kişinin sorumluluklarının önemli bir bölümü anne ve babasıyla ilgilidir. Zira kendilerinin her türlü ihtiyacıyla ilgilenerek daima onlara rahat bir hayat sunma gayretinde olan ebeveynler, çocuklarının üzerinde en çok emeği olan insanlardır. Bu nedenledir ki Allah Teâlâ (cc), Kur’ân-ı Kerîm’de kendisine hiçbir şekilde ortak koşulmamasını emrettikten hemen sonra anne babaya iyilik edilmesini istemiştir. Resûl-i Ekrem’e (sas) gelerek iyi muamele görmeyi en çok kimin hak ettiğini soran adama Allah Resûlü (sas) üç defa, <i>“Annen.”</i> cevabını vermiş, <i>“Sonra baban, sonra da (sırasıyla) sana en yakın olanlardır.” </i>diyerek insanın öncelikle anne ve babasına karşı sorumlu olduğunu hatırlatmıştır. Kişi, kendisini dünyaya getiren, şefkatle besleyip büyüten, nazını çeken ve onu türlü zorluklara katlanarak yetiştiren ebeveynine karşı daima saygılı olmalı, onlara iyi davranmalı, kendilerine değer verdiğini her fırsatta belli etmelidir. Özellikle yaşlanıp ilgiye çok daha muhtaç hâle geldiklerinde kendilerine hassas davranmalı, onları asla incitmemelidir. Allah Teâlâ’nın (cc) bu konudaki emri gayet açıktır: <i>“Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine "öf!" bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle.”</i> </p>

<p style="text-align:justify">Peygamber Efendimiz (sas), Yüce Yaratan’ın (cc) rızasının anne babayı hoşnut etmekten geçtiğini bildirmiştir. Evlâdın maddî anlamda da ebeveynini koruması ve onları kimseye muhtaç etmemesi gerekir. Zira kişi, eşi ve çocuklarına olduğu gibi anne ve babasına bakmakla da yükümlüdür. <i>“Bakmakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal etmesi, kişiye günah olarak yeter.”</i>  sözleriyle müminleri uyaran Rahmet Elçisi (sas), putperest olan annesinin kendisini görmek isteğiyle yanına geldiğini söyleyen Hz. Ebû Bekir’in (ra) kızı Esmâ’ya onunla ilgilenmesi gerektiğini bildirerek farklı din ya da inançlara mensup olmalarının anne babaya olan bu sorumluluğu düşürmeyeceğine dikkat çekmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Allah Teâlâ (cc), akrabalık bağlarının canlı tutulmasına özen gösterilmesini istemiş, pek çok âyette bu konunun önemine işaret etmiştir. Öyle ki akrabalık ilişkilerini devam ettirenle ilişkilerini sürdüreceğini, onları ihmal edenle de ilişkisini keseceğini, ayrıca dünya ve âhirette kendisini cezalandıracağını bildirmiştir. Akrabalık ilişkilerine özen göstermesiyle bilinen Hz. Peygamber (sas) de sıla-i rahîmin gereği üzerinde önemle durmuş, bu ilişkileri canlı tutmanın aile içinde sevginin artıp malın çoğalmasına ve ömrün bereketlenmesine vesile olduğunu ifade etmiştir. İnsanlığın bu güzide rehberi, <i>“Veren el üstündür. Vermeye, geçimini sağlamakla yükümlü olduğun kimselerden başla. Annene, babana, kız ve erkek kardeşlerine yardım et, sonra yakınlık durumuna göre devam et.”</i> buyurmuştur. Böylece mânevî paylaşımların yanı sıra maddî yardımlarda da akrabalara öncelik verilmesi gerektiğini bildirmiştir. Nitekim kişinin işlediği suçun diyetini verme ya da öldüğünde borçlarını ödeme sorumluluğu onun en yakınları olan akrabalarına aittir.</p>

<p style="text-align:justify">İnsanın sorumlu olduğu alanlardan biri de içinde yaşadığı toplumdur.<i>“Müminler ancak kardeştirler.”</i>  âyetiyle ifade edildiği üzere toplum, insanın en geniş ailesidir. Bu ailede yaşayan insanın toplumun tüm bireylerine karşı ayrı ayrı sorumlulukları vardır. Kan bağı olan kişilerin ardından insan, her an yanı başında hazır bulunan komşularına karşı sorumludur. Zira kişinin sevincinin de üzüntüsünün de ilk şahitleri olan komşular aynı zamanda bir sıkıntı ya da ihtiyaç hâlinde varılacak ilk kapılardır. </p>

<p style="text-align:justify">Allah Resûlü (sas), <i>“Komşusunun, şerrinden emin olmadığı kimse cennete giremez.”</i>  uyarısıyla, herkese olduğu gibi Müslüman’ın en yakınındaki komşularına güven vermesinin önemine işaret etmiştir. Zira sevgi ve saygıya dayalı bir ilişkinin temini için güven şarttır. Bu güveni sağladıktan sonra, bir ihtiyacı olup olmadığını sorarak hatta hayatın acı tatlı anlarını birlikte paylaşarak komşuluk ilişkilerini yaşatmak gerekir. <i>“Yanı başındaki komşusu açken tok yatan kimse, iman etmemiştir.”</i> diyen Allah Resûlü (sas), Müslümanlara komşuyu gözetme sorumluluğunu yüklerken, <i>“Kim Allah"a ve âhiret gününe iman ederse komşusuna iyilik etsin!”</i>  buyurarak bu önemli vazifenin imanın gereklerinden olduğunu hatırlatmıştır. Hatta Cenâb-ı Hakk’ın bu konudaki hassasiyetini ifade etmek üzere, <i>“Cebrail bana komşu hakkına saygı göstermeyi o kadar çok tavsiye etti ki komşunun komşuya mirasçı kılınacağını zannettim.”</i> buyurmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">En yakınından en uzağına bütün komşularıyla iyi ilişkiler kurmakla görevli olan bireyler, toplumun zayıf kesimini oluşturan yetimler, öksüzler, kimsesizler ve muhtaç durumda olanların yeme içme, barınma gibi fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak; eğitim imkânları sağlamak ve psikolojik destek sunmak suretiyle onları topluma kazandırmakla yükümlüdür. Zira bu kişiler toplum için birer emanet olduğundan özenle korunmaya ve bakılmaya muhtaçtır. Kur’ân-ı Kerîm’de öksüz ve yetimlerin hakkına dikkat edilmesi gerektiği vurgulanmış, onların mallarını haksız yere almak yasaklanmış ve böyle davrananlara ağır cezalar öngörülmüştür. Nitekim Allah Resûlü (sas) de henüz reşit olmamış yetimlerin mallarının korunup gözetilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Öksüz ve yetimlerin mallarını yemenin helâk edici şeylerden olduğunu bildiren Resûlullah (sas), şefkate en çok ihtiyacı olan bu yavruların başını okşayana dokunduğu saç teli sayısınca iyilik yazıldığını müjdelemiş ve bu şekilde yetimlere iyilik yapanlarla kendisinin cennette yan yana bulunacağını bildirmiştir. Böylece Sevgili Peygamberimiz (sas), gönülleri yaralı bu kimselere eksikliğini duydukları sevgi ve merhamet gibi duygularla yaklaşmak gerektiğini vurgulamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Öksüz ve yetimleri gözetmenin yanı sıra toplumdaki diğer ihtiyaç sahipleri de unutulmamalıdır. Nitekim Allah Teâlâ (cc), mallarda muhtaç ve yoksul durumda olanlar için hak olduğunu bildirerek, muhtaç durumda olanlara yapılan harcamanın, bir anlamda onlara kendi haklarını iade etmek olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca muhtaç kimselerin yardımına koşmak, Kur’ân-ı Kerîm’de Allah’a (cc) karşı sorumluluk bilinci içerisinde yaşayan müminlerin özellikleri arasında sayılmıştır. Allah’a (cc) karşı sorumluluk bilinci en fazla olan Resûlullah (sas), peygamber olmadan önce olduğu gibi sonrasında da topluma karşı sorumluluklarını en güzel şekilde yerine getiren bir örnek olmuştur. Müslüman kardeşinin ihtiyacını karşılayan ve onun yanında olanın mükâfatının Allah (cc) tarafından fazlasıyla karşılanacağını bildiren Allah Resûlü (sas), ihtiyaç sahiplerine yardım edenlerin âhirette mükâfatlandırılacağını müjdelemiştir. Ayrıca dul kadınların ve fakirlerin nafakası için çalışan kişinin Allah (cc) yolunda savaşan mücahid ya da gecelerini ibadetle gündüzlerini oruçla geçiren kimse gibi olduğunu söylemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Ne kadar sorumluluk sahibi olursa olsun, kişinin bireysel olarak yapabilecekleri sınırlıdır. Toplumsal sorumlulukların tamamını kendi başına yerine getirmesi mümkün değildir. Bu nedenle insanlar toplumsal dayanışma ve işbirliği içerisinde huzurlu bir toplum için birlikte çaba sarf etmelidirler. Allah’ın (cc) yeryüzündeki halifesi konumunda olan insanoğlu, Rabbinin kendisine sunduğu hayatı yine O’nun (cc) razı olacağı şekilde imar etmek ve yönetmekle görevlidir. Bu görev gereği toplumu oluşturan her birey, kurulan düzende üzerine düşeni en güzel şekilde yapmak durumundadır. Allah Resûlü (sas), herkesin bulunduğu mevkide görevlerinin olduğunu bildirerek, sorumluluk paylaşımının her düzeyde gerçekleşmesi gerektiğini şu şekilde dile getirmiştir: <i>“Hepiniz sorumlusunuz ve hepiniz yönettiklerinizden mesulsünüz. Devlet başkanı bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür. Evin beyi bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür. Evin hanımı da bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür. Hizmetçi de efendisinin malı üzerinde bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür.”</i> </p>

