<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Diyanet Haber</title>
    <link>https://www.diyanethaber.com.tr</link>
    <description>Diyanet Haber / Diyanet Sınav / Diyanet Duyuru / Diyanet Hutbe / Müftülükler / İslam Dünyası / Kültür Sanat / #Keşfet / www.diyanethaber.com.tr</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.diyanethaber.com.tr/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025 Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 16 Jun 2026 01:11:12 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hicreti Anlamak]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/hicreti-anlamak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/hicreti-anlamak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir Ayet: İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur. (Fussilet, 41/34)]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Peygamberliğin on üçüncü yılında kardeşlik, fedakârlık, paylaşma ve sevgiyle harmanlanmış bir hicret vuku buldu. Mekkeli müşriklerin eza ve cefaları dayanılmaz hâle gelince inananlar Allah Resûlü (sas) ile birlikte Medine’ye hicret etti. Hicret hem Mekkeli muhacirler hem de Medineli ensar için fedakârlıktı. Sevdiklerini ve servetlerini terk eden muhacirlere ensar tüm varlıklarıyla kucak açmıştı. Muhacirlerde korkunun yerini emniyet, karamsarlığın yerini umut almış; ensarda ise yıllardır süren kardeş kavgaları son bulmuş, cehaletin yerini marifet almıştı. Mekke’nin fethiyle beraber hicret son buldu fakat kötülükten iyiliğe hicret kıyamete kadar devam edecektir. Muhacir olup yeni dostluklara koşmak, ensar olup yeni dostlara kucak açmak; yasaklardan, kötülüklerden, günahlardan hicret etmek devam edecektir. Önce tedbir, sonra sonsuz bir tevekküldür hicret. Kardeşliktir, paylaşmaktır, sevgidir, sevebilmektir. Ne mutlu kötülükten iyiliğe, haramdan helale, kavgadan sevgiye hicret edenlere!</p>

<hr />
<p><strong>• HİCRİ YILBAŞI</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Takvimi</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/hicreti-anlamak</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/mehmet/takvim-2026/haziran-16.jpg" type="image/jpeg" length="62759"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tarihin Seyrini Değiştiren Yolculuk: HİCRET]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/tarihin-seyrini-degistiren-yolculuk-hicret</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/tarihin-seyrini-degistiren-yolculuk-hicret" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hicret, Peygamber Efendimizin (sas) ve Müslümanların Mekke’den Medine’ye göç etmesini ifade eder.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarihin Seyrini Değiştiren Yolculuk: HİCRET<br />
10 Eylül 622 – 24 Eylül 622</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Hicret, Peygamber Efendimizin (sas) ve Müslümanların Mekke’den Medine’ye göç etmesini ifade eder.<br />
Kişinin herhangi bir şeyden bedenen, lisânen veya kalben ayrılıp uzaklaşması anlamına gelmekle birlikte başka bir yere göç etmesi anlamında da kullanılır.<br />
Hadislerde hicret, hem Mekke’den Medine’ye göç hem de kötülükleri terk etmek anlamındadır.<br />
Müslümanlar, Mekke’de işkencelere maruz kalınca önce Habeşistan’a, ardından Medine’ye hicret etti.<br />
Habeşistan’a iki kafile hâlinde 100’ü aşkın Müslüman gitti, Necâşî onları korudu ve müşriklerin iade taleplerini reddetti.<br />
Mekke’deki üç yıllık boykot, Ebû Tâlib’in vefatı ve Tâif’teki olumsuzluklar hicret sürecini hızlandırdı.<br />
Müşrikler, Peygamber Efendimizi (sas) öldürmeye karar verince, Resûlullah (sas) Hz. Ebû Bekir (ra) ile birlikte Sevr Mağarası’na sığındı.<br />
Normal yoldan farklı bir güzergâh izleyerek Kubâ’ya ulaştı ve burada Kubâ Mescidi’ni inşa etti.<br />
12 Rebîülevvel’de Medine’ye hareket ederek Rânûnâ vadisinde ilk cuma namazını kıldırdı ve aynı gün Medine’ye vardı.<br />
Medine’ye göç edenlere Muhacir, onlara yardım eden Medinelilere Ensar denildi. Muâhât uygulamasıyla Muhacir ve Ensar kardeş ilan edildi.<br />
Hicret ile Müslümanlar, Mekke’deki baskılardan kurtuldu ve Medine İslam devletinin merkezi oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>İnfografik</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/tarihin-seyrini-degistiren-yolculuk-hicret</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 20:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/haber-kapak-00298jpg.jpeg" type="image/jpeg" length="81739"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vaizliğe Giriş Sınavında Başarılı Olanların Atamalarına Esas Duyuru]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/vaizlige-giris-sinavinda-basarili-olanlarin-atamalarina-esas-duyuru</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/vaizlige-giris-sinavinda-basarili-olanlarin-atamalarina-esas-duyuru" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca "2026 Yılı Yüksek İhtisas Eğitimi Bitirme Ve Vaizliğe Giriş Sınavında Başarılı Olanların Atamalarına Esas Duyuru" yapıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Başkanlıktan yapılan duyuruya göre;</p>

<p>Diyanet İşleri Başkanlığı Vaizlik, Kur’an Kursu Öğreticiliği, İmam-Hatiplik ve Müezzin Kayyımlık Kadrolarına Atama ve Bu Kadroların Kariyer Basamaklarında Yükselme Yönetmeliği’nin 7 nci maddesinin 1 inci fıkrası ile 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası gereği 27.04.2026 - 30.04.2026 tarihleri arasında Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürlüklerinde yapılan “Yüksek İhtisas Eğitimi Bitirme ve Vaizliğe Giriş Sınavı”nda başarılı olanlardan, Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 26 ncı maddesinin 2 nci fıkrasının (a) bendi hükmü gereği atamalarına esas olmak üzere aşağıda belirtilen çerçevede tercih alınacaktır;</p>

<p>1- Adayların, tercih işlemlerini 15.06.2026 tarihinden 22.06.2026 tarihi Pazartesi günü saat 23.55'e kadar https://dibbys.diyanet.gov.tr adresinde yer alan “Sınav İşlemleri” menüsünden yapmaları gerekmektedir.</p>

<p>2- Adaylar ilan edilen yerler arasından 15 (on beş) tercihte bulunabileceklerdir.</p>

<p>3- Kadın ve erkek adaylardan her biri kendilerine ayrılan kategoriden tercihte bulunacaklardır.</p>

<p>4- Adaylar tercih dışı seçenek olarak;</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>4.1. “Re’sen yerleştirilerek atanmayı kabul ediyorum”</p>

<p>4.2. “Re’sen yerleştirilerek atanmayı kabul etmiyorum” seçeneklerinden birini mutlaka işaretleyeceklerdir.</p>

<p>5- Tercihlerine yerleştirilemeyen adaylardan “Re’sen yerleştirilerek atanmayı kabul ediyorum” seçeneğini işaretleyenler ilan edilen yerlerden boş kalan yerlere bilgisayar kurası ile yerleştirileceklerdir.</p>

<p>6- “Re’sen yerleştirilerek atanmayı kabul etmiyorum” seçeneğini işaretleyen adaylardan tercihlerine yerleşemeyenler ile hiç tercih yapmayanlar;</p>

<p>6.1. Vaiz olarak atanma haklarından feragat etmiş sayılacaklardır.</p>

<p>6.2. Bu kişilerden daha sonra vaiz olmak isteyenlerin, mer’i mevzuat hükümleri çerçevesinde yeniden vaizlik sınavına girmeleri gerekmektedir.</p>

<p>6.3. Müktesep hakkı bulunan ünvanlardan birine atanmak istemeleri halinde dilekçelerini müracaat tarihleri içinde Başkanlığımız Atama II Daire Başkanlığına ulaştırmaları gerekmektedir.</p>

<p>7- Adayların tercihlerine göre yerleştirilme işlemi, “Diyanet İşleri Başkanlığı Vaizlik, Kur’an Kursu Öğreticiliği, İmam-Hatiplik ve Müezzin Kayyımlık Kadrolarına Atama ve Bu Kadroların Kariyer Basamaklarında Yükselme Yönetmeliği”nin 20 nci maddesinin 5 inci fıkrası gereği Yüksek İhtisas Eğitimi Bitirme ve Vaizliğe Giriş Sınavı başarı puanına göre yapılacaktır.</p>

<p>Puanlarda eşitlik olması halinde sırasıyla;</p>

<p>a) Hizmet süresi fazla olana,</p>

<p>b) Doğum tarihi önce olana öncelik verilecektir.</p>

<p>8- Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 20 nci maddesinin 2 nci fıkrası hükmü gereğince atandığı yere başlayan adayların bulundukları yerde 2 (iki) yıl görev yapmadıkça önceki ünvanlarına atamaları yapılmayacaktır.</p>

<p>9- Vaiz kadrolarına ilk defa atananlar, bulundukları ünvanda 3 (üç) yıl çalışma süresini tamamlamadıkça yurt dışında görevlendirilemeyeceklerdir.</p>

<p>10- Tercihleri doğrultusunda ya da re’sen yerleştirme işlemi yapılan personelden mazereti bulunanların (sağlık, aile birliği, engellilik, eğitim, şehit ve gazi yakınlığı ve diğer mazeretler dahil)<br />
Vaizlikten feragat ettiklerine dair dilekçelerini 26.06.2026 tarihine kadar Başkanlığımız Atama I Daire Başkanlığına göndermeleri gerekmektedir. Bu kapsamda olup atandığı görev yerine başlayan personel, asgari hizmet süresini 3 (üç) yıl tamamlamadan hiçbir nedenle nakil talebinde bulunamayacaktır.</p>

<p>11- Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürlüklerinden mezun olmaya hak kazanıp daha önce vaizlik hizmeti bulunanlar, eski görev yerlerine ve ünvanlarına dönebilecek ya da diğer adaylarla birlikte tercih yapabileceklerdir.</p>

<p>Bu kapsamda, daha önce vaiz olarak görev yapanlar sadece vaiz kadrosuna; cezaevi vaizi olarak görev yapanlar cezaevi vaizi kadrosuna; vaiz (ADRB) olarak görev yapanlar vaiz (ADRB) ilişkili ünvanına; vaiz (Fetva) olarak görev yapanlar ise vaiz (Fetva) ilişkili ünvanına atanabileceklerdir. Ünvanlar veya ilişkili ünvanlar arasında geçiş yapılmayacaktır.</p>

<p>12- Vaizlik tercihi ve yer tespitine ilişkin https://www.diyanet.gov.tr web adresinden yapılan duyuru dışında ilave bir tebligat yapılmayacak, adaylara ayrıca bilgi veya belge gönderilmeyecektir.</p>

<p>13- Yer tespiti işlemleri ile ilgili 0312 295 78 15-16 numaralı telefonlardan bilgi alınabilecektir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DUYURULAR</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/vaizlige-giris-sinavinda-basarili-olanlarin-atamalarina-esas-duyuru</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 18:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/01/logolar/diyanet-77.jpg" type="image/jpeg" length="16701"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üniversite adaylarının YKS maratonu başlıyor]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/universite-adaylarinin-yks-maratonu-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/universite-adaylarinin-yks-maratonu-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığınca düzenlenecek, 2 milyon 425 bin 628 adayın başvuru yaptığı 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (2026-YKS) 20-21 Haziran'da gerçekleştirilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ÖSYM'den yapılan açıklamaya göre, uzun ve yoğun bir hazırlık sürecinin ardından YKS'de son haftaya girildi.</p>

<p>Açıklamada, sınava ilişkin bilgiler veren ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, 20 Haziran Cumartesi günü saat 10.15'te yapılacak YKS'nin birinci oturumu olan Temel Yeterlilik Testine (TYT) 2 milyon 425 bin 628 adayın başvurduğunu belirtti.</p>

<p>Ardından 21 Haziran Pazar günü saat 10.15'te yapılacak YKS'nin ikinci oturumu olan Alan Yeterlilik Testlerine (AYT) 1 milyon 627 bin 960 adayın katılacağını aktaran Ersoy, aynı gün saat 15.45'te gerçekleşecek üçüncü oturum olan Yabancı Dil Testine (YDT) ise İngilizceden 195 bin 51, Arapçadan 4 bin 178, Almancadan 2 bin 550, Rusçadan 941, Fransızcadan 919 olmak üzere toplam 203 bin 639 adayın katılacağını bildirdi.</p>

<p>Bu yıl 921 bin 248 adayın YKS'ye ilk kez başvurduğuna işaret eden Ersoy, "665 bin 113 aday ikinci kez, 447 bin 67 aday üçüncü kez, 198 bin 904 aday dördüncü kez, 193 bin 296 aday ise beş ve daha fazla kez sınava başvuruda bulunmuş durumda." ifadesini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>- En genç aday 16, en yaşlı aday 87 yaşında</strong></p>

<p>Ersoy, adayların okul türleri ve öğrenim durumlarına değinerek, adayların 978 bin 408'inin Anadolu lisesi, 514 bin 809'unun meslek lisesi, 294 bin 52'sinin açık öğretim lisesi, 186 bin 800'ünün imam hatip lisesi, 104 bin 273'ünün fen lisesi mezunlarının oluşturduğunu, 347 bin 286 adayın ise diğer lise türlerinden sınava başvurduğunu kaydetti.</p>

<p>Sınavın en genç adayının 16, en yaşlı adayının ise 87 yaşında olduğunu, 50 yaş ve üzeri 20 bin 158 adayın başvuruda bulunduğunu dile getiren Ersoy, "2026-YKS'ye başvuranların 1 milyon 324 bin 509'unu kadın, 1 milyon 101 bin 119'unu erkek adaylar oluşturdu. Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen 34 yaş üstü kadın kontenjanından yararlanmak isteyen aday sayısı ise 83 bin 741 oldu." bilgisini paylaştı.</p>

<p>Ersoy, şehit ve gazi yakınları ile gazilerin sınav, başvuru hizmet ve yerleştirme ücretlerinden muaf olduğunu, bu kapsamda 10 bin 880 adayın sınav ücretinden muaf tutulduğunu vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/universite-adaylarinin-yks-maratonu-basliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 17:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/logolar/osym-sinav.jpg" type="image/jpeg" length="98381"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ankara Havalimanı dualarla açıldı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/ankara-havalimani-dualarla-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/ankara-havalimani-dualarla-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla "Ankara Havalimanı ve Bağlantı Yolları" dualarla hizmete açıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Havalimanı'nda düzenlenen Ankara Havalimanı ve Bağlantı Yolları açılış töreninde konuştu.</p>

<p>Erdoğan, "Yapımı tamamlanan pist, apron, taksi yolları ve Devlet Konukevi binasıyla bağlantı yollarının açılış töreninde sizlerle beraberiz. Az sonra açılışını gerçekleştireceğimiz yatırımlarımızın Ankara’mız başta olmak üzere ülkemiz, milletimiz ve havacılık sektörümüz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti;</p>

<p>2026 senesi her alanda zirveye oynayan Türkiye için zirveler yılı olarak devam ediyor. Bizler de tüm kurumlarımızla, tüm kadrolarımızla bu önemli senenin hakkını verebilmek için canla başla çalışıyoruz. Türkiye Yüzyılı’na giden yolda kimsenin bizi hedeflerimizden alıkoymasına, motivasyonumuzu kırmasına, insicamımızı bozmasına müsaade etmiyoruz. Sadece 85-86 milyon vatandaşımızın değil, kaderini kaderimizle bir gören yüz milyonlarca kardeşimizin güçlü yarınları için uğraşıyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="A N K A R A H A V A L İ M A N I Açılış 11" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/a-n-k-a-r-a-h-a-v-a-l-i-m-a-n-i-acilis-11.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>"NATO Liderler Zirvesi'ne ev sahipliği yapacağız"</strong></p>

<p>Biliyorsunuz 5-7 Haziran tarihleri arasında 183 farklı ülkeden 5 bini aşkın katılımcının iştirak ettiği Sıfır Atık Forumu’nu İstanbul’umuzda icra ettik. Ekim ayında 77. Uluslararası Uzay Kongresi ve devamında Türk Devletleri Teşkilatı 13. Liderler Zirvesi Türkiye’de toplanacak. Kasım’da 197 ülkeden 100 binin üzerinde katılım beklediğimiz Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferanslarının 31.’sini gerçekleştireceğiz. Bunların arefesinde 7-8 Temmuz tarihlerinde NATO Liderler Zirvesi'ne Ankara’mızda ev sahipliği yapacağız.</p>

<p>Burada şunu dikkatinize getirmek isterim; sadece ev sahipliği yapacağı uluslararası etkinliklerde değil, Türkiye’nin çekim merkezi olma vasfı yabancı heyet ziyaretlerinde de görülüyor. Özellikle Başkent Ankara’nın diplomasi trafiğindeki konumu her geçen yıl güçleniyor. Türkiye’nin küresel siyasetteki ağırlığı arttıkça Ankara’ya ziyarete gelen yabancı heyetlerin sirkülasyonu da artıyor. Yalnızca 4 saatlik uçuş mesafesiyle 1,5 milyar insanın yaşadığı 67 ülkenin kalbinde yer alan Türkiye; Ankara’sı, İstanbul’u ve Antalya’sı ile artık uluslararası diplomasinin de kalbinin attığı yer olmaya başlamıştır. Tabii bir de buna Ankara’nın giderek artan nüfusunu ve gelişen sanayisini eklediğimizde şehrimize yapılan her türlü yatırımın değeri anlaşılmaktadır.</p>

<p><strong>"Esenboğa Havalimanı yıllık 15 milyon yolcuya hizmet veriyor"</strong></p>

<p>9 günlük bayram tatili boyunca havalimanlarımızın tamamında 51 bin 962 uçak trafiği gerçekleşti. 7 milyon 618 bin 100 yolcuya hizmet sunuldu. Esenboğa Havalimanımız; 2 bin 557 uçak trafiği ve 382 bin yolcu sayısıyla ülkemizin en yoğun dördüncü havalimanı oldu. 20 sene önce yıllık 3 milyon yolcuya hizmet veren Esenboğa Havalimanı, bugün yıllık 15 milyon civarında yolcuya hizmet veriyor. Nereden nereye. Artan yolcu sayısının; özellikle çevre yolu ve havalimanı güzergâhında oluşturduğu trafik sıkışıklığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Ankara Havalimanı'nın (yeni tesislerin) hizmete girmesiyle Esenboğa'nın hem hava yolu hem kara yolu trafiğinde inşallah bir rahatlama olacaktır.</p>

<p><strong>"Havacılık tarihimizde derin izler bırakmış bir eseri de ihya ettik"</strong></p>

<p>Burada bir hususun altını çizmek istiyorum: Ankara Havalimanı ile Başkentimize yeni bir proje kazandırmakla kalmadık; havacılık tarihimizde derin izler bırakmış bir eseri de ihya ettik. 1933 yılında Gazi Mustafa Kemal'in emriyle inşa edilen ve uzun yıllar askeri havacılığın merkezi olan havalimanımız, yeni çehresi ve imkânlarıyla yeniden ayağa kalkmış oldu. Burayı uçuşlara uygun hale getirmek üzere iki etap halinde planladığımız bu projeyi, 8 ay gibi çok kısa bir sürede başarıyla tamamladık. Pist uzunluğunu 2 bin 450 metreden 3 bin metreye, pist genişliğini ise 42 metreden 60 metreye çıkardık; banketleri tamamen yeniledik. Pist başlarına toplam 15 bin metrekare büyüklüğünde 2 adet dönüş cebi inşa ettik. 160 bin metrekarelik yeni apron alanıyla, 44 uçağın eş zamanlı olarak güvenle park edebileceği yüksek bir kapasite oluşturduk.</p>

<p>Pist, apron ve taksi yollarıyla birlikte toplam 60 bin metrekare kaplamalı imalat gerçekleştirdik. Taksi yollarının tamamını kazı-dolgu ve asfalt üretimleriyle yeniledik; bunları ilave paralel ve bağlantı yollarıyla destekledik. Pist ve taksi yollarının aydınlatma sistemleri, yaklaşma ışıkları, yönlendirme levhaları Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü standartlarına göre modernize edildi. Diğer taraftan; 4 bin 800 metrekare kapalı alana ve 330 araç kapasiteli açık otoparka sahip Devlet Konukevi de burada inşa edildi. Tüm bu çalışmalarla Ankara Havalimanımızı; genişletilmiş pisti, yeni apronları, modern taksi yolları ve güncellenmiş altyapısıyla geniş gövdeli uçaklara ve resmi uçuşlara hazır hale getirdik.</p>

