<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Diyanet Haber</title>
    <link>https://www.diyanethaber.com.tr</link>
    <description>Diyanet Haber / Diyanet Sınav / Diyanet Duyuru / Diyanet Hutbe / Müftülükler / İslam Dünyası / Kültür Sanat / #Keşfet / www.diyanethaber.com.tr</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.diyanethaber.com.tr/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025 Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 26 Apr 2026 15:22:05 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Diyarbakır'da, Türkiye 11. Uluslararası Hafızlık ve Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması'nın finali yapılıyor]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/diyarbakirda-turkiye-11-uluslararasi-hafizlik-ve-kuran-i-kerimi-guzel-okuma-yarismasinin-finali-yapiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/diyarbakirda-turkiye-11-uluslararasi-hafizlik-ve-kuran-i-kerimi-guzel-okuma-yarismasinin-finali-yapiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyarbakır'da 39 ülkeden 41 yarışmacının katılımıyla düzenlenen "Türkiye 11. Uluslararası Hafızlık ve Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması"nda finali heyecanı yaşanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Diyanet İşleri Başkanlığı Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanlığınca Selahaddin Eyyubi Camii Konferans Salonu'nda düzenlenen ve bugün finali yapılan yarışmada, Kur'an-ı Kerim okundu.</p>

<p>Finalde "hafızlık" kategorisinde Türkiye, Nijerya, Mısır, Yemen, Libya, Moritanya ve Kamerun, güzel okuma kategorisinde ise Türkiye, Malezya, Filipinler, Bangladeş, Fas, Mısır ve Endonezya'dan olmak üzere her iki kategoride toplam 14 kişi yarışıyor.</p>

<p><img alt="Diyarbakır Yarışma 22-1" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/diyarbakir-yarisma-22-1.jpg" width="860" /></p>

<p>Dereceye giren yarışmacılar, Türkiye, Kazakistan, Filipinler, Mısır ve Suriye'den 6 kişilik jürinin değerlendirmesi sonucu belirlenecek.</p>

<p>Diyarbakır İl Müftüsü Celal Büyük, yarışmanın 11'incisinin peygamberler ve sahabeler kenti Diyarbakır'da yapılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.</p>

<p>Yarışmanın 20 Nisan'da başladığını ve bugünkü final ile tamamlanacağını belirten Büyük, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>"Yarışmaya 39 ülkeden 29'u hafızlık, 12'si güzel okuma kategorisinden toplam 41 yarışmacımız katıldı. Bugün finali gerçekleşiyor. Burada dereceye girenlerin ödülleri, 29 Nisan'da Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımlarıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenecek ödül töreninde verilecek. Bu büyük organizasyonun Diyarbakır'da gerçekleşiyor olması, Diyarbakır'ın geçmişi ile geleceğine dair çok büyük bir köprü kuracaktır. Farklı ülkelerden yarışmacılarımız Diyarbakır'ı tanıdılar, kentin kültürü hakkında bilgi edindiler. Bu anlamda da çok mutluyuz."</p>

<p><img alt="Diyarbakır Yarışma 33" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/diyarbakir-yarisma-33.jpg" width="860" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Final programına, kamu kurum müdürleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, davetliler ve vatandaşlar katıldı.</p>

<p>Yarışma saat 16.00'a kadar devam edecek.</p>

<p><img alt="Diyarbakır Yarışma 11-1" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/diyarbakir-yarisma-11-1.jpg" width="860" /></p>

<p>Yarışmada dereceye girenlere 29 Nisan'da Ankara'da düzenlenecek törende ödülleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından verilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER, Diyarbakır Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/diyarbakirda-turkiye-11-uluslararasi-hafizlik-ve-kuran-i-kerimi-guzel-okuma-yarismasinin-finali-yapiliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/diyarbakir-yarisma-55.jpg" type="image/jpeg" length="97943"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fethe Açılan Kapı: Hudeybiye]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/fethe-acilan-kapi-hudeybiye</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/fethe-acilan-kapi-hudeybiye" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir Hadis: Biz Hudeybiye günü bin dört yüz kişi idik. Peygamber (sas) bizim için, “Bugün siz yeryüzü halkının en hayırlısısınız!” buyurdu. (Müslim, İmâre, 71)]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hudeybiye, Mekkeli müşriklerin Medine İslam devletini resmen tanıdıklarını gösteren belgeyi imzaladıkları barış antlaşmasıdır. Bu antlaşmaya göre Müslümanlar o yıl umre yapmayacak, ertesi sene umre için geleceklerdi. Mekkeli biri Medine’ye kaçarsa iade edilecek, Medine’den Mekke’ye kaçanlarsa iade edilmeyecekti. Her iki taraf da hâkimiyeti altındaki toprakları ticaret kervanlarının geçişi, hac ve umre için emniyet altında tutacaktı. Diğer Arap kabileleri, istediği tarafla ittifak yapabilecek ve onlar da bu şartlara uyacaktı. Bu barış antlaşması on yıl süre ile geçerliydi ve bu sürede Müslümanlar ve Kureyşliler birbirine saldırmayacaktı. Taraflardan biri bu ittifaka dâhil olmayan herhangi bir kabile ile savaşa girerse diğeri pasif kalacaktı. Hudeybiye Antlaşması İslam tarihinde bir dönüm noktasıdır. Antlaşma, ilk bakışta Müslümanların aleyhine görünmesine rağmen, lehlerinde gelişmelere vesile olmuştur. Bu gelişmelerin başında İslam’ın hızla yayılması ve Mekke’nin fethi gelmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p><strong>• Hudeybiye Antlaşması (6/628)<br />
• Fırtına: Sitte-i Sevr bitti.</strong></p>

<hr />
<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Takvimi</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/fethe-acilan-kapi-hudeybiye</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/mehmet/takvim-2026/nisan-26.jpg" type="image/jpeg" length="15175"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Giresun’da 224 hafız icazet aldı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/giresunda-224-hafiz-icazet-sevinci-yasadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/giresunda-224-hafiz-icazet-sevinci-yasadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Giresun’da hafızlık eğitimini tamamlayan 224 öğrenci, düzenlenen merasimde icazet almanın sevincini yaşadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Giresun İl Müftülüğü'ne bağlı Kur’an kurslarında hafızlık eğitimini tamamlayıp Diyanet İşleri Başkanlığınca uygulanan Hafızlık Tespit Sınavı'nda başarılı olan 224 öğrenci için "Hafızlık Merasimi" düzenlendi.</p>

<p>19 Eylül Spor Salonu’ndaki program, hafızlık eğitimini tamamlayan 224 öğrencinin salavatlar eşliğinde merasim alanındaki yerlerini almasıyla başladı.</p>

<p>Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan program, Kur'an-ı Kerim tilaveti ile devam etti.</p>

<p><img alt="Giresun’da 224 Hafız Icazet Aldı 5" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-224-hafiz-icazet-aldi-5.jpg" width="860" /></p>

<h3><strong>- "Kur’an-ı Kerim bizim yaşam kılavuzumuzdur"</strong></h3>

<p>Merasimin açış konuşmasını yapan Giresun İl Müftüsü Selçuk Kılıçbay, gönül dünyalarını Kur’an’ın nuruyla inşa eden hafızların, hayatları boyunca bu kutlu istikamette ilerlemesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>İl Müftüsü Selçuk Kılıçbay, kalbi Kur’an ile çarpan hafızların her türlü kötülük karşısında Kur’an’ın rehberliğiyle sarsılmaz birer kale gibi duracaklarına inancının tam olduğunu belirterek şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>"Kur’an-ı Kerim bizim yaşam kılavuzumuzdur. Bir ismi de 'Furkan'dır, hakkı batıldan ayırır. Kıymetli hafızlarımız, sizler hak ile batılı ayıran ve bunun yeryüzündeki yürüyen temsilcileri olacaksınız. Kur’an nurdur, gönülleri, hayatı, dünyayı ve ahireti nurlandırır. Bu kutsal emanet elimizde olduğu müddetçe bayrağımıza, vatanımıza, mukaddesatımıza ve şerefimize kimse el uzatamayacaktır. Bu muazzam manzara hepimiz için tarif edilemez bir gurur ve heyecan kaynağıdır. Cemiyetimizin hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinizi Allah’a emanet ediyorum."</p>

<p><img alt="Giresun’da 224 Hafız Icazet Aldı 6" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-224-hafiz-icazet-aldi-6.jpg" width="860" /></p>

<h3><strong>- "Kur’an-ı Kerim’in ezberlenmesi ilahi bir mucizedir"</strong></h3>

<p>Merasimde bir konuşma yapan Diyanet İşleri Başkanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdürü Nazif Fethi Yalçınkaya, 224 hafızın Giresun’un manevi atmosferine büyük bir zenginlik kattığını ifade etti.</p>

<p>Kur’an-ı Kerim’in korunmasında hafızlık müessesesinin kilit bir rol oynadığının altını çizen Yalçınkaya, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>"Şu görmüş olduğunuz tablo, Kur’an-ı Kerim’in Allah kelamı olduğunun delilidir. 604 sayfalık bir kitabın, indirildiği dilin dışındaki coğrafyalarda, her yaştan insan tarafından kelime kelime, harf harf ezberlenebilmesi yeryüzünde başka hiçbir esere nasip olmamıştır. Bu durum, Kur’an’ın bir insan sözü olmadığının, doğrudan ilahi bir vahiy olduğunun en büyük ispatıdır. Hafızlarımız, bu mukaddes emaneti sadece zihinlerine değil, gönüllerine de nakşetmişlerdir."</p>

<p>Genel Müdür Yalçınkaya, hafızlığın büyük bir sabır ve fedakarlık olduğunu belirterek, "Hafızlarımız, gecenin karanlığında, sabahın seherinde, günün sıcağında ve soğuğunda büyük bir azimle çalıştılar. Onların hocaları birer rehber, anne ve babaları ise en büyük destekçileri oldu. Bugün takdim edilecek icazetler, dökülen terin ve edilen duaların en güzel karşılığıdır. Hafızlarımızın, Kur’an’ın sadece lafzını değil, manasını da hayatlarına rehber edeceklerine inancımız tamdır." dedi.</p>

<p><img alt="Giresun’da 224 Hafız Icazet Aldı 8" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-224-hafiz-icazet-aldi-8.jpg" width="860" /></p>

<h3><strong>- "Hafız, Kur’an ahlakını bizzat temsil etmelidir"</strong></h3>

<p>Merasimde konuşan Diyanet İşleri Başkanlığı İnsan Kaynakları Genel Müdürü Sinan Kazancı, icazet alan hafızlar için asıl sorumluluğun bu aşamadan sonra başladığını kaydetti.</p>

<p>Genel Müdür Kazancı, hafızların üzerindeki emaneti ömür boyu vakarla taşıması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:</p>

<p>"Hafızlık, kelimelerin ötesinde bir şahsiyet inşasıdır. Kur'an-ı Kerim'i sadece zihne nakşetmek yetmez, hafızlarımızın oturuşuyla, konuşmasıyla ve sergilediği ahlakla Kur’an ahlakını bizzat temsil etmesi gerekir. Kendi hayatımdan bir örnekle ifade etmem gerekirse, ben köyümüzdeki imamın vakarından ve Kur’an ahlakından etkilenerek bu yola girmiş bir kardeşinizim. Sizler de artık bu toplumda hafızlık onurunun ve İslam ahlakının en güzel canlı örnekleri olacaksınız. Rabbim ezberlediğiniz Kur’an’ı muhafaza etmeyi, Kur’an’ın da sizleri bir ömür korumasını nasip eylesin."</p>

<p>Hafız öğrencileri yetiştiren din görevlilerini ve aileleri de tebrik eden Kazancı, "Evlatlarımızı birer emanet olarak kabul edip, onları ilmek ilmek dokuyan ve Kur’an ahlakıyla bir nesil yetiştirme mücadelesi veren hocalarımıza şükranlarımı sunuyorum. Göz aydınlığı evlatlarını Kur’an kurslarımıza emanet eden, onların hafız olması için her türlü desteği veren anne ve babaları tebrik ediyorum. Bu kutlu yolculukta maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen hayırseverlerimizin de dünya ve ahiret mükafatına nail olmalarını temenni ediyorum." diye konuştu.</p>

<p><img alt="Giresun’da 224 Hafız Icazet Aldı 9" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-224-hafiz-icazet-aldi-9.jpg" width="860" /></p>

<h3><strong>- "Dini İlimler Külliyesi ile hafızlarımızın sayısını artıracağız"</strong></h3>

<p>Merasimde bir konuşma yapan Giresun Milletvekili Ali Temür, hafızları ve ailelerini tebrik ederek, şehirde yapımı devam eden Dini İlimler Külliyesi projesine ilişkin önemli bilgiler verdi.</p>

<p>Hayırseverleri projeye destek olmaya davet eden Milletvekili Temür, "Bu eser bittiğinde içerisinde yatılı kız ve erkek hafızlık kursları, 4-6 yaş grubu kreşler, İlahiyat Akademisi, cami ve konferans salonları yer alacak. Bir yıl içerisinde ilk bloğu hizmete açmayı hedefliyoruz." dedi.</p>

<p><img alt="Giresun’da 224 Hafız Icazet Aldı 10" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-224-hafiz-icazet-aldi-10.jpg" width="860" /></p>

<h3><strong>- "Hafızlarımız dünyaya barış ve kardeşlik mesajı sunan elçilerimizdir"</strong></h3>

<p>Merasimde katılımcılara hitap eden Giresun Milletvekili Prof. Dr. Nazım Elmas, hafızlığı, topluma yön veren bir 'rol model' olma hali ve şahsiyet inşası olarak tanımladı.</p>

<p>Milletvekili Elmas, hafızlık makamının büyük bir birikim ve güç gerektirdiğini ifade ederek, "Giresun'da artık hayatıyla, yaşayışıyla, konuşmasıyla ve ahlakıyla bizlere rehberlik edecek 224 yeni rol modelimiz var. Bundan daha büyük bir mutluluk olamaz. Kur’an-ı Kerim’in ahlakıyla donanan bu gençlerimiz, sadece şehrimiz veya ülkemiz için değil, tüm dünyaya barışı, kardeşliği ve huzuru taşıyacak elçilerimizdir." dedi.</p>

<p><img alt="Giresun’da 224 Hafız Icazet Aldı 11" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-224-hafiz-icazet-aldi-11.jpg" width="860" /></p>

<h3><strong>- "Kur’an’ı hayatında tatbik eden nesiller toplumun gerçek gücüdür"</strong></h3>

<p>Ardından kürsüye gelen Giresun Valisi Mustafa Koç, hafızlık eğitimini başarıyla tamamlayan 224 öğrencinin sevincini paylaştı. Giresun Valisi Koç, Kur’an-ı Kerim’in asırlardır değişmeden milyonlarca insan tarafından hıfzedilmesinin yüce bir emanet olduğunu vurguladı.</p>

<p>Vali Koç, hafızların gösterdiği azim ve disiplinin, toplum için son derece kıymetli bir kazanım olduğunu belirterek, "Sizlerden beklentimiz, hıfzettiğiniz bu Yüce Kitabı sadece ezberde tutmanız değil, onun anlamını idrak ederek hayatınıza tatbik etmeniz ve yaşayışınızla örnek bireyler olmanızdır. Kur’an’ın rehberliğiyle hem kendi istikbalinize hem de ülkemizin geleceğine önemli katkılar sunacağınıza inancımız tamdır." dedi.</p>

<p>Bir toplumun gerçek gücünün, yetiştirdiği bireylerin ahlaki duruşuyla ölçülebileceğine işaret eden Vali Koç konuşmasında şunlara yer verdi:</p>

<p>"Bilgi ve başarı, ancak sağlam bir ahlaki zeminle mana kazanır. Bu nedenle evlatlarımızın dürüstlük, merhamet ve sorumluluk bilinciyle yetişmesi büyük önem arz etmektedir. Bu değerlerin kazandırılmasında en büyük pay, büyük bir sabırla öğrencilerimizi yetiştiren hocalarımıza aittir. Fedakarlıklarıyla bu gurur tablosunu hazırlayan tüm eğitimcilerimize teşekkür ediyorum. Bu müşfik ve zorlu süreci dualarıyla, destekleriyle taçlandıran anne ve babalarımızı canı gönülden kutluyorum. Evlatlarınızla ne kadar gurur duysanız azdır. Devlet olarak, milli ve manevi değerlerine bağlı, donanımlı nesillerin yetişmesi için emek harcayan her bireyin ve her kurumun yanında olmaya devam edeceğiz. Bu güzelliğin ortaya çıkmasında emeği geçen, hayırlarıyla katkı sunan tüm hemşehrilerimizden Allah razı olsun."</p>

<p>Hafızlar adına bir konuşma yapan Dilanur Ertürk ise, duygu ve düşüncelerini paylaşarak kendilerini yetiştiren ailelere ve din görevlilerine teşekkür etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Konuşmaların ardından, icazet alan 224 hafızı temsil eden 12 öğrenci, Diyanet İşleri Başkanlığı Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Üyesi Sedat Aydınlı’nın riyasetinde Kur’an-ı Kerim tilavet etti.</p>

<p>Okunan surelerin ardından Aydınlı’nın yaptığı dua ile merasim tamamlandı.</p>

<p>Giresun Valisi Mustafa Koç ve il protokolü tarafından öğrencilere belgeleriyle birlikte çeşitli hediyeler takdim edildi.</p>

<p><img alt="Giresun’da 224 Hafız Icazet Aldı 3" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-224-hafiz-icazet-aldi-3.jpg" width="860" /></p>

<p><img alt="Giresun’da 224 Hafız Icazet Aldı 2" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-224-hafiz-icazet-aldi-2.jpg" width="860" /></p>

<p><img alt="Giresun’da 224 Hafız Icazet Aldı 19" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-224-hafiz-icazet-aldi-19.jpg" width="860" /></p>

<p></p>

<p><img alt="Giresun’da 224 Hafız Icazet Aldı 20" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-224-hafiz-icazet-aldi-20.jpg" width="860" /></p>

<p><img alt="Giresun’da 224 Hafız Icazet Aldı 22" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-224-hafiz-icazet-aldi-22.jpg" width="860" /></p>

<p><img alt="Giresun’da 224 Hafız Icazet Aldı 21" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-224-hafiz-icazet-aldi-21.jpg" width="860" /></p>

<p><img alt="Giresun’da 224 Hafız Icazet Aldı 23" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-224-hafiz-icazet-aldi-23.jpg" width="860" /></p>

<p><img alt="Giresun’da 224 Hafız Icazet Aldı 4" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-224-hafiz-icazet-aldi-4.jpg" width="860" /></p>

<p><img alt="Giresun’da 224 Hafız Icazet Aldı 7" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-224-hafiz-icazet-aldi-7.jpg" width="860" /></p>

<p><img alt="Giresun’da 224 Hafız Icazet Aldı 12" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-224-hafiz-icazet-aldi-12.jpg" width="860" /></p>

<p><img alt="Giresun’da 224 Hafız Icazet Aldı 13" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-224-hafiz-icazet-aldi-13.jpg" width="860" /></p>

<p><img alt="Giresun’da 224 Hafız Icazet Aldı 14" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-224-hafiz-icazet-aldi-14.jpg" width="860" /></p>

<p><img alt="Giresun’da 224 Hafız Icazet Aldı 16" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-224-hafiz-icazet-aldi-16.jpg" width="860" /></p>

<p><img alt="Giresun’da 224 Hafız Icazet Aldı 18" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-224-hafiz-icazet-aldi-18.jpg" width="860" /></p>

<p><img alt="Giresun’da 224 Hafız Icazet Aldı 17" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-224-hafiz-icazet-aldi-17.jpg" width="860" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Giresun Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/giresunda-224-hafiz-icazet-sevinci-yasadi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 20:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/giresunda-224-hafiz-icazet-aldi-16.jpg" type="image/jpeg" length="81195"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beş Vakit Farz Namaz: Mü'minin Miracı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/bes-vakit-farz-namaz-muminin-miraci-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/bes-vakit-farz-namaz-muminin-miraci-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beş vakit namaz ne zaman farz kılınmıştır? Hiçbir namazın kılınamayacağı vakitler hangileridir? Orta namaz hangisidir? Münafıklara ağır gelen iki namaz hangileridir?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><span><span><span new="" roman="" times="">عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ قَالَ: كُنْتُ مَعَ النَّبِيِّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) فِى سَفَرٍ… قَالَ: “رَأْسُ الْأَمْرِ الْإِسْلاَمُ وَعَمُودُهُ الصَّلاَةُ…”</span></span></span></p>

<p><span><span><span new="" roman="" times="">Muâz b. Cebel (ra) anlatıyor: “Hz. Peygamber (sas) ile birlikte bir yolculukta idim… O (sas) şöyle buyurdu: "Dinin başı İslâm (kelime-i şehâdet getirerek Allah'a (cc) teslim olmak), direği ise <strong>namaz</strong>dır." </span></span></span></p>

<p><span><span><span new="" roman="" times="">(T2616 Tirmizî, Îmân, 8; HM22366 İbn Hanbel, V, 231)</span></span></span></p>

<p><span><span><span new="" roman="" times="">***</span></span></span></p>

<p><span><span><span new="" roman="" times="">سَمِعْتُ جُنْدَبًا الْقَسْرِيَّ يَقُولُ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : “مَنْ صَلَّى صَلاَةَ الصُّبْحِ فَهُوَ فِى ذِمَّةِ اللَّهِ…”</span></span></span></p>

<p><span><span><span new="" roman="" times="">Cündeb el-Kasrî'den (ra) işitildiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: “Her kim <strong>sabah</strong> <strong>namaz</strong>ını kılarsa, o kimse Allah'ın (cc) koruması altındadır.”</span></span></span></p>

<p><span><span><span new="" roman="" times="">(M1494 Müslim, Mesâcid, 262)</span></span></span></p>

<p><span><span><span new="" roman="" times="">***</span></span></span></p>

<p><span><span><span new="" roman="" times="">عَنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عُمَرَ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ: “الَّذِى تَفُوتُهُ صَلاَةُ الْعَصْرِ كَأَنَّمَا وُتِرَ أَهْلَهُ وَمَالَهُ.”</span></span></span></p>

<p><span><span><span new="" roman="" times="">Abdullah b. Ömer'den (ra) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: “İkindi <strong>namaz</strong>ını kaçıran kimse, sanki ailesini ve malını yitirmiş gibidir.”</span></span></span></p>

<p><span><span><span new="" roman="" times="">(B552 Buhârî, Mevâkîtü"s-salât, 14; M1417 Müslim, Mesâcid, 200)</span></span></span></p>

<p><span><span><span new="" roman="" times="">***</span></span></span></p>

<p></p>

<p><span><span><span new="" roman="" times="">عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) يَقُولُ: “أَرَأَيْتُمْ لَوْ أَنَّ نَهْرًا بِبَابِ أَحَدِكُمْ، يَغْتَسِلُ فِيهِ كُلَّ يَوْمٍ خَمْسًا، مَا تَقُولُ ذَلِكَ يُبْقِى مِنْ دَرَنِهِ؟.” قَالُوا: لاَ يُبْقِى مِنْ دَرَنِهِ شَيْئًا. قَالَ: “فَذَلِكَ مَثَلُ الصَّلَوَاتِ الْخَمْسِ، يَمْحُو اللَّهُ بِهَا الْخَطَايَا.”</span></span></span></p>

<p><span><span><span new="" roman="" times="">Ebû Hüreyre'nin (ra) işittiğine göre, Resûlullah (sas) bir defasında şöyle demiştir: “Birinizin kapısının önünden bir nehir geçse ve onda her gün beş defa yıkansa, bu o kimsenin kirinden bir şey bırakır mı, ne dersiniz?” Sahâbîler, “Onun kirinden hiçbir şey bırakmaz.” demişler, bunun üzerine Resûlullah (sas), “İşte <strong>beş vakit</strong> <strong>namaz</strong> da böyledir! Allah (cc) onlarla günahları yok eder.” buyurmuştur.</span></span></span></p>