<p style="text-align:justify">Sağlıklı ve huzurlu bir toplumun teşekkülü ancak sorumluluklarının farkında olup bunları yerine getirme çabasında olan bireylerle mümkündür ki, bu sıfatları taşıyan ‘örnek bir toplum’ oluşturmak Müslümanların yükümlülükleri arasındadır. Nitekim Allah Teâlâ (cc), <i>“Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber (sas) de size bir şahit (ve örnek) olsun diye sizi mutedil bir ümmet kıldık.”</i>  buyurmuş ve<i>“Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder; kötülükten meneder ve Allah'a (cc) inanırsınız.”</i>  âyetiyle de Müslüman ümmete sorumluluklarını bildirmiştir. Örnek toplumun oluşması için her iş, bu işe lâyık olan kimseye verilerek adalete riayet edilmeli ve herkes işini iyi yapmalıdır. Hz. Peygamber’in (sas) inanmayanlar için aşırı derecede üzüntü duyması ve hayata veda ederken ashâbına, <i>“(Size dini tam anlamıyla) Tebliğ ettim mi?”</i> diye ısrarla sorması onun ‘Allah’ın Elçisi (sas)’ olarak bu görevindeki hassasiyetini ve sorumluluk şuurunu göstermektedir. Bu bilinçle yaşayarak insanlara örnek olan Peygamberimiz (sas), kendisine verilen görevi hakkıyla yerine getiren kimseleri övmüştür.</p>

<p style="text-align:justify">İdeal bir toplumun oluşması insanların birlik, beraberlik ve dayanışmanın hâkim kılındığı sağlam bir mânevî yapı içerisinde bulunmalarına bağlıdır. Bu da ancak beşerî ilişkilerin canlı tutulduğu, mânevî değerlerin önemini koruduğu ve ‘Müslüman’ adına yaraşır şekilde, karşılıklı güven esasına dayanan bir toplum oluşturmakla mümkündür. Allah Resûlü’nün (sas) misafiri ağırlamak, iyi ve güzel söz söylemek, komşuya ikramda bulunmak gibi sıradan görünen birtakım fiillerin imanın gereği olduğunu bildirmesinin amacı, toplumsal ilişkilerin sağlıklı bir şekilde devamını sağlamaktır. Bu doğrultuda affetmek, kimse için kin beslememek, küskünleri barıştırmak, hediyeleşmek gibi insanlar arasında sevgi ve beraberliği artıracak davranışlar teşvik eden Resûlullah (sas), Müslümanların kıskançlık, dargınlık, birbirine sırt çevirme gibi birliği bozacak her türlü davranıştan uzak kalarak kardeş olmalarını istemiştir. Zira İslâm toplumunu oluşturan üyelerin bir binanın taşları gibi sıkı sıkıya bağlı olması gerektiğini ifade eden Allah Resûlü (sas), Müslümanları şöyle tasvir etmektedir: <i>“Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer.”</i> </p>

<p style="text-align:justify">Bu inanca sahip olan Müslüman bir yandan kendi hayatını düzenlerken bir yandan da çevresinde olup bitenleri takip eder. İyi ya da kötü, yaşanan her olaydan toplumun tamamının etkileneceğini bilir. Bu yüzden kendisinin iyiliği kadar toplumun da iyiliğini düşünür, kendi mutluluğu için çalıştığı kadar etrafındakiler için de çalışır. Hz. Peygamber’in (sas) gemi benzetmesindeki uyarısını hatırlayarak bencilliğinden sıyrılır ve gördüğü eksiklikleri gidermeye, yanlışları düzeltmeye çalışır. Zira inanan kimse çevresindeki olumsuzluklar karşısında duyarsız kalamaz. İnsanı yaratan, dolayısıyla onun hataya olan meylini en iyi bilen Allah Teâlâ (cc), iyiliği emredip kötülüğe engel olma sorumluluğu üzerinde ısrarla durmuş, geçmiş ümmetlerin bu sorumluluğu yerine getirmediklerinden dolayı helâk olduklarını belirterek Müslümanlara şu tavsiyede bulunmuştur: <i>“Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun.”</i>  Allah Resûlü (sas) de bu konuda titiz davranmış ve şöyle buyurmuştur: <i>“Sizden herhangi biriniz bir kötülük görürse onu hemen eliyle değiştirsin. Buna gücü yetmiyorsa diliyle değiştirsin, ona da gücü yetmiyorsa kalbiyle tavır koysun. Bu ise, en azından yapılması gerekendir.”</i>  İşte bütün bunlar, kişinin sorumluluk alanının ne kadar geniş olduğunu göstermekte, yanlış olana müdahale etmenin de insanın yükümlülükleri arasında bulunduğunu bildirmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Bireyin Rabbinden başlayarak kendisine, aile ve akrabasına, topluma karşı genişleyen sorumluluk halkası diğer canlılar ve içinde yaşadığı cansız çevre ile tamamlanır. İnsan, çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak için emrine verilen hayvanlara karşı merhametli olmalıdır. Hayvanlarla ilişkilerde, hangi amaç için kullanılırsa kullanılsın onları ürkütmemek ve onlara eziyet etmemek temel ilkedir. Hz. Peygamber’in (sas), bir köpeğe su vermesinden dolayı günahkâr bir kimsenin Allah’ın (cc) affına mazhar olacağını söylemesi, bir kediyi hapsederek ölene dek aç bırakan kişinin ise cehenneme gireceğini bildirmesi bu prensibin gereğidir. Hayvanlara iyi davranmayı teşvik eden Resûlullah (sas), <i>“Bu dilsiz hayvanlar hakkında Allah'tan (cc) korkunuz. Onlara (binmeye) elverişli hâllerinde bininiz ve onları (yenmeye) elverişli hâllerinde yiyiniz.”</i>  buyurmuş, onların doğasına aykırı şekilde kullanılmasını ve sırf eğlenme maksadıyla hedef yapılmasını da yasaklamıştır. Kendisine, "Yâ Resûlallah, hayvanlara iyilik etmede de bizim için ecir var mı?" şeklinde yöneltilen soruya, <i>“Her canlıya iyilik için ecir vardır.”</i>  diye cevap vererek tüm canlılara karşı merhametli davranma sorumluluğunu hatırlatmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Sorumluluğun diğer yönünü insanın içinde yaşadığı tabiata karşı görevleri oluşturur. Bitkiler, hayvanlar ve diğer canlılarla ortak yaşam alanı olan tabiatta mevcut dengeyi korumak da insanın yükümlülükleri arasındadır. Nitekim Allah Teâlâ (cc), söz konusu dengeyi korumak konusunda insanları uyarmaktadır: <i>“O (Allah) </i>(cc)<i> göğü yükseltti ve dengeyi koydu. Sakın dengeyi bozmayın.” </i> Bunun için insan, kendisi kadar diğer canlıların, hatta sonraki nesillerin de kullanma hakkı olan tabiatın kaynaklarını ölçülü kullanmak durumundadır. Bu doğrultuda Allah Resûlü (sas) akan bir nehirden abdest alırken dahi israf edilmemesini tavsiye etmiştir. Medine’yi ‘Harem bölge’ (sit alanı) ilân ederek burada avlanmayı ve ağaç kesmeyi yasaklamış, ashâbını ağaç dikmeye teşvik etmiştir. Ayrıca çevrenin temiz tutulmasına büyük önem vermiş, özellikle canlıların yaşam kaynağı olan su kaynaklarının kirletilmemesi gerektiğini vurgulayarak insanın çevresine karşı sorumlulukları üzerinde durmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">Sorumluluk bilincine sahip olan bir mümin, diğer insanlardan farklı olarak, yukarıda bahsedilen tüm görevleri ifa ettiği takdirde vicdanen rahatlamanın yanı sıra, Rabbinin rızasına erişeceğini; aksi hâlde ise huzursuzluğun yanı sıra ihmallerinin dünyevî ve uhrevî neticelerine katlanmak zorunda olduğunu bilir. İnanan insan, inancının gereğini yerine getirmekle ve günü geldiğinde hesap vermekle yükümlü olduğunun bilincindedir. Zira her sorumluluk hesap vermeyi gerektirir. Her insan günü geldiğinde yükümlülüklerini hakkıyla yerine getirip getirmediğinden sorgulanacak, bunun karşılığında mükâfat veya cezayla karşılaşacaktır. Çünkü Allah Teâlâ’nın (cc), <i>“İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "İman ettik." demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?”</i>  âyetinde bildirdiği üzere Müslüman olmak şehâdet getirmekten ibaret değildir. ‘Müslüman’ adını taşımak, dinin gerektirdiği yükümlülüklerin bilincinde olmak suretiyle dille söyleneni kalbe yerleştirmeyi ve bu doğrultuda yaşamayı gerektirir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak:</strong> Diyanet Hadislerle İslam</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hadislerle İslam</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/insani-sorumluluk-buyuk-emanet-1</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/01/insani-sorumluluk-buyuk-emanet.jpg" type="image/jpeg" length="57394"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Allah'ın Koyduğu Sınırları Aşmamak]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/allahin-koydugu-sinirlari-asmamak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/allahin-koydugu-sinirlari-asmamak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Allah Teâlâ’nın (cc) apaçık hükümleri karşısında mümine düşen görev, bunları yerine getirmektir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>"Kim de Allah’a (cc) ve peygamberine (sas) itaatsizlik eder ve sınırlarını aşarsa Allah (cc) onu, devamlı kalacağı bir ateşe sokar, onun için alçaltıcı bir azap vardır. " (Nisâ, 4/14)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mirasla ilgili hükümler Kur’an’da en detaylı açıklanan hükümlerdendir. Önceki ayetlerde yetimler ve miras ile ilgili hükümler bildirildikten sonra, Allah’ın (cc) hükümlerine tabi olanların cennete gidecekleri bildirilmiştir. Bu ayette ise Allah’ın (cc) belirlediği ve Resûlullah’ın (sas) bildirdiği apaçık hükümlere aykırı hareket edenlerin azaba uğrayacakları anlatılmaktadır. Allah’ın (cc) hükümleri, çizilmiş sınırlar gibidir. Nasıl ki geçilmesi yasak bir çizgiyi aşan kişi cezayı hak ederse, dinî hükümlere uymayanlar ve karşı gelenler de bunun asıl cezasını ahirette çekeceklerdir.</p>