<p>Bugün hizmete verdiğimiz diğer yatırımlarımız; Başkent Havacılık Köprüsü ve bağlantı yollarıdır. 140 metre uzunluğundaki Başkent Havacılık Köprümüz, yüksek hızlı tren hattı üzerine inşa edilmiştir. 10 bin tonluk tabliye, Türkiye'de ilk defa uygulanan bir yöntemle köprüye yerleştirilmiştir. Bağlantı yolumuz; 6,5 kilometrelik kesimi bölünmüş yol, 6 kilometrelik kısmı tek yol standardında olmak üzere toplam 12,5 kilometre uzunluğundadır. Bölünmüş yol kesiminde yer alan 3 kilometrelik bağlantı yolu ile NATO Zirvesi'ne katılan heyetlerin doğrudan ulaşımını sağlayacağız. Böylece Ankara Havalimanımızdan Kızılay’a 17 kilometre, Ümitköy’e ise 7 kilometrelik güçlü bir ulaşım ağı kurmuş oluyoruz.</p>

<p><strong>"23 senedir hep Türkiye için çalıştık"</strong></p>

<p>230 gün gibi rekor bir sürede tamamlanan bu yatırımlarda emeği geçenleri şahsım ve milletim adına bir kez daha tebrik ediyorum. Bakanlıklarımızı, kurumlarımızı, firmalarımızı, bu eserlerde alın teri olan her bir kardeşimi kutluyor; Rabbim hepsinden razı olsun diyorum. Önüne gelen esere çamur atmayı, ülkeye ve millete kazandırılan her eseri kötülemeyi marifet zannedenlere ise sadece şunu söylüyorum: 23 senedir hep Türkiye için çalıştık, bu millete hizmet ettik. Sizin hayal dahi edemeyeceğiniz eserleri biz vatandaşlarımızın istifadesine sunduk. Eser ve hizmet üretirken kendimizi değil, her zaman şehirlerimizin geleceğini düşündük.</p>

<p>İnşallah bundan sonra da Türkiye için çalışmaya, yatırımlarımıza yenilerini eklemeye devam edeceğiz. Bu sene içinde Ankaralı kardeşlerimizin huzuruna yeni açılışlar, eserler ve müjdelerle çıkacağımızı burada ifade etmek istiyorum. Unutmayın; 'hizmet eden izzet bulur' anlayışıyla kimseyi ayırmadan, kimseyi dışlamadan 86 milyon vatandaşımızın hizmetkârı olmayı, bu emaneti hakkıyla taşımayı sürdüreceğiz."</p>

<p><img alt="A N K A R A H A V A L İ M A N I Açılış 22" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/a-n-k-a-r-a-h-a-v-a-l-i-m-a-n-i-acilis-22.jpg" width="1280" /></p>

<p>Konuşmaların ardından Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hafız Osman Şahin'in yaptığı dua ile havalimanının açılışı gerçekleştirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/ankara-havalimani-dualarla-acildi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 15:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/a-n-k-a-r-a-h-a-v-a-l-i-m-a-n-i-acilis-33.jpg" type="image/jpeg" length="92995"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kırıkkale'de yaz Kur'an kursu hazırlıkları başladı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/kirikkalede-yaz-kuran-kursu-hazirliklari-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/kirikkalede-yaz-kuran-kursu-hazirliklari-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırıkkale İl Müftülüğü, Yaz Kur’an Kurslarının verimliliğini artırmak ve öğrencilere daha güvenli bir eğitim ortamı sunmak amacıyla görevli personele yönelik "Eğitim, İlk Yardım ve Afet" seminerleri düzenledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Nur Camii Konferans Salonunda düzenlenen seminere, Kırıkkale İl Müftülüğüne bağlı cami ve Kur’an kurslarında yaz dönemi boyunca görev alacak olan çok sayıda din görevlisi ve Kur’an kursu öğreticisi katıldı.</p>

<p>Programın açış konuşmasını yapan Kırıkkale İl Müftüsü Abdurrahman Kotan, yaz kurslarının çocukların dini ve ahlaki gelişimindeki stratejik önemine dikkat çekti. Müftü Kotan, görev alacak personele başarılar dileyerek, kurs süresince öğrencilere şefkat, merhamet ve sevgi eksenli bir yaklaşım sergilenmesinin önemini vurguladı.</p>

<p>Açış konuşmasının ardından İl Müftü Yardımcısı Metin Arcaklıoğlu, "Yaz Kursları Tanıtımı ve Kur’an-ı Kerim Öğretim Teknikleri" başlığı altında interaktif bir sunum gerçekleştirerek, kurslarda uygulanacak güncel metotları ve mevzuat kurallarını aktardı.</p>

<p>Çocukların ruhsal ve bedensel güvenliğini sağlamaya yönelik kritik bir konu olan "Mahremiyet" başlığını ise İl Vaizi Dr. Zehra Bişkin ele aldı. Dr. Bişkin, kurs ortamlarında mahremiyet bilincinin çocuklara nasıl aktarılması gerektiği konusunda öğreticilere rehberlik etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Programa misafir konuşmacı olarak katılan İstanbul Müftülüğü Bağımlılıkla Mücadele Koordinatörü Bilgin Ekşi, "Bağımlılıkla Mücadelede Ailenin Rolü" konulu sunumuyla din görevlilerine hitap etti. Sunumda, çocukları zararlı alışkanlıklardan korumada kurumların ve ailelerin nasıl ortak bir strateji geliştirmesi gerektiği üzerinde duruldu.</p>

<p>Kurslarda yaşanabilecek olası acil durumlara karşı personelin hazırlıklı olması amacıyla İl Sağlık Müdürlüğünden gelen uzman görevliler tarafından kapsamlı bir "İlk Yardım" eğitimi verildi. Hayati müdahalelerin uygulamalı olarak anlatıldığı bu bölümün ardından afet bilincine geçildi.</p>

<p>Programın son bölümünde ise Vaiz Mulla Şimşek "Afet Yönetimi" konusunda hayati bilgiler paylaşırken, uzman Halil Bahçepınar ise "Afetlere Hazırlık ve Farkındalık Eğitimi" başlığı altında personeli bilgilendirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kırıkkale Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/kirikkalede-yaz-kuran-kursu-hazirliklari-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 14:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/kirikkale-1.jpg" type="image/jpeg" length="60094"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mersin'de insanın anlam ve yön arayışı konuşuldu]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/mersinde-insanin-anlam-ve-yon-arayisi-konusuldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/mersinde-insanin-anlam-ve-yon-arayisi-konusuldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mersin İl Müftülüğünce "Mevlid-i Nebi Yılı" etkinlikleri kapsamında konferans programı düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mersin İl Müftülüğünce Mevlid-i Nebi Yılı etkinlikleri kapsamında Yenişehir Proje İmam-Hatip Lisesi Konferans Salonu’nda "Niçin Yaşıyoruz" konulu konferans programı gerçekleştirildi.</p>

<p>İstanbul Eyüp Sultan Camii Baş Müezzin-Kayyımı Halit Törün’ün Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programın açılış ve selamlama konuşmasını İl Müftüsü Mustafa Topal yaptı.</p>

<p><img alt="Halis Aydemir Mersin 22" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/halis-aydemir-mersin-22.jpg" width="1280" /></p>

<p>Konuşmasında, 2025 Yılı Mevlid-i Nebi Haftası etkinliklerinin yıl boyunca çeşitli programlarla sürdürüleceğini belirten İl Müftüsü Topal, Hz. Peygamber (sas)'in mevlidinin 1500. sene-i devriyesi münasebetiyle Prof. Dr. Halis Aydemir’i ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Dünyanın farklı coğrafyalarında Filistin’de, Doğu Türkistan’da ve diğer İslam beldelerinde yaşanan insani dramlara ve modern çağın getirdiği anlam krizine dikkat çeken Topal, insanlığın kendisini yeniden bulması ve anlaması bakımından Peygamber Efendimiz (sas)'in örnekliğinin geniş kitlelerce konuşulmasının hayati bir önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p><img alt="Halis Aydemir Mersin 33" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/halis-aydemir-mersin-33.jpg" width="1280" /></p>

<p>Açılış konuşmasının ardından kürsüye çıkan Kütahya Dumlupınar Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Hadis Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halis Aydemir, "Niçin Yaşıyoruz? İnsan, Anlam ve Yön Arayışı Üzerine" başlıklı konferansını sundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Katılımcıların yoğun ilgiyle takip ettiği sunumun sonunda, İl Müftüsü Mustafa Topal tarafından Prof. Dr. Halis Aydemir’e günün anısına bir hediye takdim edildi.</p>

<p><img alt="Halis Aydemir Mersin 44" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/halis-aydemir-mersin-44.jpg" width="1280" /></p>

<p>Prof. Dr. Aydemir, kitaplarını imzaladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Mersin Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/mersinde-insanin-anlam-ve-yon-arayisi-konusuldu</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/halis-aydemir-mersin-11.jpg" type="image/jpeg" length="42554"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mardinli gençler vakıf çalışmalarıyla örnek oldu]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/mardinli-gencler-vakif-calismalariyla-ornek-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/mardinli-gencler-vakif-calismalariyla-ornek-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Diyanet Vakfı öncülüğünde, Milli Eğitim Bakanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen “Vakıf İnsan Yarışması”nda Türkiye üçüncülüğü elde eden öğrenciler, Mardin İl Müftülüğünde misafir edilerek ödüllendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gençlerde vakıf bilinci, gönüllülük ruhu ve sosyal sorumluluk anlayışını geliştirmeyi amaçlayan yarışmaya ülke genelinden çok sayıda ekip katılım sağladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kızıltepe Şehit Şeyhmus Demir Fen ve Sosyal Bilimler Proje Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri, mentör öğretmenleri Bekir Deniz rehberliğinde kurdukları “Öncü Mücahideler” ekibiyle gerçekleştirdikleri örnek çalışmalar sonucunda Türkiye üçüncüsü olma başarısını elde etti.</p>

<p><img alt="Mardin Ödül 22-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/mardin-odul-22-1.jpg" width="1280" /></p>

<p>İhtiyaç sahiplerine yönelik yardım faaliyetleri, dayanışma çalışmaları ve gönüllülük esaslı projeleriyle dikkat çeken öğrenciler, sergiledikleri gayret ve özveriyle takdir topladı.</p>

<p>Mardin İl Müftüsü Dr. Enver Türkmen, Türkiye derecesi elde eden öğrencileri makamında ağırlayarak başarılarından dolayı tebrik etti.</p>

<p>Gençlerin vakıf kültürü, yardımlaşma ve gönüllülük alanında ortaya koydukları duyarlılığın son derece kıymetli olduğunu ifade eden İl Müftüsü Türkmen, öğrencilerin yetişmesinde emeği bulunan öğretmen ve ailelerine de teşekkür etti.</p>

<p><img alt="Mardin Ödül 33" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/mardin-odul-33.jpg" width="1280" /></p>

<p>Program sonunda İl Müftüsü Dr. Enver Türkmen tarafından öğrencilere ve mentör öğretmenleri Bekir Deniz’e çeşitli hediyeler takdim edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Mardin Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/mardinli-gencler-vakif-calismalariyla-ornek-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/mardin-odul-11.jpg" type="image/jpeg" length="98435"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Din görevlileri, iyiliği anlattı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/din-gorevlileri-iyiligi-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/din-gorevlileri-iyiligi-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet TV ekranlarında “İyilik Vakti” programında “Din Görevlileri ve İyilik” konu başlığı ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Programa konuk olan İmam-Hatip Mustafa Demir ve İmam-Hatip Muhammed Doğaç görevli oldukları camilerde yaptıkları iyilik çalışmalarını anlattılar. Programda camilerin ibadetin yanı sıra eğitim, dayanışma ve sosyal faaliyetlerle toplumsal hayattaki rolüne dikkat çekildi. Gerçekleştirilen çalışmaların temelinde camilerin toplumsal hayatın merkezinde yer aldığı anlayışının bulunduğu vurgulanarak din hizmetlerinin toplumun her kesimine ulaşması gerektiğine dikkat çekilen programda, iyilik eksenli projelerin yaygınlaştırılmasının önemine dikkat çekildi.</p>

<p>Toplumun her kesimine ulaşmayı hedefleyen çalışmaların; dayanışma, paylaşma ve sorumluluk bilinci çerçevesinde yürütüldüğü ifade edilirken, camilerin manevi işlevlerinin yanı sıra sosyal hayat içerisindeki birleştirici rolüne de vurgu yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İmam-Hatip Muhammed Doğaç, göreve başladığı ilk dönemden bu yana mahalle sakinleriyle birebir iletişimde olduğunu ifade etti. Hane ziyaretleri aracılığıyla vatandaşlarla güçlü bağlar kurduklarını aktaran Doğaç, bu süreçte ihtiyaç sahibi ailelerin, yaşlıların ve özel ilgi gerektiren bireylerin tespit edilerek çeşitli destek çalışmalarının yürütüldüğünü söyledi.</p>

<p>Çocukların camiyle bağlarını güçlendirmeye yönelik çalışmalar gerçekleştiren Doğaç, cami bünyesinde çocuklara yönelik çeşitli etkinlikler düzenlediklerini kaydetti. Eğitim materyalleri ile temel ihtiyaç ürünlerinin temin edildiği uygulamalar sayesinde çocukların camiye ilgisinin arttığını belirten Doğaç, ailelerin de bu süreçte aktif şekilde yer aldığını ifade etti.</p>

<p>Çalıştığı cami çevresinde bulunan engelli bireylere yönelik yürütülen çalışmalara da değinen Doğaç, farklı yaş gruplarından bireylerin sosyal hayata katılımlarını desteklemek amacıyla çeşitli projeler hayata geçirdiklerini söyledi. İhtiyaçların karşılanmasına yönelik çalışmaların yanı sıra manevi danışmanlık faaliyetlerinin de sürdürüldüğünü belirten Doğaç, toplumun tüm kesimlerine ulaşmayı hedeflediklerini ifade etti.</p>

<p>Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde görev yapan İmam-Hatip Mustafa Demir ise deprem sonrasında yeniden inşa edilen camide yürütülen faaliyetlere ilişkin bilgi verdi. Çocukların camiyi benimsemelerini sağlamak amacıyla çeşitli eğitim ve sosyal etkinlikler düzenlediklerini belirten Demir, deprem sonrası toparlanan Hatay’da çocukların camilerde ezan okumaya istekli olduklarını ve bu hevesleri doğrultusunda çocuklara camilerde ezan okuttuklarını ve çocukların Kur’an-ı Kerim kurslarına katıldıklarını söyledi.</p>

<p>Demir, cami bünyesinde oluşturulan alanlarda çocukların ders çalışabildiğini, zekâ oyunları oynayabildiğini ve farklı sosyal etkinliklere katılabildiğini ifade etti. Kur’an-ı Kerim kurslarına katılan çocuklara yönelik yürütülen çalışmaları anlatan Demir, bu çalışmaların çocukların camiyle güçlü bir aidiyet bağı kurmalarına katkı sağladığını dile getirdi. Demir, cami imam-hatibi olarak sokak hayvanlarının beslenmesi ve korunmasına yönelik faaliyetlerin de cami çevresinde sürdürdüklerini belirtti.</p>

<p>Sosyal medyanın örnek uygulamaların görünür hâle gelmesinde etkili bir araç olduğunu ifade eden Doğaç ve Demir, farklı bölgelerde görev yapan din görevlilerinin yürüttükleri çalışmaların yeni projelere yol gösterebileceği belirttiler. Programda, özellikle çocuklar ve gençler nezdinde din görevliliğine yönelik olumlu farkındalığın artırılmasının önemine dikkat çekildi.</p>

<p>“İyilik Vakti” her Salı saat 21.00’de Diyanet TV’de…</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET RADYO/TV</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/din-gorevlileri-iyiligi-anlatti</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 13:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/iyilik-vakti.jpg" type="image/jpeg" length="41037"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vali Çalgan, hafızların sevincine ortak oldu]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/vali-calgan-hafizlarin-sevincine-ortak-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/vali-calgan-hafizlarin-sevincine-ortak-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çorum Valisi Ali Çalgan ve Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, İl Müftülüğünce düzenlenen törende hafızların sevincine ortak oldular.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çorum Valisi Ali Çalgan ve eşi Halide Çalgan ile Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın ve eşi Feyza Aşgın, Çorum İl Müftülüğü’nün düzenlediği Hafızlık İcazet Programına katıldılar.</p>

<p>Çorum Müftülüğü Toplantı Salonunda Hıdırlık Kur'an Kursu öğrencilerine yönelik düzenlenen Programı İstiklal Marşı okunması ve Kur'an-ı Kerim tilaveti ile başladı.</p>

<p>Programın açılışında konuşan İl Müftüsü Şahin Yıldırım, hafızları tebrik edip başarılarının devamı dileklerinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Çorum Vali Hafızlık 22" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/corum-vali-hafizlik-22.jpg" width="1280" /></p>

<p>Vali Çalgan ise konuşmalarında, hafızlık öğrencilerine hayır duasında bulunurken öğrencilere destek veren ailelerini tebrik edip emek veren hocalarına da teşekkür etti.</p>

<p>Program, yapılan dua sonrası hatıra fotoğrafı çekilmesinin ardından sona erdi.</p>

<p>Programa İl Genel Meclis üyeleri Meryem Demir ile Ali Özdanacı, TDV Çorum Kadın Kolları Başkanı Nurdane Boyraz ve üyeleri, müftülük personeli, Kur'an kursu öğreticileri, öğrenciler ve velileri katıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Çorum Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/vali-calgan-hafizlarin-sevincine-ortak-oldu</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/corum-vali-hafizlik-11.jpg" type="image/jpeg" length="13873"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Asr-ı Saadet’in Parlayan Yıldızları Almanya’da sahnelendi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/asr-i-saadetin-parlayan-yildizlari-almanyada-sahnelendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/asr-i-saadetin-parlayan-yildizlari-almanyada-sahnelendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hz. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sas)'in örnekliğini ve Asr-ı Saadet’in ahlaki mirasını sanat diliyle anlatmayı amaçlayan "Asr-ı Saadet’in Parlayan Yıldızları" adlı tiyatro gösterisi Almanya'da sahnelendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yurt dışında yaşayan vatandaşların dini, milli, manevi ve kültürel değerlerle bağlarını güçlendirmek amacıyla düzenlenen programda, sahabe hayatlarından kesitler sahnelendi. Farklı eyaletlerde sahnelenen gösteriye Mainz Başkonsolosu Mehmet Akif İnam, Almanya Din Hizmetleri Müşavir Vekili Burhan Selim, Mainz Din Hizmetleri Ataşesi Mehmet Uslu, Rheinland-Pfalz Eyalet Birliği Başkanı Yücel Önder, Saarland Eyalet Birliği Başkanı Kamuran Başpınar, eyalet birliği temsilcileri, dernek başkanları, din görevlileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>

<p><img alt="Asrı Saadet Tiyatro 11" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/asri-saadet-tiyatro-11.jpg" width="1280" /></p>

<p>Rheinland-Pfalz Eyalet Birliği Başkanı Yücel Önder selamlama konuşmasında tiyatro gösterisinin Avrupa’da yetişen gençlerin inanç, ahlak ve kültür değerleriyle buluşmasına katkı sunduğunu ifade etti. Sahabenin örnek hayatlarının gençler için önemli bir rehber olduğunu belirten Önder, bu tür programların erdemli nesillerin yetişmesine kapı araladığını vurgulayarak, programın hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti.</p>

<p>Saarland Eyalet Birliği Başkanı Kamuran Başpınar ise konuşmasında özellikle Avrupa’da yetişen genç nesillerin kendi inanç, kültür ve medeniyet mirasını tanımasının önemine dikkat çekerek, bu tür faaliyetlerin aileleri ve gençleri ortak değerler etrafında buluşturduğunu söyledi. Vatandaşların programa gösterdiği yoğun ilgiden duyduğu memnuniyeti dile getiren Başpınar, millî ve manevi değerleri yaşatan benzer çalışmaların artarak devam etmesi temennisinde bulundu.</p>

