<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Diyanet Haber</title>
    <link>https://www.diyanethaber.com.tr</link>
    <description>Diyanet Haber / Diyanet Sınav / Diyanet Duyuru / Diyanet Hutbe / Müftülükler / İslam Dünyası / Kültür Sanat / #Keşfet / www.diyanethaber.com.tr</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.diyanethaber.com.tr/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026 Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 27 Sep 2026 13:30:00 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ululardan Ulu Azamet Sahibi: El-Azîm]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/ululardan-ulu-azamet-sahibi-el-azim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/ululardan-ulu-azamet-sahibi-el-azim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[El-Azîm ismi ne anlama gelir? Kur’an-ı Kerim’de Azîm ismi kaç yerde geçmektedir? Azîm isminin tecellisi nedir?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><span style="color:#e74c3c"><strong>El-Azîm Ne Demektir?</strong></span></p>

<p>Bu ism-i şerif insan akıl ve kavrayışının ötesinde bir ululuğu, bizim “muazzam” dediğimiz her şeyi yaratan, bildiğimiz bütün ululukların yoktan var edicisi yüce Allah’ın azametini ifade eder ve “emirlerine hiçbir şekilde karşı gelmek mümkün olmayan ve âciz bırakılamayan, zatının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu varlık” demek olur. Rabbimizin sınırsız azametine iman etmek, O’nu tazim etmek demek O’na hakkıyla saygı göstermek, iç dünyamızda hiçbir varlığı O’nun gibi yüce addetmemektir. Bu inancın zorunlu sonucu da O’na itaat edip emirlerine karşı gelmemek, O’ndan gelene şükredip nankörlük etmemektir: <i><strong>“Her kim Allah’ın nişanelerine tazim, hürmet gösterirse şüphesiz bu kalplerin takvasındandır.” (Hac, 22/32)</strong></i></p>

<h3><strong><span style="color:#e74c3c">Azameti Anlayabilmek</span></strong></h3>

<p>Hakiki büyüklük Allah’a mahsustur. Yerde, gökte, bütün varlık içinde mutlak ve kusursuz büyüklük ancak O’nundur ve her şey O’nun büyüklüğüne şahittir. Vâkıa suresinde neredeyse baştan sona kadar Rabbimizin kâinatın işleyişindeki güç ve azameti anlatıldıktan sonra surenin “<strong><i>O hâlde Azîm olan Rabb’inin adını tespih et!”</i></strong> ifadesiyle sona ermesi bunca nimetlere şükredebilmek için Rabbimizi Azîm sıfatıyla zikretmek gerektiğini gösterir. Bu emrin gereği olarak Efendimiz (sas) namazda rükû tespihlerinde <i><strong>“sübhane rabbiyel azîm”</strong></i> dememizi tavsiye etmiş, böylece bu şükrü günlük ibadetlerimizin bir parçası hâline getirmiştir.</p>

<p>Rabbimizin azametinin kâinata yansıyan tecellisini aklımız nispetinde anlayabilmek için O’nun kâinattaki eserlerini incelemek gerekir. Kur’an sayısız ayetinde hep biz insanları buna davet eder. Yaratıcının azametine işaret etmesi açısından fizik ve tabiat bilimlerinin kıymeti de burada devreye girer. Bilgi ve tefekkür bu azameti kavramada bir yere kadar bize yardım etse de biz aklın sınırına varıp dayandığımızda o azamet hâlâ bütün ihtişamıyla karşımızda durmaktadır. Burada idrak ve izah sona erer, hayret ve sükût başlar. O, her büyükten daha büyüktür. Hiçbir akıl, O’nun büyüklüğünü gerçek mahiyetiyle kavrayamaz. Hiçbir göz, O’nun izzetini kuşatamaz.</p>

<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Kur’an-ı Kerim’de Azîm</strong></span></h3>

<p>Azîm ismi Kur’an-ı Kerim’de altı ayette (Bakara, 2/255; Şûrâ, 42/4; Vâkıa, 56/74, 96; Hâkka, 69/33, 52) Allah’ın sıfatı olarak kullanılmıştır. Allah’ın Azîm sıfatıyla tavsif edildiği bu altı ayetin beşinde tenzih ifade eden “tespih” veya “ulüvv” kavramlarıyla birlikte kullanılmıştır. Bu da Allah’ın gerek zatı gerekse sıfatları itibarıyla insan idrakinin üstünde olduğunu ve mutlak manada azametin sadece Allah’a ait olabileceğini ifade eder. İki yerde “üstün” anlamındaki Aliyy ismiyle birlikte gelmesi üstünlük ve azamet arasındaki nazik farka dikkatimizi çeker. Her üstünlüğün azamet taşımadığını; Allah’ın üstünlüğünün saygı ve tazim uyandıran azametli bir üstünlük olduğunu gösterir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p><span style="color:#2980b9"><strong>Tevhit inancının temel esaslarının özetlendiği ve Kur’an ayetlerinin şahı sayılan Âyetü’l-kürsî’nin bu iki isimle bitmesi de manidardır.</strong></span></p>
</blockquote>

<p>Ayetlerin sonunda gelen isimlerin ayetin içeriği ile ilgisi malumdur. Rabbimizin kendi şanını anlattığı bu yüce ayetin Aliyy ve Azîm isimleriyle bitmesi azamet ve yüceliğin Allah hakkında öncelikli vasıflar olduğunu gösterir. Tevbe suresi 129. ayette ise Rabbimiz Efendimize (ve onun şahsında hepimize) münafıklarla mücadelesinde Allah’a sığınıp güvenmesini emreder ve ayetin sonunda da bu emri şu ifade ile gerekçelendirir: “Çünkü O arş-ı azimin (en muazzam hükümranlık makamının) Rabb’idir.” O hâlde O yüce makamın hükümranlığına tazim ve o makamdan gelen her şeye rıza ve teslimiyet gösterilmeli. Azîm olan Allah kendi hükümlerini anlatan kelamını da azîm diye nitelemiştir. (Hicr, 15/87) Bu da bize O’nun sözünün üstünde bir söz olamayacağını gösterir. İnsan kimi ve neyi ulu göreceğine dair düzenlemeyi bir kez bu bilgiler ışığında yapınca artık kula kulluktan ve arş-ı azimle Kur’an-ı azimin sahibi dururken diğer makamların önünde eğilmekten, arkasından gidecek başka sözler aramaktan kurtulmuş olur.</p>

<h3><strong><span style="color:#e74c3c">Azîm İsminin Tecellisi İçin</span></strong></h3>

<p>Esma-i hüsnayı öğrendikçe görüyoruz ki kul Rabb’ini bütün isim ve sıfatlarıyla tanıdıkça O’nun yüceliğini, kudretini ve bütün evsafını daha kuvvetli olarak hissetmekte, O’ndan gelene saygısı ve bağlılığı artmakta, O’nun hakkında hataya düşmekten korunmaktadır. “Her kimin Rabb’ini bütün isimleriyle tanıma gayreti artarsa kalbinde O’na karşı duyduğu muhabbet, saygı, korku ve tazim de artar.” diyen sufilere ilaveten Sadreddin Konevi’nin dediği gibi “Hakk’ın büyüklüğünün iman ehlinin kalplerinde zuhur etmesi, onların ilahi isimlerin eserlerini bilmeleri miktarıncadır ve müşahede herkesin inancına göredir.”</p>

<p>Azîm isminin imanımıza tecelli etmesi ve bu sayede Allah’ı gereği gibi tanımak ve O’na layık olduğu şekilde saygı duyabilmek için bir toz zerresinden muhteşem büyüklükteki galaksilere kadar bütün yaratılmışlarda Allah’ın büyüklüğünü görecek bir bakışa ulaşmak, bunun için de bilgi ve tefekkürü artırmak gerek. Bilgiyle doldurulmamış boş bir zihin evrende Allah’ın azametini görebilecek bakışa da ulaşamaz. Bir şeyin kıymetini ancak o şeyden hakkıyla anlayan takdir edebilir. Âlemlerin Rabbi’nin azametini takdir edebilmek de böyledir. Önce zihinde bir azamet fikrinin ve ölçütünün olması gerekir. Hiçbir zihin Allah Teâlâ’nın ululuğunu hakkıyla tasavvur edebilecek kapasiteye sahip olmasa da hiç değilse kendi tasavvur âleminde en yüce noktaya O’nu yerleştirmeli; hiçbir mahluku O’nun yüceliği ile yarıştırmamalıdır. İnanç noktasında bu berraklığa ulaştıktan sonra da Allah’ın Azîm isminin tecelli ettiği ve eşref-i mahlukat olmak üzere yarattığı bir insana yakışır şekilde hâl ve tavırlarında saygınlığa aykırı olacak hâllerden uzak durmalıdır.</p>

<blockquote>
<p><span style="color:#2980b9"><strong>“A-z-m” kökü “kuvvet” anlamına geldiği gibi “asıl, esas, temel” anlamlarına da gelir. İnsan vücudunun aslı, esası olduğu için kemiğe “azm” denir.</strong></span></p>
</blockquote>

<p>Rabbülalemin olan Allah Teâlâ hazretleri de bütün varlığın esası ve temelidir. Yaratılışı açıklayan bütün izahlar son noktada gelir O’nun varlığına dayanır. Bu bağı kuramayanlar/ kurmak istemeyenler tam o noktada bir esas ve temel sebep bulamayıp “hiç”ten bir varlık üretmeye çabalarlar. Yine bu kökten gelen “azimet” sabır, sebat ve direnç anlamındadır. Bütün bu anlamları dikkate aldığımızda ahlakımızı irademizle inşa ederken muhitimizde bir esas olmaya ve ilkeli durumuşuzu sabır ve sebatla sürdürmeye gayret etmenin şanımızı yücelteceğini de anlıyoruz.</p>

<p>Hakiki büyüklük Allah’a mahsustur. Yerde, gökte, bütün varlık içinde mutlak ve kusursuz büyüklük ancak O’nundur ve her şey O’nun büyüklüğüne şahittir. Vâkıa suresinde neredeyse baştan sona kadar Rabbimizin kâinatın işleyişindeki güç ve azameti anlatıldıktan sonra surenin “O hâlde Azîm olan Rabb’inin adını tespih et!” ifadesiyle sona ermesi bunca nimetlere şükredebilmek için Rabbimizi Azîm sıfatıyla zikretmek gerektiğini gösterir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>#KEŞFET</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/ululardan-ulu-azamet-sahibi-el-azim</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 05:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/02/34-el-azim-1.jpg" type="image/jpeg" length="57633"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aile: İnsanın Dünyadaki Cenneti]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/aile-insanin-dunyadaki-cenneti-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/aile-insanin-dunyadaki-cenneti-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aile, hayırlı evlâtlar istenen bir yuvadır. İnsan soyunun geleceğe temiz ve pâk olarak taşınabilmesi için de aile zorunludur.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="rtl" style="text-align:left">عَنْ عَامِرِ بْنِ سَعْدِ بْنِ أَبِى وَقَّاصٍ، عَنْ أَبِيهِ (رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ) قَالَ: كَانَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) يَعُودُنِى عَامَ حَجَّةِ الْوَدَاعِ مِنْ وَجَعٍ اشْتَدَّ بِى… ثُمَّ قَالَ: “… وَإِنَّكَ لَنْ تُنْفِقَ نَفَقَةً تَبْتَغِى بِهَا وَجْهَ اللَّهِ إِلاَّ أُجِرْتَ بِهَا، حَتَّى مَا تَجْعَلُ فِى فِى امْرَأَتِكَ.”</p>

<p style="text-align:justify">Âmir b. Sa'd b. Ebû Vakkâs (ra), babasından (ra) şunları nakletmiştir: Veda Haccı senesi hastalığımın artması üzerine Resûlullah (sas) beni ziyarete geldi. (Mal varlığımı sadaka olarak dağıtmak istediğimi söyleyince) Resûlullah (sas) şöyle buyurdu: <i>“…Allah rızasını umarak ailen için yaptığın her harcamadan muhakkak ecir alırsın, eşinin ağzına koyduğun bir lokmadan bile!”</i></p>

<p style="text-align:justify">(B1295 Buhârî, Cenâiz, 36)</p>

<p>***</p>

<p dir="rtl" style="text-align:left">عَنْ أَنَسٍ أَنَّ نَفَرًا مِنْ أَصْحَابِ النَّبِيِّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) سَأَلُوا أَزْوَاجَ النَّبِيِّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) عَنْ عَمَلِهِ فِى السِّرِّ؟ فَقَالَ بَعْضُهُمْ: لاَ أَتَزَوَّجُ النِّسَاءَ. وَقَالَ بَعْضُهُمْ: لاَ آكُلُ اللَّحْمَ. وَقَالَ بَعْضُهُمْ: لاَ أَنَامُ عَلَى فِرَاشٍ. فَحَمِدَ اللَّهَ وَأَثْنَى عَلَيْهِ فَقَالَ: “مَا بَالُ أَقْوَامٍ قَالُوا كَذَا وَكَذَا؟ لَكِنِّى أُصَلِّى وَأَنَامُ، وَأَصُومُ وَأُفْطِر،ُ وَأَتَزَوَّجُ النِّسَاءَ، فَمَنْ رَغِبَ عَنْ سُنَّتِى فَلَيْسَ مِنِّى.”</p>

<p style="text-align:justify">Enes (b. Mâlik) (ra) tarafından nakledildiğine göre, Hz. Peygamber'in (sas) ashâbından bazı kimseler Hz. Peygamber'in (sas) eşlerine gelerek, onun yalnız başına iken yaptığı ibadetleri sordular. (Kendi ibadetlerini az görerek) birisi, “Kadınlarla evlenmeyeceğim.”; birisi, “Et yemeyeceğim.”; birisi de, “Yatakta uyumayacağım.” dedi. (Onların bu sözleri kendisine bildirilince Resûlullah) önce Allah'a (cc) hamdedip O'nun (cc) yüceliğini dile getirdikten sonra şöyle buyurdu: <i>“Bazılarına ne oluyor da bu sözleri söylüyorlar? Hâlbuki ben namaz da kılarım, uyurum da; oruç da tutarım, tutmadığım da olur; kadınlarla da evlenirim. Her kim benim sünnetimden yüz çevirirse, benden değildir.”</i></p>

<p style="text-align:justify">(M3403 Müslim, Nikâh, 5)</p>

<p>***</p>

<p dir="rtl" style="text-align:left">عَنْ حُذَيْفَةَ قَالَ:...سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) يَقُولُ: “فِتْنَةُ الرَّجُلِ فِى أَهْلِهِ وَمَالِهِ وَنَفْسِهِ وَوَلَدِهِ وَجَارِهِ يُكَفِّرُهَا الصِّيَامُ وَالصَّلاَةُ وَالصَّدَقَةُ وَالأَمْرُ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّهْيُ عَنِ الْمُنْكَرِ.”</p>

<p style="text-align:justify">Huzeyfe'nin (ra) işittiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: <i>“İnsan, ailesi, malı, nefsi, çocuğu ve komşusu ile sınanır; oruç, namaz, sadaka ve iyiliği emredip kötülükten sakındırma işte bu sınanma (esnasındaki kusurlarına) kefaret olur.”</i></p>

<p style="text-align:justify">(M7268 Müslim, Fiten, 26; B525 Buhârî, Mevâkîtü's-salât, 4)</p>

<p><i>***</i></p>

<p dir="rtl" style="text-align:left">عَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : “خَيْرُكُمْ خَيْرُكُمْ لِأَهْلِهِ، وَأَنَا خَيْرُكُمْ لِأَهْلِى...”</p>

<p style="text-align:justify">Hz. Âişe'nin (ra) naklettiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: <i>“Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım...”</i></p>

<p style="text-align:justify">(T3895 Tirmizî, Menâkıb, 63)</p>

<p><i>***</i></p>

<p dir="rtl" style="text-align:left">عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ (رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ) : أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) يَقُولُ: “كُلُّكُمْ رَاعٍ وَمَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، فَالإِمَامُ رَاعٍ وَهْوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، وَالرَّجُلُ فِى أَهْلِهِ رَاعٍ وَهْوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ، وَالْمَرْأَةُ فِى بَيْتِ زَوْجِهَا رَاعِيَةٌ وَهْىَ مَسْئُولَةٌ عَنْ رَعِيَّتِهَا، وَالْخَادِمُ فِى مَالِ سَيِّدِهِ رَاعٍ، وَهْوَ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ.”</p>

<p style="text-align:justify">Abdullah b. Ömer'in (ra) işittiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: <i>“Hepiniz birer sorumlusunuz ve hepiniz yönettiklerinizden mesulsünüz. Devlet başkanı bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür. Evin beyi bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür. Evin hanımı da bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür. Hizmetçi de efendisinin malı üzerinde bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür.”</i></p>

<p style="text-align:justify">(B2409 Buhârî, İstikrâz, 20)</p>

<p dir="rtl" style="text-align:left">***</p>

<p style="text-align:justify"><i>“Ve O (cc), iki eşi, erkeği ve kadını yarattı.”</i></p>

<p style="text-align:justify">Bitkisiyle hayvanıyla yeryüzünde her varlığı dişi ve erkek olarak yaratan Rabbimiz (cc), varlıkların en değerlisi olan insanı da kadın ve erkek olarak yaratmıştır. İnsanı erkek ve dişi eşler olarak dünya hayatına yollamıştır. Birbirlerine karşı kuvvetli bir sevgi ve merhamet lütfetmiştir. Peygamberimizin (sas) ifadesi ile onlar, birbirinin benzeridirler. Allah Teâlâ (cc), <i>“Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz.”</i> buyurarak kadın ve erkeğin birbirlerini korumaları gerektiğini hatırlatmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Rabbimiz (cc), erkek ve kadına evlenerek bir yuvayı paylaşmalarını tavsiye eder. Peygamberimiz (sas) <i>“…Ben namaz da kılarım, uyurum da; oruç da tutarım, tutmadığım da olur; kadınlarla da evlenirim. Her kim benim sünnetimden yüz çevirirse, benden değildir.”</i>  buyurarak, evliliğin kendi sünneti olduğunu ısrarla söylerken, hem bu tavsiyeyi pekiştirir hem de onun hayat tarzını reddedenlere ikazda bulunur.</p>

<p style="text-align:justify">Kuşkusuz evlilik, insana sükûnet aşılayan bir nimettir. Kalabalıklar içinde yalnız kalmış bir gönlü ancak bir eş şad edebilir. Sevginin en özelini, sıcak, müşfik dost elini, hayatı yaşanılır kılan paylaşımı ancak bir eş sunabilir insana.</p>

<p style="text-align:justify">Diğer yandan evlilik, bedenin haramdan korunacağı bir barınaktır. Bu sebepledir ki Peygamber Efendimiz (sas), namuslu bir birliktelik yaşamaya niyetlenip aile kurmaya çabalayana Allah'ın (cc) mutlaka destek olacağını müjdeler. Zira evlilik sayesinde sadece iki beden korunmaz, bütün toplum arı bir nesle sahip olur.</p>

<p style="text-align:justify">Allah Teâlâ (cc), Kur'ân-ı Kerîm'de aile birliğinin kurulmasının ardından hayatın akışına ayak uydurması için insana öğütler verir. Aile olmanın hayata güvenle bakan ve geleceği şekillendiren yüzünü tanıtır ona. Öncelikle aile olmanın ne anlama geldiğini kavramasını ister. Bir duygu ve fikir birlikteliği ile oluşmuş nice aileleri örnek gösterir. Kötülük yolunda birbirlerine benzeyip ortak işler yapan ve kendisini unutanlara azabı hatırlatırken, dost olan ve iyilikte yardımlaşan erkek ve hanımlardan övgüyle ve müjdeyle bahseder. İmrân ailesini hayır ile yâd ederken Ebû Leheb ailesini ateş ile nasıl cezalandıracağını anlatır. Aile, hayırlı evlâtlar istenen bir yuvadır. İnsan soyunun geleceğe temiz ve pâk olarak taşınabilmesi için de aile zorunludur.</p>

<p style="text-align:justify">Yavrusu olunca kadın, “anne” olur. Onu bağrına bastığı an öylesine şefkat doludur ki Rabbin (cc), kullarına karşı merhametini hatırlatır Peygamberimize (sas). Taşıdığı, doğurduğu, doyurduğu bu küçük canı kendisine tercih eder ve ondan ayrılmaya dayanamaz. Öyle bir bağdır ki aralarındaki, bu bağı koparanları şiddetle uyarır Peygamberimiz (sas): <i>“Anne ile evlâdının arasını ayıranın, Allah (cc) da kıyamet günü sevdikleriyle arasını ayırır.”</i>  Ve öyle bir an gelir ki anne, ağzına atmak üzere olduğu hurmayı kendisinden isteyen yavrularına kıyamayıp bölüştürür de, bu davranışı ile cenneti kazanır.</p>

<p style="text-align:justify">Anne fedakârdır; emeğinin hesabını tutmaz. Sevgi doludur; yüreğinin kapısını kapamaz. Affedicidir; kucağından geri çevirmez. Annenin adımları cennete öylesine yakındır ki Peygamber Efendimiz (sas) ona hizmeti cihad olarak adlandırmaktan çekinmez. Aynı dini paylaşmasalar bile inanan bir evlâttan, annesine sırtını dönmemesini, ona karşı izzet ve ikramda kusur etmemesini bekler. Çünkü anne, Peygamberimizin (sas) dilinde, <i>“kendisi ile güzel bir ilişki kurulmasını en çok hak eden kimse”</i> konumundadır. Sevgili Peygamberimiz (sas) Allah'ın (cc), annelere isyanı haram kıldığını söylerken anlamsız tartışmalardan ve sonu gelmeyen husumetlerden anneyi korumak ister.</p>

<p style="text-align:justify">Ve yavrusu olunca, “baba” olur erkek. Artık kıyamete kadar onun adıyla anılacak, ona ait bir can vardır. <i>“Ailenin senin üzerinde hakkı var!”</i>  diye uyaran Peygamberinin (sas) kendisine yüklediği sorumluluğu yerine getirebilmek için çırpınmaya başlar. Bir taraftan eline geçen nimeti, kendisi faydalandıktan sonra önce ailesi ile bölüşmeli ve evine iyilik taşımalıdır. Diğer taraftan, her türlü kötülüğü yuvasından uzak tutmak için çabalamalı, bu uğurda canını bile verse şehit olacağı müjdesini kulak ardı etmemelidir.</p>