<p>Allah Teâlâ’nın (cc) apaçık hükümleri karşısında mümine düşen görev, bunları yerine getirmektir.</p>

<p><strong>Hudûdullâh:</strong> Allah’ın (cc) koyduğu ve belirlediği hükümler, sınırlar.<br />
<strong>Mühîn:</strong> Alçaltıcı, rezil eden.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bir Ayet</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/allahin-koydugu-sinirlari-asmamak</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2022/11/allahin-koydugu-sinirlari-asmamak.jpg" type="image/jpeg" length="89937"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nuh Tufanı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/nuh-tufani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/nuh-tufani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir Hadis: Allah’ım! Verdiğin nimetin yok olup gitmesinden, lutfettiğin afiyetin bozulmasından, ansızın vereceğin cezadan ve senin gazabını üzerime çekecek her şeyden sana sığınırım. (Müslim, Zikir, 96)]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hz. Nûh’un (as) kavmi, tevhid inancından uzak, putperest bir hayat yaşamaktaydı. Nûh (as) kavmini Allah’tan başkasına kulluk etmeme konusunda uyarmış, aksi takdirde başlarına gelecek azabı kendilerine haber vermişti. Kavminin putperestlikten vazgeçmemesi üzerine Allah, Hz. Nûh’un bir gemi yapmasını ve o gemide canlıların her birinden birer çift ile “haklarında hüküm verilmiş olanlar dışında” ailesini ve iman edenleri gemiye bindirmesini emretmiştir. İlahi azap gelince göğün kapıları açılmış, yerin kaynakları fışkırmış, göğün ve yerin suları birleşmiş, gemi azgın suların üzerinde yüzerken Nûh (as) ve beraberindekiler kurtulmuştur. Nûh’un (as) eşi ve bir oğlu dâhil inanmayanların hepsi boğulmuştur. Bir süre sonra “Ey yer suyunu yut, ey gök suyunu tut!” denilmek suretiyle tufan sona erince gemi Cûdî’ye oturmuş ve Nûh’a (as), “Ey Nûh! Sana ve seninle birlikte olanlara bizden selam ve bereketle gemiden in!..” (Hûd, 11/48) denilmiştir. Zikredilen Nûh Kıssası, Hûd Suresinde nakledilmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p><strong>Allah’ı unutan, bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar gerçekten yoldan çıkmışlardır. (Haşr, 59/19)</strong></p>

<hr />
<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Takvimi</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/nuh-tufani</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/mehmet/takvim-2026/haziran-27.jpg" type="image/jpeg" length="12372"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pendik’te 12 hafız icazet aldı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/pendikte-12-hafiz-icazet-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/pendikte-12-hafiz-icazet-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’un Pendik İlçesindeki İbrahim Hakkı Erzurumi Kur’an Kursu’nda hafızlık eğitimlerini tamamlayan 12 öğrenci için “İcazet Merasimi” düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Pendik’te Diyanet İşleri Başkanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı iş birliği protokolü çerçevesinde yürütülen "Örgün Eğitimle Birlikte Hafızlık Projesi" kapsamında Sezai Karakoç İmam Hatip Ortaokulu’nda eğitim gören 12 hafız öğrenci için “İcazet Merasimi” gerçekleştirildi.</p>

<p>İbrahim Hakkı Erzurumi Camii’nde düzenlenen merasim, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı.</p>

<p><img alt="Pendik’te 12 Hafız Icazet Aldı02" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/pendikte-12-hafiz-icazet-aldi02.jpg" width="1280" /></p>

<p>Merasimin açışında konuşan Pendik İlçe Müftüsü Musa Bilgiç, “Evlatlarımızı, hafız olma yolunda her türlü gayreti göstererek Kur’an-ı Kerim’i hıfz ettikleri için tebrik ediyorum. Yavrularımıza eğitim hayatlarında başarılar diliyorum." dedi.</p>

<p><img alt="Pendik’te 12 Hafız Icazet Aldı03 (1)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/pendikte-12-hafiz-icazet-aldi03-1.jpg" width="1280" /></p>

<p>Pendik İlçe Milli Eğitim Müdürü Ertan Saygın, örgün öğrenimle ile birlikte bu başarıyı gösterdikleri için hafız öğrencileri tebrik etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Merasim, Talip Akbal'ın yaptığını duanın ardından sona erdi.</p>

<p><img alt="Pendik’te 12 Hafız Icazet Aldı03" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/pendikte-12-hafiz-icazet-aldi03.jpg" width="1280" /></p>

<p>Merasimin ardından öğrencilere çeşitli hediyeler verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>İstanbul Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/pendikte-12-hafiz-icazet-aldi</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 19:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/pendikte-12-hafiz-icazet-aldi00.jpg" type="image/jpeg" length="95222"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Camilerde vatandaşlara aşure ikram edildi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/camilerde-vatandaslara-asure-ikram-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/camilerde-vatandaslara-asure-ikram-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yurt genelindeki camilerde Cuma namazı sonrası muharrem ayı dolayısıyla vatandaşlara aşure dağıtıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yurt genelindeki camilerde muharrem ayı dolayısıyla vatandaşlara aşure ikramında bulunuldu.</p>

<h3><strong>Adıyaman</strong></h3>

<p>Adıyaman İl Müftülüğü ile Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) Adıyaman Şubesi tarafından Muharrem ayı dolayısıyla Emir Sultan Camii'nde cuma namazı sonrası cemaate aşure ikramında bulunuldu, kitap hediye edildi.</p>

<p><img alt="Adıyaman Aşure" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/adiyaman-asure.jpg" width="1280" /></p>

<p>Etkinlik kapsamında vatandaşlara Diyanet İşleri Başkanlığı yayınlarından kitaplar da hediye edildi.</p>

<p>Adıyaman İl Müftüsü Dr. Mehmet Reşat Şavlı da aşure dağıtımına katılarak vatandaşlara ikramda bulundu. Şavlı, Muharrem ayının birlik, beraberlik, paylaşma ve kardeşlik duygularını pekiştiren önemli bir zaman dilimi olduğunu belirterek, bu tür programların toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini ifade etti.</p>

<p><img alt="Adıyaman Aşure 2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/adiyaman-asure-2.jpg" width="1280" /></p>

<h3><strong>Çankırı</strong></h3>

<p>Ankara Vakıflar Bölge Müdürlüğünce tarihi Sultan Süleyman Camii bahçesinde stant kuruldu. Cuma namazının ardından burada vatandaşlara aşure ikram edildi.</p>

<p>İl Müftülüğü tarafından Ahmet Yesevi Camii'nde düzenlenen programda ise cuma namazı öncesi Mevlid-i Şerif okutuldu.</p>

<p><img alt="Çankırı Aşure 3" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/cankiri-asure-3.jpg" width="1280" /></p>

<p>Cuma namazının ardından Vali Hüseyin Çakırtaş, İl Müftüsü Mehmet Şahin ile kurum müdürlerinin katıldığı programda yaklaşık 1500 kişiye aşure dağıtıldı.</p>

<p><img alt="Çankırı Aşure 2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/cankiri-asure-2.jpg" width="1280" /></p>

<h3><strong>Kastamonu</strong></h3>

<p>Kastamonu Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından Nasrullah Camii'nde cuma namazı sonrası düzenlenen programda, 2 bin 600 kişiye aşure ikram edildi.</p>

<p>Kastamonu Vakıflar Bölge Müdürü Halil Alper, gazetecilere muharrem ayının bereketi ve kardeşlik kültürünü vatandaşlarla birlikte yaşadıklarını söyledi.</p>

<p><img alt="Kastamonu 2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/kastamonu-2.jpg" width="1280" /></p>