<p><span><span><span new="" roman="" times="">(B528 Buhârî, Mevâkîtü"s-salât, 6)</span></span></span></p>

<p><span><span><span new="" roman="" times="">***</span></span></span></p>

<p><span><span><span new="" roman="" times="">قَالَ سَعِيدُ بْنُ الْمُسَيَّبِ: إِنَّ أَبَا قَتَادَةَ بْنَ رَبْعِىٍّ أَخْبَرَهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : “قَالَ اللَّهُ عَزَّ وجَلَّ: إِنِّى فَرَضْتُ عَلَى أُمَّتِكَ خَمْسَ صَلَوَاتٍ وَعَهِدْتُ عِنْدِى عَهْدًا أَنَّهُ مَنْ جَاءَ يُحَافِظُ عَلَيْهِنَّ لِوَقْتِهِنَّ أَدْخَلْتُهُ الْجَنَّةَ وَمَنْ لَمْ يُحَافِظْ عَلَيْهِنَّ فَلاَ عَهْدَ لَهُ عِنْدِى.”</span></span></span></p>

<p><span><span><span new="" roman="" times="">Saîd b. Müseyyeb'in (ra) Ebû Katâde b. Rib'î'den (ra) naklettiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah (cc) şöyle buyurdu: "Senin ümmetine <strong>beş vakit</strong> <strong>namaz</strong>ı farz kıldım ve onları, vaktinde ve hakkını vererek kılanları cennete koyacağımı kendi katımda vaad ettim. <strong>Namaz</strong>ları düzenli kılmayanlar için ise katımda böyle bir vaad yoktur."</span></span></span></p>

<p><span><span><span new="" roman="" times="">(D430 Ebû Dâvûd, Salât, 9)</span></span></span></p>

<p><span><span><span new="" roman="" times="">***</span></span></span></p>

<p></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times="">Efendiler Efendisi (sas), Mekke'de iken bir gece evinin tavanı açılır ve "Cibrîl" iner. Göğsünü yarıp zemzem suyu ile yıkadıktan sonra hikmet ve iman ile doldurur. Sonra ellerinden tutup kendisini semaya doğru çıkarır. Sema katları arasında devam eden yolculukta Hz. Âdem (as), Hz. İdris (as), Hz. Musa (as), Hz. İsa (as) ve Hz. İbrâhim (as) peygamberleri görüp onlarla sohbet eder Sevgili Peygamberimiz (sas). Ve mucizevî bir şekilde Rahmân'a (cc) yapılan bu yolculuktan büyük hediyelerle döner. Cenâb-ı Allah'ın (cc) elli vakte bedel kabul ettiği <strong>beş vakit</strong> farz <strong>namaz</strong>, belki de en büyüğüdür bu hediyelerin.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times="">Aslında Hz. Peygamber (sas), risâletin başlarından itibaren <strong>namaz</strong> kılmakta, hatta müşrikler tarafından zaman zaman engellenmektedir. İlk başlarda ikişer rekât olarak farz kılınan <strong>namaz</strong>lar, hicretle birlikte dörder rekâta çıkarılır. Nihayetinde Mir'ac'da, Peygamberimize (sas) ve ümmetine günde <strong>beş vakit</strong> <strong>namaz</strong> hediye edilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span><span><span new="" roman="" times="">Namaz</span></span></span></strong><span><span><span new="" roman="" times="">, önceki ümmetlere de farz kılınan bir ibadettir. “<strong>Namaz</strong>, müminlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.” buyuran Yüce Mevlâ (cc), inananların, ibadet vakitlerine göre günlük hayatlarını belli bir düzen içinde sürdürmelerini istemiştir. İslâm, aynı zamanda güçlüklere karşı direnç göstermeyi ve sabretmeyi öğreten <strong>namaz</strong>ı Müslümanlara farz kılmakla, mensuplarını disipline etmeyi amaçlamış ve diri bir Allah (cc) şuurunun korunmasını sağlamıştır. Dolayısıyla vaktinde kılınan <strong>namaz</strong>, zamanı doğru değerlendirme, vakte riayet ve düzenli olma gibi meziyetler kazandırarak kişinin öz disiplinini destekler. Bu yönleriyle sistemli bir şekilde ibadet etme alışkanlığı aşılayan <strong>namaz</strong>, Hz. Peygamber'in (sas), “Dinin başı İslâm (kelime-i şehâdet getirerek Allah'a (cc) teslim olmak), direği ise <strong>namaz</strong>dır." ifadesiyle İslâm'ın özü sayılmıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times="">Kulun, Yaratanına yaklaşmasını ve O'nun (cc) mağfiret ve merhametine erişmesini sağlayan en güzel vesile; <strong>sabah</strong>, <strong>öğle</strong>, <strong>ikindi</strong>, <strong>akşam</strong> ve <strong>yatsı</strong> vakitlerinde olmak üzere her gün <strong>beş vakit</strong> <strong>namaz</strong> kılmasıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times="">Müslüman yeni başlayan güne <strong>sabah</strong> ezanıyla uyanıp, sadece <strong>sabah</strong> ezanında yer alan, “<strong>Namaz</strong> uykudan hayırlıdır.” müjdesinin verdiği enerjiyle yatağından kalkar. Berrak bir zihinle Yüce Yaratıcı'nın (cc) huzuruna çıkmanın vereceği mânevî haz ve huzur, gün boyunca devam eder. Cenâb-ı Allah'ın (cc) “Bir de <strong>sabah</strong> <strong>namaz</strong>ını kıl; çünkü <strong>sabah</strong> <strong>namaz</strong>ı şahitlidir.” buyurarak davet ettiği günün ilk buluşmasına katılamamak, büyük bir kayıp sayılmalıdır. Zira Peygamberimizin (sas) anlattığına göre, gece melekleri ile gündüz melekleri <strong>sabah</strong> <strong>namaz</strong>ı vaktinde toplanırlar ve yirmi dört saatin en bereketli ânında kılınan bu <strong>namaz</strong>a şahitlik ederler. Peygamber Efendimiz (sas), “Her kim <strong>sabah</strong> <strong>namaz</strong>ını kılarsa, o kimse Allah'ın (cc) koruması altındadır.” buyurarak <strong>sabah</strong> <strong>namaz</strong>ıyla güneşin ilk ışıklarından önce Rabbine bağlanan bir kimsenin O'nun (cc) rahmetini kazanmaya başladığını ifade etmiştir. Bu <strong>namaz</strong> o kadar önemlidir ki, iki rekât farzından önce kılınması tavsiye edilen iki rekâtlık sünneti bile, Allah Resûlü (sas) tarafından, “dünyadan ve dünyadaki her şeyden daha hayırlı” olarak nitelendirilmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times="">Bazı rivayetlere göre Hudeybiye Seferi'nden, bazılarına göre ise Hayber Seferi'nden dönüldüğü gece Allah Resûlü (sas) ile ashâbı bir yerde konaklarlar. Resûlullah (sas), “Bizi kim bekleyecek?” diye sorunca, sevgili müezzinleri Bilâl-i Habeşî (ra) hemen atılarak, “Ben!” der. Efendimiz (sas), “Uyursan (ne olacak)?” deyince de, “Hayır, (uyumam).” diyerek kararlılığını gösterir. Bunun üzerine kafile gönül rahatlığıyla istirahata çekilip uyurlar. Ancak son derece yoğun geçen günler ve uzun bir yolculuk sonrası herkes gibi Bilâl (ra) de yorgunluğa yenik düşer. Bütün gayretine rağmen daha fazla direnemez ve uyuyakalır. <strong>Sabah</strong> <strong>namaz</strong>ının vakti geçer. Derken güneş doğar ve teker teker uyanırlar. Hz. Ömer (ra) de uyanır ve “Konuşun (ki, Resûlullah (sas) da uyansın).” der. Gelen sesler üzerine Sevgili Peygamberimiz (sas) uyanır ve ashâbıyla birlikte <strong>namaz</strong>larını kaza ederler. Sonra şöyle buyurur: “Sizden uyuyan ya da unutan (ve bu sebeple <strong>namaz</strong>ını geçiren) işte böyle yapsın!”</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times="">Sevgili Peygamberimizin (sas) ifadesiyle: “<strong>Sabah</strong> <strong>namaz</strong>ının vakti girdikten sonra (nafile olarak) sadece iki rekât (sünnet) kılınır.” Peygamber Efendimiz (sas), <strong>sabah</strong> <strong>namaz</strong>ının iki rekât sünnetinde Fâtiha sûresinden sonra genellikle Kâfirûn ve İhlâs sûrelerini okurdu. Âişe annemizin (ra) anlattığına göre, Resûlullah (sas), müezzin <strong>sabah</strong> ezanını okuduğunda, fecir aydınlığı iyice belirdikten sonra kalkar, iki rekât <strong>namaz</strong> kılar, sonra da sağ yanı üzerine hafif uzanarak veya eşiyle sohbet ederek müezzin <strong>namaz</strong> için kâmet getirene dek beklerdi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times="">Allah Resûlü (sas) <strong>sabah</strong> <strong>namaz</strong>ının farzını kıldırırken Fâtiha'dan sonra okuduğu Kur'an âyetlerini genellikle orta uzunlukta tutardı. Ebû Berze (ra), bazen onun, altmış ilâ yüz âyet kadar okuduğunu söylemiştir. Bununla birlikte Hz. Peygamber'in (sas) Felâk ve Nâs sûrelerini okuyarak da <strong>sabah</strong> <strong>namaz</strong>ını kıldırdığı olmuştur. Bunda gerek kendisinin gerekse cemaatin durumunu dikkate aldığı anlaşılmaktadır. Nitekim Rahmet Peygamberi (sas), <strong>namaz</strong> esnasında annesiyle beraber <strong>namaz</strong>a gelen bir çocuğun ağladığını duyduğunda <strong>namaz</strong>ı kısa sûrelerle kıldırdığını, böylece çocuğun annesini huzursuz etmesine engel olmak istediğini bizzat dile getirmiştir. <strong>Sabah</strong> <strong>namaz</strong>ının önemini gayet iyi kavramış olan hanım sahâbîlerin de bu <strong>namaz</strong>ı Peygamber Efendimizin (sas) arkasında cemaatle kılmaya özen gösterdikleri dikkat çekmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span><span><span new="" roman="" times="">Sabah</span></span></span></strong><span><span><span new="" roman="" times=""> <strong>namaz</strong>ı kılındıktan sonra artık güneş doğup yükselinceye kadar hiçbir <strong>namaz</strong> kılınmaz. Yaklaşık 45-50 dakika süren bu zaman dilimini Sevgili Efendimiz (sas), güneş doğup da iyice yükselinceye kadar <strong>namaz</strong> kıldığı yerde oturarak değerlendirir, ashâbıyla sohbet ederdi. Ardından vakti girdiğinde kuşluk <strong>namaz</strong>ını kılardı ki Berâ b. Âzib (ra), birlikte bulundukları on sekiz yolculuk esnasında Allah Resûlü'nün (sas), <strong>öğle</strong>den önce kıldığı bu iki rekât <strong>namaz</strong>ı terk etmediğini söylemiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times="">Henüz güneş doğmadan uyanıp abdest alarak <strong>sabah</strong> <strong>namaz</strong>ını kılan ve böylece Rabbine kulluk etmenin huzuruyla güne başlayan mümin, güneş doğduktan sonra işinin gücünün başına geçip çalışır. Zaman ilerler, yorgunluk artar... Güneş tam tepeye çıktığında artık bir müddet dinlenmelidir. Güneş tepe noktadan biraz batıya kaydığında ise ilâhî huzura çıkmanın vakti gelmiştir... Saatlerdir yıpranan, hırpalanan ruhu tazelemenin vaktidir bu... İşte bu esnada <strong>öğle</strong> ezanı okunur. Ezanla başlar dünyadan ve dünyalıktan sıyrılış... Ruhu tatlı bir huzur sarar.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span><span><span new="" roman="" times="">Öğle</span></span></span></strong><span><span><span new="" roman="" times=""> <strong>namaz</strong>ı, güneşin batıya doğru meyletmesinden hemen sonra kılınır. Ancak, özellikle Hicaz yarımadası gibi yaz mevsiminin çok daha ağır yaşandığı ülkelerde, <strong>öğle</strong> <strong>namaz</strong>ının ilk vakitleri sıcağın kasıp kavurduğu saatlere rastlamaktadır. Bu sebeple Rahmet Peygamberi (sas), “<strong>Öğle</strong> <strong>namaz</strong>ını serin vakitte kılın, şüphesiz sıcağın şiddeti (âdeta) cehennemin kaynamasındandır.” buyurmuş, <strong>öğle</strong> <strong>namaz</strong>ını biraz geciktirerek kılmayı tavsiye etmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times="">Güneşin etkisini kaybetmeye başladığı, her şeyin gölgesi bir veya iki katı olduğu dakikalarda <strong>öğle</strong> <strong>namaz</strong>ının vakti çıkar ve <strong>ikindi</strong> <strong>namaz</strong>ının vakti girer. <strong>Öğle</strong>den <strong>ikindi</strong>ye kadar geçen süre, gün içinde sıcağın en şiddetli olduğu zaman dilimidir. Bugün de sıcak ülkelerde yapıldığı gibi ashâb bu vakti “kaylûle” denilen <strong>öğle</strong> uykusuyla, dinlenerek geçirir, sıcağın etkisini kaybetmeye başladığı <strong>ikindi</strong> vaktinde ise geçimlerini sağlamak üzere işlerinin başına dönerlerdi. İşte Peygamberimiz (sas), “Her kim <strong>ikindi</strong> <strong>namaz</strong>ını (kasten) terk ederse ameli ziyan olur.” ve “İkindi <strong>namaz</strong>ını kaçıran kimse, sanki ailesini ve malını yitirmiş gibidir.” buyurarak, ashâbını bu telaş ve koşuşturmada <strong>ikindi</strong> <strong>namaz</strong>ını kaçırmamaları için uyarmıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times="">“<strong>Namaz</strong>lara ve orta <strong>namaz</strong>a devam edin. Allah'a (cc) saygı ve bağlılık içinde <strong>namaz</strong> kılın.” âyetinde söz konusu edilen "orta <strong>namaz</strong>" ile hangi <strong>namaz</strong>ın kastedildiğine dair farklı görüşler ileri sürülmüştür. <strong>Öğle</strong> <strong>namaz</strong>ının, zden hemen sonra yani takriben gün ortasında kılınmasından dolayı âyette kastedilenin <strong>öğle</strong> <strong>namaz</strong>ı olduğu yönünde görüş belirten âlimler olsa da, “Orta <strong>namaz</strong>, <strong>ikindi</strong> <strong>namaz</strong>ıdır.” hadisi, konuya açıklık kazandırmaktadır. Benzer şekilde, Hz. Peygamber'in (sas) amcasının oğlu olan âlim sahâbî Abdullah b. Abbâs'ın (ra) anlattığına göre, Allah Resûlü (sas) Hendek Savaşı günü savaşın şiddetinden dolayı <strong>ikindi</strong> <strong>namaz</strong>ını kılamadığında, şöyle beddua etmişti: “Allah'ım! Orta <strong>namaz</strong>ı kılmamızı engelleyenlerin evlerini ateşle doldur, kabirlerini ateşle doldur!”</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times="">Peygamber Efendimiz (sas), <strong>sabah</strong> <strong>namaz</strong>ı kılındıktan sonra güneş doğup yükselinceye kadar, güneş tam tepede iken ve <strong>ikindi</strong> <strong>namaz</strong>ı kılındıktan sonra da güneş batıncaya kadar başka bir <strong>namaz</strong> kılmayı yasaklamıştır ki, bu yasağın sebebi o vakitlerde bâtıl dinlere mensup bazı kimselerin, putperestlerin güneşe secde etmeleridir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times="">Gün sona yaklaşıp güneş batınca yeni bir <strong>namaz</strong>ın vakti de girmiş olur. Mümin, Yüce Rabbimizin (cc) <strong>akşam</strong> <strong>namaz</strong>ı çağrısına icabette elini çabuk tutmalıdır. Zira <strong>akşam</strong> <strong>namaz</strong>ının vakti diğer <strong>namaz</strong>lara oranla en kısa olanıdır. Bunun için Sevgili Peygamberimiz (sas), “Ümmetim, <strong>akşam</strong> <strong>namaz</strong>ını kılmak için yıldızların (ortaya çıkıp) birbirine karıştığı zamanı beklemedikleri sürece hayırda olmaya devam edecektir.” buyurmak suretiyle, <strong>akşam</strong> <strong>namaz</strong>ını mümkün olduğunca erken kılma hususuna dikkatlerimizi çekmektedir. Sahâbeden Seleme b. Ekvâ' (ra) <strong>akşam</strong> <strong>namaz</strong>ını güneş kaybolur kaybolmaz kıldıklarını söylerken, Râfi' b. Hadîc (ra), “Biz <strong>akşam</strong> <strong>namaz</strong>ını Peygamber (sas) ile birlikte kılardık da <strong>namaz</strong>dan çıktıktan sonra birimizin attığı okun düştüğü yeri rahatlıkla görebileceği kadar aydınlık olurdu.” diyerek sahâbenin bu konudaki hassasiyetini ifade etmektedir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times="">İbadete olan düşkünlüğüyle tanınan büyük sahâbî Abdullah b. Ömer (ra), “<strong>Akşam</strong> <strong>namaz</strong>ı gündüz <strong>namaz</strong>larının vitridir.” derdi. Allah Resûlü (sas) <strong>akşam</strong> <strong>namaz</strong>ının vaktinin kısalığına rağmen, muhtemelen kış mevsimine oranla daha uzun süren yaz <strong>akşam</strong>larında bu <strong>namaz</strong>ı kıldırırken Kur'ân-ı Kerîm'deki uzun sûrelerden de okurdu. En uzun sûrelerden olan A'râf sûresi bunlardan biriydi. Bunu bilen sahâbîlerden Zeyd b. Sâbit (ra), <strong>akşam</strong> <strong>namaz</strong>ında kısa sûreler okumasını yadırgadığı Mervân'a (ra), “Ey Ebû Abdülmelik! <strong>Akşam</strong> <strong>namaz</strong>ında İhlâs ve Kevser sûrelerini mi okuyorsun?” diye sorunca Mervân (ra), “Evet.” demiş; bunun üzerine Zeyd b. Sâbit (ra) onu şöyle uyarmıştı: “Allah'a (cc) yemin ederim ki, Resûlullah'ın (sas), <strong>akşam</strong> <strong>namaz</strong>ında iki uzun sûreden biri olan "Elif lâm mîm sâd" (A'râf) sûresini okuduğunu bilirim.” Allah Resûlü'nün vefatı öncesinde kıldırdığı son <strong>namaz</strong> da <strong>akşam</strong> <strong>namaz</strong>ı olmuştu ve bu <strong>namaz</strong>da Mürselât sûresini okumuştu.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times="">Yüce dinimizin temel unsurlarından olan günlük <strong>beş vakit</strong> <strong>namaz</strong>ın son halkası, <strong>yatsı</strong> <strong>namaz</strong>ıdır. <strong>Akşam</strong> <strong>namaz</strong>ının vakti çıktıktan sonra <strong>yatsı</strong> <strong>namaz</strong>ının vakti girer ve <strong>sabah</strong> <strong>namaz</strong>ı vaktine kadar devam eder. <strong>Yatsı</strong> <strong>namaz</strong>ı, uyumadan önce günün son demlerinde Rabbin huzuruna durmayı, günü O'na (cc) ibadet ile sonlandırmayı ifade eder. Bu sebeple bir günün bitiminde yapılacak en son iş olması ve mümkün olduğunca geç kılınması tavsiye edilmiştir. Bununla ilgili olarak Muâz b. Cebel (ra) bir hatırasını şöyle anlatır: “<strong>Yatsı</strong> <strong>namaz</strong>ı için Resûlullah'ı (sas) bekledik. O kadar gecikti ki, artık gelmeyeceğini zannettik. İçimizden biri, "(Herhalde) Resûlullah (sas) <strong>namaz</strong>ını kıldı (bize <strong>namaz</strong> kıldırmaya) çıkmayacak." dedi. Bir müddet sonra Resûlullah (sas) çıkageldi. Kendisine: "Ey Allah'ın Resûlü! Senin gelmeyeceğini zannettik. Hatta içimizden biri, "(Herhalde) Resûlullah (sas) <strong>namaz</strong>ını kıldı (bize <strong>namaz</strong> kıldırmaya) çıkmayacak." bile dedi." deyince, Resûlullah (sas) şöyle buyurdu: "Bu <strong>namaz</strong>ı gece karanlığında kılın (geciktirin)! Bu <strong>namaz</strong> nedeniyle diğer ümmetlere üstün kılındınız, çünkü sizden önce bunu hiçbir ümmet kılmadı."</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times="">Bedevîlerin gece karanlığına kadar develeriyle meşgul olmalarından ötürü <strong>yatsı</strong> <strong>namaz</strong>ını “ateme (karanlık)” diye isimlendirmelerine karşı çıkan Yüce Peygamber (sas), bu <strong>namaz</strong>a Allah'ın Kitabı'nda anıldığı üzere “ışâ” yani “ortalık kararınca kılınan <strong>namaz</strong>” denilmesini istemiştir. Münafık tabiatlı insanlara son derece zor gelen iki <strong>namaz</strong>dan biri <strong>yatsı</strong> <strong>namaz</strong>ı, diğeri de <strong>sabah</strong> <strong>namaz</strong>ıdır. Böyle olunca da bu iki <strong>namaz</strong>a devam etmek, kişinin Allah'a (cc) teslimiyetinin ve inancındaki samimiyetin bir göstergesi kabul edilebilir. Hatta <strong>yatsı</strong> ve <strong>sabah</strong> <strong>namaz</strong>larını cemaatle kılan kişinin, o gecenin tamamını <strong>namaz</strong> kılarak geçirmiş gibi ecir kazanacağı Peygamberimiz (sas) tarafından müjdelenmiştir. Bu kadar önemine ve faziletine rağmen yine de insanların değerlendiremedikleri bu nadide vakitler, Hz. Peygamber (sas) tarafından, aslında yerlerde sürünerek de olsa gidilip kaçırılmaması gereken <strong>namaz</strong>lar olarak tanımlanmıştır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times="">Rivayetlerde rekât sayısı beş, üç ve bir olarak geçen vitir <strong>namaz</strong>ı ise, <strong>yatsı</strong> <strong>namaz</strong>ından sonra kılınan müstakil bir <strong>namaz</strong>dır. Ramazan ayında teravih sonunda cemaatle kılınsa da yılın diğer aylarında tek başına kılınan vitir <strong>namaz</strong>ı, hem vaktinde hem de kazaya kalması hâlinde kılınabilen bir <strong>namaz</strong>dır. Allah Resûlü (sas), “Allah size bir <strong>namaz</strong> ihsan etti. O <strong>namaz</strong>, sizin için kızıl develerden daha hayırlıdır. O, vitirdir. Onu sizin için <strong>yatsı</strong> ile fecrin doğuşu (<strong>sabah</strong> <strong>namaz</strong>ı vaktinin girişi) arasına koydu.” ve “Vitir haktır (sabittir), vitir kılmayan bizden değildir.” buyurarak bu <strong>namaz</strong>ın önemine dikkatlerimizi çekmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times="">Gündüz olduğu gibi geceleyin de Rabbine ibadet etmeyi hiçbir zaman ihmal etmeyen Hz. Peygamber (sas), teheccüd <strong>namaz</strong>ını kıldıktan sonra o gecenin en son <strong>namaz</strong>ı olarak vitir <strong>namaz</strong>ını kılardı. Muhterem annemiz Hz. Âişe'den (ra) nakledildiğine göre, kendisi Peygamberimizin (sas) yanında uyurken, Resûl-i Ekrem Efendimiz (sas) gece <strong>namaz</strong>ı kılar, sonra vitri kılmak isteyince onu uyandırır, o da vitir <strong>namaz</strong>ını kılarmış. Buna göre Sevgili Efendimiz vitir <strong>namaz</strong>ını gecenin oldukça ilerleyen bir vaktinde kılmış olmaktadır. Nitekim o, vitir <strong>namaz</strong>ının, <strong>sabah</strong> <strong>namaz</strong>ının vaktinin girmesinden önce mutlaka kılınmasını istemiş, Hz. Âişe de (ra), “<strong>Sabah</strong> <strong>namaz</strong>ına kadar uyuyup kalacağından endişe eden kimse vitir <strong>namaz</strong>ını uyumadan önce kılsın, gecenin sonunda uyanabileceğini düşünen de vitir <strong>namaz</strong>ını ertelesin.” demiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times="">Peygamberimizin (sas) ev hâlini, hâne-i saadet içinde herkesten uzakta iken nasıl ibadet ettiğini bize aktaran Âişe validemiz (ra), kendisine sorulan bir soru üzerine Allah Resûlü'nün (sas) farz <strong>namaz</strong>larla birlikte kıldığı sünnet <strong>namaz</strong>ları şöyle anlatmıştır: “Resûlullah (sas) benim evimde <strong>öğle</strong>den evvel dört rekât (nafile <strong>namaz</strong>) kılar, sonra (mescide) çıkarak cemaate <strong>namaz</strong> kıldırır, ardından (tekrar benim evime) gelir ve iki rekât (nafile daha) kılardı. Cemaate <strong>akşam</strong> <strong>namaz</strong>ını kıldırır; sonra (benim evime) gelir, iki rekât nafile kılardı. Cemaate, <strong>yatsı</strong>yı kıldırır ve (yine benim evime) gelir, iki rekât (nafile) kılardı. Geceleyin vitirle beraber olmak üzere dokuz rekât <strong>namaz</strong> kılardı. Bazı geceler, <strong>namaz</strong>ı ayakta, uzun kılar; bazı geceler de oturarak uzun kılardı. Ayakta kılarken okursa, ayakta olduğu hâlde rükû ve secde ederdi; otururken okursa, oturduğu hâlde rükû ve secde ederdi. Fecir doğunca, iki rekât (nafile <strong>namaz</strong>) kılardı.” Hadisin başka bir rivayetinde, “İkindi <strong>namaz</strong>ından önce iki rekât <strong>namaz</strong> kılar, sonra (cemaatle farz) <strong>namaz</strong>ı kılmaya çıkardı.” ilâvesi de yer almaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times="">Müslüman için kulluğun en güzel göstergesi olan <strong>namaz</strong>ın çeşitli hikmetleri vardır. <strong>Beş vakit</strong> <strong>namaz</strong>, Allah ile kul arasında kurulan düzenli bir bağ ve iletişimdir. <strong>Namaz</strong>da Rabbi ile buluşan kulun, Allah'ı (cc) her anışında kalbi huzurla dolar. Sürekli Allah (cc) ile beraber ve O'nun (cc) gözetiminde olduğunu bilir. Bu bilinçle dosdoğru kılınan <strong>namaz</strong>, kişiyi her türlü hayâsızlıktan ve kötü davranıştan korur ve arada işlenen günahlara kefaret olur. Ayrıca <strong>beş vakit</strong> <strong>namaz</strong>, günü planlama ve zamanı değerlendirme bilinci kazandırır. Müslümanın günü, <strong>sabah</strong> <strong>namaz</strong>ıyla başlar, diğer vakit <strong>namaz</strong>larıyla anlamlı dilimlere bölünür ve <strong>yatsı</strong> <strong>namaz</strong>ıyla sona erer. <strong>Beş vakit</strong> <strong>namaz</strong>ın cemaatle kılınması ise müminlerin dayanışması, kaynaşması anlamına gelir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span><span><span new="" roman="" times="">Namaz</span></span></span></strong><span><span><span new="" roman="" times=""> Mi'rac'da farz kılınmıştır; Yücelerden alınıp getirilen bir hediyedir... <strong>Namaz</strong> kılan kişi, işte bu kutlu yolculuğu kendi içinde yaşar... Anlamına uygun, gereği gibi kılınırsa eğer, <strong>namaz</strong> müminin “mi'rac'ı olur! O, arınma ve korunmanın mümin tarafından her gün beş defa tekrar yaşanmasını sağlar... Nitekim Hz. Peygamber (sas), bu arınmayı şöyle örneklendirir: “Birinizin kapısının önünden bir nehir geçse ve onda her gün beş defa yıkansa, bu o kimsenin kirinden bir şey bırakır mı, ne dersiniz? Sahâbîler, “Onun kirinden hiçbir şey bırakmaz.” dediklerinde Peygamber Efendimiz (sas), “İşte <strong>beş vakit</strong> <strong>namaz</strong> da böyledir! Allah onlarla günahları yok eder.” buyurur. Ayrıca Allah (cc) <strong>namaz</strong>ı lâyıkıyla eda eden kulları hakkında Peygamberine (sas) şunu müjdeler:“Senin ümmetine <strong>beş vakit</strong> <strong>namaz</strong>ı farz kıldım ve onları, vaktinde ve hakkını vererek kılanları cennete koyacağımı kendi katımda vaad ettim. <strong>Namaz</strong>ları düzenli kılmayanlar için ise katımda böyle bir vaad yoktur.”</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times="">Rabbinin ezanla gelen davetine icabet etmeyen, kulluğunu kıyamlar, rükûlar ve secdelerle kemale erdirmeyen, kısacası <strong>namaz</strong>larına gereken hassasiyeti göstermeyen kimselerin Kur'an'da, “Yazıklar olsun o <strong>namaz</strong> kılanlara ki, onlar <strong>namaz</strong>larını ciddiye almazlar!” şeklinde kınandığı unutulmamalıdır. <strong>Namaz</strong>la alay edenlerin akıllarının ermediği, Allah'ı (cc) anmaktan ve <strong>namaz</strong> kılmaktan insanı alıkoyanın ise şeytan olduğu Kur'an âyetlerinde anlatılmaktadır. Diğer yandan, huşû içerisinde kılınan <strong>namaz</strong>ın insanı kötülüklerden alıkoyacağı inananlar için ne güzel bir müjdedir! Mümin, Yüce Allah'tan (cc) <strong>namaz</strong> vasıtasıyla yardım ister, cennetin anahtarı ve dinin direği olan <strong>namaz</strong> sayesinde arınır, tazelenir, güçlenir. Ve o hep şöyle dua eder: “Rabbim! Beni ve neslimi <strong>namaz</strong> kılanlardan eyle. Rabbimiz! Duamı kabul buyur.”</span></span></span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hadislerle İslam</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/bes-vakit-farz-namaz-muminin-miraci-1</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 12:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/images/haberler/2022/11/bes-vakit-farz-namaz-mu-minin-miraci_4bc70.jpg" type="image/jpeg" length="75653"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kutsal değerler uğrunda fedakarlık]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/kutsal-degerler-ugrunda-fedakarlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/kutsal-degerler-ugrunda-fedakarlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Savaşın zorunlu hâle geldiği durumlarda mümine düşen görev, sabretmek ve mücadele etmektir. Bazen şer ve kötü gibi gözüken şeyler aslında iyi, iyi zannedilen şeyler de kötü olabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><strong>Kutsal değerler uğrunda fedakarlık</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Size zor geldiği hâlde savaş üzerinize farz kılındı. Hakkınızda hayırlı olduğu hâlde bir şeyden hoşlanmamış olabilirsiniz. Sizin için kötü olduğu hâlde bir şeyden hoşlanmış da olabilirsiniz. Yalnız Allah bilir, siz ise bilemezsiniz. Bakara, 2/216</p>