<p><img alt="Ataşe" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/atase.jpg" width="1280" /></p>

<p>Selamlama konuşmalarının ardından Mainz Din Hizmetleri Ataşesi Mehmet Uslu ve Mainz Başkonsolosu Mehmet Akif İnam katılımcılara hitap etti.</p>

<p>Mainz Din Hizmetleri Ataşesi Mehmet Uslu, konuşmasında “Asr-ı Saadet’in Parlayan Yıldızları” tiyatro gösterisinin, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (sas) örnekliğini ve Asr-ı Saadet’in ahlaki mirasını sanat diliyle anlatmayı amaçladığını söyledi.</p>

<p>Sahabenin yalnızca geçmişte yaşamış şahsiyetler değil, bugüne ışık tutan ve geleceğe yön veren örnek nesil olduğunu vurgulayan Uslu, tiyatronun kalbe dokunan güçlü bir anlatım dili olduğunu ifade etti. Programda Bilâl-i Habeşî, Mus’ab bin Umeyr, Ebû Hureyre, Enes bin Mâlik ve Zeyd bin Sâbit’in örnek hayatlarından kesitlerin sahneye taşındığını belirten Uslu, gösteriyle iman, sabır, fedakârlık, ilim, hizmet, merhamet ve Peygamber sevgisi gibi değerlerin izleyiciyle buluşturulduğunu kaydetti.</p>

<p>Avrupa’da yaşayan gençler için sahabe mirasının canlı tutulmasının büyük önem taşıdığını dile getiren Uslu, sahabeyi tanıyan gençlerin kimlik ve istikamet bilincini koruyacağını vurguladı.<br />
Programın Diyanet İşleri Başkanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün destekleriyle hayata geçirildiğini belirten Uslu, DİTİB Genel Başkanlığına, Rheinland-Pfalz ve Saarland Eyalet Birliği Başkanlarına, cami dernek başkanlarına, din görevlilerine, ZSU yönetimine, ayrıca tiyatroyu sahneleyen Münir Karakaş ve tiyatro ekibine şükranlarını sundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Inam 11-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/inam-11-1.jpg" width="1280" /></p>

<p>Mainz Başkonsolosu Mehmet Akif İnam, “Asr-ı Saadet’in Parlayan Yıldızları” tiyatro programında yaptığı konuşmada, etkinliğin yalnızca bir tiyatro gösterisi olmadığını, kültür, değerler ve Asr-ı Saadet’in ilham veren manevi atmosferiyle yeniden buluşma anlamı taşıdığını ifade etti. Tiyatronun özellikle gurbette yaşayan toplum için kültürel hafızayı canlı tutan önemli bir sanat dalı olduğunu belirten İnam, bu tür faaliyetlerin vatandaşları birbirine bağladığını, toplumsal bağları güçlendirdiğini; geçmiş, tarih ve değerlerle irtibatı diri tuttuğunu söyledi.</p>

<p>Programın hazırlanmasında pek çok kişinin emeği bulunduğunu belirten İnam, oyunculardan yazara, sahnelemeden lojistiğe, organizasyondan teknik hazırlıklara kadar katkı sunan herkese teşekkür etti.</p>

<p><img alt="Asrı Saadet Tiyatro 22" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/asri-saadet-tiyatro-22.jpg" width="1280" /></p>

<p>Konuşmaların ardından “Asr-ı Saadet’in Parlayan Yıldızları” tiyatro gösterisi sahnelendi.</p>

<p>Sahabe hayatlarından ilhamla hazırlanan gösteride iman, sadakat, fedakarlık, sabır, cesaret, ilim, hizmet, merhamet ve Peygamber sevgisi gibi değerler sahne diliyle izleyicilere aktarıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/asr-i-saadetin-parlayan-yildizlari-almanyada-sahnelendi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/asri-saadet-tiyatro-33.jpg" type="image/jpeg" length="60098"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yuvalarını cami kubbesine taşıdılar]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/yuvalarini-cami-kubbesine-tasidilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/yuvalarini-cami-kubbesine-tasidilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Erzurum'un Aziziye ilçesine bağlı Tınazlı Mahallesi'nin yıllardır ağırladığı leylekler, uzun süre tandır bacasında kurdukları yuvalarını bu yıl cami kubbesine taşıdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kent merkezine yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Tınazlı Mahallesi, yıllardır ilkbaharla birlikte gelen leyleklere ev sahipliği yapıyor.</p>

<p>Uzun yıllar mahalledeki çok nadir kullanılan bir tandırevinin bacasında yuvalanan leylekler, geçen yıl mahalle camisinin kubbesine yaptıkları ancak kullanmadıkları yuvaya bu yıl yerleşti.</p>

<p>Mahalle sakinlerinin yakından takip ettiği leylekler, cami kubbesindeki yeni yuvalarında yavruladı. Her yıl gelişleri heyecanla beklenen göçmen kuşlar, çıkardıkları sesler ve yuvalarıyla mahalle yaşamının ayrılmaz bir parçası olarak görülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Leylek Cami 22-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/leylek-cami-22-1.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>- Mahalle sakinleri geliş ve gidiş tarihlerini yakından takip ediyor</strong></p>

<p>Yöre halkının zarar vermediği ve baharın habercisi olarak kabul edilen leylekler, yıllar içinde Tınazlı Mahallesi'nin simgelerinden biri haline geldi. Mahalle sakinleri, göç mevsimlerinde leyleklerin geliş ve gidiş tarihlerini yakından takip ediyor.</p>

<p>Cami imamı Selman Ebren, leyleklerin mahalle sakinlerince sürekli takip edildiğini söyledi.</p>

<p>Leyleklerin çıkardığı sesin huzur verdiğini belirten Ebren, "Leylekler geçen sene camimizin çatısına yuva yapmıştı, bu sene yavruladılar. Bu sene leylekler ailesini burada kurdu, bizler de yuvalarını dağıtmak istemedik. Leyleklerin yuvası bozulmaz, büyüklerimiz de 'yuvayı bozanın yuvası bozulur' der. Leylekler mahallemiz için simge haline geldi." dedi.</p>

<p><img alt="Leylek Cami 44-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/leylek-cami-44-1.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>- "50 yıldan fazla süredir buraya geliyorlar"</strong></p>

<p>Mahalle sakinlerinden 55 yaşındaki Elim Şengel de mahallenin farklı noktalarında da eskiden leylek yuvaları olduğundan bahsetti.</p>

<p>Şengel, mahalle çevresinin sulak arazi olduğu için göçmen kuşların uğrak noktası olduğunu anlatarak "Leylekler, martta gelip sonbahar da gidiyor. Yuvaları eskiden buradaydı (tandırevi) sonra cami çatısına yuva yaptılar ve yavrulamaya başladı. Doğduğumdan beri leylekler burada görünüyor, hiç terk etmediler. Leylekler 50 yıldan fazla süredir buraya geliyor, güzel hayvanlar, baharı temsil ediyor." ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Leylek Cami 33-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/leylek-cami-33-1.jpg" width="1280" /></p>

<p>Mahallelilerden 61 yaşındaki Musa Kutlu ise çocuk yaştan beri leyleklerin mahallelerine geldiğini söyleyerek, "Yuvaları eskiden tandırevinin bacasındaydı, bu yıl camiye taşındı. Bahar gelince leylekleri bekliyoruz." diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/yuvalarini-cami-kubbesine-tasidilar</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 10:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/leylek-cami-11-1.jpg" type="image/jpeg" length="70334"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hicri yeni yıl başlıyor]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/hicri-yeni-yil-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/hicri-yeni-yil-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hicri 1448 yılı, yarın başlayacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Son Peygamber Hazreti Muhammed ve ashabının 1448 yıl önce Mekke'den Medine'ye hicreti, İslam aleminde hicri takvimin başlangıcı kabul ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu vakit hesaplamalarına göre, hicri takvimin ilk ayı kabul edilen muharrem ayının ilk günü, yarın idrak edilecek.</p>

<p>Muharrem ayının başladığını bildiren hilal, ilk kez Atlas Okyanusu'nda ortaya çıkacak ve Asya, Avrupa, Afrika, Kuzey ve Güney Amerika'da görülebilecek.</p>

<p>Muharremde oruç tutulup aşure pişirilerek dağıtılması ve Kerbela'da Hazreti Muhammed'in torunu Hazreti Hüseyin ile şehit olanların yad edilmesi, İslam toplumlarının önemli gelenekleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Aşure Günü, hicri yılın ilk ayı muharremin 10. gününe denk gelen 25 Haziran Perşembe günü karşılanacak.</p>

<h3><strong>- "Hicret, İslam tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı"</strong></h3>

<p>Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Üzeyir Öztürk, hicri yılın, ayın hareketlerine dayanan bir takvimle belirlendiğini söyledi.</p>

<p>Hicri takvimin, Hazreti Muhammed'in vefatından yaklaşık 6 yıl sonra, Müslümanların Mekke'den Medine'ye hicreti esas alınarak kabul edildiğini hatırlatan Öztürk, hicretin İslam tarihinin en önemli dönüm noktası ve yeni bir dönemin başlangıcı niteliğini taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Mekke'deki zulümden kurtulan Müslümanların, hicret sayesinde inançlarını hür bir ortamda geliştirme, yayma ve fertten topluma her alanda uygulama imkanına kavuştuğunu dile getiren Öztürk, şunları kaydetti:</p>

<p>"Mekke'den Medine'ye hicret, 13 yıllık Mekke devrini kapatmış ve İslam toplumunun inşasının temelini oluşturan Medine devrini başlatmıştır. Böylece İslam dini yalnızca bireysel bir inanç olmaktan çıkıp, hayatın her safhasını kuşatan bir nizam halini almıştır. Medine'de gerçekleştirilen kardeşlik uygulaması, muhacirler ve ensar arasında tarihte eşi benzeri görülmemiş bir maddi ve manevi dayanışma modeli oluşturmuştur. Bu süreçte imzalanan 'Medine Sözleşmesi' ile toplum hayatını düzenleyen yeni prensipler belirlenmiş, Müslümanlar, Yahudiler ve diğer grupların hak ve sorumlulukları güvence altına alınmıştır."</p>

<h3><strong>- "Hicret hadisesi büyük fedakarlıkların delilidir"</strong></h3>

<p>Öztürk, hicretle birlikte İslam'ın Mekke'nin sınırlarını aşıp dünya ufuklarına yayılmaya başladığına ve evrensel bir mahiyet kazandığına işaret ederek, "Hicret hadisesi sadece fiziki bir mekan değişikliği değil, aynı zamanda Müslümanların inançlarına olan bağlılıklarının ve Allah rızası için gösterdikleri büyük fedakarlıkların delilidir." dedi.</p>

<p>İslam'da büyük bir hürmet ve kutsiyete sahip muharremin, hicri takvimin ilk ayı olduğunu belirten Öztürk, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Hicri yeni yıl vesilesiyle bizlere düşen görev, hicretin taşıdığı anlam ve mesajları yeniden düşünmek, yaşadığımız zamanı doğru değerlendirmek ve hayatımızı muhasebe ederek geleceğimizi daha sağlam temeller üzerine kurmaktır. Bu bilinçle İslam kardeşliğini güçlendirmeli, birlik ve beraberliğimizi korumalı, sevinçte ve kederde birbirimizin yanında olmalı, sahip olduğumuz maddi ve manevi imkanları paylaşarak dayanışma ruhunu canlı tutmalıyız."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/hicri-yeni-yil-basliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 10:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/01/ankarada-hilal-gorundu-22.jpg" type="image/jpeg" length="64935"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hicret: Muhacir Allah'ın Yasaklarını Terk Edendir]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/hicret-muhacir-allahin-yasaklarini-terk-edendir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/hicret-muhacir-allahin-yasaklarini-terk-edendir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hicret ne demektir? Muhacir kimdir? Medine'ye ilk hicret eden sahabi kimdir? Efendimiz (sas) ve Hz. Ebu Bekir'in Medine'ye hicret esnasında kılavuzları kimdi? İslam'da ilk cuma namazı nerede kılınmıştır?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hz. Ömer'den (ra) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur:</p>

<p><i>“Ameller niyete göredir. Herkese ancak niyet ettiği şey vardır. Kimin hicreti Allah'a ve Resûlü'ne yönelikse onun hicreti Allah'a ve Resûlü'nedir. Kimin de hicreti elde edeceği bir dünyalık veya evleneceği bir kadından dolayı ise onun hicreti, hicret ettiği şeyedir.”</i></p>

<p dir="rtl" style="text-align:left">عَنْ عُمَرَ:أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ: “الأَعْمَالُ بِالنِّيَّةِ وَلِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى، فَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ فَهِجْرَتُهُ إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ، وَمَنْ كَانَتْ هِجْرَتُهُ لِدُنْيَا يُصِيبُهَا أَوِ امْرَأَةٍ يَتَزَوَّجُهَا فَهِجْرَتُهُ إِلَى مَا هَاجَرَ إِلَيْهِ.”</p>

<p>(B54 Buhârî, Îmân, 41)</p>

<p>***</p>

<p dir="rtl" style="text-align:left">عَنْ عَمْرِو بْنِ مَالِكٍ الْجَنْبِيِّ أَنَّهُ سَمِعَ فَضَالَةَ بْنَ عُبَيْدٍ يَقُولُ:سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) يَقُولُ: “أَنَا زَعِيمٌ –وَالزَّعِيمُ الْحَمِيلُ– لِمَنْ آمَنَ بِى وَأَسْلَمَ وَهَاجَرَ بِبَيْتٍ فِى رَبَضِ الْجَنَّةِ وَبِبَيْتٍ فِى وَسَطِ الْجَنَّةِ، وَأَنَا زَعِيمٌ لِمَنْ آمَنَ بِى وَأَسْلَمَ وَجَاهَدَ فِى سَبِيلِ اللَّهِ بِبَيْتٍ فِى رَبَضِ الْجَنَّةِ</p>

<p dir="rtl" style="text-align:left">وَبِبَيْتٍ فِى وَسَطِ الْجَنَّةِ وَبِبَيْتٍ فِى أَعْلَى غُرَفِ الْجَنَّةِ مَنْ فَعَلَ ذَلِكَ فَلَمْ يَدَعْ لِلْخَيْرِ مَطْلَبًا وَلاَ مِنَ الشَّرِّ مَهْرَبًا يَمُوتُ حَيْثُ شَاءَ أَنْ يَمُوتَ.”</p>

<p>Amr b. Mâlik el-Cenbî anlatıyor: “Fedâle b. Ubeyd'den duyduğuma göre o, Resûlullah'ı (sas) şöyle buyururken işitmiş:</p>

<p><i>"Bana iman edip Müslüman olan ve hicret edene cennetin kıyılarından ve ortasından birer ev verileceğine ben kefilim. Ve yine, bana inanıp Müslüman olan ve Allah (cc) yolunda cihad edene de cennetin kıyılarından, ortasından ve en üst derecesinden birer ev verileceğine ben kefilim. Kim böyle yaparsa elde etmedik bir hayır, kaçınmadık bir şer de bırakmamış olur. Nerede ölürse ölsün fark etmez."”</i></p>

<p>(N3135 Nesâî, Cihâd, 19)</p>

<p>***</p>

<p dir="rtl" style="text-align:left">عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ (رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ) قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : “لاَ هِجْرَةَ بَعْدَ الْفَتْحِ وَلَكِنْ جِهَادٌ وَنِيَّة ٌ، وَإِذَا اسْتُنْفِرْتُمْ فَانْفِرُوا.”</p>

<p>İbn Abbâs'ın (ra) naklettiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur:</p>

<p><i>“Fetihten sonra hicret yoktur ancak cihad ve niyet vardır. Cihada çağrıldığınızda derhâl katılın!”</i></p>

<p>(B2783 Buhârî, Cihâd, 1)</p>

<p>***</p>

<p dir="rtl" style="text-align:left">عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرٍو عَنِ النَّبِيِِِّّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ: “الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ، وَالْمُهَاجِرُ مَنْ هَجَرَ مَا نَهَى اللَّهُ عَنْهُ.”</p>

<p>Abdullah b. Amr'dan (ra) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmuştur:</p>

<p><i>“Müslüman, elinden ve dilinden Müslümanların selâmette olduğu (zarar görmediği) kimsedir. Muhacir de Allah'ın (cc) yasakladığını terk eden kimsedir.”</i></p>

<p>(B10 Buhârî, Îmân, 4)</p>

<p>***</p>

<p dir="rtl" style="text-align:left">عَنْ مُعَاوِيَةَ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) يَقُولُ: “لاَ تَنْقَطِعُ الْهِجْرَةُ حَتَّى تَنْقَطِعَ التَّوْبَةُ، وَلاَ تَنْقَطِعُ التَّوْبَةُ حَتَّى تَطْلُعَ الشَّمْسُ مِنْ مَغْرِبِهَا.”</p>

<p>Muâviye'nin işittiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur:</p>

<p><i>“Tevbe sona ermedikçe hicret de sona ermez. Güneş battığı yerden doğmadıkça da tevbe sona ermez.”</i></p>

<p>(D2479 Ebû Dâvûd, Cihâd, 2)</p>

<p dir="rtl" style="text-align:left">***</p>

<p>Allah Resûlü (sas), Mekke’den ayrılmıştı. Bir beldeye doğru yol alıyordu. Hurmalıklarla dolu bu yerin neresi olduğunu tam olarak anlayamamıştı. Bir an Yemâme ya da Hecer olabileceğini düşünmüş fakat yanılmıştı. Zira orası daha sonra Medine ismini alacak olan Yesrib şehriydi. Bir rüya görmüştü Hz. Peygamber (sas). Tam da müşriklerin baskısı altında bunalan Müslümanların umut ışığı beklediği bir anda...</p>

<p>Müslümanlardan bir kısmının 615 yılında Habeşistan’a yerleşerek dinlerini rahatça yaşama imkânına kavuşmaları, müşrikleri oldukça rahatsız ediyordu. Gelecekleri açısından tehdit olarak algıladıkları bu durum onları, Müslümanlara daha fazla eziyet etmeye sevk ediyordu. Hz. Peygamber (sas) ise 620 senesinde Kureyş’e karşı kendisini daima himaye eden amcası Ebû Tâlib’i ve dini tebliğ ile görevlendirildiği günden beri bir an olsun desteğini esirgemeyen sevgili eşi Hatice’yi kaybetmenin hüznü içindeydi. Allah Resûlü (sas), amcasının vefatının ardından tebliğ görevini Mekke dışında sürdürebilmek niyetiyle Tâif’e gitmiş; fakat Kureyş’le olan iyi ilişkilerini bozmak istemeyen Tâiflilerden destek bulamadığı için oradan eli boş dönmüştü.</p>

<p>Yaşadığı tüm sıkıntılara rağmen Efendimiz, Mekke dışından gelen insanlarla görüşmeyi ve onlara İslâm’ı anlatmayı ihmal etmiyordu. Peygamberliğinin on birinci yılında hac mevsiminde Akabe denilen yerde Yesribli altı kişi ile karşılaşmış ve onlara İslâm’ı tebliğ etmiş; onlar da kabul etmişlerdi. Zira onlar Resûlullah’ın (sas), Yahudilerin geleceğinden bahsettikleri peygamber olduğunu anlamışlardı. Bunlardan beşi, ertesi sene hac mevsiminde yedi kişi ile beraber tekrar geldiler ve Allah’a (cc) ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocukları öldürmemek, iftira etmemek, hiçbir ma’ruf işte isyan etmemek üzere söz vererek Birinci Akabe Biati’ni gerçekleştirdiler. Bunun üzerine Kutlu Peygamber (sas), Habeşistan’dan yeni dönen Mus’ab b. Umeyr’i (ra), Yesriblilere Kur’an öğretmesi ve insanları İslâm’a davet etmesi için onlarla birlikte gönderdi. Onun gayretiyle neredeyse Medine’de içinde Müslüman bulunmayan tek bir ensar evi bile kalmamıştı.</p>