<p>Vakıf geleneğini yaşatmak amacıyla çalışma yaptıklarını anlatan Alper, "Vakıflar Bölge Müdürlüğü olarak Kastamonu, Bartın, Karabük ve Zonguldak'ta bulunan tarihi camilerimizde cuma çıkışında aşure ikramında bulunuyoruz. Toplamda 6 bin 500 vatandaşımıza aşure ikram ederek paylaşmanın, dayanışmanın ve kardeşliğin bereketini hep birlikte yaşıyoruz." ifadesini kullandı.</p>

<h3><strong>İstanbul</strong></h3>

<p>Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Eminönü'nde geleneksel aşure dağıtımı gerçekleştirildi.</p>

<p>Vakıflar 1. Bölge Müdürlüğü koordinesinde Yeni Cami Meydanı'nda düzenlenen aşure dağıtım etkinliği, Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından edilen dualarla başladı.</p>

<p><img alt="Istanbul-16" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/istanbul-16.jpg" width="1280" /></p>

<p>İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Gözen, Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan ile Vakıflar 1. Bölge Müdürlüğü çalışanları ve Mısır Çarşısı esnafı, vatandaşlara aşure dağıttı.</p>

<h3><strong>Trakya</strong></h3>

<p>Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ'da muharrem ayı dolayısıyla vatandaşlara aşure dağıtıldı.</p>

<p>Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünce Meydan Mahallesi'ndeki Şeyh Kabuli Mustafa Er Rifai Efendi Türbesi'nde düzenlenen aşure dağıtım programında, Kur'an-ı Kerim tilavetinin ardından dua edildi.</p>

<p><img alt="Trakya-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/trakya-1.jpg" width="1280" /></p>

<p>İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal Soytürk, programda yaptığı konuşmada, muharrem ayının manevi ikliminde Kerbela şehitlerini rahmet ve hürmetle andıklarını söyledi.</p>

<p>Muharrem ayının sabrın, teslimiyetin, paylaşmanın ve kardeşliğin en güçlü şekilde idrak edildiği müstesna bir zaman dilimi olduğunu belirten Soytürk, aşurenin ise birlik, bereket ve dayanışmanın en güzel sembollerinden olduğunu ifade etti.</p>

<p><img alt="Kastamonu-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/kastamonu-1.jpg" width="1280" /></p>

<p>Kırklareli'nde, Edirne Vakıflar Bölge Müdürlüğünce Hızırbey Camisi avlusunda kurulan stantta cuma namazının ardından vatandaşlara aşure ikram edildi. İkrama vatandaşlar ilgi gösterirken, zaman zaman uzun kuyruklar oluştu.</p>

<p>Tekirdağ'da da Vakıflar İstanbul 1. Bölge Müdürlüğünce Orta Camii'nde cuma namazının ardından vatandaşlara aşure dağıtıldı.</p>

<h3><strong>Kırşehir</strong></h3>

<p>Valilik, Vakıflar Bölge Müdürlüğü ve İl Müftülüğü tarafından muharrem ayı dolayısıyla aşure ikramında bulunuldu.</p>

<p>Hoca Ahmet Yesevi Camii'nde cuma namazı çıkışında düzenlenen etkinliğe Vali Murat Sefa Demiryürek, İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Eyüp Temur, okul müdürleri ve daire amirleri katıldı.</p>

<p><img alt="Kırşehir Aşure" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/kirsehir-asure.jpg" width="1280" /></p>

<p>Programda vatandaşlara aşure ikram edildi.</p>

<p>Vali Demiryürek, mübarek cuma günü ve muharrem ayı dolayısıyla aşure ikramı gerçekleştirildiğini söyledi.</p>

<p>Vatandaşa ve esnafa aşure ikram edildiğini, paylaşma ve dayanışmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getiren Demiryürek, hazırlanmasında ve dağıtımında emeği geçenlere, katkı sunanlara teşekkür etti.</p>

<h3><strong>Ordu</strong></h3>

<p>Ordu Müftülüğü ile Türkiye Diyanet Vakfı Ordu Şubesi işbirliğinde, Altınordu ilçesindeki Atik İbrahim Paşa Camii önünde 600 kişiye aşure ikram edildi.</p>

<p><img alt="Ordu Aşure" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/ordu-asure.jpg" width="1280" /></p>

<p>Altınordu Belediyesince de ilçenin farklı noktalarında kurulan stantlarda vatandaşlara aşure dağıtıldı.</p>

<h3><strong>Trabzon</strong></h3>

<p>Fatih Büyük Camii önünde İl Müftülüğü ve Türkiye Diyanet Vakfı Trabzon Şubesince kurulan çadırda görevliler, 700 kişiye aşure ikramında bulundu.</p>

<p>Programa katılan Vali Tahir Şahin ve İl Müftüsü İsmail Çiçek, vatandaşlarla bir süre sohbet etti.</p>

<p><img alt="Trabzon Aşure 1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/trabzon-asure-1.jpg" width="1280" /></p>

<p>Karadeniz Teknik Üniversitesince de "Aşure berekettir, paylaşmaktır, kardeşliktir" temalı program düzenlendi.</p>

<p>Rektör Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı, Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı önünde gerçekleştirilen etkinlikte, akademik ve idari personel ile öğrencilere aşure dağıttı.</p>

<h3><strong>Erzurum</strong></h3>

<p>Tekman İlçe Müftülüğü tarafından Merkez Eski Camii'nde Kur'an-ı Kerim Ziyafeti ve aşure ikramı programı düzenlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kur'an-ı Kerim tilavetleriyle başlayan programda konuşan Tekman İlçe Müftüsü Ömer Aydın, Kur'an-ı Kerim'in bireysel ve toplumsal hayattaki önemine dikkat çekerek, bu tür programların Kur'an'a olan sevgi ve bağlılığın güçlenmesine vesile olduğunu ifade etti.</p>

<p><img alt="Tekman Asure ," class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/tekman-asure.jpg" width="1280" /></p>

<p>Programa Tekman Kaymakamı Hüseyin Demirkol, kurum amirleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, din görevlileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>

<p>Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği program, yapılan dua ile sona erdi. Cuma namazının ardından katılımcılara aşure ikramında bulunuldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>TEŞKİLAT HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/camilerde-vatandaslara-asure-ikram-edildi</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 16:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/cankiri-asure-1.jpg" type="image/jpeg" length="58795"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[26 Haziran 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/26-haziran-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/26-haziran-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 26 Haziran 2026 tarihli ve "Aile Olmak" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3><strong>AİLE OLMAK</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p><strong>“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için eşler yaratması, aranızda sevgi ve merhamet var etmesi Allah’ın varlığının ve kudretinin delillerindendir. </strong><strong>Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/26-haziran-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a> </strong>ayet-i kerimesinde ifade edildiği üzere, ilahi rahmetin yeryüzündeki tecellilerinden biri de ailedir.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Aile, İslam’ın ilkelerini belirlediği nikâh akdiyle kurulan huzur ve muhabbet yuvasıdır. Sıkıntıların birlikte omuzlandığı; kederlerin paylaşıldığı, sevinçlerin çoğaltıldığı huzur ocağıdır. Aile; bizleri, günahlardan uzak tutan güvenli bir sığınaktır. Millî ve manevi değerlerimizi kuşaktan kuşağa aktarmamıza vesile olan bir müessesedir.</p>

<h3><strong>Değerli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Aile olmak, sadece aynı mekânı paylaşmak değildir. Aile olmak, dünyayı da ahireti de cennete çevirmek için el ele verebilmektir. İyi günde olduğu gibi kötü günde de birlik ve beraberliği güçlü kılabilmektir. Aile olmak, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in örnekliğini hayatımıza yansıtabilmektir. Onun gibi, elinden ve dilinden emin olunan güvenilir bir eş olabilmektir. Kızını ayakta karşılayıp yerini ona ikram eden vefakâr bir baba olabilmektir. Namazdayken omuzlarına çıkan torunlarının oyunlarını bozmamak için secdesini uzatan müşfik bir dede olabilmektir. Yetim ve öksüzlere hamilik yapan, kimsesiz çocuklara aile sıcaklığını hissettiren merhametli bir insan olabilmektir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müminler!</strong></h3>

<p>Her geçen gün, aile değerlerimiz örselenmekte; evlilikler, külfetli hale getirilmekte; bekârlık ve evlilik dışı hayat teşvik edilmektedir. İnancımızda rızkın Allah’a ait olduğu<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/26-haziran-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title="">[2]</a> vurgulanmasına rağmen, ‘çocuk sahibi olmanın hayatı zorlaştırdığı’ söylemleri günden güne artmaktadır. Hâlbuki devletlerin geleceği; ailenin kurulmasına, korunmasına ve güçlendirilmesine bağlıdır. Milletlerin en büyük sermayesi, milli ve manevi değerleriyle yetişen nesillerdir. Bu sebeple, göz aydınlığı evlatlarımızın evliliklerine yardımcı olmak, sadece anne ve babaların değil bütün toplumun ortak sorumluluğudur. Diyanet İşleri Başkanlığımız da bu sorumluluğun bir gereği olarak müftülüklerimiz marifetiyle nikâh merasimleri icra etmektedir.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, <strong>“Nikâhın en hayırlısı, en kolay olanıdır”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/26-haziran-2026-cuma-hutbesi#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a></strong> tavsiyesini kendimize düstur edinelim. Gösteriş ve israfa dayalı nişan, nikâh ve düğün merasimleriyle gençlerimizin ve ailelerimizin omuzlarına ağır yükler yüklemeyelim. Hanelerimizi huzur ve güvenin kaynağı haline getirelim. Rabbimizin lütfu olan çocuklarımızı bereket vesilesi olarak görelim.</p>