<p style="text-align:justify">Ailesinin işlerini bizzat üstlenen Yüce Peygamberi (sas) örnek edinen babanın çalışması karşılıksız kalmaz elbette. Resûl-i Ekrem (sas), <i>“...Allah (cc) rızasını umarak ailen için yaptığın her harcamadan muhakkak ecir alırsın, eşinin ağzına koyduğun bir lokmadan bile!”</i>  sözleriyle babanın bu çalışmasının mükâfatlandıracağını müjdeler. Ama mesuliyet sadece ev halkının karnını doyurup sırtını giydirmekle bitmez ki... Kendisinden sonra evlâtlarını başkalarına el açacak kadar perişan bir konumda bırakmaması istenen baba, aynı zamanda onları, huzuru besleyen hayırlı birer fert olarak yetiştirip topluma sunmalıdır. Efendimizin (sas) ifade buyurduğu üzere: <i>“Hiçbir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunmamıştır.”</i>  Aile için baba aynı zamanda saygıdır, güvendir, rahmettir. Peygamberimizin (sas) öğüdü ile eve girerken selâm verip bereketi davet eden bir babanın nezaketi, merhametin de ilk adımıdır. Aynı şekilde ev halkı arasında adaleti gözeten insaflı babayı, kıyamet günü Allah (cc) nurdan koltuklara oturtacaktır. Efendimiz (sas) babaların duasının mutlaka kabul olunacağını bildirmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Anne ve babanın elinde çocuk nadide bir emanettir. Bugüne aitmiş gibi görünse de aslında yarınlar için hazırlanması gereken bir emanet... Hassas, kırılgan, ilgiye ve sevgiye ihtiyacı hiç bitmeyen bir candır. Bir imtihandır yavru; sonuçta büyük mükâfatı kazanmak isteyenin hayli emek sarf etmesini gerektiren bir imtihan...</p>

<p style="text-align:justify">Anne babanın çocukları için göstermeleri gereken itina, daha yavrunun ilk hücreleri bile oluşmadan evvel, şeytanın ondan uzak olması için dua etmeleriyle başlaması dikkat çekicidir. Bu yüzden anne baba, bebek dünyaya geldiğinde kız erkek ayrımı yapmak gibi câhiliye âdetlerinden uzak durarak onu ilâhî bir lütuf olarak görmelidir. Kızı olunca öfkeden yüzü kapkara kesilen ama oğlu olunca bayram eden kara cahillerden olmamalıdır. Bu nimeti bahşeden Rablerine şükürlerinin nişanesi olarak anne babalar akika kurbanı kesebilir, ona güzel bir isim verir ve böylece onun hayatının ilk günlerine bereket dolu dualarla başlamasını sağlayabilirler.</p>

<p style="text-align:justify">Peygamber Efendimizin (sas), <i>“Her doğan fıtrat üzere doğar. Sonra anne babası onu Yahudi, Hıristiyan ya da Mecûsî yapar.”</i>  ifadesi, ebeveynin çocuk üzerindeki kalıcı tesirini açık bir dille özetler. İşlenmeye hazır bir cevher olan insan yavrusu, iyiyi kabul etmeye ve güzeli benimsemeye daha doğuştan gönüllüdür. Onun, gözünü açtığı bu yeni âlem ile sağlıklı ilişkiler geliştirebilen erdemli bir kişilik edinmesi, anne babasının kucağında gerçekleşecektir. Aynı zamanda kendisini hidayete ve doğru yola ulaştıracak dinî tercihinin temeli de aile ocağında şekillenecektir.</p>

<p style="text-align:justify">Peygamberimiz (sas), bebeklikte merhamet, çocuklukta sevgi ve delikanlılıkta anlayış ile büyütülen evlâdın saygı ve uzlaşı sonucu alınan bir kararla evlendirilmesini tavsiye etmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Boşanmak elbette arzu edilmeyen bir durumdur. Allah Resûlü (sas), boşanarak açıkta kalan kız çocuğunu bağrına basan ve geçimini üstlenen aileyi müjdelemiş ve en hayırlı harcamanın onun geçimi için yapılan harcama olduğunu söylemiştir: <i>“Size en değerli sadakadan bahsedeyim mi? (Kocasının evinden ayrılarak) senden başka kazancını sağlayacak kimse olmadığı için sana (baba evine) sığınmış kızın (için harcadığın nafaka en faziletli sadakadır).”</i></p>

<p style="text-align:justify">Peygamberimiz (sas), <i>“Kendi babası olmadığını bile bile, babasından başkasının oğlu olduğunu iddia eden kişiye cennet haramdır.”</i>  buyurur. O hâlde onları reddetme veya başka bir soydan geldiğini iddia etme gibi bir hakkı da yoktur. Aynı şey bir babanın, çocuğunu evlâtlıktan reddetmesi için de geçerlidir. Çünkü aile ilişkileri sonsuza kadar süren ilişkilerdir. Bu diyarda ömürler tükense ve Peygamberimizin (sas) ifade ettiği üzere kabre girene kadar cenazeyi takip eden aile sonuçta geri dönüp uzaklaşmak zorunda kalsa bile, öte âlemde yine bir araya gelecekleri umulur. İyiler iyilerle, kötüler kötülerle. Allah Teâlâ'nın (cc) bizlere sunduğu her nimet gibi aile hayatı da bir tarafıyla külfet yüklüdür. Sürükleyici ve aldatıcı yüzüyle aile meşgalesi, insana aslî görevini her an unutturabilecek kadar zorlu bir sınavdır: <i>“Ey iman edenler! Mallarınız ve evlâtlarınız sizi, Allah'ı (cc) zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.”</i></p>

<p style="text-align:justify">Kimi zaman aile fertlerinin çokluğu ile övünen insan, kendisini Rabbine yakınlaştıracak olanın, eşi ya da çocukları değil, salih amelleri olduğunu unutur. Hâlbuki gönlünde imanın aydınlığını taşımayan bir kimse için, mal ve evlâtlar ile dolu debdebeli bir hayat ateşten kurtulmasına çare olamayacağı gibi, onun azgınlığını ve ateşin yakıcılığını körükleyen bir nitelik de kazanabilir.</p>

<p style="text-align:justify">Resûlullahın (sas), <i>“İnsan, ailesi, malı, nefsi, çocuğu ve komşusu ile sınanır; oruç, namaz, sadaka ve iyiliği emredip kötülükten sakındırma işte bu sınanma (esnasındaki kusurlarına) kefaret olur.”</i>  hadisinde <i>“sınanma” vesilesi</i> olarak adlandırdığı aile, anne baba çocuk üçgeninde kurulmuş hassas dengeler ağıdır. Aynı evi paylaşmak, haklar kadar sorumlulukları da artırmakta, canlar yakınlaştıkça huzur için gösterilmesi gereken ihtimam da katlanmaktadır. İşte bu noktada Peygamberimiz (sas) eşler arası ilişkiyi düzenlerken tek taraflı görev yüklemesi yapmaktan ya da sınırsız özgürlük tanımaktan ısrarla kaçınır: <i>“Dikkat edin! Sizin kadınlar üzerinde hakkınız olduğu gibi, onların da sizin üzerinizde hakkı vardır.”</i></p>

<p style="text-align:justify">Kadın için aile, hayat imtihanının en çetin geçtiği alanlardan biridir. Kadın “saliha kadın” olarak nitelenir ve bu niteliğinin karşılığını hak etmeye çabalar. Bazen de eşsiz kalır ve yükünü sırtına almakla, ailesi için harcadığı emekle Peygambere (sas) komşu olmaya yönelir. Hayırlı bir evlât yetiştirmek uğruna attığı her adım mükâfata lâyık iken, bazen acısıyla yandığı evlâdının ölümüne sabretmekle de mutlu sona erişir.</p>

<p style="text-align:justify">Aile yükünü omuzlayan baba için <i>“Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun!”</i>  uyarısı şüphesiz son derece çarpıcıdır. Ailesine harcadığı her kuruşun, sarf ettiği en kıymetli para olarak sevap hanesine yazılmasının yanında, evinin yıllık ihtiyaçları için yatırım yapması da infakının bir parçasıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Peygamberimiz (sas), <i>“Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım...”</i>  sözleriyle mümin erkekleri, ailesine iyilikle muamele etmeye çağırır. Evin büyüğü, babası, ailesine karşı güler yüzlü ve tatlı sözlü olmalıdır. Hissettiği güzel duyguları gizlememeli, gördüğü meziyetleri takdir etmekten çekinmemelidir. Torunları ile gülüp oynayan, onlara sımsıkı sarılıp öpen, hatta kucağına alıp hutbe okuyan ve torunu sırtındayken namaz kılan Hz. Peygamberin (sas) tavrı bütün babalara hep örnek olmalıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Hz. Peygamber (sas), aile içinde adaletsizliği kesinlikle reddeder. Sevgi konusunda yavrularına eşit mesafede durmayı beceremeyen ebeveyn, gönüllerine söz geçirememekten dolayı belki mazur görülebilir. Ama bunu davranışlarına yansıtmayarak, cinsiyet farkı gözetmeksizin adaleti korumak zorundadırlar. Zira ailede söz hakkına sahip olan her yetişkin, <i>“Allah'tan (cc) korkun ve evlâtlarınız arasında âdil olun!”</i>  emrinin muhatabıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Mümin anne ve babaların, <i>“Şüphesiz hüsrana uğrayanlar kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır.”</i>  âyetini okuduklarında içleri titrer. Evlerinde mânevî bir iklim oluşturmak ve Allah'ın (cc) rızasına erişmek için el ele verirler. Ailelerine af ve afiyet ihsan edip, dünya ve âhirette ihlâsla kendisine bağlı olanlardan eylemesi için Rablerine niyazda bulunurlar.</p>

<p style="text-align:justify">Sevgili Peygamberimiz (sas), <i>“Hepiniz birer sorumlusunuz ve hepiniz yönettiklerinizden mesulsünüz. Devlet başkanı bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür. Evin beyi bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür. Evin hanımı da bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür. Hizmetçi de efendisinin malı üzerinde bir sorumludur ve yönettiklerinden mesuldür.” </i> buyururken herkese sorumluluğunu hatırlatmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Anne ve babalar olarak biz müminlerin daimî niyazı şudur: <i>“Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah'a (cc) karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.”</i></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak: </strong>Diyanet Hadislerle İslam</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hadislerle İslam</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/aile-insanin-dunyadaki-cenneti-1</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 04:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/03/aile-insanin-dunyadaki-cenneti.jpg" type="image/jpeg" length="94894"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İslam’ın Kapitalizme Bakışı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/islamin-kapitalizme-bakisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/islamin-kapitalizme-bakisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir Hadis: Her kim çok mal toplamak için, insanlardan onların mallarını dilenir durursa, muhakkak bir ateş parçası istemektedir. (Müslim, Zekât, 105)]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İslam, insanın malını ve canını bir emanet olarak görürken kapitalizmde zenginlik güç demektir. İslam paylaşımcılığı, sosyal barışı ve kardeşliği teşvik ederken kapitalizm zengin-fakir uçurumunu derinleştirir. Kapitalist sistemin etkisiyle maddi güç, zayıf olanı ezmekte ve büyük işletmeler küçükleri yok etmektedir. Bu durum, işsizlik ve sosyal huzursuzluk gibi sorunlara yol açmaktadır. Kapitalizmin temel unsurlarından biri olan faizli işlemler, İslam’ın ekonomik prensipleriyle çelişir. İslam’ın faiz yasağı, ekonomik düzenin adil ve ahlaki bir zemin üzerinde inşa edilmesini sağlamaya yöneliktir. İslam, aşırı tüketimden kaçınmayı ve orta yolu benimsemeyi teşvik eder. Zekât uygulaması, servetin tek elde toplanmamasını sağlar. İslam, maddi değeri putlaştırmaktan kaçınarak insanları daha fazla kazanç peşinde koşmaktan alıkoymayı amaçlar. İslam, tüketim konusunda dengeyi sağlamak gerektiğini vurgular. Bu nedenle orta yolu tutmak, İslami öğretilerin temelidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p><strong>• I.Viyana Kuşatması (1529)<br />
• Preveze Deniz Zaferi (1538)<br />
• Girit’in Fethi (1669)</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Takvimi</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/islamin-kapitalizme-bakisi</guid>
      <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/08/mehmet/takvim-2026/eylul-27.jpg" type="image/jpeg" length="30700"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İncelikle Lütfeden: El-Latîf]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/ncelikle-lutfeden-el-latif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/ncelikle-lutfeden-el-latif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[El-Latîf ne anlama gelir? Kur’an-ı Kerim’de Latîf kaç yerde geçer? Latîf İsminin Tecellisi nedir?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>El-Latîf Ne Demektir?</strong></span></h3>

<p>Bu isim Rabbimizin kudretine iman, ihsanına itimat ve nezaketine şükran duymamızı telkin eden büyük isimlerden biridir. Çünkü Latîf, en ince işlerin bütün inceliklerini bilen ve onları kolayca yapandır.</p>

<blockquote>
<p><span style="color:#2980b9"><strong>Latîf olan Allah Teâlâ, bizim bile anlayamadığımız en derin duygularımızı anlar, kimseyle paylaşamadığımız en gizli dertlerimizi bilir ve lütfedeceği zaman en akıl almaz yollardan nezaketle lütfeder.</strong></span></p>
</blockquote>

<p>Gazzâlî’ye göre lütuf, fiilde şefkat ve nezaketle, idrakte nüfuz ve inceliğin aynı anda bulunması demektir ve bu sadece Allah’a mahsustur. Bu açıdan bakıldığında Yüce Allah’ın indirdiği dini, gönderdiği peygamberi de bir lütuf olarak algılamak gerekir. Her akıl sahibi kabul eder ki üzerinde gitmekte olduğumuz fakat nereye çıktığını ve ne gibi tehlikeler içerdiğini bilmediğimiz bir yol hakkında bize önceden bilgi verilip sakınılacak tarafların gösterilmesi bir mihnet değil, bir lütuftur.</p>

<p>Kısaca Latîf, her şeyden haberdar ve sınırsız lütufkâr olandır. O’nun her hâlimizi ve sıkıntımızı bildiğine, istediği zaman istediği nimeti bize ulaştırabileceğine ve bunu da zarif bir şekilde yapacağına iman etmenin vereceği huzur da bu ismin ikramlarındandır.</p>

<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Kur’an-ı Kerim’de Latîf</strong></span></h3>

<p>Latîf ismi Kur’an-ı Kerim’de yedi yerde geçer. Bu yedi ayetin beşinde Habîr ismiyle birliktedir. (En’âm, 6/103; Hac, 22/63; Mülk, 67/13-14; Lokmân, 31/16; Ahzâb, 33/34) Bu ayetlerde Latîf isminden hemen sonra -bir konunun en gizli yönlerine bile vukufiyet demek olan- Habîr isminin gelmesi O’nun lütuf ve ihsanlarının nasıl yerli yerinde olduğunu gösterir. Çünkü her şeyden haberdar olan lütfetmektedir. O hâlde Allah (cc) bizim durumlarımızdan kesinlikle haberdardır ve eğer isterse O’nun lütuflarını bize eriştirmesine hiç kimse engel olamaz. Bu kesinlik kendimizi çaresiz hissedip ümitlerimizi yitirmemize engel olur. Malumunuz daima ümitvar olmak ruh sağlığının en önemli şartlarından biridir ve mutlak ümitsizlik, Allah Teâlâ hakkında suizan içerdiğinden küfür kabul edilmiştir.</p>

<p>Allah’ın lütfunu kuluna nasıl akıl almaz yollarla eriştireceğini en güzel şekilde anlatan Yusuf Kıssası’nın neticeye erdiği bölümde Hz. Yusuf yaşanan bütün olumsuzluklardan sonra erişilen güzel sonucu Latîf ismiyle ilişkilendirir. (Yûsuf, 12/100) Mekke döneminin en karanlık günlerinde inen bu sure Allah’tan asla ümit kesilmeyeceğini müminlerin kalbine işlerken Latîf isminin muhtevasını da gözler önüne serer. Buna göre belalara düçar olanlar karamsarca hayata küsmek yerine her durumda elinden gelenin en iyisini yapmak ve Allah’ın lütfundan ümit kesmemek durumundadır. Burada gözden kaçırmamamız gereken şey, belaya uğrayanın istikametini bozmaması ve hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmaması gibi sonucu hepten Allah’a bırakıp elini kolunu bağlamak yerine her durumda elinden gelen en güzel hâli ortaya koymaya çalışmasıdır. Hz. Yûsuf’un hayatı baştan sona bu yaklaşımın en güzel örneğidir. Allah Latîf’tir; elbette lütfeder. Ama O’nun nizamına göre bu lütuf kulun gayret ve istikametini ortaya koymasını bekler.</p>

<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Kahrın da Hoş Lütfun da</strong></span></h3>

<p>Rabbimizin lütufkârlığından kulları şüpheye düşüren şey bu lütufların bazen kahırlarla karışık olarak gelmesidir. Dünyada her lütfa bir elemin gizlendiğini; her ıstırabın da gizli bir lütuf içerdiğini göremeyenler Latîf isminin tecellisinden kuşkuya düşer; öyle olunca da kahırlar içinde boğulup gider, yaşadıkları durumlardan lütufları çekip çıkaramazlar. Niyâzî-i Mısrî’nin şu beyti tam da bu durumu açıklar:</p>

<p><strong>  <i>   Kahrı lütfu şey-i vahid bilmeyen çeker azap,</i></strong></p>

<p><strong><i>     Ol azaptan kurtulup sultan olan anlar bizi.</i></strong></p>

<p>Bazen vermek lütufsa bazen de vermemek lütuftur. Allah’ın vermediklerindeki lütfu görebilmek ancak O’na sonsuz güven duymakla mümkündür. Kişinin Rabb’ine güvenmesinin birinci şartı; iç dünyasındaki güven yeteneğini kaybetmemiş olması, ikincisi ise Rabb’ini mümkün olabildiğince bütün esmasıyla tanımasıdır.</p>

<p>Eğitimcilerin söylediğine göre insanın güvenme kapasitesini geliştiren ya da yok eden şey hayatın ilk yıllarında en yakınlarından gördüğü muameledir. Bebeklik dönemlerinde yanlış tutumlarımızın çocuklarımızın hayata, insanlara hatta Allah’a karşı güvensiz kalmalarına sebep olduğunu, bir inanca tutunma becerilerini yok ettiğini bilmek ve bu sorumluluğun kime ait olduğunu görmek gerekir. Yetişkinliğinde Allah’ın lütfuna güvenebilmesi için çocukluğunda anne babasına güvenebileceği bir ilişki kurmak şarttır. Konunun detayları için bu yazı doğru bir yer olmadığından ilgilenenleri çocukta güven duygusunun oluşumunu daha yakından incelemeye davet etmekle yetiniyoruz. Her insan kendince Allah’ın isimlerinin mazharıdır, ilkesine göre Latîf isminin tecelli ettiği insanın ahlakı ve davranışları nasıl olur, şimdi ona bakalım.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Latîf İsminin Tecellisi</strong></span></h3>

<p>Öncelikle bu isme tamamen inanmış ve teslim olmuş kişiler yukarıda söylendiği üzere kahırlarda gizli olan lütufları görür ve onlara yönelirler. Efendimizin (sas) söylediği gibi her durumdan hayırla çıkmayı bilirler. Aynı zamanda Rabbimizin Latîf ve Habîr isimlerini içselleştiren bir mümin her türlü gösterişçiliği ve yapmacıklığı terk edip samimiyet ve ihlası yakalayabilir. Böylece Rabb’ine karşı iç dünyasını tertemiz kılan kişi tüm âleme iyilik düşünen ve herkesle latifçe geçinen bir kişi olur. Gazzâlî’nin dediği gibi bu ismin tecellisiyle ahlakını donatanlar iyilik yaparken hissettirmeden, onur kırmadan ve gönül incitmeden yaparlar. Allah’ın kullarına müşfik davranır, insanları Allah yoluna davet ederken nezaket ve yumuşaklıkla hareket ederler.</p>

<p>Allah Teâlâ’nın bize ihsan ettiği şu kısacık ömürdeki sınırlı iyiliklerimizin sonsuz cennetlerle ödüllendirmesi O’nun lütfudur. Aynı şekilde Allah’ın latif kulları da ellerinin altındaki insanların çaba ve gayretlerini onların tahmininden de fazlası dikkate alır ve ödüllendirirler. Çünkü bilirler ki lütufkârlık büyüklüğün şanındandır.</p>

<p>Kâinatta gözlemlediğimiz ve insan fıtratının da aktığı güzellik ve estetiğe dair her şey Latîf isminin tecellisidir. O nedenle İslam’ın güzellik anlayışı letafeti de içerir. Latif olmayan güzel de değildir. Letafet insanın suretine ve siretine tecelli ettiği gibi nutkuna da tecelli eder. Bu durumda o kişinin sözleri ince nükteler barındıran latif sözlerden olur.</p>

<p>Sözün ustaları<strong> “Latife latif olmak gerekir.” </strong>derken bunu kastetmişlerdir. Netice olarak bütün varlık âlemi ve orada olup biten kevniyat hep Allah’ın lütfudur. Allah’tan lütuf isteyen olandaki lütfu görmeli, olacak olanın da kendi latifliğine bağlandığını bilmeli... Zira latif davranan lütfu daha çok hak eder.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>#KEŞFET</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/ncelikle-lutfeden-el-latif</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 05:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/02/31-el-latif-1.jpg" type="image/jpeg" length="45062"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ecir Allah'tan]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/ecir-allahtan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/ecir-allahtan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Peygamberlerin tek beklentisi Allah’ın rızasını kazanmaktır. Dünyevî ücretlerin, Allah’ın vereceği mükafat karşısında hiçbir değeri yoktur.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Eğer yüz çeviriyorsanız, sizden zaten hiçbir ücret istemedim. Benim ücretim, ancak Allah’a aittir. Bana Müslümanlardan olmam emredildi. (Yûnus, 10/72)</strong></p>