<p>Mus’ab, ertesi yıl yetmiş üç erkek ve iki kadından oluşan bir grupla tekrar Mekke’ye geldi. Yine Akabe mevkiinde Hz. Peygamber’le (sas) gizlice buluştular. Peygamber Efendimizin (sas) yanında henüz o zamanlar Müslüman olmamış amcası Abbâs da vardı. Abbâs, onların daha önce Resûlullah’a (sas) yaptıkları daveti onun kabul ettiğini ve Mekke’den ayrılıp kendilerine katılmak istediğini belirtti. Karşılıklı konuşmalar neticesinde Yesribliler her ne pahasına olursa olsun Hz. Peygamber’i (sas), tıpkı hanımlarını ve çocuklarını korudukları gibi koruyacaklarına dair söz verdiler.</p>

<p>İşte Allah Resûlü’nün (sas) gördüğü rüya, verdikleri söz sayesinde Allah Resûlü’nün (sas) güvenini kazanan insanların memleketi Yesrib’e yani Medine’ye hicret edileceğinin müjdesiydi. Bu rüyadan sonra Efendimiz (sas), "<i>Allah (cc), size kardeşler ve emniyette olacağınız bir yurt nasip etti."</i> buyurarak Mekkeli Müslümanlara Medine’ye hicret etmelerini emretti.</p>

<p>Medine’ye ilk hicret eden, Mahzûmoğulları’ndan Ebû Seleme’ydi. Akabe Biati’nden bir sene önce hicret etmişti. Hicret izninden sonra ilk giden ise Âmir b. Rebîa ve hanımı Leyla bnt. Hasme oldu. Gerek Akabe Biatleri gerekse Medine’ye hicret, gizlilik içinde gerçekleştirilmişti. Yalnızca Ömer b. Hattâb (ra) gidişini gizlememişti.</p>

<p>Müminler, Medine’ye akın akın hicret ediyorlardı. Mekke’de Hz. Peygamber (sas), Hz. Ebû Bekir (ra), Hz. Ali (ra) ile hapsedilen, hasta ya da hicret edemeyecek durumda olanlardan başka kimse kalmamıştı. Müşrikler ise bu durumdan hiç hoşnut değillerdi. Zira Resûlullah’ın (sas) da Medine’ye gitmesinden ve tüm gidenlerin kendileriyle savaşmak üzere orada bir araya gelmesinden korkuyorlardı. Vakit kaybetmeden bu meseleyi aralarında görüşmek için Dârünnedve’de toplandılar. Tartışmalar sonunda Ebû Cehil’in önerisi üzerine, her kabileden seçilecek güçlü ve soylu gençler tarafından Allah Resûlü’nün (sas) öldürülmesine karar verdiler. Böylece Peygamber’in (sas) kabilesi Abdümenâfoğulları, bu gençlerin mensup olduğu kabilelerin hiçbirinden hesap sormaya cesaret edemeyecek ve diyete razı olacaktı. Müşriklerin bu hain planından Kur’an’da şöyle bahsedilmiştir: "<i>Hani kâfirler seni tutuklamak veya öldürmek ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarken Allah (cc) da tuzak kuruyordu. Allah (cc), tuzak kuranların (tuzaklarına karşılık verenlerin) en hayırlısıdır."</i></p>

<p>Allah Resûlü (sas) müşriklerin planından haberdar olduğunda öğle sıcağında Hz. Ebû Bekir’in (ra) evine gitti. Çünkü Allah Teâlâ’dan (cc) beklediği hicret izni, "<i>Ve şöyle niyaz et: Rabbim gireceğim yere beni güven içerisinde koy; çıkacağım yerden de beni güven içerisinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver."</i> âyetinin nâzil olması ile verilmişti. Hz. Peygamber’in (sas) hiç gelmediği bir saatte böyle aniden ziyareti Hz. Ebû Bekir’i (ra) çok şaşırtmıştı. Resûlullah (sas), eve girip içeride yabancı bir kimsenin olmadığından emin olduktan sonra, Hz. Ebû Bekir’e (ra) kendisine Allah (cc) tarafından hicret izninin verildiğini söyledi. Sadık dostu Ebû Bekir (ra), bu habere çok sevindi. Nitekim daha önce hazırlık yapmış olmasına rağmen Sevgili Peygamberimiz (sas) onun Mekke’den ayrılmasına müsaade etmemişti. "<i>Acele etme, belki Allah (cc) sana bir arkadaş bulur."</i> diyerek beklemesini istemişti. Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir (ra) de iki deve satın alarak hicret gününü beklemeye başlamıştı. Hz. Ebû Bekir’in (ra) heyecanla beklediği gün nihayet gelmişti.</p>

<p>Resûlullah (sas) ve Hz. Ebû Bekir (ra), müşrik olmasına rağmen güvenilir bir kimse olan Abdullah b. Uraykıt’ı kendilerine kılavuzluk etmesi için kiraladılar. Onunla üç gün sonra Sevr Mağarası’nda buluşmak üzere sözleştiler. Hz. Ebû Bekir’in (ra) kızları Âişe ve Esmâ ise yolculuk için hemen azık hazırladılar. Gereken tüm hazırlıklar yapıldıktan sonra Hz. Peygamber (sas) evine döndü. Hz. Ali’yi (ra) yanına çağırdı ve geceleyin yatağında yerine onun yatmasını istedi. Ayrıca üzerinde bulunan emanetleri ona bırakarak bunları sahiplerine vermesini istedi. Gece olduğunda ise Allah Resûlü (sas), etrafı müşrikler tarafından çevrili olduğu hâlde onlar görmeden evinden çıkarak Hz. Ebû Bekir’e (ra) gitti. Vakit kaybetmeden Mekke’nin güneydoğusunda kalan Sevr mağarasına doğru yola koyuldular.</p>

<p>Peygamberimiz (sas) ve Hz. Ebû Bekir (ra), mağarada üç gün saklandılar. Bu süre zarfında Hz. Ebû Bekir’in (ra) oğlu Abdullah da her gece onlarla birlikte kaldı. Zeki bir genç olan Abdullah, karanlık basınca mağaraya geliyor ve Kureyşlilerin planlarını Resûlullah (sas) ile babasına haber veriyordu. Herhangi bir şüphe uyandırmamak için de seher vakti yanlarından ayrılıyor, geceyi Mekke’de geçirmiş gibi Kureyşlilerle birlikte sabahlıyordu. Hz. Ebû Bekir’in (ra) kölesi Âmir b. Füheyre ise mağaraya yakın bir civarda koyunlarını otlatıyor, akşam vakti biraz geçtikten sonra onlara süt getiriyordu.</p>

<p>Allah Resûlü’nü (sas) öldürmek üzere evini basan fakat onu bulamayınca tuzaklarının boşa çıktığını anlayan müşrikler, Hz. Ali’yi (ra) ve Hz. Ebû Bekir’in (ra) kızı Esmâ’yı sıkıştırmışlar ama kendilerinden bir şey öğrenememişlerdi. Bunun üzerine Mekke’nin en iyi iz sürücülerini yanlarına alarak Peygamberimizi (sas) aramaya başladılar. İzler onları Sevr mağarasına doğru götürüyordu. Bir ara müşrikler mağaraya o kadar yaklaşmışlardı ki Hz. Ebû Bekir (ra) telaşlandı ve "İçlerinden birisi eğilip baksa bizi görür!" dedi. Peygamber (sas) de ona, "<i>Yâ Ebâ Bekir, üçüncüleri Allah (cc) olan iki kişiyi sen ne zannediyorsun?"</i> diye karşılık verdi. Müşrikler, mağaranın ağzına kadar geldikleri hâlde içerisine bakmadan dönüp gittiler. Çünkü Allah (cc), bu iki yolcuyu görünmez ordularla destekleyerek korumuş, onlar da bakmadan geçip gitmişlerdi.</p>

<p>Cenâb-ı Hak (cc), işte böyle bir anda Elçisi’nden (sas) yardımını esirgememişti. Kur’ân-ı Kerîm’de bu sahne şöyle anlatılmaktadır: "<i>Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz (biliyorsunuz ki) inkâr edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah (cc) yardım etmişti. Hani onlar mağarada iken o, arkadaşına, "Üzülme, çünkü Allah (cc) bizimle beraberdir." diyordu. Allah (cc) da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın (cc) sözü ise en yücedir. Allah (cc), mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir."</i></p>

<p>Sevr mağarasında geçen üç geceden sonra Rebîülevvel ayının dördünde pazartesi sabahı güneşin ilk ışıklarıyla birlikte kılavuzları Abdullah b. Uraykıt, onları alıp Mekke’nin alt tarafından geçirerek sahil yoluna götürdü. Muhtemelen bu yolu, sıkça kullanılan kervan yolu yerine daha az tercih edilmesinden dolayı güvenli olacağını düşündükleri için takip etmişlerdi. Üzerlerine doğan güneşi fark edemeyen Mekkeliler, âlemlere rahmet olan bir hazineyi ellerinden kaçırıyorlardı.</p>

<p>Yolculuk kızgın güneş altında kâh vadilerden kâh tepelerden geçilerek devam ediyordu. Bu sırada hicret yolcularının Ümmü Ma’bed, Evs b. Hucr gibi yardımsever ve misafirperver kimselere rastlamaları bir nebze olsun sıkıntılarını gidermelerine vesile olmuştu. Fakat bazen de müşrikler tarafından onları bulana vaad edilen ödül nedeniyle kendilerini takip eden ve zor anlar yaşatan kimselerle karşılaşıyorlardı. Bunlardan Peygamber Efendimize (sas) ve Hz. Ebû Bekir’e (ra) en çok yaklaşma fırsatını elde eden ise Sürâka b. Mâlik idi. Fakat onları yakalamak üzere yaptığı her hamlede atı kuma saplanmış, kendisi de yere düşmüştü. Bu durum karşısında dehşete düşen Sürâka, sonunda Resûlullah’tan (sas) af diledi ve ne ihtiyaçları varsa gidereceğini söyledi. Peygamberimiz (sas) ise onun yardım teklifini kabul etmedi, ondan yalnızca yolculuklarını gizlemesini istedi. Bunun üzerine Sürâka, Allah Resûlü’nün (sas) affına karşılık, arkadan gelecek olanları bırakmayacağına dair söz verdi ve sözünden de dönmedi.</p>

<p>Medine’ye doğru yol alırken Cuhfe’ye geldiklerinde Allah Resûlü’nün (sas) gönlüne doğup büyüdüğü, ilk tebliğini yapmış olduğu yerden, Allah’ın evi Kâbe’den ayrılmanın hüznü düşmüştü. Sevgili Elçisi’nin (sas) özlemini ve hüznünü bilen Rabbi bunun üzerine ona, "<i>dönülecek yere"</i> yani Mekke’ye tekrar döneceğini müjdeledi.</p>

<p>Mağaradan ayrılışlarının üzerinden sekiz gün geçmişti. Kubâ’ya varmadan önceki en son tepeye ulaştıklarında, önlerinde Peygamber Efendimizin (sas) rüyasında gördüğü hicret yurdu Medine şehrinin yeşillikleri uzanmaktaydı.</p>

<p>Peygamberlerinin yola çıktığını haber alan Medineli Müslümanlar, her gün Hârre denilen yere sabahleyin güneş doğmadan gelerek sıcak bastırıncaya kadar ufku gözetliyorlardı. Ancak beklenen Nebî (sas), henüz teşrif etmemişti. Rebîülevvel ayının sekizi, bir pazartesi günüydü. Yine saatlerce süren bekleyişten sonra öğle sıcağında evlerine dönmekte olan Medineli Müslümanlar, kafileyi gören bir Yahudi’nin, "Ey Araplar! İşte beklemekte olduğunuz önderiniz!" diye haykırışıyla tekrar toplandılar. Silahlarını kuşanarak hemen Peygamber’i (sas) karşılamaya koştular. Efendimizin teşrifi Müslümanları büyük sevince boğdu. Kimileri evlerinin damına çıkmış, kimileri de yollara dökülmüş, âlemlere rahmet olarak gönderilen Nebî’yi karşılıyorlardı. Kadınlar ve çocuklar hep bir ağızdan,</p>

<p>"Veda tepelerinden dolunay doğdu bize!</p>

<p>Allah’a (cc) çağıran bir davetçi oldukça,</p>

<p>Şükür etmemiz gerekir hâlimize!" diye şiirler okurlarken kimileri de mızrakları ile sevinç gösterisinde bulunuyorlardı.</p>

<p>Allah Resûlü (sas) Kubâ’da Amr b. Avfoğulları’ndan Gülsüm b. Hidm’in evinde bir müddet misafir olarak kaldı. Bu süre içerisinde Kubâ Mescidi inşa edildi. Bu arada Hz. Ali (ra) da Resûlullah’a (sas) yetişti. Peygamberimiz (sas) birkaç gün sonra Medine’ye hareket etti. Rânûnâ vadisine gelindiğinde Sâlim b. Avfoğulları’na cuma namazını kıldırdı. Bu, onun Medine’de kıldırdığı ilk cuma namazıydı. Allah Resûlü (sas) namazdan sonra Medine’ye ulaştı. Erkekler ve kadınlar evlerin üstlerine çıkmış, çocuklar ve hizmetçiler yollara dökülmüşlerdi. "Yâ Muhammed! Yâ Resûlallah!" nidalarını coşkuyla haykırıyorlardı. Nitekim Enes b. Mâlik (sas), o günkü sevincini şöyle ifade etmekteydi: "Ben, Resûlullah’ın (sas) Medine’ye girdiği günden daha güzel ve daha parlak bir gün görmedim."</p>

<p>Herkes Allah’ın (cc) Sevgili Elçisi’ni (sas) misafir etmek için can atıyor ve bu nedenle birbiriyle tartışıyordu. Hz. Peygamber (sas), kimseyi kırmamak için devesi Kasvâ’nın serbest bırakılmasını istedi ve o nerede çökerse oraya misafir olacağını söyledi. Sonunda Kasvâ, hurma serip kurutulan ve Neccâroğulları’ndan Sehl ve Süheyl adlı iki yetim kardeşe ait olan bir yerde çöktü. Bunun üzerine Resûlullah (sas), evi oraya en yakın kişi olan Ebû Eyyûb el-Ensârî’ye (ra) misafir oldu. Mescidi inşa edilene kadar da onun evinde kaldı.</p>

<p>İşte bu kutlu göçün adıydı hicret.</p>

<p>Hicret; Rabbi uğruna kişinin vatanını terk etmesinin adıydı. Vatanında dinini yaşayabilmek için her türlü eziyete katlanmasına rağmen davetini sürdürme imkânı kalmadığında, Allah Resûlü’nün (sas) yeni imkânlar aramasının adıydı.</p>

<p>Hicret; Allah (cc) ve O’nun Sevgili Peygamberi (sas) içindi. Bu göç, gerek hicret eden gerekse de onlara kucak açanlar için samimiyetin, sadakatin ve imanın bir göstergesiydi. Zira Allah Teâlâ (cc) şöyle buyurmaktadır: "<i>İman edip de Allah (cc) yolunda hicret ve cihad edenler; (muhacirleri) barındıran ve yardım edenler var ya, işte gerçek müminler onlardır. Onlar için mağfiret ve bol rızık vardır."</i> Buna göre hicrette aslolan niyetti. Ancak hicret edenler arasında farklı bir amaç gözetenler de vardı. Nitekim sırf Ümmü Kays adlı bir kadınla evlenebilmek amacıyla Medine yolunu tutan ve sonrasında ‘Ümmü Kays muhaciri’ diye anılan bir adamın bu davranışı üzerine Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmuştu: "<i>Ameller niyete göredir. Her kişiye ancak niyet ettiği şey vardır. Kimin hicreti Allah’a (cc) ve Resûlü’ne </i>(sas)<i> yönelikse onun hicreti Allah’a (cc) ve Resûlü’nedir </i>(sas)<i>. Kimin de hicreti nail olacağı bir dünyalık veya evleneceği bir kadından dolayı ise onun hicreti, hicret ettiği şeye olur."</i> </p>

<p>Hicret, onu bizzat tecrübe eden Hz. Peygamber’in (sas) ifade ettiği üzere çok çetin bir işti. Herkesin kolay kolay hakkını veremeyeceği büyük bir fedakârlıktı. Müslümanlar sırf dinlerini özgürce yaşayabilmek uğruna her şeylerini Mekke’de bırakıp başka bir diyara göç etmişlerdi. Onlar ne rahat bir yaşam ne de hicret edilen yerin zenginliğinin peşindeydi. Onlardan razı olan Cenâb-ı Hak (sas) ise kendi yolunda yapılacak olan bu fedakârlığın karşılığını şöyle müjdelemekteydi: "<i>Allah (cc) yolunda hicret eden kimse, yeryüzünde gidecek birçok yer ve bolluk bulur. Kim Allah (cc) ve Resûlü </i>(sas)<i> uğrunda evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse artık onun mükâfatı Allah’a (cc) düşer. Allah (cc), çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir."</i></p>

<p>Hicret, İslâm’ın geleceği için, insanlığın hidayete ulaştırılması için gerekliydi. Nitekim hicretle İslâm, hem bireysel hem de toplumsal anlamda serbestliğe kavuşmuştu. Hicret sayesinde Hz. Peygamber (sas) bir devlet kurmuş, orada siyasî, askerî ve ekonomik bir güç olarak hâkimiyet sağlamıştı.</p>

<p>Yine hicret vasıtasıyla İslâm, diğer toplumlara ulaşmış ve onların karanlıklardan aydınlığa çıkmasına vesile olmuştu. Bu nedenle hicretten sonraki ilk yıllarda çevre beldelerden Müslüman olanların Medine’ye, Resûlullah’ın (sas) yanına hicret etmesi zorunlu kılınmıştı. Zira Hz. Peygamber (sas), sonucuna kefil olduğu bu hususta kendisine tâbi olunmasını istemiş ve şöyle buyurmuştu: "<i>Bana iman edip Müslüman olan ve hicret edene cennetin kıyılarından ve ortasından birer ev verileceğine ben kefilim. Ve yine, bana inanıp Müslüman olan ve Allah (cc) yolunda cihad edene de cennetin kıyılarından, ortasından ve en üst derecesinden birer ev verileceğine ben kefilim. Kim böyle yaparsa elde etmedik bir hayır, kaçınmadık bir şer de bırakmamış olur. Nerede ölürse ölsün fark etmez."</i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Huzâa kabilesinden Damra b. Îs (ya da el-Îs b. Damra) b. Zinbâ’ adlı bir adam da hasta olmasına rağmen sedye üzerinde Medine’ye hicret etmek üzere yola çıkmış fakat Ten’îm adlı yere gelince vefat etmişti. Bunun üzerine "<i>...Kim Allah’a (cc) ve Peygamberi’ne </i>(sas)<i> hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a (cc) düşer. Allah (cc), çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir."</i> âyeti nâzil olmuştu. Güçleri yettiği hâlde Mekke’den Medine’ye göç etmeyerek bile bile müşriklerin tehdidi altında kalanlar ise Kur’an’da, "<i>kendilerine yazık eden kimseler"</i> olarak nitelendirilmiş ve "<i>Allah’ın (cc) arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!" </i>diye kınanmışlardı. Demek ki hicrette asıl olan mekân değişikliği değil neyin, nasıl ve niçin terk edildiğiydi.</p>

<p>Hicret zorunluluğu Mekke’nin fethine kadar devam etmiştir. Fetihle beraber ise Allah Resûlü (sas), "<i>Fetihten sonra hicret yoktur ancak cihad ve niyet vardır. Cihada çağrıldığınızda derhâl katılın!"</i> buyurarak hicretin maddî anlamda göç etme kısmının sona erdiğine işaret etmiştir. Fakat Hz. Peygamber (sas), Mekke’nin fethinden sonra hicret zorunluluğu ortadan kalktığı hâlde Mekke’ye dönmemiştir. Böylece o, Medine’nin yardımsever Müslümanlarına karşı vefasızlık etmemiş ve orada kalıcı olduğunu göstermiştir. Kendisi ve Mekkeli muhacirler için yaptıkları fedakârlıkları nedeniyle onları takdir etmiş ve şöyle buyurmuştur: "<i>Eğer hicret olmasaydı ben mutlaka ensardan biri olurdum. Eğer insanlar bir dere ya da dağ yoluna girseler, ben ensarın gittiği dere veya dağ yoluna girerdim."</i></p>

