<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Diyanet Haber</title>
    <link>https://www.diyanethaber.com.tr</link>
    <description>Diyanet Haber / Diyanet Sınav / Diyanet Duyuru / Diyanet Hutbe / Müftülükler / İslam Dünyası / Kültür Sanat / #Keşfet / www.diyanethaber.com.tr</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.diyanethaber.com.tr/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025 Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 20 Apr 2026 11:11:17 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rizeli hacı adayları dualarla yola çıktı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/rizeli-haci-adaylari-dualarla-yola-cikti-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/rizeli-haci-adaylari-dualarla-yola-cikti-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığı organizasyonu ile Rize’den hac ibadeti için kutsal topraklara gidecek 199 kişilik kafile dualarla uğurlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">Diyanet İşleri Başkanlığı organizasyonu ile Rize’den hac ibadeti için kutsal topraklara gidecek 199 kişilik kafile dualarla uğurlandı.</p>

<p style="text-align:justify">Rize İl Müftülüğü tarafından Rize Merkez Şeyh Camii önünde düzenlenen uğurlama merasimine, İl Müftü Vekili Abdulkerim Karabıyık, müftülük görevlileri, hacı adayları ve yakınları katıldı.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="2-142" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/2-142.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify">Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda İl Müftü Vekili Abdulkerim Karabıyık, hacı adaylarına sağlıkla gidip gelmeleri temennisinde bulunarak haccın sadece bir ibadet değil, aynı zamanda manevi bir eğitim süreci olduğunu vurguladı.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="4-115" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/4-115.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify">Karabıyık, konuşmasında hac ibadetinin manevi önemine değinerek, "Rabbim bu yolculuğu salimen gidip ganimen dönebilmeyi nasip eylesin. Hac, kalabalıklar içerisinde mümince bir duruşun nasıl olması gerektiğinin öğrenildiği bir bilinç yolculuğudur. Oradan döndüğünüzde, o şuurla hayatınızın geri kalanını idame ettireceğiniz bir eğitim sürecinde olduğunuzu unutmayın." ifadelerine yer verdi.</p>

<p style="text-align:justify">Kafileye ilişkin bilgiler de paylaşan Karabıyık, toplam 199 kişiden oluşan grubun 8 din görevlisinin rehberliğinde yolculuk yapacağını belirtti. Hacı adaylarının 30’unun Artvin’den olduğunu ifade eden Karabıyık, bu kişilerin Rize-Artvin Havalimanı’nda kafileye dahil olacağını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><img alt="6-74" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/6-74.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify">Programda kafile başkanı olarak görevlendirilen İl Vaizi İsmail Çepni’nin duasıyla hacı adayları Rize-Artvin Havalimanı’na oradan da direkt uçuşla Medine’ye yolcu edildi.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="7-67" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/7-67.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify"><img alt="8-58" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/8-58.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify"><img alt="9-41" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/9-41.jpg" width="860" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Rize Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/rizeli-haci-adaylari-dualarla-yola-cikti-1</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/3-135.jpg" type="image/jpeg" length="50923"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dr. Hazırlar: Hafızlar yarına dair umutlarımızdır]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/dr-hazirlar-hafizlar-yarina-dair-umutlarimizdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/dr-hazirlar-hafizlar-yarina-dair-umutlarimizdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hüseyin Hazırlar, İstanbul Başakşehir'de hafızlık icazet merasimine katıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Başakşehir İlçe Müftülüğü Şehit Haki Aras Anadolu İmam Hatip Lisesi Kur’an Kursunda örgün öğretim ile birlikte hafızlığını tamamlayan 75 öğrenci için "Hafızlık İcazet Merasimi" düzenlendi.</p>

<p><img alt="Başakşehir (4)" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/basaksehir-4.jpg" width="900" /></p>

<p>Bahçeşehir Kültür ve Sanat Merkezindeki program Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Hüseyin Hazırlar'ın katılımıyla gerçekleşti.</p>

<p>Başkan Yardımcısı Dr. Hüseyin Hazırlar, "Gönüllerini ve zihinlerini adeta nakış nakış, ilmek ilmek Kur’an'la dokuyan yavrularımızı gönülden tebrik ediyor, ömür boyu başarılar diliyorum. Hafızlık, Cenab-ı Hakk’ın bir insana lütfedeceği en büyük nimetlerden biridir, hafızlar anne babalarının gururu, yarına dair umutlarımızdır. Emekleri, gayretleri ve azimleriyle Kur’an-ı Kerim’i hıfzedip gönüllerine nakşeden öğrencilerimizi, onları yetiştiren kıymetli hocalarımızı ve destek veren ailelerini yürekten tebrik ediyorum.” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Başakşehir (2)-1" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/basaksehir-2-1.jpg" width="900" /></p>

<p>Başakşehir İlçe Müftüsü Feyyaz İdin, hafızlığın sadece bir ezber süreci değil, aynı zamanda Kur'an ile kurulan güçlü bir bağ ve ahlak yolculuğu olduğunu belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öğrencilerin gayretini ve ailelerin fedakarlığını tebrik eden Müftü İdin, bu başarının bir hayat disiplini olduğunu vurguladı.</p>

<p><img alt="Başakşehir (3)" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/basaksehir-3.jpg" width="900" /></p>

<p>Programa Vali Yardımcısı Okan Leblebiciler, İstanbul Milletvekilleri Yıldız Konal Süslü ile Halis Dalkılıç, Başakşehir Kaymakamı Cemil Özgür Öneği, MEB Din Öğretimi Öğrenme Süreçleri ve Sosyal Etkinlikler Daire Başkanı Ahmet Yapıcı, Başakşehir Belediye Başkanı Yasin Kartoğlu, ilçe müftüleri ve STK temsilcileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.</p>

<p>Törende hafız öğrencilere hocaları tarafından taç giydirildi ve icazetleri takdim edildi.</p>

<p><img alt="Başakşehir (1)-1" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/basaksehir-1-1.jpg" width="900" /></p>

<p>Tören, protokol üyeleri tarafından öğrencilere hediye takdim edilmesi ve günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.</p>

<p>Program sonunda hafızlık hocalarına plaket takdim edildi.</p>

<p><img alt="Başakşehir" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/basaksehir.jpg" width="900" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>İstanbul Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/dr-hazirlar-hafizlar-yarina-dair-umutlarimizdir</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 01:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/basaksehir-5.jpg" type="image/jpeg" length="21180"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bayrampaşa’da genç hafızlar ödüllendirildi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/bayrampasada-genc-hafizlar-odullendirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/bayrampasada-genc-hafizlar-odullendirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Bayrampaşa İlçe Müftülüğüne bağlı camilerde hatimle teravih namazı kıldıran hafız gençlere hediye takdim edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bayrampaşa İlçe Müftülüğüne bağlı camilerde Ramazan ayında mukabele okuyan ve hatimle teravih namazı kıldıran hafızlara, Bayrampaşa İlçe Müftülüğü ile TDV Bayrampaşa Şubesi tarafından hediye takdim edildi.</p>

<p>İlçe Müftüsü Recep Eren konuşmasında, Ramazan ayının adeta bir mektep olduğunu ifade ederek, din hizmetlerine mukabele okuyarak ve hatimle teravih namazı kıldırarak başlayan gençlerin yarının imamları, vaizleri ve müftüleri olacağını belirtti. Hafız gençlere hizmetlerinden dolayı teşekkür etti.</p>

<p><img alt="Bayrampaşa (1)-7" class="detail-photo img-fluid" height="599" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/bayrampasa-1-7.jpg" width="900" /></p>

<p>Program kapsamında; Ramazan ayında ilçedeki camilerde mukabele okuyan 146 hafıza onar bin lira, hatimle teravih namazı kıldıran 17 hafıza yirmişer bin lira, birden fazla mukabele okuyan hafızlara on beşer bin lira, hem hatimle teravih kıldırıp hem de mukabele okuyan hafızlara ise; yirmi beşer bin lira olmak üzere toplamda iki milyon TL dağıtıldı.</p>

<p>Programa İlçe Müftülüğü Şube Müdürü Sezgin Bay, İlçe Zekat Koordinatörü Hakkı Vatansever, Kur’an kursu öğreticileri, imam hatipler ve hafızlar katıldı.</p>

<p>Program, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.</p>

<p>Öte yandan Bayrampaşa İlçe Müftülüğüne bağlı Kur’an kurslarında hafızlık eğitimi gören ve 2026 yılında yapılan hafızlık tespit sınavında başarılı olan 15 hafız için “Hafızlık Belge Takdim Programı” gerçekleştirildi.</p>

<p><img alt="Bayrampaşa (3)-1" class="detail-photo img-fluid" height="513" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/bayrampasa-3-1.jpg" width="900" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bayrampaşa İlçe Müftüsü Recep Eren konuşmasında, “Hafızlık sadece ezber değildir; bir hayat disiplinidir, bir ahlak yolculuğudur. Sizler yaşayan Kur’an’ın temsilcileri olacaksınız. Unutmayın ki asıl vazife, hafızlığı muhafaza etmek ve Kur’an ahlakıyla yaşamaktır.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Program kapsamında hafızlık belgeleri ile birlikte Bayrampaşa İlçe Müftülüğü ve TDV Bayrampaşa Şubesi tarafından hafızlara üçer bin lira nakdi hediye, Müftü Eren tarafından takdim edildi.</p>

<p><img alt="Bayrampaşa (2)-6" class="detail-photo img-fluid" height="640" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/bayrampasa-2-6.jpg" width="900" /></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>İstanbul Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/bayrampasada-genc-hafizlar-odullendirildi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 01:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/bayrampasa-4-1.jpg" type="image/jpeg" length="88354"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bahçelievler’de bağımlılıkla mücadele semineri]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/bahcelievlerde-bagimlilikla-mucadele-semineri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/bahcelievlerde-bagimlilikla-mucadele-semineri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Bahçelievler İlçe Müftülüğüne bağlı Yenibosna Kuba Kız Kur’an Kursu’nda bağımlılıkla mücadele semineri düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yenibosna Kuba Camii Kız Kur’an Kursu’nda uyuşturucu ve zararlı maddelere karşı toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla ebeveynlere yönelik seminer düzenlendi.</p>

<p>Seminere narkotik polis memurları katılarak, ailelere uyarı ve tavsiyelerde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gerçekleştirilen etkinlikte, özellikle gençleri tehdit eden uyuşturucu ve bağımlılık yapıcı maddelerin zararları, bu maddelere karşı erken farkındalığın önemi ve ailelerin çocuklarını korumada üstlenebileceği rol detaylı şekilde ele alındı. Narkotik ekipleri, sahadan edindikleri tecrübeleri paylaşarak, ailelerin dikkat etmesi gereken davranış değişiklikleri ve risk işaretleri hakkında kapsamlı bilgiler sundu.</p>

<p>Katılımcı veliler, seminer boyunca merak ettikleri soruları uzmanlara yöneltme fırsatı bulurken, program karşılıklı etkileşimle verimli bir şekilde tamamlandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>İstanbul Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/bahcelievlerde-bagimlilikla-mucadele-semineri</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 01:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/bahcelievler-52.jpg" type="image/jpeg" length="92093"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Peygamber Efendimize Adanmış Dizeler: Naat]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/peygamber-efendimize-adanmis-dizeler-naat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/peygamber-efendimize-adanmis-dizeler-naat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir Hadis: ...Kim benim sünnetimi yaşatırsa beni sevmiş olur, kim de beni severse cennette benimle birlikte olur. (Tirmizî, İlim, 16)]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Naat, Peygamberimizin (sas) üstün vasıflarını ve ahlakını övmek amacıyla yazılan şiirlerdir. Ona duyulan sevgi ve saygının en güzel ifadelerinden, İslam edebiyatının en köklü ve anlamlı türlerinden biridir. Efendimize (sas) duyulan derin sevgi, saygı ve özlem; şairlerin kaleminde şiirsel bir ifade bulmuş ve bu gelenek, İslam coğrafyasının her köşesinde farklı dillerde ve üsluplarda varlığını sürdürmüştür. Naatlar, edebî bir metin olmanın ötesinde, müminlerin Hz. Peygamber’e olan bağlılıklarını ve ona duydukları muhabbeti ifade etmenin bir aracı olmuştur. Bûsîrî’nin “Kasîdetü’l-Bürde” ve Fuzûlî’nin “Su Kasidesi” adlı eserleri, bu türün en bilinen örnekleridir. Naatlar, sadece edebiyatla sınırlı kalmamış, İslam sanatının diğer dallarında da kendine yer bulmuştur. Hattatlar, naatları görsel bir şölene dönüştürmüş; müzehhipler, bu metinleri tezhip sanatıyla süslemiştir. Musikişinaslar tarafından bestelenmiş; cami ve tekkelerde okunarak müminlerin gönlüne dokunmuştur.</p>

<hr />
<p><strong>• Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (sas) Doğumu (M. 571)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Takvimi</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/peygamber-efendimize-adanmis-dizeler-naat</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Apr 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/mehmet/takvim-2026/nisan-20.jpg" type="image/jpeg" length="73019"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İlk hacı kafileleri Medine-i Münevvere’de güllerle karşılandı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/ilk-haci-kafileleri-medine-i-munevverede-gullerle-karsilandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/ilk-haci-kafileleri-medine-i-munevverede-gullerle-karsilandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığı 2026 Yılı Hac Organizasyonu kapsamında kutsal topraklara gitmek üzere Türkiye’den dualarla uğurlanan ilk hacı kafileleri, Medine-i Münevvere’ye ulaştı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hac farizasını eda etmek üzere yola çıkan ve Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğü koordinasyonunda seyahat eden ilk kafileler için Medine Havalimanı’nda karşılama töreni düzenlendi.</p>