<p style="text-align:justify">Savaş yapmak normal şartlarda insana zor ve ağır gelir. Çünkü savaş esnasında insan hayatını tehlikeye atmakta, aile ve çevresinden uzak düşmekte, birçok sıkıntılara katlanmaktadır. Ancak insanın uğrunda mücadele etmesi gereken din ve vatan gibi yüce değerler saldırı altında olduğunda ve bu saldırıları başka türlü önleme imkânı kalmadığında savaş kaçınılmaz bir durum olarak ortaya çıkmaktadır. Ayet böyle durumlarda ne kadar ağır gelirse gelsin gevşeklik göstermememiz gerektiğini, şer gibi gördüğümüz şeylerde hayır olabileceğini bildirmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Savaşın zorunlu hâle geldiği durumlarda mümine düşen görev, sabretmek ve mücadele etmektir. Bazen şer ve kötü gibi gözüken şeyler aslında iyi, iyi zannedilen şeyler de kötü olabilir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kıtâl:</strong> Savaş.<br />
<strong>Şer:</strong> Kötü, zararlı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bir Ayet</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/kutsal-degerler-ugrunda-fedakarlik</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/images/haberler/2022/09/kutsal_degerler_ugrunda_fedakarlik_h27397_9ff46.jpg" type="image/jpeg" length="76697"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Medine'de Kuba Mescidi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/medinede-kuba-mescidi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/medinede-kuba-mescidi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuba'da namaz kılmanın fazileti nedir? Kuba Mescidi Niçin Önemlidir? İslam tarihinde inşa edilen ilk mescid: Kuba]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Kuba ne demektir?</strong></span></h3>

<p>Hicret sırasında Hz. Peygamber’in misafir olduğu ve ilk mescidi bina ettiği köyün ismidir.  Kuyuları ve hurma bahçeleriyle ünlü verimli bir vahada kurulmuş olan köy adını buradaki bir kuyudan almıştır (Yâkūt, IV, 301). </p>

<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Kuba Mescidi Niçin Önemlidir? </strong></span></h3>

<p>Hicret sırasında Resûl-i Ekrem’in gelişi, burada üç katlı bir evin damına çıkan bir yahudi kızı tarafından görülüp müjdelenmişti. Hz. Peygamber’in “cennet pınarlarından bir pınar” diyerek övdüğü Gars kuyusu ve yüzüğünün düşürüldüğü Eris kuyusu buradadır. </p>

<p>Hz. Peygamber (sas) hicret sırasında bir müddet Kubâ’da, Evs’in bir kolu olan Amr b. Avf oğullarından Külsûm b. Hidm’in evinde misafir kaldı; ashabıyla genişliğinden dolayı daha uygun gördüğü Sa‘d b. Hayseme’nin evinde sohbet etti. </p>

<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>İslam tarihinde inşa edilen ilk mescid: Kuba</strong></span></h3>

<p>[gallery id="567" color="bg-primary"][/gallery]</p>

<p>Resûl-i Ekrem, Kubâ’da kaldığı günlerde inşaatında kendisinin de bizzat çalıştığı ilk mescidi yaptırdı. Ayrıca Kur’an’da “ilk günden beri temeli takvâ üzerine kurulu” diye sözü geçen mescid (et-Tevbe 9/108) çoğu rivayete göre <strong>Kubâ Mescidi’</strong>dir; âyette Kubâlılar da maddî ve mânevî temizliklerinden dolayı övülmüştür. Bir önceki âyette (et-Tevbe 9/107) münafıkların zarar vermek, içlerindeki küfrü gizlemek ve inananların arasını açmak amacıyla kurdukları bildirilen ve Hz. Peygamber (sas) tarafından yıktırılan <strong>Mescid-i Dırâr </strong>da burada idi.</p>

<p>Resûl-i Ekrem Medine’ye yerleştikten sonra da genellikle hafta sonlarında Kubâ’yı binekle veya yaya olarak ziyaret eder, mescidinde namaz kılıp verilmekte olan Kur’an derslerini denetledikten sonra aralarında düşmanlık olan kimseleri barıştırırdı.</p>

<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Kuba'da namaz kılmanın fazileti</strong></span></h3>

<p>Başta Buhârî ve Müslim olmak üzere hadis kaynaklarında Mescid-i Kubâ’nın faziletine dair bölümlere yer verilmiş, Hz. Peygamber’in Medine’de bulunduğu zamanlar cumartesi, bazan da pazartesi günleri ve ramazanın 17. günü Mescid-i Kubâ’ya giderek namaz kıldığına dair rivayetler zikredilmiştir. Ayrıca onun mescidde sürdürülen öğretim faaliyetine nezaret ettiği, <strong>Kubâ’da namaz kılmayı umreyle eş değerde gördüğü ri</strong>vayet edilmektedir (İbn Mâce, “İḳāmetü’ṣ-ṣalât”, 197; Tirmizî, “Mevâḳītü’ṣ-ṣalât”, 125).</p>

<p>Hz. Ömer Mescid-i Kubâ’yı ziyaret ettiğinde tozunu alır, buraya büyük hürmet gösterirdi.</p>

<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Tarihte Mescid-i Kubâ</strong></span></h3>

<p>Mescid-i Kubâ, Hz. Osman ve Velîd b. Abdülmelik zamanında yapılan genişletmelerden sonra kare şeklinde 32 x 32 m. ebadına ulaştı.</p>

<p></p>

<p>Daha sonra çeşitli dönemlerde onarım ve tamiratlar geçiren Mescid- i Kubâ’nın tavan ve minaresi 1543’te Kanunî Sultan Süleyman tarafından yıktırılarak yeniden yaptırıldı. 1699’da mescidin eskiyen duvar ve minaresini yenileten II. Mustafa da mescidin dışına bir sebil ve abdest alma yerleri yaptırdı. Su ihtiyacını karşılamak için buradaki kumlukta derin kuyular kazdırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>II. Mahmud zamanında 1829’da gerçekleştirilen imar esnasında Kubâ Mescidi’nin kare şeklindeki ebadı 40 x 40 m. olarak tasarlanmış, duvarları yenilenmiş, üstü düz ahşap tavan yerine sütunlar üzerinde kemerlere oturan ve basık yarımküre kubbelerden oluşan bir tavanla örtülmüştür. Ayrıca arka kısımdaki çift sıra sütunlu revak tek sıraya düşürülmüş, böylece yapı İstanbul’daki selâtin camilerinin revaklı düzenine benzetilmeye çalışılmıştır.</p>

<p>1985’te tamamen yıkılıp yeniden inşa edilen mescid, sosyal tesislerden oluşan müştemilatıyla beraber 13.500 m2’lik bir alana ulaşmış, 10.000’den fazla insanın aynı anda ibadet edebilmesi sağlanmıştır. Önde yer alan kapalı kısımda 12 m. çapında altı büyük kubbe ile 6 m. çapında elli altı küçük kubbe yer almaktadır. Renkli mermerlerden geometrik desenlerle kaplanmış avlunun üç tarafında 6 m. çapında elli altı küçük kubbenin örttüğü revaklar yer alır. Mescidin avlusuna iki yanda ikişer, kuzey duvarında bir taç kapıdan girilir. Dikdörtgen planlı yapının dört köşesinde 47 m. yükseklikte birer minare yapılmıştır. Bu inşaat esnasında kullanılan mermerler Türkiye’den götürülmüştür. Yapıda yaklaşık 1200 m. kûfî, 200 m. celî sülüs kuşak yazısını Türk hattat Hasan Çelebi yazmış, kalemişi süslemeleri de Mustafa Çelebi yapmıştır.</p>

<h3><span style="color:#e74c3c"><strong>Kuba Mescidi Nerededir? </strong></span></h3>

<p>Resûl-i Ekrem döneminde, Mekke yolu üzerinde Medine’ye 6 mil mesafede bulunan bir köy iken zamanla büyüyerek şehrin de genişlemesiyle Medine’nin Mekke tarafında bulunan bir mahallesi haline gelmiştir. </p>

<p>Kuba Mescidi günümüzde Mescid-i Nebevi'ye yaklaşık 4 km uzaklıktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>#KEŞFET, Medine'deki Ziyaret Yerleri</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/medinede-kuba-mescidi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 01:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/06/medinede-kuba-mescidi-2.jpg" type="image/jpeg" length="64067"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Osmanlı’da Bir Kadın Cerrah: Küpeli Saliha Hatun]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/osmanlida-bir-kadin-cerrah-kupeli-saliha-hatun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/osmanlida-bir-kadin-cerrah-kupeli-saliha-hatun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir Ayet: Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, kalplerdeki hastalıklara bir şifa, inananlara bir rehber ve rahmet (olan Kur’an) gelmiştir. (Yûnus, 10/57)]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İslam tarihinde hemşireler, kadın hekimler, savaşlarda ve günlük yaşamda önemli roller üstlenmişlerdir. Tıp tarihinde kayda geçen, yaptığı başarılı ameliyatlarla sesini duyuran kadınlardan biri de Küpeli Saliha Hatun’dur. 17. yüzyılda Üsküdar’da yaşayan Saliha Hatun, Roman milliyetine mensup Müslüman bir kadındır. Döneminin en mahir, en meşhur cerrahıdır. Mesleği, kendisi gibi cerrah olan eşinden öğrenen Saliha Hatun; eşiyle birlikte ameliyatlara girmiş, eşinin vefatından sonra da cerrahlığa devam etmiştir. Saliha Hatun’un asıl uzman olduğu alan fıtık ameliyatları idi. Hastaları arasında gayrimüslimler ve yeniçeriler de dâhil olmak üzere toplumun farklı kesimlerinden birçok insan vardı. Anadolu’dan Rumeli’ye kadar şifa bulma umuduyla hastalar, Üsküdar’ın yolunu tutarlardı. Saliha Hatun, yaptığı cerrahi müdahaleler ve hastalarından aldığı onam formu ile tıp dünyasına öncülük ederek ardında güzel bir iz bırakmıştır.</p>

<hr />
<p><strong>• Çanakkale Savaşı, Gelibolu Muharebeleri başladı. (1915)<br />
• Çanakkale Savaşı, Arıburnu Muharebeleri başladı. (1915)<br />
• Anayasa Mahkemesi kuruldu. (1961)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Takvimi</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/osmanlida-bir-kadin-cerrah-kupeli-saliha-hatun</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/mehmet/takvim-2026/nisan-25.jpg" type="image/jpeg" length="77954"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vali Hatipoğlu, TDV aracılığıyla kurbanını Filistin'e bağışladı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/vali-hatipoglu-tdv-araciligiyla-kurbanini-filistine-bagisladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/vali-hatipoglu-tdv-araciligiyla-kurbanini-filistine-bagisladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu, bu yılki kurbanını Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) aracılığıyla Filistin'e bağışladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Elazığ İl Müftüsü ve TDV Elazığ Şubesi Başkanı Yusuf Bingöl, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı iş birliğinde yürütülen vekaletle kurban kesim organizasyonu hakkında Vali Hatipoğlu’na bilgi verdi.</p>

<p>Bu yılki kampanyada özellikle zulüm altında olan İslam beldelerine ağırlık verildiğini belirten Müftü Bingöl, Vali Hatipoğlu'na göstermiş olduğu hassasiyetten ötürü teşekkür ederek bağış makbuzunu takdim etti.</p>

<p><img alt="Elazığ Valisi Kurban Bağışı 22" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/elazig-valisi-kurban-bagisi-22.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>İl Müftüsü Bingöl’den vatandaşlara çağrı: "İyiliği Paylaşalım"</strong></p>

<p>Vali Hatipoğlu'nun örnek teşkil eden bu anlamlı bağışından dolayı teşekkürlerini sunan İl Müftüsü Yusuf Bingöl ise Elazığ halkına seslenerek kampanyaya destek çağrısında bulundu:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"Türkiye Diyanet Vakfı, aziz milletimizin emanetlerini dünyanın dört bir yanına büyük bir titizlik, güven ve ibadet şuuruyla ulaştıran çok önemli bir köprüdür. Sayın Valimizin bu kıymetli adımı ve hassasiyeti hepimiz için çok güzel bir örnektir. Tüm Elazığlı hemşehrilerimizi, imkânları ölçüsünde vekâlet yoluyla kurban kesim kampanyamıza destek olmaya davet ediyorum. Gelin, bu bayramda başta Filistinli kardeşlerimiz olmak üzere, dünyanın dört bir yanındaki mazlumların ve ihtiyaç sahiplerinin sofralarına bereket, yüreklerine umut olalım."</p>

<p>Türkiye Diyanet Vakfı aracılığıyla kurban bağışında bulunmak isteyen vatandaşların, il ve ilçe müftülüklerinin yanı sıra cami görevlileri veya TDV'nin resmi internet sitesi (https://bagis.tdv.org) üzerinden bağış işlemlerini kolaylıkla gerçekleştirebileceği hatırlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Elazığ Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/vali-hatipoglu-tdv-araciligiyla-kurbanini-filistine-bagisladi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 14:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/elazig-valisi-kurban-bagisi-11.jpg" type="image/jpeg" length="65664"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yaka Gökyüzü Camii dualarla açıldı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/yaka-gokyuzu-camii-dualarla-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/yaka-gokyuzu-camii-dualarla-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malatya’da deprem sonrası yürütülen yeniden inşa çalışmaları kapsamında yapımı tamamlanan Yaka Gökyüzü Camii, Cuma namazıyla birlikte ibadete açıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Malatya İl Müftülüğü öncülüğünde inşa edilen camilerden biri olan Yaka Gökyüzü Camii’nin açılış programına Vali Yardımcısı Ahmet Korkmaz, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, İl Müftüsü Ramazan Dolu, il protokolü, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Program, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Açılışta selamlama konuşması yapan İl Müftüsü Ramazan Dolu, deprem sonrası yıkılan camilerin Valilik ve Büyükşehir Belediyesi koordinasyonunda hızlı bir şekilde yeniden inşa edildiğini belirterek, “Şehrimizin manevi dinamiklerini hep birlikte ayağa kaldırıyoruz.” dedi.</p>

<p><img alt="Malatya Cami Açılış 22-4" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/malatya-cami-acilis-22-4.jpg" width="1280" /></p>

<p>Camilerin sadece ibadet mekânı olarak değil, aynı zamanda sosyal yaşam alanları olarak da planlandığını ifade eden Dolu, Yaka Gökyüzü Camii’nin içerisinde lojman, çok amaçlı salon ve 4-6 yaş Kur’an kursu bulunduğunu, caminin aynı anda 600 kişinin ibadet edebileceği kapasitede inşa edildiğini söyledi.</p>

<p>Daha sonra Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er ve Vali Yardımcısı Ahmet Korkmaz da birer konuşma yaptı.</p>

<p><img alt="Malatya Cami Açılış 33-4" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/malatya-cami-acilis-33-4.jpg" width="1280" /></p>

<p>Konuşmaların ardından kurdele kesimi gerçekleştirildi, dualar edildi ve kılınan ilk Cuma namazıyla cami ibadete açıldı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Malatya Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/yaka-gokyuzu-camii-dualarla-acildi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 14:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/malatya-cami-acilis-11-4.jpg" type="image/jpeg" length="56882"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üsküdar'da 333 Hafız icazet sevinci yaşadı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/uskudarda-333-hafiz-icazet-sevinci-yasadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/uskudarda-333-hafiz-icazet-sevinci-yasadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Büyük Çamlıca Camii'nde, Üsküdar'da Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı imam hatip okulları ile Müftülüğe bağlı Kur'an kurslarında hafızlık eğitimini tamamlayan 333 öğrenci için Hafızlık İcazet Merasimi düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş'un katılımıyla düzenlenen törende 333 hafıza icazet verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/uskudarda-333-hafiz-icazet-sevinci-yasadi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 14:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/hafiz-hafizlik-33.jpg" type="image/jpeg" length="70735"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nijeryalı öğrenciler, TDV bursu için sınav ve mülakata girdi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/nijeryali-ogrenciler-tdv-bursu-icin-sinav-ve-mulakata-girdi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/nijeryali-ogrenciler-tdv-bursu-icin-sinav-ve-mulakata-girdi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Diyanet Vakfının (TDV) uluslararası burs programından yararlanmak isteyen Nijeryalı öğrenciler, yazılı sınav ve mülakatlara katıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ülkenin farklı eyaletlerinden aileleriyle birlikte başkent Abuja'daki Yunus Emre Enstitüsü (YEE) ofisine gelen öğrenciler, yazılı sınav ve mülakatlara girdi.</p>