<p>İşte müminlerin imanlarıyla imtihan edildiği bu göç, İslâm’ın insanlığa ulaşmasına vesile olan en önemli olaydır. Bu nedenle Mekke’de geçen on üç yıldan sonra İslâm’ın geleceği açısından bir dönüm noktası olan hicret, Müslümanlar için yeni bir başlangıç olmuştur. Bununla birlikte hicretin her zaman ve mekânda devam eden mânevî bir boyutu vardır. Zira Sevgili Peygamberimiz (sas), "<i>Müslüman, elinden ve dilinden Müslümanların selâmette olduğu (zarar görmediği) kimsedir. Muhacir de Allah’ın yasakladığını terk eden kimsedir."</i> buyurarak buna dikkat çekmiştir. Allah Teâlâ’nın (cc), "<i>Onların (müşriklerin) söylediklerine katlan ve onlardan güzellikle ayrıl."</i> , "<i>Kötü şeyleri terk et!"</i> emirleri gereği hicretten önce Resûlullah’ın (sas), kötülüklere karşı olan tutumu da aslında bundan ibarettir. Bu yüzden hicret, ister yaşadığı yeri ister günahları, kötülükleri terk etmek anlamında olsun kıyamete kadar sürecek bir olgudur. Nitekim Allah Resûlü (sas) şöyle buyurmuştur: "<i>Tevbe sona ermedikçe hicret de sona ermez. Güneş battığı yerden doğmadıkça da tevbe sona ermez."</i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Diyanet Hadislerle İslam</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hadislerle İslam</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/hicret-muhacir-allahin-yasaklarini-terk-edendir</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 08:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/10/hicret-muhacir-allahin-yasaklarini-terk-edendir.jpg" type="image/jpeg" length="46991"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hep Birlikte Allah'ın Dinine Sarılmak]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/hep-birlikte-allahin-dinine-sarilmak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/hep-birlikte-allahin-dinine-sarilmak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müslümanların bir ve beraber olması, Allah’ın emridir. Bu beraberlik, İslam 
esasları çerçevesinde yürütülür. “Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez
Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.” (Mehmet Akif)]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. (Âl-i İmrân, 3/103)</strong></p>

<p style="text-align:justify">Cahiliye devrinde, Evs ve Hazrec gibi, birbirlerine düşman olan bazı topluluklar, Peygamberimizin (sas) davetiyle Müslüman oldular ve kavgayı bıraktılar. Ancak zaman zaman bazı tatsızlıklar olmaktaydı. Yüce <strong>Allah</strong> (cc) onları uyardı ve birlik olmalarını öğütledi. Çünkü <strong>İslam</strong>, kardeş kavgasına razı değildir. Birlik ve beraberliğin olmadığı durumlarda Müslümanların <strong>din</strong>e uygun yaşamaları zorlaşır. Hatta bölünüp parçalanan milletlerde fertlerin kendi canları bile tehlikeye düşer.</p>

<p style="text-align:justify">Müslümanların bir ve beraber olması, <strong>Allah</strong>’ın (cc) emridir. Bu beraberlik, <strong>İslam</strong> esasları çerçevesinde yürütülür.</p>

<p style="text-align:justify">“Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez<br />
Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">(Mehmet Akif)</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hablillah:</strong> Allah’ın ipi, Allah’ın <strong>din</strong>i.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Cemîan:</strong> Topluca, hep birlikte.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bir Ayet</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/hep-birlikte-allahin-dinine-sarilmak</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 08:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/images/haberler/2022/11/hep-birlikte-allah-in-dinine-sarilmak_653eb.jpg" type="image/jpeg" length="76497"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Din görevlisi babadan AFAD görevlisi oğluna son görev]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/din-gorevlisi-babadan-afad-gorevlisi-ogluna-son-gorev</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/din-gorevlisi-babadan-afad-gorevlisi-ogluna-son-gorev" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize'nin Çamlıhemşin ilçesinde Fırtına Deresi'nde yürütülen arama çalışmaları sırasında botun devrilmesi sonucu vefat eden AFAD personeli 28 yaşındaki Ömer Faruk Özkan, Bolu'da ebediyete uğurlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Özkan'ın cenazesi, Bolu merkeze bağlı Hamzaköy'deki evine getirildi. Evde okunan duaların ardından helallik alındı.</p>

<p>Bu sırada eşi Kübra Hafsa Özkan, kucağındaki 10 aylık oğlu Tarık'a babasının fotoğrafını göstererek vedalaşmasını istedi.</p>

<p>Tarık'ın annesinin kucağındayken babasının fotoğrafını öpmesi, cenazeye katılanlara duygusal anlar yaşattı.</p>

<p>Daha sonra omuzlarda taşınan Özkan'ın naaşı köy camisine getirildi.</p>

<p>İkindi namazının ardından, cami imamı olan Şükrü Özkan, oğlunun cenaze namazını kıldırmak üzere musallaya geçti.</p>

<p>Baba Şükrü Özkan, cenaze namazı öncesinde yaptığı konuşmada, "Değerli devlet büyüklerim, kıymetli cemaatim, Allah razı olsun sizlerden. Bu kederli günümüzde bizim yanımızda oldunuz. Dilin lal olduğu, kelimelerin bir şey ifade etmediği şu anda, 'Mallardan, ürünlerden, evlatlardan eksiltmek suretiyle sizi deneriz, sabredenlere müjdele' buyuruyor. Bana düşen sabır. Sabredenlerden olmayı, Allah'tan gelen her şeye razı olmayı kabul ediyoruz." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kılınan cenaze namazının ardından Özkan'ın naaşı, dualar eşliğinde Hamzaköy Mezarlığı'nda toprağa verildi.</p>

<p>Törene, Özkan'ın ailesi ve yakınlarının yanı sıra Bolu Valisi Abdulaziz Aydın, Bolu 2. Komando Tugay ve Garnizon Komutanı Tuğgeneral Emrullah Öztürk, Bolu Belediye Başkan Vekili Mehmet Tuna Özcan, AFAD Başkan Yardımcısı Cengiz Gevrek, milletvekilleri, AFAD yetkilileri, askeri personel, kamu kurumlarının temsilcileri, siyasi parti temsilcileri, mesai arkadaşları ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>

<p><strong>- Olay</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rize'nin Çamlıhemşin ilçesinde dün Fırtına Deresi'nde kayıp bir vatandaşı arama çalışmaları sırasında botun devrilmesi sonucu AFAD görevlisi Ömer Faruk Özkan hayatını kaybetmiş, kazada yaralanan 4 personel çevredeki hastanelere kaldırılmıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/din-gorevlisi-babadan-afad-gorevlisi-ogluna-son-gorev</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 00:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/a-f-a-d-g-o-r-e-v-l-i-s-i-c-e-n-a-z-e.jpg" type="image/jpeg" length="88884"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bilgi Ve Teknoloji Çağında İnsanlık]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/bilgi-ve-teknoloji-caginda-insanlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/bilgi-ve-teknoloji-caginda-insanlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir Hadis: Her iyilik/güzel iş bir sadakadır. (Buhârî, Edeb, 33)]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İslam medeniyetinde okuma ve bilgi edinme ibadet olarak görülmüştür. Bilginin neticesi güzel ahlaktır. Bilgi, hikmet ve ahlak bir bütündür. İnsanı öteleyen, huzur ve güvene katkı sunmayan, davranış güzelliğine dönüşmeyen bilgi muteber görülmemiştir. Bu inanç ve gayeyle Müslümanlar, 7. asırdan 17. asra kadar matematikten edebiyata, astronomiden sanata kadar ilmin her sahasında insanlığa öncülük etmişlerdir. Bilgiyi güç devşirip zayıfları ezmek, yeryüzünü sömürmek için kullanmamışlardır. Ürettikleri bilgi ve teknikle dünyayı imar etmiş, adalet ve merhametin teminatı olmuşlardır. Bugün yaşadığımız bilgi ve teknoloji çağındaysa ilahi kaynaklı bilgi hayatın dışına itilmiş; hikmet, irfan ve güzel ahlaktan soyutlanan bilgi, insafsız bir güce dönüşmeye başlamıştır. Hayatımız fiziksel bakımdan kolaylaşırken geleceğe dair umutlar azalmış, kaygılar artmıştır. Unutmayalım ki insanlığın huzuru, bilgiyi yönetenlerin vicdanına, insan ve âlem tasavvuruna, merhamet ve adalet anlayışına bağlıdır</p>

<hr />
<p><strong>• I. Kosova Savaşı (1389)<br />
• Bugün Greenwich saati ile 02.54’te içtima, 14.05’te Ru’yet olacak ve hilal ilk defa Asya Kıtası’nın doğusundan itibaren görülmeye başlayacaktır.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Takvimi</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/bilgi-ve-teknoloji-caginda-insanlik</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/mehmet/takvim-2026/haziran-15.jpg" type="image/jpeg" length="87840"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hicret: İnsanlığı zulmetten aydınlığa çıkaran büyük göç]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/hicret-insanligi-zulmetten-aydinliga-cikaran-buyuk-goc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/hicret-insanligi-zulmetten-aydinliga-cikaran-buyuk-goc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karanlıklar içinde savrulan insanlığa rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed (s.a.s.) ve ashabının, tarihin akışını değiştiren Mekke'den Medine'ye hicreti nasıl gerçekleşti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">Allah Resûlü, Mekke’den ayrılmıştı. Bir beldeye doğru yol alıyordu. Hurmalıklarla dolu bu yerin neresi olduğunu tam olarak anlayamamıştı. Bir an Yemâme ya da Hecer olabileceğini düşünmüş fakat yanılmıştı. Zira orası daha sonra Medine ismini alacak olan Yesrib şehriydi. Bir rüya görmüştü Hz. Peygamber. Tam da müşriklerin baskısı altında bunalan Müslümanların umut ışığı beklediği bir anda…</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#b22222"><strong>- Habeşistan'a hicret ve müşriklerin rahatsızlığı</strong></span></p>

<p style="text-align:justify">Müslümanlardan bir kısmının 615 yılında Habeşistan’a yerleşerek dinlerini rahatça yaşama imkânına kavuşmaları, müşrikleri oldukça rahatsız ediyordu. Gelecekleri açısından tehdit olarak algıladıkları bu durum onları, Müslümanlara daha fazla eziyet etmeye sevk ediyordu. Hz. Peygamber ise 620 senesinde Kureyş’e karşı kendisini daima himaye eden amcası Ebû Tâlib’i ve dini tebliğ ile görevlendirildiği günden beri bir an olsun desteğini esirgemeyen sevgili eşi Hatice’yi kaybetmenin hüznü içindeydi. Allah Resûlü, amcasının vefatının ardından tebliğ görevini Mekke dışında sürdürebilmek niyetiyle Tâif’e gitmiş; fakat Kureyş’le olan iyi ilişkilerini bozmak istemeyen Tâiflilerden destek bulamadığı için oradan eli boş dönmüştü.</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#b22222"><strong>- Akabe'de yeşeren umut</strong></span></p>

<p style="text-align:justify">Yaşadığı tüm sıkıntılara rağmen Efendimiz, Mekke dışından gelen insanlarla görüşmeyi ve onlara İslâm’ı anlatmayı ihmal etmiyordu. Peygamberliğinin on birinci yılında hac mevsiminde Akabe denilen yerde Yesribli altı kişi ile karşılaşmış ve onlara İslâm’ı tebliğ etmiş; onlar da kabul etmişlerdi. Zira onlar Resûlullah’ın, Yahudilerin geleceğinden bahsettikleri peygamber olduğunu anlamışlardı. Bunlardan beşi, ertesi sene hac mevsiminde yedi kişi ile beraber tekrar geldiler ve Allah’a ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocukları öldürmemek, iftira etmemek, hiçbir ma’ruf işte isyan etmemek üzere söz vererek Birinci Akabe Biati’ni gerçekleştirdiler. Bunun üzerine Kutlu Peygamber, Habeşistan’dan yeni dönen Mus’ab b. Umeyr’i, Yesriblilere Kur’an öğretmesi ve insanları İslâm’a davet etmesi için onlarla birlikte gönderdi. Onun gayretiyle neredeyse Medine’de içinde Müslüman bulunmayan tek bir ensar evi bile kalmamıştı.</p>

<p style="text-align:justify">Mus’ab, ertesi yıl yetmiş üç erkek ve iki kadından oluşan bir grupla tekrar Mekke’ye geldi. Yine Akabe mevkiinde Hz. Peygamber’le gizlice buluştular. Peygamber Efendimizin yanında henüz o zamanlar Müslüman olmamış amcası Abbâs da vardı. Abbâs, onların daha önce Resûlullah’a yaptıkları daveti onun kabul ettiğini ve Mekke’den ayrılıp kendilerine katılmak istediğini belirtti. Karşılıklı konuşmalar neticesinde Yesribliler her ne pahasına olursa olsun Hz. Peygamber’i (sav), tıpkı hanımlarını ve çocuklarını korudukları gibi koruyacaklarına dair söz verdiler.</p>

<p style="text-align:justify">İşte Allah Resûlü’nün gördüğü rüya, verdikleri söz sayesinde Allah Resûlü’nün güvenini kazanan insanların memleketi Yesrib’e yani Medine’ye hicret edileceğinin müjdesiydi. Bu rüyadan sonra Efendimiz (sav), “Allah (cc), size kardeşler ve emniyette olacağınız bir yurt nasip etti.” buyurarak Mekkeli Müslümanlara Medine’ye hicret etmelerini emretti.</p>

<p style="text-align:justify">Medine’ye ilk hicret eden, Mahzumoğulları’ndan Ebû Seleme’ydi. Akabe Biati’nden bir sene önce hicret etmişti. Hicret izninden sonra ilk giden ise Âmir b. Rebîa ve hanımı Leyla bnt. Hasme oldu. Gerek Akabe Biatleri gerekse Medine’ye hicret, gizlilik içinde gerçekleştirilmişti. Yalnızca Ömer b. el-Hattâb gidişini gizlememişti.</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#b22222"><strong>- Medine'ye akın</strong></span></p>

<p style="text-align:justify">Müminler, Medine’ye akın akın hicret ediyorlardı. Mekke’de Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekir, Hz. Ali ile hapsedilen, hasta ya da hicret edemeyecek durumda olanlardan başka kimse kalmamıştı. Müşrikler ise bu durumdan hiç hoşnut değillerdi. Zira Resûlullah’ın da Medine’ye gitmesinden ve tüm gidenlerin kendileriyle savaşmak üzere orada bir araya gelmesinden korkuyorlardı. Vakit kaybetmeden bu meseleyi aralarında görüşmek için Dârünnedve’de toplandılar. Tartışmalar sonunda Ebû Cehil’in önerisi üzerine, her kabileden seçilecek güçlü ve soylu gençler tarafından Allah Resûlü’nün öldürülmesine karar verdiler. Böylece Peygamber’in (sav) kabilesi Abdümenâfoğulları, bu gençlerin mensup olduğu kabilelerin hiçbirinden hesap sormaya cesaret edemeyecek ve diyete razı olacaktı. Müşriklerin bu hain planından Kur’an’da şöyle bahsedilmiştir: “Hani kâfirler seni tutuklamak veya öldürmek ya da (Mekke’den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarken Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların (tuzaklarına karşılık verenlerin) en hayırlısıdır.” (Enfâl, 8/30)</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#b22222"><strong>- Tuzakları bozan Allah</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="text-align:justify">Allah Resûlü müşriklerin planından haberdar olduğunda öğle sıcağında Hz. Ebû Bekir’in evine gitti. Çünkü Allah Teâlâ’dan beklediği hicret izni “Ve şöyle niyaz et: Rabbim gireceğim yere beni güven içerisinde koy; çıkacağım yerden de beni güven içerisinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver.” âyetinin nazil olması ile verilmişti. Hz. Peygamber’in hiç gelmediği bir saatte böyle aniden ziyareti Hz. Ebû Bekir’i çok şaşırtmıştı. Resûlullah, eve girip içeride yabancı bir kimsenin olmadığından emin olduktan sonra, Hz. Ebû Bekir’e kendisine Allah (cc) tarafından hicret izninin verildiğini söyledi. Sadık dostu Ebû Bekir, bu habere çok sevindi. Nitekim daha önce hazırlık yapmış olmasına rağmen Sevgili Peygamberimiz onun Mekke’den ayrılmasına müsaade etmemişti. “Acele etme, belki Allah sana bir arkadaş bulur.” diyerek beklemesini istemişti. Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir de iki deve satın alarak hicret gününü beklemeye başlamıştı. Hz. Ebû Bekir’in heyecanla beklediği gün nihayet gelmişti.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#b22222"><strong>- Zorlu yolculuk ve Sevr</strong></span></p>

<p style="text-align:justify">Resûlullah ve Hz. Ebû Bekir, müşrik olmasına rağmen güvenilir bir kimse olan Abdullah b. Uraykıt’ı kendilerine kılavuzluk etmesi için kiraladılar. Onunla üç gün sonra Sevr Mağarası’nda buluşmak üzere sözleştiler. Hz. Ebû Bekir’in kızları Âişe ve Esmâ ise yolculuk için hemen azık hazırladılar. Gereken tüm hazırlıklar yapıldıktan sonra Hz. Peygamber evine döndü. Hz. Ali’yi yanına çağırdı ve geceleyin yatağında yerine onun yatmasını istedi. Ayrıca üzerinde bulunan emanetleri ona bırakarak bunları sahiplerine vermesini istedi. Gece olduğunda ise Allah Resûlü, etrafı müşrikler tarafından çevrili olduğu hâlde onlar görmeden evinden çıkarak Hz. Ebû Bekir’e gitti. Vakit kaybetmeden Mekke’nin güneydoğusunda kalan Sevr Mağarası’na doğru yola koyuldular.</p>

<p style="text-align:justify">Peygamberimiz (sav) ve Hz. Ebû Bekir, mağarada üç gün saklandılar. Bu süre zarfında Hz. Ebû Bekir’in oğlu Abdullah da her gece onlarla birlikte kaldı. Zeki bir genç olan Abdullah, karanlık basınca mağaraya geliyor ve Kureyşlilerin planlarını Resûlullah ile babasına haber veriyordu. Herhangi bir şüphe uyandırmamak için de seher vakti yanlarından ayrılıyor, geceyi Mekke’de geçirmiş gibi Kureyşlilerle birlikte sabahlıyordu. Hz. Ebû Bekir’in kölesi Âmir b. Füheyre ise mağaraya yakın bir civarda koyunlarını otlatıyor, akşam vakti biraz geçtikten sonra onlara süt getiriyordu.</p>

<p style="text-align:justify">Allah Resûlü’nü öldürmek üzere evini basan fakat onu bulamayınca tuzaklarının boşa çıktığını anlayan müşrikler, Hz. Ali’yi ve Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ’yı sıkıştırmışlar ama kendilerinden bir şey öğrenememişlerdi. Bunun üzerine Mekke’nin en iyi iz sürücülerini yanlarına alarak Peygamberimizi (sav) aramaya başladılar. İzler onları Sevr Mağarası’na doğru götürüyordu. Bir ara müşrikler mağaraya o kadar yaklaşmışlardı ki Hz. Ebû Bekir telâşlandı ve “İçlerinden birisi eğilip baksa bizi görür!” dedi. Peygamber (sav) de ona, “Yâ Ebû Bekir, üçüncüleri Allah olan iki kişiyi sen ne zannediyorsun?” diye karşılık verdi. Müşrikler, mağaranın ağzına kadar geldikleri hâlde içerisine bakmadan dönüp gittiler. Çünkü Allah, bu iki yolcuyu görünmez ordularla destekleyerek korumuş, onlar da bakmadan geçip gitmişlerdi.</p>

<p style="text-align:justify">Cenâb-ı Hak, işte böyle bir anda elçisinden yardımını esirgememişti. Kur’an-ı Kerim’de bu sahne şöyle anlatılmaktadır: “Eğer siz ona (Peygamber’e) yardım etmezseniz (biliyorsunuz ki) inkâr edenler onu iki kişiden biri olarak (Mekke’den) çıkardıkları zaman, ona bizzat Allah yardım etmişti. Hani onlar mağarada iken o, arkadaşına, ‘Üzülme, çünkü Allah bizimle beraberdir.’ diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe, 9/40)</p>