<p style="text-align:justify">Bu âyet, Nuh aleyhisselamın kavmiyle yaptığı konuşmadan bir kesit içerir. Nuh kavmi, Hz. Nuh’un tüm çabalarına rağmen yıllarca iman etmeye yanaşmadı. Onlar, inatçı ve zalim bir kavimdi. Hâlbuki Nuh (as), onlara güzel güzel tebliğde bulunuyor, nasihat ediyordu. Bunun karşılığında da herhangi bir ücret istemiyordu. Onlar ise hakikate kulak tıkamayı, inkârı ve Hz. Nuh’u yalanlamayı tercih ediyorlardı. Allah (cc) onları en sonunda tufanda boğulmakla cezalandırmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Peygamberlerin tek beklentisi Allah’ın rızasını kazanmaktır. Dünyevî ücretlerin, Allah’ın vereceği mükâfat karşısında hiçbir değeri yoktur.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Ecir:</strong> Manevî ve uhrevî karşılık, sevap; dünyevî bir hizmet karşılığında verilen ücret, para, bedel.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bir Ayet</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/ecir-allahtan</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 04:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/05/ecir-allahtan.jpg" type="image/jpeg" length="12137"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Alkol İçeren Maddelerin Temizlikte Kullanılması Caiz Midir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/alkol-iceren-maddelerin-temizlikte-kullanilmasi-caiz-midir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/alkol-iceren-maddelerin-temizlikte-kullanilmasi-caiz-midir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir Ayet: Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. (Mâide, 5/90)]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Alkol, içkiler dışında; ilaç, kozmetik, içecek ve bazı gıda maddeleri içinde, doğal fermantasyon sonucu veya katkı şeklinde de bulunabilmektedir. Yüce dinimiz İslam’da alkollü içkilere karşı kesin bir tavır alınmış; bunların içilmesi haram olarak nitelenmiştir. (Mâide, 5/90) Peygamberimiz (sas) ise sarhoşluk veren içkilerin üretilmesini, başkalarına sunulmasını, taşınmasını, alım-satımını da yasaklamış (Ebû Dâvûd, Eşribe, 2), içildiğinde sarhoşluk veren her şeyin miktarına bakılmaksızın haram olduğunu beyan etmiştir. (Müslim, Eşribe, 74; Ebû Dâvûd, Eşribe, 5) Alkolün farklı kullanım alanlarından olan ispirto, kolonya vb. sıvıların da içilmesi haramken (Buhârî, Edeb, 80) bunların temizlikte hijyen vb. amaçlı kullanılmaları caiz görülmüştür. Namaz kılmadan önce bu ürünlerin sürüldüğü yerlerin yıkanması da gerekmez. (Kâsânî, Bedâî’, 5/115; Elmalılı, Hak Dini, 2/763-764)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p><strong>• Türk Dil Bayramı</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Takvimi</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/alkol-iceren-maddelerin-temizlikte-kullanilmasi-caiz-midir</guid>
      <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/08/mehmet/takvim-2026/eylul-26.jpg" type="image/jpeg" length="73578"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstismar: Dini ve İnsani Değerleri Şahsi Çıkarlara Alet Etmek]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/istismar-dini-ve-insani-degerleri-sahsi-cikarlara-alet-etmek-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/istismar-dini-ve-insani-degerleri-sahsi-cikarlara-alet-etmek-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hak hukuk, makam mevki, sevgi merhamet, erkek kadın demeden maddî veya mânevî her şeyi menfaat aracı hâline getiren istismar, ahlâk dışı bir anlayışın ürünüdür.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p dir="rtl" style="text-align:left">عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : “أَعْطُوا الْأَجِيرَ أَجْرَهُ، قَبْلَ أَنْ يَجِفَّ عَرَقُهُ.”</p>

<p>Abdullah b. Ömer'in (ra) naklettiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur:</p>

<p><i>“İşçiye, ücretini teri kurumadan önce verin.”</i></p>

<p>(İM2443 İbn Mâce, Rühûn, 4)</p>

<p>***</p>

<p dir="rtl" style="text-align:left">عَنْ سَهْلِ ابْنِ الْحَنْظَلِيَّةِ قَالَ: مَرَّ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) بِبَعِيرٍ قَدْ لَحِقَ ظَهْرُهُ بِبَطْنِهِ فَقَالَ: “اتَّقُوا اللَّهَ فِى هَذِهِ الْبَهَائِمِ الْمُعْجَمَةِ فَارْكَبُوهَا وَكُلُوهَا صَالِحَةً.”</p>

<p>Sehl b. Hanzaliyye'nin (ra) naklettiğine göre, Resûlullah (sas) (açlıktan) karnı sırtına yapışmış bir deveye rastladı ve şöyle dedi:</p>

<p><i>“Bu dilsiz hayvanlar hakkında Allah'tan (cc) korkun! Binmeye elverişli iken onlara binin; yenmeye elverişli iken onları (kesin ve) yiyin.”</i></p>

<p>(D2548 Ebû Dâvûd, Cihâd, 44)</p>

<p>***</p>

<p dir="rtl" style="text-align:left">عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ قَالَ: لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) الْمُحِلَّ وَالْمُحَلَّلَ لَهُ.</p>

<p>Abdullah b. Mes'ûd (ra) şöyle demiştir:</p>

<p>“Resûlullah (sas), hülle yapan kişiye de kendisi için hülle yapılan kişiye de Allah'ın (cc) rahmetinden uzak kalması için beddua etti.”</p>

<p>(T1120 Tirmizî, Nikâh, 28)</p>

<p>***</p>

<p dir="rtl" style="text-align:left">عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ ﴿أَنَّهُ﴾ قَالَ: إِنَّهُ لَيَمْنَعُنِى أَنْ أُحَدِّثَكُمْ حَدِيثًا كَثِيرًا، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ: “مَنْ تَعَمَّدَ عَلَيَّ كَذِبًا فَلْيَتَبَوَّأْ مَقْعَدَهُ مِنَ النَّارِ.”</p>

<p>Enes b. Mâlik (ra) şöyle demiştir: “Beni size çok hadis rivayet etmekten alıkoyan şey Allah Resûlü'nün (sas) şu sözüdür:</p>

<p><i>"Her kim benim adıma bilerek yalan söylerse, cehennemdeki yerine hazırlansın."</i></p>

<p>(M3 Müslim, Mukaddime, 2)</p>

<p>***</p>

<p dir="rtl" style="text-align:left">عَنْ أَسْمَاءَ بِنْتِ عُمَيْسٍ الْخَثْعَمِيَّةِ قَالَتْ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) يَقُولُ: “…بِئْسَ الْعَبْدُ عَبْدٌ يَخْتِلُ الدُّنْيَا بِالدِّينِ… بِئْسَ الْعَبْدُ عَبْدٌ هَوًى يُضِلُّهُ…”</p>

<p>Esmâ bnt. Umeys el-Has'amiyye'nin (ra) işittiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: <i>“…Dini dünyaya alet eden insan ne kötüdür!... Arzu ve isteklerinin kendisini saptırdığı insan ne kötüdür!”…</i></p>

<p>(T2448 Tirmizî, Sıfatü"l-kıyâme, 17)</p>

<p dir="rtl" style="text-align:left">***</p>

<p style="text-align:justify">İstismar kelimesi bugünkü Türkçede kullanıldığı anlamıyla Allah Resûlü'nün (sas) yaşadığı dönemde ve daha sonra uzunca bir süre Arapların dilinde yer almamıştır. Bu sözcük, Arapçadaki "meyve, yemiş, bir şeyden elde edilen fayda" anlamlarına gelen ‘semere’ kelimesinden türetilmiştir. Son dönem sözlüklerde istismar, ‘toprağı işlemek, bir şeyi meyve verir hâle getirmek’ anlamıyla yer almıştır. Ancak ‘istismar’ ifadesi dilimize, "Bir şeyi veya bir kimseyi kendi çıkarına alet etmek, sömürmek, ondan haksız çıkar sağlamak." şeklindeki olumsuz tanımıyla yerleşmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">İstismar, yani ‘insanların birilerini veya bir şeyleri kullanarak haksız menfaat sağlaması’ her çağ ve kültürde farklı şekillerde yaşanan bir durumdur, insanlık tarihi boyunca da görülegelmiş bir olgudur. İstismar söz konusu olduğunda istismar eden, istismar edilen ve istismarın konusu olmak üzere üç unsur karşımıza çıkmaktadır. İstismar edenler genellikle ekonomik, fiziksel, sosyal ve siyasal bağlamda gücü elinde bulunduran kimseler, istismar edilenler de söz konusu açılardan zayıf ve güçsüz olanlardır: Kadınlar, çocuklar, köleler, hizmetçiler ve işçiler hatta hayvanlar gibi. İstismara konu olan şeyler ise, güzellik, masumiyet, cinsellik, iyi niyet, emek, vakit, yetki, duygular ve değerler olarak sıralanabilir.</p>

<p style="text-align:justify">Hak hukuk, makam mevki, sevgi merhamet, erkek kadın demeden maddî veya mânevî her şeyi menfaat aracı hâline getiren istismar, ahlâk dışı bir anlayışın ürünüdür. Tarihî süreçte ve günümüzde özellikle, zayıfı ezme ve ondan menfaat sağlama, yani bizzat insanların istismarı şeklinde kendini göstermiştir. Bu nedenledir ki, Yüce Allah (cc) kullarına şöyle seslenmiştir: "<i>Allah'a (cc) ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, elinizin altındakilere iyilik edin. Şüphesiz Allah (cc), kibirlenen ve övünüp duran kimseleri sevmez."</i>  Dul kadınların ve yoksulların geçimini sağlamaya çalışanın, Allah (cc) yolunda savaşan mücahid veya bütün vaktini ibadetle geçiren kimse gibi olacağını bildiren Allah Resûlü (sas) gibi bütün peygamberlerin tebliğinde hep zayıfı koruma ve onun hakkını ihlâl etmeme prensibi vardır. Bu yüzden onların etrafında ilk toplananlar, köleler, fakirler gibi toplumun zayıf ve istismara açık grupları olmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">Kadınlar genellikle fiziksel, psikolojik ya da cinsel olarak istismara maruz kalmaktadır. Bunların bir kısmı kadının ticarî bir meta gibi algılanmasından, bir kısmı ise aile, çevre ya da toplum baskısından kaynaklanmaktadır. Kadının, her şeyden önce bir insan olduğu gerçeği göz ardı edilmektedir. Tıpkı câhiliye döneminde münafıkların reisi olan Abdullah b. Übey'in cariyesini para kazanmak için zina yapmaya zorlaması gibi. Kur’an bu istismara, bu hayâsızlığa sessiz kalmamış ve kullara şöyle seslenmiştir: "<i>iffetli olmak isteyen cariyelerinizi dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek amacıyla fuhşa zorlamayın."</i>  Sevgili Peygamberimiz (sas) de insanların, her zaman olduğu gibi savaşlarda da kadınlara kötü muamelede bulunmamalarını ve onları istismar etmemelerini istemiştir. Hamile bir esir kadınla birlikte olmak isteyen birinin bu davranışını şiddetle kınamış, davranışının ne kadar hatalı olduğunu vurgulamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Zayıf ve güçsüz durumlarından yararlanılan, masumiyetleri kullanılan kişiler arasında çocuklar da bulunmaktadır. Aynı şekilde onlar da kimi zaman fiziksel, psikolojik ve cinsel istismara maruz kalmaktadır. Bunlar içinde en çok nefret uyandıranı, iyiyle kötüyü ayıramayacak kadar küçük ve masum olan çocukların, daha kötüsü bebeklerin istismara uğramasıdır. Bunun yanında, günümüzde köşe başlarında mendil sattırılan, dilendirilen, araba camı sildirilen, ağır işlerde sigortasız çalıştırılan çocuklar, artık neredeyse toplum için tepki gösterilmesi gerekmeyen alışılageldik bir durum hâline gelmiştir. Hatta üzülerek ifade etmek gerekir ki zikredilen bu işler, başkalarından ziyade çocukların aileleri tarafından yaptırılmaktadır. Resûlullah’ın (sas) örnek şahsında insana ne kadar değer verildiğini idrak eden Hz. Osman (ra), bir hutbesinde kendisini dinleyenleri bu konuda şöyle uyarmıştır: "Zanaat bilmeyen cariyeyi para kazanmaya zorlamayın. Siz onu kazanca zorlarsanız, namusunu satarak para kazanır. Küçükleri de para kazanmaya zorlamayın. Zira küçük çocuk, bulamazsa çalar. Kanaatkâr olun ki Allah (cc) da sizi başkalarına muhtaç etmesin. Size düşen helâl olan yiyeceklere talip olmaktır<i>."</i></p>

<p style="text-align:justify">Toplumda istismar edilen insanlar sadece kadın ve çocuklardan ibaret değildir. Ucuz işgücü adına ağır şartlarda az bir ücretle çalıştırılan işçilerin ve hizmetçilerin hakları da ihlâl edilmektedir. Allah Resûlü (sas), kendi döneminde toplumun en zayıf kesimi olan köle ve hizmetçilerin bu konumlarından dolayı istismar edilmelerine hiçbir zaman izin vermemiştir. Aksine, "<i>İşçiye, ücretini teri kurumadan önce veriniz."</i>  buyurarak işçilerine ücretini vermeyenlerin kıyamet gününde Allah’ı (cc) karşılarına alacaklarını haber vermiştir. "<i>Sizden biriniz hizmetçisini döveceği zaman hemen Allah’ı (cc) hatırlasın da elini çeksin."</i>  buyurmuş, onlara iyi muamele etmenin gereği üzerinde ısrarla durmuştur. Onları zayıflığından dolayı aşağılayıp istismar etmenin ancak câhiliye zihniyetine uygun olabileceğini söylemiş, kişinin hizmetçisine yediğinden yedirmesini, giydiğinden giydirmesini, taşıyamayacağı yükü yüklememesini, yüklediyse de yardımcı olmasını tavsiye etmiştir. Aynı şekilde toplumda nüfuz sahibi olan kimselerin diğer insanların haklarına tecavüz etmesine de asla müsaade etmemiştir. Gençliğinde, zayıfları korumak, onların itibar sahibi kimseler tarafından ezilmesini, istismar edilmesini engellemek amacıyla kurulan Hilfü’l-Füdûl (Erdemliler Sözleşmesi) ismiyle meşhur antlaşmaya katılmış, peygamber olduktan sonra da bu antlaşmadan övgüyle bahsetmiştir. Sosyal statüsü ne olursa olsun bütün insanları eşit gören, onları maddî özelliklerine göre değil ancak Allah’a (cc) bağlılıklarına ve samimi inançlarına göre üstün tutan İslâm Dini, bu tür istismarların önünü tamamen kapatmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İstismara uğrayan bir başka grup ise hayvanlardır. Akıl sahibi insanların dahi istismar edildiği göz önüne alınırsa, hayvanların kolaylıkla menfaat aracı olarak kullanılması şaşılacak bir durum olmasa gerektir. Hayvanların insanların zevklerine alet edilerek dövüştürülmesi veya vahşice öldürülmesi, vücut yapılarına uygun olmayan işlerde, ağır koşullarda, ihtiyaçları yeterince gözetilmeden çalıştırılması, hayvan istismarının en çok görülen şekilleridir. Hâlbuki dinimizde hayvanların yaratılış amacına uygun kullanılması emredilmiş, onlara merhametli davranarak iyilikte bulunmak fazilet sayılmıştır. Açlıktan âdeta karnı sırtına yapışmış bir deve gördüğünde, "<i>Bu dilsiz hayvanlar hakkında Allah’tan (cc) korkun! Binmeye elverişli iken onlara binin; yemeye elverişli iken ise onları yiyin." </i> uyarısını yapan Resûlullah (sas), hayvanları hapsederek öldürmeyi ve onları canlı hedef yapmayı kesinlikle yasaklamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">İstismara malzeme olan unsurlar somut olabileceği gibi, duygular, değerler gibi soyut olgular da olabilir. Günümüzde özellikle insanların merhamet duygularını ve iyi niyetlerini kötüye kullanarak haksız kazanç elde eden dilenciler yaygınlaşmıştır. "Allah (cc) rızası için." diyerek el açan bu kişiler, aynı zamanda insanların samimi inançlarını da istismar etmekte, kendi çıkarlarına Allah’ın (cc) ismini alet etmektedirler. Bu nedenle Allah Resûlü (sas), "<i>Az olsun çok olsun, servetine servet katmak için başkalarından dilenen kişi, kor ateş dilenir."</i>  diyerek inananları dilencilikten sakındırmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Değerlerin istismarının en ağır şekli, dinin ve dinî değerlerin kötüye kullanılmasıdır. Resûlullah (sas) hayatta iken de vefat ettikten sonra da bizzat kendisini ve onun tebliğ ettiği dini istismar etmeye cüret edenler olmuştu. Söz gelimi Mekke’nin fethinden sonra Müslüman olan ve Hz. Peygamber’in (sas) Huneyn Savaşı sonrası kalplerini dine ısındırmak için ganimetlerden yüzer deve verdiği kişilerden biri olan Uyeyne b. Hısn, Tâif Kuşatması’na da katılmıştı. Ancak onun muhasaraya katılmasının ardında farklı bir neden yatmaktaydı. Nitekim Uyeyne arkadaşlarından biriyle konuşurken asıl maksadının Resûlullah’a (sas) yardım etmek olmadığını, ganimet olarak Sakîfli bir cariye almak istediğini itiraf etmişti. Uyeyne istismarcılığı huy edinmiş olacak ki Hz. Peygamber’in (sas) vefatından sonra, Akra’ b. Hâbis ile birlikte Hz. Ebû Bekir’den (ra) de maddî talepte bulunmuştu. Çünkü kalpleri İslâm’a ısındırılmak istenen kimselere çeşitli hediyeler verilmesini, kendisi için kolay kazanç elde etme vasıtası olarak görmüştü. İslâm’ın yararı için uygulanan önemli bir dinî ve siyasî strateji, sömürü aracı hâline getirilmişti. Fakat Hz. Ömer (ra), İslâm’ın böyle menfaatçi insanlara ihtiyacı olmadığını söyleyerek ikisine de meydan okurcasına karşı çıkmış ve isteklerini reddetmişti.</p>

<p style="text-align:justify">Asr-ı saadette yaşanan başka bir olay, Hz. Peygamber’in (sas) görevi istismara yol açabilecek rüşvet niteliğindeki uygulamaların önüne geçme hususundaki hassasiyetini göstermektedir: Ezd kabilesine mensup İbnü’l-Lütbiyye isimli bir adam Süleymoğulları’nın zekâtlarını toplamak üzere Peygamberimiz (sas) tarafından görevlendirilmişti. Toplama işini bitirip geldiğinde zekât için verilen malları Resûlullah’a (sas) teslim etmiş, ancak bir kısmını kenara ayırıp, "Yâ Resûlallah! Bu size aittir. Bu da bana hediye edilendir." demişti. Bunun üzerine Resûlullah (sas), "<i>Gerçekten öyleyse, sen ana babanın evinde otursaydın bu hediye sana gelir miydi?"  </i>demiş, ardından bir hutbe vererek insanların haksızlıkla elde ettiği malların, kıyamette ağır bir ceza olarak karşılarına çıkacağını ifade etmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Din istismarının bir başka şekli de birtakım ibadet, hüküm ve uygulamaların kötüye kullanımı şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Meselâ, hülle, üç talâkla boşanmış bir kadının dinen meşru bir şekilde eski eşine dönebilmesi için düzenlenen gayri ahlâkî bir çözüm yolu, hileli bir evliliktir. Burada nikâhın istismar edilmesi söz konusudur. Allah Resûlü (sas) ise, nikâh akdinin suistimal edildiği bu hileli evlilik merasimine taraf olan iki kişiye Allah’ın (cc) rahmetinden uzak kalması için beddua etmiştir. Hz. Peygamber (sas), boşanma hükmünün ve aynı zamanda kadının istismar edildiği diğer bir olay karşısında da sert bir şekilde tepki vermiştir. Kendisine, bir adamın hanımını üç talâkla bir defada boşadığı haber verilince, "<i>Ben aranızda iken Allah’ın (cc) Kitabı’yla mı oynanıyor?"  </i>diye öfkelenerek ayağa kalkmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Din istismarının en kötü ve aynı zamanda en tehlikeli şekli, Allah’ın Kitabı’nın ve Resûlullah’ın sözlerinin istismar edilmesidir. Kur’ân-ı Kerîm, Allah’a (cc) verdikleri sözü ve yemini az bir karşılığa değişen, okudukları, kitaptan sanılsın diye kitabı okurken dillerini eğip büken ve kendi menfaatleri için Tevrat’taki bazı âyetleri görmezden gelen, hatta bilerek tahrif edenlerin din istismarı yaptığını ortaya koymuştur. Ayrıca daha önce kendilerine kitap verilenlerin, kimi zaman âyetleri keyfî biçimde yorumlayarak asıl mânâlarından saptırdıklarına, kimi zaman da lafızları değiştirerek kutsal kitapların ilk ve asıl hâlini bozduklarına dikkat çekmiştir. Allah Teâlâ (cc), aynı şekilde Kur’ân-ı Kerîm’deki müteşâbih âyetleri fitne çıkarmak ve arzularına göre yorumda bulunmak suretiyle istismar edenlerin olabileceğini de bildirmiştir. "<i>Kur’an’ın müteşâbihlerine tâbi olanları gördüğünüz zaman, onlardan sakınınız. Onlar, Allah’ın (cc) bu âyette belirttiği kimselerdir."</i>  buyuran Allah Resûlü (sas) de, inananların âyetleri istismar etmek isteyen kimselere itibar etmemeleri gerektiğini ifade etmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’in başlangıçtan beri titiz bir şekilde yazıya geçirilmiş olması ve Allah Teâlâ’nın (cc) onun, ‘değişmez ve korunmuş’ olduğunu vurgulaması dolayısıyla İslâm dünyasında Allah’ın Kitabı’na müdahale söz konusu olmamıştır. Fakat Resûlullah’ın (sas) uyarısına rağmen onun vefatından sonra İslâm tarihi boyunca ortaya çıkan pek çok siyasî ve itikadî grup, kendi icraatlarını meşrulaştırmak ve fikirlerini hâkim kılmak amacıyla âyetleri keyfî olarak yorumlayabilmişlerdir. Öyle ki birbirine taban tabana zıt olan iki grup düşüncelerine dayanak olarak aynı âyeti gösterebilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Kur’ân-ı Kerîm’e göre daha geç kayda geçirilen ve belirli bir hacim sınırı olmayan hadisler ise çok daha fazla istismara uğramıştır. Siyasî ve itikadî fırkaların yanı sıra, şahsî çıkar elde etmek isteyen bazı kötü niyetli kimselerle İslâm’a zarar vermek isteyen kişi ve gruplar tarafından da hadisler uydurulmuş, Allah Resûlü’ne (sas), söylemediği sözler isnat edilmiştir. Daha da ilginç olanı bazı dindar kimselerin dahi insanları iyiliğe teşvik ve günahlardan sakındırma maksadıyla Resûlullah’a (sas) söylemediği sözler atfetmekten çekinmeyip hadis uydurmalarıdır. Hâlbuki yanlış bir davranışı ondan daha yanlışı ile düzeltmek, dini, dinen yasak olan bir şekilde sevdirmeye çalışmak doğru değildir. Hangi niyetle olursa olsun Hz. Peygamber (sas) adına yalan söyleyerek, insanları aldatarak hadis uydurmak asla haklı görülemez. Allah Resûlü (sas) bir hadisinde sözlerini istismar etmek isteyen kimselere şu uyarıyı yapmıştır: "<i>Her kim benim adıma bilerek yalan söylerse, cehennemdeki yerine hazırlansın."</i>  Buna rağmen İslâm tarihinde hadis uydurma faaliyeti uzun yıllar devam etmiş ve uydurulan bu hadislerden bazıları meşhur hadis kaynaklarına dahi girerek günümüze kadar gelebilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Allah’ın Kitabı’nı, Peygamberi’ni veya dinini çıkarlarına alet etmek isteyenler bugün de yok değil midir? Maalesef günümüzde din kisvesi altında, üstelik yaptıklarının yanlış olduğunu bile bile, sihir, büyü, fal, üfürükçülük gibi dine aykırı olan her şeyi yapan ve bundan kazanç elde edenler, bilinçsiz insanları sömürenler hiç de azımsanacak sayıda değildir. Allah Resûlü (sas) para ve şöhret kazanmak maksadıyla dini istismar eden böyle kötü niyetli kimseler hakkında bizleri uyarmıştır. Zira onlar, Allah’ın (cc) affına ve rahmetine güvenip, nasılsa bağışlanacakları düşüncesiyle insanların doğrudan Allah’a (cc) yönelmelerini engellemekte, kendilerini aracı olarak göstermekte, halkın samimi inançlarını ve çaresizliklerini sömürdükleri gibi âdeta Allah’ın (cc) merhametini ve tevbeleri kabul etme vasfını da istismar etmektedirler.</p>