<p><img alt="Hacı Karşılama 33" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/haci-karsilama-33.jpg" width="860" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Törende Türkiye Cumhuriyeti Riyad Büyükelçisi Prof. Dr. Emrullah İşler, Cidde Başkonsolosu Mustafa Ünal, Riyad Din Hizmetleri Müşaviri Prof. Dr. Ramazan Muslu, Cidde Din Hizmetleri Ataşesi Dr. Ahmet Oğuz, Medine Koordinasyon ve İskan Ekip Başkanı Dr. Mehmet Zengin, Medine Havalimanı Ekip Başkanı Muammer Şahin, Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı yetkilileri, Türk Hava Yolları Medine Müdürü Bilal Çelik ile din görevlileri hacı adaylarını güllerle karşıladı.</p>

<p><img alt="Hacı Karşılama 22" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/haci-karsilama-22.jpg" width="860" /></p>

<p>Karşılama töreninde konuşan Büyükelçi Prof. Dr. Emrullah İşler, hacı adaylarına "Hoş geldiniz" diyerek, ibadetlerinin makbul olması temennisinde bulundu.</p>

<p>Diyanet İşleri Başkanlığının, hacıların ibadetlerini en güzel şekilde yerine getirebilmeleri için tüm hazırlıkları titizlikle tamamladığını vurgulayan İşler, organizasyonda emeği geçen tüm görevlilere teşekkür etti.</p>

<p><img alt="Hacı Karşılama 11" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/haci-karsilama-11.jpg" width="860" /></p>

<p>Medine-i Münevvere’deki havalimanı işlemlerinin ardından hacı adayları, konaklayacakları otellere intikal ettirildi. İlk kafilelerin ardından Türkiye’nin dört bir yanından hacı adaylarının kutsal topraklara intikali planlanan takvim doğrultusunda devam edecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/ilk-haci-kafileleri-medine-i-munevverede-gullerle-karsilandi</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 18:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/haci-karsilama-44.jpg" type="image/jpeg" length="25599"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Evlilik altınlarını Kur'an kursu inşaatına bağışladı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/evlilik-altinlarini-kuran-kursu-insaatina-bagisladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/evlilik-altinlarini-kuran-kursu-insaatina-bagisladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ordu'nun Ünye İlçesinde ikamet eden Fikriye Ateş, 65 yıl önce evliliğinde kendisine mehir olarak yapılan beşibirlik altınlarını Kur'an kursu inşaatına bağışladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ünye Müftülük personeli Bilal Ateş ve emekli İmam Hatip Ömer Ateş'in anneleri Fikriye Ateş, 65 yıl önce evliliğinde kendisine mehir olarak yapılan beşibirlik altınlarını, Yunus Emre Mahallesinde yapımı devam eden yatılı hafızlık erkek Kur'an kursu inşaatında kullanılmak üzere Türkiye Diyanet Vakfı Ünye Şubesine bağışladı.</p>

<p>Fikriye Ateş İlçe Müftüsü Ali Fuat Baycan'dan inşaat çalışmaları hakkında bilgi aldıktan sonra, böyle bir hayırlı hizmetin Ünye'ye kazandırılmasından ve kendisinin de bu hayırlı hizmete katkı sağlamasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek bağışta bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlçe Müftüsü Ali Fuat Baycan, bağıştan ve göstermiş olduğu hassasiyetten ötürü teşekkür ederek bu hayırlı hizmetlerin duyarlı insanlarca desteklendiği müddetçe devam edeceğini söyledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ordu Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/evlilik-altinlarini-kuran-kursu-insaatina-bagisladi</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 14:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/ordu-bagis-11.jpg" type="image/jpeg" length="72874"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ankara'dan ilk hac kafilesi dualarla uğurlandı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/ankaradan-ilk-hac-kafilesi-dualarla-ugurlandi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/ankaradan-ilk-hac-kafilesi-dualarla-ugurlandi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığının organizasyonuyla kutsal topraklara gidecek ilk hacı adayı kafilesi, Esenboğa Havalimanı'nda dualar ve gözyaşlarıyla uğurlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hac kafilesinin hareketi öncesinde Esenboğa Havalimanı Gidiş Terminali'nde düzenlenen törene, Diyanet İşleri Başkanlığı görevlileri, hacı adayları ve yakınları katıldı.</p>

<p>Törende konuşan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı prof. Dr. Ahmet İshak Demir, hacı adaylarına sağlıkla gidip gelmeleri temennisinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/ahmet-ishak-demir-ankara.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" /></p>

<p>Türkiye'de yaklaşık 2 milyon kişinin hac için kayıt olduğunu belirten Demir, "Bu sene 85 bine yakın kişiye nasip oldu. Ankara'dan 147 bin kişi sırada bekliyor. Bunlardan bu sene 6 bin 500 kişi hacca gidiyor. İlk kafilemiz bugün gidiyor. İlk hacı kafilemiz de inşallah 1 Haziran'da Ankara'ya ulaşacak." diye konuştu.</p>

<p>Çevre illerden gelen 11 bin 500 hacı adayının daha Esenboğa Havalimanı'ndan kutsal topraklara gideceğini bildiren Demir, toplamda 39 kafilenin Ankara'dan hareket edeceğini söyledi.</p>

<p>- "Şu anki yolculuk bambaşka, Rabb'im gitmeyenlere de nasip etsin"</p>

<p>Hacı adayı Rahime Yıldız, AA muhabirine, hacca gitmek için 16 yıldır beklediğini, bu yıl kurada ismi çıktığı için çok mutlu olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Ayfer Kızılkaya da çok mutlu olduğunu belirterek, "Şu anki yolculuk bambaşka. Kuşlar gibi uçmak istiyorum. Günahkar olarak gidiyoruz, Allah tertemiz dönmeyi nasip etsin. Ümmet-i Muhammed'e dualarımız hep daim olacak. Rabb'im gitmeyenlere de nasip etsin." dedi.</p>

<p>Hasan Hüseyin Akkuş ise 2024'te kurada isimlerinin çıktığını ancak eşinin rahatsızlığı nedeniyle gidemediklerini, bu yıl kurada tekrar isimlerinin çıktığını anlattı. Akkuş, hacca gidecekleri için çok heyecanlı olduklarını vurguladı.</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/dr-hasan-cinar.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p>Törenin sonunda Ankara Müftüsü Dr. Hasan Çınar, kutsal topraklara gidecek hacı adayları için dua etti.</p>

<p>İlk kafiledeki hacı adayları ve Diyanet İşleri Başkanlığı görevlileri, pasaport kontrolü ve işlemlerin tamamlanmasının ardından dualar ve gözyaşlarıyla uğurlandı.</p>

<p>Ankara'dan toplam 6 bin 500 hacı adayı kutsal topraklara gidecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/ankaradan-ilk-hac-kafilesi-dualarla-ugurlandi-1</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 12:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/ankaradan-ilk-haci-kafilesi-yola-cikti.jpg" type="image/jpeg" length="53765"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Abdest ve Teyemmüm: İbadete Manevi Hazırlık]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/abdest-ve-teyemmum-ibadete-manevi-hazirlik-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/abdest-ve-teyemmum-ibadete-manevi-hazirlik-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Abdest nedir? Abdest nasıl alınır? Abdesti bozan durumlar nelerdir? Teyemmüm nedir? Teyemmüm nasıl alınır? Gusül nasıl alınır? Deniz suyuyla abdest alınır mı?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ (رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ) قالََ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ َ “مِفْتَاحُ الْجَنَّةِ الصَّلاَةُ وَمِفْتَاحُ الصَّلاَةِ الْوُضُوءُ.”</p>

<p>***</p>

<p>Câbir b. Abdullah'tan (ra) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur:</p>

<p>“Cennetin anahtarı namaz, namazın anahtarı ise abdesttir.”</p>

<p>(T4 Tirmizî, Tahâret, 1; HM14717 İbn Hanbel, III, 341)</p>

<p>***</p>

<p>عَنْ حُمْرَانَ، فَلَمَّا تَوَضَّأَ عُثْمَانُ قَالَ:... سَمِعْتُ النَّبِيَّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) يَقُولُ: “لاَ يَتَوَضَّأُ رَجُلٌ فَيُحْسِنُ وُضُوءَهُ، وَيُصَلِّى الصَّلاَةَ إِلاَّ غُفِرَ لَهُ مَا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الصَّلاَةِ حَتَّى يُصَلِّيَهَا.”</p>

<p>Humrân'dan (ra) nakledildiğine göre, Hz. Osman (ra) abdest aldığında dedi ki: Hz. Peygamber'in (sas) şöyle dediğini işittim: “Bir kimse abdest alır ve güzelce abdest almaya özen gösterir, ardından da namaz kılarsa, bu abdestle namaz arasında işlediği (günahlar) o namazı kılıncaya kadar mutlaka bağışlanır.”</p>

<p>(B160 Buhârî, Vudû’, 24; M540 Müslim, Tahâret, 5)</p>

<p>***</p>

<p>عَنْ أَبِى هُرَيْرَةَ: أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ: “إِذَا تَوَضَّأَ الْعَبْدُ الْمُسْلِمُ –أَوِ الْمُؤْمِنُ– فَغَسَلَ وَجْهَهُ خَرَجَ مِنْ وَجْهِهِ كُلُّ خَطِيئَةٍ نَظَرَ إِلَيْهَا بِعَيْنَيْهِ مَعَ الْمَاءِ –أَوْ مَعَ آخِرِ قَطْرِ الْمَاءِ– فَإِذَا غَسَلَ يَدَيْهِ خَرَجَ مِنْ يَدَيْهِ كُلُّ خَطِيئَةٍ كَانَ بَطَشَتْهَا يَدَاهُ مَعَ الْمَاءِ –أَوْ مَعَ آخِرِ قَطْرِ الْمَاءِ– فَإِذَا غَسَلَ رِجْلَيْهِ خَرَجَتْ كُلُّ خَطِيئَةٍ مَشَتْهَا رِجْلاَهُ مَعَ الْمَاءِ –أَوْ مَعَ آخِرِ قَطْرِ الْمَاءِ– حَتَّى يَخْرُجَ نَقِيًّا مِنَ الذُّنُوبِ.”</p>

<p>Ebû Hüreyre’den (ra) nakledildiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: “Müslüman —veya mümin— bir kul/kişi abdest alır da yüzünü yıkarsa, gözleri ile baktığı her günah suyla —yahut suyun son damlasıyla— yüzünden çıkar gider. Ellerini yıkadığı zaman elleriyle işlediği her günah su ile —yahut suyun son damlası ile— beraber ellerinden çıkar gider. Ayaklarını yıkadığı zaman ayaklarının yürüyerek işlediği her günah su ile —yahut suyun son damlasıyla— birlikte çıkar gider. Sonunda o kul/kişi günahlarından arınmış olur.”</p>

<p>(M577 Müslim, Tahâret, 32; T2 Tirmizî, Tahâret, 1)</p>

<p>***</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>عَنْ أَبِى حَازِمٍ قَالَ كُنْتُ خَلْفَ أَبِى هُرَيْرَةَ وَهُوَ يَتَوَضَّأُ لِلصَّلاَةِ فَكَانَ يَمُدُّ يَدَهُ حَتَّى تَبْلُغَ إِبْطَهُ فَقُلْتُ لَهُ: يَا أَبَا هُرَيْرَةَ! مَا هَذَا الْوُضُوءُ؟ فَقَالَ: يَا بَنِى فَرُّوخَ! أَنْتُمْ هَا هُنَا؟ لَوْ عَلِمْتُ أَنَّكُمْ هَا هُنَا مَا تَوَضَّأْتُ هَذَا الْوُضُوءَ. سَمِعْتُ خَلِيلِى (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) يَقُولُ: “تَبْلُغُ الْحِلْيَةُ مِنَ الْمُؤْمِنِ حَيْثُ يَبْلُغُ الْوَضُوءُ.”</p>

<p></p>

<p>Ebû Hâzim (ra) anlatıyor: Ebû Hüreyre’nin (ra) arkasında idim. Namaz için abdest alıyordu. Kolunu koltuk altına kadar yıkadı. Kendisine, “Ey Ebû Hüreyre! Bu nasıl abdest?” dedim. Bana, “Ey Benî Ferrûh! Siz burada mıydınız? Sizin burada olduğunuzu bilsem böyle abdest almazdım. Lâkin ben dostumun (sas) şöyle dediğini işittim: “Müminin ziyneti (nuru), abdest suyunun ulaştığı yere kadar varır.”</p>

<p>(M586 Müslim, Tahâret, 40)</p>

<p>***</p>

<p>عَنْ عَمَّارِ بْنِ يَاسِرٍ، أَنَّ النَّبِيَّ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) ﴿قَالَ يُونُسُ: إِنَّهُ سَأَلَ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) عَنْ التَّيَمُّمِ؟﴾ فَقَالَ: “ضَرْبَةٌ لِلْكَفَّيْنِ وَالْوَجْهِ.”</p>

<p>Ammâr b. Yâsir'den (ra) nakledildiğine göre, o, Hz. Peygamber'e (sas) teyemmümü sormuş, Peygamber (sas) de, “(Teyemmüm) eller için (bir vuruş) ve yüz için bir vuruştur” buyurmuştur.</p>

<p>(HM18509 İbn Hanbel, IV, 264; DM770 Dârimî, Tahâret, 65)</p>

<p>***</p>

<p>عَنْ أَبِى ذَرٍّ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : “الصَّعِيدُ الطَّيِّبُ وَضُوءُ الْمُسْلِمِ وَإِنْ لَمْ يَجِدِ الْمَاءَ عَشْرَ سِنِينَ.”</p>

<p>Ebû Zer'den (ra) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: “Temiz toprak, on sene boyunca su bulamasa bile, Müslüman’ın abdest suyu (mesabesinde) olur.”</p>