<p>Uluslararası Anadolu İmam Hatip Lisesi, Uluslararası İlahiyat Lisans ve Uluslararası İlahiyat Lisansüstü programları için başvuran öğrencilerin katılacağı ölçme değerlendirmenin ardından başarılı olanlar Türkiye'de eğitim görme fırsatı bulacak.</p>

<p>Mülakat komisyonunda yer alan TDV Temsilcisi Mehmet Emin Uslu, vakfın her yıl lise, lisans, yüksek lisans ve doktora düzeylerinde uluslararası öğrenci seçme süreçleri yürüttüğünü belirtti.</p>

<p>Başvuruların Müslüman öğrencilerden alındığını ifade eden Uslu, "Diyanet İşleri Başkanlığı, ilahiyat fakülteleri ve Milli Eğitim Bakanlığından akademisyenlerin yer aldığı ekipler farklı ülkelere giderek mülakatlar gerçekleştiriyor. Bu kapsamda Nijerya'da da adaylarla bir araya geldik." dedi.</p>

<p>Nijerya'da başvuruların geçen yıla kıyasla iki kat arttığına dikkati çeken Uslu, bu yıl yaklaşık bin öğrencinin burs programına başvurduğunu, ancak bunlardan 120'sinin mülakata çağrıldığını aktardı.</p>

<p>Uslu, mülakat sürecinin ardından 20 ila 30 öğrencinin kriterlere göre seçileceğini, nihai değerlendirmenin Ankara'daki genel merkez tarafından yapılarak kabul sürecinin tamamlanacağını kaydetti.</p>

<p>Programdan mezun olan öğrencilerin yalnızca ilahiyat alanında değil, diplomasi, tıp ve mühendislik gibi farklı alanlarda da önemli görevler üstlendiğini vurgulayan Uslu, Türkiye'de ihtiyaç duyulan alanlarda mezunlara öncelik tanındığını, bazı öğrencilerin ise Türkiye’de kalarak iş hayatına devam ettiğini dile getirdi.</p>

<p>Seçme sürecinde adaylara görsel yetenek odaklı bir IQ testi uygulandığını belirten Uslu, bu sınavda herhangi bir yazılı ifade bulunmadığını, tamamen görsel analiz becerilerinin ölçüldüğünü ve yüksek performans gösteren adayların avantaj elde ettiğini söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>TDV</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/nijeryali-ogrenciler-tdv-bursu-icin-sinav-ve-mulakata-girdi-1</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 14:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/tdv-sinav-11.jpg" type="image/jpeg" length="48125"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İngiltere’deki Türkler, “gündelik İslamofobi”ye maruz kalıyor]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/ingilteredeki-turkler-gundelik-islamofobiye-maruz-kaliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/ingilteredeki-turkler-gundelik-islamofobiye-maruz-kaliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere’de yaşayan Türk gençleriyle yapılan saha araştırması, Müslüman karşıtlığının (İslamofobi) açık saldırıların ötesinde, örtük ve gündelik pratikler üzerinden yeniden üretildiğini ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Araştırmayı yürüten Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Muhammed Babacan, Türk gençlerinin Müslüman karşıtlığı karşısında geliştirdiği kimlik stratejileri ile "gündelik İslamofobi" kavramını ele aldı.</p>

<p>Müslüman karşıtlığına ilişkin akademik çalışmaların, bu olgunun yalnızca açık nefret söylemleri ve fiziksel saldırılarla sınırlı olmadığını, gündelik hayatta daha örtük biçimlerde de ortaya çıktığını gösterdiğine dikkati çeken Babacan, bu sorunun "makro" ve "mikro" olmak üzere iki düzeyde incelenmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Muhammed Babacan, "İslamofobi, özellikle Batılı siyasetçiler ve kitle iletişim araçları tarafından siyasi ve ekonomik saiklerle üretilen bir propaganda aracı olarak karşımıza çıkıyor. Bu durum, mikro düzeyi de besliyor. Irkçı zihin bu makro düzeyden etkilenerek gündelik hayatta ırkçılık üretiyor." dedi.</p>

<p>Bu söylemlerin toplumda karşılık bulduğunu vurgulayan Babacan, mikro düzeyde ise ayrımcılığın gündelik yaşam pratiklerinde ortaya çıktığını; sokakta, okulda, iş yerinde ve kamu kurumlarında daha görünür hale geldiğini kaydetti.</p>

<p><strong>- "İslamofobi bir ırkçılık biçimi olarak ele alınmalı"</strong></p>

<p>İslamofobi'nin tanımlanmasına ilişkin tartışmalara değinen Dr. Öğr. Üyesi Babacan, bu olgunun bir ırkçılık biçimi olarak değerlendirilmesinin önemine işaret etti.</p>

<p>Modern dönemde ırkçılığın biçim değiştirdiğini belirten Babacan, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası göç hareketleriyle birlikte "kültürel ırkçılık" kavramının öne çıktığını ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Önceden genetik ve biyolojik özelliklere dayanan bir ırkçılık söz konusuyken 1950’li yıllardan itibaren göç dalgalarıyla birlikte ırkçılığın form değiştirdiğini görüyoruz. Artık ayrımcılık fenotip veya ten renginden ziyade bireylerin kıyafetleri, sakalları, başörtüleri, dini, kültürü ve yaşam tarzı üzerinden yapılıyor. İnsanların dünyaya bakış açıları, yaşam standartları ve Batılı değerlerle uyumlu olup olmamaları üzerinden bir farklılık üretiliyor."</p>

<p>Bu kapsamda Müslümanlara yönelik genelleştirici söylemlerin kültürel ırkçılığın temel örnekleri arasında yer aldığını belirten Babacan, İslamofobi'nin etkilerinin toplumun tüm kesimlerinde eşit derecede hissedilmediğini, bazı grupların çok daha dezavantajlı konumda bulunduğunu vurguladı.</p>

<p>Muhammed Babacan, "kesişimsellik" kavramına dikkati çekerek özellikle muhafazakar Müslüman kadınların hem dini kimlikleri hem de cinsiyetleri nedeniyle çok katmanlı bir ayrımcılıkla karşı karşıya kaldığını belirterek "Müslüman kadınlar, Müslüman erkeklere kıyasla daha dezavantajlı bir grup. Birden fazla kimlik ve özelliğin bir araya gelmesi, ayrımcılığın şiddetini artırıyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p><strong>- "Gündelik İslamofobi" kavramı</strong></p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Babacan, çalışmasında öne çıkan "gündelik İslamofobi" kavramının özellikle İngiltere’de yaşayan Türklerin deneyimlerini anlamak açısından önemli olduğunu belirterek şunları kaydetti:</p>

<p>"Literatür, İngiltere’deki Müslümanların açık ve şiddet içeren bir ırkçılığa maruz kaldığını ortaya koyuyor ancak Türklerle yaptığımız görüşmelerde daha örtük, gizli ve ispatı zor bir ayrımcılık biçimiyle karşılaştık. Bu ayrımcılık biçimi açık saldırılar içermediği için fark edilmesi ve kanıtlanması güç ancak birey üzerinde psikolojik etkiler bırakan, ustalıkla yapılan bir ırkçılık türü."</p>

<p>Babacan, saha çalışmasında elde edilen bulguların gündelik İslamofobi'nin somut örneklerle ortaya çıktığını gösterdiğini belirterek aynı koşullarda seyahat eden kişiler arasında yalnızca başörtülü olan bireyin havaalanında aranması ve sorgulanması gibi uygulamaların bu duruma örnek teşkil ettiğini ifade etti.</p>

<p>Bu tür durumlarda ayrımcılığın açık biçimde ortaya konulamadığını, yetkililerin farklı gerekçeler öne sürebildiğini aktaran Babacan, benzer deneyimlerin tekrarlanmasının bireylerde farklı muameleye maruz kalındığı yönünde güçlü bir algı oluşturduğunu kaydetti.</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Muhammed Babacan, gündelik hayatta masum görünen bazı soruların dahi ayrımcılığa dönüşebildiğini belirterek "Nerelisin sorusu aslında masum görünebilir ancak nerede, kim tarafından ve nasıl sorulduğu çok önemli. İngiltere’de doğup büyüyen ve görünüş olarak İngilizlere benzeyen bir kişiye yalnızca Türk ismi nedeniyle ısrarla ‘Aslen nerelisin?’ sorusu yöneltiliyor. Kişi ailesinin Kayseri’den geldiğini söylediğinde ise ‘O zaman onlar Müslüman ve dolayısıyla teröristler’ gibi ifadelerle karşılaşıyor." dedi.</p>

<p>Araştırmada, görünür dini kimliğin bireylerin karşılaştığı muamele üzerinde belirleyici olduğu da tespit edildi. Babacan, başörtüsü gibi sembollerin bireyin toplum içindeki algılanışını doğrudan etkilediğini belirterek bunun gündelik hayattaki davranışlara da yansıdığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>- Türklerin kimlik stratejisi: Etnik vurgu ve "beyazlık"</strong></p>

<p>Araştırmada dikkati çeken bir diğer bulgu ise İngiltere’de yaşayan Türklerin İslamofobi karşısında geliştirdiği stratejiler oldu. Babacan, diğer Müslüman toplulukların aksine Türklerin kolektif dini kimlik üzerinden bir dayanışma geliştirmediğini, bunun yerine etnik temelli bir yaklaşım benimsediklerini ifade etti.</p>

<p>Muhammed Babacan, "İngiltere’de yaşayan Türkler, İslamofobi'yi damgalı bir kimlik olarak gördükleri için dezavantajlı bir grubun parçası olmak yerine bu kimliğin dışında farklı bir kimlik inşa etmeye yöneliyor. İslamofobi'yi daha çok diğer Müslümanların sorunu olarak görüp kendilerini bunun dışında konumlandırıyorlar. Beyazlık, görünmezlik ve farklılık vurgusuyla ayrı bir pozisyon alıyorlar." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Çalışmada öne çıkan bir diğer kavramın ise "farazi beyazlık" olduğunu belirten Babacan, Türklerin kendilerini "görünmez" olarak tanımladığını ve bu durumu ayrımcılıktan kaçınma stratejisi olarak kullandıklarını ifade etti.</p>

<p>Almanya’da Türklerin daha görünür bir azınlık olması nedeniyle ayrımcılığa daha sık maruz kaldığını belirten Babacan, "İngiltere’de ise en büyük azınlık grup Güney Asyalılar ve İslamofobi büyük ölçüde onlar üzerinden ilerliyor. Güney Asyalıların İngiliz medyası ve halkı nezdinde ana hedef olması, genç Türklere aradan sıyrılmak ve "Biz onlardan farklıyız" diyebilmek için bir manevra alanı oluşturmuştur." diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/ingilteredeki-turkler-gundelik-islamofobiye-maruz-kaliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 14:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/sosyolog.jpg" type="image/jpeg" length="66267"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kadınların Özel Halleri: Adet, loğusalık ve İstihaze]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/kadinlarin-ozel-halleri-adet-logusalik-ve-istihaze-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/kadinlarin-ozel-halleri-adet-logusalik-ve-istihaze-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adet kanaması (hayız) nedir? Loğusalık (nifas) nedir? İstihaze nedir? Adetli kadın ne kadar iddet bekler? Adetli kadın hangi ibadetleri eda edemez?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>عَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ: قَالَ لِى رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : “نَاوِلِينِى الْخُمْرَةَ مِنَ الْمَسْجِدِ.” قَالَتْ: فَقُلْتُ إِنِّى حَائِضٌ. فَقَالَ: “إِنَّ حَيْضَتَكِ لَيْسَتْ فِى يَدِكِ.”</p>

<p>Hz. Âişe (ra) anlatıyor: “Resûlullah (sas) bana, "Mescitten seccadeyi bana uzatıver." dedi. "Ben âdetliyim." dedim. Bunun üzerine Resûlullah (sas), "Âdetli olma hâli senin elinde değil ki!" buyurdu.”</p>

<p>(M689 Müslim, Hayız, 11)</p>

<p> ***</p>

<p>عَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ: كُنْتُ أَشْرَبُ وَأَنَا حَائِضٌ، ثُمَّ أُنَاوِلُهُ النَّبِيَّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) ، فَيَضَعُ فَاهُ عَلَى مَوْضِعِ فِيَّ، فَيَشْرَبُ، وَأَتَعَرَّقُ الْعَرْقَ وَأَنَا حَائِضٌ، ثُمَّ أُنَاوِلُهُ النَّبِيَّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) ، فَيَضَعُ فَاهُ عَلَى مَوْضِعِ فِيَّ.</p>

<p>Hz. Âişe (ra) diyor ki: “Ben âdetli iken bir şey içer sonra onu Hz. Peygamber'e (sas) uzatırdım, o da ağzını tam benim ağzımın değdiği yere koyarak içerdi. Yine ben âdetli iken kemikli etten bir parça ısırıp sonra onu Hz. Peygamber'e (sas) uzatırdım, o da ağzını tam benim ağzımın değdiği yere koyar(ak ısırır)dı.”</p>

<p>(M692 Müslim, Hayız, 14; D259 Ebû Dâvûd, Tahâret, 102)</p>

<p> ***</p>

<p>عَنْ مَنْصُورٍ ابْنِ صَفِيَّةَ أَنَّ أُمَّهُ حَدَّثَتْهُ أَنَّ عَائِشَةَ حَدَّثَتْهَا: أَنَّ النَّبِيَّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) كَانَ يَتَّكِئُ فِى حَجْرِى وَأَنَا حَائِضٌ ثُمَّ يَقْرَأُ الْقُرْآنَ.</p>

<p>Mansûr b. Safiyye'nin (ra), annesi aracılığıyla naklettiğine göre, Hz. Âişe (ra) ona şöyle demiştir: “Ben âdetli olduğum hâlde Hz. Peygamber (sas) kucağıma yaslanır, Kur'an okurdu.”</p>

<p>(B297 Buhârî, Hayız, 3; M693 Müslim, Hayız, 15)</p>

<p> ***</p>

<p>عَنْ عَائِشَةَ أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ أَبِى حُبَيْشٍ سَأَلَتِ النَّبِيَّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَتْ: إِنِّى أُسْتَحَاضُ فَلاَ أَطْهُرُ، أَفَأَدَعُ الصَّلاَةَ؟ فَقَالَ: “لاَ، إِنَّ ذَلِكَ عِرْقٌ، وَلَكِنْ دَعِى الصَّلاَةَ قَدْرَ الْأَيَّامِ الَّتِى كُنْتِ تَحِيضِينَ فِيهَا، ثُمَّ اغْتَسِلِى وَصَلِّى.”</p>

<p>Hz. Âişe'den (ra) nakledildiğine göre, Ebû Hubeyş'in kızı Fâtıma  (ra) Hz. Peygamber'e (sas), “Devamlı kanamam oluyor ve hiç temizlenemiyorum. Acaba namaz kılmayı bıraksam mı?” diye sorunca Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Hayır. Bu, damar(dan gelen bir kan)dır (âdet kanaması değildir). Normalde âdet gördüğün günler süresince namaz kılmayı terk et. Sonra yıkan ve namazını kıl.”</p>

<p>(B325 Buhârî, Hayız, 24; M753 Müslim, Hayız, 62)</p>

<p>*** </p>

<p>عَنْ مُعَاذَةَ قَالَتْ: سَأَلْتُ عَائِشَةَ فَقُلْتُ: مَا بَالُ الْحَائِضِ تَقْضِى الصَّوْمَ وَلاَ تَقْضِى الصَّلاَةَ؟ فَقَالَتْ: أَحَرُورِيَّةٌ أَنْتِ؟ قُلْتُ: لَسْتُ بِحَرُورِيَّةٍ، وَلَكِنِّى أَسْأَلُ، قَالَتْ: كَانَ يُصِيبُنَا ذَلِكَ فَنُؤْمَرُ بِقَضَاءِ الصَّوْمِ وَلاَ نُؤْمَرُ بِقَضَاءِ الصَّلاَةِ.</p>

<p>Muâze (isimli bir kadın) anlatıyor: Hz. Âişe'ye (ra), “Âdetli kadına ne oluyor da, (tutamadığı) oruçları kaza ettiği hâlde (kılamadığı) namazları kaza etmiyor?” diye sordum. Hz. Âişe (ra), “Sen Harûrî (Sadece Kur'an'da harfiyen bulunan hükümlerle yetinen bir Hâricî) misin?” diye cevaplayınca, “Hayır, Harûrî değilim ama soruyorum.” dedim. Bunun üzerine Hz. Âişe (ra), “Biz (Resûlullah (sas) zamanında) âdet olurduk, orucu kaza etmemiz bize emredilir ama namazı kaza etmemiz emredilmezdi.” dedi.</p>

<p>(M763 Müslim, Hayız, 69; B321 Buhârî, Hayız, 20)</p>

<p>*** </p>

<p>Allah'ın (cc) Son Elçisi'yle (sas) Medine'den yola çıkan kafilenin hedefi Mekke idi. Yolculuk hac yolculuğuydu. Yolcular Mekke'ye henüz ulaşmamışlardı ki aralarında bulunan Hz. Âişe (ra) derin bir hüzne kapılarak ağlamaya başladı; ağlamasının nedeni âdet görmeye başlamasıydı! İhrama girerek niyetlendiği umresi yarım kalacağı gibi, haccı da yapamayacaktı. Şevki kırılmış, heyecanı kaybolmuştu. Yanına gelen Allah Resûlü'nü (sas) gözyaşlarıyla karşılamıştı. Peygamberimiz (sas), neşeli bırakıp kederli bulduğu eşinin hâlini görünce hayretle sordu: “Hayırdır? Niçin ağlıyorsun? Yoksa âdet mi oldun?” Hz. Âişe (ra), “Evet!” dedi ve buruk bir sesle ekledi: “Hâlbuki Allah (cc) şahit, haccı ne çok istemiştim! Ama bu yıl hacı olamayacağım.” Şefkat Peygamberi (sas) ona teselli olacak şu karşılığı verdi: “Bu başına gelen, Âdem kızlarına Allah'ın takdir ettiği bir yazgıdır. Kâbe'yi tavaf etmek dışında hacıların eda edecekleri vazifeleri sen de yerine getirebilirsin.”</p>

<p>İlerleyen günlerde Peygamberimiz (sas) Hz. Âişe'nin (ra) hevesle başladığı bu görevi lâyıkıyla yerine getirmesine yardımcı olmuş, bayram günü âdeti sona erip temizlenince farz olan tavafını yapmasını istemişti. Hatta, “İnsanlar ne güzel hem umre hem hac yaparak evlerine dönüyorlar. Oysa ben sadece haccedebildim.” diyerek sızlanan eşinin, kardeşi Abdurrahman (ra) ile birlikte Ten'im'e gidip ihrama girmek suretiyle yarım kalan umresini tamamlamasını da sağlamıştı.</p>

<p>Bir kız çocuğu olarak dünyaya gelmek nasıl Yüce Allah'ın (ra) takdirine bağlıysa, bir genç kızın âdet kanaması ile ergenliğe erişmesi de aynen öyledir. Yeme, içme, uyuma ya da üreme bir insan için ne kadar doğalsa, âdet görme de bir kadın için o kadar doğaldır. Dolayısıyla hayatın akışı içinde diğer bedensel gelişim ve işlevlerle birlikte normal karşılanarak kabullenilmelidir.</p>

<p>Oysa ay hâli zaman zaman kimi topluluk ve inanışlarda kadının aleyhine ve hatta utanç verici bir durum olarak telakki edilmiştir. Kadının iradesi dışında kalan, müdahale etme, değiştirme imkânı olmayan Allah (cc) vergisi bu durum sebebiyle aşağılanması; anlaşılması, açıklanması ve kabul edilmesi mümkün olmayan bir yaklaşımdır Allah'ın Peygamberi (sas), mescitten kendisine bir seccade getirmesini istediğinde, “Ama ben âdetliyim!” diyerek mescide girmek ve seccadeye dokunmak istemeyen Hz. Âişe'ye (ra), “Âdetli olma hâli senin elinde değil ki!” buyurmaktadır. Bunun üzerine çekingenliğini gizlemeyen annemiz, mescide girmiş ve seccadeyi almıştır.</p>

<p>Gerçekten ilkel kültürlerden bugüne uzanan çizgide, âdetli kadınla ilgili olumsuz tasavvur değişmemek için direnmekte ve dinin özüne aykırı olduğu hâlde insanların terk etmekte zorlandığı bid'atleri de beraberinde getirmektedir. Zerdüştlerin âdetli kadını murdar sayarak temizlenene kadar bir odada tek başına bekletmelerine benzer şekilde, bugün de kimi Müslüman kadınların âdet günlerinde kendilerini toplumdan soyutlamaları şaşırtıcıdır. Uğursuzluk taşıyacakları endişesiyle doğum tebrikine gitmeyerek taze bebeğe bakmayan ya da düğüne katılmayarak yeni gelinin çeyizine dokunmayan nice kadın vardır. Âdetli iken hamur yoğurmaktan kaçınan, turşu kurmayan, salça ve reçel yapmayan ya da sofradaki ekmeği bölmekten çekinen kadınların sayısı hiç de az değildir. Oysa Peygamberimiz (sas) âdetli eşinin dokunduğu gıdalardan tiksinmemiş ve Hz. Âişe'nin ısırdığı etin devamını yerken veya içtiği suyun kalanını içerken tam da onun ağzının değdiği yere ağzını getirerek bütün bunların anlamsızlığını göstermek istemiştir. </p>

<p>Kadını sadece âdet gördüğü günlerde değil sonrasındaki yedi günde de sakınılması gereken biri olarak gören yahudi geleneğinde, âdetli kadının bedeni kadar kullandığı eşyalar da kirli ve yasaklı sayılmaktadır. Aybaşı hâlinde iken eşine dokunmayan, onunla birlikte yemek yemeyen ve aynı yatakta yatmayan yahudi erkekleri, Peygamberimizin (sas) ashâbını da şüpheye düşürmüştür. “Biz de onlar gibi belirli günlerinde eşlerimizden tamamen uzaklaşmalı mıyız?” diye sorduklarında, Allah Resûlü (sas), cinsel beraberlik dışında günlük yaşantılarını aksatmaya gerek olmaksızın diledikleri her şeyi yapabileceklerini söylemiştir. Aynı şekilde kendisine gelerek âdetli bir kadınla aynı sofrayı paylaşmanın hükmünü danışanlara, “Onunla beraber yemek yiyebilirsin(iz).” buyurmuştur.</p>

<p>Diğer taraftan Peygamber Efendimiz (sas), âdetliye dokunmama gibi rencide edici bir tavrı kesinlikle reddetmiştir. Ümmü Seleme (ra) annemizle âdetli iken de aynı yatağı paylaşan Sevgili Peygamberimizdir (sas). Aynı şekilde Hz. Âişe'nin (ra), “Resûlullah (sas), eşlerinden biri âdetli iken de tenine dokunurdu.” diyerek özel durumlarını anlatması, âdetli kadının pis olmadığını herkese duyurmak amacıyladır. </p>

<p>Ayrıca anneleri Havva'nın (ra), Âdem'in (as) aklını çelerek yasak meyveden yemesine, dolayısıyla da cennetten çıkarılmasına sebep olduğu gerekçesi ile Havva (ra) kızlarını lânetli ve cezaya müstahak görmek, yahudi kültürünün bir parçasıdır. Halbuki Kur'ân-ı Kerîm, Hz. Âdem'i (as) aldatanın şeytan olduğunu özellikle belirtirken iki eşin yasağı birlikte çiğnediklerine dikkat çeker. Ama yahudi söyleminin geleneğe etkisi, kadının âdetli iken ya da hamilelik ve doğum gibi sıkıntılara katlanırken bu ilk günahın bedelini ödediği düşüncesini yaymıştır. Bu yüzden bazı çevrelerde asırlar boyunca âdetli kadın Allah'tan (cc) uzak, ibadetten mahrum edilmiş ve kirli sayılmıştır.</p>