<p style="text-align:justify">İstismar ile para, makam, mevki, şan, şöhret, zevk ve ucuz işgücü gibi menfaatler elde edilebilmektedir. Hâlbuki dinimiz, kolay ve haksız yoldan kazanç sağlamayı, başkalarının sırtından geçinmeyi asla tasvip etmemektedir. Her ne şekilde olursa olsun istismar, samimi ve ihlâslı bir mümine yakışmayacak, sakınılması gereken, ahlâksız bir tutumdur. Zira Resûlullah (sas), "<i>...Dini dünyaya alet eden insan ne kötüdür!... Arzu ve isteklerinin kendisini saptırdığı insan ne kötüdür!"</i>  buyurmuştur.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kaynak: </strong>Diyanet Hadislerle İslam</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hadislerle İslam</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/istismar-dini-ve-insani-degerleri-sahsi-cikarlara-alet-etmek-1</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 16:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/02/istismar-dini-ve-insani-degerleri-sahsi-cikarlara-alet-etmek.jpg" type="image/jpeg" length="62599"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Narman'da okul sonrası kurslar başladı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/narmanda-okul-sonrasi-kurslar-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/narmanda-okul-sonrasi-kurslar-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzurum’un Narman ilçesinde faaliyet gösteren Diyanet Gençlik Merkezi’nde, okul sonrası 7-10 ve 11-14 yaş grubu erkek öğrencilere yönelik Kur’an kursları yeni eğitim döneminde başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Narman Müftülüğünce öğrencilerin okul sonrası zamanlarını verimli ve nitelikli bir şekilde değerlendirmelerine katkı sunmak amacıyla düzenlenen kurslarda; Kur’an-ı Kerim, temel dini bilgiler, değerler eğitimi ve çeşitli sosyal-kültürel etkinlikler gerçekleştiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kurslarda öğrencilerin hem dini ve ahlaki gelişimlerine katkı sağlanırken arkadaşlarıyla da nezih bir ortamda vakit geçirmelerine imkan sunuluyor.</p>

<p>Narman İlçe Müftüsü Sezgin Kezgin, yürütülen çalışmalarla çocukların camiyi, Kur’an’ı ve güzel ahlakı hayatlarının bir parçası haline getirmeyi istediklerini belirtti.</p>

<p>Kezgin, kursların yeni eğitim döneminin öğrencilere ve ailelerine hayırlı olması temennisinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Erzurum Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/narmanda-okul-sonrasi-kurslar-basladi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/narman-kurs.jpg" type="image/jpeg" length="52775"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Bozkırın Tezenesi" Neşet Ertaş, Kırşehir'de mezarı başında anıldı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/bozkirin-tezenesi-neset-ertas-kirsehirde-mezari-basinda-anildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/bozkirin-tezenesi-neset-ertas-kirsehirde-mezari-basinda-anildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Bozkırın Tezenesi" olarak bilinen halk ozanı Neşet Ertaş, vefatının 14. yılında Kırşehir'de mezarı başında anıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bağbaşı Mezarlığı'nda düzenlenen törende, Ertaş'ın kabri başında Kur'an-ı Kerim okundu ve dua edildi.</p>

<p>Kırşehir Vali Yardımcısı Altuğ Çağlar, Kırşehir Milletvekili Metin İlhan, Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu, protokol üyeleri, Ertaş'ın ailesi ve sevenleri, ozanın kabrine karanfil bıraktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sanatçının oğlu Hüseyin Ertaş, burada yaptığı açıklamada, babasının herkese çok değer verdiğini söyledi.</p>

<p>Kabrine gelen, gelemeyip iyi dileklerini ve dualarını esirgemeyenlere teşekkür eden Ertaş, şöyle konuştu:</p>

<p>"Her yerde olduğu gibi işin kolayına kaçılma durumu var. Yapay zekayla babamızın, atalarımızın resimleri lütfen kullanılmasın. Hem benzemiyor hem de bir oyuncağa dönüşüyor. Bunlar en basit tabirle saygısızlık. Onlara lütfen hak ettikleri saygıyı gösterelim, oyuncağa çevirmeyelim. Anma törenleri oluyor bazı yerlerde. Her şeye de karışıyormuş gibi görünüyoruz ama bunlara paralı giriş yapıldığını duyuyoruz. Anma da para toplanmaz."</p>

<p>Neşet Ertaş'ın yakın dostu ve adına kitap yazan Bayram Bilge Tokel ise merhum ustanın sanatıyla çok büyük bir deha, aynı zamanda bir kültür taşıyıcısı olduğunu, icra ettiği müzik, bozaklar ve türkülerinin kültürün temel taşlarına katkı sunduğunu dile getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/bozkirin-tezenesi-neset-ertas-kirsehirde-mezari-basinda-anildi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 15:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/neset-ertas-dua-1.jpg" type="image/jpeg" length="46506"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şehit Uzman Çavuş Coşkun Sevim ebediyete uğurlandı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/sehit-uzman-cavus-coskun-sevim-ebediyete-ugurlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/sehit-uzman-cavus-coskun-sevim-ebediyete-ugurlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zeytin Dalı Harekatı bölgesinde geçirdiği rahatsızlık sonucu kaldırıdığı hastanede şehit olan 2 çocuk babası Uzman Çavuş Coşkun Sevim'in (48) cenazesi memleketi Elazığ'da toprağa verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Şehit Sevim için İmam-ı Azam Camii'nde gerçekleştirilen törende, şehidin Türk bayrağına sarılı naaşı katafalka konuldu.</p>

<p>Törene katılan şehidin ailesi ve yakınları gözyaşı döktü.</p>

<p>Cuma namazının ardından İl Müftüsü Yusuf Bingöl, cenaze namazını kıldırarak dua etti.</p>

<p>Daha sonra şehit Sevim'in tabutu, askerler tarafından konulduğu top arabası ile kortej eşliğinde cenaze aracına alındı.</p>

<p>Elazığ Garnizon Şehitliğine götürülen şehidin cenazesi dualarla defnedildi.</p>

<p>Törene, şehidin ailesi ve yakınları, Adalet Bakan Yardımcısı Abdullah Aydoğdu, Vali Numan Hatipoğlu, Elazığ Milletvekili Semih Işıkver, Belediye Başkanı Şahin Şerifoğulları, 8. Kolordu Komutanı Tümgeneral Ümit Durmaz, Elazığ Cumhuriyet Başsavcısı Aşkın Yeğin, Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş, İl Emniyet Müdürü Aydın Karan, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Alpaslan Doğan, siyasi parti ve kurum temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Milli Savunma Bakanlığı, Uzman Çavuş Coşkun Sevim'in Zeytin Dalı Harekatı bölgesinde geçirdiği rahatsızlık sonucu kaldırıldığı hastanede şehit olduğunu duyurmuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/sehit-uzman-cavus-coskun-sevim-ebediyete-ugurlandi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 14:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/sehit-cenaze-1.jpg" type="image/jpeg" length="28134"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uzaktan Çalışma Yönetmeliği'nde değişikliğe gidildi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/uzaktan-calisma-yonetmeliginde-degisiklige-gidildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/uzaktan-calisma-yonetmeliginde-degisiklige-gidildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılan düzenlemeyle, işçinin iş yerinde ve uzaktan çalışacağı günler ile çalışma saatleri iş sözleşmesinde belirlenecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bakanlıkça hazırlanan "Uzaktan Çalışma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>

<p>Yönetmeliğin çalışma süresinin belirlenmesini düzenleyen maddesinde yapılan değişikliğe göre, iş görme ediminin bir kısmının iş yerinde, bir kısmının uzaktan çalışma usulüyle yerine getirilmesi kararlaştırılabilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu durumda, işçinin iş yerinde ve uzaktan çalışacağı günler ile çalışma saatleri iş sözleşmesinde belirlenecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/uzaktan-calisma-yonetmeliginde-degisiklige-gidildi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 14:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/12/asgari-ucretin-ardindan-gozler-memur-ve-emeklinin-maas-artisina-cevrildi.jpg" type="image/jpeg" length="22435"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[5 asırlık eğitim yolculuğuyla Davutpaşa Anadolu Lisesi geleceğe ışık tutuyor]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/5-asirlik-egitim-yolculuguyla-davutpasa-anadolu-lisesi-gelecege-isik-tutuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/5-asirlik-egitim-yolculuguyla-davutpasa-anadolu-lisesi-gelecege-isik-tutuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fatih'te 1485'te sıbyan mektebi olarak başlayan eğitim serüvenini rüştiye, sultani, ortaokul ve lise olarak sürdüren Davutpaşa Anadolu Lisesi, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan 5 asrı aşkın eğitim geleneğini yaşatıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Anadolu Ajansının (AA) "Asırlık Mektepler" isimli dosya haberinin bu bölümünde, 1485'te başlayan eğitim yolculuğunda farklı kademelerde hizmet veren, savaşlara ve depremlere tanıklık eden Davutpaşa Anadolu Lisesinin geçirdiği dönüşüm, eğitim anlayışı ve yetiştirdiği önemli mezunlar ele alındı.</p>

<p>Sultan II. Bayezid'in sadrazamı Koca Davut Paşa tarafından yaptırılan okul, ilk olarak Davutpaşa Külliyesi içerisinde yer alan sıbyan mektebi olarak eğitim hayatına başladı. İstanbul'un ilk Türk sıbyan mektebi olarak anılan eğitim yuvası, Davutpaşa Taş Mektebi ve Nazperver Kadın Mektebi isimleriyle de biliniyor.</p>

<p>Davut Paşa'nın vakfı içerisinde yer alan okulun çevresinde, onun adını taşıyan cami, hamam, medrese ve türbe gibi tarihi yapılar da bulunuyor.</p>

<p>Osmanlı eğitim sisteminde yaşanan değişimlerle birlikte 1847'de Rüştiye Mektebi olarak hizmet vermeye başlayan okul, 1891'de Merkez Rüştiyesi adını aldı. Dönemin Maarif Nazırı Ahmet Kemal Paşa da okulda öğretmenlik yaptı.</p>

<p>İstanbul'un eğitim tarihindeki değişimlere tanıklık eden okul, 1894'te meydana gelen büyük İstanbul depreminde ağır hasar gördü.</p>

<p>Sokak tarafına bakan duvarı dışında büyük bölümü yıkılan okul, 1897'de Sultan II. Abdülhamid'in emriyle Maarif Nazırı Ahmet Zühtü Paşa tarafından üç katlı kagir yapı olarak yeniden inşa ettirildi.</p>

<p>1913 yılında ise "sultani" statüsüne geçen okul, bundan birkaç yıl sonra da yaklaşık 60 öğrencisini Çanakkale Savaşı'na katılmak üzere cepheye gönderdi. Balkan Harbi sırasında ise Cerrahpaşa Hastanesi'ne yakınlığı sebebiyle hastane olarak kullanıldı.</p>

<p><img alt="Okul, Sınıf 1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/okul-sinif-1.jpg" width="1280" /></p>

<h2>5 asırda farklı alanlarda isimler yetiştirdi</h2>

<p>Cumhuriyet'in ilanının ardından eğitim sistemindeki düzenlemelerle kurumun statüsü de değişti. 1924'te Davutpaşa Erkek Ortaokulu adını alan kurum, 1955'te karma eğitime geçerek Davutpaşa Karma Ortaokulu olarak faaliyetlerini sürdürdü. 1969'da Davutpaşa Lisesine dönüşen okulda, tarihi binanın yanı sıra yapılan yeni binayla eğitim alanları genişletildi.</p>

<p>Milli Eğitim Bakanlığınca 2013-2014 eğitim öğretim yılında genel liseden Anadolu lisesine dönüştürülen kurum, Davutpaşa Anadolu Lisesi adıyla eğitim vermeye devam ediyor.</p>

<p>Biri tarihi, diğeri daha sonraki yıllarda yapılan iki binanın bulunduğu okulda, 15. yüzyılda başlayan eğitim geleneği günümüzde de sürdürülüyor.</p>

<p>İstanbul'un eğitim hafızasında önemli bir yere sahip olan okul, uzun geçmişinde bilim, edebiyat, sanat ve kültür dünyasından çok sayıda ismin yetişmesine katkı sundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bestekar Mehmed Celaleddin Dede, gölge oyunu ustası ve meddah Hayali Küçük Ali olarak tanınan Mehmet Muhittin Sevilen, bestekar ve kemani Abdülkadir Töre, ressam Refik Fazıl Epikman, edebiyat tarihçisi Mustafa Nihat Özön ve yayıncı Remzi Bengi, kurumun farklı dönemlerinde eğitim gören isimler arasında yer aldı.</p>

<p>Sonraki dönemlerde ise sanatçı Perran Kutman, karikatürist Oğuz Aral, yazar Murathan Mungan ve ilaç sektöründe bilinen ürünlerden birinin mucidi Necip Akar okulun mezunları arasında yer aldı.</p>

<p>Davutpaşa Anadolu Lisesi Müdürü Ceyda Çakıroğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 60'a yakın öğretmen ve 1089 öğrenciyle eğitim yolculuklarını sürdürdüklerini söyledi.</p>

<p>Çakıroğlu, "Tarihi bir okulda görev yapmak çok güzel bir duygu, ayrı bir zevk. Bahçemizden de anlaşıldığı gibi atmosferi çok güzel. Davutpaşa Anadolu Lisemiz, tarihi anlamda Türkiye'nin ilk 100 okulu arasında geçmekte." ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/5-asirlik-egitim-yolculuguyla-davutpasa-anadolu-lisesi-gelecege-isik-tutuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 14:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/davutpasa-lisesi.jpg" type="image/jpeg" length="28864"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Yaşlılara Manevi Rehberlik" konferansı düzenlendi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/yaslilara-manevi-rehberlik-konferansi-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/yaslilara-manevi-rehberlik-konferansi-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığı Aile ve Dini Rehberlik Daire Başkanlığı tarafından 81 il ve ilçelerinde görevli Aile ve Dini Rehberlik Büro ve Merkezleri personeline yönelik "Yaşlılara Manevi Rehberlik" konulu konferans düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Aile ve Dini Rehberlik Daire Başkanlığı tarafından 81 il ve ilçelerinde görevli Aile ve Dini Rehberlik Büro ve Merkezleri personeline yönelik düzenlenen konferansta konuşan Klinik Psikolog ve Psikoterapist Dr. Rukiye Karaköse, yaşlılıkta manevi rehberliğin önemi ve ilkeleri ile ilgili önemli bilgiler verdi.</p>

<p>1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü vesilesiyle gerçekleştirilen çevrim içi konferansta Dr. Karaköse, Türkiye'nin "şok yaşlanma" süreciyle karşı karşıya olduğunu belirterek, manevi rehberlik ve danışmanlık hizmetlerinin toplumsal ve demografik dönüşüm ışığında multidisipliner bir anlayışla yürütülmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p><strong>Türkiye "Şok Yaşlanma" Yaşıyor</strong></p>

<p>TÜİK verilerine göre Türkiye'de 65 yaş ve üzeri nüfus oranının %11.1’e ulaştığını ve %7 olan "yaşlanmakta olan toplum" eşiğinin aşıldığını aktaran Karaköse, değişen demografik ve psikosoyal yapıya ilişkin önemli bilgiler verdi. Yaşlanma hızında Batı ülkelerini geride bırakan Türkiye'nin "şok yaşlanma" süreciyle karşı karşıya olduğunu belirten Karaköse, manevi ve sosyal rehberlik sunan personelin saha hizmetlerinde bu tabloyu doğru okuması gerektiğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Gönüllülük Esası ve Mahremiyet Güvenin Temelidir"</strong></p>

<p>Konferansında yaşlı bireylerle kurulacak iletişimin niteliğine dikkat çeken Dr. Rukiye Karaköse, manevi rehberlik sürecinde gönüllülük esasının şart olduğunu belirtti. Danışan ile rehber arasında güvene dayalı ve sağlıklı bir bağın ancak kişinin kendi rızasıyla kurulabileceğini ifade eden Karaköse; aktif dinleme, mahremiyet ve tarafsızlık ilkelerine titizlikle uyulmasının, bireyin özgün yaşam tecrübesine ve özerkliğine duyulan saygının bir gereği olduğunu vurguladı.</p>

<p><strong>"Geçmiş Muhasebesi ve Pişmanlığa Karşı Arındırıcı Bir Kapı: Tevbe"</strong></p>

<p>İlerleyen yaşla birlikte bireylerin sıklıkla geçmiş yaşam muhasebesine girdiğini hatırlatan Karaköse, bu süreçte baş gösteren pişmanlık ve ümitsizlik duygularıyla baş etmede tevbe olgusunun anahtar rol oynadığını söyledi. İslam'ın arındırıcı ve umut tazeleyici bir imkân olarak sunduğu tevbenin öne çıkarılması gerektiğini belirten Karaköse, danışana olumlu bir bakış açısı kazandırılarak kendi yaşam döngüsüyle barışmasının teşvik edilmesinin önemine değindi.</p>

<p><strong>"Kayıplar ve Ölüm Korkusuna Karşı Kuşatıcı Teselli: Ahiret Bilinci"</strong></p>

<p>Yaşlılık evresinde fiziksel gerilemenin, yakın çevre kaybından doğan derin üzüntülerin ve ölüm korkusunun belirginleştiğine dikkat çeken Dr. Karaköse, manevi danışmanlığın en güçlü dayanağının ahiret olgusu olduğunu ifade etti. Ölümün nihai bir yok oluş değil, sonsuz varoluşa açılan bir kapı olduğu bilincinin pekiştirilmesi gerektiğini kaydeden Karaköse, bu sayede yaşlı bireylerin içsel huzura kavuşmalarının ve varoluşsal kaygılarını dinginleştirmelerinin sağlandığını belirtti.</p>

<p><strong>"Multidisipliner Yaklaşım ve Sürekli Öğrenme"</strong></p>

<p>Aile ve Dini Rehberlik personeline tavsiyelerde bulunan Dr. Rukiye Karaköse, yaşlı bireylerin sorunlarının çok boyutlu olduğuna işaretle, manevi danışmanlıkta bütüncül yaklaşımın önemine dikkat çekti.</p>

<p>Toplumların yaşlanma süreçleri ile bireysel adaptasyon evrelerinin çok boyutlu olduğunu hatırlatan Karaköse, "Öğrenmeyi bıraktığın gün yaşlanırsın" ilkesini vurgulayarak hem danışanların zihinsel dinamizminin desteklenmesini hem de manevi danışmanların gerontoloji (yaşlanma ve yaşlılık süreçlerini biyolojik, psikolojik, sosyal, kültürel ve ekonomik boyutlarıyla inceleyen çok disiplinli bir bilim dalı) literatürünü yakından takip ederek kendilerini sürekli geliştirmelerini tavsiye etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/yaslilara-manevi-rehberlik-konferansi-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 14:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/adrb-konferans-2.jpg" type="image/jpeg" length="16510"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu İstanbul'da başladı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/uluslararasi-mevlid-i-nebi-sempozyumu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/uluslararasi-mevlid-i-nebi-sempozyumu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş'un katılımıyla "Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu Açılış Programı" gerçekleştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Mevlid-i Nebi Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen ‘‘Doğumunun 1500. Yılında Alemlere Rahmet Hz. Muhammed (s.a.v)’’ temalı Uluslararası Mevlid-i Nebi Sempozyumu’na katıldı.</p>

<p>“Çağın karmaşık sorunlarına sünnet-i seniyyeden kalıcı çözümler arayacağız”</p>

<p>İstanbul 29 Mayıs Üniversitesinde gerçekleştirilen sempozyumun açılışında konuşan Başkan Arpaguş, yeryüzünde rahmet ve merhamete ihtiyacın en fazla hissedildiği bir dönemde, “‘Doğumunun 1500. Yılında Âlemlere Rahmet Hz. Muhammed” temasıyla gerçekleştirilen sempozyumu son derece anlamlı ve değerli bulduğunu belirterek, “İnşallah, üç gün sürecek sempozyumumuzda, ‘bir şahit, müjdeci, davetçi ve uyarıcı olarak gönderilen’ Hazreti Risalet-penah Efendimizin (s.a.s.) kutlu çağrısını yeniden tefekkür edeceğiz. Huzur ve güven bunalımlarının girdabına düçar olmuş insanlığın felahı adına O’nun (s.a.s.) evrensel örnekliğini yeniden müzakere edeceğiz. Çağın karmaşık sorunlarına sünnet-i seniyyeden kalıcı çözümler arayacağız.” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>İnsanoğlunun, tarih boyunca daima barış, huzur ve güven arayışı içinde olduğunu hatırlatan Başkan Arpaguş, “İnsanoğlunun varlık sahnesine çıkışıyla yaşıt olan bu arzu, hep var olagelmiştir. Ancak, içinde bulunduğumuz çağ, öyle sanıyorum ki bu anlamda tarihin en kesif arayışlarının yaşandığı bir döneme tekabül etmektedir. Zira insanlığın bilim, teknoloji ve maddi imkânlar bakımından doruğa ulaştığı modern çağ, ne yazık ki bireysel bunalımların, toplumsal ayrışmaların ve küresel krizlerin en derin şekilde hissedildiği bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır.” şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p>İçinde yaşadığımız çağı “yalnızlık ve bunalım çağı” şeklinde tanımlamanın doğru bir ifade olacağını aktaran Başkan Arpaguş, “Bireyselliğin, bencilliğin ve ölçüsüz tüketimin alabildiğine özendirildiği günümüzde maalesef insan, günbegün kendinden ve değerlerinden uzaklaşarak yalnızlaşmakta ve hayatı bir yarış alanına dönüştüren anlayışların yoğun baskısı altında adeta ezilmektedir.” ifadesini kullandı.</p>