<p>(N323 Nesâî, Tahâret, 203; T124 Tirmizî, Tahâret, 92)</p>

<p>***</p>

<p style="text-align:justify">Allah Resûlü (sas), ölümü ve âhireti hatırlatması dolayısıyla kabirlere ziyarette bulunur, ashâbına da bunu tavsiye ederdi. Engin merhametiyle her konuda ashâbına yol gösteren Rahmet Elçisi (sas), kabristanda nasıl davranmaları gerektiği hususunda da onları uyarır, kendisi de kabirdekilere selâm verir ve dua ederdi. Âdeti olduğu üzere, bir gün sahâbîlerle birlikte bir kabristana uğradı ve “Esselâmü aleyküm ey müminler diyarı(nın sakinleri)!” diyerek selâm verdi. Sonrasında ise, “İnşallah biz de size katılacağız, (ancak din) kardeşlerimizi (dünyada) görmüş olmayı çok arzu ederdim.” diye ekledi. Bunu duyan sahâbîler merakla, “Yâ Resûlallah! Biz senin kardeşlerin değil miyiz?” dediler. Allah Resûlü (sas), “Siz benim ashâbımsınız, kardeşlerim ise henüz (dünyaya) gelmeyenlerdir.” buyurdu. Bunun üzerine ashâb-ı kirâm,<strong> “Ümmetinden henüz dünyaya gelmeyenleri nasıl tanıyacaksın Yâ Resûlallah?”</strong> diye sordular. Resûlullah şöyle dedi: “Bir adamın siyah atlar arasında, alınları ve ayakları beyaz (sekili) atları olsa, onları tanımaz mı?” Ashâbın, “Elbette tanır.” cevabını duyan Resûl-i Ekrem (sas), ümmetinden hiç görmediği insanları kıyamet gününde nasıl tanıyacağını, müjde niteliğindeki şu cevabıyla bildirdi: “İşte benden sonra gelecek olan kardeşlerim, aldıkları abdestten dolayı kıyamet günü abdest azaları parlayarak gelecekler. Ben de onları Kevser havuzu başında karşılayacağım.”</p>

<p style="text-align:justify">Sevgili Peygamberimizi (sas) görme saadetine eremeyip, onunla asr-ı saadette yaşayamamış olsalar da, onun kardeşleri, nurlu simaları ile âhirette tanınabileceklerdir. Bunun yolu ise maddî ve mânevî kirlerden arınma vesilesi olan abdesttir. İslâm’da birtakım ibadetlerin yerine getirilmesi için hazırlık aşaması olan abdest, Farsça<strong> “âb” (su)</strong> ve<strong> “dest” (el)</strong> kelimelerinin birleşmesiyle oluşmakta ve “el suyu” anlamına gelmektedir. Arapçası ise “vudû”dur. Kendisi ibadet olmasının yanında, diğer bazı ibadetlerin yapılmasının da ön şartı olan abdest, belli uzuvları su ile usulüne uygun olarak yıkamak, bazılarını ise mesh etmekten ibarettir.</p>

<p style="text-align:justify">İslâm dininde kulun Allah’ın (cc) huzuruna ibadet maksadıyla çıkabilmesi için maddî ve mânevî yönden temizlenmiş ve arınmış olması esastır. Bu yüzden ibadet için hazırlanan kişi (bedenen temiz olsa bile) abdestsiz olma durumunda abdest, cünüp olma durumunda ise gusül almak suretiyle mânevî (hükmî) kirlilikten temizlenir. “Hadesten tahâret” olarak da bilinen bu temizlik, Kur’ân-ı Kerîm’de şu şekilde bildirilmektedir: “Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve —başlarınıza mesh edip— her iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz, (boy abdesti alıp) iyice yıkanarak temizlenin.” Âyette bildirildiği üzere yüzü, kollarla birlikte elleri, ayakları yıkamak ve başı mesh etmek abdestin farzlarından (temel şartlarından) sayılmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Allah Resûlü (sas), yalnız, ruhları câhiliyenin düşünce ve inanç kirlerinden arındırmakla kalmamış, beden temizliği konusunda da oldukça hassas davranarak ashâbına bunu öğretmiştir. Câhiliye karanlığından yeni kurtulmuş, her türlü kirden arınma ihtiyacında olan insanlara, “temizliğin imanın yarısı olduğunu” bildiren Hz. Peygamber (sas), bizzat uygulamalı olarak bedenin nasıl temizlendiğini ve nasıl ibadetlere hazır hâle geldiğini anlatmıştır. Bir defasında bir sahâbînin, “Yâ Resûlallah, abdest nasıl alınır?” sorusu üzerine bir kap su isteyen Allah Resûlü abdest almaya başlamıştır. Ellerini üç kere, yüzünü üç kere, kollarını üç kere yıkamış, başına mesh etmiş, şehâdet parmaklarını kulaklarına götürüp uçlarıyla içini, başparmaklarıyla dışlarını mesh etmiş ve ayaklarını da üçer defa yıkamıştır. Sonrasında ise, “İşte abdest böyle alınır. Kim buna bir şey ekler veya eksiltirse (Resûlullah’a (sas) muhalefetten dolayı kendisine) kötülük etmiş ve zulmetmiş olur.” buyurarak abdestin hakkını vermeyenlere veya bu konuda aşırıya kaçanlara uyarıda bulunmuştur.</p>

<p style="text-align:justify">Allah Resûlü (sas) abdeste Allah’ın (cc) adıyla başlamayı, abdest alırken ağza su vermeyi, her iki burun deliğine su çekip temizlemeyi, başın ön ve arka tarafına (kaplama) mesh yapmayı, kulaklara birer kere mesh etmeyi, abdest uzuvlarını yıkarken ovmayı bizzat uygulayarak ashâbına öğretmiştir. Abdestin sünnetleri arasında zikredilen bu uygulamalar, usulüne uygun ve lâyıkıyla alınan bir abdestin özellikleri arasındadır.</p>

<p style="text-align:justify">Abdestin hakkının verilerek alınması konusunda oldukça titiz davranan Resûl-i Ekrem (sas), Lakît b. Sabre (ra) isimli sahâbînin:<strong> “Ey Allah'ın Resûlü, bana abdest hakkında bilgi verir misin?”</strong> sorusu üzerine şöyle buyurmuş<strong>tur: “Abdest organlarını güzel bir şekilde, özenerek yıka. Parmaklarının arasından suyu geçir. Oruçlu değilsen ağız ve buruna su verirken içine iyice çek.”</strong> Hz. Peygamber (sas), abdest alırken uzuvların kuru bir yer kalmayacak şekilde yıkanmasına dikkat eder, suyun sakal aralarına ulaşmasını sağlar, ellerini yıkarken eğer parmağında yüzük varsa onu hareket ettirir ve parmaklarının arasını hilallerdi. Allah Resûlü’nün (sas) abdest konusundaki bu hassasiyetine şahit olan Abdullah b. Amr (ra), bir yolculuk esnasında namazı yetiştirmek için acele ederek ve mesh edercesine az su kullanarak abdest aldıkları sırada, Hz. Peygamber’in (sas) kendilerini gördüğünü ve ses tonunu yükselterek onlara, “Ateşte yanacak olan şu topuklara yazık! (Hiçbir yeri kuru bırakmadan) abdestinizi güzelce alın!” demişti.</p>

<p style="text-align:justify">Resûlullah (sas), abdest azalarını kimi zaman bir, kimi zaman iki, kimi zaman da üç kere yıkardı. Onun, azalarını üçer kere yıkamak suretiyle abdest aldıktan sonra, “İşte bu, benim ve benden önceki peygamberlerin abdestidir.” dediğine dair rivayetler bulunmaktadır. Böylece, abdestin önceki peygamberler ve ümmetleri tarafından da bilindiği ortaya çıkmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Hz. Peygamber (sas), abdest aldıktan sonra yapılmasını hoş karşıladığı bazı hareketleri de bildirmiş, söz gelimi güzel bir şekilde abdest aldıktan sonra<strong>, “Eşhedü en lâ ilâhe illâllâhü vahdehû lâ şerîke leh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh. Allâhümme'c'alnî mine't-tevvâbîne ve'c'alnî mine'l-mütetahhirîn.” (Şehâdet ederim ki, tek olan, hiçbir ortağı bulunmayan Allah’tan (cc) başka hiçbir ilâh yoktur ve şehâdet ederim ki, Muhammed (sas) O’nun (cc) kulu ve elçisidir. Allah’ım! Beni tevbe edenlerden ve temizlenenlerden eyle!)</strong> denilmesinin cennete girmeye vesile olacağını haber vermiştir. Bu yüzden abdest aldığı sırada insanın Rabbine tam bir teslimiyetle dua etmesi, özellikle her bir azayı yıkarken onunla ilgili duada bulunması, abdest vesilesiyle huzura ermek ve hakiki bir temizlik için önemlidir.</p>

<p style="text-align:justify">Sevgili Peygamberimizin (sas) hayatının her ânını dikkatle gözlemleyerek onun her davranışını örnek alan ashâb-ı kirâm, abdest konusunda da aynı hassasiyeti göstermiş, onun abdest alışını sonraki nesillere aynen nakletmiştir. Nitekim tâbiînden Abdu Hayr (ra), sahâbîlerin ileri gelenlerinden Hz. Ali'nin (ra) kendilerine abdesti şu şekilde öğrettiğini anlatmaktadır: “Hz. Ali (ra) bir defasında bizim yanımıza geldi ve namaz kıldı. Sonra abdest suyu istedi. Biz içimizden, "Namazı kıldığı hâlde suyu ne yapacak ki?" dedik. Halbuki onun maksadı bize bir şeyler öğretmekmiş. Nihayet içinde abdest suyu bulunan bir kapla bir leğen getirildi. Önce kabı sağ eline döküp iki elini üç defa yıkadı. Sonra üç kez suyu ağzına ve burnuna ayrı ayrı verip dışarı attı. Ardından üç defa yüzünü ve üçer defa da sağ ve sol kolunu yıkadı. Sonra elini kaba daldırıp başını bir kez mesh etti. Sonra da sağ ve sol ayaklarını üçer kere yıkadı. Akabinde bize şöyle dedi: Resûlullah'ın (sas) abdestini öğrenmek kimi sevindirecekse, işte bu, onun abdestinin ta kendisidir.”</p>

<p style="text-align:justify">Resûlullah'ın abdest alışını merak edenler, onu görmüş olan sahâbîlerden bunu nakletmelerini istemişlerdir. Ashâbdan da, “Resûlullah'ın (sas) abdest alma şekli işte böyleydi.” ifadesiyle onun abdestinin hiçbir ayrıntısının atlanılmadan ve değiştirilmeden anlatıldığı pek çok rivayet nakledilmiştir. Hz. Osman (ra) da, “Resûlullah'ı (sas) benim aldığım gibi abdest alırken gördüm.” diyerek, etrafındakilere sünnete uygun bir şekilde abdest almayı öğretmiş ve devamında Allah Resûlü'nün (sas), “Kim benim aldığım şu abdest gibi abdest alır da sonra kalkıp iki rekât namaz kılarsa ve kıldığı bu namazda hatırına dünyalık getirmezse Allah onun geçmiş günahlarını affeder.” buyurduğunu nakletmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Abdest, başta namaz olmak üzere, Kur'an okumak ve Kâbe'yi tavaf etmek gibi diğer ibadetlerin de anahtarı konumundadır. Nitekim Allah Teâlâ (cc), kullarına namaza kalktıkları zaman abdest almalarını emretmiş, Hz. Peygamber (sas) de Allah'ın (cc) emrettiği şekilde güzelce abdest alınmadıkça namazın tamamlanmayacağını bildirmiştir. Allah Resûlü (sas),<strong> “Namazın anahtarı temizliktir, namazın başlangıcı tekbir almak, bitişi ise, selâm vermektir.”</strong> buyurmuş, temizlenmeden yani abdest almadan hiçbir namazın kabul olmayacağını şu şekilde dile getirmiştir: <strong>“Sizden bir kimse, abdesti bozulunca tekrar abdest almadıkça Allah (cc) onun kılacağı namazını kabul etmez.” </strong>Ashâbdan bir kişinin abdestini tam almadan, ayağında kuruluk bulunduğu hâlde namaz kıldığını gören Allah Resûlü (ra), ondan abdestini ve namazını iade etmesini istemiştir. Bu şekilde Sevgili Peygamberimiz (sas), huşû ile kılınarak tadına varılan namazların, ancak eksiksiz alınan bir abdestle mümkün olabileceğini bildirmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">“Cennetin anahtarı namaz, namazın anahtarı ise abdesttir.” buyuran Allah Resûlü (sas), namazla abdest arasındaki sıkı irtibattan dolayı pek çok kez bunları birlikte zikrederek, bu iki ibadetin günahların affına vesile olduğunu haber vermiştir. “Bir kimse abdest alır ve güzelce abdest almaya özen gösterir, ardından da namaz kılarsa, bu abdestle namaz arasında işlediği (günahlar) o namazı kılıncaya kadar mutlaka bağışlanır.” buyuran Hz. Peygamber (sas), abdestle arınan kulun namazla Rabbini yüceltmesinin mükâfatını dile getirmiştir. Ümmetine, “Kim güzelce abdest alır da kalbiyle ve yüzüyle yönelerek iki rekât namaz kılarsa, cennete girmeyi hak eder.” müjdesini veren Sevgili Peygamberimiz (sas), hakkını vererek abdest alıp namaz kılan kişinin âhirette hak ettiği mevkii bildirmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Resûl-i Ekrem'in (sas), günahlara kefaret olan ve hasenatı artırmaya vesile kılınan şeyler arasında zikrettiği abdest, devam edildiği sürece, kişinin mânevî yönden derecesinin yükselmesine de sebep olmaktadır. Nitekim Allah Resûlü (sas) bir sabah vakt<strong>i Hz. Bilâl'e (ra), “Ey Bilâl! Bana Müslüman olduğun dönemde işlediğin ve çok faydasını umduğun bir amelini söyle! Zira ben bu gece cennette önümde senin ayakkabılarının sesini işittim!</strong>” buyurmuş ve şu cevabı almıştır: “<strong>Doğrusu benim işlediğim ve en çok faydasını umduğum amel, gecenin veya gündüzün bir saatinde tertemiz paklanıp sonra da o temizlikle Allah"ın bana takdir ettiği kadar kıldığım namazdır.”</strong></p>