<p>Hutbemizi, Allah Resûlü (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: <strong>“</strong><strong>Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en iyi olanınızdır. İçinizde ailesine karşı en iyi olan da benim!</strong><strong>”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/26-haziran-2026-cuma-hutbesi#_edn4" name="_ednref4" title=""><strong>[4]</strong></a></strong></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/26-haziran-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Rûm, 30/21.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/26-haziran-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Hûd, 11/6.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/26-haziran-2026-cuma-hutbesi#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Ebû Dâvûd, Nikâh, 30-31.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/26-haziran-2026-cuma-hutbesi#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> İbn Mâce, Nikâh, 50.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/26-haziran-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/V9DodozH6G0/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="80105"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aşure kazanları bolluk ve bereket için kaynıyor]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/asure-kazanlari-bolluk-ve-bereket-icin-kayniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/asure-kazanlari-bolluk-ve-bereket-icin-kayniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Asırlardır paylaşmanın simgesi kabul edilen aşure geleneği, muharrem ayında yaşatılıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM FOTO</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/asure-kazanlari-bolluk-ve-bereket-icin-kayniyor</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/a-s-u-r-e-5.jpg" type="image/jpeg" length="52725"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Han Yunus'ta yıkımın gölgesinde günlük yaşam]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/han-yunusta-yikimin-golgesinde-gunluk-yasam</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/han-yunusta-yikimin-golgesinde-gunluk-yasam" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Abluka altındaki Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kentinde yaşayan Filistinliler, İsrail saldırılarının geride bıraktığı ağır yıkımın ortasında yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Temel ihtiyaçlardan yoksun kalan aileler, yıkılan evlerinin yakınında kurdukları derme çatma çadırlarda ve ağır hasarlı binalarda zorlu koşullar altında günlük yaşam mücadelesi veriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM FOTO</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/han-yunusta-yikimin-golgesinde-gunluk-yasam</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 16:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/han-yunus-yasam-5.jpg" type="image/jpeg" length="58210"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Lübnan'ın Kalile beldesindeki yıkım görüntülendi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/lubnanin-kalile-beldesindeki-yikim-goruntulendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/lubnanin-kalile-beldesindeki-yikim-goruntulendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşgalci İsrail Lübnan'ın güneyindeki Kalile beldesine düzenlediği hava saldırıları sonucu bölgedeki birçok yapı ağır hasara uğradı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İşgalci İsrail Lübnan'ın güneyindeki Kalile beldesine düzenlediği hava saldırıları sonucu bölgedeki birçok yapı ağır hasara uğradı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saldırıların ardından beldede oluşan yıkım görüntülendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/lubnanin-kalile-beldesindeki-yikim-goruntulendi</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 16:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/israil-saldirisi-5.jpg" type="image/jpeg" length="59672"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[19 Haziran 2026 Tarihli Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/19-haziran-2026-tarihli-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/19-haziran-2026-tarihli-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 19 Haziran 2026 tarihli ve "Birlikte Rahmet Vardır" konulu Cuma hutbesi yayını]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Hutbe Ayet 2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/hutbe-ayet-2.webp" width="1280" /></p>

<h3 style="text-align:center"><strong>BİRLİKTE RAHMET VARDIR</strong></h3>

<p><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></p>

<p>Yüce Rabbimizin saygı duyulmasını emrettiği dört aydan<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/19-haziran-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title="">[1]</a> biri olan, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, <strong>“Hürmete layık”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/19-haziran-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title=""><sup><strong><sup>[2]</sup></strong></sup></a></strong> olarak zikrettiği Muharrem ayının manevi iklimi içerisindeyiz. Resûl-i Ekrem (s.a.s), <strong>“Ramazan’dan sonra tutulan en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/19-haziran-2026-cuma-hutbesi#_edn3" name="_ednref3" title=""><sup><strong><sup>[3]</sup></strong></sup></a></strong> buyurarak, bu mübarek ayın; ibadet ve taatle, hamd ve şükürle, tövbe ve istiğfarla değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatmıştır.</p>

<p><strong>Aziz Müminler!</strong></p>

<p>Önümüzdeki perşembe Âşûrâ gününü idrak edeceğiz. Birçok peygamberin hayatında önemli gelişmelere sahne olan Âşûrâ günü; ne hazindir ki, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, <strong>“Cennet gençlerinin efendisi”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/19-haziran-2026-cuma-hutbesi#_edn4" name="_ednref4" title=""><sup><strong><sup>[4]</sup></strong></sup></a> </strong>diyerek övdüğü, torunu Hz. Hüseyin Efendimiz ile çoğu Ehl-i Beyt’e mensup yetmişi aşkın Müslümanın Kerbelâ’da acımasızca şehit edildiği gündür.</p>

<p><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></p>

<p>Kerbelâ, müminlere; birlik ve beraberlik içinde hareket etmeyi, ayrılık ve gayrılığa düşmemeyi hatırlatır. Hak ve hakikati ayakta tutmayı, adaletten ve iyilikten ayrılmamayı anlatır. Kerbelâ, aramıza fitne ve fesat tohumu ekmek, kardeşi kardeşe kırdırmak isteyenlere karşı feraset ve basiretle davranmamızı tavsiye eder. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, <strong>“Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/19-haziran-2026-cuma-hutbesi#_edn5" name="_ednref5" title=""><strong>[5]</strong></a></strong> uyarısına kulak vermemizi; sevinci ve nimeti paylaştığımız gibi hüznü ve meşakkati de paylaşmamızı telkin eder.</p>

<p><strong>Değerli Müminler!</strong></p>

<p>Bugün, inananları; acı ve gözyaşına mahkûm etmek, İslam beldelerinin yer altı ve yer üstü zenginliklerini sömürmek isteyen zalimler, başta Gazze ve Filistin olmak üzere birçok farklı coğrafyada yeni Kerbelâlar yaşanması için her türlü yolu denemektedir. Ümmet-i Muhammed olarak bizler de bir daha aynı hüznü yaşamak ve şer odaklarını sevindirmek istemiyorsak, aramızdaki ihtilafları derinleştirmek yerine ortak paydada buluşmanın yollarını aramalıyız. Zira Rabbimiz bir, Peygamberimiz bir, Kitabımız bir, Kıblemiz birdir. Cenâb-ı Hakk’ın, <strong>“Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/19-haziran-2026-cuma-hutbesi#_edn6" name="_ednref6" title=""><strong>[6]</strong></a></strong> emri gereğince birbirimize kenetlenmeli; İslam kardeşliğine zarar verecek her türlü söz, tutum ve davranıştan kaçınmalıyız.</p>

<p>Bu vesileyle, başta Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt-i Mustafa olmak üzere; din, vatan ve mukaddesat uğruna canlarını feda eden bütün şehitlerimizi rahmetle yâd ediyoruz.</p>

<p>Hutbemizi, Allah Resûlü (s.a.s)’in şu uyarısı ile bitiriyoruz: <strong>“</strong><strong>Birbirinize nefret ve düşmanlık beslemeyin. Birbirinize haset etmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun…”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/19-haziran-2026-cuma-hutbesi#_edn7" name="_ednref7" title=""><sup><strong><sup>[7]</sup></strong></sup></a></strong></p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/19-haziran-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Tevbe, 9/36.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/19-haziran-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Müslim, Sıyâm, 203.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/19-haziran-2026-cuma-hutbesi#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Müslim, Sıyâm, 202.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/19-haziran-2026-cuma-hutbesi#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Tirmizî, Menâkıb, 30.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/19-haziran-2026-cuma-hutbesi#_ednref5" name="_edn5" title="">[5]</a> İbn Hanbel, IV, 278.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/19-haziran-2026-cuma-hutbesi#_ednref6" name="_edn6" title="">[6]</a> Âl-i İmrân, 3/105.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/19-haziran-2026-cuma-hutbesi#_ednref7" name="_edn7" title="">[7]</a> Buhârî, Edeb, 62.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/19-haziran-2026-tarihli-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 09:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/cuma-hutbesi-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="94775"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[12 Haziran 2026 Tarihli Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/12-haziran-2026-tarihli-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/12-haziran-2026-tarihli-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 12 Haziran 2026 tarihli ve "Hicri Yeni Yıla Girerken" konulu Cuma hutbesi yayını]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Tarih: 12.06.2026</strong></h2>

<p><img alt="12 Haziran Hutbe-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/12-haziran-hutbe-1.webp" width="1280" /></p>

<p></p>

<h3 style="text-align:center"><strong>HİCRİ YENİ YILA GİRERKEN</strong></h3>

<p><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İslam’ın ilk yıllarında müminler, Mekkeli müşriklerin günden güne artan eza ve cefasına, işkence ve boykotuna maruz kalmışlardır. Müslümanlar, yaşadıkları bütün zorluklara rağmen imanlarından asla taviz vermemişlerdir. Nihayet Peygamber Efendimiz (s.a.s) ve ashâb-ı güzîn, Cenâb-ı Hakk’ın emriyle, Mekke’den Medine’ye hicret etmişlerdir. İşte bu yıl, daha sonra hicri takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir.</p>