<p></p>

<p>Modern zamanların en büyük paradokslarından birinin, maddi konfor artarken insanların iç huzurunun hızla yitirilmesi olduğunu söyleyen Başkan Arpaguş, “Bu durum, aslında insanlığın ciddi bir anlam, ahlak ve medeniyet krizi yaşadığını göstermektedir. Bu sebeple modern insanın karşı karşıya kaldığı varoluşsal, sosyal ve küresel krizlerin çözümüne yönelik yapılacak her çalışmanın önemli ve değerli olduğunu düşünüyorum.” dedi.</p>

<p></p>

<p>Başkan Arpaguş, “Bu anlayışla gerçekleştirdiğimiz sempozyumun temel gayesi, söz konusu meselelere dair Hz. Peygamberin evrensel rehberliğinde çözüm önerileri sunabilmektir. Zira Hz. Peygamberin (s.a.s.) sünneti, yaşantısı ve manevi mirası, hem insanlığın bireysel iç huzurunu temin edecek, hem de toplumsal adaleti ve küresel barışı tesis edecek en önemli referanstır. Rasul-i Ekrem, her üç alanda da insanlığın öncüsü ve rehberidir.” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>Peygamber Efendimiz (s.a.s.)’in bizlere ruh ile beden, madde ile mana, dünya ile ahiret dengesini esas alan, insanı her boyutuyla kavrayan bütüncül bir hayat modeli sunduğuna dikkati çeken Başkan Arpaguş, “Rasulllah’ın varlığa ve hayata dair ilkeli, tutarlı ve dengeli yaklaşımı ve onun şahsında tecessüm eden sabır, şükür, tevekkül, merhamet, affedicilik gibi ahlaki değerler, modern insanın ruhsal kırılmalarına karşı en etkili manevi reçeteyi oluşturmaktadır. Dolayısıyla insanın kendiyle barışık olması, varoluşun anlam ve gayesini idrak etmesi ve yaşadığı sorunların üstesinden gelebilmesi noktasında Hz. Peygamberin örnekliği bizler için eşsiz bir imkândır.” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>Başkan Arpaguş, konuşmasına şöyle devam etti:</p>

<p></p>

<p>“Diğer yandan toplumsal huzur ve birlikte yaşama kültürünün tesisi bakımından da Allah Rasulü (s.a.s.), muazzam bir numune-i imtisal olarak insanlığın önünde durmaktadır. Bugün toplumsal kutuplaşmalar, ötekileştirmeler ve sosyal eşitsizlikler bağlamında yaşanan sorunların üstesinden gelebilmek için asr-ı saadet tecrübesini iyi okumak gerekir. Hz. Peygamberin merhamet terbiyesinden geçen o mümtaz toplumu iyi tanımak gerekir. Medine-i Münevvere’de, bir mabedin gölgesinde filizlenen ve vahyin rehberliğinde neşvünema bulan o medeniyeti iyi idrak etmek gerekir.”</p>

<p></p>

<p>Efendimiz (s.a.s.)’in bir toplumu dönüştürme biçimine ve O’nun (s.a.s.) inşa ettiği topluma bakıldığında görülecek ilk unsurların iman, emanet ve emniyet olacağını anlatan Başkan Arpaguş, “İslam düşüncesinde ‘kalpten bağlanma, güvenme ve tasdik etme’ anlamındaki ‘iman’ ile ‘güven, huzur ve korkudan emin olma’ anlamındaki ‘emniyet’ kavramları arasında derin bir bağ vardır. Aynı kökten türeyen bu kavramlar, esasen bir Müslümanın hem yaratıcısıyla ilişkisinin hem de varlık âlemiyle etkileşiminin temelini oluşturan bir gerçekliği ifade etmektedir.” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>“Güvenilirlik, aynı zamanda nübüvvetin ayrılmaz bir vasfıdır”</p>

<p></p>

<p>Toplumsal huzurun ilk şartının emniyet ve güven olduğunu ifade eden Başkan Arpaguş, “Farklı görüş ve düşüncede olsalar bile toplumun her ferdinin kendini güvende hissetmesidir. Çünkü güven duygusunun olmadığı bir yerde birlikte yaşamanın güvencesi yok demektir. Bu anlamda Hz. Peygamberin hayatına baktığımızda, henüz Mekke döneminde ve hatta risaletten önce bile çevresinde bıraktığı en temel etkinin ‘el-emîn’ vasfıyla oluşan ‘güven’ olduğunu görürüz. Çünkü güvenilirlik, aynı zamanda nübüvvetin ayrılmaz bir vasfıdır.” şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p>“Takvayı merkez alan insan odaklı bir merhamet medeniyeti inşa etmiştir”</p>

<p></p>

<p>Efendimiz (s.a.s.)’in toplumu inşa modelinde dikkat çeken diğer bir hususun ise hukukun üstünlüğü olduğunu vurgulayan Başkan Arpaguş, şunları kaydetti:</p>

<p></p>

<p>“O’nun (s.a.s.) Medine’de farklı din, ırk ve kabile mensuplarını bir arada tutan yaklaşımı ve bu yaklaşımın neticesinde ortaya çıkan ‘Medine Vesikası’, toplumsal hayatta hukukun üstünlüğünün esas alındığı tarihi bir dönüm noktasıdır. İslam’ın hukuk ve adalet anlayışının bir yansıması olarak Allah Rasulü, soy, cinsiyet, makam, mevkî veya sosyal statü üstünlüğünü kökten reddetmiş; takvayı merkez alan insan odaklı bir merhamet medeniyeti inşa etmiştir. Günümüz toplumlarının ihtiyaç duyduğu sosyal adaletin ve toplumsal barışın anahtarı, O’nun bu insan odaklı yaklaşımında gizlidir. Bu nebevî yaklaşımın temel referansı ise hiç şüphesiz Kur’an-ı Kerim’dir.”</p>

<p></p>

<p>“Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık, Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmektedir, her şeyden haberdardır.” ayet-i kerimeyi işaret eden Başkan Arpaguş, “Dolayısıyla yaşadığımız çağın toplumsal meselelerini çözebilmek için öncelikle bu anlayışı tevzi etmek ve tanışma, paylaşma, dayanışma ekseninde yeni bir toplum modeli geliştirmek durumundayız.” ifadesini kullandı.</p>

<p></p>

<p>“O’nun (s.a.s.) getirdiği mesaj, bütün insanlığa hitap etmektedir”</p>

<p></p>

<p>Başkan Arpaguş, Efendimiz (s.a.s.)’in rehberliğinin, bireysel huzurun temini ve toplumsal adaletin tesisinde olduğu gibi küresel meselelerin çözümünde de insanlık için eşsiz bir imkân sağladığını dile getirerek, “Çünkü O’nun (s.a.s.) getirdiği mesaj, sadece belli bir döneme ve topluma ait değil, bütün insanlığa hitap etmektedir. Yani evrenseldir! Malum olduğu üzere bugün dünyamız, savaşlar, katliamlar, adaletsizlikler, zorunlu göçler, yoksulluk, ayrımcılık, şiddet ve çevre sorunları gibi devasa sınamalardan geçmektedir. Dünya nüfusunun kahir ekseriyeti, birtakım insanların ihtirasları neticesinde ortaya çıkan sorunlarla boğuşmaktadır. Cenabı Hakk’ın Kur’an-ı Kerim’de ifade buyurduğu üzere yeryüzü, ‘insanın kendi elleriyle ettiklerinden en acı sonuçlarına’ sahne olmaktadır.” dedi.</p>

<p></p>

<p>“İnsanlığın arayışına çözüm olacak en güçlü reçete, İslam’ın evrensel ilke ve değerleri olacaktır”</p>

<p></p>

<p>Başkan Arpaguş, “Dünya genelinde yaşanan ve tüm insanlığı olumsuz bir şekilde etkileyen bu durum, aynı zamanda küresel boyutta yeni arayışları da gündeme getirmektedir. İnsanî, ahlakî, siyasî, iktisadî ve çevresel krizlerden bunalan dünya, bir güven ve adalet zemini, bir barış ve huzur iklimi aramaktadır. Bu bağlamda insanlığın arayışına çözüm olacak en güçlü reçete, hiç şüphesiz Hz. Peygamberin davet ve temsil ettiği İslam’ın evrensel ilke ve değerleri olacaktır.” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>

<p></p>

<p>“İslam, kişinin ruh dünyasından akrabalık bağlarına, komşuluk hukukundan sosyal adalete, temel özgürlüklerden milletlerarası ilişkilere kadar hayatın her alanını tanzim eden evrensel bir değerler bütünüdür. Bu sebeple dünya barışı, ancak insanı her boyutuyla ele alan ve tüm insanlığı yaratılışta eşit olarak kabul eden bu değerlerin hayata taşınmasıyla mümkündür.</p>

<p></p>

<p>Rasulüllah’ın Veda Haccı’nda irad ettiği hutbelere bir bakınız, sadece orada zikredilen ilke ve değerler bile dünya barışına giden yolun nereden geçtiğini göstermektedir. İnsanların can, mal, namus dokunulmazlığını ilan eden, her türlü ırkçılığı reddeden ve özellikle kadınların haklarını güvence altına alan bu hutbeler, temel hak ve özgürlükler bağlamında tüm insanlık için en güçlü referanslardır.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>“Rahmet elçisinin evrensel örnekliğini tüm insanlığa güzel bir şekilde tanıtmalıyız”</p>

<p></p>

<p>Efendimiz (s.a.s.)’in savaş hukukuna getirdiği ‘kadınlara, çocuklara, yaşlılara ve din adamlarına dokunulmaması, tabiata zarar verilmemesi’ gibi ahlakî sınırlar ve ‘Kıyamet kopuyor olsa da müminlere elindeki fidanı dikmeyi’ öğütleyen nebevî yaklaşımlara dikkati çeken Başkan Arpaguş, “Savaşların ve iklim krizlerinin küresel bir tehdide dönüştüğü günümüz dünyası için çağlar öncesinden çıkış yolu göstermektedir. Dolayısıyla O’nun (s.a.s.) ‘âlemlere rahmet oluşu’nun odağında, insanı değersizleştiren her türlü ayrımcılığa karşı insan onurunu, zulme karşı adaleti, çatışmaya karşı barışı, bencilliğe karşı dayanışmayı ve karamsarlığa karşı umudu yeniden inşa etmek vardır. Bu sebeple rahmet elçisinin evrensel örnekliğini iyi tanımalı, doğru anlamalı ve tüm insanlığa güzel bir şekilde tanıtmalıyız.” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>“O, Yüce Rabbimizin insanlığa sonsuz rahmetinin, lütfunun ve inayetinin bir tecellisidir”</p>

<p></p>

<p>Başkan Arpaguş, Efendimiz (s.a.s.)’in getirdiği mesaj ve ortaya koyduğu örnekliğin, her çağın sorunlarına cevap verebilecek bir nitelik ve dinamizme sahip olduğunu dile getirerek, “Çünkü O (s.a.s.), Yüce Rabbimizin insanlığa sonsuz rahmetinin, lütfunun ve inayetinin bir tecellisidir. O (s.a.s.), iman, emniyet, emanet, merhamet, adalet, güzel ahlak, barış ve sorumluluk ekseninde bir hayat anlayışını temsil etmektedir.” ifadesini kullandı.</p>

<p></p>

<p>Efendimiz (s.a.s.)’in temsil ettiği değerlerin, her yönüyle hayatın merkezine yerleştirildiğinde gerçek anlamını bulacağını kaydeden Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle tamamladı:</p>

<p></p>

<p>“Günümüz dünyasının en mühim ihtiyacı da bu değerleri tıpkı Hz. Peygamberin yaptığı gibi bireysel, toplumsal ve küresel boyutta hayatın kurucu ilkeleri haline getirmektir. İnanıyorum ki icra edeceğimiz sempozyum, Peygamber Efendimizin çağlar öncesinden ufkumuzu aydınlatan rahmet mesajının akademik dünyada ve toplum nezdinde yeniden tefekkür edilmesine önemli katkılar sunacaktır.</p>

<p></p>

<p>Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken sempozyumun hazırlanmasında emeği geçen başta düzenleme kurulu üyelerimize, değerli bildirileriyle katkı sunacak olan yurt içinden ve yurt dışından gelen tüm katılımcılara teşekkürlerimi sunuyorum. Gayretlerimizin istifadeye medar olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyor; tekrar hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyor, Allah’a emanet ediyorum.”</p>

<p>Başkan Arpaguş, “Türk İslam Sanatlarıyla Siyer-i Nebiye Yolculuk” sergisini gezdi</p>

<p>Başkan Arpaguş, sempozyumun açılışı öncesinde “Türk İslam Sanatlarıyla Siyer-i Nebiye Yolculuk” sergisini de gezerek, eserler hakkında bilgi aldı.</p>

<p>Sempozyumun açılışında Suriye Başmüftüsü Üsâme er-Rifâî, Diyanet İşleri Başkan Yardımcıları Prof. Dr. Ahmet İshak Demir, Dr. Hüseyin Hazırlar, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Prof. Dr. Abdurrahman Haçkalı, Diyanet İşleri Başkanlığının üst düzey yöneticileri, eski Diyanet İşleri Başkanları Dr. Tayyar Altıkulaç ve Prof. Dr. Ali Erbaş, İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Sinanoğlu ile yurt içi ve dışından çok sayıda akademisyenle araştırmacı hazır bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/uluslararasi-mevlid-i-nebi-sempozyumu-1</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 14:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/prof-dr-safi-arpagus-uluslararsi-mevlidi-nebi-sempozyumu.jpg" type="image/jpeg" length="18871"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[25 Eylül 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/25-eylul-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/25-eylul-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 25 Eylül 2026 tarihli ve "Tebliğ Sorumluluğumuz" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<h3><img alt="25 E Y L Ü L H U T B E S İ" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/25-e-y-l-u-l-h-u-t-b-e-s-i.jpg" width="1280" /></h3>

<h3><strong>TEBLİĞ SORUMLULUĞUMUZ</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Medineliler Allah Resûlü (s.a.s)’den İslam dinini kendilerine öğretecek bir kişi istediler. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), bu ulvi görev için Mus‘ab b. Umeyr’i seçti. Hz. Mus‘ab; küçük büyük demeden herkese İslam’ı tebliğ etti, nice gönlün İslam’la buluşmasına vesile oldu.<a href="#_edn1" name="_ednref1" title="">[1]</a> Öyle ki, bir yıl içerisinde Medine’de Efendimiz (s.a.s)’den bahsedilmeyen hiçbir ev kalmadı.<a href="#_edn2" name="_ednref2" title="">[2]</a></p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Genç Mus‘ab’ı kısa bir sürede bu denli başarılı kılan, Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in güzel ahlakını kendisine rehber edinmesiydi. Peygamberimiz (s.a.s); yumuşak sözlüydü, güler yüzlüydü. O; zorlaştıran değil kolaylaştıran, nefret ettiren değil müjdeleyen bir rahmet elçisiydi.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Cenâb-ı Hak,<strong> “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et…”<a href="#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a></strong> ayetiyle işaret ettiği üzere İslam’a davet, toplumun bir kısmıyla sınırlı değildir. İslam’ın güzelliklerini anlatmak ve hayatımızda görünür kılmak, hepimiz için bir kulluk sorumluluğudur. Her Müslüman; gücü ve imkânı nispetinde söz ve davranışlarıyla ailesine, çevresine ve bütün insanlara en güzel şekilde örnek olmalı, hak ve hakikati onlara anlatmak için gayret göstermelidir. Nitekim çocuğunun iki cihan saadeti için koşuşturan her anne ve baba, öğrencilerinin hayatında olumlu izler bırakmak için gayret gösteren her öğretmen, müşterisine güven veren her esnaf, akrabalık bağlarını gözeten ve komşusuyla iyi geçinen her insan nebevî daveti kuşanmış demektir.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Tebliğin özünde bir gönle girmek vardır. Bu, bazen bir tebessümle, bazen de bir selam ile olur. Güler yüzle, tatlı dille yürekleri fethetmek isteyen herkes, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in Hz. Âli’ye buyurduğu, <strong>“Allah’a yemin olsun ki Rabbimizin senin vesilenle bir kişiyi hidayete erdirmesi, senin için dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır”<a href="#_edn4" name="_ednref4" title=""><strong>[4]</strong></a></strong> sözünü, kendisine yapılmış bir öğüt olarak bilmelidir.</p>

<h3><strong>Kardeşlerim!</strong></h3>

<p>Teknolojinin gelişimi tebliğ metodumuza yeni yollar açmaktadır. Bu yollar; bizlere, hiç gitmediğimiz coğrafyalardaki insanlarla iletişim imkânı sunmaktadır. Bununla birlikte dikkat edeceğimiz hususlar da artmaktadır. Dolayısıyla sosyal mecralarda paylaşımda bulunan her bir kardeşimiz; Yüce Rabbimizin, <strong>“İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında yaptıklarını gözetleyen ve kaydeden hazır bir melek bulunmasın”<a href="#_edn5" name="_ednref5" title=""><sup><strong><sup>[5]</sup></strong></sup></a></strong> uyarısını dikkate almalıdır. Bir sözü paylaşmadan önce doğruluğuna, bir başkasının hayatına dair yorum yapmadan önce ise mahremiyetine özen göstermelidir. İlim meclislerinde dile getirilmesi gereken konuları sosyal medyada gelişigüzel ve ölçüsüzce tartışmamalıdır. Düşünülmeden söylenen bir sözün, önemsenmeden yapılan bir paylaşımın, sinelerde yıllarca taşınacak bir yaraya dönüşebileceğini unutmamalıdır.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Bizi gören, İslam’ın güzellikleriyle tanışmak istesin. Sözümüzü dinleyen, Peygamberimiz (s.a.s)’in ahlakını kuşansın ve elimizi uzattığımız, kendini güvende hissetsin.</p>

<p>Hutbemizi Rahmet Elçisi Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: <strong>“Allah, bizden bir söz işitip, onu işittiği gibi başkasına ulaştıran kişinin yüzünü ak etsin.”<a href="#_edn6" name="_ednref6" title=""><strong>[6]</strong></a></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> İbn Sa’d, Tabakât, I, 219, 220.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> İbn Hişâm, Sîret, II, 278.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Nahl, 16/125.</p>

<p><a href="#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Fedâilü’s-sahâbe, 34; Buhârî, Meğâzî, 39.</p>

<p><a href="#_ednref5" name="_edn5" title="">[5]</a> Kâf, 50/18.</p>

<p><a href="#_ednref6" name="_edn6" title="">[6]</a> Dârimî, Mukaddime, 24.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p>

<p><img alt="IFrame" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="IFrame" /></p>

<p><a href="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/teblig-sorumlulugumuz-pdf.pdf" rel="nofollow" target="_blank"><img alt="Mevlid I Nebi," height="89" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/08/hutbeyi-indir-pdf-1.jpg" width="870" /></a></p>

<p><a href="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/teblig-sorumlulugumuz.doc" rel="nofollow" target="_blank"><img alt="Mevlid I Nebi,-1" height="89" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/08/hutbeyi-indir-word-1.jpg" width="870" /></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/25-eylul-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 11:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/SgqcnjgDV_I/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="12271"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Konya İmam Hatip Lisesi yeni binasında hizmet vermeye başladı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/konya-imam-hatip-lisesi-yeni-binasinda-hizmet-vermeye-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/konya-imam-hatip-lisesi-yeni-binasinda-hizmet-vermeye-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konya İmam Hatip Lisesi’nin yeni hizmet binasının tanıtımı ve hayırseverlere teşekkür programı düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Programda konuşan Türk Anadolu Vakfı Başkanı Erol Küçükbakırcı, okulun yalnızca yeni bir binaya değil, 75 yıllık bir hafızaya sahip olduğunu belirterek, “Ne kadar yeni bir yapıdan söz etsek de bu binanın 75 yıllık bir hafızası var. Bugün burada şehrin manevi hafızasını yeni binalarla buluşturuyoruz. Biz de bunu yapmanın onur ve gururunu yaşıyoruz” dedi.</p>

<p>Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca da Konya İmam Hatip Lisesi’nde yedi yıl eğitim gördüğünü, okulun kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti.<br />
Kılca, “Burada en büyük alkış, bu okulu dolduran hayırseverlerimize ve kardeşlerimize gitmeli. Bu okulu Konyalılar, sizler yaptırdınız.” şeklinde konuştu.</p>

<p>Konya Valisi İbrahim Akın ise okulun kuruluşunda emeği geçenlere teşekkür ederek, "Bu okulları millet açtı, millet büyüttü. Özelliği ve manevi tarafı belki de buydu. Memleketin birçok yerinde bu okullar köylerde toplanan paralarla, buğdaylarla ve köylünün elindeki ürünlerle başladı. O nedenle milletin okulları olarak kabul gördü ve gönüllerde yer tuttu." ifadelerine yer verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Programa Konya Milletvekilleri Mehmet Baykan, Latif Selvi, Mustafa Hakan Özer'in yanı sıra İl Jandarma Komutanı Cemil Lütfi Özkul, Konya İl Emniyet Müdürü, Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fevzi Rifat Ortaç, İl Emniyet Müdürü Necmettin Koç, İl Milli Eğitim Müdürü Murat Yiğit, İletişim Başkanlığı Konya Bölge Müdürü Tuncay Karabulut, Konya Sanayi Odası Başkanı Mustafa Büyükeğen, Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, Selçuklu Belediye Başkanı Ahmet Pekyatırmacı, Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca, Türk Anadolu Vakfı Başkanı Erol Büyükbakırcı, siyasiler, hayırseverler ve imam hatip mezunu misafirler katıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Konya Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/konya-imam-hatip-lisesi-yeni-binasinda-hizmet-vermeye-basladi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/konya-imam-hatip.jpg" type="image/jpeg" length="13984"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Osmanlı döneminden kalma Ömeri Camii'nde savaşın izleri görüntülendi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/osmanli-doneminden-kalma-omeri-camiinde-savasin-izleri-goruntulendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/osmanli-doneminden-kalma-omeri-camiinde-savasin-izleri-goruntulendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye'nin doğusundaki Deyrizor ilinde bulunan Osmanlı döneminden kalma Ömeri Camii'nde savaşın izleri görüntülendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Suriye'nin doğusundaki Deyrizor ilinde bulunan Osmanlı döneminden kalma Ömeri Camii ve Osmanlı Kapalı Çarşısı, savaş sırasında düzenlenen bombardımanlarda büyük ölçüde yıkıldı.</p>

<p><img alt="Suriye Savasın Izleri 2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/suriye-savasin-izleri-2.jpg" width="1280" /></p>