<p>Âdet görmenin, kız çocuğunu, dinin emir ve yasaklarına bizzat muhatap olan bir yetişkin konumuna yükselttiği düşünüldüğünde, hayatın yeni bir yönde akmaya başlaması kaçınılmazdır. Çünkü bir insan için ergenlik, dinî ve hukukî yükümlülüklerin başlama noktasıdır. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (sas), kadının özel günlerinde ibadet hayatını düzenleyen birtakım sınırlamalar getirmiştir. Ama bunların arasında âdetli kadının ücra bir köşede ibadete hasret beklemesi ya da ibadet eden eşine yaklaşamaması gibi bir kayıt kesinlikle bulunmamaktadır. Aksine Resûlullah (sas), gece namazı kılarken âdetli olan eşlerinin yanı başında uyumalarından rahatsız olmaz, secde ederken elbisesinin onlara değmesine aldırmaz, hatta üzerlerindeki dokuma örtünün bir kısmını kendi omuzuna alarak namaza devam ederdi.</p>

<p>Ramazan ayının son on gününde itikâfa girerek mescitte ibadetle meşgul olan Allah Resûlü (sas), bu süre içerisinde hâne-i saadetlerine girmezdi. Ancak saçlarının yıkanmasını veya taranmasını arzu ettiğinde hücresinin kapısından başını uzatarak eşine seslenirdi. Aynı şekilde Resûlullah'ın (sas) kendilerine necis muamelesi yapmaksızın günlük hayatını devam ettirmesine alışık olan Meymûne validemiz (ra), saçı başı dağınık bir vaziyette dolaşan ve eşi âdetli olduğu için kendisine dokunmadığını söyleyen Abdullah b. Abbâs'a (ra), “Hay evlâdım, âdetin el ile ne ilgisi olabilir!” demiştir. Peygamberimizin (ra) bazen âdetli eşine yaslanarak Kur'ân-ı Kerîm okuduğu olmuştur. Nitekim Âişe annemiz (ra),“Ben âdetli olduğum hâlde Hz. Peygamber (sas) kucağıma yaslanır, Kur'an okurdu.” derken, Meymûne annemiz (ra) de bu durumu vurgulamıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hz. Peygamber (sas), âdetli hanımlar da dâhil bütün kadınların bayram namazlarına iştirakini, bayram namazının kılındığı musallaya gelerek hutbeyi dinlemelerini ve duaya katılmalarını istemiştir.</p>

<p>Âdetli olmanın birtakım kurallara uymayı da beraberinde getirdiği tartışmasız bir gerçektir. Nitekim Kur'ân-ı Kerîm'de, “Sana kadınların ay hâlini sorarlar. De ki: O sıkıntı verici bir durumdur. Bu yüzden âdet sırasında kadınlardan geri durun ve onlar temizleninceye kadar kendilerine yaklaşmayın. Temizlendikten sonra, Allah'ın (cc) izin verdiği şekilde onlara yaklaşın. Şüphesiz Allah (cc) gönülden tevbe edenleri sever, içi dışı temiz olanları sever.” buyrulurken Müslüman erkeklere âdetli eşleriyle ilgili uymaları gereken temel kural öğretilmektedir. Allah Resûlü (sas) de özel durumunu önemsemeksizin eşiyle birlikte olan kimseyi ağır bir dille uyarmakta ve böyle bir hata karşılığında bir miktar sadaka verilmesini tavsiye etmektedir.</p>

<p>Kur'ân-ı Kerîm'in âdet dönemini belirleyici kabul ederek koyduğu bir diğer hüküm ise, boşanmış kadınların bekledikleri iddet süresi ile ilgilidir. Bu hükme göre eşinden boşanan bir kadın hamile olup olmadığının ortaya çıkması ve hamilelik durumunda bebeğinin babasının doğru tayin edilebilmesi için evlenmeksizin üç ay hâli (âdet veya temizlik dönemi) geçene kadar, şayet hamile ise doğum yapana kadar beklemek zorundadır. Âdetten kesilen veya henüz âdet görmemiş hanımların iddet süresi ise üç ay olarak tayin edilmiştir. Diğer taraftan Allah Resûlü (sas) bir kimsenin, âdetli hanımını boşamasına izin vermemiş, böyle bir karar alan İbn Ömer'e (ra) eşine dönerek hanımına mühlet tanımasını söylemiştir.</p>

<p>Kur'an, âdet dönemine yönelik sınırlandırmalar hakkında başka açıklama yapmazken, inananlara Rablerinin rızasına uygun bir hayatı en ince detaylarına kadar öğreten Sevgili Peygamberimiz (sas), kadınlara özel günlerinde nelere dikkat etmeleri gerektiğini tek tek anlatmıştır. Bu öğretimin başında, âdet görmeyi olağan karşılayarak bundan dolayı utanmama öğüdü gelir. Öyle ki Resûl-i Ekrem (sas), eşlerinin mahcup olarak kendisinden uzaklaşmaya çalışmalarını engellediği gibi, aynı zamanda diğer Müslüman hanımlara da bu konuda son derece hassas ve anlayışlı davranır.</p>

<p>Allah Resûlü'nün öğrettiği üzere vücuttan çıkan diğer kirli akıntılar gibi âdet kanı da temiz değildir. Dolayısıyla bulaştığı yerin temizlenmesi gerekmektedir. Kıyafetlerinde kan lekesi olduğunda ne yapmaları gerektiğini soran hanımlara Peygamberimiz (sas), “(Bu durumdaki bir kadın) elbisesini eliyle ovar, su ile çitiler ve üzerine su dökerek temizler. Daha sonra bu elbise ile namaz kılar.” buyurmuştur. Üzerlerine giyecek tek bir elbiseye sahip olan ve âdet dönemleri bittiği an namaz kılmak için aynı elbiseyi temizleyerek tekrar giymek zorunda kalan sahâbî hanımlar, kanı yıkadıktan sonra izinin kalmasının namaza engel olmadığını da Resûlullah'tan (sas) öğrenmişlerdir.</p>

<p>Kadının âdet günleri sona erdiğinde kirlenen kıyafetlerini arındırdığı gibi bedenini de temizlemesi gerekmektedir. Hükmî bir necaset olarak nitelendirilen aybaşı hâlinden sonra gusül abdesti alınması farzdır. “Âdet görmeye başladığında namazı bırak, âdetin bittiğinde ise guslet.” buyuran Peygamber Efendimiz (sas), nasıl yıkanacağını soran Esmâ'ya (ra) guslü şöyle tarif etmiştir: “Aranızdan bir hanım gusletmek istediğinde suyunu ve sidresini (güzel kokulu temizleyicisini) alarak itina ile güzelce temizlenir. Sonra başına su dökerek suyun saç diplerine ulaşmasını sağlayacak şekilde iyice ovalar. Ardından bütün vücuduna su döker ve misk sürülmüş hoş kokulu bir bez parçası ile (özel) temizliğini yapar.” Resûl-i Ekrem'in (sas) cümlelerinden gusül esnasında suyun yanı sıra hoş kokulu ve arıtıcı maddelerin de kullanılmasını istediği anlaşılmakta, Hz. Âişe (ra) de bu konuda hanımları özel olarak uyarmaktadır. Aslında âdet döneminin, kadının temiz ve bakımlı olmasına, kına yakıp süslenmesine engel olmadığı bilinen bir gerçektir. Diğer taraftan Peygamber Efendimiz (sas), âdet sonrası gusletmek için su bulunamadığında tıpkı abdestte olduğu gibi toprak ile teyemmüm yapılabileceğini belirtmiştir.</p>

<p>Âdet günleri başladığında kadının ibadet düzeni ile ilgili en büyük değişiklik namaz ve orucunda olmaktadır. Peygamberimiz (sas), kendisine gelerek, “Devamlı kanamam oluyor ve hiç temizlenemiyorum. Acaba namaz kılmayı bıraksam mı?” diye soran Ebû Hubeyş'in kızı Fâtıma'ya, daimî kanamanın âdet sayılamayacağını söyledikten sonra, “Normalde âdet gördüğün günler süresince namaz kılmayı terk et. Sonra yıkan ve namazını kıl.” buyurmuştur.</p>

<p>Aynı hüküm oruç için de geçerlidir. Âişe annemiz (ra), “Biz (Resûlullah (sas) zamanında) âdet olurduk, orucu kaza etmemiz bize emredilir ama namazı kaza etmemiz emredilmezdi.” derken, Peygamber (sas) emrinden açıkça bahsetmekte ve “Âdetli kadına ne oluyor da, (tutamadığı) oruçları kaza ettiği hâlde (kılamadığı) namazları kaza etmiyor?” diye soran bir kadını, “Sen Harûrî (Sadece Kur'an'ın hükümleriyle yetinen bir Hâricî) misin?” diyerek sert bir üslûpla azarlamaktadır. Onun, bu kadını, ibadete aşırı derecede düşkünlükleri ile tanınan sünnet çizgisinin dışında kabul edilen Hâricîlere atıfta bulunarak ikaz etmesi, âdetli iken namaz kılmama ve oruç tutmama konusundaki hükmün sünnete uygun olduğunu ve sorgulama dışında bırakılmasını istediğini göstermektedir.</p>

<p>Diğer taraftan Hz. Âişe (ra), Ramazan'da âdetli iken tutamadıkları oruçların kazasını bazen bir yıla yakın geciktirerek öbür yılın Şâban ayında tuttuklarını anlatmaktadır ki bu anlatım, müminlerin annelerinin âdet dönemlerinde Ramazan orucunu bıraktıklarının açık ifadesidir. Hz. Peygamber'in (sas) hâne-i saadetinde aldıkları eğitim gereği ibadet konusunda son derece itina gösteren Peygamber eşlerinin (ra) bu uygulaması, âdetli kadının oruç tutmama konusunda tıpkı yolculuk hâlindeki bir kimse gibi özgür bırakıldığı, dilerse tutup dilerse tutmayacağı şeklinde bir yorumu anlamsız kılmaktadır.</p>

<p>Âdet dönemi sonrası kaza edilerek iadesi yapılmayan namazların kadının hayatı boyunca hesabı tutulduğunda ciddi bir yekûn teşkil etmesi kaçınılmazdır. İbadet sayısında eksiklik anlamına gelen bu duruma hadislerde de işaret edilmekteyse de Allah'a yakınlığın, eda edilen ibadetlerin sayısal fazlalığı ile değil kulluk yolunda atılan adımların taşıdığı halis niyet ve samimiyetle elde edilebileceği tartışılmaz bir gerçektir.</p>

<p>Peygamberimizin (sas), âdet döneminde kadının erteleyeceği bir diğer ibadet ise, Kâbe'yi tavaf etmektir. Haccın diğer bütün esas ve uygulamalarını yapabileceği hâlde tavaf edemeyen âdetli kadın, Âişe validemizin (ra) yaptığı gibi âdeti biter bitmez farz olan ifâda yani ziyaret tavafını eda etmek zorundadır. Ama Safiyye validemiz (ra) gibi bu tavafı tamamladıktan sonra âdet olmuşsa, hacıları yolundan alıkoyarak veda tavafı etmek için temizlenmeyi beklemesi gerekmemektedir.</p>

<p>Aslında Resûl-i Ekrem (ra), âdetli olduğu günlerde bazı ibadetlerden muaf tutulan bir kadın için hayatın sekteye uğramasını istememektedir. Hz. Peygamber'in (sas) dinî hassasiyetler taşıyan inanmış bir kadından beklediği, günlük yaşam akışını bozmaması ancak açıkça muaf olduğunun belirtildiği hususlarda buna uymasıdır. Resûlullah (sas), bayram namazına genciyle yaşlısıyla bütün kadınların katılmasını isterken özellikle âdetli hanımları da zikretmiş, yalnız onların namaz kılınan alanın hemen yanında ama namaz kılanlardan biraz uzakta durmalarını ve cemaate karışmamalarını istemiştir. Namaz kılanlarla bir tutulup saflara karışmaları hâlinde belki de herkesle ortak hareket edemediklerinden cemaati şaşırtma ihtimali olan âdetli hanımlar, bayram sabahının bereketinden de mahrum bırakılmamıştır. Böylece hem cemaatin düzeni hem de âdetli hanımların ibadet hayatına iştiraki sağlanmış olmaktadır.</p>

<p>Allah Resûlü (sas) özel günlerinde hanımların geçerli bir sebep olmaksızın mescide girmelerini de hoş görmemektedir. Nitekim evlerinin kapıları doğrudan mescide açılan ve evden her çıkışlarında mutlaka mescit içinden geçmek zorunda kalan bazı sahâbîleri uyararak, “Şu evlerinizin kapılarını mescitten başka yöne çevirin. Çünkü ben mescide âdetli ve cünüp olanların girmesini (pek) uygun bulmuyorum.” buyurmuştur. Eve geliş gidiş yolunun her hâlükârda mescitten geçmesi elbette ibadetgâha gerekli itinayı göstermeyi zorlaştıracaktır. Halbuki Âişe (ra) annemizden mescitteki seccadesini kendisine getirivermesini rica eden de Peygamberimizdir (sas). Hatta annemiz (ra), şaşkınlık dolu bir ifadeyle âdetli olduğunu söylemiş ama Hz. Peygamber (sas) isteğini tekrarlayınca mescide girerek seccadeyi almıştır. Şu hâlde âdetli kadınların mescitlere girmeleri mutlak olarak men edilmiş değil, hem hanımların hissiyatı, hem de mescidin temizliği ve benzeri hususlar dikkate alınarak bu konuda ihtiyaç durumu ölçü olarak getirilmiştir.</p>

<p>Kadınların tıpkı âdet dönemlerinde olduğu gibi doğum yaptıktan sonra da bir süre loğusalık kanamaları olmaktadır. Kur'an'da hakkında bir hüküm belirtilmeyen ve “nifas” olarak adlandırılan bu durum, Peygamberimiz döneminden beri süre gelen uygulamaların ışığında âdet ile aynı kategoride değerlendirilir. Dolayısıyla âdetli bir hanımın konumu, tutumu ve özel döneminde uyması gereken sınırlamalar aynıyla loğusa bir anne için de geçerlidir. Doğumdan sonra başlayan bu durumun süresi kişiye göre değişiklik göstermekle birlikte, kanamanın kesilmesiyle sona erer. Ümmü Seleme validemiz (ra), “Resûlullah (sas) döneminde loğusa kadın kırk gün (namaz kılmaksızın) otururdu.” diyerek loğusalığın en fazla kırk gün sürebileceğini belirtmektedir. Bu dönemin bitişinde de yine âdet kanamalarında olduğu gibi gusül abdesti almak gerekmektedir.</p>

<p>Âdet ve nifas dönemleri dışında herhangi bir hastalık sebebiyle rahimden gelen kanamalar da kadınlara ait özel hâller arasında yer alır. Bir yaranın durmadan kanaması ya da burundan devamlı kan gelmesi gibi değerlendirilmesi gereken bu özür durumu, “istihâze” olarak adlandırılır. Bugün olduğu gibi Peygamberimiz (sas9 zamanında da kanaması âdet dönemini aşarak uzayıp giden hanımlar vardır. Allah Resûlü'ne gelerek özel hayatlarına dair en hassas konularda bile danışmaktan çekinmeyen bu sahâbî hanımlar sayesinde, istihâzenin gereklerini öğrenebiliyoruz.</p>

<p>Özürlü bir kadın için yapılması gereken ilk iş, istihâze kanı ile âdet kanının ayırt edilmesidir. Bu adımda Peygamberimiz (sas), “Kan âdet kanı olursa rengi siyah (koyu) olur ve böyle bilinir. Bu durumda namaz kılmayı bırak. Ama başka renkte bir kan olursa abdest al. Çünkü bu, damar(dan gelen bir kan)dır.” buyurarak yol gösterir. Hastalık sebebiyle kanaması uzamadan önce, düzenli olarak kaç gün âdet gördüğünü bilen kadın, ibadet hayatını bu bilgiye göre düzenler.</p>

<p>Âdet günleri sona erdiği hâlde kanaması bitmeyen bir kadın, âdetinin bitiminde mutlaka gusül abdesti almalıdır. Daha sonra devam eden istihâze kanı sadece abdesti bozar. Dolayısıyla Peygamberimizin (sas) tabiriyle, “hasırın üstüne damlayacak kadar çok bile olsa” özür kanı namaza engel değildir. Nitekim Peygamberimizin (sas) eşi Zeyneb'in (ra) kardeşi olan Ümmü Habîbe bnt. Cahş (ra), “Yıkandığında kanın kırmızılığı suyun yüzüne çıkardı.” diye anlatılacak kadar yoğun kanamasına rağmen bizzat Allah Resûlü'nün (sas9 emri ile âdet günleri dışında namazlarını terk etmemiştir. Peygamber Efendimiz (sas) aynı durumdaki diğer baldızı Hamne bnt. Cahş'a iki seçenek sunarak ya diğer âdetli hanımlar gibi âdeti bitince gusletmesini ya da öğleyi ve akşamı geciktirip, ikindiyi ve yatsıyı erkenden kılmak suretiyle, namaz aralarını birleştirerek birer gusülle kılmasını, sabah namazı için de ayrıca gusletmesini söylemiştir. Ayrıca namaz gibi önemli bir ibadeti bırakmaması gereken özür sahibi (yani istihâze kanı gören) kadın, oruç tutmak ve eşiyle birlikte olmak gibi sorumluluklarını da yerine getirir.</p>

<p>Tıpkı erkek gibi kadının da yaratılışı gereği sahip olduğu nitelikler, üstlendiği roller ve yaşadığı özel hâller olması doğaldır. Bunlar arasında sayabileceğimiz âdet ve loğusalık hâli, metabolizma için çeşitli faydalar barındırmasıyla, hastalık değil aksine sağlıklı olmanın işaretidir. Nitekim ilgili âyette de aybaşı hâline, maraz değil sancı ve sıkıntı anlamında “eza” denmektedir. Yavrusunu karnında taşıma ve dünyaya getirme gibi bir sorumlulukla erkekten ayrılan kadının, bedenine özgü gelişmelerle bir ömür yaşaması, kendisinin değil Rabbinin tercihidir. Dolayısıyla âdet, nifas ve istihâze kanamalarının kadın hayatını nasıl etkileyeceğini takdir buyuran da, bu hâllerde kadın kullarının ne yapacağını öğretmesi için Peygamberini (sas) görevlendiren de Yüce Yaratan'dır (cc). Ve O (cc) şöyle buyurmaktadır: “İster erkek, ister kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın çabasını boşa çıkarmayacağım. Çünkü hepiniz birbirinizdensiniz!”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hadislerle İslam</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/kadinlarin-ozel-halleri-adet-logusalik-ve-istihaze-1</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 12:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/images/haberler/2022/11/kadinlarin-ozel-halleri-adet-logusalik-ve-istihaze_22c46.jpg" type="image/jpeg" length="31875"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İmtihan dünyası]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/imtihan-dunyasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/imtihan-dunyasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İnsanoğlu imtihan için yaratılmıştır. İnsanın imtihanı Allah’a bağlılık ve teslimiyet konusunda göstereceği sadakattir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><strong>İmtihan dünyası</strong></h3>

<p style="text-align:justify">Yoksa sizden öncekilerin çektikleriyle karşılaşmadan cennete girebileceğinizi mi sandınız? Onlar öylesine yoksulluk ve sıkıntı çekmişler, öyle sarsılmışlardı ki peygamber ve yanındakiler, “Allah’ın yardımı ne zaman gelecek?” diye niyaz etmişlerdi. Bilesiniz ki Allah’ın yardımı yakındır.<br />
Bakara, 2/214</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">İslam’ın ilk yıllarında Müslümanlar, müşriklerin baskılarından iyice bunalmışlardı. Allah (c.c.) bu ayette inkârcıların zulüm ve baskılarından iyice bunalan Müminler’e, geçmiş ümmetlerin başına da benzer sıkıntıların geldiğini hatırlatarak onları teselli etmektedir. Ayrıca başlarına gelen bütün bu sıkıntı ve belalara karşı sabredenler için, Allah’ın yardımının yakın olduğunu müjdelemektedir.</p>

<p style="text-align:justify">İnsanoğlu imtihan için yaratılmıştır. İnsanın imtihanı Allah’a bağlılık ve teslimiyet konusunda göstereceği sadakattir. İnsan dünya hayatında Yüce Allah tarafından çeşitli zorluklarla, bela ve musibetler karşısındaki tutumuyla denenmektedir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Nasrullah:</strong> Allah’ın yardımı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bir Ayet</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/imtihan-dunyasi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 12:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/images/haberler/2022/09/imtihan_dunyasi_h27396_c2376.jpg" type="image/jpeg" length="41780"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[DİTİB Almanya'da çok dilli ve toplumu tanıyan "yeni nesil" din görevlileri yetiştirmeye başladı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/ditib-almanyada-cok-dilli-ve-toplumu-taniyan-yeni-nesil-din-gorevlileri-yetistirmeye-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/ditib-almanyada-cok-dilli-ve-toplumu-taniyan-yeni-nesil-din-gorevlileri-yetistirmeye-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'da 42 yıldır faaliyet gösteren Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB), Almanya Federal İçişleri Bakanlığı ile yaptığı anlaşma çerçevesinde, camilerde görevlendirmek üzere başlattığı "İmam Eğitim Programı" çerçevesinde kendi din görevlilerini yetiştiriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Almanya'da 864 caminin bağlı olduğu DİTİB'in Köln'deki genel merkezinde AA muhabirine açıklamada bulunan DİTİB Genel Başkanı Ramazan Ilıkkan, 50'si kadın, 37'si erkek olmak üzere şu ana kadar 87 mezun veren program hakkında bilgi verdi.</p>

<p>Ilıkkan, Almanya'da artık sadece Türkiye'den gelen din görevlilerinin değil, bu ülkede yetişen din görevlilerinin de görev yaptığını belirterek, "İmam Eğitim Programı" ile Almanca bilen, Almanya toplumunu tanıyan ve DİTİB camilerinde kalıcı olarak görev yapabilecek yeni nesil din görevlileri yetiştirmeyi hedeflediklerini söyledi.</p>

<p>Hem DİTİB Uluslararası İlahiyat Programı (UİP) hem de Türkiye'deki İlahiyat Fakülteleri mezunlarının programda iki yıllık eğitim gördüklerini anlatan Ilıkkan, "2026'nın sonunda bir grup adayımız yine bu İmam Eğitim Programı'ndan mezun olmuş olacak. Dolayısıyla bunlar Almanca bilen görevliler olarak Almanya'da insanlarımıza dördüncü, beşinci nesle Almanca dilinde de hitap edecekler." dedi.</p>

<p>Ilıkkan, burada yetiştirdiklerinin yanı sıra Türkiye'den de din görevlilerinin gelmeye devam edeceğini aktararak, "Biz bu Almanca imam eğitimi konusunu önemsiyoruz. Almanya'ya son yıllarda büyük bir Müslüman nüfus gelmiş durumda ve bu da bizim DİTİB camilerimizin cemaat sayısını artırdı. Dolayısıyla din görevlilerimizin burada ortak din dili olarak Almancayı konuşması da önem arz ediyor." diye konuştu.</p>

<p>Bu mesleğe ilgi duyan gençlerin Uluslararası İlahiyat Programı'na müracaat etmelerini öneren Ilıkkan, şunları söyledi:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>"UİP projemiz çok başarılı bir proje. Burada yetişen gençlerimiz Almancanın yanında İngilizce, Fransızca ve yan diller öğrenebiliyorlar. Türkiye'ye gittikleri zaman buradaki öğrencilerimizin bir kısmını oradaki ilahiyat fakültelerinde de eğitiyoruz ve orada Arapça da öğreniyorlar. Arapça ve Almanca burada camilerimizde cemaatimize hizmet ediyorlar."</p>