<p><strong>Aziz Müminler!</strong></p>

<p>Hicret, yalnızca bir yerden başka bir yere göç etmek değildir. Hicret, Allah ve Resûlünün rızasını her şeyden üstün tutma idealidir. Hakka yönelmenin ve hakikate sımsıkı bağlanmanın gayretidir. Nefsin gayr-ı meşru istek ve arzularından, şeytanın bitmek bilmeyen vesveselerinden uzaklaşıp salih ameller ve güzel ahlakla dolu bir ömür geçirme azmidir. Hicret, hata ve günahlardan tövbe edip Yüce Rabbimizin engin rahmet ve mağfiretine sığınma çabasıdır. Haramlardan helallere, kötülüklerden iyiliklere doğru adım atma kararlılığıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s), <strong>“Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların zarar görmediği kişidir. Muhacir ise, Allah’ın yasaklarını terk eden kimsedir”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/12-haziran-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[i]</strong></a> </strong>buyurarak bu hususa dikkatlerimizi çekmektedir.</p>

<p><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></p>

<p>Her birimizin, gerçekleştireceği bir hicreti mutlaka vardır. Yeter ki, hatalarımızı fark edip yanlışlarımızla yüzleşelim. Kendimizle barışık olalım. Fıtratımızın sesine kulak verelim. Yaratılış gayemizi hatırımızdan çıkarmayalım.</p>

<p><strong>Değerli Kardeşlerim!</strong></p>

<p>Müslümanın hicreti; kibirden tevazua, öfkeden merhamete, bencillikten diğerkâmlığa, zulümden adalete, karamsarlıktan umuda doğru yol almasıdır.</p>

<p>Müslümanın hicreti; yalan, iftira, fitne ve gıybet gibi dilin afetlerinden uzaklaşıp; doğruluğu, kardeşliği ve muhabbeti kuşanmasıdır.</p>

<p>Müslümanın hicreti; nefsini ve neslini, sapkın fikirlerden, bâtıl ideolojilerden ve yanlış yönelişlerden koruması; dinine, değerlerine, kültürüne ve örfüne uygun bir ömür sürmesidir.</p>

<p>Müslümanın hicreti; alkol, zina, faiz, rüşvet, stokçuluk ve karaborsacılık gibi huzur ve güveni zedeleyen haramlara tevessül etmemesi, helallerle yetinmesidir.</p>

<p>Müslümanın hicreti; kul ve kamu hakkını ihlal edecek her türlü günahtan uzak durması; sözüne, davranışlarına ve işine dikkat etmesidir.</p>

<p><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></p>

<p>Müslümanlara düşen; hicri yeni yılda, hicretin anlam ve önemini yeniden kavramaları, içinde bulundukları dönemi doğru okumaları, hayatlarının muhasebesini yaparak geleceğe yön vermeleri olmalıdır. İslam kardeşliğini esas almaları, birbirlerine kenetlenmeleri, maddi ve manevi imkânlarını birbirleriyle paylaşmaları olmalıdır.</p>

<p>Bu vesileyle, önümüzdeki salı günü idrak edeceğimiz hicri yeni yılımızın; mazlumların yüzlerinin gülmesine, insanlığın huzura ermesine, birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin pekişmesine vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz.</p>

<p>Hutbemizi, şu ayet-i kerimenin mealiyle bitiriyoruz: <strong>“İman edip hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler, muhacirleri barındırıp yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin dostlarıdır…”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/12-haziran-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[ii]</strong></a></strong></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/12-haziran-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[i]</a> Buhârî, Îmân, 4.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/12-haziran-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title="">[ii]</a> Enfâl, 8/72.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/12-haziran-2026-tarihli-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/cuma-hutbesi-youtube-kapak-1.jpg" type="image/jpeg" length="44732"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Köstence’deki Kral Camii ziyaretçilerin ilgi odağı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/kostencedeki-kral-camii-ziyaretcilerin-ilgi-odagi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/kostencedeki-kral-camii-ziyaretcilerin-ilgi-odagi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Romanya'nın Köstence kentinde, 1913 yılında Romanya Kralı I. Carol tarafından yaptırılan ve Romanya'nın ilk betonarme binası olan Kral Camii, hem mimarisi hem de tarihi önemiyle ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Osmanlı mimarisinden izler taşıyan caminin 47 metre yüksekliğindeki minaresine çıkan ziyaretçiler, Karadeniz kıyısındaki Köstence'nin panoramik manzarasını seyredebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Günümüzde ibadete açık olan camide, Müslümanlar namazlarını kılmayı sürdürürken, yapı aynı zamanda şehrin en önemli turistik mekanlarından biri olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/kostencedeki-kral-camii-ziyaretcilerin-ilgi-odagi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/kostence-kral-cami-11.jpg" type="image/jpeg" length="46364"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[5 Haziran 2026 Tarihli Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/5-haziran-2026-tarihli-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/5-haziran-2026-tarihli-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 5 Haziran 2026 tarihli ve "Duyarlılık" konulu Cuma hutbesi yayını]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Tarih: 05.06.2026</strong></h2>

<p><img alt="C U M A H U T B E S I-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/c-u-m-a-h-u-t-b-e-s-i-1.webp" width="1280" /></p>

<h3 style="text-align:center"><strong>DUYARLILIK</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Mutlu bir insan, huzurlu bir toplum için gerekli olan erdemlerden biri de duyarlılıktır. Duyarlılık, kendimiz için istediğimiz iyilikleri başkaları için de istemektir. Sorumluluklarımızı fark edip onları yerine getirmenin gayretinde olmaktır. Duyarlılık, insanların can ve malını, kendi can ve malımız gibi kıymetli; insanların izzet ve şerefini, kendi izzet ve şerefimiz gibi mukaddes bilmektir.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Ailemize, toplumumuza ve bütün insanlara karşı duyarlı olmak, Müslüman olmamızın bir gereğidir. Yüce Rabbimiz, <strong>“Ey iman edenler! Sorumluluklarınıza dikkat edin. Siz doğru gittiğiniz takdirde yanlış yola sapanlar size zarar veremez”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/05-haziran-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a> </strong>buyurmaktadır. Evet, nemelazımcı ve vurdumduymaz olmak Müslümana yakışmaz. O, sorumluluklarını bihakkın yerine getirmenin gayretinde olandır. Duyarlı bir Müslüman; anne babasına, eşine ve çocuklarına saygı gösteren, onlara hoşgörüyle muamele edendir. Toplumsal barışı sağlamak için kardeşlik ahlakını hayatının her alanına aktarandır. Dünyanın neresinde olursa olsun her bir mazlumun acısını, her bir mağdurun sızısını yüreğinde hisseden ve üzerine düşen vazifelerini yerine getirendir.</p>

<h3><strong>Değerli Kardeşlerim!</strong></h3>

<p>Müslümandan beklenen, kendisine emanet edilen dünyaya karşı da duyarlı olmasıdır. Nasıl ki evini, işyerini ve ibadethanesini temiz tutuyor ise tüm çevresini de aynı titizlikle temiz tutmasıdır. Müslümandan beklenen; ormanına, toprağına ve suyuna hassasiyet göstermesidir. Yarın, ‘Ciğerlerimiz yanıyor!’ haberleriyle uyanmamak; ‘Barajlarımız kurudu, suyumuz kalmadı!’ endişesiyle yaşamamak için bugünden gerekli tedbirleri almasıdır.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müminler!</strong></h3>

<p>Bütün hayatı ve ibadetleri vakit ile tanzim edilmiş Müslümandan beklenen; zamana karşı da duyarlılık göstermesi, onu boşa harcamamasıdır. Zira çalışmak, Müslümanın şiarıdır. Onun dinlenmesi, bir işi bitirip diğerine başladığındadır. <strong>“Mümin, bal arısına benzer. Bal arısı gibi hep güzel, temiz, helal şeyler yer. Hep güzel şeyler üretir, hep iyiliklerin peşinden koşar. Hiçbir şeyi ne döker, ne kırar, ne de ifsat eder”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/05-haziran-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a> </strong>hadis-i şerifi, bu konuyu bizlere veciz bir şekilde özetlemektedir.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Unutmayalım ki, kendimiz ve çocuklarımız için yaşanabilir bir dünya inşa etmenin yolu; çevremize, vaktimize ve bütün insanlara karşı duyarlı olmaktan geçmektedir.</p>