<p style="text-align:justify">Sevr Mağarası’nda geçen üç geceden sonra Rebîülevvel ayının dördünde pazartesi sabahı güneşin ilk ışıklarıyla birlikte kılavuzları Abdullah b. Uraykıt, onları alıp Mekke’nin alt tarafından geçirerek sahil yoluna götürdü. Muhtemelen bu yolu, sıkça kullanılan kervan yolu yerine daha az tercih edilmesinden dolayı güvenli olacağını düşündükleri için takip etmişlerdi. Üzerlerine doğan güneşi fark edemeyen Mekkeliler, âlemlere rahmet olan bir hazineyi ellerinden kaçırıyorlardı.</p>

<p style="text-align:justify">Yolculuk kızgın güneş altında kâh vadilerden kâh tepelerden geçilerek devam ediyordu. Bu sırada hicret yolcularının Ümmü Ma’bed, Evs b. Hucr gibi yardımsever ve misafirperver kimselere rastlamaları bir nebze olsun sıkıntılarını gidermelerine vesile olmuştu. Fakat bazen de müşrikler tarafından onları bulana vadedilen ödül nedeniyle kendilerini takip eden ve zor anlar yaşatan kimselerle karşılaşıyorlardı. Bunlardan Peygamber Efendimize ve Hz. Ebû Bekir’e en çok yaklaşma fırsatını elde eden ise Sürâka b. Mâlik idi. Fakat onları yakalamak üzere yaptığı her hamlede atı kuma saplanmış, kendisi de yere düşmüştü. Bu durum karşısında dehşete düşen Sürâka, sonunda Resûlullah’tan af diledi ve ne ihtiyaçları varsa gidereceğini söyledi. Peygamberimiz ise onun yardım teklifini kabul etmedi, ondan yalnızca yolculuklarını gizlemesini istedi. Bunun üzerine Sürâka, Allah Resûlü’nün affına karşılık, arkadan gelecek olanları bırakmayacağına dair söz verdi ve sözünden de dönmedi.</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#b22222"><strong>- Hüzün: Mekke'ye veda</strong></span></p>

<p style="text-align:justify">Medine’ye doğru yol alırken Cuhfe’ye geldiklerinde Allah Resûlü’nün gönlüne doğup büyüdüğü, ilk tebliğini yapmış olduğu yerden, Allah’ın evi Kâbe’den ayrılmanın hüznü düşmüştü. Sevgili elçisinin özlemini ve hüznünü bilen Rabbi bunun üzerine ona, “dönülecek yere” yani Mekke’ye tekrar döneceğini müjdeledi. (Kasas, 28/85)</p>

<p style="text-align:justify">Mağaradan ayrılışlarının üzerinden sekiz gün geçmişti. Kubâ’ya varmadan önceki en son tepeye ulaştıklarında, önlerinde Peygamber Efendimizin rüyasında gördüğü hicret yurdu Medine şehrinin yeşillikleri uzanmaktaydı.</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#b22222"><strong>- Sevgiliye hasret gözler</strong></span></p>

<p style="text-align:justify">Peygamberlerinin yola çıktığını haber alan Medineli Müslümanlar, her gün Harre denilen yere sabahleyin güneş doğmadan gelerek sıcak bastırıncaya kadar ufku gözetliyorlardı. Ancak beklenen Nebî, henüz teşrif etmemişti. Rebîüevvel ayının sekizi, bir pazartesi günüydü. Yine saatlerce süren bekleyişten sonra öğle sıcağında evlerine dönmekte olan Medineli Müslümanlar, kafileyi gören bir Yahudi’nin, “Ey Araplar! İşte beklemekte olduğunuz önderiniz!” diye haykırışıyla tekrar toplandılar. Silahlarını kuşanarak hemen Peygamber’i (sav) karşılamaya koştular. Efendimizin teşrifi Müslümanları büyük sevince boğdu. Kimileri evlerinin damına çıkmış, kimileri de yollara dökülmüş, âlemlere rahmet olarak gönderilen Nebî’yi karşılıyorlardı. Kadınlar ve çocuklar hep bir ağızdan,</p>

<p style="text-align:justify"><i><strong>“Veda tepelerinden dolunay doğdu bize!</strong></i></p>

<p style="text-align:justify"><i><strong>Allah’a çağıran bir davetçi oldukça,</strong></i></p>

<p style="text-align:justify">Şükür etmemiz gerekir hâlimize!” diye şiirler okurlarken kimileri de mızrakları ile sevinç gösterisinde bulunuyorlardı.</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#b22222"><strong>- İlk cuma namazı</strong></span></p>

<p style="text-align:justify">Allah Resûlü Kubâ’da Amr b. Avfoğulları’ndan Külsûm b. Hidm’in evinde bir müddet misafir olarak kaldı. Bu süre içerisinde Kubâ Mescidi inşa edildi. Bu arada Hz. Ali de Resûlullah’a yetişti. Peygamberimiz birkaç gün sonra Medine’ye hareket etti. Ranûna Vadisi’ne gelindiğinde Sâlim b. Avfoğulları’na cuma namazını kıldırdı. Bu, onun Medine’de kıldırdığı ilk cuma namazıydı. Allah Resûlü namazdan sonra Medine’ye ulaştı. Erkekler ve kadınlar evlerin üstlerine çıkmış, çocuklar ve hizmetçiler yollara dökülmüşlerdi. “Yâ Muhammed! Yâ Resûlallah!” nidalarını coşkuyla haykırıyorlardı. Nitekim Enes b. Mâlik, o günkü sevincini şöyle ifade etmekteydi: “Ben, Resûlullah’ın Medine’ye girdiği günden daha güzel ve daha parlak bir gün görmedim.”</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#b22222"><strong>- Kutlu misafir Medine'de</strong></span></p>

<p style="text-align:justify">Herkes Allah’ın sevgili elçisini misafir etmek için can atıyor ve bu nedenle birbiriyle tartışıyordu. Hz. Peygamber, kimseyi kırmamak için devesi Kasvâ’nın serbest bırakılmasını istedi ve o nerede çökerse oraya misafir olacağını söyledi. Sonunda Kasvâ, hurma serip kurutulan ve Neccâroğulları’ndan Sehl ve Süheyl adlı iki yetim kardeşe ait olan bir yerde çöktü. Bunun üzerine Resûlullah, evi oraya en yakın kişi olan Ebû Eyyûb el-Ensârî’ye misafir oldu. Mescidi inşa edilene kadar da onun evinde kaldı.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>İşte bu kutlu göçün adıydı Hicret.</strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hicret; Rabbi uğruna kişinin vatanını terk etmesinin adıydı.</strong> Vatanında dinini yaşayabilmek için her türlü eziyete katlanmasına rağmen davetini sürdürme imkânı kalmadığında, Allah Resûlü’nün yeni imkânlar aramasının adıydı.</p>

<p style="text-align:justify">Hicret; Allah ve O’nun Sevgili Peygamberi içindi. Bu göç, gerek hicret eden gerekse de onlara kucak açanlar için samimiyetin, sadakatin ve imanın bir göstergesiydi. Zira Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “İman edip de Allah yolunda hicret ve cihad edenler; (muhacirleri) barındıran ve yardım edenler var ya, işte gerçek müminler onlardır. Onlar için mağfiret ve bol rızık vardır.” (Enfâl, 8/74) Buna göre hicrette aslolan niyetti. Ancak hicret edenler arasında farklı bir amaç gözetenler de vardı. Nitekim sırf Ümmü Kays adlı bir kadınla evlenebilmek amacıyla Medine yolunu tutan ve sonrasında “Ümmü Kays Muhaciri” diye anılan bir adamın bu davranışı üzerine Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştu: “Ameller niyete göredir. Her kişiye ancak niyet ettiği şey vardır. Kimin hicreti Allah’a ve Resûlü’ne yönelikse onun hicreti Allah’a ve Resûlü’nedir. Kimin de hicreti nail olacağı bir dünyalık veya evleneceği bir kadından dolayı ise onun hicreti, hicret ettiği şeye olur.”</p>

<p style="text-align:justify">Hicret, onu bizzat tecrübe eden Hz. Peygamber’in ifade ettiği üzere çok çetin bir işti. Herkesin kolay kolay hakkını veremeyeceği büyük bir fedakârlıktı. Müslümanlar sırf dinlerini özgürce yaşayabilmek uğruna her şeylerini Mekke’de bırakıp başka bir diyara göç etmişlerdi. Onlar ne rahat bir yaşam ne de hicret edilen yerin zenginliğinin peşindeydi. Onlardan razı olan Cenâb-ı Hak (Tevbe, 9/100) ise kendi yolunda yapılacak olan bu fedakârlığın karşılığını şöyle müjdelemekteydi: “Allah yolunda hicret eden kimse, yeryüzünde gidecek birçok yer ve bolluk bulur. Kim Allah ve Resûlü uğrunda evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse artık onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah, çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.” (Nisâ, 4/100)</p>

<p style="text-align:justify">Hicret, İslâm’ın geleceği için, insanlığın hidayete ulaştırılması için gerekliydi. Nitekim Hicret’le İslâm, hem bireysel hem de toplumsal anlamda serbestliğe kavuşmuştu. Hicret sayesinde Hz. Peygamber bir devlet kurmuş, orada siyasî, askerî ve ekonomik bir güç olarak hâkimiyet sağlamıştı. Yine Hicret vasıtasıyla İslâm, diğer toplumlara ulaşmış ve onların karanlıklardan aydınlığa çıkmasına vesile olmuştu. Bu nedenle Hicret’ten sonraki ilk yıllarda çevre beldelerden Müslüman olanların Medine’ye, Resûlullah’ın yanına hicret etmesi zorunlu kılınmıştı. Zira Hz. Peygamber, sonucuna kefil olduğu bu hususta kendisine tâbi olunmasını istemiş ve şöyle buyurmuştu: “Bana iman edip Müslüman olan ve hicret edene cennetin kıyılarından ve ortasından birer ev verileceğine ben kefilim. Ve yine, bana inanıp Müslüman olan ve Allah yolunda cihad edene de cennetin kıyılarından, ortasından ve en üst derecesinden birer ev verileceğine ben kefilim. Kim böyle yaparsa elde etmedik bir hayır, kaçınmadık bir şer de bırakmamış olur. Nerede ölürse ölsün fark etmez.”</p>

<p style="text-align:justify">Huzâa kabilesinden Damra b. el-Îs (ya da el-Îs b. Damra) b. Zinbâ’ adlı bir adam da hasta olmasına rağmen sedye üzerinde Medine’ye hicret etmek üzere yola çıkmış fakat Ten’îm adlı yere gelince vefat etmişti. Bunun üzerine “…Kim Allah’a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükâfatı Allah’a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” ayeti nazil olmuştu. Güçleri yettiği hâlde Mekke’den Medine’ye göç etmeyerek bile bile müşriklerin tehdidi altında kalanlar ise Kur’an’da “kendilerine yazık eden kimseler” olarak nitelendirilmiş ve “Allah’ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!” diye kınanmışlardı. (Nisâ, 4/97) Demek ki hicrette asıl olan mekân değişikliği değil neyin, nasıl ve niçin terk edildiğiydi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Hicret zorunluluğu Mekke’nin Fethi’ne kadar devam etmiştir. Fetihle beraber ise Allah Resûlü, “Fetihten sonra hicret yoktur ancak cihad ve niyet vardır. Cihada çağrıldığınızda derhal katılın!” buyurarak hicretin maddî anlamda göç etme kısmının sona erdiğine işaret etmiştir. Fakat Hz. Peygamber, Mekke’nin Fethi’nden sonra hicret zorunluluğu ortadan kalktığı hâlde Mekke’ye dönmemiştir. Böylece o, Medine’nin yardımsever Müslümanlarına karşı vefasızlık etmemiş ve orada kalıcı olduğunu göstermiştir. Kendisi ve Mekkeli muhacirler için yaptıkları fedakârlıkları nedeniyle onları takdir etmiş ve şöyle buyurmuştur: “Eğer hicret olmasaydı ben mutlaka ensardan biri olurdum. Eğer insanlar bir dere ya da dağ yoluna girseler, ben ensarın gittiği dere veya dağ yoluna girerdim.”</p>

<p style="text-align:justify">İşte müminlerin imanlarıyla imtihan edildiği bu göç, İslâm’ın insanlığa ulaşmasına vesile olan en önemli olaydır. Bu nedenle Mekke’de geçen on üç yıldan sonra İslâm’ın geleceği açısından bir dönüm noktası olan Hicret, Müslümanlar için yeni bir başlangıç olmuştur. Bununla birlikte Hicret’in her zaman ve mekânda devam eden manevî bir boyutu vardır. Zira Sevgili Peygamberimiz, “Müslüman, elinden ve dilinden Müslümanların selâmette olduğu (zarar görmediği) kimsedir. Muhacir de Allah’ın yasakladığını terk eden kimsedir.” buyurarak buna dikkat çekmiştir. Allah Teâlâ’nın, “Onların (müşriklerin) söylediklerine katlan ve onlardan güzellikle ayrıl.”, (Müzzemmil, 73/10) “Kötü şeyleri terket!” (Müddessir, 74/5) emirleri gereği Hicret’ten önce Resûlullah’ın, kötülüklere karşı olan tutumu da aslında bundan ibarettir. Bu yüzden Hicret, ister yaşadığı yeri ister günahları, kötülükleri terk etmek anlamında olsun kıyamete kadar sürecek bir olgudur. Nitekim Allah Resûlü şöyle buyurmuştur: “Tövbe sona ermedikçe hicret de sona ermez. Güneş battığı yerden doğmadıkça da tövbe sona ermez.”</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#808080"><i>Kaynak: Hadislerle İslam, Cilt: 7</i></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>#KEŞFET</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/hicret-insanligi-zulmetten-aydinliga-cikaran-buyuk-goc</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 23:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/images/haberler/2019/08/hicret_insanligi_zulmetten_aydinliga_cikaran_buyuk_goc_h7270_67729.jpg" type="image/jpeg" length="99945"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İşgalcilerin Gazze'ye saldırılarında 6 Filistinli şehit oldu]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/isgalcilerin-gazzeye-saldirilarinda-6-filistinli-sehit-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/isgalcilerin-gazzeye-saldirilarinda-6-filistinli-sehit-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşgalcilerin ateşkese rağmen Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda 6 Filistinli yaşamını yitirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Filistin resmi ajansı WAFA'nın haberine göre, işgalciler Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta Filistinlilere ateş açtı.</p>

<p>Han Yunus'un doğusundaki Beni Suheyla Kavşağı'nda açılan ateş sonucu 30 yaşındaki Zeki Muhammed el-Karra hayatını kaybetti.</p>

<p>Öte yandan yerel medyada yer alan haberlere göre, dün, Gazze kent merkezindeki Saraya Kavşağı'nda işgalcilere ait bir insansız hava aracından (İHA) açılan ateş sonucu yaralanan 39 yaşındaki Muhammed Remzi Ebu Hasira, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.</p>

<p>Bunun yanı sıra, işgalcilerin dün Gazze kentinin Sevre Caddesi'nde Filistinlilere açtığı ateşte yaralanan 40 yaşındaki Halil Cemil el-Mısri bugün hayatını kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yerel medyada yer alan haberlerde, Gazze kent merkezindeki Seraya Kavşağı'nda dün soykırımcılara ait bir insansız hava aracından (İHA) açılan ateş sonucu yaralanan 39 yaşındaki Muhammed Remzi Ebu Hasira'nın bu sabah hayatını kaybettiği belirtilmişti.</p>

<p>Ayrıca yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre soykırımcılar, Cibaliya Mülteci Kampı'nda bir marketin önüne insansız hava aracıyla (İHA) saldırı düzenledi.</p>

<p>4 kişinin hayatını kaybettiği saldırıda, yaralılar olduğu aktarılırken, yaralı sayısına ilişkin henüz net bilgi alınamadı.</p>

<p>Soykırımcılar bu sabah Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Han Yunus'a da saldırı düzenlemiş, 2 kişi yaşamını yitirmişti.</p>

<p>İşgalciler 10 Ekim 2025'te varılan ateşkese rağmen Gazze Şeridi'ne neredeyse her gün saldırılar düzenliyor.</p>

<h3><strong>Soykırımcı saldırılarında can kaybı 72 bin 996'ya yükseldi</strong></h3>

<p>Gazze'deki Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada,soykırımcıların Ekim 2023'ten bu yana devam eden saldırılarında yaşanan can kayıplarına ilişkin bilgilere yer verildi.</p>

<p>Son 24 saatte Gazze'deki hastanelere 3 ölü ve 16 yaralının getirildiği belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/isgalcilerin-gazzeye-saldirilarinda-6-filistinli-sehit-oldu</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 22:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/gazzaa.jpg" type="image/jpeg" length="40383"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TOKİ'nin 64 ildeki 20 bin konut için açık satış kampanyası başlıyor]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/tokinin-64-ildeki-20-bin-konut-icin-acik-satis-kampanyasi-basliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/tokinin-64-ildeki-20-bin-konut-icin-acik-satis-kampanyasi-basliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığının 64 ilde vatandaşları ev sahibi yapacak 20 bin konut için açık satış kampanyasında satışlar başlıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, satış sürecini, Ziraat Bankası ve Halkbank şubeleri yürütecek. Vatandaşlar, bankalara başvurarak bütçelerine uygun konutları "başvuru önceliği" esasına göre satın alabilecek. İlk başvuranın avantaj sağlayacağı satış süreci, 17 Temmuz'a kadar devam edecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açık satış kampanyasında gelir sınırı veya projenin yapıldığı ilde ikamet etme zorunluluğu bulunmuyor. 18 yaşını doldurmuş Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı herkes, kendisi veya eşinin üzerine kayıtlı evi yoksa kampanyadan yararlanabilecek.</p>

<p>Bir hane halkı adına yalnızca bir konut satışı yapılacak. Belirtilen şartlara uyanlar, bütçelerine uygun ödeme planını seçip, peşinatlarını bankaya yatırarak doğrudan gayrimenkul satış sözleşmesini imzalayabilecek.</p>

<p>Evlerin fiyatları teslim süreçleri ile ilgili tüm bilgilere vatandaşlar "https://talep.toki.gov.tr/AcikSatis/" adresinden ulaşabilecek.</p>

<p>Yapımı halen devam eden projelerin teslimi ise sözleşme tarihinden itibaren en geç 48 ay içinde gerçekleşecek.</p>

<h3><strong>En fazla konut Bursa'da</strong></h3>

<p>Konut fiyatları projenin bulunduğu şehre ve evin büyüklüğüne göre değişiklik gösterecek. Evlerin fiyatları 2,1 milyon liradan, aylık taksitleri ise 18 bin liradan başlayacak.</p>

<p>Kampanya kapsamında banka sürecinde alıcılara üç farklı ödeme planı sunuldu. Evin bedelini peşin ödeyenlere yüzde 25 indirim uygulanacak. Yüzde 50 peşinat ödeyenler, yüzde 8 indirimle birlikte 72 ay vade imkanından faydalanabilecek. Peşinatın yüzde 25'ini peşin, kalan yüzde 25'ini bir yıl sonra ödemeyi tercih edenlere ise 60 aya vade imkanı kadar sunulacak.</p>

<p>Kampanya kapsamında en fazla konut sırasıyla Bursa'da 2 bin 190, Ankara'da 2 bin 62, Hatay'da 1238, Kahramanmaraş'ta 1073 ve Malatya'da 1000 satışa sunulacak.</p>

<p>Satışa sunulan 2+1 ve 3+1 planındaki konutlarla ilgili yüz yüze detaylı bilgi almak, ödeme planlarını incelemek ve örnek daireleri görmek isteyenler için Ankara Sincan, Bursa Nilüfer, Kahramanmaraş Elbistan, Tekirdağ Çorlu, Malatya Yeşilyurt ve İzmir Bayraklı'da TOKİ tanıtım ofisleri kuruldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/tokinin-64-ildeki-20-bin-konut-icin-acik-satis-kampanyasi-basliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 22:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/toki.jpg" type="image/jpeg" length="32773"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[12 Haziran 2026 Tarihli Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/12-haziran-2026-tarihli-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/12-haziran-2026-tarihli-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 12 Haziran 2026 tarihli ve "Hicri Yeni Yıla Girerken" konulu Cuma hutbesi yayını]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Tarih: 12.06.2026</strong></h2>

<p><img alt="12 Haziran Hutbe-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/12-haziran-hutbe-1.webp" width="1280" /></p>