<p>Ilıkkan, gençleri bu göreve özendirmek istediklerini vurgulayarak, "Sevgili Peygamberimizin yapmış olduğu bir göreve onları davet ediyoruz. Bugün buradan gönderip Türkiye'de okuttuğumuz din görevlilerimizin sayısı Almanya'da neredeyse 300'e yaklaştı. Bu gurur verici bayan ve erkek olarak artık burada hem Alman toplumu hem kendi cemaatimize birkaç dille din hizmeti vermek durumundayız ve bunu başarıyla yapıyoruz." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>- Sadece camide değil, sosyal hayatta da aktif görev alıyorlar</strong></p>

<p>İstanbul İlahiyat Fakültesi mezunu olan ve din görevlisi olarak geldiği Almanya'da DİTİB'in 2 yıllık eğitimini tamamlayan Talha Ballıkaya, eğitimde kendilerine toplumun ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde programlar, içerikler sunulduğunu dile getirdi.</p>

<p>Ballıkaya, burada eğitim gördükleri için Alman komşuları tarafından da sosyal hayatta daha iyi karşılandıklarını vurgulayarak, "Toplumu bilen, ortamı bilen hocalar olduğumuzu bildiklerinde, öğrendiklerinde onlar da bizleri sürekli programlara dahil ediyor. Dolayısıyla hem kendi derneklerimizde, camilerimizde hem de Alman komşularımızla birlikte böylelikle gerçekten güzel bir etkileşim oluyor." şeklinde konuştu.</p>

<p>Programın mezunlarından Havva Sümeyra Emrem ise "Türkiye'den gelen imamlar çok yoğun bir bilgi birikimine sahipler. Uzun zamandır meslek sahibi oldukları için biz onların tecrübelerinden ve ilimlerinden her daim çok faydalanıyoruz. Aynı zamanda burada yetişen ve bu imam eğitiminden geçen imamlarımız ise Almanya'da yetiştikleri için buradaki medeniyete, buradaki kültüre, buradaki dile sahip oldukları için burada tabii ki bir avantaj." dedi.</p>

<p>DİTİB'in bu eğitimlerini tüm ilahiyat mezunlarına tavsiye eden Emrem, din görevlilerinin görevlerinin sadece namaz kıldırıp kamet getirmek olmadığını, kadın din görevlisi olarak çocuklara ve gençlere din eğitimi verdiklerini, yetişkinlerle camilerde çeşitli dini sohbetler düzenlediklerini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM, TEŞKİLAT HABERLERİ</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/ditib-almanyada-cok-dilli-ve-toplumu-taniyan-yeni-nesil-din-gorevlileri-yetistirmeye-basladi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 12:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/ramazan-ilikkan-11.jpg" type="image/jpeg" length="64364"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karaman lale tarlalarıyla ziyaretçi çekiyor]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/karaman-lale-tarlalariyla-ziyaretci-cekiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/karaman-lale-tarlalariyla-ziyaretci-cekiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karaman'da baharın gelişiyle açan lale bahçesi, meraklıları için doğal bir stüdyoyu andırıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kazımkarabekir ilçesi Kızılkuyu Mahallesi’nde yer alan lale bahçesi, her yıl çok sayıda kişi tarafından ziyaret ediliyor.</p>

<p>Kısa süreliğine açan lalelerle fotoğraf çektirmek isteyen ziyaretçiler, burada keyifli vakit geçiriyor.</p>

<p><img alt="Lale Bahçesi 11-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/lale-bahcesi-11-1.jpg" width="1280" /></p>

<p>Ziyaretçilerden Dilek Demir Eşmeli, çiçekleri görmenin kendilerini mutlu ettiğini söyledi.</p>

<p>Fulya Daşçı ise Mersin'den ailesiyle tarlayı görmek için geldiklerini, renk cümbüşü sunan lalelerin kendilerini rahatlattığını dile getirdi.</p>

<p><img alt="Lale Bahçesi 22-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/lale-bahcesi-22-1.jpg" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cansu Güngör de bahçenin herkese açık olmasından mutluluk duyduklarını, fotoğraf çekerek güzel anı biriktirdiklerini ifade etti.</p>

<p>Lale bahçesi, 26 Nisan'a kadar ziyarete açık olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/karaman-lale-tarlalariyla-ziyaretci-cekiyor</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/lale-bahcesi-33-1.jpg" type="image/jpeg" length="16574"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kurban Hizmetlerinin Uygulanmasına Dair Tebliğ Resmi Gazete'de yayımlandı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/kurban-hizmetlerinin-uygulanmasina-dair-teblig-resmi-gazetede-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/kurban-hizmetlerinin-uygulanmasina-dair-teblig-resmi-gazetede-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 2026 Yılı Kurban Hizmetlerinin Uygulanmasına Dair Tebliğ, Resmi Gazete'de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Buna göre, illerde vali veya görevlendireceği bir vali yardımcısının, ilçelerde ise kaymakamın başkanlığında müftülük, il/ilçe sağlık müdürlüğü, il/ilçe tarım ve orman müdürlüğü, çevre, şehircilik ve iklim değişikliği il müdürlüğü, belediye ve Türkiye Diyanet Vakfı temsilcilerinden oluşan Kurban Hizmetleri Komisyonu kurulacak.</p>

<p>Komisyon, 27 Mayıs'ta başlayacak Kurban Bayramı dolayısıyla şehirlerde ihtiyacı karşılayacak sayıda ve kapasitede kurban satış ve kesim yerleri ile adaklık kesim yerleri tesis edecek, kurbanların kesim yerlerinde kesilmesi için gerekli tedbirleri alacak.</p>

<p>Kurban satış ve kesim yerlerini birbirine yakın yerlerde planlayacak komisyon, planlama yapılırken çevre ve insan sağlığına zarar vermemek için olası çevresel riskleri dikkate alacak.</p>

<p>Kurban satış ve kesim yerlerine ulaşımın kolay sağlanması için yerel yönetimlerce gerekli tedbirler alınacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kurban satış yerleri etrafı brandayla çevrili, üstü kapalı ve insanların sosyal ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hazırlanacak.</p>

<p>Komisyon tarafından kesim yerleri genel sağlık şartlarına uygun, dezenfekte edilebilir, zemininde su biriktirmeyen, yeteri derecede aydınlatma ve havalandırması bulunan mekanlardan seçilecek, insanların sosyal ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde hazırlanacak.</p>

<p>Halk eğitim merkezlerinde 20 saatlik kurban kesim elemanı yetiştirme ve geliştirme kursu düzenlenecek.</p>

<p>Kesim yerlerinde kesimlerin daha düzenli yapılması, zaman kaybının ve karmaşanın önlenmesi, solunum yolu enfeksiyonları bulaşma riskini en aza indirmek için randevu sistemi uygulanacak. Kesim işlemlerinin bayramın ilk gününde yoğunlaşmaması için tedbirler alınacak.</p>

<p>Kesim yerlerinde, "Kasaplık Belgesi" veya "Kurban Kesim Elemanı" kurslarından alınmış "Kurs Bitirme Belgesi" ve "Hijyen Eğitimi Belgesi" olanlar görevlendirilecek.</p>

<p><strong>- Kurban kesim yerleri İstanbul'da 15 gün, diğer illerde 1 ay önce hazırlanacak</strong></p>

<p>Kurban satış yerleri, İstanbul'da Kurban Bayramı'ndan 15 gün önce, diğer illerde ise Kurban Bayramı'ndan 1 ay önce hazır hale getirilecek, bu tarihten önce kurbanlık hayvan girişine izin verilmeyecek.</p>

<p>İstanbul'a kurbanlık hayvan girişleri 11 Mayıs'tan itibaren başlayacak.</p>

<p>Kurban satış ve kesim yerlerinde solunum yolu enfeksiyonları sebebiyle komisyonlar, il umumi hıfzıssıhha kurulu ile işbirliği içerisinde gerekli tedbirleri alacak. Solunum yolu enfeksiyonlarıyla mücadele çalışmaları çerçevesinde salgının seyrine göre Sağlık Bakanlığınca belirlenecek güncel önlemlere uyulacak.</p>

<p><strong>- Kurbanla ilgili hususlarda Din İşleri Yüksek Kurulunun fetvaları esas alınacak</strong></p>

<p>Kurban ibadetinin dini ve toplumsal boyutları hususunda bilgilendirme yapılacak.</p>

<p>Kurban olması dinen sakıncalı hayvanlar satış yerlerine getirilemeyecek. Koyun, keçi, sığır, manda ve devenin dışındaki hayvanlar kurban olarak kesilemeyecek.</p>

<p>Kurbanlık hayvanın yaşı konusunda kameri yıl esas alınacak. Kurban olabilmesi için kurbanlık hayvanın, deve için 5, sığır ve manda için 2, koyun ve keçi için 1 yaşını doldurması gerekecek. Ancak koyun, semizlik ve gösteriş olarak 1 yaşındakilerle aynı olursa 6 ayını tamamladıktan sonra kurban edilebilecek.</p>

<p>Kurbanın dini hükümleriyle ilgili hususlarda Din İşleri Yüksek Kurulunun fetvaları esas alınacak.</p>

<p>Şap hastalığı, koyun ve keçi veba hastalığı ile mücadele kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığınca alınan önlemler gereğince Trakya'ya kurbanlık sevki yasaklanacak.</p>

<p>Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanan "Tarım Cebimde" isimli mobil uygulama üzerinden küpe numarası girilerek kurbanlık hayvanların ırk, cinsiyet ve yaş bilgilerinin sorgulanabileceği konusunda vatandaşlar bilgilendirilecek.</p>

<p><strong>- Kurallara uymayanlara ceza</strong></p>

<p>Kurban kesiminde kurallara uymayanlara ceza uygulanacak.</p>

<p>Kurban satış ve kurban kesim yerlerinde karar, yönetmelik, tebliğ, kurul, komisyon kararları, ilgili kanun hükümleri kapsamında çevre kirliliğinin önlenmesi için dikkat edilmesi gereken hususlar ve denetim esaslarına ilişkin hazırlanan yönetim planı çerçevesinde denetim yapılacak.</p>

<p>Çevre Kanunu'na aykırı hareket edenlerden park, bahçe, cadde, sokak, bina önleri, meydan gibi umuma açık ve kurban satış ile kesimine uygun olmayan yerlerde bu tür faaliyetlerde bulunanlar ve kesime uygun alanlarda gerekli önlemleri almayanlara 8 bin 687 lira idari para cezası uygulanacak.</p>

<p>Kurban kesim yerlerinde gerekli yasaklara uymayan ve önlem almadan kurban atıklarını toprağa gömen tesislere, toplu kesimler için 839 bin 122 lira, bu fiilin konutlarda işlenmesi halinde 20 bin 842 lira idari para cezası verilecek.</p>

<p>Satış yerlerinde, hayvanların sağlıklarının iyi, barındıkları yerin temiz ve sağlık şartlarına uygun olması zorunluluğuna aykırı hareket edenlere 4 bin 344 lira, Hayvanları Koruma Kanunu'ndaki "hayvanların kesimi"ne ilişkin düzenlemeye aykırı hareket edenlere hayvan başına 18 bin 243 lira idari para cezası uygulanacak.</p>

<p>Hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranan, döven, aç ve susuz bırakan, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakan, bakımlarını ihmal eden, fiziksel ve psikolojik acı çektiren kişilere hayvan başına 13 bin 33 lira idari para cezası kesilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER, GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/kurban-hizmetlerinin-uygulanmasina-dair-teblig-resmi-gazetede-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 12:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2025/05/bayramda-kucukbas-kurbanlik-arzinda-sikinti-beklenmiyor.jpg" type="image/jpeg" length="54137"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Isparta'da yaklaşık 8 asırlık Selçuklu camisi zamana direniyor]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/ispartada-yaklasik-8-asirlik-selcuklu-camisi-zamana-direniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/ispartada-yaklasik-8-asirlik-selcuklu-camisi-zamana-direniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Isparta'nın Uluborlu ilçesinde 1231 yılında inşa edilen Alaaddin Camisi, yaklaşık 8 asırlık geçmişiyle Anadolu'nun en eski ve kullanılmaya devam edilen tarihi yapıları arasında yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hamitoğulları döneminde Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat adına yaptırılan cami, 11 kubbesi, 33 penceresi ve güçlü akustiğiyle Selçuklu mimari sanatının ihtişamını yansıtıyor.</p>

<p>Tarihi süreçte pek çok doğa olayı ve yangına tanıklık eden yapı, kesintisiz olarak ibadete açık tutulmasıyla biliniyor.</p>

<p>Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi ve arkeolog Doç. Dr. Abdullah Bakır, Uluborlu'nun Selçuklu mirası açısından bir açık hava müzesi niteliğinde olduğunu söyledi.</p>

<p><img alt="A A 20260424 41197435 41197430 I S P A R T A D A Y A K L A S I K 8 A S I R L I K S E L C U K L U C A M I S I Z A M A N A D I R E N I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/a-a-20260424-41197435-41197430-i-s-p-a-r-t-a-d-a-y-a-k-l-a-s-i-k-8-a-s-i-r-l-i-k-s-e-l-c-u-k-l-u-c-a-m-i-s-i-z-a-m-a-n-a-d-i-r-e-n-i-y-o-r.jpg" width="1920" /></p>

<p>Alaaddin Camii'nin bu mirasın merkezinde yer aldığını vurgulayan Bakır, "Yapı 1231 yılında inşa edilmiş olup günümüze kadar ibadete açık şekilde ulaşmış. 1909 yılında çıkan yangında caminin bir kısmı zarar görmüş olsa da minare, mihrap ve dış duvarlar orijinalliğini korumakta." dedi.</p>

<p><strong>- Kütüphanesi ve türbesiyle bir külliye</strong></p>

<p>Bakır, caminin sadece bir ibadethane değil, sosyal bir kompleks olduğunu ifade ederek, "Caminin bitişiğinde Selçuklu dönemine ait özgün bir kütüphane yapısı bulunuyor. Ayrıca cami kompleksindeki türbede, peygamber soyundan geldiği kabul edilen bir kişiye ait mezar yer alıyor. Bu unsurlar yapıyı manevi olarak daha da kıymetli kılıyor." bilgilerini verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="A A 20260424 41197435 41197431 I S P A R T A D A Y A K L A S I K 8 A S I R L I K S E L C U K L U C A M I S I Z A M A N A D I R E N I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/a-a-20260424-41197435-41197431-i-s-p-a-r-t-a-d-a-y-a-k-l-a-s-i-k-8-a-s-i-r-l-i-k-s-e-l-c-u-k-l-u-c-a-m-i-s-i-z-a-m-a-n-a-d-i-r-e-n-i-y-o-r.jpg" width="1920" /></p>

<p>Bölgedeki geleneklerin cami etrafında şekillendiğine dikkati çeken Bakır, özellikle bayramlarda Uluborlu'da köklü bir geleneğin yaşatıldığını dile getirdi.</p>

<p><img alt="A A 20260424 41197435 41197432 I S P A R T A D A Y A K L A S I K 8 A S I R L I K S E L C U K L U C A M I S I Z A M A N A D I R E N I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/a-a-20260424-41197435-41197432-i-s-p-a-r-t-a-d-a-y-a-k-l-a-s-i-k-8-a-s-i-r-l-i-k-s-e-l-c-u-k-l-u-c-a-m-i-s-i-z-a-m-a-n-a-d-i-r-e-n-i-y-o-r.jpg" width="1920" /></p>

<p>Halk arasında "ölüyle bayramlaşmadan diriyle bayramlaşılmaz" anlayışının hakim olduğunu belirten Bakır, "Vatandaşlar bayram namazını Alaaddin Camisi'nde kıldıktan sonra hemen yakındaki mezarlık ziyaretini gerçekleştirir, ardından birbirleriyle bayramlaşır. Bu gelenek asırlardır cami çevresinde sürdürülüyor." diye konuştu.</p>

<p><img alt="A A 20260424 41197435 41197434 I S P A R T A D A Y A K L A S I K 8 A S I R L I K S E L C U K L U C A M I S I Z A M A N A D I R E N I Y O R" class="detail-photo img-fluid" height="1080" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/a-a-20260424-41197435-41197434-i-s-p-a-r-t-a-d-a-y-a-k-l-a-s-i-k-8-a-s-i-r-l-i-k-s-e-l-c-u-k-l-u-c-a-m-i-s-i-z-a-m-a-n-a-d-i-r-e-n-i-y-o-r.jpg" width="1920" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Isparta Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/ispartada-yaklasik-8-asirlik-selcuklu-camisi-zamana-direniyor</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 11:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/a-a-20260424-41197435-41197429-i-s-p-a-r-t-a-d-a-y-a-k-l-a-s-i-k-8-a-s-i-r-l-i-k-s-e-l-c-u-k-l-u-c-a-m-i-s-i-z-a-m-a-n-a-d-i-r-e-n-i-y-o-r.jpg" type="image/jpeg" length="74060"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye'de dolu riski]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/turkiyede-dolu-riski</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/turkiyede-dolu-riski" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SAMÜ bünyesinde yapılan araştırmaya göre, Türkiye'de dolu riskinin yılın belirli dönemlerinde belirgin şekilde arttığı, özellikle mayıs ve haziran aylarında dolu görülme sıklığının diğer aylara kıyasla 2 ila 3 kat yükseldiği belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Samsun Üniversitesi (SAMÜ) Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Veli Yavuz ve Araştırma Görevlisi Yiğitalp Kara yönetimindeki araştırma ekibi tarafından Türkiye'de dolu yağışlarına ilişkin çalışma yapıldı.</p>

<p>Bu kapsamda, 2001-2023 arasında Avrupa Şiddetli Hava Olayları Veritabanı (ESWD) üzerinden, gözleme dayalı dolu hadisesi raporları analiz edildi. Toplam 3 bin 860 rapor ile kalite kontrol ve yinelenen kayıtların elenmesi sonucunda 874 dolu hadisesi değerlendirildi.</p>

<h2>Dolunun sık görüldüğü saatler ve yerler</h2>

<p>Araştırma sonucunda dolu olaylarının yıl içinde rastgele dağılmadığı belirlendi. Özellikle mayıs ve haziranda dolu görülme sıklığı diğer aylara göre 2 ila 3 kat artarken, bu artışın atmosferdeki kararsızlığın ve konvektif enerji birikiminin en yüksek seviyelere ulaştığı döneme denk geldiği tespit edildi.</p>

<p>Çalışmaya göre, gece saatlerinde düşük olan dolu riski, sabah saatlerinden itibaren artarak öğleden sonra en yüksek seviyeye çıktı. Akşam saatlerinde dolu riski yeniden azaldı. Dolu yağışı, gün içinde en sık 14.00 ile 19.00 arasında görülürken, özellikle 14.00 ve 16.00 saatlerinde zirveye ulaştı.</p>

<p>Türkiye genelinde 81 ilin tamamında görülen dolu, bazı bölgelerde belirgin biçimde yoğunlaştı. İç Anadolu ve Akdeniz bölgeleri en çok dolu yağışı alırken, en az dolu olayı Marmara Bölgesi'nde gerçekleşti.</p>

<h2>İstanbul çevresi dolu açısından öne çıkan yerler arasında</h2>

<p>Araştırma, dolu oluşumunun Türkiye genelinde tek bir etkene bağlı olmadığını, farklı bölgelerde farklı atmosferik ve topografik mekanizmaların öne çıktığını ortaya koydu. Mersin ve Antalya çevresi, Kuzey İç Anadolu, Doğu Anadolu'nun yüksek kesimleri ve İstanbul çevresi dolu açısından öne çıkan alanlar arasında yer aldı.</p>

<p>Çalışmayla Türkiye genelinde dolu çaplarının 2 ila 8 santimetre arasında değiştiği de belirlendi. En büyük çaplı dolu 8 santimetre ile İstanbul ve Elazığ'da, 7 santimetre çapındaki dolu da Çankırı ve Çanakkale'de tespit edildi. Daha büyük dolu tanelerinin, daha güçlü atmosferik enerji ve yukarı yönlü hava akımlarıyla bağlantılı olduğu anlaşıldı.</p>

<p>Araştırma ayrıca dolu olaylarının yalnızca yaz aylarıyla sınırlı olmadığını, kış döneminde de güçlü rüzgar kayması ve dinamik sistemler altında dolu yağışının oluşabildiğini ortaya koydu.</p>

<h2>"Bu bulgular, tarımsal risk yönetimi açısından kritik öneme sahip"</h2>

<p>Çalışmayı değerlendiren Araştırma Görevlisi Yiğitalp Kara, ekiple birlikte Türkiye'nin dolu klimatolojisini ortaya koyduklarını söyledi.</p>

<p>Uluslararası literatürde de yer alan çalışmanın yalnızca bilimsel değil, tarım ve sigorta sektörü açısından da önemli sonuçlar sunduğunu aktaran Kara, dolunun özellikle ekim, büyüme ve hasat dönemlerinde ürün kaybına, kalite düşüşüne ve çiftçi gelirinde ciddi dalgalanmalara yol açabildiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmalarında, dolu olaylarının belirli aylarda ve günün belirli saat aralıklarında yoğunlaştığını ortaya koyduklarını vurgulayan Kara, "Bu bulgular, tarımsal risk yönetimi açısından kritik öneme sahip. Hangi dönemlerde koruyucu önlemlerin artırılması gerektiği, hangi bölgelerde kırılganlığın daha yüksek olduğu ve hangi meteorolojik göstergelerin erken uyarı amacıyla izlenmesi gerektiğine dair sayısal bir çerçeve sunuyor." dedi.</p>

<p>Kara, çalışmanın dolu, zirai don ve aşırı yağış gibi hava kaynaklı afetlerin hangi bölgelerde, hangi dönemlerde ve hangi atmosferik koşullarda daha sık görüldüğünün belirlenmesinde önemli olduğunu, bu verilerin poliçe kapsamlarının oluşturulması, prim hesaplamaları ile araç, gayrimenkul ve tarım arazilerine yönelik hasar risk analizlerinde önemli katkı sağlayacağını dile getirdi.</p>

<p>Türkiye'nin yalnızca dolu değil, zirai don, sıcak ve soğuk hava dalgaları, aşırı yağışlar, orman yangınları ve toz taşınımları gibi iklim kaynaklı tehlikelere karşı da bütünleşik bir yaklaşıma ihtiyaç duyduğunu belirten Kara, "İklim değişikliğiyle birlikte bu olayların daha dikkatli izlenmesi, bilimsel olarak değerlendirilmesi ve karar alma süreçlerine entegre edilmesi gerekiyor. Ayrıca çalışmamız uluslararası literatürde yer aldı." ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/turkiyede-dolu-riski</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/05/corumda-saganak-ve-dolu-etkili-oldu-2.jpg" type="image/jpeg" length="57436"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Besni'de öğrenciler, "571" adlı filmi izledi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/besnide-ogrenciler-571-adli-film-izledi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/besnide-ogrenciler-571-adli-film-izledi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adıyaman Besni İlçe Müftülüğü tarafından "571 Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed" adlı sinema filmi etkinliği gerçekleştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Besni İlçe Müftülüğü’ne bağlı 4-6 yaş Kur’an kurslarında eğitim gören öğrenciler için sinema etkinliği düzenlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etkinlik kapsamında, çocukların yaş seviyelerine uygun içerikleriyle öne çıkan "571 Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed" adlı film izlendi.</p>