<p style="text-align:justify">Resûl-i Ekrem (sas), genellikle her namaz için abdest almayı tercih etmiş, Mekke'nin fethedildiği gün olduğu gibi, tek abdestle bütün vakitleri kıldığı da olmuştur. Sahâbîler ise çoğu zaman, abdestleri bozulmadığı sürece aynı abdestle namaz kılmaya devam etmişlerdir. Abdest tazelemenin faziletinden dolayı kimi sahâbîler, her namaz için abdest almaya özen göstermişlerdir. Nitekim her namaz için abdest aldığı görülen Abdullah b. Ömer'e (ra) bunun sebebi sorulduğunda şöyle demiştir:<strong> “Ben, sabah namazı için abdest alsaydım, abdestim bozulmadıkça onunla (günlük) bütün namazları kılabilirdim. </strong>Lâkin Resûlullah'ın (sas), <strong>"Kim abdest üzerine abdest alırsa kendisi için on hasene (sevap) vardır." </strong>buyurduğunu işittim ve bunun sevabını arzuladığım için bu şekilde abdest aldım.”</p>

<p style="text-align:justify">Allah Resûlü (sas), namaz ve benzeri ibadetleri yerine getirmek amacıyla abdest aldığı gibi, diğer zamanlarda da mümkün mertebe abdestli olmaya özen göstermiştir. Ashâbını bununla yükümlü tutmamış ancak onların da bunu uygulamalarından hoşlanmıştır. Hz. Âişe (ra), Resûlullah'ın (sas) yatmadan önce namaz abdesti gibi abdest alıp öyle uyuduğunu nakletmekte, Allah Resûlü (sas) de abdestli olarak yatağına giren ve uykusu gelinceye kadar Allah'ı (cc) zikreden kimsenin, dünya ve âhirete dair yaptığı duasının kabul edileceğini haber vermektedir. Bunun yanında, abdestin öfke ateşini söndürdüğünü bildiren Hz. Peygamber (sas), ashâbına öfkelendiklerinde abdest almalarını tavsiye etmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Suyun temiz ve temizleyici olarak kabul edildiği İslâm dininde su kullanarak temizlenmek her fırsatta teşvik edilmiştir. Temiz olmak kaydıyla su vasfı değişmeyen sıvılardan da abdest alınabileceği bilinmektedir. Hz. Peygamber (sas), deniz suyuyla abdest alınıp alınmayacağı sorusuna, denizin suyunun temiz, ölüsünün de helâl olduğu şeklinde cevap vermiştir. Allah Resûlü (sas), Kur'an'da, “temizlenmeyi seven kimseler” olarak anılan Kubâ ahalisinin, mânevî temizliklerinin yanında, suyla yapılan temizliğe de özen göstermeleri dolayısıyla övgüye lâyık olduklarını bildirmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Hz. Peygamber'in (sas) “<strong>imanın ayrılmaz bir gereği” </strong>olarak nitelediği abdest, şüphesiz yalnız bedendeki kirleri temizlemekle kalmaz, insandaki olumsuz duyguları, negatif enerjiyi, hata ve günahların karasını da alır götürür. “Her kim abdest alır ve de abdesti(ni) güzelce almaya özen gösterirse, günahları vücudundan çıkar, hatta tırnaklarının altından süzülür gider.” buyuran Allah Resûlü (sas), abdest ile yere dökülen her damlanın kişiyi günahlarından arındırmaya vesile olduğunu müjdelemektedir. O hâlde yıkanan yalnız abdest uzuvları değildir; Allah'ın rahmetiyle insanın benliği yıkanmakta ve günaha bulanan her uzuv bu arınmadan nasibini almaktadır. Resûl-i Ekrem bu arınışı şöyle dile getirmektedir<strong>: “Müslüman —veya mümin— bir kul/kişi abdest alır da yüzünü yıkarsa, gözleri ile baktığı her günah suyla —yahut suyun son damlasıyla— yüzünden çıkar gider. Ellerini yıkadığı zaman elleriyle işlediği her günah su ile —yahut suyun son damlası ile— beraber ellerinden çıkar gider. Ayaklarını yıkadığı zaman ayaklarının yürüyerek işlediği her günah su ile —yahut suyun son damlasıyla— birlikte çıkar gider. Sonunda o kul/kişi günahlarından arınmış olur.”</strong></p>

<p style="text-align:justify">Abdestle dünyada temizlik ve arınmışlık duygusunu tadan mümin, âhirette de abdestin nuruyla aydınlanacaktır. Zira, “Müminin ziyneti (nuru), abdest suyunun ulaştığı yere kadar varır.” buyuran Allah Resûlü (sas), abdestin, inananları yalnız dünyada değil, âhirette de nurlandıracağı müjdesini vermektedir. Abdest nuru, âhirette Muhammed ümmetinin alâmet-i fârikası olacak ve müminler abdest uzuvlarındaki parlaklık sebebiyle “(elleri ayakları) sekililer” diye çağrılacaklardır. Nitekim Allah Resûlü (sas), kıyamette kendilerini tanıyıp tanıyamayacağını soran ashâbına, “Elbette tanıyacağım. Sizin o gün hiçbir ümmette bulunmayan bir simanız olacak. Benim yanıma abdest izlerinden dolayı yüzleriniz ve ayaklarınız nurlu olarak geleceksiniz.” şeklinde cevap vermiştir. Bu nedenle, bu hadisi nakleden Ebû Hüreyre (ra), abdest alırken kimi zaman kollarını pazılarına kadar, ayaklarını da baldırlarına kadar yıkamış ve yanındakilere şu tavsiyede bulunmuştur:<strong> “Sizden her kim yapabilirse bu parlaklığı artırsın!”</strong></p>

<p style="text-align:justify">Sevgili Peygamberimiz (sas), abdest almayı ve mümkün olduğunca abdestli bulunmayı tavsiye etmekle birlikte, abdest alırken suyun israf edilmesini yasaklamıştır. Ashâbından Sa'd b. Ebû Vakkâs'ın (ra) abdest aldığı sırada suyu fazla kullandığını görünce ona, “Bu ne israf!” demiş, Sa'd ise, “Abdestte de israf olur mu?” diye sormuştu. Bunun üzerine Allah Resûlü (sas), “Evet, akan bir nehir kenarında olsan bile (haddinden fazla tüketirsen abdestte de israf olur)!” buyurarak bu konudaki hassasiyetini dile getirmişti.</p>

<p style="text-align:justify">Abdest, idrar ve dışkı yollarından herhangi bir şey çıktığında, ağız dolusu kusma, vücudun herhangi bir yerinden kan, irin gibi şeylerin çıkarak akması durumlarında bozulmaktadır. Zikredilen bu durumların gerçekleşebilmesi ihtimaliyle, insanın iradesini kontrol edemediği, bayılma, delirme, sarhoş olma ve uyuma gibi durumlarda da abdestin bozulması söz konusudur.</p>

<p style="text-align:justify">Allah Resûlü (sas), tuvalet ihtiyacını giderdiği zaman abdestini tekrar almıştır. Ancak namazda iken karnında bir ağrı hissederek abdestinin bozulduğu zannına kapılan kişinin bir ses duymadığı veya koku hissetmediği sürece namazına devam etmesi gerektiğini bildirmiş, bu tür vesveselerin şeytanın işi olduğunu haber vermiştir. Hz. Peygamber (sas), uyuma ve kusma durumlarında ise abdestin bozulduğunu bildirmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Abdestte, baş, boyun ve kulaklar ıslak el sürülmek suretiyle mesh edilir. Aynı şekilde mest ve sargı üzerine de mesh etme söz konusudur. Dinde kolaylığın esas olması bağlamında, özellikle soğuktan korunmak için giyilen mestlerin ve yaralara sarılan sargıların üzerine mesh etmenin abdest için yeterli olduğu bildirilmiştir. Hz. Peygamber (sas) de kimi zaman başıyla birlikte sarığının, mestlerinin, ayakkabı, çizme ve (mest özelliğine sahip olan kalın) çoraplarının üzerine mesh ederek bu konuda ümmetine kolaylık sağlamıştır. Resûlullah (sas), mest üzerine meshin süresini yolcu için üç gün üç gece; yolcu olmayan kimse için ise, bir gün bir gece olarak tayin etmiş, mestlerin uyku veya abdest bozma durumlarında çıkarılmamasını ancak cünüplükten dolayı çıkarılmasını emretmiştir. Mest üzerine meshin makbul olabilmesi için mestlerin abdestli olarak giyilmiş olması, ayaktan çıkarılmaması ve ayağın ıslatılmaması gerekmektedir. Abdesti bozan durumların mest üzerine meshi de bozduğu, dolayısıyla mestli iken abdesti bozulanın, mestini çıkarmadan üzerine mesh etmek suretiyle yeniden abdest alması gerektiği bilinmektedir.</p>

<p style="text-align:justify">Daha önce de belirttiğimiz üzere, İslâm'da temizliğin su kullanılarak yapılması esas olmakla birlikte, suyun bulunmadığı veya hastalık, soğuk, can güvenliği endişesi gibi çeşitli nedenlerden ötürü su kullanımının mümkün olmadığı durumlarda kolaylık prensibi gözetilerek teyemmüme ruhsat verilmiştir. Toprak veya toprak türü temiz bir madde kullanılarak ellerin, yüzün ve kolların mesh edilmesi şeklinde yapılan teyemmüm, zorunlu durumlarda abdest ve guslün yerine geçen itibarî/simgesel bir temizliktir. Allah Teâlâ (cc), kullarını temizlemek, onlar için nimetini tamamlamak ve onların şükretmesini sağlamak maksadıyla, kullarına teyemmüm kolaylığını getirdiğini şu şekilde bildirmektedir: “Eğer hasta veya yolcu iseniz veya def-i hacetten gelmişseniz yahut kadınlarla münasebette bulunmuş olup da su bulamamışsanız temiz toprağa teyemmüm edin, ondan yüzlerinize ve ellerinize mesh edin. Allah (cc) size güçlük çıkarmak istemez fakat şükredesiniz diye sizi temizleyip arındırmak ve size olan nimetlerini tamama erdirmek ister.”</p>

<p style="text-align:justify">Teyemmümle ilgili âyetin indiriliş sebebiyle ilgili Hz. Âişe'den (ra) gelen bir rivayete göre, Allah Resûlü (sas) ve müminler bir yolculuktan dönmekteydiler. Bu sefer sırasında Hz. Âişe'nin (ra) gerdanlığı kaybolmuş, insanlar da onu aramaya koyulmuşlardı. Ancak arama işi uzamış, tan yeri ağarmaya başlamıştı. İnsanların abdest için su bulamamaları ve namaz vaktinin girmiş olması dolayısıyla teyemmüm âyeti nâzil olmuştu. Bunun üzerine Allah Resûlü (sas) ve müminler, kalkıp teyemmüm yapmışlar hatta ashâbdan Üseyd b. Hudayr (ra), bu âyetin inişine sebep olması dolayısıyla Hz. Âişe'ye hitaben, “Allah seni hayırla mükâfatlandırsın! Vallahi, senin başına ne sıkıntı gelmişse mutlaka Allah (cc) senin için onda bir çıkar yol ihsan etmiş ve o işte Müslümanlar için bir bereket kılmıştır.” demişti.</p>

<p style="text-align:justify">Beden temizliğinin ötesinde mânevî bir arınma yöntemi olan teyemmümün yapılışını Allah Resûlü (sas), “(Teyemmüm) eller için (bir vuruş) ve yüz için bir vuruştur” şeklinde tarif etmiştir. Böylece teyemmüm, ister abdest isterse boy abdesti niyetiyle olsun, elleri —avuç içi toprağa gelecek şekilde— temiz toprağa dokundurup yüzü meshetmek, sonra bir kez daha dokundurup kolları dirseklerle beraber meshetmekten ibarettir.</p>

<p style="text-align:justify">Abdest ve guslü bozan şeyler yanında, kullanılabilir su bulmak da, teyemmümü bozmaktadır. Teyemmümü gerekli kılan şartların uzaması durumunda abdest ya da gusül niyetiyle teyemmüme devam edilir. Nitekim Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: “Temiz toprak, on sene boyunca su bulamasa bile Müslümanın abdest suyu (mesabesinde) olur.” Allah Resûlü'nün (sas) ve ashâbının gerekli gördükleri durumlarda teyemmüm yapmayı tercih ettikleri bilinmektedir. Nitekim ashâbdan Amr b. Âs (ra), Resûlullah tarafından bir askerî birliğin başında komutan olarak görevlendirilmiş ve seriye ile gönderilmişti. Amr b. Âs (ra), gittikleri yerde soğuk bir gecede ihtilâm olmuş ve suyla guslederse hastalanıp öleceğinden korkup teyemmüm etmişti. Hatta arkadaşlarına da teyemmümlü olarak sabah namazını kıldırmıştı. Bu durumdan rahatsız olan bazı kimseler Resûlullah'a (sas) şikâyette bulunmuşlar ancak Allah Resûlü (sas), Amr b. Âs'ın (ra) bu davranışını onaylamıştı. Yine sahâbîlerden Ammâr b. Yâsir'in de gittiği bir sefer sırasında gusletmesi gerekmiş, ancak su bulamayınca o da toprakta yuvarlanmış ve sonrasında namazını kılmıştı. Bu durumu Resûlullah'a (sas) anlattığında ise, Peygamberimiz (sas) sadece elleriyle (toprağa vurup yüzünü ve kollarını meshederek) teyemmüm etmesinin yeterli olacağını söylemişti.</p>