<p></p>

<h3 style="text-align:center"><strong>HİCRİ YENİ YILA GİRERKEN</strong></h3>

<p><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></p>

<p>İslam’ın ilk yıllarında müminler, Mekkeli müşriklerin günden güne artan eza ve cefasına, işkence ve boykotuna maruz kalmışlardır. Müslümanlar, yaşadıkları bütün zorluklara rağmen imanlarından asla taviz vermemişlerdir. Nihayet Peygamber Efendimiz (s.a.s) ve ashâb-ı güzîn, Cenâb-ı Hakk’ın emriyle, Mekke’den Medine’ye hicret etmişlerdir. İşte bu yıl, daha sonra hicri takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Aziz Müminler!</strong></p>

<p>Hicret, yalnızca bir yerden başka bir yere göç etmek değildir. Hicret, Allah ve Resûlünün rızasını her şeyden üstün tutma idealidir. Hakka yönelmenin ve hakikate sımsıkı bağlanmanın gayretidir. Nefsin gayr-ı meşru istek ve arzularından, şeytanın bitmek bilmeyen vesveselerinden uzaklaşıp salih ameller ve güzel ahlakla dolu bir ömür geçirme azmidir. Hicret, hata ve günahlardan tövbe edip Yüce Rabbimizin engin rahmet ve mağfiretine sığınma çabasıdır. Haramlardan helallere, kötülüklerden iyiliklere doğru adım atma kararlılığıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.s), <strong>“Müslüman, elinden ve dilinden diğer Müslümanların zarar görmediği kişidir. Muhacir ise, Allah’ın yasaklarını terk eden kimsedir”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/12-haziran-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[i]</strong></a> </strong>buyurarak bu hususa dikkatlerimizi çekmektedir.</p>

<p><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></p>

<p>Her birimizin, gerçekleştireceği bir hicreti mutlaka vardır. Yeter ki, hatalarımızı fark edip yanlışlarımızla yüzleşelim. Kendimizle barışık olalım. Fıtratımızın sesine kulak verelim. Yaratılış gayemizi hatırımızdan çıkarmayalım.</p>

<p><strong>Değerli Kardeşlerim!</strong></p>

<p>Müslümanın hicreti; kibirden tevazua, öfkeden merhamete, bencillikten diğerkâmlığa, zulümden adalete, karamsarlıktan umuda doğru yol almasıdır.</p>

<p>Müslümanın hicreti; yalan, iftira, fitne ve gıybet gibi dilin afetlerinden uzaklaşıp; doğruluğu, kardeşliği ve muhabbeti kuşanmasıdır.</p>

<p>Müslümanın hicreti; nefsini ve neslini, sapkın fikirlerden, bâtıl ideolojilerden ve yanlış yönelişlerden koruması; dinine, değerlerine, kültürüne ve örfüne uygun bir ömür sürmesidir.</p>

<p>Müslümanın hicreti; alkol, zina, faiz, rüşvet, stokçuluk ve karaborsacılık gibi huzur ve güveni zedeleyen haramlara tevessül etmemesi, helallerle yetinmesidir.</p>

<p>Müslümanın hicreti; kul ve kamu hakkını ihlal edecek her türlü günahtan uzak durması; sözüne, davranışlarına ve işine dikkat etmesidir.</p>

<p><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></p>

<p>Müslümanlara düşen; hicri yeni yılda, hicretin anlam ve önemini yeniden kavramaları, içinde bulundukları dönemi doğru okumaları, hayatlarının muhasebesini yaparak geleceğe yön vermeleri olmalıdır. İslam kardeşliğini esas almaları, birbirlerine kenetlenmeleri, maddi ve manevi imkânlarını birbirleriyle paylaşmaları olmalıdır.</p>

<p>Bu vesileyle, önümüzdeki salı günü idrak edeceğimiz hicri yeni yılımızın; mazlumların yüzlerinin gülmesine, insanlığın huzura ermesine, birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin pekişmesine vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyoruz.</p>

<p>Hutbemizi, şu ayet-i kerimenin mealiyle bitiriyoruz: <strong>“İman edip hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler, muhacirleri barındırıp yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin dostlarıdır…”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/12-haziran-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[ii]</strong></a></strong></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/12-haziran-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[i]</a> Buhârî, Îmân, 4.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/12-haziran-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title="">[ii]</a> Enfâl, 8/72.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/12-haziran-2026-tarihli-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/cuma-hutbesi-youtube-kapak-1.jpg" type="image/jpeg" length="24853"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Köstence’deki Kral Camii ziyaretçilerin ilgi odağı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/kostencedeki-kral-camii-ziyaretcilerin-ilgi-odagi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/kostencedeki-kral-camii-ziyaretcilerin-ilgi-odagi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Romanya'nın Köstence kentinde, 1913 yılında Romanya Kralı I. Carol tarafından yaptırılan ve Romanya'nın ilk betonarme binası olan Kral Camii, hem mimarisi hem de tarihi önemiyle ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Osmanlı mimarisinden izler taşıyan caminin 47 metre yüksekliğindeki minaresine çıkan ziyaretçiler, Karadeniz kıyısındaki Köstence'nin panoramik manzarasını seyredebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Günümüzde ibadete açık olan camide, Müslümanlar namazlarını kılmayı sürdürürken, yapı aynı zamanda şehrin en önemli turistik mekanlarından biri olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/kostencedeki-kral-camii-ziyaretcilerin-ilgi-odagi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/kostence-kral-cami-11.jpg" type="image/jpeg" length="91238"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[5 Haziran 2026 Tarihli Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/5-haziran-2026-tarihli-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/5-haziran-2026-tarihli-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 5 Haziran 2026 tarihli ve "Duyarlılık" konulu Cuma hutbesi yayını]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2><strong>Tarih: 05.06.2026</strong></h2>

<p><img alt="C U M A H U T B E S I-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/c-u-m-a-h-u-t-b-e-s-i-1.webp" width="1280" /></p>

<h3 style="text-align:center"><strong>DUYARLILIK</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Mutlu bir insan, huzurlu bir toplum için gerekli olan erdemlerden biri de duyarlılıktır. Duyarlılık, kendimiz için istediğimiz iyilikleri başkaları için de istemektir. Sorumluluklarımızı fark edip onları yerine getirmenin gayretinde olmaktır. Duyarlılık, insanların can ve malını, kendi can ve malımız gibi kıymetli; insanların izzet ve şerefini, kendi izzet ve şerefimiz gibi mukaddes bilmektir.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Ailemize, toplumumuza ve bütün insanlara karşı duyarlı olmak, Müslüman olmamızın bir gereğidir. Yüce Rabbimiz, <strong>“Ey iman edenler! Sorumluluklarınıza dikkat edin. Siz doğru gittiğiniz takdirde yanlış yola sapanlar size zarar veremez”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/05-haziran-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a> </strong>buyurmaktadır. Evet, nemelazımcı ve vurdumduymaz olmak Müslümana yakışmaz. O, sorumluluklarını bihakkın yerine getirmenin gayretinde olandır. Duyarlı bir Müslüman; anne babasına, eşine ve çocuklarına saygı gösteren, onlara hoşgörüyle muamele edendir. Toplumsal barışı sağlamak için kardeşlik ahlakını hayatının her alanına aktarandır. Dünyanın neresinde olursa olsun her bir mazlumun acısını, her bir mağdurun sızısını yüreğinde hisseden ve üzerine düşen vazifelerini yerine getirendir.</p>

<h3><strong>Değerli Kardeşlerim!</strong></h3>

<p>Müslümandan beklenen, kendisine emanet edilen dünyaya karşı da duyarlı olmasıdır. Nasıl ki evini, işyerini ve ibadethanesini temiz tutuyor ise tüm çevresini de aynı titizlikle temiz tutmasıdır. Müslümandan beklenen; ormanına, toprağına ve suyuna hassasiyet göstermesidir. Yarın, ‘Ciğerlerimiz yanıyor!’ haberleriyle uyanmamak; ‘Barajlarımız kurudu, suyumuz kalmadı!’ endişesiyle yaşamamak için bugünden gerekli tedbirleri almasıdır.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müminler!</strong></h3>

<p>Bütün hayatı ve ibadetleri vakit ile tanzim edilmiş Müslümandan beklenen; zamana karşı da duyarlılık göstermesi, onu boşa harcamamasıdır. Zira çalışmak, Müslümanın şiarıdır. Onun dinlenmesi, bir işi bitirip diğerine başladığındadır. <strong>“Mümin, bal arısına benzer. Bal arısı gibi hep güzel, temiz, helal şeyler yer. Hep güzel şeyler üretir, hep iyiliklerin peşinden koşar. Hiçbir şeyi ne döker, ne kırar, ne de ifsat eder”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/05-haziran-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a> </strong>hadis-i şerifi, bu konuyu bizlere veciz bir şekilde özetlemektedir.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Unutmayalım ki, kendimiz ve çocuklarımız için yaşanabilir bir dünya inşa etmenin yolu; çevremize, vaktimize ve bütün insanlara karşı duyarlı olmaktan geçmektedir.</p>

<p>Hutbemizi, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: <strong>“Nerede olursan ol, Allah’a karşı sorumluluğunun bilincinde ol! Bilerek veya bilmeyerek kötü bir fiil işlersen peşinden iyi bir şey yap ki onu yok etsin. Bir de insanlara güzel ahlâkla davran!”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/05-haziran-2026-cuma-hutbesi#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a></strong></p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/05-haziran-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Mâide, 5/105.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/05-haziran-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> İbn Hanbel, II, 199.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/05-haziran-2026-cuma-hutbesi#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Tirmizî, Birr, 55.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/5-haziran-2026-tarihli-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 11:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/05062026-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="39863"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türk dünyasının manevi başkenti Türkistan]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/turk-dunyasinin-manevi-baskenti-turkistan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/turk-dunyasinin-manevi-baskenti-turkistan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Türk dünyasının manevi başkenti" ilan edilen Kazakistan'ın Türkistan şehri, tarihi ve kültürel miras zenginliğiyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini bekliyor. Hoca Ahmet Yesevi Türbesi (fotoğrafta) kentin önemli tarihi yapıları arasında yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/turk-dunyasinin-manevi-baskenti-turkistan</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 11:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/turistan-33.jpg" type="image/jpeg" length="73443"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karaman ovaları gelincik ve mor mahmuz çiçekleriyle süslendi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karaman-ovalari-gelincik-ve-mor-mahmuz-cicekleriyle-suslendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karaman-ovalari-gelincik-ve-mor-mahmuz-cicekleriyle-suslendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karaman il sınırları içerisinde yer alan Karadağ'ın çevresindeki ovalar havaların ısınmasıyla gelincik ve mor mahmuz çiçekleriyle süslendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM FOTO</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karaman-ovalari-gelincik-ve-mor-mahmuz-cicekleriyle-suslendi</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 13:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/gelincik-11.jpg" type="image/jpeg" length="46788"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Büyük Mecidiye Camii ve dolunay]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/buyuk-mecidiye-camii-ve-dolunay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/buyuk-mecidiye-camii-ve-dolunay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da dolunay, Büyük Mecidiye Camii ve Süleymaniye Camii ile birlikte görüntülendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul'da dolunay, Büyük Mecidiye Camii ve Süleymaniye Camii ile birlikte görüntülendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/buyuk-mecidiye-camii-ve-dolunay</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 13:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/istanbul-cami-dolunay-22.jpg" type="image/jpeg" length="59929"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Medine-i Münevvere]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/medine-i-munevvere</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/medine-i-munevvere" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mekke'de hac vazifesini tamamlayarak Kabe'ye veda eden hacıların, hicrette Hazreti Muhammed'e kucak açan Medine'ye gelişleri devam ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/medine-i-munevvere</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 11:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/mescid-i-nebevi-66.jpg" type="image/jpeg" length="17163"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hacılar "veda" tavafında]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/hacilar-veda-tavafinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/hacilar-veda-tavafinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kutsal topraklardaki görevlerini tamamlayıp hacı olan Müslümanlar, veda tavafının ardından Kabe’den ayrılıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Arafat ve Müzdelife'de Kurban Bayramı arifesinde vakfe görevlerini yerine getiren, ardından Cemerat'a geçerek "büyük şeytan" olarak ifade edilen "Akabe cemresi"ne 7 taş atan Müslümanlar, daha sonra Kabe'de ziyaret tavafı ve sayı gerçekleştirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>HAC</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/hacilar-veda-tavafinda</guid>
      <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/06/kabe-11.jpg" type="image/jpeg" length="92802"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arafat Vakfe Duası - Hac 2026]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/arafat-vakfe-duasi-hac-2026</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/arafat-vakfe-duasi-hac-2026" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye'den hac farizasını yapmak üzere Mekke'ye gelen hacı adayları Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş'un yaptığı vakfe duasına “amin” diyerek eşlik etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dünyanın dört bir yanından mübarek topraklara gelen milyonlarca Müslüman, Arafat Vakfesi’ni yaparak hac ibadetinin en önemli rüknünü yerine getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’den gelen 85 bin hacı adayı da Arafat’a çıkarak, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş’un yaptığı vakfe duasına hep birlikte “amin” dediler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Haber</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/arafat-vakfe-duasi-hac-2026</guid>
      <pubDate>Tue, 26 May 2026 14:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/arafat-11.jpg" type="image/jpeg" length="44930"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KURBAN HAKKINDA DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurban-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurban-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban ibadetinin usulüne uygun olarak yerine getirilebilmesi için dikkat edilecek hususlar ve bu bağlamda doğru bilinen bazı yanlışlar nelerdir?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3>Kurban İbadetiyle İlgili Doğru Bilinen Bazı Yanlışlar</h3>

<p>1. "Kesimsiz kurban bağışı" vb. adlar altında yapılan bağışların hiçbir dini dayanağı bulunmamakta olup söz konusu bağışlarla kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz.</p>

<p>2. Bir kurban hissesi yalnızca bir kişi içindir. İmkânı olmayan birden fazla kişinin, tek kişilik bir hisseye ortak olabileceği anlayışı dinen doğru değildir.</p>

<p>3. Kurbanlık hayvanın taşıması gereken vasıflar ve kesimle ilgili diğer hükümler, bütün kurban çeşitlerinde aynı olup çeşitli gayelerle veya şükür niyetine kurban edilecek hayvanlarda, yaş gibi bazı şartların gerekli olmadığı inancı yanlıştır.</p>

<p>4. İnsanların bir araya gelerek topluca Hz. Peygamber adına bir kurban hissesine girmeleri şeklinde bir uygulama dinimizde mevcut değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>5. Dinimizde kabir kurbanı veya ölü kurbanı adıyla bir kurban türü bulunmamaktadır.</p>

<p>6. Kurban kanının, alna veya araba tekerleği gibi eşyalara sürülmesi inancı doğru değildir.</p>

<p>7. Evli olmayan kimselerin -gerekli mali imkâna sahip olsalar da- kurban kesemeyecekleri anlayışı yanlıştır.</p>

<p>8. Kurban kesim işlemini kadınların yapamayacağı anlayışı doğru değildir. Kesme becerisine sahip olan kişi, erkek olsun kadın olsun, kurban kesimini gerçekleştirebilir.</p>

<p>9. Büyükbaş bir kurbanlığın hissedar sayısının mutlaka 3, 5, 7 gibi tekli sayılarda olması gerektiği anlayışı doğru değildir.</p>

<p>10. Kurbanlık hayvanın gerekli yaşını tamamladığı halde henüz kapak atmamış ise kurban edilemeyeceği şeklindeki anlayış doğru değildir.</p>

<p>11. Kurban etlerinin mutlaka yedi fakire dağıtılması gerektiği şeklindeki anlayış doğru değildir. Kurban etini üçe bölmek müstehaptır.</p>

<p>12. Kurbanlık hayvana ortak olanların bazılarının adak veya akika niyetiyle kurbana iştirak etmesinin kurbana engel olduğu şeklindeki anlayış hatalıdır.</p>

<p>13. Seferî (yolcu) olanın kestiği kurbanın geçersiz olduğu anlayışı doğru değildir.</p>

<p>Din İşleri Yüksek Kurulu</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Dijital TV</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurban-hakkinda-dogru-bilinen-yanlislar</guid>
      <pubDate>Sat, 23 May 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/DSCi83UR1pA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="10627"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[22 Mayıs 2026 tarihli Cuma hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/diyanet-isleri-baskanliginca-hazirlanan-22-mayis-2026-tarihli-ve-soz-ahlaki-ve-sosyal-medya-konulu-cuma-hutbesi-yayini</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/diyanet-isleri-baskanliginca-hazirlanan-22-mayis-2026-tarihli-ve-soz-ahlaki-ve-sosyal-medya-konulu-cuma-hutbesi-yayini" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 22 Mayıs 2026 tarihli ve "Söz Ahlakı ve Sosyal Medya" konulu Cuma hutbesi yayını]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Hutbe Ayet 1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/hutbe-ayet-1.webp" width="1280" /></p>

<h3 style="text-align:center"><strong>SÖZ AHLAKI VE SOSYAL MEDYA</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Söz, insanın iç dünyasını dışarıya yansıtan aynasıdır. Güzel bir söz; yaralı kalpleri iyileştiren merhem, kurumuş gönülleri yeşerten can suyudur. Hoş bir kelam; ruhu ilmek ilmek işleyen zarif bir nakış, hataları incitmeden düzelten nazik bir hitaptır. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere, <strong>“Gönül alıcı söz, sadakadır.</strong><strong>”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong></p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Sözün tesiri, sesin yüksekliğinde değil; samimiyetin derinliğinde, üslubun inceliğinde gizlidir. Evet, en yakınımıza dahi sesimizi duyuramıyorsak, akrabalarımızla ortak paydada buluşamıyorsak, komşularımıza ulaşmaya bir yol bulamıyorsak, bunun sebeplerinden biri de konuşma usulümüzdür. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), mümini şöyle tarif etmektedir:<strong> “Mümin; insanları karalayan, lânet eden, kaba ve kötü sözlü, hayâsız birisi değildir.”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong></p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Gönül kapıları, içeriden açılan kilide benzer; o kilidin yegâne anahtarı ise yumuşak bir sözdür. Kur’an-ı Kerim’de, <strong>“Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler; yoksa şeytan aralarına girer. Kuşkusuz şeytan, insanların apaçık düşmanıdır”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a></strong> buyrulmaktadır. Bu sebeple; yuvasında huzur arayan, dilini zarafetle süslesin. Evladına ulaşmak isteyen, önce onun gönlüne bir çift tatlı kelamla misafir olsun. Saygınlık bekleyen, dilini doğrulukla mühürlesin. Berekete nail olmak isteyen, sözüne dürüstlük katsın. Hâsılı, Allah Resûlü (s.a.s)’in buyurduğu üzere, <strong>“Allah’a ve ahiret gününe inanan, ya hayır söylesin ya da sussun.”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn4" name="_ednref4" title=""><sup><strong><sup>[4]</sup></strong></sup></a></strong></p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Söz ahlakının en çok ihlal edildiği alanların başında dijital mecralar gelmektedir. Kimi insanlar, sanal kumar ve uyuşturucu madde gibi bağımlılıklarla; kimileri de şiddete sevk eden dijital oyunlar aracılığıyla kötülüğün günden güne yayılmasına zemin hazırlamaktadır. Kimi insanlar; kimliklerini gizleyerek kalp kırmayı, başkalarının şahsiyetine, şeref ve haysiyetine dil uzatmayı marifet saymaktadır. Kimileri de yalan haberler ile toplumun sinesine fitne ve fesat tohumları ekmektedir. Yüce Rabbimizin bu husustaki uyarısı gayet açıktır: <strong>“İnsanın yanında, söylediği her sözü kaydeden bir melek mutlaka hazır bulunur.”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn5" name="_ednref5" title=""><sup><strong><sup>[5]</sup></strong></sup></a></strong></p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Bizler, teknolojik imkânlarla gelen tehlikeleri, fırsatların arkasına gizlenmiş sinsi tuzakları fark edebilirsek, sanal âlemin zararlarını asgari düzeye indirebiliriz. Dijital teknolojileri, etik değerlerimizi gözeterek kullanabilirsek, kültürümüzle bağdaşmayan söz ve içeriklerden kendimizi ve ailemizi muhafaza edebiliriz.</p>