<p>Tarihi yapıların bulunduğu bölgede savaşın neden olduğu yıkım, havadan ve yapıların içerisinden görüntülendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Suriye Savasın Izleri 1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/suriye-savasin-izleri-1.jpg" width="1280" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/osmanli-doneminden-kalma-omeri-camiinde-savasin-izleri-goruntulendi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 10:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/suriye-savasin-izleri-3.jpg" type="image/jpeg" length="14422"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bosna Hersek'te "Rumeli'de Osmanlı İzleri" sergisi açıldı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/bosna-hersekte-rumelide-osmanli-izleri-sergisi-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/bosna-hersekte-rumelide-osmanli-izleri-sergisi-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bosna Hersek'in başkenti Saraybosna'da, Gülçin Anmaç'ın eserlerinden oluşan "Rumeli'de Osmanlı İzleri" adlı minyatür sergisi sanatseverlerle buluştu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Saraybosna'daki Türk-Osmanlı mirasının önemli yapılarından Gazi Hüsrev Bey Hanikahı'nda, Kuveyt Türk sponsorluğunda düzenlenen serginin açılış törenine, Türkiye'nin Saraybosna Büyükelçisi Emin Akseki, Azerbaycan'ın Saraybosna Büyükelçisi Vilayet Guliyev, Kuveyt Türk İnsan Kaynakları ve Stratejiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Semih Sel, Bosna Hersekli yetkililer ve çok sayıda sanatsever katıldı.</p>

<p>Akseki, burada yaptığı konuşmada, serginin Saraybosna'da açılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, sanatçı Gülçin Anmaç'ı tebrik etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sel de Kuveyt Türk'ün kültürel mirasın korunması konusunda "gelenekten geleceğe" uzanan bir anlayışla hareket ettiğini ve bunu önemli bir sorumluluk olarak gördüğünü söyledi.</p>

<p>Minyatür sanatının ince işçiliğiyle ortaya çıkarılan eserlerin mimari hafızanın korunmasına da katkı sağladığını belirten Sel, kurum olarak geçmişin kültürel değerlerine sahip çıkmayı önemsediklerini kaydetti.</p>

<p>Konuşmaların ardından serginin açılışı gerçekleştirildi. Anmaç, serginin açılışına katılan sanatseverlere eserleri hakkında bilgi verdi.</p>

<p><img alt="Osmanlı Sergisi 1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/osmanli-sergisi-1.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>- Osmanlı'nın Rumeli coğrafyasındaki eserleri minyatüre aktarıldı</strong></p>

<p>Anmaç'ın Balkan coğrafyasındaki Osmanlı eserlerini tarihi kaynaklar doğrultusunda yorumladığı sergide 35 eser yer alıyor.</p>

<p>Osmanlı'nın Rumeli coğrafyasında bıraktığı çok katmanlı mirası görünür kılan sergide, camilerden köprülere, medreselerden çarşılara kadar çok sayıda dini ve sivil mimari yapı, minyatür sanatının incelikli üslubuyla sanatseverlerin beğenisine sunuluyor.</p>

<p>Balkan coğrafyasındaki 11 ülke ve 29 şehirden seçilen yapılar, yalnızca mimari eserler olarak değil, bulundukları şehirlerin ruhunu ve hafızasını taşıyan unsurlar olarak ele alınıyor.</p>

<p>Sergi, Osmanlı'nın bölgedeki mimari izleri üzerinden ziyaretçileri geçmiş ile bugün arasında yolculuğa çıkarıyor.</p>

<p>"Rumeli'de Osmanlı İzleri" sergisi, Gazi Hüsrev Bey Hanikahı'ndaki İslam Kültür ve Sanat Müzesi'nde 30 Eylül'e kadar ziyaret edilebilecek.​​​​​​​</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/bosna-hersekte-rumelide-osmanli-izleri-sergisi-acildi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/osmanli-sergisi-2.jpg" type="image/jpeg" length="37292"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sivas Kadın Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda Mevlid-i Nebi programı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/sivas-kadin-acik-ceza-infaz-kurumunda-mevlid-i-nebi-programi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/sivas-kadin-acik-ceza-infaz-kurumunda-mevlid-i-nebi-programi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sivas İl Müftülüğünce Sivas Kadın Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda "Mevlid-i Nebi Haftası Programı" düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mevlid-i Nebi Haftası kapsamında Sivas Kadın Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda mevlit programı ve çeşitli etkinlikler düzenlendi. Programda ayrıca Siyer-i Nebi ve hadis ezberleme yarışmalarında dereceye giren kadın hükümlülere ödülleri takdim edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Programa Sivas İl Müftüsü Hasan Limon, İl Müftü Yardımcısı Nurcan Solak, Hafik İlçe Müftüsü Vezbet Kartal, Sivas Kadın Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürü Gülyüz Köklü, Cezaevi Vaiz Ümmü Gülsüm Yurt, müftülük manevi destek personeli, ceza infaz kurumu personeli ve hükümlüler katıldı.</p>

<p><img alt="Sivas Cezaevi Programı 1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/sivas-cezaevi-programi-1.jpg" width="1280" /></p>

<p>Din görevlileri tarafından Kur’an-ı Kerim tilaveti ve ilahilerin okunmasıyla başlayan programda konuşan Sivas İl Müftüsü Hasan Limon, Mevlid-i Nebi Haftası münasebetiyle Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sas)'in güzel ahlakı ve örnek şahsiyeti üzerine sohbet gerçekleştirdi.</p>

<p>Programda, hükümlüler tarafından okunan hatimlerin duası da emekli din görevlisi Niyazi Göktepe tarafından yapıldı.</p>

<p>Daha sonra ceza infaz kurumunda düzenlenen Kur’an kursuna katılarak başarılı olan öğrencilere başarı belgeleri takdim edildi.</p>

<p>Program, Siyer-i Nebi ve hadis ezberleme yarışmalarında dereceye giren hükümlülere hediyelerinin verilmesiyle sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sivas Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/sivas-kadin-acik-ceza-infaz-kurumunda-mevlid-i-nebi-programi</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/sivas-cezaevi-programi-2.jpg" type="image/jpeg" length="67656"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TDV, "Bir Öğrenci Yetiştiriyorum" eğitim bağış kampanyası başlattı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/tdv-bir-ogrenci-yetistiriyorum-egitim-bagis-kampanyasi-baslatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/tdv-bir-ogrenci-yetistiriyorum-egitim-bagis-kampanyasi-baslatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), eğitime sunulan desteğin sürdürülebilirliğini güçlendirmek amacıyla “Bir Öğrenci Yetiştiriyorum” temasıyla yeni bir eğitim bağış kampanyası başlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>"Eğitim ile Değişir Dünya" şiarıyla yurt içi ve uluslararası öğrencilere yönelik eğitim faaliyetlerini sürdüren TDV, Diyanet Bursları kapsamında yürüttüğü burs programları aracılığıyla kadar farklı kademelerde öğrenim gören öğrencilerin eğitim giderlerini destekliyor.</p>

<p>Kur’an kursu ve hafızlık eğitiminden imam hatip lisesine, üniversiteden yüksek lisans ve doktoraya kadar farklı eğitim kademelerinde çalışmalar yürüten Vakıf, yıllık 8 bini aşkın öğrencinin burs ve eğitim giderlerine katkıda bulunuyor.</p>

<p><strong>Öğrenciye düzenli destek sağlanacak</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>TDV, sağladığı eğitim desteğinin daha fazla öğrenciye ulaşması ve sürekliliğinin sağlanması amacıyla “Bir Öğrenci Yetiştiriyorum” kampanyasını hayata geçirdi.</p>

<p>Kampanya kapsamında aylık düzenli veya serbest tutar şeklinde bağış modeli uygulanacak. Hayırseverler, düzenli bağışlarıyla ihtiyaç sahibi öğrencilerin eğitim giderlerinin karşılanmasına katkıda bulunabilecek.</p>

<p>Bu modelle öğrencilerin eğitim süreçlerinde ihtiyaç duydukları maddi desteğin daha düzenli şekilde karşılanması ve eğitimlerini daha iyi şartlarda sürdürebilmelerine katkı sağlanması hedefleniyor.</p>

<p><strong>Bağışlar internet üzerinden yapılabilecek</strong></p>

<p>“Bir Öğrenci Yetiştiriyorum” kampanyasına destek olmak isteyen hayırseverler, “EĞİTİM” yazıp 5601’e göndererek 25 TL katkıda bulunabilecek. Ayrıca bagis.tdv.org üzerinden, il ve ilçe müftülüklerinden veya TDV mobil bağış uygulamaları aracılığıyla da projeye katkı sağlayabilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>TDV</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/tdv-bir-ogrenci-yetistiriyorum-egitim-bagis-kampanyasi-baslatti</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/t-d-v-e-g-i-t-i-m.jpg" type="image/jpeg" length="32410"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müslümanlar Kardeştirler]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/muslumanlar-kardestirler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/muslumanlar-kardestirler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir Hadis: Allah Teâlâ: “Benim rızam uğrunda birbirlerini sevenler için peygamberlerin ve şehitlerin bile imreneceği nurdan minberler/köşkler vardır.” buyurur. (Tirmizî, Zühd, 53)]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Coğrafyaları, renkleri ve dilleri farklı olsa da bütün Müslümanlar kardeştir. Müminlerin tamamı Hz. Muhammed Mustafa’nın (sas) ümmetidir. Allah Resûlü bir hadislerinde ümmet ve kardeş olmanın gereklerini bizlere şöyle öğretmektedir: “Birbirinize kin beslemeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun!” (Buhârî, Edeb, 62) Peygamberimizden gelen bir vefadır kardeşlik. Fırtınalı denizlerde birbirimize sığınılacak bir liman olabilmektir. Kardeşlik, zor zamanlarda gönül alıcı bir söz, mütebessim bir çehre sunabilmektir. Kardeşlik; huzur ve mutluluğu paylaşmak, hüzün ve kedere, dert ve musibete ortak olmaktır. Kardeşlik; mesafeleri, sınırları, engelleri ortadan kaldıran gönüller arası ülfet köprüsüdür. Renkleri, dilleri, kökenleri farklı da olsa yürekleri bir kardeşler; birbirlerinin hüznüne, uğradıkları zulüm ve şiddete, akan kan ve gözyaşlarına asla duyarsız kalamaz. Kardeşlik duygusu, ayrı bedenlerin aynı kalbi paylaşabilmesidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p><strong>• Niğbolu Zaferi (1396)<br />
• İslam İşbirliği Teşkilatı kuruldu. (1969)</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Takvimi</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/muslumanlar-kardestirler</guid>
      <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/08/mehmet/takvim-2026/eylul-25.jpg" type="image/jpeg" length="51680"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nijerya'da çocukların ahşap levhalarla Kur'an yolculuğu]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/nijeryada-cocuklarin-ahsap-levhalarla-kuran-i-kerim-yolculugu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/nijeryada-cocuklarin-ahsap-levhalarla-kuran-i-kerim-yolculugu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nijerya'nın Kano kentinde çocuklar, kısıtlı imkanlara rağmen "luh" adı verilen geleneksel ahşap levhalarla Kur'an-ı Kerim eğitimini sürdürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Nijerya'nın Kano kentinde çocuklar, kısıtlı imkanlara rağmen "luh" adı verilen geleneksel ahşap levhalarla Kur'an-ı Kerim eğitimini sürdürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kağıt ve kitap imkanının sınırlı olduğu bölgedeki mütevazı mekanlarda bir araya gelen öğrenciler, ayet ve sureleri luh tahtalarına yazıp okuyarak derslerine devam ediyor.</p>

<p>Kuşaktan kuşağa aktarılan ve bölgedeki dini eğitimin önemli simgelerinden biri olan bu geleneksel yöntem, zorlu yaşam koşullarıyla bir arada sürdürülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM FOTO</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/nijeryada-cocuklarin-ahsap-levhalarla-kuran-i-kerim-yolculugu</guid>
      <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 11:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/nijerya-kuran-yolculugu-2.jpg" type="image/jpeg" length="61238"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[18 Eylül 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/18-eylul-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/18-eylul-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 18 Eylül 2026 tarihli ve "Ahîlik Ahlakı" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3><img alt="Cuma Hutbesi-1" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/cuma-hutbesi-1.jpg" width="1280" /></h3>

<h3><strong>AHÎLİK AHLAKI</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in doğumunu, “Peygamberimiz ve Güzel Ahlak” temasıyla kutladığımız şu günlerde; onun gibi etrafına güven veren, elinden ve dilinden emin olunan bir insan olmamızın gerekliliğini toplumumuzla paylaşmaya gayret gösteriyoruz. Peygamber Efendimiz (s.a.s) ile özdeşleşen güvenilir ve emin olma erdemini yansıtmamız gereken alanlardan biri de ticaretimizdir.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Öncelikle şu hususu ifade edelim ki; hayatımızın her alanına yön veren ilahi ve nebevi ilkeler, ticaretimizde de bizlere rehberlik etmektedir. Dini, insani ve vicdani olan bu ilkeler; helal kazancın peşinden gitmek, dürüst ve güvenilir olmak, haksız rekabetten kaçınmak, adaleti, doğruluk ve dürüstlüğü ticarette hâkim kılmak, sözleşmelere riayet etmek gibi değerlerdir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Alicenap milletimiz; dinimizden, medeniyet ve örfümüzden aldığı ilhamla, Ahîlik gibi bir teşkilatı ihdas etmiştir. Bu teşkilat ile ticaret, zanaat ve ustalığı; ahlak, kanaat ve hayırlı insan yetiştirme anlayışıyla bir araya getirmiş, esnaf ve müşteri arasında kardeşlik köprüsü kurmuştur. Hatta kurduğu bu kardeşlik köprüsü öyle bir hal almıştır ki; nice insanın İslam’la şereflenmesine ve nice beldenin kılıçsız fethedilmesine zemin hazırlamıştır. Şanlı ecdadımız; “Halka hizmet, Hakk’a hizmettir!” şuuruyla hareket etmiş, nesillerini; “Eline, beline, diline sahip ol!” düsturuyla yetiştirmiştir.</p>

<h3><strong>Değerli Kardeşlerim!</strong></h3>

<p>Üzülerek ifade edelim ki, kimi insanımız, maddiyatı her şeyin önüne geçirebiliyor; aldatmayı kurnazlık, kandırmayı başarı olarak görebiliyor. Peygamberimiz (s.a.s)’in, <strong>“Bizi aldatan bizden değildir!”<a href="#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> ikazı apaçık ortada dururken, dünyalık kazanç uğruna malının kusurunu gizlemeyi ustalık, gerçeği çarpıtmayı ise pazarlama tekniği sayabiliyor.</p>

<h3><strong>Ey Esnaf Kardeşim! </strong></h3>

<h3><strong>Ey Tüccar Kardeşim! </strong></h3>

<h3><strong>Ey Zanaatkâr Kardeşim! </strong></h3>

<p>İşte tam bu noktada bizlerden beklenen; Yüce Rabbimizin, <strong>“Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline! Onlar, insanlardan bir şey ölçüp aldıkları zaman tam ölçerler. Fakat, kendileri onlara bir şey ölçüp, yahut tartıp verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar”<a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a> </strong>uyarısını dikkate almaktır. Bizlerden beklenen; günlük meşgalelere dalmadan Allah’a karşı kulluk görevlerimizi yerine getirmek, kul ve kamu hakkına riayet etmektir. Bizlerden beklenen, dinimizce haram görülen şeylerin ticaretini yapmaktan; rüşvet, faiz, karaborsacılık ve stokçuluk gibi gayr-ı meşru yollardan uzak durmaktır.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Kaynağını vahy-i ilahiden ve Efendimiz (s.a.s)’in sünnet-i seniyyesinden alan Ahîlik ilkelerini ticaretimize yansıttığımız ölçüde, toplumumuzda güveni, huzur, barış ve adaleti daha da güçlü hale getireceğimizi hatırlatıyor; hutbemizi, Allah Resûlü (s.a.s)’in şu duasıyla bitiriyoruz: <strong>“Satarken, satın alırken, alacağını talep ederken hoşgörülü davranıp kolaylık gösteren kimseye Allah rahmetiyle muamele eylesin.”<a href="#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a></strong></p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Müslim, Îmân, 164.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Mutaffifîn, 83/1-3.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Buhârî, Büyû’, 16.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/18-eylul-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 13:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Md6_pVjJ7fE/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="62060"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[11 Eylül 2026 - Eğitim ve Öğretim]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/11-eylul-2026-egitim-ve-ogretim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/11-eylul-2026-egitim-ve-ogretim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 11 Eylül 2026 tarihli ve "Eğitim ve Öğretim" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Hutbe Metin" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/hutbe-metin.jpg" width="1280" /></p>

<h3 style="text-align:center"><strong>EĞİTİM ve ÖĞRETİM</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>İnsanın; Rabbiyle, kendisiyle, toplumla ve çevresiyle olumlu ilişkiler kurmasında, ölçülü ve dengeli bir hayat yaşamasında en önemli etken, eğitim ve öğretimdir. İlim öğrenmenin ve doğru bilgi elde etmenin Allah katındaki kıymetini, <strong>“De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/11-eylul-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> ayet-i kerimesi en güzel şekilde ifade etmektedir.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Yaratana kulluk etmeyi ve yaratılana merhamet göstermeyi kendisine düstur edinen, milli ve manevi değerlerine bağlı iyi bir insan yetiştirme anlayışı, eğitimin temeli olmalıdır. Zira eğitimden maksat; imanla beslenen, ilimle güçlenen, merhametiyle tüm insanlığı kucaklayan; milletimiz, ümmet-i Muhammed ve bütün insanlık için umut olan bir nesil yetiştirebilmektir. Eğitimden maksat; vahyin rehberliğinde hikmeti ve Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in örnekliğinde güzel ahlakı temsil eden bir toplum inşa edebilmektir. Eğitimden maksat, ülkemizin; bilimde, teknolojide, sanatta, hâsılı hayatın her alanında söz sahibi olmasına katkı sunabilmektir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Anne ve Babalar!</strong></h3>

<h3><strong>Değerli Öğretmenler!</strong></h3>

<p>Her şeyin büyük bir hızla değiştiği bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte gençlerin ilgi, algı ve beklentilerinin de hızlı bir şekilde değiştiğini görüyoruz. Bu bakımdan, iyi bir eğitim için, öncelikle evlatlarımızı iyi tanımak zorundayız. Onların; zamanın ruhunu yakalamalarına, çağı anlamalarına ve geleceğin icaplarına uygun donanıma sahip olmalarına destek olmalıyız. Bununla beraber, <strong>“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/11-eylul-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong> emr-i ilahisi gereğince, çocuklarımızı ve gençlerimizi; sapkın ideolojilerden, batıl akımlardan ve her türlü bağımlılıktan korumalıyız.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Bugün bize düşen; inancımızı, örf ve adetlerimizi, tarih ve kültürümüzü en doğru şekilde evlatlarımıza tanıtmaktır. Onların dünyevi başarıları için çaba gösterdiğimiz kadar, hatta daha da fazla, ahiret azığı elde etmelerine rehberlik etmektir. Unutmayalım ki, ebedi bir âlemin varlığına inananlar için asıl başarı, rızâ-yı ilahiye ulaşmaktır.</p>

<p>Bu vesileyle, önümüzdeki Pazartesi başlayacak olan yeni eğitim ve öğretim yılının; evlatlarımıza, öğretmenlerimize, velilerimize ve milletimize hayırlı olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz.</p>

<p>Hutbemizi, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu müjdesi ile bitiriyoruz: <strong>“Kim ilim için yola çıkarsa, Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır...”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/11-eylul-2026-cuma-hutbesi#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/11-eylul-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Zümer, 39/9.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/11-eylul-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Tahrîm, 6/66.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/11-eylul-2026-cuma-hutbesi#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Tirmizî, İlim, 19.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/11-eylul-2026-egitim-ve-ogretim</guid>
      <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-0cJI3pG-sQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="87431"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[4 Eylül 2026 - Peygamberimiz ve Güzel Ahlak]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/4-eylul-2026-peygamberimiz-ve-guzel-ahlak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/4-eylul-2026-peygamberimiz-ve-guzel-ahlak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 4 Eylül 2026 tarihli ve "Peygamberimiz ve Güzel Ahlak" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="4 Eylül Cuma Hutbesi 1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/09/4-eylul-cuma-hutbesi-1.jpg" width="1280" /></p>

<h3 style="text-align:center"><strong>PEYGAMBERİMİZ VE GÜZEL AHLAK</strong></h3>

<h3><strong>Ey Fahr-i Kâinat Efendimiz!</strong></h3>

<p>Veladetinin sene-i devriyesinde,<strong> “Ne mutlu beni görmeden iman edenlere”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> diyerek müjdelediğin kardeşlerin olmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bizleri ümmetin olmakla şereflendiren Yüce Rabbimize sonsuz hamd ve sena ediyoruz. Salât ü selâm, tahiyyât ü ikrâm, her türlü ihtirâm sana, âline ve ashabına olsun.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), Cenâb-ı Hakk’ın <strong>“Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong> övgüsüne mazhar olan, ilahî mesajın nasıl hayat bulacağını gösteren bir kılavuzdur. Ve onun ahlakı, yaşadığı çağda kalan ya da uzaktan hayranlık duyulan bir örneklikten ibaret değildir. Efendimiz (s.a.s)’in rahmet mesajlarında bütün insanlık için hikmetler vardır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.s) buyurdular ki: <strong>“Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a> </strong>Yine<strong> </strong>buyurdular ki:<strong> “Doğruluktan ayrılmayın. Çünkü doğruluk iyiliğe, iyilik de cennete götürür… Yalandan sakının! Çünkü yalan insanı kötülüğe, kötülük de cehenneme götürür…”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_edn4" name="_ednref4" title=""><strong>[4]</strong></a> </strong>Ve yine buyurdular ki:<strong> “Her dinin kendine özgü bir ahlakı vardır; İslam ahlakının özü hayâdır.”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_edn5" name="_ednref5" title=""><strong>[5]</strong></a></strong></p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Allah Resûlü (s.a.s), iki cihan saadetinin yolunu<strong> “Kıyamet gününde müminin terazisinde güzel ahlaktan daha ağır bir şey olmayacaktır”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_edn6" name="_ednref6" title=""><strong>[6]</strong></a></strong> hadis-i şerifleriyle göstermiştir. İman ile ahlakın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini, <strong>“İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçek manada iman etmiş olmazsınız”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_edn7" name="_ednref7" title=""><strong>[7]</strong></a></strong> sözleriyle vurgulamıştır. Toplumsal huzur ve barışı sağlamanın yöntemini ise, <strong>“Birbirinizden nefret etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_edn8" name="_ednref8" title=""><strong>[8]</strong></a> </strong>uyarısıyla bizlere öğretmiştir.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Ailede, eğitimde, iş ve ticarette, hâsılı hayatın her alanında insanlığı iyiliğe ulaştıracak tüm hasletleri Resûl-i Ekrem (s.a.s) haber vermektedir. <strong>“</strong><strong>İçinizden Allah’ın lütfuna ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar, Allah’ı çokça zikredenler için hiç şüphe yok ki, Resûlullah’ta güzel bir örneklik vardır</strong><strong>”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_edn9" name="_ednref9" title=""><sup><strong><sup>[9]</sup></strong></sup></a> </strong>ayet-i kerimesi, bu hakikati bizlere hatırlatmaktadır. O, işçiye hak ettiği ücreti teri kurumadan ödememizi emretmekte,<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_edn10" name="_ednref10" title="">[10]</a> komşumuz açken tok olarak uyumaktan bizleri nehyetmektedir.<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_edn11" name="_ednref11" title="">[11]</a> “Bir yetimin başını okşadın mı? Bir muhtacı doyurdun mu? Bir hastayı ziyaret ettin mi?” gibi sorularla da ahlaki sorumluluklarımızı bizlere hatırlatmaktadır.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Bugün; maddeyi önceleyip manayı öteleyen, görünür olmayı yegâne hedef hâline getiren, fâni olanı bâkiye, yalanı hakikate tercih eden anlayış, hepimizi derinden etkilemektedir. Böylesi bir ortamda artık kendimizle yüzleşmeliyiz. Peygamberimiz (s.a.s)’in güler yüzü, nazik tabiatı, ince ve hassas ruhu ile temsil ettiği nebevî ahlakını hayatımıza yansıtmalıyız. Unutmayalım ki; insan onuruna layık bir hayat yaşamanın yolu, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in cihanşümul ahlakını tanımaktan ve ona sımsıkı sarılmaktan geçmektedir.</p>