<p>Animasyon türünde ve 3D tekniğiyle hazırlanan filmi ilgiyle takip eden çocuklar, hem öğrendi hem de aileleriyle keyifli vakit geçirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Adıyaman Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/besnide-ogrenciler-571-adli-film-izledi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 11:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/adiyaman-sinema-11.jpg" type="image/jpeg" length="63317"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yenice’de Diyanet Gençlik Merkezi ve 4-6 Yaş Kur'an Kursu açıldı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/yenicede-diyanet-genclik-merkezi-ve-4-6-yas-kuran-kursu-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/yenicede-diyanet-genclik-merkezi-ve-4-6-yas-kuran-kursu-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çanakkale’nin Yenice İlçesine bağlı Kalkım Beldesinde Yenice İlçe Müftülüğü tarafından yaptırılan Diyanet Gençlik Merkezi ve 4-6 Yaş Kur'an Kursu dualarla açıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kur'an-ı Kerim ile başlayan açılış merasiminde Yenice İlçe Müftüsü Baki Gümüş, Diyanet Gençlik Merkezi ve 4-6 Yaş Kur'an Kursu hakkında bilgi verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çanakkale İl Müftüsü Mevlüt Topçu, "Geleceğimizin teminatı gençlerimiz ve çocuklarımızın imanlı ahlaklı bir şekilde yetişmeleri için çok önemli olan 4-6 yaş kursumuzun, gençlik merkezimizin Yenicemiz ve Çanakkalemiz için hayırlı uğurlu olması temenni ediyorum." dedi.</p>

<p><img alt="Yenice Kurs 11" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/yenice-kurs-11.jpg" width="1280" /></p>

<p>Biga Müftüsü Kemal Karadenizin yaptığı dua ile gençlik merkezi ve kursun açılışı gerçekleştirildi.</p>

<p>Açılışa Kalkım Belediye Başkanı Zeynep Çelik, siyasi parti temsilcileri, il genel meclis üyeleri, İl Müftü yardımcıları, ilçe müftüleri, kurum amirleri, sivil toplum kuruluşları, çok sayıda vatandaş ve genç katıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Çanakkale Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/yenicede-diyanet-genclik-merkezi-ve-4-6-yas-kuran-kursu-acildi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 11:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/yenice-kurs-22.jpg" type="image/jpeg" length="84088"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Başkan Arpaguş Diyanet'in "İyilik Seferberliğini" anlattı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/baskan-arpagus-diyanetin-iyilik-seferberligini-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/baskan-arpagus-diyanetin-iyilik-seferberligini-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Diyanet Televizyonunda yayınlanan "İyilik Vakti" programına konuk oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Diyanet TV ekranlarında izleyiciyle buluşan "İyilik Vakti" programına konuk olan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Başkanlığın ve Türkiye Diyanet Vakfının 2026 yılı Ramazan ayında yurt içi ve yurt dışında yürüttüğü yardım faaliyetlerini anlattı.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vekaletle Kurban organizasyonu hakkında da bilgiler veren Başkan Arpaguş, vekalet vermek isteyen vatandaşların yurt içi ve yurt dışında kurbanlarının kesimini tercih edebileceklerini vurguladı.</p>

<p>Arpaguş, uzun süredir işgalci israil saldırıları altında zulüm gören Filistinlilere yönelik Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfının çalışmalarına değinerek bu yıl Filistin'deki mazlumlara ulaştırılmak üzere vekalet yoluyla kurban kesimi gerçekleştirileceğinin de altını çizdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Haber</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/baskan-arpagus-diyanetin-iyilik-seferberligini-anlatti</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 00:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/wISeUgp4fWc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="11897"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[17 Nisan 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/17-nisan-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/17-nisan-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 17 Nisan 2026 tarihli ve "Birbirimize Kenetlenelim, Sorumluluklarımızı İdrak Edelim" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarih: 17.04.2026</strong></p>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>﷽</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْل۪يكُمْ نَاراً وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ </strong><strong>...</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ</strong><strong>:</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>ا</strong><strong>َ</strong><strong>لْمُؤْم</strong><strong>ِ</strong><strong>نُ ل</strong><strong>ِ</strong><strong>لْمُؤْمِن</strong><strong>ِ</strong><strong> كَالْبُنْيَانِ يَش</strong><strong>ُ</strong><strong>دُّ ب</strong><strong>َ</strong><strong>عْضُهُ بَعْضاً</strong><strong>.</strong></h3>

<h3 style="text-align:center"><strong>BİRBİRİMİZE KENETLENELİM, SORUMLULUKLARIMIZI İDRAK EDELİM</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Hafta içinde yüreklerimizi dağlayan, hepimizi derin bir üzüntüye sevk eden, elem verici hadiseler yaşadık. Öğretmen ve öğrencilerimizi hedef alan saldırılar sebebiyle canlarımız hayattan koparıldı, birçok canımız da yaralandı. Yüce Rabbimizden; hayatlarını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz. Cenâb-ı Hak, anne-babalarına ve yakınlarına sabr-ı cemil ihsan eylesin. Milletimizin başı sağ olsun.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Bugünler, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, <strong>“Müminin mümine karşı durumu, bir parçası diğer parçasını sımsıkı kenetleyip tutan binalar gibidir”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/17-nisan-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> buyurduğu üzere, milletçe kenetlenme, acıları ve hüzünleri paylaşma, barış ve huzur iklimini muhafaza etme günleridir. Yüce Rabbimizin merhametine, devletimizin basiretine, milletimizin sağduyusuna güvenme günleridir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Acımız çok büyük. Ancak, dün olduğu gibi bugün de millet olarak el ele, gönül gönüle verip bütün sıkıntılarımızın üstesinden gelebilir, dertlerimize derman olabiliriz. Yeter ki, kötülüğün içimizi karartmasına, birbirimize olan güvenimizi sarsmasına fırsat vermeyelim. Evlatlarımızın; vatan ve mukaddesatına bağlı, imanlı ve ahlaklı bir insan olarak yetişmeleri için daha fazla gayret gösterelim.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Günümüzde çocuklarımız, çok yönlü bir kuşatma altındadır. Dijital bağımlılıklar, zararlı alışkanlıklar, bilinçsiz tüketim anlayışı, olumsuz iletişim dili evlatlarımızın ruh ve gönül dünyalarını bulandırmaktadır. Hayatın pek çok alanına etki eden bu problemler, yavrularımızı değerlerimize yabancılaştırmakta, onların tertemiz zihinlerini kirletmekte ve kalplerini karartmaktadır. Dolayısıyla; anne ve babalar, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, hukukçular, medya mensupları, sanatçılar, yapımcılar, akademisyenler, hocalar, öğretmenler, hâsılı millet olarak hepimiz, her zamankinden daha fazla sorumluluklarımızın idrakinde olalım. Yüce Rabbimizin tertemiz fıtratla yarattığı ve bizlere emanet ettiği çocuklarımızın ellerinden tutalım, sığınabilecekleri ilk limanın aileleri olduğunu onlara hissettirelim. Çocuklarımızın kimlerle arkadaşlık ettiklerine, dijital mecralarda nasıl vakit geçirdiklerine dikkat edelim. Yavrularımızı; batıl akımların, şiddet içerikli oyunların insafına bırakmayalım.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Yüce Rabbimizden; başta çocuklarımız ve gençlerimiz olmak üzere her birimiz için dünya ve ahiret huzuru niyaz ediyoruz. Hutbemizi Yüce Rabbimizin şu uyarısıyla bitiriyoruz: <strong>“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/17-nisan-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong></p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/17-nisan-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Buhârî, Salât 88, Mezâlim 5; Müslim, Birr, 65.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/17-nisan-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Tahrîm, 66/6.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/17-nisan-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/17042026-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="95934"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hollanda'da dünyanın en büyük lale bahçelerinden Keukenhof, 77'inci kez ziyarete açıldı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/hollandada-dunyanin-en-buyuk-lale-bahcelerinden-keukenhof-77inci-kez-ziyarete-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/hollandada-dunyanin-en-buyuk-lale-bahcelerinden-keukenhof-77inci-kez-ziyarete-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollanda'nın Lisse kentinde, dünyanın en büyük lale bahçelerinden biri olarak nitelendirilen 32 hektar büyüklüğündeki Keukenhof, bu yıl 77'inci kez ziyaretçilere kapılarını açtı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Lalenin her türünün bulunduğu bahçe, mart-mayıs döneminde olmak üzere 8 hafta dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerini ağırlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hazırlıkların aylarca sürdüğü bahçede, laleler en güzel şeklini nisan ortasında alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM FOTO</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/hollandada-dunyanin-en-buyuk-lale-bahcelerinden-keukenhof-77inci-kez-ziyarete-acildi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/lale-bahcesi.jpg" type="image/jpeg" length="90053"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karagöl Sahara Milli Parkı kar yağışıyla beyaza büründü]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karagol-sahara-milli-parki-kar-yagisiyla-beyaza-burundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karagol-sahara-milli-parki-kar-yagisiyla-beyaza-burundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Artvin'in "sakin şehir" unvanlı Şavşat ilçesindeki Karagöl Sahara Milli Parkı, nisan ayında etkili olan kar yağışının ardından beyaz örtüyle kaplandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Son günlerde hava sıcaklıklarının düşmesiyle ilçenin önemli turizm destinasyonları arasında yer alan milli park ile çevresindeki köy, mezra ve yaylalarda kar yağışı etkisini gösteriyor.</p>

<p>Karla kaplı bitki örtüsü ve kuş sesleri eşliğinde ziyaretçilerine doğal güzelliklerini sunan milli park, fotoğraf tutkunlarını da ağırlıyor.</p>

<p>Bölgede kar kalınlığı Karagöl'de 20, köylerde ise yer yer 40 santimetreye kadar ulaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beyaza bürünen Karagöl Sahara Milli Parkı ve Karagöl dronla görüntülendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM FOTO</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karagol-sahara-milli-parki-kar-yagisiyla-beyaza-burundu</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/karagol-66.jpg" type="image/jpeg" length="61527"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[10 Nisan 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/10-nisan-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/10-nisan-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 10 Nisan 2026 tarihli ve "İslam" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarih:10.04.2026</strong></p>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>﷽</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>اِنَّ الدّ۪ينَ عِنْدَ اللّٰهِ الْاِسْلَا</strong><strong>مُ۠</strong><strong> </strong><strong>…</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ</strong><strong>:</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>ا</strong><strong>َ</strong><strong>للَّهُمَّ</strong><strong>!</strong><strong> إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنَ الشِّقَاقِ وَالنِّفَاقِ وَسُوءِ الْأَخْلاَقِ</strong><strong>.</strong></h3>

<h3 style="text-align:center"><strong>İSLAM</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Cenâb-ı Hak, dünyamızı ve ahiretimizi mamur kılalım diye bizlere akıl ve irade vermiş, peygamberler göndermiş, kitaplar indirmiştir. <strong>“</strong><strong>Allah katında yegâne din İslam’dır”<a href="#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> fermanıyla, kıyamete kadar gelecek bütün insanlar için, İslam’ı seçmiştir.</p>

<p>İslam, insanlığı huzur ve mutluluğa davet eden bir dindir. Zihinleri kötü düşüncelerden, nefisleri bencillik ve hırstan arındıran, beşeriyete kurtuluşu gösteren bir dindir. Dürüstlük ve hakkaniyeti, iyilik ve güzelliği yeryüzüne hâkim kılmanın yollarını öğreten bir dindir.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>İslam’ın özü tevhittir. Tevhid, azamet ve yüceliğin sadece Allah’a ait olduğunun ilanı ve ikrarıdır. Varlığın asıl sahibine teslim olmak, heva ve hevesin esaretinden kurtulup gerçek özgürlüğe kavuşmaktır. Tevhid, Allah’tan başka hiçbir varlığın önünde eğilmemek, hak ve hakikat uğrunda izzetli bir duruş sergilemektir. Cenâb-ı Hak, <strong>“Allah, sizin Rabbinizdir. O’ndan başka ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. Güvenilip dayanılacak tek varlık O’dur”<a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a> </strong>buyurmaktadır.</p>

<h3><strong>Değerli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>İslam’ın toplumsal hayattaki yansıması ise vahdettir. Vahdet; birliktir, beraberliktir, kardeşliktir. Dilleri ve coğrafyaları farklı olsa da Rabbi bir, peygamberi bir, kitabı bir, kıblesi bir olan müminlerin; her hâl ve durumda birbirlerine kenetlenmeleri, el birliğiyle zulme ve zalime geçit vermemeleridir. Farklılıkları, zenginlik olarak görmeleri; ayrışmanın ve bölünmenin değil, birleşmenin ve bütünleşmenin vesilesi kılmalarıdır. Bu hususta Yüce Rabbimizin beyanı gayet açıktır: <strong>“Doğrusu sizin ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim. Öyleyse bana kulluk edin.”<a href="#_edn3" name="_ednref3" title=""><sup><strong><sup>[3]</sup></strong></sup></a></strong></p>

<h3><strong>Kıymetli Müminler!</strong></h3>

<p>Bugün, insanlığı; içine düştüğü buhranlardan çıkaracak olan, İslam’ın istikamet mesajlarıdır. Yangın yerine çevrilmek istenen dünyamızı tekrar huzur yurduna dönüştürecek olan, Kur’an-ı Kerim’in hayat veren ilkeleridir. Gönülleri birbirine ısındıracak, insanları birbirine kaynaştıracak olan, Allah Resûlü (s.a.s)’in güzel ahlakıdır.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>İslam’ın sahibi Allah’tır. Onu gönderen de kıyamete kadar koruyacak olan da O’dur.<a href="#_edn4" name="_ednref4" title="">[4]</a> Bu dinin kitabı Kur’an-ı Kerim’dir. Peygamberi ise, İslam’ı en güzel şekilde yaşayarak öğreten Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’dir. Dolayısıyla hiçbir kimse ya da grup, İslam’ı kendi tekelinde göremez. İslam’ın en temel vasfı olan tevhidi savunma bahanesiyle fitne ve fesat çıkaramaz, ümmetin vahdetine, vatanımızın dirlik ve birliğine zarar veremez. İslam’ın; dar kalıplara hapsedilemeyecek, bir coğrafyanın sınırına sığmayacak kadar yüce bir din olduğu unutulmamalıdır.</p>

<p>Cenâb-ı Hak, bizleri vahdetten, birlik, beraberlik ve kardeşlikten ayırmasın. Hutbemizi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu duasıyla bitiriyoruz: <strong>“Allah’ım! Bozgunculuktan, nifaktan ve kötü ahlaktan sana sığınırım.”<a href="#_edn5" name="_ednref5" title=""><strong>[5]</strong></a> </strong></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Âl-i İmrân, 3/19.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> En’âm, 6/102.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Enbiyâ, 21/92.</p>

<p><a href="#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Hicr, 15/9.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="#_ednref5" name="_edn5" title="">[5]</a> Ebû Dâvûd, Vitr, 32.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/10-nisan-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Ulw4ftlq5qQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="49360"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Filistinli şehitler ebediyete uğurlandı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/filistinli-sehitler-ebediyete-ugurlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/filistinli-sehitler-ebediyete-ugurlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail'in ateşkes anlaşmasını ihlal ederek Gazze Şeridi'nin merkezindeki, Megazi Mülteci Kampı'nın doğusunda toplanan sivilleri hedef alan hava saldırısında 10 Filistinli vefat etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Filistinlilerin naaşları, çok sayıda kişinin katıldığı cenaze töreniyle toprağa verilmek üzere ebediyete uğurlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/filistinli-sehitler-ebediyete-ugurlandi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 13:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/f-i-l-i-s-t-i-n-c-e-n-a-z-e-77.jpg" type="image/jpeg" length="24717"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[03 Nisan 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/03-nisan-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/03-nisan-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 3 Nisan 2026 tarihli ve "Cuma ve Ümmet Bilinci" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarih: 03.04.2026</strong></p>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>﷽</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نُودِيَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ وَذَرُوا الْبَيْعَۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ</strong><strong>.</strong><strong> </strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ</strong><strong>:</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>خَيْرُ يَوْمٍ طَلَعَتْ عَلَيْهِ الشَّمْسُ يَوْمُ الْجُمُعَةِ</strong><strong>...</strong></h3>

<h3 style="text-align:center"><strong>CUMA VE ÜMMET BİLİNCİ</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Bugün Cuma… Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere, <strong>“Güneşin üzerine doğduğu en hayırlı gün, Cuma günüdür...”</strong><a href="#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong><strong>[1]</strong></strong></a> Bugün, biz müminlerin haftalık buluşma günüdür. Birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin perçinlendiği müstesna bir zaman dilimidir.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Cuma günü yerine getirmemiz gereken sorumlulukların başında Cuma namazını eda etmek gelmektedir. Yüce Rabbimiz, <strong>“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır”<a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong> buyurmaktadır. Bu çağrı, sadece bedenlerin bir mekânda toplanması için değil; ruhların kaynaşması, kalplerin aynı hakikatle bütünleşmesi içindir. Bu çağrı, omuzların birbirine değdiği gibi gönüllerin de birbirine dokunması içindir. Bu çağrı; dilleri, renkleri, mezhepleri, makamları ve mevkileri farklı olan bütün müminlerin, bir duvarın tuğlaları gibi birbirine destek olmalarını hatırlatmak içindir.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Cuma namazına yapılan çağrı, Müslümanlara; ayrılıkları bir kenara bırakıp vahdeti kuşanmayı, tefrikadan uzaklaşıp birbirlerine tutunmayı, yani ümmet olmayı öğretmek içindir. Bu çağrı; sohbet ve hutbeyi, başlarının üzerinde bir kuş varmış da kıpırdayınca uçup gidecekmiş gibi dinleyen<a href="#_edn3" name="_ednref3" title="">[3]</a> sahâbe-i kirâmın örnek hayatına işaret içindir. Ve bu çağrı; İslam’ın hak ve hakikatlerini, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in rahmet yüklü mesajlarını dünyanın her köşesine ulaştırmamız içindir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Cuma günü Allah’ın divanına durmak için bedenine, elbisesine ve kokusuna özen gösteren müminler; sosyal hayatta da söz ve davranışlarına özen göstermeli, birbirlerine sırt çevirmemelidir. Birbirlerinin dertlerine derman, sıkıntılarına çare olmalı; kısır çekişmelere girmemeli, sığ anlayışlara mahkûm olmamalıdır. Cuma namazını eda etmek üzere cami ve mescitlerde bir araya gelen ve aynı kıbleye yönelen ümmet-i Muhammed; cami dışında da saflarını sık tutmalı, zorluklar karşısında beraberce sabır göstermelidir. Düşmanlarına karşı yekvücut olmalı; camisine, mescidine, kıblesine, yurduna sahip çıkmalıdır.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Savaşların ve acıların yaşandığı, insanlığın barışa hasret kaldığı, zalimlerin Mescid-i Aksâ’da secdeyi engellediği şu günlerde bizlere düşen; Cuma ve ümmet bilincini diri tutmaktır. Zihinlerimizi ve gönüllerimizi aynı inançta, aynı duyguda ve aynı idealde buluşturmaktır. Cuma gününü; kardeşlik ahdimizi yenilememize, bir vücudun azaları gibi kenetlenmemize, dirliğimize ve dayanışmamıza vesile kılmaktır. Birlikte rahmetin, ayrılıkta azabın olduğunu unutmamaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumamızı tebrik ediyor, hutbemizi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifiyle bitiriyoruz: <strong>“Kim güzelce abdest alıp Cumaya gelir, hutbeyi can kulağıyla dinlerse, o Cuma ile gelecek Cuma arasındaki günahları affolunur...”<a href="#_edn4" name="_ednref4" title=""><sup><strong><sup>[4]</sup></strong></sup></a> </strong></p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Müslim, Cum’a, 18.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Cuma, 62/9.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Ebû Dâvûd, Tıb, 1.</p>

<p><a href="#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Müslim, Cum’a, 27.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/03-nisan-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/OXkFv-Dwdtw/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="47922"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Daha Ne Kadar Mahzun Kalacak?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/daha-ne-kadar-mahzun-kalacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/daha-ne-kadar-mahzun-kalacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşgalci İsrail, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş gerekçesiyle işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'yı günlerdir kapalı tutuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yeryüzü İncileri: Camiler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/daha-ne-kadar-mahzun-kalacak</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 17:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/mescidi-aksa-11-2.jpg" type="image/jpeg" length="48919"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karacasu’da çömlekçilik geleneği sürdürülüyor]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karacasuda-comlekcilik-gelenegi-surduruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karacasuda-comlekcilik-gelenegi-surduruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aydın’ın Karacasu ilçesinde yüzyıllardır sürdürülen çömlekçilik geleneği, usta-çırak ilişkisiyle günümüzde de yaşatılmaya devam ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bölgedeki küçük atölyelerde üretim yapan ustalar, çark başında toprağı ustalıkla şekillendirerek günlük kullanım eşyalarından süs objelerine kadar geniş bir ürün yelpazesi ortaya koyuyor.</p>

<p>Doğal hammaddenin işlenmesinden pişirme aşamasına kadar uzanan üretim sürecinde kadınlar da aktif rol üstleniyor.</p>

<p>Hazırlık, şekillendirme ve süsleme gibi aşamalarda görev alan kadınlar, el emeğine dayalı bu zanaatın yaşatılmasında önemli katkı sağlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nesilden nesile aktarılan çömlekçilik, ilçede yalnızca ekonomik bir faaliyet olmanın ötesinde, köklü bir kültürel miras niteliği taşıyor.</p>

<p>Geleneksel üretim yöntemlerinin korunduğu Karacasu'da, çömlekçilik hem bölge ekonomisine katkı sunuyor hem de Anadolu’nun zanaat kültürünü gelecek kuşaklara aktarmayı sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karacasuda-comlekcilik-gelenegi-surduruluyor</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 17:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/11-35.png" type="image/jpeg" length="23385"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye'nin yazılı hafızası: Milli Kütüphane]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/turkiyenin-yazili-hafizasi-milli-kutuphane</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/turkiyenin-yazili-hafizasi-milli-kutuphane" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Kütüphane, Türkiye'nin "kültürel hafızası" olarak kabul edilen ve koleksiyonunda 2 milyona yakın eser barındıran en önemli arşiv kütüphanesi olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğüne bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren Milli Kütüphane, Türkiye'nin "kültürel hafızası" olarak kabul edilen ve koleksiyonunda 2 milyona yakın eser barındıran en önemli arşiv kütüphanesi olarak öne çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1946 yılında Adnan Ötüken tarafından kurulan ve günümüze kadar hizmet vermeyi sürdüren kütüphaneden günde 2 bin kişi faydalanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/turkiyenin-yazili-hafizasi-milli-kutuphane</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/milli-kutuphane-11.jpg" type="image/jpeg" length="78794"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[27 Mart 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/27-mart-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/27-mart-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 27 Mart 2026 tarihli ve "Tevekkül" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarih: 27.03.2026</strong></p>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>﷽</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰىۙ وَاَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرٰىۖ</strong><strong>.</strong><strong> </strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ</strong><strong>:</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>قُولُوا حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ عَلَى اللّٰهِ تَوَكَّلْنَا</strong><strong>.</strong></h3>

<h3 style="text-align:center"><strong>TEVEKKÜL</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Yüce dinimiz İslam’ın hayatımızın her alanına yansıtmamızı emrettiği ilkelerden biri tevekküldür.</p>