<p style="text-align:justify">Allah Resûlü (sas), suyun bulunmadığı veya kullanılmasının çeşitli sıkıntılara sebebiyet verebileceği durumlarda teyemmüm yapılmasında hiçbir sakınca görmemiş hatta bundan kaçınanları eleştirmiştir. Nitekim Resûlullah (sas) zamanında başından yaralanan bir kişinin gusletmesi gerekmiş, teyemmüm yapabilecekken arkadaşlarının ısrarı üzerine yıkanmış ve bunun neticesinde vefat etmişti. Bu durumu duyan Allah Resûlü (sas) üzülerek, <strong>“Onun ölümüne sebep oldular, Allah (sas) onların canlarını alsın! Cehaletin şifası sormak değil miydi?” </strong>demişti.</p>

<p style="text-align:justify">Peygamberimiz (sas) zamanında iki adam yolculuğa çıkmışlar, ancak namaz vakti geldiği hâlde su bulamamışlardı. Toprakla teyemmüm edip namaz kıldıktan sonra su bulmuşlar ve biri namazını iade ederken diğeri etmemişti. Resûlullah'a (sas) bu olayı anlattıklarında o, namazı tekrar kılmayan kimseye<strong>, “Sünnete uyup doğru yapmışsın; namazın tamamdır.” demiş, abdest alıp tekrar kılana ise, “Sana da iki kat sevap vardır.”</strong> buyurmuştu.</p>

<p style="text-align:justify">Cenâb-ı Hakk'ın (cc) huzuruna çıkmadan önce mümin insan, dıştan içe doğru bir temizlik yapar. Şartlara göre kimi zaman abdest kimi zaman gusül bazen de teyemmümle, yalnız bedenini değil, ruhunu, nefsini ve gönlünü arındırır, bu şekilde huzur-ı ilâhî'ye çıkmaya lâyık hâle gelir. Abdest suyunun paklığında veya temizleyici olan toprağın saflığında mânevî bir iklime doğru ilk adımını atar. Arınmaya içtenlikle niyet eden insan, yıkadığı her bir uzuvla sadece görünen kirlerden değil, mânevî kirlerinden yani günahlarından da arınır. Yalnız ibadetlerin değil, hakkı verildiğinde cennetin de anahtarı olabilecek bu arınmayla kişi, dünyanın geriliminden kendisini soyutlayarak huzura kavuşur. Mümin, Resûl-i Ekrem'in (sas) gösterdiği hassasiyetle ve hissettiği samimiyetle abdestini aldığında, şüphesiz temizliğin verdiği gönül rahatlığını tadacak ve ibadetin tadına varabilecektir. Abdesti Peygamber Efendimizin (sas) ve ashâbının abdestine ne kadar benzerse, hayatının da onlarınki gibi berraklaşması mümkün olabilecektir. Her zaman abdestli bulunmaya özen gösteren mümin, abdestin serinliğini ve huzurunu hissederek her an temiz kalacaktır. Zira, “Abdeste ancak mümin kimse müdavim olur.” buyuran Allah Resûlü (sas), inananları hayatın her ânını abdest temizliğinde yaşamaya teşvik etmiştir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hadislerle İslam</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/abdest-ve-teyemmum-ibadete-manevi-hazirlik-1</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 10:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/images/haberler/2022/11/abdest-ve-teyemmum-ibadete-manevi-hazirlik_457b9.jpg" type="image/jpeg" length="91538"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kısasta hayat var]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/kisasta-hayat-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/kisasta-hayat-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kısas, toplumdaki herkesin yaşama hakkını güvence altına alır. Kısas olmazsa haksızlıklar artar, fitneler ve daha büyük çatışmalar ortaya çıkabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><span><span style="color:#b22222"><i><strong>Kısasta hayat var</strong></i></span></span></h3>

<p style="text-align:justify">Kısasta sizin için hayat vardır, ey akıl sahipleri, umulur ki sakınırsınız.<br />
Bakara, 2/179</p>

<p style="text-align:justify">---</p>

<p style="text-align:justify">Kâtile hangi cezanın verileceği konusunda çeşitli milletlerin farklı uygulamaları vardır. Tarihte Yahudilerde kısas, Hristiyanlarda diyet, cahiliye dönemi Araplarında ise intikam uygulamaları vardı. Örneğin cahiliye döneminde bazen bir kişiye karşılık on kişi öldürülebiliyordu. Bazı milletlerde ise kâtil sadece hapsedilirdi. İslam, adalet ve eşitlik ilkesini esas alarak kısas cezasını öngördü. Bununla birlikte ölenin yakınlarına kâtili affedip diyet isteme hakkını da verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Kısas, toplumdaki herkesin yaşama hakkını güvence altına alır. Kısas olmazsa haksızlıklar artar, fitneler ve daha büyük çatışmalar ortaya çıkabilir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Kısas:</strong> Kasten adam öldürme ve yaralama suçlarında suçlunun, yetkililer tarafından, işlediği fiile denk bir ceza ile cezalandırılma</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bir Ayet</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/kisasta-hayat-var</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 10:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/images/haberler/2022/08/kisasta_hayat_var_h27243_00d6f.jpg" type="image/jpeg" length="94947"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Müminlerin Annesi: Hz. Hatice (ranhâ)]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/muminlerin-annesi-hz-hatice-ranha</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/muminlerin-annesi-hz-hatice-ranha" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir Ayet: Aile fertlerine namazı emret, kendin de bunda kararlı ol. Senden rızık istemiyoruz; asıl biz seni rızıklandırıyoruz. Mutlu gelecek, günahlardan sakınanların olacaktır. (Tâhâ, 20/132)]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hz. Hatice (ranhâ), fedakârlığın ve vefakârlığın en güzel örneğidir. Resûlullah’ın (sas) ilk eşi, Ümmehâtü’l-müminînin ilkidir. Tevhide davette tam bir teslimiyetin simgesidir. Allah Resûlü’ne iman eden ilk mümine, inananlar arasında Allah Resûlü ile namaz kılan ilk kadındır. Hz. Hatice, köklü bir ticari geleneği olan Mekke çevresinde yetişmiş, asaletiyle ve ticaretteki başarısıyla herkesin hayranlığını kazanmıştır. Peygamberimizle de ticaret vesilesiyle tanışmış ve evlenmiştir. Sevgili Peygamberimiz ile Hz. Hatice’nin evliliği büyük bir muhabbetle başlamış, bu süre zarfında birbirlerine karşı son derece vefalı, hoşgörülü, anlayışlı ve saygılı davranmışlardır. Hz. Hatice, risaletten önce de risaletten sonra da maddi ve manevi desteğini Peygamberimizden hiçbir zaman esirgememiş, ona hayırlı bir eş olmuştur. Vefa Peygamberi (sas) de onu hiç unutamamıştır. Vefatından sonra dahi ondan bahsederken yüreği titreyen Resûlullah’ın Hz. Hatice’ye olan büyük sevgisi ve vefası her zaman dikkat çekmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p><strong>• Hz. Hatice’nin (ranhâ) vefatı (620)</strong></p>

<hr />
<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Takvimi</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/muminlerin-annesi-hz-hatice-ranha</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/mehmet/takvim-2026/nisan-19.jpg" type="image/jpeg" length="48941"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mikat ne demektir ?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/mikat-ne-demektir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/mikat-ne-demektir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Mikat" kelimesi Kurân-ı Kerim'de geçer mi? Mikât yerleri nerelerdir? Harem, Hill ve Âfak]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Mikât ne anlama gelmektedir?</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Sözlükte <strong>"bir işi görmek için verilen zaman, bir işin yeri" </strong>anlamlarına gelen mîkât, dinî bir kavram olarak, Harem bölgesine dışarıdan gelenlerin, ihrama girmesi gereken yerlere verilen addır.</p>

<h3 style="text-align:justify"><strong><span style="color:#c0392b">"Mikat" kelimesi Kurân-ı Kerim'de geçer mi?</span></strong></h3>

<p style="text-align:justify">Kur’ân-ı Kerîm’de mîkāt kelimesi bir yerde çoğul şeklinde olmak üzere sekiz âyette sözlük anlamında geçmekte, hadislerde de hem sözlük hem terim anlamında yer almaktadır. Kur’an’da Kâbe “el-beytü’l-harâm” (el-Mâide 5/2), onu çevreleyen mescid “el-mescidü’l-harâm” (el-İsrâ 17/1), Mekke şehri de “harem” (el-Kasas 28/57; el-Ankebût 29/67) diye nitelendirilerek buraların korunmuş ve saygıya değer yerler olduğu belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Hz. Peygamber (sas) de Mekke’nin yerlerin ve göklerin yaratıldığı gün Allah tarafından haram kılındığını ve kıyamete kadar da böyle kalacağını ifade etmiştir (Buhârî, “Ṣayd”, 10; Müslim, “Ḥac”, 445-446).</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Harem, Hill ve Âfak</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Hz. Peygamber (sas) ’in diğer bazı açıklama ve uygulamalarına dayanılarak Mekke ile belirli çevresine harem, burayı kuşatan ikinci bölgeye Hil, bunların dışında kalan yerlere de “âfâk” denilmiş, Harem ve Hil dışından hac ve umre için yahut başka bir amaçla Mekke’ye gelenlerin belirli yerlerde ihrama girip bazı kurallara uymaları zorunlu kılınmıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Harem bölgesinde oturanlar hac için bulundukları yerden, umre için Hil bölgesine çıkarak, Hil bölgesinde oturanlar hac ve umre için bulundukları yerden, buraların dışından gelen âfâkîler ise kendileri için belirlenen mîkāt yerlerinden ihrama girerler (bk. ÂFÂKÎ; HAREM; HİL; İHRAM).</p>

<p style="text-align:justify">Âfâkîlerin ihrama gireceği bu yerler Hz. Peygamber (sas) tarafından beş nokta halinde belirlenmiştir (Buhârî, “Ḥac”, 7, 9, 11, 12; Müslim, “Ḥac”, 11-12; Ebû Dâvûd, “Menâsik”, 8).</p>

<p style="text-align:justify">İhramsız olarak bu sınırları geçmek caiz değildir. Ancak Harem bölgesine giden kişiler mîkât yerlerinden önce de ihrama girebilirler.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#c0392b"><strong><u>Mîkât yerleri</u></strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Mekke'ye Medine yönünden gelenler için <strong>Zülhuleyfe;</strong></p>

<p style="text-align:justify">Şam istikametinden gelenler için <strong>Cuhfe;</strong></p>

<p style="text-align:justify">Irak cihetinden gelenler için <strong>Zat-ı Irak;</strong></p>

<p style="text-align:justify">Necid tarafından gelenler için<strong> Karn;</strong></p>

<p style="text-align:justify">Yemen yönünden gelenler için de<strong> Yelemlem'dir.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"></p>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>#KEŞFET</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/mikat-ne-demektir</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 16:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/06/mikat-ne-demektir.jpg" type="image/jpeg" length="58347"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kabe, hac öncesi ihrama girdi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/kabe-hac-oncesi-ihrama-girdi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/kabe-hac-oncesi-ihrama-girdi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suudi Arabistan’da yetkililer, hac sezonu hazırlıkları kapsamında Kabe'nin örtüsünün alt kısmını 3 metre yukarı kaldırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Suudi Arabistan Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi İşleri Genel Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, konuya ilişkin bilgi verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, hac sezonu hazırlıkları kapsamında Kabe'nin örtüsünün alt kısmının 3 metre yukarı kaldırıldığı belirtildi.</p>

<p>Başkanlığın açıklamasında, çalışmaların örtünün alt bölümlerinin sökülmesi, köşe kısımlarının ayrılması ve ardından 3 metre yüksekliğe kaldırılarak sabitlenmesini kapsadığı kaydedildi.</p>

<p>Beyaz koruyucu kumaşın yerleştirildiği ve kandillerin yeniden yerlerine monte edildiği ifade edilen açıklamada, yaklaşık iki saat süren işlemin, 34 uzman tarafından titizlikle yapıldığı dile getirildi.</p>

<p>Açıklamada, söz konusu uygulamanın, özellikle hac döneminde yoğunlaşan tavaf sırasında örtünün zarar görmesini ve temas edilmesini önlemek amacıyla her yıl yapıldığına işaret edildi.</p>

<p>Kaldırılan bölümün, tüm yönlerden yaklaşık 2 metre genişliğinde beyaz pamuklu kumaşla kaplandığı, bunun da hacı adaylarının ibadetlerini daha rahat yerine getirebilmeleri için alınan yıllık tedbirler arasında yer aldığı belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HAC-UMRE, DÜNYA</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/kabe-hac-oncesi-ihrama-girdi-1</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 16:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2024/05/kabe-d-iyanet-haber.jpg" type="image/jpeg" length="20755"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Haremden Haremeyne İlk Hacı kafilesi yola çıktı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/haremden-haremeyne-ilk-haci-kafilesi-yola-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/haremden-haremeyne-ilk-haci-kafilesi-yola-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haremden Haremeyne Hacı Uğurlama Programı Üsküdar Büyük Çamlıca Camii'nde Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş'un katılımıyla yapıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Haremden Haremeyne Hacı Uğurlama Programı Üsküdar Büyük Çamlıca Camii'nde Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş'un katılımıyla yapıldı.</p>