<p>Yüce Rabbimizden niyazımız, Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in şu duasıdır: <strong>“Allah’ım! Beni güzel ahlaka eriştir. Senden başka güzel ahlaka eriştirecek yoktur. Kötü ahlakı benden uzaklaştır. Senden başka kötü ahlakı benden uzaklaştıracak yoktur.”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_edn12" name="_ednref12" title=""><strong>[12]</strong></a></strong></p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> İbn Hanbel, III, 155.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Kalem, 68/4.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Müslim, Birr, 34.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Müslim, Birr, 105.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_ednref5" name="_edn5" title="">[5]</a> İbn Mâce, Zühd, 17.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_ednref6" name="_edn6" title="">[6]</a> Tirmizî, Birr, 62.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_ednref7" name="_edn7" title="">[7]</a> Müslim, Îmân, 93.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_ednref8" name="_edn8" title="">[8]</a> Buhârî, Edeb, 62.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_ednref9" name="_edn9" title="">[9]</a> Ahzâb, 33/21.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_ednref10" name="_edn10" title="">[10]</a> İbn Mâce, Rühûn, 4.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_ednref11" name="_edn11" title="">[11]</a> İbn Ebû Şeybe, Musannef, Îmân ve rü’yâ, 6.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/4-eylul-2026-cuma-hutbesi#_ednref12" name="_edn12" title="">[12]</a> Müslim, Müsâfirîn, 201.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/4-eylul-2026-peygamberimiz-ve-guzel-ahlak</guid>
      <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/cEzeskMl9mQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="87105"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da parçalı ay tutulması]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/istanbulda-parcali-ay-tutulmasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/istanbulda-parcali-ay-tutulmasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ay'ın Dünya'nın gölgesinde kalmasıyla oluşan "parçalı ay tutulması" İstanbul'da Süleymaniye Camisi (sağda) ve Yeni Cami (solda) ile birlikte görüntülendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/istanbulda-parcali-ay-tutulmasi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/08/istanbul-cami-4.jpg" type="image/jpeg" length="46523"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[28 Ağustos 2026 - Vatan Sevgisi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/28-agustos-2026-vatan-sevgisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/28-agustos-2026-vatan-sevgisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 28 Ağustos 2026 tarihli ve "Vatan Sevgisi" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Cuma Hutbesi 28 Agustos 2026" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/08/cuma-hutbesi-28-agustos-2026.jpg" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<h3 style="text-align:center"><strong>VATAN SEVGİSİ</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Millet olarak, Malazgirt Zaferi’nin 955, Büyük Taarruz’un 104’üncü yıl dönümünü idrak ediyoruz. Malazgirt’ten Büyük Taarruz’a uzanan şanlı tarihimiz, yüce milletimizin vatanına, istiklal ve istikbaline olan bağlılığının en büyük nişanelerindendir. Aziz vatanımız; Malazgirt Destanıyla bizlere yurt olmuş, İstanbul’un fethiyle Anadolu’daki hâkimiyetimiz perçinlenmiş, Büyük Taarruz’la da düşmanlara geçit verilmeyeceği tüm dünyaya ilan edilmiştir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Kardeşlerim!</strong></h3>

<p>Bir insan için, en kıymetli varlıklardan biri de üzerinde özgürce yaşadığı vatan toprağıdır. Vatanı korumak öyle kutsaldır ki onun uğruna canını verenler, şehadetle ödüllendirilmiştir. Çünkü vatanımız varsa devletimiz vardır, kimliğimiz vardır, onurumuz vardır. Vatanımız varsa yuvamız vardır, işimiz vardır, aşımız vardır. Vatanımız varsa huzurumuz vardır, güvenliğimiz vardır, geleceğimiz vardır.</p>

<h3><strong>Değerli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Vatan sevgisi medeniyetimizde imandan bir parça olarak görülmüştür. Vatan sevgisinden maksat ise; istiklalimizin sembolü bayrağımıza, kardeşliğimizin nişanesi ezanlarımıza, bizi millet kılan mukaddes değerlerimize sahip çıkmaktır. Vatanı sevmek; yeri geldiğinde <strong>“Ellerinizle, dillerinizle ve mallarınızla cihad edin”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/28-agustos-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> nebevi emrine gönülden bağlanmaktır. Vatanı sevmek, işimizi en doğru ve en güzel şekilde yapmak; dürüstlüğün ve adaletin hâkim olduğu bir toplum inşa etmektir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müminler!</strong></h3>

<p>Tarih boyunca gittiği her yere huzur ve barışı götürmüş bir milletin evlatları olarak, bizler biliyoruz ki; düşmanlarımız, vatanımıza göz dikmekten geri durmamışlardır. Zaman değişse, zulüm farklı kisvelere bürünse, fitne başka adlarla anılsa da, hak ile batılın mücadelesi son bulmamıştır. Ancak bizler inanıyoruz ki, <strong>“Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; eğer inanmışsanız şüphesiz en üstün olan sizsiniz”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/28-agustos-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a> </strong>buyruğuna sarılırsak; vatanımıza, milletimize ve dirliğimize yönelik oyunlara karşı uyanık olursak, Allah tuzak kuranların tuzaklarını başlarına geçirecek,<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/28-agustos-2026-cuma-hutbesi#_edn3" name="_ednref3" title="">[3]</a> Hak galip gelecek, batıl yok olacaktır.<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/28-agustos-2026-cuma-hutbesi#_edn4" name="_ednref4" title="">[4]</a></p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Yüce Rabbimizden niyazımız; milletimizin birlik ve beraberliğini daim, devletimizi kaim, ülkemizi ilelebet huzur ve esenlik yurdu kılmasıdır. Cenabı-ı Hak, bu toprakları bize vatan kılan aziz şehitlerimize ve ahirete göç eden kahraman gazilerimize rahmet eylesin.</p>

<p>Hutbemizi, Âl-i İmrân suresinde yer alan bir ayet-i kerimenin mealiyle bitiriyoruz: <strong>“Ey iman edenler! Sabredin; düşman karşısında sebat gösterin; cihad için hazırlıklı ve uyanık olun ve Allah’tan korkun ki başarıya erişebilesiniz.”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/28-agustos-2026-cuma-hutbesi#_edn5" name="_ednref5" title=""><strong>[5]</strong></a></strong></p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/28-agustos-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Nesâî, Cihâd, 48.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/28-agustos-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Âl-i İmrân, 3/139.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/28-agustos-2026-cuma-hutbesi#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Âl-i İmrân, 3/54.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/28-agustos-2026-cuma-hutbesi#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> İsrâ, 17/81.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/28-agustos-2026-cuma-hutbesi#_ednref5" name="_edn5" title="">[5]</a> Âl-i İmrân, 3/200.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/28-agustos-2026-vatan-sevgisi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 09:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/08/28-agustos-2026-cuma-hutbesi-youtube-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="63587"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[21 Ağustos 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/21-agustos-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/21-agustos-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 21 Ağustos 2026 tarihli ve "Mevlid-i Nebi" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarih:21.08.2026 </strong></p>

<p><img height="593" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/08/image-10.png" width="954" /></p>

<p></p>

<p style="text-align:center"><strong>MEVLİD-İ NEBİ</strong></p>

<p><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></p>

<p>Ümmeti olmakla şeref duyduğumuz Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), şirkin insanlığı karanlığa mahkûm ettiği cehalet çağını, tevhid akidesiyle aydınlatmıştır. O, zulmün ve kötülüğün insanlığı esir aldığı bir zamanda; mazlum ve mağdurların, güçsüz ve zayıfların umudu olmuştur. Hz. Hatice Annemiz, Efendimiz (s.a.s)’in bu hasletini şöyle ifade etmiştir: <strong>“Allah’a yemin ederim ki Cenâb-ı Hak hiçbir vakit seni utandırmaz. Çünkü sen akrabayı gözetirsin; muhtaç olanların bakımını üstlenirsin; aç ve açıkta olanı koruyup, kollarsın; misafire ikram edersin ve musibete maruz kalanlara yardım edersin.”<a href="#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a> </strong></p>

<p><strong>Aziz Müminler!</strong></p>

<p>İnsanlığın muhtaç olduğu güzel ahlakın tüm unsurları, Allah’ın Kitabı ve Peygamberimiz (s.a.s)’in sünnet-i seniyyesinde mevcuttur. Dolayısıyla kim, ailesinde huzur istiyorsa; <strong>“Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en iyi olanınızdır”<a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong><strong> </strong> nebevi tavsiyesine sarılsın. Kim, helal kazanç arıyorsa; <strong>“Allah kişinin, işini sağlam yapmasından hoşlanır”<a href="#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a></strong> prensibini hayatında ilke edinsin. Kim, akrabasıyla bağlarını korumanın, komşularıyla iyi geçinmenin, sosyal hayatta kardeşliği ikame etmenin gayretinde ise; <strong>“Müslüman, dilinden ve elinden insanların selâmette olduğu kişidir”<a href="#_edn4" name="_ednref4" title=""><strong>[4]</strong></a> </strong>öğüdüne dikkat etsin. Ve kim de imanın tadını almayı arzuluyorsa; “<strong>Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâk bakımından en güzel olanıdır”<a href="#_edn5" name="_ednref5" title=""><strong>[5]</strong></a> </strong>hadis-i şerifini kendisine rehber kılsın.</p>

<p><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></p>

<p>Bugün, iletişim imkânları çoğalmakta; bilgi, saniyeler içerisinde dünyanın dört bir yanına ulaşabilmektedir. Ne var ki bütün bu gelişmelere rağmen insanlık, huzura ve sükûnete her zamankinden daha fazla muhtaçtır. Dünyanın diğer ucundakilerle iletişim kurabilen nice insanımız; aynı evi paylaştığı eşine, çocuklarına, anne ve babasına yabancı olabilmektedir. Sanal dünyanın kalabalığında kaybolan nice insanımız da; yanı başındaki komşusunun derdini, akrabasının hâlini, mahallesindeki ihtiyaç sahibinin sesini duyamamaktadır. Şu hususu unutmayalım ki; çağımızda yaşadığımız bu sorunların çözümü, hutbemizde bir kısmını ifade etmeye çalıştığımız nebevî ahlaktadır.</p>

<p><strong>Değerli Müminler!</strong></p>

<p>Önümüzdeki Pazartesi günü Mevlid Kandilidir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in doğumunun hicri bin beş yüzüncü yılı olması münasebetiyle Mevlid-i Nebi Haftasını “Peygamberimiz ve Güzel Ahlak” temasıyla idrak edeceğiz. Hafta boyunca gerçekleştireceğimiz programlarla Peygamber Efendimiz (s.a.s)’i anmaya, anlamaya ve getirdiği mesajları insanlıkla buluşturmaya gayret göstereceğiz.</p>

<p>Bizleri, Allah Resûlü (s.a.s)’e ümmet kılan Yüce Rabbimize hamd ve sena; peygamberimiz, rehberimiz ve örneğimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya, âline ve ashabına salat ve selam olsun. Mevlid Kandilimiz şimdiden mübarek olsun.</p>

<p><strong>Aziz Kardeşlerim!</strong></p>

<p>Hutbemizi Ahzâb suresinde yer alan şu ayet-i kerimelerin mealiyle bitiriyoruz: <strong>“Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.”<a href="#_edn6" name="_ednref6" title=""><strong>[6]</strong></a> </strong></p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Buhârî, Bed’ü’l-vahy, 1.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> İbn Mâce, Nikâh, 50.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr, XXIV, 306.</p>

<p><a href="#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Nesâî, Îmân, 8.</p>

<p><a href="#_ednref5" name="_edn5" title="">[5]</a> Ebû Dâvûd, Sünnet, 15.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="#_ednref6" name="_edn6" title="">[6]</a> Ahzâb, 33/45,46.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/21-agustos-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 10:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/s6eXGAzgykM/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="80138"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Ağustos 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/14-agustos-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/14-agustos-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 14 Ağustos 2026 tarihli ve "Her Yetim Bir Emanet" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>HER YETİM BİR EMANET</strong></p>

<p><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></p>

<p>Bir şehadet haberiyle kor düşmüştü Medine’ye. Allah Resûlü (s.a.s)’in, ‘Kardeşim!’ dediği amcasının oğlu Ca‘fer-i Tayyâr (r.a) şehit olmuş, ardında üç yetim bırakmıştı. Rahmet Elçisi (s.a.s), mateme bürünmüş yetimlerin evine vardı. Onları yanına çağırdı, bağrına bastı, onların ihtiyaçlarını giderdi.<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/14agustos-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title="">[1]</a><strong> </strong>Ve bir defasında Rahmet Elçisi (s.a.s), şehadet ile orta parmağını birleştirerek, <strong>“Yetime kol kanat geren kimse ile ben, cennette böyle yan yana olacağız”</strong><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/14agustos-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong><sup><strong><sup>[2]</sup></strong></sup></strong></a><strong> </strong>buyurdu.</p>

<p><strong>Aziz Müminler!</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gönül coğrafyamızın bir yanı ateşler içindeyken, öbür yanında bizler, zulmün devam ettiğini unutabiliyoruz. Ekranlar haber yapmayı kestiğinde zulmün de sona erdiği düşüncesine kapılabiliyoruz. Bizler; günlük telaşlarımızın ve dünya meşguliyetlerimizin arkasından koşarken, Gazze’de ve farklı coğrafyalarda insanlar varoluş mücadelesi vermeye devam ediyor. Yine her gün yüzlerce çocuk, zalimlerin bombaları altında ya can veriyor, ya da yetim ve öksüz kalıyor.</p>

<p><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></p>

<p>İnsanlığın kaybettiği merhametin acı bir itirafını, savaşın ortasında minik bir yüreğin ‘Bizim buralarda çocuklar büyümez!’ sözünde görüyoruz. Oysaki çocukların büyüyemediği; oyun alanlarının kabirleri haline geldiği bir dünyada, insanlığın huzurlu olamayacağı açıktır. Yetim ve öksüzlerin; başlarını okşayacak ve yaralarını saracak şefkatli bir el bulmakta zorlandıkları çağımızda, Müslümanların rahat olamayacakları bir gerçektir. Ve şu da bir hakikattir ki; yetimlere sahip çıkmak, onları himaye etmek ve koruyup gözetmek, kendisi de yetim olan Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in sünnetidir.</p>

<p><strong>Değerli Müminler!</strong></p>

<p>Akrabalarımızın ve komşularımızın geride bıraktığı; mahallemizde, şehrimizde ve ülkemizde bulunan yetimler bizim olduğu gibi, mazlum coğrafyalarda hayata tutunmaya çalışan yetimler de bizimdir, Cenâb-ı Hakk’ın bizlere emanetidir. Zira merhametin coğrafyası olmaz. Ümmet olmak bir olmaktır, kardeşlik bağını korumaktır. Belki bugün, elimizden savaşları durdurmak gelmeyebilir. Fakat yarına hazırlık yapmak, zalimlerin heveslerini kursağında bırakacak güce ulaşmak elimizdedir. Unutmamak, duyarsızlaşmamak, mazlumların sesi olmak elimizdedir. Yüce Rabbimizin, <strong>“Yetimi sakın incitme!”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/14agustos-2026-cuma-hutbesi#_edn3" name="_ednref3" title=""><sup><strong><sup>[3]</sup></strong></sup></a></strong><strong> </strong>emri gereğince, yetimleri biçare bırakmamak; evimizi ve gönlümüzü onlara açmak, yeri geldiğinde koruyucu bir aile olmak, maddi ve manevi desteğimizle onların yanında durmak elimizdedir.</p>

<p><strong>Aziz Kardeşlerim!</strong></p>

<p>Hutbemizi, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: <strong>“Müslümanların evleri arasında en hayırlı ev, içinde kendisine iyi davranılan bir yetimin bulunduğu evdir…”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/14agustos-2026-cuma-hutbesi#_edn4" name="_ednref4" title=""><sup><strong><sup>[4]</sup></strong></sup></a></strong></p>

<p></p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/14agustos-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Nesâî, Zînet, 57.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/14agustos-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title=""><sup><sup>[2]</sup></sup></a> Buhârî, Talâk, 25.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/14agustos-2026-cuma-hutbesi#_ednref3" name="_edn3" title=""><sup><sup>[3]</sup></sup></a> Duhâ, 93/9.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/14agustos-2026-cuma-hutbesi#_ednref4" name="_edn4" title=""><sup><sup>[4]</sup></sup></a> İbn Mâce, Edeb, 6.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/14-agustos-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Sun, 16 Aug 2026 00:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/iId3efsCXSc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="94509"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[7 Ağustos 2026 Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/7-agustos-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/7-agustos-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 7 Ağustos 2026 tarihli ve "Kardeşlik" konulu Cuma hutbesi yayını]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="7 A Ğ U S T O S C U M A" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/08/7-a-g-u-s-t-o-s-c-u-m-a.jpg" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 style="text-align:center"><strong>KARDEŞLİK</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Yüce dinimiz İslam’ın temel hedefi, hem bu dünya hem de ebedi âlemde insanlığın huzur ve mutluluğunu sağlamaktır. Huzur ve mutluluğu sağlamanın yolu ise; kardeş olmaktan, aramızdaki sevgi ve muhabbeti daha da güçlendirmekten geçmektedir. Öyle ki Rahmet Elçisi Peygamberimiz (s.a.s), birbirimizi sevmeyi iman etmenin bir gereği olarak ifade etmiştir.<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/7-agustos-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title="">[1]</a></p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Savaşların farklı bölgelere yayıldığı, İslam coğrafyasında kan ve gözyaşının hâkim olduğu, ülkemizin ateş çemberinin içine çekilmek istendiği bir dönemde; istikbalimiz, kardeşliğimize bağlıdır. Ecdadımızın canlarını feda ederek bizlere emanet ettiği cennet vatanımızda; sevinçlerimiz, hüzünlerimiz, dualarımız, zenginlik olarak kabul ettiğimiz farklılıklarımız bizleri yekvücut kılacaktır.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Dün olduğu gibi bugün de kardeşliğimize göz diken, muhabbetimize kasteden, bizi birbirimize düşürmek isteyenler olacaktır. Şunu unutmayalım ki, sadece Müslümanların değil, mazlum durumda olan bütün insanların umudu olan bizler, gaflet içerisinde olmadığımız müddetçe düşmanlarımızın emelleri kursaklarında kalacaktır. Cenâb-ı Hakk’ın, <strong>“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın; bölünüp parçalanmayın”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/7-agustos-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a> </strong>emri gereğince dinimize ve mukaddesatımıza bağlı kalırsak fitne ve fesat ateşi bizlere dokunamayacaktır. Rahmet Peygamberi (s.a.s)’in, <strong>“Birbirinizle ilgi ve alakayı kesmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize haset etmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun”</strong><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/7-agustos-2026-cuma-hutbesi#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong><sup><strong><sup>[3]</sup></strong></sup></strong></a><strong> </strong>çağrısına kulak verirsek ayrılık ve gayrılık bu topraklarda kendine yer bulamayacaktır. <strong>“Müminler ancak kardeştirler, öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin, Allah’a itaatsizlikten sakının ki rahmetine mazhar olasınız”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/7-agustos-2026-cuma-hutbesi#_edn4" name="_ednref4" title=""><sup><strong><sup>[4]</sup></strong></sup></a> </strong>emr-i ilahisine göre davranırsak vatanımızın dirliğini ve ümmetin birliğini kimse bozamayacaktır.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Şunu hepimiz biliriz ki;</p>

<p>“Girmeden tefrika bir millete düşman giremez.</p>

<p>Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.”</p>

<p>Bugün bize düşen; fitneye karşı basiretle, ayrılığa karşı vahdet şuuru ile hareket etmek, birbirimizi koruyup gözetmektir. Kardeşliğimizi zedeleyebilecek her türlü şeyden uzak durmak, birbirimizin yükünü hafifletmektir. Milli ve manevi değerlerimiz etrafında buluşmak; birlikte rahmetin, ayrılıkta azabın olduğunu<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/7-agustos-2026-cuma-hutbesi#_edn5" name="_ednref5" title="">[5]</a> unutmamaktır.</p>

<h3><strong>Aziz Kardeşlerim!</strong></h3>

<p>Kendi inanç ve medeniyet köklerimize tutunduğumuzda, bir binanın tuğlaları gibi birbirimize sımsıkı kenetlendiğimizde yarınlarımız daha huzurlu olacaktır. Hutbemizi, Yüce Rabbimizin şu uyarısıyla bitiriyoruz: <strong>“Allah’a ve Resûlüne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/7-agustos-2026-cuma-hutbesi#_edn6" name="_ednref6" title=""><sup><strong><sup>[6]</sup></strong></sup></a></strong></p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/7-agustos-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Müslim, Îmân, 93.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/7-agustos-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Âl-i İmrân, 3/103.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/7-agustos-2026-cuma-hutbesi#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Tirmizî, Birr ve Sıla, 24.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/7-agustos-2026-cuma-hutbesi#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Hucurât, 49/10.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/7-agustos-2026-cuma-hutbesi#_ednref5" name="_edn5" title="">[5]</a> İbn Hanbel, IV, 278.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/7-agustos-2026-cuma-hutbesi#_ednref6" name="_edn6" title="">[6]</a> Enfâl, 8/46.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/7-agustos-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/08/07082026-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="86392"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[31 Temmuz 2026 Tarihli Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/31-temmuz-2026-tarihli-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/31-temmuz-2026-tarihli-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 31 Temmuz 2026 tarihli ve "Helal Haram Duyarlılığı" konulu Cuma hutbesi yayını]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Cuma Ayet Hutbe" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/07/cuma-ayet-hutbe.jpg" width="1280" /></p>