<p>Hutbemizi, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: <strong>“Nerede olursan ol, Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde ol! Bilerek veya bilmeyerek kötü bir fiil işlersen peşinden iyi bir şey yap ki onu yok etsin. Bir de insanlara güzel ahlâkla davran!”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/05-haziran-2026-cuma-hutbesi#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a></strong></p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/05-haziran-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Mâide, 5/105.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/05-haziran-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> İbn Hanbel, II, 199.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/05-haziran-2026-cuma-hutbesi#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Tirmizî, Birr, 55.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/5-haziran-2026-tarihli-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/05062026-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="37015"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türk dünyasının manevi başkenti Türkistan]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/turk-dunyasinin-manevi-baskenti-turkistan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/turk-dunyasinin-manevi-baskenti-turkistan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Türk dünyasının manevi başkenti" ilan edilen Kazakistan'ın Türkistan şehri, tarihi ve kültürel miras zenginliğiyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini bekliyor. Hoca Ahmet Yesevi Türbesi (fotoğrafta) kentin önemli tarihi yapıları arasında yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/turk-dunyasinin-manevi-baskenti-turkistan</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 11:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/turistan-33.jpg" type="image/jpeg" length="64627"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karaman ovaları gelincik ve mor mahmuz çiçekleriyle süslendi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karaman-ovalari-gelincik-ve-mor-mahmuz-cicekleriyle-suslendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karaman-ovalari-gelincik-ve-mor-mahmuz-cicekleriyle-suslendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karaman il sınırları içerisinde yer alan Karadağ'ın çevresindeki ovalar havaların ısınmasıyla gelincik ve mor mahmuz çiçekleriyle süslendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM FOTO</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karaman-ovalari-gelincik-ve-mor-mahmuz-cicekleriyle-suslendi</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 13:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/gelincik-11.jpg" type="image/jpeg" length="77657"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Büyük Mecidiye Camii ve dolunay]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/buyuk-mecidiye-camii-ve-dolunay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/buyuk-mecidiye-camii-ve-dolunay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da dolunay, Büyük Mecidiye Camii ve Süleymaniye Camii ile birlikte görüntülendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul'da dolunay, Büyük Mecidiye Camii ve Süleymaniye Camii ile birlikte görüntülendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/buyuk-mecidiye-camii-ve-dolunay</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/istanbul-cami-dolunay-22.jpg" type="image/jpeg" length="55157"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Medine-i Münevvere]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/medine-i-munevvere</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/medine-i-munevvere" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mekke'de hac vazifesini tamamlayarak Kabe'ye veda eden hacıların, hicrette Hazreti Muhammed'e kucak açan Medine'ye gelişleri devam ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/medine-i-munevvere</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/mescid-i-nebevi-66.jpg" type="image/jpeg" length="16740"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hacılar "veda" tavafında]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/hacilar-veda-tavafinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/hacilar-veda-tavafinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kutsal topraklardaki görevlerini tamamlayıp hacı olan Müslümanlar, veda tavafının ardından Kabe’den ayrılıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Arafat ve Müzdelife'de Kurban Bayramı arifesinde vakfe görevlerini yerine getiren, ardından Cemerat'a geçerek "büyük şeytan" olarak ifade edilen "Akabe cemresi"ne 7 taş atan Müslümanlar, daha sonra Kabe'de ziyaret tavafı ve sayı gerçekleştirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HAC</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/hacilar-veda-tavafinda</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/kabe-11.jpg" type="image/jpeg" length="42348"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arafat Vakfe Duası - Hac 2026]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/arafat-vakfe-duasi-hac-2026</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/arafat-vakfe-duasi-hac-2026" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'den hac farizasını yapmak üzere Mekke'ye gelen hacı adayları Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş'un yaptığı vakfe duasına “amin” diyerek eşlik etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dünyanın dört bir yanından mübarek topraklara gelen milyonlarca Müslüman, Arafat Vakfesi’ni yaparak hac ibadetinin en önemli rüknünü yerine getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’den gelen 85 bin hacı adayı da Arafat’a çıkarak, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş’un yaptığı vakfe duasına hep birlikte “amin” dediler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Haber</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/arafat-vakfe-duasi-hac-2026</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/arafat-11.jpg" type="image/jpeg" length="47756"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KURBAN HAKKINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurban-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurban-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban ibadetinin usulüne uygun olarak yerine getirilebilmesi için dikkat edilecek hususlar ve bu bağlamda doğru bilinen bazı yanlışlar nelerdir?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3>Kurban İbadetiyle İlgili Doğru Bilinen Bazı Yanlışlar</h3>

<p>1. "Kesimsiz kurban bağışı" vb. adlar altında yapılan bağışların hiçbir dini dayanağı bulunmamakta olup söz konusu bağışlarla kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz.</p>

<p>2. Bir kurban hissesi yalnızca bir kişi içindir. İmkânı olmayan birden fazla kişinin, tek kişilik bir hisseye ortak olabileceği anlayışı dinen doğru değildir.</p>

<p>3. Kurbanlık hayvanın taşıması gereken vasıflar ve kesimle ilgili diğer hükümler, bütün kurban çeşitlerinde aynı olup çeşitli gayelerle veya şükür niyetine kurban edilecek hayvanlarda, yaş gibi bazı şartların gerekli olmadığı inancı yanlıştır.</p>

<p>4. İnsanların bir araya gelerek topluca Hz. Peygamber adına bir kurban hissesine girmeleri şeklinde bir uygulama dinimizde mevcut değildir.</p>

<p>5. Dinimizde kabir kurbanı veya ölü kurbanı adıyla bir kurban türü bulunmamaktadır.</p>

<p>6. Kurban kanının, alna veya araba tekerleği gibi eşyalara sürülmesi inancı doğru değildir.</p>

<p>7. Evli olmayan kimselerin -gerekli mali imkâna sahip olsalar da- kurban kesemeyecekleri anlayışı yanlıştır.</p>

<p>8. Kurban kesim işlemini kadınların yapamayacağı anlayışı doğru değildir. Kesme becerisine sahip olan kişi, erkek olsun kadın olsun, kurban kesimini gerçekleştirebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>9. Büyükbaş bir kurbanlığın hissedar sayısının mutlaka 3, 5, 7 gibi tekli sayılarda olması gerektiği anlayışı doğru değildir.</p>

<p>10. Kurbanlık hayvanın gerekli yaşını tamamladığı halde henüz kapak atmamış ise kurban edilemeyeceği şeklindeki anlayış doğru değildir.</p>

<p>11. Kurban etlerinin mutlaka yedi fakire dağıtılması gerektiği şeklindeki anlayış doğru değildir. Kurban etini üçe bölmek müstehaptır.</p>

<p>12. Kurbanlık hayvana ortak olanların bazılarının adak veya akika niyetiyle kurbana iştirak etmesinin kurbana engel olduğu şeklindeki anlayış hatalıdır.</p>

<p>13. Seferî (yolcu) olanın kestiği kurbanın geçersiz olduğu anlayışı doğru değildir.</p>

<p>Din İşleri Yüksek Kurulu</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Dijital TV</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurban-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/DSCi83UR1pA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="53967"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[22 Mayıs 2026 tarihli Cuma hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/diyanet-isleri-baskanliginca-hazirlanan-22-mayis-2026-tarihli-ve-soz-ahlaki-ve-sosyal-medya-konulu-cuma-hutbesi-yayini</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/diyanet-isleri-baskanliginca-hazirlanan-22-mayis-2026-tarihli-ve-soz-ahlaki-ve-sosyal-medya-konulu-cuma-hutbesi-yayini" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 22 Mayıs 2026 tarihli ve "Söz Ahlakı ve Sosyal Medya" konulu Cuma hutbesi yayını]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Hutbe Ayet 1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/hutbe-ayet-1.webp" width="1280" /></p>

<h3 style="text-align:center"><strong>SÖZ AHLAKI VE SOSYAL MEDYA</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Söz, insanın iç dünyasını dışarıya yansıtan aynasıdır. Güzel bir söz; yaralı kalpleri iyileştiren merhem, kurumuş gönülleri yeşerten can suyudur. Hoş bir kelam; ruhu ilmek ilmek işleyen zarif bir nakış, hataları incitmeden düzelten nazik bir hitaptır. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere, <strong>“Gönül alıcı söz, sadakadır.</strong><strong>”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong></p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Sözün tesiri, sesin yüksekliğinde değil; samimiyetin derinliğinde, üslubun inceliğinde gizlidir. Evet, en yakınımıza dahi sesimizi duyuramıyorsak, akrabalarımızla ortak paydada buluşamıyorsak, komşularımıza ulaşmaya bir yol bulamıyorsak, bunun sebeplerinden biri de konuşma usulümüzdür. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), mümini şöyle tarif etmektedir:<strong> “Mümin; insanları karalayan, lânet eden, kaba ve kötü sözlü, hayâsız birisi değildir.”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong></p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Gönül kapıları, içeriden açılan kilide benzer; o kilidin yegâne anahtarı ise yumuşak bir sözdür. Kur’an-ı Kerim’de, <strong>“Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler; yoksa şeytan aralarına girer. Kuşkusuz şeytan, insanların apaçık düşmanıdır”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a></strong> buyrulmaktadır. Bu sebeple; yuvasında huzur arayan, dilini zarafetle süslesin. Evladına ulaşmak isteyen, önce onun gönlüne bir çift tatlı kelamla misafir olsun. Saygınlık bekleyen, dilini doğrulukla mühürlesin. Berekete nail olmak isteyen, sözüne dürüstlük katsın. Hâsılı, Allah Resûlü (s.a.s)’in buyurduğu üzere, <strong>“Allah’a ve ahiret gününe inanan, ya hayır söylesin ya da sussun.”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn4" name="_ednref4" title=""><sup><strong><sup>[4]</sup></strong></sup></a></strong></p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Söz ahlakının en çok ihlal edildiği alanların başında dijital mecralar gelmektedir. Kimi insanlar, sanal kumar ve uyuşturucu madde gibi bağımlılıklarla; kimileri de şiddete sevk eden dijital oyunlar aracılığıyla kötülüğün günden güne yayılmasına zemin hazırlamaktadır. Kimi insanlar; kimliklerini gizleyerek kalp kırmayı, başkalarının şahsiyetine, şeref ve haysiyetine dil uzatmayı marifet saymaktadır. Kimileri de yalan haberler ile toplumun sinesine fitne ve fesat tohumları ekmektedir. Yüce Rabbimizin bu husustaki uyarısı gayet açıktır: <strong>“İnsanın yanında, söylediği her sözü kaydeden bir melek mutlaka hazır bulunur.”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn5" name="_ednref5" title=""><sup><strong><sup>[5]</sup></strong></sup></a></strong></p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Bizler, teknolojik imkânlarla gelen tehlikeleri, fırsatların arkasına gizlenmiş sinsi tuzakları fark edebilirsek, sanal âlemin zararlarını asgari düzeye indirebiliriz. Dijital teknolojileri, etik değerlerimizi gözeterek kullanabilirsek, kültürümüzle bağdaşmayan söz ve içeriklerden kendimizi ve ailemizi muhafaza edebiliriz.</p>