<p><iframe allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen="" frameborder="0" height="315" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" sandbox="allow-scripts allow-same-origin" src="https://www.youtube.com/embed/T6DEVJzleOo?si=p1R06VkPVN0_vWeR" title="YouTube video player" width="560"></iframe></p>

<p>Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından İstanbul Büyük Çamlıca Camii’nde düzenlenen “Sürre Alaylarından Günümüze Harem’den Haremeyne Hacı Uğurlama Programı” Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş’un katılımıyla gerçekleşti.</p>

<p>Kur’an-ı Kerim tilaveti ve okunan kasidelerle başlayan programda konuşan Başkan Arpaguş, sözlerine Kahramanmaraş’ta bir okula yapılan saldırı sonucu hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet dileyerek başladı.</p>

<p><strong>“Kalplerimiz, büyük bir vuslatın, kavuşmanın, özlemin sona ermesinin heyecanını yaşıyor”</strong></p>

<p>Hacı adaylarının yıllarca özlemini duyduğu vaktin nihayet geldiğini belirterek, “Yüce Mevla’nın davetine icabet ederek hac vazifemizi yerine getirmek üzere yola çıkıyoruz. Uzun yıllardır özlemin ve umudun en saf halini kalplerimizde taşıyarak bu mukaddes yolculuğa hazırlandık. Ailemizi, dost ve akrabalarımızı geride bırakarak Allah’ın evine, Beytullah’a doğru, Rahman’ın evine doğru, Rahman’ın misafirleri olarak yola çıkıyoruz. Allah aşkıyla ve O’nun sevgili habibi Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’in muhabbetiyle dolu olan kalplerimiz, büyük bir vuslatın, kavuşmanın, özlemin sona ermesinin heyecanını yaşıyor.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>“Mebrur bir haccın karşılığı ancak cennettir”</strong></p>

<p>Hacı adaylarının hayatının en önemli yolculuğunda Beytullah’la, Arafat’la, Müzdelife’yle, Mina’yla, Ravza’yla buluşacağını kaydeden Başkan Arpaguş, şöyle konuştu:</p>

<p>“Kur’an-ı Kerim’in nazil olduğu, bizlere geldiği topraklarda bulunacak, Peygamber Efendimizin (s.a.s) yaşadığı bölgeleri görecek, kutsal beldelerin manevî havasını teneffüs edeceğiz. Bir mümin için ne büyük bir fırsattır, ne değerli bir ikramdır, ne güzel bir nimettir. Çünkü Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) usul ve adabına riayet edilerek yapılan haccın, kişiyi annesinden doğduğu günkü hâle, yani günahsız ve tertemiz hâle dönüştüreceğini müjdelemekte. ‘Mebrur bir haccın karşılığı ancak cennettir’ buyurmaktadır. Bizler de bu müjdeye muhatap olan kişiler olarak, O’nun (s.a.s) gösterdiği ve öğrettiği şekilde hac görevimizi ifa edecek tekrar yurdumuza döneceğiz.”</p>

<p><strong>“Bu yolculuk, günah kirlerinden arınıp yeniden doğma yolculuğudur”</strong></p>

<p>Hacı adaylarının Allah’ın davetine icabet etmek suretiyle çıkacağı bu yolculuğun, sıradan bir seyahat olmayacağını aktaran Başkan Arpaguş, şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>“Bu yolculuk, ilahi çağrıya gönül verip ‘Allah’ım, buyur! Emrine amadeyim! Geldim!’ diyerek benzeri olmayan bir muhabbet ve aşkla benzeri olmayan bir duygu seliyle ve duygu yoğunluğuyla mukaddes mekânlara yapılan bir yolculuktur. Hac yolculuğu; müminin kendi kalbine ve içine doğru yapılan yolculuktur. Etkisi bütün bir ömre yayılan bu yolculuk, insanı kendisiyle, kalbiyle, nefsiyle ve geride bıraktığı anılarıyla yüzleştiren kutlu bir yolculuktur. Bu yolculuk, dünyevi heva ve hevesleri bir kenara bırakıp, aklı ve ruhu karartan ne varsa hepsinden yüz çevirerek Allah’a sığınma yolculuğudur. Bu yolculuk, Allah’ın sonsuz rahmet eşiğine, kapısına baş koyup; nasuh tövbelerle gözyaşlarıyla yıkanmış yakarışlarla, af dilekleriyle kendini yeniden inşa etme yolculuğudur. Bu yolculuk, günah kirlerinden arınıp, bağışlanmanın o eşsiz huzurunda yeniden doğma yolculuğudur. Yolculuğumuz mübarek olsun. Yolumuz açık olsun. Ziyaretimiz makbul, haccınız mebrur ve mübarek olsun.”</p>

<p><strong>“Takva, bir müminin en güzel, en samimi, en has ve halis yol arkadaşıdır”</strong></p>

<p>Hacı adaylarının bu yolculukta yanında bulunduracakları en hayırlı azığın takva olduğunu söyleyen Başkan Arpaguş, “Takva, bir müminin en güzel, en samimi, en has ve halis yol arkadaşıdır. Onun için bu yolculuğa çıkarken azığımız takva olsun. Çıktığımız bu kutlu yolda Allah'a karşı sorumluluklarımızı düşünerek hareket etmeliyiz. O’nun emirlerine uyup, yasaklarından kaçınmayı, günahlardan sakınıp O'nun rızasını kazanmaya çalışmayı temel düstur edinmeliyiz. Bu yolculukta zaman zaman birtakım problemlerle, aksaklıklarla ve rahatsız edici durumlarla karşılaşabilmemiz mümkün. Böyle durumlarda Peygamber (s.a.s) ahlakını kuşanmamız, haccın adap ve erkanına uygun davranmamız gerektiğini asla unutmamalıyız.” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>“İslam kardeşliğini zedeleyecek olumsuz söz, tavır ve davranışlardan uzak durmalıyız”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Gideceğiniz kutsal beldede, dil, renk, ırk ve makam-mevki farklılıklarının ortadan kalktığını, güçlü bir kardeşlik, güçlü bir birlik ve beraberlik şuuru oluştuğunu göreceksiniz. Dünyanın dört bir köşesinden, her milletten milyonlarca kardeşimizin, aynı amaç, aynı inanç ve aynı duygularla bir araya geldiğine hep birlikte şahit olacağız.” ifadelerini kullanan Başkan Arpaguş, şunları kaydetti:</p>

<p>“O kutlu diyarlara vardığımızda, nice peygamberin gelip geçtiği o beldenin ruhuna uygun hareket etmemiz lazım. İslam kardeşliğini zedeleyecek olumsuz söz, tavır ve davranışlardan uzak durmalıyız. Kimseyle münakaşa etmemeliyiz. Kimseye karşı kırıcı söz ve davranışlarda asla bulunmamalıyız. Dünyalık namına ne varsa geride bırakmak suretiyle çıktığımız bu kutlu yolculukta elimize, dilimize hâkim olmalıyız, kalbimize hâkim ve sahip olmalıyız. Gaflete düşmemeli, gafil olmamalıyız. Her anı, her demi, her günü, her saati o bilinçle yaşamalı, ibadet şuuruyla huzur-u ilahide olduğumuz bilinciyle oradaki günlerimizi geçirmeliyiz. Yıllar boyunca heyecanla beklediğimiz bu kutlu yolculuk, inşallah bizlere her bakımdan büyük kazançlar sağlayacak, yaşantımız boyunca bizi zinde tutacak, vadedildiği üzere büyük mükâfatlara nail olmamızın yolunu açacaktır.”</p>

<p><strong>“Mübarek topraklara; Mekke’ye, Ka’be’ye, Medine’ye Efendimiz (s.a.s)’e selamlar götürünüz”</strong></p>

<p>Ecdadımızın, hac ibadetine ayrı bir önem verdiğini hatırlatan Başkan Arpaguş, “Hac yolculuğu sebebiyle İstanbul’dan hacca giden kafileler için özel merasimler düzenlemiştir. ‘Surre Alayı’ denilen bu merasimlerle hac kafileleri Harem’den Harameyn’e o kutsal topraklara dualarla ve tekbirlerle uğurlanmıştır. Kafileler, Mekke ve Medine halkının ihtiyaçlarını karşılamak üzere çeşitli hediyelerle, ikramlarla yola koyulmuşlardır. Ecdadımızın Haremeyn’e olan sevgi ve muhabbetini gösteren bu gelenek asırlar boyunca coşkulu merasimlerle devam etmiştir. İşte bizler burada, düzenlenen bu etkinlikle, bu kadim geleneği yeniden yâd ediyor, yeniden ihya ediyoruz. Hac yolculuğumuz mübarek olsun. Mübarek topraklara; kutlu şehir Mekke’ye, onun bağrında yer alan Ka’be’ye, nurlu şehir Medine’ye, Efendimiz (s.a.s)’e bizden selamlar götürünüz. Habib-i Kibriya Efendimize (s.a.s) hürmetlerimizi arz ediniz.”</p>

<p><strong>“Vatanımıza, milletimize, ailemize dua etmeyi ihmal etmeyelim”</strong></p>

<p>Başkan Arpaguş, “Allah yolculuğumuzu kolaylaştırsın. Seferimizde yardımcımız olsun. Uzaklıklarımızı yakın eylesin. Bizleri yolculuğun güçlüklerinden, üzücü manzaralarla karşılaşmaktan, her türlü kötülükten ve hastalıktan muhafaza buyursun. O kutsal topraklara vardığımızda, kutlu beldenin hasretiyle içi yanan ancak kavuşamayan kardeşlerimizi de unutmayalım, onlar için de dua edelim. Vatanımıza, milletimize, ailemize, komşularımıza, akrabalarımıza, arkadaşlarımıza da dua etmeyi ihmal etmeyelim. Ümmet-i Muhammed’i, zulüm altında yaşayan, acı çeken Müslüman kardeşlerimizi de dualarımızda analım. Onlara kurtuluşlar, sıhhat ve afiyet dileyelim. Cenab-ı Hak, inşallah bizlere bu yolculuğumuzu kolay kılsın. Sağlıcakla gidip, selametle geliniz. Allah’a emanet olunuz.” diye konuştu.</p>

<p>Konuşmanın ardından İstanbul Müftüsü Doç. Dr. Emrullah Tuncel de dua etti.</p>

<p>Programa, İstanbul Valisi Davut Gül, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Fatih Mehmet Karaca, Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürü Hüseyin Demirhan, hacı adayları ve aileleri katıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER, Safi Arpaguş</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/haremden-haremeyne-ilk-haci-kafilesi-yola-cikti</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 15:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/prof-dr-arpagus.jpg" type="image/jpeg" length="43889"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Temizlik: Maddi ve Manevi Arınma]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/temizlik-maddi-ve-manevi-arinma-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/temizlik-maddi-ve-manevi-arinma-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstibra nedir? İstinca nedir? Temizlik nasıl yapılmalıdır? Tuvalete girerken hangi dua okunur? Tuvaletten çıkarken hangi dua okunur? Lanetlenmeye neden olan üç şey nedir?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">عَنْ أَبِى أَيُّوبَ أَنَّ النَّبِيَّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ: “إِذَا أَتَيْتُمُ الْغَائِطَ فَلاَ تَسْتَقْبِلُوا الْقِبْلَةَ وَلاَ تَسْتَدْبِرُوهَا بِبَوْلٍ وَلاَ غَائِطٍ وَلَكِنْ شَرِّقُوا أَوْ غَرِّبُوا.”<br />
Ebû Eyyûb (el-Ensârî)’den (ra) rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmuştur: “Büyük veya küçük abdest bozarken kıbleyi önünüze ve arkanıza almayın; doğuya yahut batıya dönün.”<br />
(M609 Müslim, Tahâret, 59)<br />
***<br />
عَنِ الْمُغِيرَةِ بْنِ شُعْبَةَ: “أَنَّ النَّبِيَّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) كَانَ إِذَا ذَهَبَ الْمَذْهَبَ أَبْعَدَ.”<br />
Muğîre b. Şu’be’nin (ra) naklettiğine göre, Hz. Peygamber (sas), tuvalet ihtiyacını gidereceğinde (kimsenin göremeyeceği kadar) uzağa giderdi.<br />
(D1 Ebû Dâvûd, Tahâret, 1)<br />
*** <br />
عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : “اتَّقُوا الْمَلاَعِنَ الثَّلاَثَ: الْبَرَازَ فِى الْمَوَارِدِ، وَقَارِعَةِ الطَّرِيقِ، وَالظِّلِّ.”<br />
Muâz b. Cebel’den (ra) nakledildiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur: “Lânetlenmeye neden olan üç şeyi yapmaktan sakının; su kaynaklarının çevresine, yol ortasına ve gölgelik yerlere abdest bozmaktan.”<br />
(D26 Ebû Dâvûd, Tahâret, 14)<br />
*** <br />
عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ (رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ) قَالَ: كَانَ النَّبِيُّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) إِذَا دَخَلَ الْخَلاَءَ قَالَ: “اللَّهُمَّ إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْخُبُثِ وَالْخَبَائِثِ<br />
Enes b. Mâlik (ra) diyor ki, “Hz. Peygamber (sas) tuvalete girerken, "Allâhümme innî eûzü bike mine"l-hubüsi ve"l-habâis" (Allah’ım! Her türlü pislikten ve necasetten sana sığınırım.) derdi.”<br />
(B6322 Buhârî, Deavât, 15)<br />
***<br />
Her fırsatta Müslümanların alay edecek bir açığını arayan müşriklerden biri, Selmân’a (ra) alaycı bir üslûpla, “Peygamberinizin size her şeyi, hatta abdest bozmayı bile öğrettiğini görüyorum.” demişti. Kendince küçümsüyordu bu durumu. Oysa Selmân (ra) rencide olmadı. Aksine bu alaycı tavra büyük bir ciddiyetle karşılık verdi: “Evet, O (sas), büyük ve küçük abdest bozarken kıbleye doğru dönmemizi, sağ el ile taharetlenmemizi, taharetlenmeyi üç taştan daha azıyla yapmamızı, kemik ve tezekle taharetlenmemizi bize yasakladı.”</p>