<p>Tevekkül; Müslümanın, sorumluluklarını hakkıyla yerine getirip Allah’ın rahmet ve merhametine sığınmasıdır. Üzerine düşen tedbirleri alıp Allah’ın takdirini beklemesidir. Meşru isteklerine ulaşmak için sebeplere sarılması, aklını ve iradesini doğru yönde kullanması, Allah’a güvenip dayanmasıdır.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Tevekkül, bir ebeveynin; Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in,<strong> </strong><strong>“Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunamaz”<a href="#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> buyruğuna uyarak evlatlarına güzel örnek olması, daha sonra onlardan erdem ve fazilet beklemesidir. Bir gencin, <strong>“Yaptığınız işi güzel yapın. Allah işini güzel yapanları sever”<a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong> ilkesi gereğince geleceğini; ilim, sanat ve meslek çerçevesinde şekillendirmesi, sonra Allah’tan başarı istemesidir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Kimi zaman tevekkül; bir tüccarın, ölçüyü ve tartıyı eksiksiz yaptıktan sonra Allah’tan hayırlı kazanç dilemesi olarak karşımıza çıkar. Kimi zaman da tevekkül; bir çiftçinin toprağı doğru işleyip, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, <strong>“‘Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. Sadece Allah’a tevekkül ettik.’ deyiniz”<a href="#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a> </strong>hadis-i şerifi gereğince hasadın bereketini Allah’a havale etmesi olarak hayata yansır.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Tevekkül, tembelliğin sığınağı, miskinliğin bahanesi değil, uyanışın ve kendine gelmenin vesilesidir. Allah’ın yardımını ümit ederek fiili duada bulunmak; zamanın gereklerine uygun bilgi ve teknoloji üretmektir. Zaferlerin emeksiz elde edilemeyeceği bilinciyle düşmanları caydıracak güce ulaşmak için gayret etmek, Cenâb-ı Hak’tan nusret ve inayet dilemektir.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>“Allah’ın dediği olur” kanaatiyle tedbiri elden bırakmak, “Kaderde ne varsa o gelir başa” anlayışıyla sorumlulukları ihmal etmek, “Nasıl olsa Allah rızkımı verir” düşüncesiyle çalışmayı terk etmek, İslam’ın tevekkül anlayışında kendisine asla yer bulamaz. Müslümana düşen; <strong>‘Tedbir kuldan, takdir Allah’tan’</strong><strong> </strong>şuuruyla gecesini gündüzüne katarak çalışmaktır. Yüce Rabbimizin bu husustaki uyarısı gayet açıktır: <strong>“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalışmasının karşılığı ileride mutlaka görülecektir.”<a href="#_edn4" name="_ednref4" title=""><strong>[4]</strong></a></strong></p>

<h3><strong>Kıymetli Kardeşlerim!</strong></h3>

<p>Kalplerimizin huzur bulabilmesi için hayatımızın her alanında; okurken, çalışırken, ailemizin rızkını temin ederken, zorluklara karşı mücadele verirken tevekküle ihtiyacımız vardır. Zaman, kendimize gelme ve tevekkül anlayışımızı gözden geçirme zamanıdır. Vakit, çalışmayı, üretmeyi ve mücadeleyi hayatımızın vazgeçilmez bir parçası kılma vaktidir.</p>

<p>Hutbemizi İstiklal Şairimizin şu veciz sözleriyle bitiriyoruz:</p>

<p>Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol,</p>

<p>Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol!</p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Tirmizî, Birr, 33.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Bakara, 2/195.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 8.</p>

<p><a href="#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Necm, 53/39, 40.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p>

<p><img alt="IFrame" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="IFrame" /></p>

<p><a href="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/tevekkul.pdf" rel="nofollow" target="_blank"><img alt="Şiddetin Çaresi Merhamet Eğitimi" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/08/logolar/hutbeyi-indir-pdf.jpg" /></a></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/tevekkul-1.doc" rel="nofollow" target="_blank"><img alt="21.11.2025 Şiddetin Çaresi Merhamet Eğitimi" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/08/logolar/hutbeyi-indir-word.jpg" /></a></p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/cuma-namazi-nasil-kilinir-diyanet-cuma-namazi-kac-rekattir" target="_blank"><img height="89" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/09/cuma-namazi-nasil-kilinir-2.jpg" width="870" /></a></p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/cuma-namazi-saat-kacta" target="_blank"><img height="89" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/09/cuma-namazi-saat-kacta-2.jpg" width="870" /></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/27-mart-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/BvjofhqQ_ho/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="75362"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[20 Mart 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/20-mart-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/20-mart-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 20 Mart 2026 tarihli ve "Hayatı Ramazan Kılmak" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3><strong>HAYATI RAMAZAN KILMAK</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Yüce Rabbimiz, bu yıl aynı günde iki bayramı bizlere ikram etti. Ramazan Bayramının ilk gününü idrak ederken, biz müminlerin bayramı Cuma namazını eda etmek üzere bir aradayız hamdolsun.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Ramazan-ı şerif, maddi ve manevi pek çok güzelliği elde ettiğimiz bir mektep idi. Bu mübarek ayda; camilerimiz cemaatle, gönüllerimiz muhabbet ile dolup taştı. Tekbir ve salavatların yükseldiği kubbelerimiz altında ümmet-i Muhammed olmanın coşkusunu hep birlikte yaşadık. Sahurla bereketlendik. Oruç ile ruhlarımızı arındırdık. Kur’an-ı Kerim ile gönüllerimizi nurlandırdık. Teravih ve teheccüd namazlarıyla gecelerimizi huzura erdirdik. Zekât ve fitrelerimizle paylaşmanın ve yardımlaşmanın sevincini yaşadık. Geçmişin muhasebesini yaptık, hata ve günahlarımız için Cenâb-ı Hak’tan bağışlanma diledik.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Allah’ın razı olduğu bir kul, insanların hoşnut olduğu bir Müslüman olmanın yolu, hayatı Ramazan kılmakla mümkündür. Hayatı Ramazan kılmak ise; Kur’an-ı Kerim’i okumaya, onun istediği gibi bir mümin olmaya gayret göstermekle olur.</p>

<p>Hayatı Ramazan kılmak; Rabbimizin zikrini dilimize ve kalbimize yerleştirmekle, zikrin en büyüğü olan namazlarımızı eda etmekle olur. <strong>“Kim, Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün daha eklerse, bütün yıl oruç tutmuş gibidir”<a href="#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> hadis-i şerifi gereğince içinde bulunduğumuz Şevval ayında oruç tutmakla olur.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Hayatı Ramazan kılmak; yıl boyunca ihtiyaç sahiplerini, yetim ve öksüzleri gözetmekle, iyiliği yeryüzüne hâkim kılmak için çaba sarf etmekle olur. Etrafımızı ateş çemberine çevirmek isteyenlere karşı feraset ve basireti kuşanmakla, birlik ve dirlikle olur.</p>

<p>Hayatı Ramazan kılmak; ticaretimizi helal kazançla bereketlendirmekle olur. Ailemizde sevgi ve merhameti, sosyal hayatta adalet ve hakkaniyeti hâkim kılmakla olur. Hâsılı hayatı Ramazan kılmak; elimizi, belimizi ve dilimizi muhafaza ettiğimiz bir ömür sürmekle olur. Yüce Rabbimiz böyle bir hayatı sürdürenlere şu müjdeyi vermektedir:<strong> “‘Rabbimiz Allah’tır’ deyip sonra da istikamet üzere yaşayanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. Onlar cennetliktir. Yapmakta olduklarına karşılık, orada ebedi kalacaklardır.”<a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong></p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Şu hususu unutmayalım ki; Ramazan mektebinde alınan eğitim, bir ömre aktarıldığında gerçek anlamını kazanacaktır. Hutbemizi; Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, ‘Allah’ın en sevdiği amel nedir?’ diye soran kişiye verdiği şu cevapla bitiriyoruz: <strong>“Allah katında amellerin en sevimlisi az da olsa devamlı olanıdır.”<a href="#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a></strong></p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Müslim, Sıyâm, 204.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Ahkâf, 46/13,14.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Müslim, Müsâfirîn, 216.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/20-mart-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 14:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YStS9umt2cA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="71035"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[13 Mart 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/13-mart-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/13-mart-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 13 Mart 2026 tarihli ve "Hak ve Hakikatin Temsilcileri: Peygamberler" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarih: 13.03.2026</p>

<p>﷽</p>

<p>وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوٰىۜ اِنْ هُوَ اِلَّا وَحْيٌ يُوحٰىۙ.</p>

<p>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:</p>

<p>أَنَا مُحَمَّدٌ وَأَحْمَدُ وَالْمُقَفِّي وَالْحَاشِرُ وَنَبِيُّ التَّوْبَةِ وَنَبِيُّ الرَّحْمَةِ.</p>

<p>HAK VE HAKİKATİN TEMSİLCİLERİ: PEYGAMBERLER</p>

<p>Muhterem Müslümanlar!</p>

<p>Yüce dinimizin temel inanç esaslarından biri peygamberlere imandır. Peygamberler, Allah’ın insanlar arasından seçtiği elçileri, hak ve hakikatin temsilcileridir. Onlar; insanlığa, ebedi kurtuluş yolunu göstermek için gönderilmiştir. Peygamberler, insanları; tek olan Allah’a iman etmeye, yani tevhide davet etmişlerdir.</p>

<p>Aziz Müminler!</p>

<p>Hz. Âdem ile başlayan peygamberlik vazifesi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) ile sona ermiştir. Aynı şekilde Hz. Âdem ile başlayan ilâhî mesaj, Ramazan ayında Kadir Gecesinde Peygamber Efendimiz (s.a.s)’e indirilen Kur’an-ı Kerim’le taçlanmış ve son bulmuştur.</p>

<p>Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), zulmün girdabındaki bir toplumu değiştirmiştir. Yaşanmaz denilen dünyayı saadet asrına; cehaletin karanlığını aydınlığa çevirmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde, “Ben Muhammed’im, Ahmed’im, peygamberlerin ardından gelen el-Mukaffî’yim, insanların arkamda toplandığı el-Hâşir’im, Tevbe Peygamberi’yim, Rahmet Peygamberi’yim” buyurmuştur. Dolayısıyla, kim; sevgi ve saygı gibi ahlaki değerleri kuşanmayı hedefliyorsa Allah Resûlü (s.a.s)’in rehberliğinden ayrılmamalıdır. İyiliğin dünyaya hâkim olmasını, kötülüğün son bulmasını istiyorsa Kur’an ve sünnete sarılmalıdır.</p>

<p>Kıymetli Müslümanlar!</p>

<p>Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de, “Peygamber, arzu ve hevesine göre konuşmaz. Onun size okuduğu, kendisine indirilmiş vahiyden başka bir şey değildir” buyurmaktadır. Bu sebepledir ki, Peygamberimizi ve onun rahmet yüklü mesajlarını “yanılsama” olarak değerlendirmek doğrudan Allah’ın kelâmına, Allah’ın iradesine, Allah’ın dinine yapılmış bir saldırıdır. Cenâb-ı Hak, peygamberlere inanmayan, onları alay ve eğlence konusu yapanların ibretlik sonunu bizlere şöyle haber vermektedir: “Senden önceki peygamberlerle de alay edilmiş, sonunda onlarla alay edenleri, alaya aldıkları azap kuşatıvermişti.”</p>

<p>Değerli Müminler!</p>

<p>Bizler, peygamberler arasında asla ayrım yapmayız. Hepsinin Allah’ın elçisi olduğuna iman ederiz. Zira biliriz ki; Peygamberlerin her biri Allah katında değerlidir. Hz. Âdem’de, Hz. İbrâhim’de, Hz. Mûsâ’da, Hz. Îsâ’da ve Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’de aynı şeyleri söylemişlerdir. Onların mesajları temelde birdir ve aynıdır; o da tevhiddir. Yüce Rabbimiz, “Andolsun biz, her ümmete, ‘Allah’a kulluk edin, tâğuttan uzak durun’ diyen bir peygamber gönderdik” buyurmaktadır.</p>

<p>Aziz Müslümanlar!</p>

<p>İslam, inançta tevhidi istediği gibi sosyal hayatta vahdeti, yani ümmetin birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesini emretmiştir. Cenâb-ı Hak “Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz, gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Allah sabredenlerle beraberdir” buyurarak bu hakikate işaret etmektedir. Hal böyleyken, yıllardır İslam coğrafyası üzerinde oyunlar oynanmakta, Müslümanlar zulüm altında inlemektedir.</p>

<p>Kıymetli Kardeşlerim!</p>

<p>Kadir Gecesinin gölgesinin üzerimize düştüğü şu günlerde vahyin aydınlığında, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in ilkeleri doğrultusunda hayatımızın muhasebesini yeniden yapmalıyız. Bir ve beraber olmalı, kardeşliğimizi pekiştirmeliyiz. Ramazan ayının bu son günlerinde birbirimiz ve ümmet-i Muhammed için dua etmeliyiz ki, Rabbimizin nusret ve inayeti inananların üzerine olsun.</p>

<p>Değerli Müminler!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Önümüzdeki Çarşamba günü Çanakkale Zaferinin yıl dönümünü idrak edeceğiz. Bu vesileyle aziz şehitlerimize, ebedi âleme irtihal eden kahraman gazilerimize Yüce Rabbimizden rahmet diliyoruz. Kadir Gecemizi şimdiden tebrik ediyoruz. Hutbemizi Kadir sûresinin mealiyle bitiriyoruz: “Biz Kur’an’ı Kadir Gecesinde indirdik. Kadir Gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. O gece melekler ve Cebrâil, Rablerinin izniyle her bir iş için iner de iner. O gece tan yeri ağarıncaya kadar esenliktir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/13-mart-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/fTdFxJ1bWzg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="24437"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Büyük Çamlıca Camii ve ay]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/buyuk-camlica-camii-ve-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/buyuk-camlica-camii-ve-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da küçülen şişkin ay, ramazan ayı dolayısıyla Büyük Çamlıca Camisi'nin minareleri arasına yansıtılan Türk bayrağı ile görüntülendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/buyuk-camlica-camii-ve-ay</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 22:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/c-a-m-l-i-c-a-c-a-m-i-a-y-11.jpg" type="image/jpeg" length="53507"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[06 Mart 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/06-mart-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/06-mart-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 06 Mart 2026 tarihli ve "Zekât Ve Fıtır Sadakası" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3><strong>ZEKÂT VE FITIR SADAKASI</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Malımız, mülkümüz, sahip olduğumuz bütün imkânlarımız Yüce Rabbimiz tarafından bizlere verilmiş birer emanettir. Bu emanetlerin şükrünü eda etmek; varlıklarımızı ihtiyaç sahipleriyle, yetim, öksüz ve kimsesizlerle paylaşmakla gerçekleşebilir. İşte bu emanet bilincinin ibadete dönüşmüş hali, zekât ve fıtır sadakasıdır.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Zekât, İslam’ın beş temel esasından biridir. Zekât, sadece bir bağış değil, bizzat Allah ve Resûlü tarafından belirlenmiş bir ibadettir. İnsanın malını eksilten değil, bereketlendiren ilahi bir nimettir.<a href="#_edn1" name="_ednref1" title="">[1]</a> <strong>“Onların mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir pay vardır”</strong><a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong><strong>[2]</strong></strong></a> ayetinde buyrulduğu üzere zekât, fakiri minnet altında bırakan bir lütuf değil, ona hakkını teslim etmektir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Zekât, müminler arasında yardımlaşma ve dayanışma, rahmet ve şefkat köprüleri kurar. Birlik ve beraberliğin daha da güçlenmesine vesile olur. Kardeşliğin gönüllerde, hanelerde ve sofralarda hissedilmesini sağlar. Bu yönüyle zekât, toplumsal barış, huzur ve dayanışmaya büyük katkı sunar.</p>

<p>Zekât vermek, kişiyi bencillikten, hasetten ve cimrilikten arındırır. Zekât, insanın; içindeki mal sevgisini ve dünya hırsını dizginlemesine, günahlarından arınmasına yardımcı olur. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere, <strong>“…Zekât, suyun ateşi söndürdüğü gibi hata ve günahları silip yok eder.”<a href="#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a></strong></p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Fitre olarak bildiğimiz fıtır sadakası ise; Ramazan-ı şerife ulaşmanın, bayrama kavuşmanın şükrüdür. Peygamber Efendimiz (s.a.s), bayram namazımızı kılmadan önce fıtır sadakalarımızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırmamızı emretmektedir.<a href="#_edn4" name="_ednref4" title="">[4]</a> Zira fıtır sadakası ile Ramazan Bayramı; merhamet ve muhabbetin, neşe ve sevincin toplumun tamamına yayıldığı müstesna bir zaman dilimine dönüşmektedir.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Zekât ve fıtır sadakasında esas olan; önce kişinin, çevresinden ihtiyaç sahibi akrabalarını ve komşularını gözetmesidir. Sonra da yardımlarını mazlum ve mağdur coğrafyalarda bulunan kardeşlerine ulaştırmasıdır. Bugün bize düşen, içerisinde bulunduğumuz Ramazan-ı şerifi vesile kılarak zekât ve fitrelerimizle bir fakirin sofrasını şenlendirmektir. Bir borçlunun yükünü hafifletmektir. Yolda kalmışa el uzatmaktır. Bir yetimin, bir öksüzün ve bir garibin yüzünü güldürmektir. Mazlumların yanında yer almaya, onlara umut olmaya devam etmektir. Böylelikle Yüce Rabbimizin bizlere lütfettiği imkânları ebedi kazanca dönüştürmektir.</p>

<p>Hutbemizi Cenâb-ı Hakk’ın şu ayet-i kerimesi ile bitiriyoruz: <strong>“Namazı kılın, zekâtı verin. Kendiniz için önceden ne hayır yaparsanız Allah katında onu bulursunuz. Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızı eksiksiz görür.”<a href="#_edn5" name="_ednref5" title=""><strong>[5]</strong></a> </strong></p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Bakara, 2/276.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Zâriyât, 51/19.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Tirmizî, Cum’a, 79.</p>

<p><a href="#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Buhârî, Zekât, 70.</p>

<p><a href="#_ednref5" name="_edn5" title="">[5]</a> Bakara, 2/110.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/06-mart-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 12:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/i0RFAESmX9I/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="56649"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TDV, Gazze’de yerinden edilen Filistinlilere iftar verdi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/tdv-gazzede-yerinden-edilen-filistinlilere-iftar-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/tdv-gazzede-yerinden-edilen-filistinlilere-iftar-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), ramazan ayında dayanışmayı artırmak amacıyla Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda yerinden edilen Filistinliler için toplu iftar programı düzenledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda yerinden edilen Filistinliler için toplu iftar programı düzenledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>RAMAZAN</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/tdv-gazzede-yerinden-edilen-filistinlilere-iftar-verdi</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 12:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/tdv-gazze-iftar-00.jpg" type="image/jpeg" length="34324"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazze’de Büyük Ömeri Camii Kütüphanesi’nde hasar gören eserler kurtarılıyor]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/gazzede-buyuk-omeri-camii-kutuphanesinde-hasar-goren-eserler-kurtariliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/gazzede-buyuk-omeri-camii-kutuphanesinde-hasar-goren-eserler-kurtariliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşgalci saldırılarında ağır hasar gören Gazze’deki Büyük Ömeri Camii Kütüphanesi’nde Filistinli gönüllüler, zarar gören kitap ve el yazması eserleri kurtarmak için onarım, temizleme ve tasnif çalışmaları yürütüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/gazzede-buyuk-omeri-camii-kutuphanesinde-hasar-goren-eserler-kurtariliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/mehmet/20260303-gazzede-buyuk-omeri-camii-kutuphanesinde-hasar-goren-eserler-kurtariliyor-17.jpg" type="image/jpeg" length="60296"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[27 Şubat 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/27-subat-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/27-subat-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 27 Şubat 2026 tarihli ve "Bağımlılıkla Mücadelede Ramazan Bir Fırsattır" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3><strong>BAĞIMLILIKLA MÜCADELEDE RAMAZAN BİR FIRSATTIR</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Yüce Rabbimiz, hayatımızda tertemiz bir sayfa açalım, hatalarımızı gözden geçirelim, günahlarımıza tövbe edelim diye bazı zamanları bizlere ikram etmiştir. İşte içerisinde bulunduğumuz Ramazan-ı şerif, Allah’ın sevdiği bir kul olmak, kendimize çekidüzen vermek, varsa kötü söz ve davranışlarımızı terk etmek için büyük bir fırsattır.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Bu haftaki hutbemizde rahmet ve mağfiret ayı Ramazan-ı şerifi vesile kılarak; aileleri mutsuzluğa ve insanlığı felakete sürükleyen bağımlılık tehlikesine dikkatlerinizi çekmek istiyoruz.</p>

<p>Bağımlılık, basit bir alışkanlık değildir. İnsanı sahte mutluluk ve geçici hazların esiri haline getiren bir hastalıktır. Kişinin; zamanını heba ederken günaha dalmasına, şiddete yönelmesine, hatta kendisinin ve ailesinin canına kastetmesine sebep olan büyük bir tehdittir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Her biri bir diğerinden tehlikeli olan bağımlılıkların başında alkol ve uyuşturucu maddeler gelmektedir. Bu iki illet; aklı ve iradeyi zayıflatmakta, insanın bedenini ve ruhunu içten içe çürütmektedir. Ailede huzur ve mutluluğu yok etmekte; yuvaları dağıtmakta, ocakları söndürmektedir. Allah Resûlü (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde, <strong>“Sakın içki içme. Çünkü içki her kötülüğün anahtarıdır”<a href="#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> buyurarak bu tehlikeye dikkatlerimizi çekmektedir.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Günümüzde iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla hanelerimize kadar giren bir başka bağımlılık ise dijital kumardır. Üzülerek ifade edelim ki, dijital kumar, toplumun azımsanmayacak bir kesimine sirayet etmiş durumdadır. Çok küçük miktarlarla başlanan dijital kumar, kişinin; evini ve arabasını satmasına, bütün imkânlarını bu yolda tüketmesine, borç batağına sürüklenmesine sebebiyet vermektedir. Aile bağlarının kopmasına neden olmaktadır. Cenâb-ı Hak bu hususta bizleri şöyle uyarmaktadır: <strong>“Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.”<a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong></p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Sadece gençleri ve çocukları değil, anne ve babaları da esaret altına alan bir diğer bağımlılık ise dijital bağımlılıktır. Dijital bağımlılık; dikkati dağıtmakta, kişiyi yalnızlaştırmaktadır. İnsanların acısını, “Yardım edilmesi gereken bir durum” olmaktan çıkarıp “Seyredilen bir içerik” haline getirebilmektedir. Dijital bağımlılık sebebiyle; alış veriş sitelerinde, sanal oyun ve eğlencelerde vakitler israf, ömürler zayi edilmektedir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Kardeşlerim!</strong></h3>

<p>Aklı örten her türlü maddeden, kumar ve dijital bağımlılıklardan korunmanın en etkili yolu, bu kötülüklere hiç bulaşmamaktır. Gençlerimize ve çocuklarımıza sevgi ve güven temeline dayalı bir aile ortamı sunmaktır. Bütün tedbirlere rağmen bir şekilde zararlı alışkanlıkların müptelası olan kardeşlerimize elimizi uzatmak, onları kötülerin insafına terk etmemektir. Ayrıca kendi rahatımız için çocuklarımızın eline telefon ve tablet tutuşturmamaktır. Yemek yemeleri, bir köşede sessiz kalmaları için yavrularımızı zararlı oyun, çizgi film ve eğlencelerle baş başa bırakmamaktır.</p>

<p>Aziz kardeşlerim! Ramazan-ı şerifin bereketinden istifade ederek hayatımızı gözden geçirelim. Zararlı alışkanlıklardan kurtularak yeni bir başlangıç yapalım. Unutmayalım ki, insan hayatı, bağımlılıklarla çürütülecek, dijital mecralarda tüketilecek kadar önemsiz ve değersiz değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> İbn Mâce, Eşribe, 1.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Mâide, 5/90.</p>

<p></p>

<p style="text-align:right"><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/27-subat-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/SZfqKBe4Z_s/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="69238"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da Ramazan]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/istanbulda-ramazan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/istanbulda-ramazan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da ramazan ayı dolayısıyla selatin camilerin minarelerine asılan mahyalarla ramazana dair mesajlar verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER, RAMAZAN</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/istanbulda-ramazan</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/02/mehmet/20260226-istanbulda-ramazan-yeni-cami-20.jpg" type="image/jpeg" length="74309"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