<p>Hutbemizi, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: <strong>“Faydasız söz ve davranışları terk etmesi, kişinin iyi bir Müslüman olduğunun göstergesidir.”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn6" name="_ednref6" title=""><strong>[6]</strong></a></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Buhârî, Cihâd, 128.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Tirmizî, Birr, 48.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> İsrâ, 17/53.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Buhârî, Edeb, 31.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref5" name="_edn5" title="">[5]</a> Kâf, 50/18.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref6" name="_edn6" title="">[6]</a> Tirmizî, Zühd, 11; Muvatta’, Hüsnü’l-hulk, 1.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/diyanet-isleri-baskanliginca-hazirlanan-22-mayis-2026-tarihli-ve-soz-ahlaki-ve-sosyal-medya-konulu-cuma-hutbesi-yayini</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 15:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/2205-cuma-hutbesi-youtube-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="27608"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kurban kesmek yerine sadaka vermekle bu ibadet yerine getirilmiş olur mu?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurban-kesimi-gerceklesmeksizin-yalnizca-para-bagisinda-bulunmak-kurban-yerine-gecer-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurban-kesimi-gerceklesmeksizin-yalnizca-para-bagisinda-bulunmak-kurban-yerine-gecer-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İbadetlerin şekil, şart ve rükünleri olduğu gibi hikmetleri, amaçları ve teşri gerekçeleri de vardır. İbadetlerdeki bu özelliklerin birbirinden ayrı düşünülmesi mümkün değildir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Diğer taraftan ibadetler ancak emredildikleri şekliyle yerine getirilir. Her ibadetin bir yapılış şekli vardır. Kurban ibadeti de ancak kurban olacak hayvanın usûlüne uygun olarak kesilmesiyle yerine getirilebilir. <sup>(<i>el-Fetâva’l-Hindiyye</i>, 5/291)</sup> Bedelini infak etmek suretiyle, kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz. Zira hayvanın kesilmesi bu ibadetin rüknüdür. Nitekim Hz. Peygamber <sup>(s.a.s.)</sup>, kurban meşru kılındıktan sonra her yıl bizzat kurban kesmek sureti ile bu ibadeti yerine getirmiştir. <sup>(bk. Tirmizî, Edâhî, 11 [1506-1507]; Buhârî, Hac, 117, 119 [1712, 1714]; Müslim, Edâhî, 17 [1966])</sup></p>

<p>Hz. Peygamber <sup>(s.a.s.)</sup>, Kurban Bayramı’nda Allah katında en sevimli ibadetin kurban kesmek olduğunu, kurbanın kesilir kesilmez Allah katında makbul olacağını ve kurban edilen hayvanın her bir parçasının kişinin hayır hanesine kaydedileceğini ifade etmiştir. <sup>(Tirmizî, Edâhî, 1 [1493]; İbn Mâce, Edâhî, 3 [3126])</sup></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Allah Teâlâ’nın rızasını kazanmak niyetiyle, karşılıksız olarak fakir ve muhtaçlara yardım etmek, iyilik ve ihsanda bulunmak da Müslüman’ın önemli vazifelerinden biridir. Zaruret derecesinde ihtiyaç içerisinde bulunan kimseye yardım etmek dinimizde farz kabul edilmiştir. Ancak bu iki ibadetin birbirinin alternatifi olarak sunulması doğru değildir. Bu sebeple kesme olmadan hayvanı, sadaka olarak bir kişiye vermek kurban yerine geçmez. <sup>(İbn Âbidîn, <i>Reddü’l-muhtâr</i>, 6/320)</sup> Aynı şekilde kurban bedelini de yoksullara ya da yardım kuruluşlarına vermek suretiyle, kurban ibadeti ifa edilmiş olmaz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kurban Sıkça Sorulan Sorular, Kurban'a Hazırlık</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurban-kesimi-gerceklesmeksizin-yalnizca-para-bagisinda-bulunmak-kurban-yerine-gecer-mi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 13:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/LOFX2SF61uI/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="69158"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kurbanlık hayvanın nitelikleri nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurbanlik-hayvanin-nitelikleri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurbanlik-hayvanin-nitelikleri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban edilecek hayvanın, sağlıklı, organları tam ve besili olması, hem ibadet açısından hem de sağlık bakımından önem arz eder.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kurban edilecek hayvanın, sağlıklı, organları tam ve besili olması, hem ibadet açısından hem de sağlık bakımından önem arz eder. Bu nedenle, kötürüm derecesinde hasta, zayıf ve düşkün, kesileceği yere gidemeyecek derecede topal, bir veya iki gözü kör, boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırık, dili, kuyruğu, kulakları ve memelerinin yarısı kesik, dişlerinin tamamı veya çoğu dökük hayvanlardan kurban olmaz. Ancak hayvanın doğuştan boynuzsuz olması, şaşı, hafif topal, hafif hasta, bir kulağı delik veya yırtılmış olması, memelerinin yarıdan daha azının olmaması, kurban edilmesine engel değildir. <sup>(Kâsânî, <i>Bedâ’i,</i> 5/75-76)</sup> Buna göre hayvanın değerini düşürücü nitelikteki kusurlar kurbana engeldir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şâfiî mezhebinde, genel olarak yukarıda sayılan kusurlardan birinin bulunması, bir hayvanın kurban olmasına engel teşkil ettiği gibi uyuz olan hayvanlar ile yem yemesini engelleyecek derecede dişlerinin bir kısmı dökülmüş olan hayvanların da kurban edilmesi caiz değildir. <sup>(Nevevî, <i>el-Mecmû</i>‘, 8/399-404)</sup></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kurban Sıkça Sorulan Sorular, Kurban'a Hazırlık</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurbanlik-hayvanin-nitelikleri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/izCI5r3HocM/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="25173"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kurban ibadetinin mahiyeti nedir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurban-ibadetinin-mahiyeti-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurban-ibadetinin-mahiyeti-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban, bir Müslüman’ın bütün varlığını, gerektiğinde Allah yolunda feda etmeye hazır olduğunun bir nişanesidir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sözlükte yaklaşmak, Allah’a <sup>(c.c.)</sup> yakınlaşmaya vesile olan şey anlamlarına gelen kurban, dinî bir terim olarak, Allah’a yaklaşmak ve O’nun rızasına ermek için ibadet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı usûlüne uygun olarak kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder. Kurban Bayramı’nda kesilen kurbana "udhiye", hacda kesilen kurbana ise "hedy" denir.</p>

<p>Akıl sağlığı yerinde, hür, mukîm ve dinî ölçülere göre zengin sayılan mümin, İlâhî rızayı kazanmak gayesiyle kurbanını kesmekle hem Cenâb-ı Hakka yaklaşmakta, hem de maddî durumlarının yetersiz olması sebebiyle kurban kesemeyenlere yardımda bulunmaktadır. Bu ibadetin ruhunda Hakk’a yakınlık ve halka fedakârlıkta bulunma anlayışı vardır. Kurban, bir Müslüman’ın bütün varlığını, gerektiğinde Allah yolunda feda etmeye hazır olduğunun bir nişanesidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mezheplerin çoğuna göre, udhiye kurbanı kesmek sünnettir. <sup>(İbn Rüşd, <i>Bidâyetü'l-müctehid</i>, 2/191)</sup> Hanefî mezhebinde ise tercih edilen görüş, kurbanın vâcip olduğudur. <sup>(Merğînânî, <i>el-Hidâye</i>, 4/355)</sup> Kurban, -fıkhî hükmü ne olursa olsun- Müslüman toplumların belirli simgesi ve şiarı sayılan ibadetlerden biri olarak asırlardan beri özellikle milletimizin dinî hayatında önemli bir yer tutmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kurban Sıkça Sorulan Sorular, Kurban'a Hazırlık</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurban-ibadetinin-mahiyeti-nedir</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/g6TXFf6BUZ8/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="63298"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adana'nın Yeşil Camisi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/adananin-yesil-camisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/adananin-yesil-camisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana'da baharın gelişiyle bahçesindeki çiçekler açan Köprüköy Camii, dış cephesi ve minaresini saran sarmaşıkların canlanmasıyla yeşil renge büründü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Halk arasında "Yeşil Camii" olarak bilinen Köprülü Mahallesi'ndeki cami, havaların ısınmasıyla gözleri şenlendiren görünüme kavuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/adananin-yesil-camisi</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/55-14.jpg" type="image/jpeg" length="59171"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