<p style="text-align:justify"><br />
Selmân (ra) ciddiyetle cevap vermişti. Çünkü tuvalet âdâbı, câhiliye insanının takdir edemeyeceği bir medenîlik düzeyiydi. Eskilerin zarif deyimiyle def-i hacet, yani tuvalet ihtiyacı insanın en doğal ve zorunlu ihtiyacıdır. İslâm Peygamberi bu doğal ihtiyacın giderilmesine bile bir incelik, ölçü ve ahlâk getirmiştir. Sadece getirmekle kalmamış aynı zamanda bunu ilk Müslümanlar için bir öğretim konusu yapmıştır. Tuvalet âdâbı, aynı zamanda <strong>temizlik </strong>bilincini, ötekine saygı anlayışını, çevre duyarlılığını ve hatta zihnen ve bedenen temizlenme ve temiz kalma iradesini içeren bir öğretiyi yansıtmaktadır. Beden temizliği esasen kendileriyle ruhî temizliğin hedeflendiği ibadetler için de ön şarttır. Bir ön hazırlık safhasıdır. Bundan dolayı Allah Resûlü (sas), “<strong>Temizlik </strong>imanın yarısıdır.” buyurmuştur.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
Din dilinde büyük abdestten sonra taharetlenmeye yani temizlenmeye ‘istincâ’, küçük abdestten sonra temizlenmeye ise ‘istibrâ’ denir. Tuvalet temizliğinde esas olan, arınmanın suyla yapılmasıdır. Temizliği imanla bağdaştırarak ona son derece önem atfeden İslâm medeniyetinde su, benzersiz bir yere sahiptir. Suyun bulunmadığı şart ve ortamlarda muhtelif malzemelerle <strong>temizlik </strong>yapılabilirse de, suyun mevcut olması hâlinde temizliğin suyla yapılması gerekir. Nitekim Resûlullah (sas), “Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah (cc) da tertemiz olanları sever.” âyetiyle Yüce Yaratıcı"nın övgüsüne mazhar olan Kubâ halkının, suyla taharetlenmeleri sayesinde bu şerefe eriştiklerini söylemiştir.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
Peygamberimiz kendisi de su ile taharetlenmiş, hatta bu amaçla Enes b. Mâlik (ra) ve Ebû Hüreyre (ra) gibi bazı sahâbîler kendisine su temin etme konusunda yardımcı olmuşlardır. Sevgili eşi Hz. Âişe (ra) de, suyun bulunduğu zamanlarda Resûlullah’ın (sas) her tuvalet ihtiyacı sonrasında mutlaka su ile taharetlendiğini vurgulu bir dille beyan etmiştir. Dahası, eşleri aracılığı ile erkeklere haber göndererek, “Kocalarınıza su ile temizlenmelerini söyleyin. Ben onlara bunu söylemekten hayâ ediyorum ama bilmeliler ki, Allah Resûlü (sas) su ile temizlenirdi.” der.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
Pek tabiî ki, Sevgili Peygamberimiz (sas) bol miktarda su bulunmasına rağmen, temizlenme aracı olarak muhtelif şeylerin kullanılmasından bahsediyor değildi. Bilakis onun su dışında çeşitli malzemeyle taharetlenmeye yönelik tavsiyeleri, suyun bulunmadığı ve bugünkü anlamda <strong>temizlik </strong>için üretilmiş malzemelerin de olmadığı durumlara has olup, buna mukabil hemen her şartta temini mümkün olan malzemeyle temizlenme ihtiyacı karşısında yapılmış tavsiyelerdir.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
Hem maddî hem de mânevî anlamda temizliği hayatına düstur edinen pak ve latîf Peygamberimiz (sas), insan vücudundan atılan necasetin çevreye bulaşmaması ve temiz alanlara taşınmaması konusunda titizlik göstermiştir. Tuvalet ihtiyacının giderilmesi esnasında dikkat edilmesi gerekenleri öğretirken öncelik verdiği husus, kıyafete ve bedene idrarın sıçratılmamasıdır. Nitekim bir defasında ashâbıyla birlikte yürüyen Nebî-i Muhterem (sas), iki kabrin yanından geçerken durur. Beraberindekiler meraklı bakışlarla kendisinin durma sebebini anlamaya çalışırken, o, bu iki kabirde yatan iki kişiye işaret ederek şöyle der: “Bunlar mutlaka azap görüyorlar. Oysa büyük bir günahtan dolayı da azap görüyor değiller. Bunlardan biri idrardan sakınmazdı. Diğeri ise, söz taşırdı.” Sonra yaş bir hurma dalı alır, ikiye bölerek her birini bir mezarın üzerine diker. Bu tavır sahâbe-i kirâmın merakını daha da arttırmıştır. Allah Resûlü’ne (sas) neden böyle yaptığını sorarlar. Hz. Peygamber (sas), “Umulur ki, (bu dallar) kurumadıkça onların azapları hafifletilir.” buyurur.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
Erkeklerin ayakta küçük abdest bozmasına gelince, bu mevzuda iki tür rivayetin varlığı dikkat çeker. Hz. Peygamber’in (sas) ayakta küçük abdest bozduğu nakledilmiştir Ancak Peygamberimizin (sas), ayakta abdest bozduğunu gördüğü bazı sahâbîleri uyardığına ilişkin de rivayetler vardır. Efendimizin (sas) genelde oturarak küçük abdest bozması; avret mahallinin görülmesi ve üzerine idrar sıçraması endişesine yönelik olsa gerektir. Nitekim sahâbe-i kirâmdan Ebû Musa el-Eş’arî (ra), Hz. Peygamber’in (sas) tuvalet ihtiyacı belirdiğinde, idrar sıçramasından korunmak amacıyla yumuşak bir zemin aradığına dikkat çeker. Dönemin kıyafet şekli dikkate alındığında, oturarak abdest bozmanın bu tarz endişelerin yaşanmaması açısından daha uygun olduğu fark edilir. Ancak onun bazen ayakta idrar yapması, bu tarz bir uygulamanın da duruma göre caiz olduğunu göstermesi açısından kayda değerdir.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
Taharetlenme esnasında sağ eli kullanmamak, tuvalet terbiyesine dair Peygamber Efendimizden (sas) öğrendiğimiz bir diğer husustur. Konuya ilişkin bir ifadesinde Hz. Âişe (ra), Resûlullah’ın (sas), sağ elini <strong>temizlik </strong>ve yemek için, sol elini de temizlenmek ve benzeri temiz olmayan işler için kullandığını ifade eder. O (sas), söz konusu tavrını sahâbe için bir alışkanlığa dönüştürme istikametinde oldukça hassas davranmış, sağ elle taharetlenmek ve sol elle yemek gibi aksi uygulamaları yasaklamış, bu kurala riayet etmeyenleri de bizzat uyarmıştır.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
Tuvalet sonrası elleri yıkamak da, gündelik yaşama ilişkin nebevî sünnetin önemli bir alışkanlığını oluşturur. İbn Abbâs(ra), Resûlullah’ın (sas) tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra ellerini yıkadığına dair gördüklerini şöyle anlatır: “Nebî (sas) gece uykudan kalkıp tuvalet ihtiyacını giderdi. Sonra ellerini ve yüzünü yıkadı. Daha sonra da uyudu.” Burada Allah Resûlü’nün (sas), ellerini yıkadıktan sonra uyumaya gitmesi manidardır. Zira o, yeme-içme ya da gündelik işlerine devam etmek üzere ellerini yıkamamış, bilakis ellerini yıkadıktan sonra gidip uyumuştur. Bu tavır, tuvaletten çıkmış olmayı başlı başına elleri yıkama sebebi olarak gördüğünü açıkça ortaya koymaktadır. Bir başka defa da tuvalet sonrasında ellerini toprağa sürdüğü, böylece elleri temizlemede toprağı bir <strong>temizlik </strong>maddesi gibi kullanıp, daha sonra yıkadığı bildirilmektedir. Yaşadığı ortam itibariyle daha başka sebeplerle de toprağı <strong>temizlik </strong>aracı olarak kullanan Allah Resûlü’nün () bu tavrı, yine tuvalet sonrası ellerin iyice yıkanması konusundaki hassasiyetini desteklemektedir. O (sas), uykudan kalkıldığında da ellerin yıkanmadan bir kabın içine daldırılmasını ve kaptan su alınmasını <strong>temizlik </strong>açısından sakıncalı bulmuştur.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
Tuvalet ihtiyacını giderirken Kâbe yönüne dönmemek ve kıbleyi arkaya almamak da konuya ilişkin nebevî bir uyarıdır. Hz. Peygamber (sas), “Büyük veya küçük abdest bozarken kıbleyi önünüze ve arkanıza almayın; doğuya veya batıya dönün.” buyurmuş, böyle bir durumda kıblenin sağ veya sol yana alınmasını tembihlemiştir. Ancak bu yasak, mesken ve açık alan arasındaki fark dikkate alınarak yorumlanmış ve yasağın daha çok açık arazide ihtiyaç gidermeyle alâkalı olduğu belirtilmiştir. Binalarda ise tuvaletlerin mevcut şekilleriyle kullanılabileceğini, özellikle günümüz itibariyle bunun kaçınılmaz olduğunu söylemek mümkündür. Bununla birlikte yurdumuzda da genelde görüldüğü üzere, meselenin önemsenerek bina planı aşamasında konunun dikkate alınması, dinî duyarlığın bir gereği olmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
Peygamber Efendimiz (sas), abdest bozmak için insanların göremeyeceği ve gizlenmeye müsait bir mekân arardı. Muğîre b. Şu’be (ra) ve Câbir b. Abdullah (ra) gibi bazı sahâbîler onun tuvalete giderken halkın gözü önünden uzaklaştığına ve hiçbir kimsenin olmadığı tenha yerleri seçtiğine dikkat çekerler. Yine avret mahallini göstermeme hassasiyetinin bir gereği olarak kendisinin abdest bozacağı zaman yere eğilmedikçe giysisini kaldırmadığı ve ümmetine de gizlenmeleri için telkinde bulunduğu nakledilir. Pek tabiî ki, gizlenmek için uygun yer arama çabası, daha çok mâmur tuvalet ortamından uzak, açık araziler için söz konusu olabilecek bir durumdur. Zira o dönemde evlerde tuvalete özgü bir bölüm bulunmamakta ve gözden uzak tenha bir köşede bu ihtiyaç giderilmektedir. Zaten dilimizde hâlen ‘tuvalet’ anlamında kullanılmakta olan ‘helâ’ sözcüğü de Arapçada ‘tenha ve gözden uzak yer’ demektir.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
Elbette Resûlullah’ın (sas) abdest bozarken gizlenmesindeki temel espri, hayâ gereği avret mahallinin görülmesini engellemek olduğu kadar, başkalarından rahatsız olmamak ve hiçbir surette de çevreyi rahatsız etmemektir. Dolayısıyla bu mevzuda esas olan, ortam ayrımına girmeden her hâlükârda bu üç hususun gözetilmesidir. Bunlar, aynı zamanda konuya dair câhiliye anlayışıyla İslâmî anlayış arasındaki önemli farklılık noktalarından birini teşkil etmektedir. Nitekim Resûlullah (sas), “Lânetlenmeye neden olan üç şeyi yapmaktan sakının: su kaynaklarının çevresine, yol ortasına ve gölgelik yerlere abdest bozmaktan.” buyurarak ümmetini uyarmıştır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><br />
Hiç kuşkusuz halkın gelip geçtiği yollara, ağaç altlarına, gölgeliklere, parklara, su kenarlarına ve benzeri uğrak yerlere abdest bozmak, başkalarına zarar vermek ya da onları rahatsız etmek demektir. Oysa bu kabil sorumsuz hareketler, mümin duyarlılığı ile bağdaşması mümkün olmayan küçültücü davranışlardır. Bu noktada Hz. Peygamber’in (sas), mümin için, “İnsanların kendilerine zarar vermeyeceğinden emin oldukları kişidir.” şeklindeki tanımını hatırdan çıkarmamak gerekir.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
Bu konunun bir devamı olarak günümüz itibariyle tuvaletlerin kullanımı da üzerinde durulması gereken bir diğer mühim noktayı teşkil eder. Tuvalete giden kimse, girdiği tuvaleti nasıl bulmak istiyorsa, çıkarken de aynı titizlik içerisinde terk etmeli, beden temizliğine gösterdiği dikkati, tuvalet konusunda da devam ettirmelidir. Evinde kendi tuvaletini kullanırken ne derece itinalı davranıyorsa, umuma açık tuvaletlerde de o kadar edepli davranmak Müslüman’ın ahlâkı olmalıdır.</p>