<p>Hutbemizi, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifleriyle bitiriyoruz: <strong>“Faydasız söz ve davranışları terk etmesi, kişinin iyi bir Müslüman olduğunun göstergesidir.”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn6" name="_ednref6" title=""><strong>[6]</strong></a></strong></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Buhârî, Cihâd, 128.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Tirmizî, Birr, 48.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> İsrâ, 17/53.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Buhârî, Edeb, 31.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref5" name="_edn5" title="">[5]</a> Kâf, 50/18.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/22-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref6" name="_edn6" title="">[6]</a> Tirmizî, Zühd, 11; Muvatta’, Hüsnü’l-hulk, 1.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/diyanet-isleri-baskanliginca-hazirlanan-22-mayis-2026-tarihli-ve-soz-ahlaki-ve-sosyal-medya-konulu-cuma-hutbesi-yayini</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 15:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/2205-cuma-hutbesi-youtube-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="27640"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kurban kesmek yerine sadaka vermekle bu ibadet yerine getirilmiş olur mu?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurban-kesimi-gerceklesmeksizin-yalnizca-para-bagisinda-bulunmak-kurban-yerine-gecer-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurban-kesimi-gerceklesmeksizin-yalnizca-para-bagisinda-bulunmak-kurban-yerine-gecer-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İbadetlerin şekil, şart ve rükünleri olduğu gibi hikmetleri, amaçları ve teşri gerekçeleri de vardır. İbadetlerdeki bu özelliklerin birbirinden ayrı düşünülmesi mümkün değildir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Diğer taraftan ibadetler ancak emredildikleri şekliyle yerine getirilir. Her ibadetin bir yapılış şekli vardır. Kurban ibadeti de ancak kurban olacak hayvanın usûlüne uygun olarak kesilmesiyle yerine getirilebilir. <sup>(<i>el-Fetâva’l-Hindiyye</i>, 5/291)</sup> Bedelini infak etmek suretiyle, kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz. Zira hayvanın kesilmesi bu ibadetin rüknüdür. Nitekim Hz. Peygamber <sup>(s.a.s.)</sup>, kurban meşru kılındıktan sonra her yıl bizzat kurban kesmek sureti ile bu ibadeti yerine getirmiştir. <sup>(bk. Tirmizî, Edâhî, 11 [1506-1507]; Buhârî, Hac, 117, 119 [1712, 1714]; Müslim, Edâhî, 17 [1966])</sup></p>

<p>Hz. Peygamber <sup>(s.a.s.)</sup>, Kurban Bayramı’nda Allah katında en sevimli ibadetin kurban kesmek olduğunu, kurbanın kesilir kesilmez Allah katında makbul olacağını ve kurban edilen hayvanın her bir parçasının kişinin hayır hanesine kaydedileceğini ifade etmiştir. <sup>(Tirmizî, Edâhî, 1 [1493]; İbn Mâce, Edâhî, 3 [3126])</sup></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Allah Teâlâ’nın rızasını kazanmak niyetiyle, karşılıksız olarak fakir ve muhtaçlara yardım etmek, iyilik ve ihsanda bulunmak da Müslüman’ın önemli vazifelerinden biridir. Zaruret derecesinde ihtiyaç içerisinde bulunan kimseye yardım etmek dinimizde farz kabul edilmiştir. Ancak bu iki ibadetin birbirinin alternatifi olarak sunulması doğru değildir. Bu sebeple kesme olmadan hayvanı, sadaka olarak bir kişiye vermek kurban yerine geçmez. <sup>(İbn Âbidîn, <i>Reddü’l-muhtâr</i>, 6/320)</sup> Aynı şekilde kurban bedelini de yoksullara ya da yardım kuruluşlarına vermek suretiyle, kurban ibadeti ifa edilmiş olmaz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kurban Sıkça Sorulan Sorular, Kurban'a Hazırlık</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurban-kesimi-gerceklesmeksizin-yalnizca-para-bagisinda-bulunmak-kurban-yerine-gecer-mi</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 13:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/LOFX2SF61uI/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="46434"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kurbanlık hayvanın nitelikleri nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurbanlik-hayvanin-nitelikleri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurbanlik-hayvanin-nitelikleri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban edilecek hayvanın, sağlıklı, organları tam ve besili olması, hem ibadet açısından hem de sağlık bakımından önem arz eder.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kurban edilecek hayvanın, sağlıklı, organları tam ve besili olması, hem ibadet açısından hem de sağlık bakımından önem arz eder. Bu nedenle, kötürüm derecesinde hasta, zayıf ve düşkün, kesileceği yere gidemeyecek derecede topal, bir veya iki gözü kör, boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırık, dili, kuyruğu, kulakları ve memelerinin yarısı kesik, dişlerinin tamamı veya çoğu dökük hayvanlardan kurban olmaz. Ancak hayvanın doğuştan boynuzsuz olması, şaşı, hafif topal, hafif hasta, bir kulağı delik veya yırtılmış olması, memelerinin yarıdan daha azının olmaması, kurban edilmesine engel değildir. <sup>(Kâsânî, <i>Bedâ’i,</i> 5/75-76)</sup> Buna göre hayvanın değerini düşürücü nitelikteki kusurlar kurbana engeldir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şâfiî mezhebinde, genel olarak yukarıda sayılan kusurlardan birinin bulunması, bir hayvanın kurban olmasına engel teşkil ettiği gibi uyuz olan hayvanlar ile yem yemesini engelleyecek derecede dişlerinin bir kısmı dökülmüş olan hayvanların da kurban edilmesi caiz değildir. <sup>(Nevevî, <i>el-Mecmû</i>‘, 8/399-404)</sup></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kurban Sıkça Sorulan Sorular, Kurban'a Hazırlık</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurbanlik-hayvanin-nitelikleri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 13:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/izCI5r3HocM/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="59909"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kurban ibadetinin mahiyeti nedir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurban-ibadetinin-mahiyeti-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurban-ibadetinin-mahiyeti-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kurban, bir Müslüman’ın bütün varlığını, gerektiğinde Allah yolunda feda etmeye hazır olduğunun bir nişanesidir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sözlükte yaklaşmak, Allah’a <sup>(c.c.)</sup> yakınlaşmaya vesile olan şey anlamlarına gelen kurban, dinî bir terim olarak, Allah’a yaklaşmak ve O’nun rızasına ermek için ibadet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı usûlüne uygun olarak kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder. Kurban Bayramı’nda kesilen kurbana "udhiye", hacda kesilen kurbana ise "hedy" denir.</p>

<p>Akıl sağlığı yerinde, hür, mukîm ve dinî ölçülere göre zengin sayılan mümin, İlâhî rızayı kazanmak gayesiyle kurbanını kesmekle hem Cenâb-ı Hakka yaklaşmakta, hem de maddî durumlarının yetersiz olması sebebiyle kurban kesemeyenlere yardımda bulunmaktadır. Bu ibadetin ruhunda Hakk’a yakınlık ve halka fedakârlıkta bulunma anlayışı vardır. Kurban, bir Müslüman’ın bütün varlığını, gerektiğinde Allah yolunda feda etmeye hazır olduğunun bir nişanesidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mezheplerin çoğuna göre, udhiye kurbanı kesmek sünnettir. <sup>(İbn Rüşd, <i>Bidâyetü'l-müctehid</i>, 2/191)</sup> Hanefî mezhebinde ise tercih edilen görüş, kurbanın vâcip olduğudur. <sup>(Merğînânî, <i>el-Hidâye</i>, 4/355)</sup> Kurban, -fıkhî hükmü ne olursa olsun- Müslüman toplumların belirli simgesi ve şiarı sayılan ibadetlerden biri olarak asırlardan beri özellikle milletimizin dinî hayatında önemli bir yer tutmaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kurban Sıkça Sorulan Sorular, Kurban'a Hazırlık</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/kurban-ibadetinin-mahiyeti-nedir</guid>
      <pubDate>Tue, 19 May 2026 13:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/g6TXFf6BUZ8/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="42004"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Adana'nın Yeşil Camisi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/adananin-yesil-camisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/adananin-yesil-camisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana'da baharın gelişiyle bahçesindeki çiçekler açan Köprüköy Camii, dış cephesi ve minaresini saran sarmaşıkların canlanmasıyla yeşil renge büründü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Halk arasında "Yeşil Camii" olarak bilinen Köprülü Mahallesi'ndeki cami, havaların ısınmasıyla gözleri şenlendiren görünüme kavuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/adananin-yesil-camisi</guid>
      <pubDate>Mon, 18 May 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/55-14.jpg" type="image/jpeg" length="67284"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[15 Mayıs 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/15-mayis-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/15-mayis-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 15 Mayıs 2026 tarihli ve "Toplumsal Sorumluluklarımız" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><img alt="Hutbe Ayet-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/hutbe-ayet-1.webp" width="1280" /></p>

<p></p>

<p></p>

<h3 style="text-align:center"><strong>TOPLUMSAL SORUMLULUKLARIMIZ</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>İslam, kişinin; Rabbine ve kendisine karşı görevleri yanında, ailesine ve içinde yaşadığı topluma karşı sorumluluklarını da düzenleyen bir dindir. Allah Resûlü (s.a.s)’in hadislerinde yer alan şu ifade ne kadar da önemlidir: <strong>“Üzerinde kendinin hakkı vardır. Rabbinin hakkı vardır. Misafirinin hakkı vardır. Ailenin hakkı vardır. O halde her hak sahibine hakkını ver!”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/15-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong></p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Eşlerin sevgi ve saygıyla birbirine bağlı kaldığı, büyüklere hürmetin eksik edilmediği, çocuklarla bereketlenen bir aile yuvası kurmak, onu korumak ve güçlendirmek insani ve toplumsal sorumluluğumuzdur. Zira kişinin; ruhsal, duygusal ve zihinsel olarak huzur bulduğu, inanç ve medeniyet değerleriyle buluştuğu ilk yer ailesidir. Erdemli bireylerin oluşturduğu faziletli bir toplum ve barış içinde bir dünya inşa etmenin yolu aileden geçmektedir. Yüce Rabbimiz, <strong>“Kendileri ile huzur bulasınız diye size kendi türünüzden eşler yaratması ve aranıza sevgi ile merhamet koyması O’nun varlığının delillerindendir”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/15-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong> buyurarak, bizlere, ailenin ilahî bir lütuf olduğunu hatırlatmaktadır. Dolayısıyla hiçbir yapı, aile kurumunun alternatifi değildir. Ve yine hiçbir şey; eşlerin birbirlerine duyduğu muhabbetin, çocukların verdiği neşenin, anne ve babanın hissettirdiği mutluluğun, dede ve ninenin sağladığı güvenin yerini asla dolduramaz.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Dinine bağlı, mukaddesatına saygılı nesiller yetiştirmek, ihmal edemeyeceğimiz diğer bir sorumluluğumuzdur.<strong> </strong>Ecdadımızdan bize miras kalan; kimlik, aidiyet ve fedakârlık gibi hasletleri gençlerimize kazandırmak asli vazifelerimizdendir. Evlatlarımıza değer vermek, onları dinlemek, iki cihan saadetleri için kendilerine rehberlik etmek vazgeçemeyeceğimiz görevlerimizdendir. Allah Resûlü (s.a.s), bu hususta bizleri şöyle uyarmaktadır: <strong>“Bakmakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal etmesi, kişiye günah olarak yeter.”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/15-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn3" name="_ednref3" title=""><sup><strong><sup>[3]</sup></strong></sup></a></strong></p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Engelleri azimle aşmaya çalışan kardeşlerimize ve ailelerine karşı duyarlı olmak ise dini, ahlaki ve toplumsal sorumluluğumuzdur. Bu sebeple <strong>“Kim, kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah da onun ihtiyacını giderir”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/15-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn4" name="_ednref4" title=""><strong>[4]</strong></a> </strong>nebevi<strong> </strong>tavsiyesine uyarak; ibadethanelerimizi, okullarımızı, binalarımızı, sokaklarımızı, engelli kardeşlerimizin kullanabileceği şekilde imar etmeliyiz. Hayatı, özel gereksinimli kardeşlerimiz için kolaylaştırmanın gayretinde olmalıyız.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Bugün, topyekûn bütün insanlık, pek çok yıkıcı unsurla karşı karşıyadır. Hiçbir sınır ve değer tanımayanlar tarafından; dijital mecralar, reklamlar, televizyon programları ve filmler aracılığıyla toplumun yapı taşı olan aile müessesesi zayıflatılmak istenmektedir. Sapkın akımlar ve batıl ideolojiler eliyle, gençlerin zihin dünyaları bulandırılmaya çalışılmaktadır. Böylesine bir çağda bize düşen; Rabbimizin emirlerine hakkıyla uymak, fıtratımıza sahip çıkmak, nebevî ahlakı ailemize ve nesillerimize aktarmaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hutbemizi, Kur’an-ı Kerim’de yer alan şu dua ile bitiriyoruz: <strong>“…Rabbim! ‘Bana, anne ve babama verdiğin nimetlere şükretmeyi, razı olacağın işleri yapmayı’ bana nasip et. Neslimi de salih kimseler eyle…”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/15-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn5" name="_ednref5" title=""><strong>[5]</strong></a></strong></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/15-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Tirmizî, Zühd, 63.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/15-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Rûm, 30/21.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/15-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Ebû Dâvûd, Zekât, 45.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/15-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Müslim, Birr, 58.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/15-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref5" name="_edn5" title="">[5]</a> Ahkâf, 46/15.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/15-mayis-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 15 May 2026 10:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/cuma-hutbesi-youtube-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="37825"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[8 Mayıs 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/8-mayis-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/8-mayis-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 8 Mayıs 2026 tarihli ve "İbadetler, Bizi Rabbimize Yakınlaştırır" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarih: 08.05.2026</strong></p>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>﷽</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ</strong><strong>.</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ</strong><strong> </strong><strong>عَلَيْهِ وَسَلَّمَ</strong><strong>:</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>...</strong><strong>اَللّٰهُمَّ مِنْكَ وَلَكَ عَنْ مُحَمَّدٍ وَأُمَّتِهِ</strong><strong>.</strong></h3>

<h3 style="text-align:center"><strong>İBADETLER, BİZİ RABBİMİZE YAKINLAŞTIRIR</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>İbadetlerimiz, bizi; Rabbimize yakınlaştıran, O’nun rızasına ulaştıran ve güzel ahlakla donatan kulluk vazifemizdir. <strong>“De ki: Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm ancak âlemlerin Rabbi olan Allah içindir”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/08-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> ayet-i kerimesi bunun en açık ifadesidir.</p>

<p>Namazımız, bizi günahlardan ve kötülüklerden alıkoyar. Kalbimize ferahlık, ruhumuza huzur verir. Zekâtımız ve sadakamız, malımıza ve ömrümüze bereket katar. Yardımlaşma ve dayanışma bilincinin bütün topluma yayılmasına vesile olur. Orucumuz; gönlümüzü, dünyevi hırs ve tutkuların esaretinden kurtarır. Ahlakımızı olgunlaştırır, bize şahsiyet kazandırır.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Haccımız ve umremiz, Allah’a teslimiyetimizin nişanesi olan ibadetlerimizdendir. Kur’an-ı Kerim’de, <strong>“Haccı ve umreyi Allah için eksiksiz yerine getirin”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/08-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong> buyrulmaktadır. Hacı adaylarımızı kutsal beldelere yolcu ettiğimiz şu günlerde bizler biliyoruz ki, haccımız ve umremiz; dili, ırkı ve mezhebi farklı olan Müslümanları bir araya getiren, onlara kulluk bilinci ve ümmet şuuru kazandıran kardeşlik buluşmasıdır. Müminin, Allah’ın sonsuz rahmet ve merhametine sığındığı, samimi tövbeler ve gözyaşlarıyla günahlarının bağışlanmasını umduğu kutlu bir yolculuktur. İnananlara, geçmişin muhasebesini yaparak geleceklerini inşa etme fırsatı sunan yenilenme ve diriliş zamanıdır.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Yüce Rabbimize olan kurbiyyetimizi artıran bir diğer ibadet ise kurbandır. Yine bugünlerde hazırlığına başladığımız kurban ibadetimiz, malımızı ve canımızı Cenâb-ı Hakk’ın yolunda feda edebileceğimizin bir göstergesidir. <strong>“Kurbanların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. O’na ulaşacak olan ancak sizin takvanızdır”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/08-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a> </strong>ayet-i kerimesinde buyrulduğu üzere, kurbandan maksat, Allah’ın emrine boyun eğmektir. O’na olan sadakati izhar etmektir. Kurbandan maksat; bencillik, cimrilik ve tamahkârlık gibi kötü huylardan arınmaktır. Ve kurbandan maksat; gönüllerimizi birbirine açmaktır, birlik ve beraberliğimizi pekiştirmektir. Böylelikle iyiliği yeryüzüne hâkim kılmanın gayretinde olmaktır.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Kurban, bir iyilik hareketidir. Milletimizi bir umut olarak gören insanlarla aramızda kurduğumuz gönül köprüsüdür. Kurban, yolumuzu hasretle bekleyen kardeşlerimizin hanelerine muhabbet taşımak, sofralarında bayram sevincini yaşatmaktır. Bu vesileyle; arzu eden kardeşlerimiz, vekâlet yoluyla kestirmek istedikleri kurbanlarını, Diyanet İşleri Başkanlığımız ve Türkiye Diyanet Vakfımıza emanet ederek bu iyilik hareketine destek verebilirler.</p>

<p>Yüce Rabbimizden; bizleri, sağlık ve afiyet içerisinde Kurban Bayramı’na ulaştırmasını niyaz ediyoruz. Hutbemizi, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu duasıyla bitiriyoruz: <strong>“…Allah’ım! Bu kurban Sendendir ve Hz. Muhammed (s.a.s) ile ümmeti tarafından Senin rızan için sunulmuştur.”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/08-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn4" name="_ednref4" title=""><sup><strong><sup>[4]</sup></strong></sup></a></strong></p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/08-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> En’âm, 6/162.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/08-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Bakara, 2/196.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/08-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Hac, 22/37.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/08-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> İbn Mâce, Edâhî, 1.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/8-mayis-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/8-mayis-2026-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="10368"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yurtta bahar havası]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/yurtta-bahar-havasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/yurtta-bahar-havasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yurdun büyük kısmında  ilkbaharın gelmesiyle birlikte çiçekler açtı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM FOTO</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/yurtta-bahar-havasi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/ilk-bahar-cicek-11.jpg" type="image/jpeg" length="35197"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üsküdar'da 333 Hafız icazet sevinci yaşadı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/uskudarda-333-hafiz-icazet-sevinci-yasadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/uskudarda-333-hafiz-icazet-sevinci-yasadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Büyük Çamlıca Camii'nde, Üsküdar'da Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı imam hatip okulları ile Müftülüğe bağlı Kur'an kurslarında hafızlık eğitimini tamamlayan 333 öğrenci için Hafızlık İcazet Merasimi düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş'un katılımıyla düzenlenen törende 333 hafıza icazet verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/uskudarda-333-hafiz-icazet-sevinci-yasadi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 14:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/hafiz-hafizlik-33.jpg" type="image/jpeg" length="91604"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hollanda'da dünyanın en büyük lale bahçelerinden Keukenhof, 77'inci kez ziyarete açıldı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/hollandada-dunyanin-en-buyuk-lale-bahcelerinden-keukenhof-77inci-kez-ziyarete-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/hollandada-dunyanin-en-buyuk-lale-bahcelerinden-keukenhof-77inci-kez-ziyarete-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollanda'nın Lisse kentinde, dünyanın en büyük lale bahçelerinden biri olarak nitelendirilen 32 hektar büyüklüğündeki Keukenhof, bu yıl 77'inci kez ziyaretçilere kapılarını açtı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Lalenin her türünün bulunduğu bahçe, mart-mayıs döneminde olmak üzere 8 hafta dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerini ağırlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hazırlıkların aylarca sürdüğü bahçede, laleler en güzel şeklini nisan ortasında alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM FOTO</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/hollandada-dunyanin-en-buyuk-lale-bahcelerinden-keukenhof-77inci-kez-ziyarete-acildi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/lale-bahcesi.jpg" type="image/jpeg" length="32311"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