<h3 style="text-align:center"><strong>HELAL HARAM DUYARLILIĞI</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Helaller ve haramlar; kulu, Allah’ın rızasına kavuşturan ilahi ölçülerdir. Kişiye, hayat yolculuğunda iyi ile kötüyü gösteren kılavuzlardır. Bizler, Allah Resûlü (s.a.s)’in “Helâl bellidir, haram da bellidir…”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/31-temmuz-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title=""><sup><strong><sup>[i]</sup></strong></sup></a> sözünden de biliyoruz ki, helal ve haram apaçık ortaya konulmuştur.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Dinimiz İslam ile bizlere bildirilen her bir emir ve yasak; insanın haysiyetini, nesillerin emniyetini ve toplumun huzurunu muhafaza etmek gibi hikmetler barındırmaktadır. Mesela, Yüce Rabbimiz; neslin devamını sağlayan evliliği helal, “Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/31-temmuz-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[ii]</strong></a> ayeti kerimesiyle de toplumu yok eden zinayı haram kılmıştır. Aynı şekilde Allah Teâlâ, toplumda düzen ve adaleti sağlayacak olan ticareti, alın teriyle kazanmayı, emek vermeyi bizlere helal kılarken; bereketi yok eden faizi, ölçü ve tartıda hile yapmayı, ticaret malının ayıbını saklamayı, kısaca insanları aldatmayı haram kılmıştır.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Şunu da bilmeliyiz ki, helal haram duyarlılığı, sofraya konulan lokmanın temiz olmasıyla sınırlı değildir. Mesela, “Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar… Mümin kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar ve iffetlerini korusunlar…”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/31-temmuz-2026-cuma-hutbesi#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[iii]</strong></a> ayetleri, iffet ve hayâ gibi insanın onurunu yücelten çok önemli bir hususa işaret etmektedir. Dolayısıyla erkek kadın her Müslüman, iffetini korumalı, giyim kuşamına dikkat etmeli, insanın saygınlığını zedeleyen davranışlardan uzak durmalıdır. Müslümana düşen; hayâ, iffet ve ahlakın bir araya geldiğinde anlamlı olduğunu idrak etmektir. Hem sosyal hayatta hem de dijital mecralarda mahremiyet sınırlarına dikkat etmek; dilini yalandan, gözünü haramdan uzak tutmaktır.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Paylaşma duygusunu ortadan kaldıran, nimeti adilce paylaşmanın önünde en büyük engel olan israf da böyledir. Dünyanın farklı bölgelerinde milyonlarca insan bir lokma ekmeğe, bir damla suya muhtaçken ve israf bize yasaklanmış durumdayken,<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/31-temmuz-2026-cuma-hutbesi#_edn4" name="_ednref4" title="">[iv]</a> ülkemizde tonlarca ekmeğin çöpe atılması, sularımızın sorumsuzca sarf edilmesi helal haram sınırının aşıldığına bir işarettir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Kardeşlerim!</strong></h3>

<p>Rahmet Elçisi (s.a.s)’in, “…Kişinin malını helâlden mi yoksa haramdan mı elde ettiğine bakmayacağı!”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/31-temmuz-2026-cuma-hutbesi#_edn5" name="_ednref5" title=""><strong>[v]</strong></a><i> </i>sözüyle bizleri ikaz ettiği bir çağa şahitlik etmekteyiz. Helalin hor ve hakir görüldüğü, haramın özendirildiği, gayr-ı meşru söz ve davranışların makul sayıldığı bir zamanın zorluklarıyla karşı karşıyayız. Şunu unutmayalım ki, insanların canına, malına, iffet ve şerefine kastetmek, kamu malına el uzatmak; rüşvet, tefecilik, hırsızlık, içki, uyuşturucu ve kumar gibi kötülüklerden uzak durmak, ancak Yüce Rabbimizin, helal haram ölçüleriyle çizdiği, dosdoğru yolunda olmaktan geçmektedir.</p>

<p>Hutbemizi, Cenâb-ı Hakk’ın şu çağrısıyla bitiriyoruz: <strong>“Ey insanlar! Yeryüzündeki helâl ve temiz olan şeylerden yiyin; şeytanın peşinden gitmeyin, çünkü o apaçık düşmanınızdır.”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/31-temmuz-2026-cuma-hutbesi#_edn6" name="_ednref6" title=""><sup><strong><sup>[vi]</sup></strong></sup></a></strong></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/31-temmuz-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[i]</a> Müslim, Müsâkât, 107.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/31-temmuz-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title="">[ii]</a> İsrâ, 17/32.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/31-temmuz-2026-cuma-hutbesi#_ednref3" name="_edn3" title="">[iii]</a> Nûr, 24/30,31.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/31-temmuz-2026-cuma-hutbesi#_ednref4" name="_edn4" title="">[iv]</a> A’râf, 7/31.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/31-temmuz-2026-cuma-hutbesi#_ednref5" name="_edn5" title="">[v]</a> Buhârî, Büyû’, 23.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/31-temmuz-2026-cuma-hutbesi#_ednref6" name="_edn6" title="">[vi]</a> Bakara, 2/168.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/31-temmuz-2026-tarihli-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 10:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/07/31072026-cuma-hutbesi-youtube-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="23179"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arpaguş: Temel hedefimiz, bilgi ve hikmeti buluşturan Kur’an eğitim modeli geliştirmek]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/arpagus-temel-hedefimiz-bilgi-ve-hikmeti-bulusturan-kuran-egitim-modeli-gelistirmek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/arpagus-temel-hedefimiz-bilgi-ve-hikmeti-bulusturan-kuran-egitim-modeli-gelistirmek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, “Temel hedefimiz, gelenekten beslenen ancak geleceği de doğru okuyabilen bir duyarlılıkla hareket ederek bilgi ve hikmeti buluşturan ve onu ahlaka dönüştüren bir Kur’an eğitim modeli geliştirmek olmalıdır.” dedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Eğitim Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen “Kur’an Kurslarında Çocuklara Yönelik Eğitim Faaliyetleri: Değerlendirme ve Gelecek Perspektifi” konulu Çocukluk Dönemi Kur’an Öğretimi Çalıştayı’na katıldı.</p>

<p>Başkan Arpaguş, çalıştayda yaptığı konuşmada, erken çocukluk döneminin insanın kimlik, kişilik ve karakterinin şekillendiği en kritik evre olarak kabul edildiğini belirterek, “Bu dönem, zihinsel, ruhsal ve duygusal gelişimlerin de temelini oluşturmaktadır. İnsanî ve ahlakî değerler, toplumsal kurallar, temel bilgi ve beceriler en güçlü şekilde bu dönemde kazandırılır. Çocukluk dönemindeki olumlu dokunuşlar, çocukların geleceğini teminat altına alırken, ihmaller ya da yanlış yönlendirmeler de daha sonraki dönemlerde telafisi mümkün olmayan sorunlara zemin teşkil etmektedir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Kur’an kurslarını çocuğun kişilik inşasına katkı sunmayı hedefleyen bir eğitim alanı olarak görmekteyiz”</strong></p>

<p>İslam eğitim geleneğinde söz konusu çağın fıtratın korunması, güzel ahlakın kazandırılması, sahih ve sağlam bilginin doğru yöntemlerle aktarılması bakımından hayatın en önemli dönemi olarak görüldüğünü ifade eden Başkan Arpaguş, “Bu yönüyle bizler, 4–6 yaş Kur’an kurslarını yalnızca Kur’an okuma becerisinin kazandırıldığı bir öğretim süreci değil; çocuğun fıtratını korumayı, manevî ve ahlakî gelişimini desteklemeyi, sağlam bir kimlik ve kişilik inşasına katkı sunmayı hedefleyen stratejik bir eğitim alanı olarak görmekteyiz.” diye konuştu.</p>

<p><strong>“Çocukların gelişim özelliklerini dikkate almak sürdürülebilir din eğitiminin temel şartlarından biridir”</strong></p>

<p>Çocukluk döneminin önemi ve hassasiyetine dikkati çeken Başkan Arpaguş, başta ebeveynler olmak üzere herkesin çok daha bilinçli davranması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Her şeyden önce söz konusu dönemin karakteristiği iyi bilinmelidir. Çocukların gelişim özelliklerini dikkate almak nitelikli ve sürdürülebilir bir din eğitiminin temel şartlarından biridir. Çocuğun gelişim özelliklerini dikkate almayan bir din eğitimi, pedagojik açıdan faydalı olabilir mi? Ayrıca farklı yaşlardaki çocukların dikkat süresi, hafızası, soyut düşünme kapasitesi, dil gelişimi ve öğrenme biçimi elbette birbirlerinden farklılık arz edecektir. Dolayısıyla aynı yöntemi bütün çocuklara uygulamak, aynı başarıyı bütün çocuklardan beklemek, bilimsel olmadığı gibi pedagojik açıdan da doğru olmasa gerektir.”</p>

<p><strong>“Bir çocuğun bütün harfleri tanımasından daha önemli olan, Kur’an dersine koşarak gelmesidir”</strong></p>

<p>Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Bizler, Kur’an öğretimindeki başarımızı, öğrencilerin ne kadar ezber yaptığıyla değil, onların Kur’an ile ömür boyu sürecek sevgi ve güven ilişkisi kurabilmeleriyle ölçmeliyiz. Dört-beş yaşlarındaki bir çocuğun bütün harfleri tanımasından daha önemli olan, Kur’an dersine koşarak gelmesidir. O yaşlardaki bir çocuğun uzun sureler ezberlemesinden daha kıymetli olan, Allah sevgisini merhamet merkezli bir şekilde öğrenebilmesidir. Tecvit kurallarını eksiksiz uygulamasından daha değerli olan, Kur’an okumayı, hayatı boyunca sürdüreceği bir alışkanlığa dönüştürebilmesidir.</p>

<p>Dolayısıyla başarı ölçütlerimizi yalnızca ezber miktarı, harfleri tanıma veya tecvit kurallarını uygulama düzeyi üzerinden değil; derse katılım, öğrenme isteği, sosyal etkileşim ve Kur’an’a yönelik olumlu tutum gibi çok boyutlu göstergeler üzerinden okumak mecburiyetindeyiz. Böyle bir yaklaşım hem bilimsel gerçekliklere hem de İslam’ın insan merkezli eğitim anlayışına daha uygun olacaktır.”</p>

<p><strong>“Aslolan, çocuğun soru sorabildiği bir eğitim ortamı sunabilmemizdir”</strong></p>

<p>Sınıf düzeninden materyal tasarımına, etkinlik çeşitliliğinden dijital içeriklere kadar her unsurun, çocuk gelişimi ve psikolojisi açısından dikkatle ele alınması gerektiğini anlatan Başkan Arpaguş, “Etkinliklerle ‘Elifba’ kitabı başta olmak üzere bütün materyaller; keşfetmeyi teşvik eden, oyun temelli öğrenmeyi destekleyen, etkileşimli öğrenmeyi önceleyen, hayal gücünü zenginleştiren bir muhtevaya sahip olmalıdır. Aslolan, çocuğun aktif olduğu, soru sorabildiği, deneyim yaşayabildiği ve öğrenmekten mutluluk duyduğu bir eğitim ortamı sunabilmemizdir.” şeklinde konuştu.</p>

<p>Eğitimin yalnızca sınıf ortamıyla sınırlı olmayan; aile, okul ve sosyal çevreyle etkileşim içinde hayat boyu devam eden bütüncül bir gelişim süreci olduğunu aktaran Başkan Arpaguş, şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>“Bu bağlamda erken çocukluk dönemindeki Kur’an eğitiminde ailelerin tutum ve beklentileri, eğitim sürecinin niteliğini doğrudan etkileyen temel unsurlardan biridir. Velilerin çocuklarından kısa sürede daha fazla ezber yapmaları, akıcı okumaya erken dönemde geçmeleri veya yaşıtlarının önünde akademik performans sergilemeleri yönündeki beklentileri, çocukların üzerinde büyük bir baskı oluşturabilmektedir. Maalesef bu durum, eğitimin amacından uzaklaşılmasına sebebiyet vermektedir.”</p>

<p><strong>“İrfan merkezli güçlü bir pedagojik yaklaşım geliştirmek zorundayız”</strong></p>

<p>Velilerin erken çocukluk döneminin özellikleri konusunda bilinçlendirilmesi, Kur’an öğretiminin amaç, yöntem ve kazanımları hakkında bilgilendirilmesi ve eğitim sürecine bilinçli ve aktif olarak katılımlarının sağlanmasının büyük önem taşıdığına dikkati çeken Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Bu doğrultuda bizim temel hedefimiz, gelenekten beslenen ancak geleceği de doğru okuyabilen bir duyarlılıkla hareket ederek bilgi ve hikmeti buluşturan ve onu ahlaka dönüştüren bir Kur’an eğitim modeli geliştirmek olmalıdır. Çocuklarımızı kendi medeniyet değerlerimizle buluşturabilmek için İslam eğitim geleneğinde olduğu gibi irfan merkezli güçlü bir pedagojik yaklaşım geliştirmek zorundayız. Bunu yapabildiğimizde hem Kur’an eğitiminde büyük bir başarı yakalayacak hem de inançlı, bilgili, ahlaklı ve şahsiyetli nesiller yetiştirme yolunda çok önemli mesafe kat etmiş olacağız.”</p>

<p><strong>“Kur’an eğitimi, çok paydaşlı bir eğitim alanı olarak görülmeli”</strong></p>

<p>Başkan Arpaguş, “Erken çocukluk dönemi Kur’an eğitiminin niteliği ve sürdürülebilir başarısı; başta Diyanet İşleri Başkanlığımız olmak üzere İlahiyat Fakültelerimizin, sosyal bilimler alanında çalışan akademisyenlerimizin ve toplumun bütün kesimlerinin ortak sorumluluk üstlenmesine ve işbirliği içinde hareket etmesine bağlıdır. Onun için erken çocukluk dönemi Kur’an eğitimi, çok paydaşlı bir eğitim alanı olarak görülmeli ve stratejik bir yöntemle ele alınmalıdır.” diye konuştu.</p>

<p><strong>“Çocuklarımızı geleceğe en iyi şekilde hazırlamak için çaba ve gayret sarf ediyoruz”</strong></p>

<p>Başkanlığın, Kur’an eğitimini bu bilinçle sürdürmenin gayreti içerisinde olduğunu kaydeden Başkan Arpaguş, “Çocuklarımızı maddi-manevi her yönden yetiştirmek ve geleceğe en iyi şekilde hazırlamak için çaba ve gayret sarfediyoruz. Onların başta Yaratıcımızla olmak üzere, kendileriyle, aileleriyle, toplumla ve çevreyle barışık bir şekilde yetişmeleri; vatanımıza, milletimize, medeniyetimize ve tüm insanlığa faydalı birey olmaları için hiçbir fedakârlıktan kaçınmıyoruz, kaçınmayacağız.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle tamamladı:</p>

<p>“Çocuklarımızı geleceğe en güzel şekilde hazırlama noktasında bilimin ortaya koyduğu gerçekliklerden, çağın imkân ve fırsatlarından azami ölçüde istifade etmeye çalışıyoruz. Eğitim programlarımızı ve ders materyallerimizi çocuk psikologları, çocuk gelişimi uzmanları, pedagoglar, akademisyenler ve sahadaki eğitimcilerimizin katkıları ile sürekli güncelleme çabasındayız. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz çalıştayımızda bu hassasiyetin bir tezahürüdür. İnanıyorum ki burada alacağımız kararlar, hazırlayacağımız programlar ve geliştireceğimiz yöntemler, yarının Türkiye’sinde doğru bilgi ile donanmış, dinine, değerlerine ve kültürüne bağlı nesillerin yetişmesine çok önemli katkılar sunacaktır.”</p>

<p>Çalıştaya Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hüseyin Hazırlar, Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanı Osman İyişenyürek, Eğitim Hizmetleri Genel Müdürü Sedide Akbulut, Konya İl Müftüsü Prof. Dr. Ali Öge ve Başkanlık personeli katıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Haber</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/arpagus-temel-hedefimiz-bilgi-ve-hikmeti-bulusturan-kuran-egitim-modeli-gelistirmek</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 23:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/-tuuf1etmYw/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="13586"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Motif motif işlenen taşlarda gölgeler yüzyıllardır kıyama duruyor]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/motif-motif-islenen-taslarda-golgeler-yuzyillardir-kiyama-duruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/motif-motif-islenen-taslarda-golgeler-yuzyillardir-kiyama-duruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupalı bilim insanlarınca "Anadolu'nun El-Hamrası" olarak da nitelendirilen, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nın 3 boyutlu binlerce motife sahip kapılarında, yılın belirli aylarında ve saatlerinde oluşan gölgeler ziyaretçileri hayran bırakıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/motif-motif-islenen-taslarda-golgeler-yuzyillardir-kiyama-duruyor</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/07/divrigi-cami-motif-kapi-20.jpg" type="image/jpeg" length="45216"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zirvedeki tarihi cami ile dolunay]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/zirvedeki-tarihi-cami-ile-dolunay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/zirvedeki-tarihi-cami-ile-dolunay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Van Kalesi ve zirvesinde bulunan tarihi Süleyman Han Camii, dolunay ile güzel görüntü oluşturdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Van Kalesi ve zirvesinde bulunan tarihi Süleyman Han Camii, dolunay ile görüntülendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/zirvedeki-tarihi-cami-ile-dolunay</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/07/d-o-l-u-n-a-y-c-a-m-i-2.jpg" type="image/jpeg" length="78685"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tarlada izi olanlar]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/tarlada-izi-olanlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/tarlada-izi-olanlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye genelinde Temmuz 2026 itibarıyla tarım işçilerinin zorlu hasat mesaisi sürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yurt genelinde Temmuz 2026 itibarıyla tarım işçilerinin zorlu hasat mesaisi sürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM FOTO</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/tarlada-izi-olanlar</guid>
      <pubDate>Thu, 23 Jul 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/07/tarla-isci.jpg" type="image/jpeg" length="98772"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mısır'da İslam mimarisinin zirve eserlerinden: Sultan Kayıtbay Külliyesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/misirda-islam-mimarisinin-zirve-eserlerinden-sultan-kayitbay-kulliyesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/misirda-islam-mimarisinin-zirve-eserlerinden-sultan-kayitbay-kulliyesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mısır'ın başkenti Kahire'de bulunan ve Memlük Sultanlığı döneminde hüküm süren Sultan Eşref Kayıtbay tarafından 1472-1474 yılları arasında yaptırılan tarihi Sultan Kayıtbay Camii, tamamlanan kapsamlı restorasyon çalışmaların ardından açılışı sırasında görüntülendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sultan Kayıtbay'ın türbesini de içerisinde barındıran ve kuruluş yazıtında medrese olarak tanımlanan külliye, ablak tekniğiyle süslenmiş taçkapısı, geometrik yıldız motifleriyle bezenen kubbesi ve geometrik taş oyma süslemeleriyle İslam mimarisinin ve Memlük sanatının zirve eserlerinden biri olarak öne çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mısır'ın 1 cüneyhlik banknotunu da süsleyen bu tarihi yapı, zamanın yıpratıcı etkisi nedeniyle başlatılan bakım ve onarım çalışmalarının sona ermesi ve İslam dünyasının kültürel mirasını canlandırma vizyonu doğrultusunda yeniden ziyarete açıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/misirda-islam-mimarisinin-zirve-eserlerinden-sultan-kayitbay-kulliyesi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/07/sultan-kayitbay-kulliyesi-3.jpg" type="image/jpeg" length="55254"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aşure kazanları bolluk ve bereket için kaynıyor]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/asure-kazanlari-bolluk-ve-bereket-icin-kayniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/asure-kazanlari-bolluk-ve-bereket-icin-kayniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Asırlardır paylaşmanın simgesi kabul edilen aşure geleneği, muharrem ayında yaşatılıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM FOTO</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/asure-kazanlari-bolluk-ve-bereket-icin-kayniyor</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 11:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/a-s-u-r-e-5.jpg" type="image/jpeg" length="91096"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Han Yunus'ta yıkımın gölgesinde günlük yaşam]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/han-yunusta-yikimin-golgesinde-gunluk-yasam</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/han-yunusta-yikimin-golgesinde-gunluk-yasam" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Abluka altındaki Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kentinde yaşayan Filistinliler, İsrail saldırılarının geride bıraktığı ağır yıkımın ortasında yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Temel ihtiyaçlardan yoksun kalan aileler, yıkılan evlerinin yakınında kurdukları derme çatma çadırlarda ve ağır hasarlı binalarda zorlu koşullar altında günlük yaşam mücadelesi veriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM FOTO</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/han-yunusta-yikimin-golgesinde-gunluk-yasam</guid>
      <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 16:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/han-yunus-yasam-5.jpg" type="image/jpeg" length="11125"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Lübnan'ın Kalile beldesindeki yıkım görüntülendi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/lubnanin-kalile-beldesindeki-yikim-goruntulendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/lubnanin-kalile-beldesindeki-yikim-goruntulendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşgalci İsrail Lübnan'ın güneyindeki Kalile beldesine düzenlediği hava saldırıları sonucu bölgedeki birçok yapı ağır hasara uğradı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İşgalci İsrail Lübnan'ın güneyindeki Kalile beldesine düzenlediği hava saldırıları sonucu bölgedeki birçok yapı ağır hasara uğradı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saldırıların ardından beldede oluşan yıkım görüntülendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/lubnanin-kalile-beldesindeki-yikim-goruntulendi</guid>
      <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 16:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/israil-saldirisi-5.jpg" type="image/jpeg" length="71750"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Köstence’deki Kral Camii ziyaretçilerin ilgi odağı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/kostencedeki-kral-camii-ziyaretcilerin-ilgi-odagi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/kostencedeki-kral-camii-ziyaretcilerin-ilgi-odagi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Romanya'nın Köstence kentinde, 1913 yılında Romanya Kralı I. Carol tarafından yaptırılan ve Romanya'nın ilk betonarme binası olan Kral Camii, hem mimarisi hem de tarihi önemiyle ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Osmanlı mimarisinden izler taşıyan caminin 47 metre yüksekliğindeki minaresine çıkan ziyaretçiler, Karadeniz kıyısındaki Köstence'nin panoramik manzarasını seyredebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Günümüzde ibadete açık olan camide, Müslümanlar namazlarını kılmayı sürdürürken, yapı aynı zamanda şehrin en önemli turistik mekanlarından biri olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/kostencedeki-kral-camii-ziyaretcilerin-ilgi-odagi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/kostence-kral-cami-11.jpg" type="image/jpeg" length="40326"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