<p style="text-align:justify"><br />
Peygamberimiz (sas), yaratılış gereği son derece tabiî olan tuvalet ihtiyacını rahatlıkla giderebilmenin bir nimet olduğuna dikkat çekmektedir. Her ânını şükür ve dua ile donatan Allah Resûlü (sas), tuvalete girerken, “Allâhümme innî eûzü bike mine"l-hubüsi ve"l-habâis.” (Allah’ım! Her türlü pislikten ve necasetten sana sığınırım.) şeklinde dua etmekte, çıktıktan sonra ise, “Ğufrânek” (Senden bağışlanma dilerim.) ya da “Elhamdülillâhi’llezî ezhebe anni’l-ezâ ve âfânî” (Üzerimden sıkıntıyı kaldıran ve bana afiyet veren Allah’a hamdolsun.) demektedir. Zorunlu olmadıkça tuvalette konuşmamak ve banyo yapılan yere küçük abdest bozmamak da tuvalet kültürüne dair Resûlullah’ın (sas) bize öğrettiği diğer edep kuralları arasında yer almaktadır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hadislerle İslam</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/temizlik-maddi-ve-manevi-arinma-1</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 10:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/images/haberler/2022/11/temizlik-maddi-ve-manevi-arinma_bf8ca.jpg" type="image/jpeg" length="18750"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İslam'da zorluk yoktur]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/islamda-zorluk-yoktur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/islamda-zorluk-yoktur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Allah hiçbir kimseyi, gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü kılmaz. Zaruretler, haram olan şeyleri mübah kılar.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><span><span style="color:#b22222"><i><strong>İslam'da zorluk yoktur</strong></i></span></span></h3>

<p style="text-align:justify">Allah size yalnızca murdar eti, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkasının adına kesilmiş olanı haram kıldı. Ama biri zorda kalırsa, haksızlığa sapmadıkça, sınırı aşmadıkça kendisine günah yoktur. Biliniz ki Allah bağışlayıcıdır, merhametlidir.<br />
Bakara, 2/173</p>

<p style="text-align:justify">---</p>

<p style="text-align:justify">İslam, kolaylık ve rahmet dinidir. Bu nedenle zaruret ve ihtiyaç hâllerinde sıkıntının derecesine göre hükümlerde esneklik sağlanarak bazı istisnalar getirilmiştir. Örneğin namazlarda ayakta durmaya güç yetiremeyen oturduğu yerde namaz kılabilir. Hasta veya yolcu Ramazan’da oruç tutmayıp daha sonra kaza edebilir. Domuz etinin yenmesi, şarabın içilmesi haramdır. Ancak susuzluktan veya açlıktan ölme tehlikesiyle karşılaşan kimse, hayatî tehlikeyi atlatacak miktarda bunlardan faydalanabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Allah hiçbir kimseyi, gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü kılmaz. Zaruretler, haram olan şeyleri mübah kılar.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Haram:</strong> Yapılması din tarafından yasaklanan fiil.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Meyte:</strong> Etinin yenmesi helal olduğu hâlde dinî usullere göre boğazlanmamış olan ölü hayvan.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bir Ayet</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/islamda-zorluk-yoktur</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 10:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/images/haberler/2022/08/islam_da_zorluk_yoktur_h27242_df400.jpg" type="image/jpeg" length="37608"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hz. Eyyûb’ün (as) Sabrı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/hz-eyyubun-as-sabri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/hz-eyyubun-as-sabri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir Hadis: …Kim sabrederse, Allah ona dayanma gücü verir. Kimseye sabırdan daha hayırlı ve daha geniş bir ikram verilmemiştir. (Müslim, Zekât, 124)]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hz. Eyyûb (as); malını, mülkünü, ailesini ve hatta sağlığını kaybetmiş, ancak tüm bu zorluklar karşısında Allah’a olan inancını ve sabrını korumuştur. Hastalığı nedeniyle uzun yıllar acı çekmesine rağmen asla isyan etmemiş, şikâyetçi olmamış ve Allah’a sığınmıştır. Onun tavrı Kur’an’da şöyle anlatılır: “Hani Rabbine, ‘Başıma bu dert geldi. Ama sen merhametlilerin en üstünüsün.’ diye niyaz etmişti.” (Enbiyâ, 21/83) Ayet, Hz. Eyyûb’ün Allah’ın merhametine sığınışını ve nezaketle durumunu arz edişini ifade eder. O, şikâyet değil dua etmiş, sabrının doruk noktasında bile Allah’a olan güvenini kaybetmemiştir. Şeytan, vesvese vererek onu Allah hakkında şüpheye düşürmek istemiştir. Ancak Hz. Eyyûb, bu vesveselere de teslim olmamış ve yine Allah’a sığınarak direnmiştir. Allah, Hz. Eyyûb’ün sabrına karşılık duasını kabul etmiş, onu sağlığına ve nimetlerine tekrar kavuşturmuştur. Hz. Eyyûb’ün sabrı, insanın hayatındaki musibetlere karşı nasıl güçlü ve inançlı durması gerektiğinin en güzel örneğidir.</p>

<hr />
<p><strong>Namazı hakkıyla kılın, zekâtı verin ve Resûl’e itaat edin ki esirgenesiniz. (Nûr, 24/56)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Takvimi</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/hz-eyyubun-as-sabri</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/mehmet/takvim-2026/nisan-18.jpg" type="image/jpeg" length="24120"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rize’de evlenecek çiftlere destek için "Hayır Çarşısı" kuruldu]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/rizede-evlenecek-ciftlere-destek-icin-hayir-carsisi-kuruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/rizede-evlenecek-ciftlere-destek-icin-hayir-carsisi-kuruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Diyanet Vakfı tarafından hayata geçirilen “İki İnsan Bir Hayat Projesi”ne destek sağlamak amacıyla Rize’de “Hayır Çarşısı” açıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify">Aile kurumunun güçlendirilmesine yönelik çalışmalar kapsamında, Türkiye Diyanet Vakfı tarafından hayata geçirilen “İki İnsan Bir Hayat Projesi”ne destek sağlamak amacıyla Rize’de “Hayır Çarşısı” açıldı.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="2-141" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/2-141.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify">Rize İl Müftülüğü ile TDV Rize Şubesi iş birliğinde gerçekleştirilen organizasyon, iki gün boyunca yoğun ilgi gördü.</p>

<p style="text-align:justify">Hayır Çarşısı’nda ev yapımı lezzetli yiyecekler, el emeği göz nuru ürünler ile Diyanet ve TDV yayınlarına ait eserler satışa sunuldu.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="6-73" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/6-73.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify">Elde edilen gelirlerin proje kapsamında TDV Genel Merkezi’ne ulaştırılacağını belirten Rize İl Müftüsü ve TDV Rize Şube Başkanı Naci Çakmakçı, evliliğin toplumsal ve manevi önemine dikkat çekti. Çakmakçı, evliliğin insan hayatında güvenli bir liman olduğunu vurgulayarak, eşlerin yalnızca hayat arkadaşı değil; aynı zamanda manevi yolculukta birbirine destek olan yol arkadaşları olduğunu ifade etti.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="5-90" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/5-90.jpg" width="860" /></p>

<p style="text-align:justify">Bu organizasyonla aile kurumunun güçlenmesine katkı sağlanmasının hedeflendiğini belirten Çakmakçı, Hayır Çarşısı’nın aynı zamanda toplumsal dayanışmayı da pekiştirdiğini dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Çakmakçı açıklamasını, “Bir yuvanın kurulmasına vesile olmak, bir ömrün duasında yer almak maksadıyla düzenlediğimiz bu anlamlı organizasyona katkı sunan tüm hayırseverlerimize teşekkür ediyoruz. Her zaman olduğu gibi halkımızın desteğiyle nice güzel çalışmalara imza atmaya devam edeceğiz.” sözleriyle tamamladı.</p>

<p style="text-align:justify"><img alt="4-114" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/4-114.jpg" width="860" /><img alt="8-57" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/8-57.jpg" width="860" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Rize Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/rizede-evlenecek-ciftlere-destek-icin-hayir-carsisi-kuruldu</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 20:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/1-148.jpg" type="image/jpeg" length="81511"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tevbe: Günahtan Dönen Günahsız Gibidir]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/tevbe-gunahtan-donen-gunahsiz-gibidir-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/tevbe-gunahtan-donen-gunahsiz-gibidir-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tevbe nedir? Peygamberimiz (sas) nasıl tevbe etmiştir? Tebük savaşına katılmamaları sebebiyle Peygamberimizin (sas) Allah'tan hüküm gelene kadar kendileriyle konuşulmamasını istediği üç sahabi kimdir? Seyyidü’l-istiğfar nedir?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span><span><span new="" roman="" times="">عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَعْقِلٍ قَالَ كَانَ أَبِي عِنْدَ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ فَسَمِعَهُ يَقُولُ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) يَقُولُ: ‘النَّدَمُ تَوْبَةٌ.<br />
***<br />
Abdullah b. Ma’kil (ra) anlatıyor: Babam, Abdullah b. Mes’ûd’un yanındayken onun şöyle dediğini duymuş:<br />
"Resûlullah’ı (sas), ’(<strong>Günah</strong>tan) pişmanlık duymak, <strong>tevbe</strong>dir." buyururken işittim."<br />
(HM4012 İbn Hanbel, I, 423)<br />
***<br />
عَنْ عَبْدِ اللَّهِ قَال: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : ‘التَّوْبَةُ مِنْ الذَّنْبِ أَنْ يَتُوبَ مِنْهُ ثُمَّ لَا يَعُودَ فِيه.<br />
Abdullah (b. Mes’ûd) (ra) tarafından nakledildiğine göre, <strong>Allah</strong> Resûlü (sas) şöyle buyurmuştur: "<strong>Günah</strong>tan <strong>tevbe</strong> etmek, <strong>günah</strong>ı terk edip bir daha ona dönmemektir."<br />
(HM4264 İbn Hanbel, I, 446)<br />
***<br />
عَنْ أَسْمَاءَ بْنِ الْحَكَمِ الْفَزَارِيِّ قَالَ سَمِعْتُ عَلِيًّا (رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ) يَقُولُ:...وَحَدَّثَنِى أَبُو بَكْرٍ وَصَدَقَ أَبُو بَكْرٍ (رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ) أَنَّهُ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) يَقُولُ: ‘مَا مِنْ عَبْدٍ يُذْنِبُ ذَنْبًا فَيُحْسِنُ الطُّهُورَ ثُمَّ يَقُومُ فَيُصَلِّى رَكْعَتَيْنِ ثُمَّ يَسْتَغْفِرُ اللَّهَ إِلاَّ غَفَرَ اللَّهُ لَهُ.<br />
Esmâ b. Hakem el-Fezârî (ra) anlatıyor: Ali’yi (ra) şunları söylerken işittim: Ebû Bekir’in (ra) bana haber verdiğine göre —ki Ebû Bekir (ra) doğruyu söyler— o, <strong>Allah</strong> Resûlü’nü (sas) şöyle derken işitmiş: "Bir kimse bir <strong>günah</strong> işler de ardından güzelce abdest alır, sonra kalkıp iki rekât namaz kılar ve <strong>Allah</strong>’tan bağışlanma dilerse, <strong>Allah</strong> (cc) onu mutlaka bağışlar."<br />
(D1521 Ebû Dâvûd, Vitr, 26)<br />
***<br />
عَنْأَبِىعُبَيْدَةَبْنِعَبْدِاللَّهِعَنْأَبِيهِقَالَ: قَالَرَسُولُاللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : ‘التَّائِبُمِنَالذَّنْبِكَمَنْلاَذَنْبَلَهُ.<br />
Ebû Ubeyde b. Abdullah’ın (ra), babasından (Abdullah b. Mes’ûd’dan) (ra) naklettiğine göre, <strong>Allah</strong> Resûlü (sas) şöyle buyurmuştur: "<strong>Günah</strong>ından <strong>tevbe</strong> eden kimse, <strong>günah</strong>sız kimse gibidir."<br />
(İM4250 İbn Mâce, Zühd, 30)<br />
***<br />
عَنْأَبِىهُرَيْرَةَقَالَ: قَالَرَسُولُاللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : ‘لَلَّهُأَشَدُّفَرَحًابِتَوْبَةِأَحَدِكُمْ،مِنْأَحَدِكُمْبِضَالَّتِهِ،إِذَاوَجَدَهَا<br />
Ebû Hüreyre’den (ra) nakledildiğine göre, <strong>Allah</strong> Resûlü (sas) şöyle buyurmuştur: "Biriniz kaybettiği hayvanını bulduğu zaman ne kadar seviniyorsa, muhakkak <strong>Allah</strong> (cc) da sizden birinin <strong>tevbe</strong>sine bundan daha çok sevinir."<br />
(M6953 Müslim, <strong>Tevbe</strong>, 2)<br />
***<br />
Hicretin dokuzuncu senesi Receb ayında, sıcağın dayanılmaz boyutlara ulaştığı bir mevsimde <strong>Allah</strong> Resûlü (sas) ashâbıyla birlikte savaş için bütün hazırlıklarını tamamlayıp yola koyulmuş ve nihayet Tebük’e varmıştı. Peygamberimiz (sas) ashâbına, "Kâ’b ne yaptı?" diye sordu. Selimeoğullarından birisi Resûlullah’a, "Yâ ResûlAllah! Kâ’b’ı (ra) (kıymetli) iki hırkası(ndan dolayı duyduğu gururu) ve kibri (Medine’de) alıkoydu!" diye cevap verdi.<br />
Bunun üzerine Muâz b. Cebel (ra) itiraz edip Hz. Peygamber’e (sas), "VAllahi Yâ ResûlAllah, biz Kâ’b hakkında hayırdan başka bir şey bilmeyiz." diyerek Kâ’b b. Mâlik’i (ra) savundu. Resûlullah (sas) ise Muâz’ın (ra) bu itirazına susarak karşılık verdi.<br />
<strong>Allah</strong> Resûlü (sas) ile birlikte birçok gazveye katılan Kâ’b b. Mâlik (ra), Tebük Savaşı’ndan geri kalan seksen küsür kişiden biriydi. Diğer bütün gazvelerin aksine Resûlullah (sas) bu defa, uzak ve tehlikeli bir yolculukta çok kuvvetli bir düşmanla karşılaşacak olan Müslümanların, ona göre hazırlanmalarını istediği için, gidilecek yönü Müslümanlara açıklamıştı. Müslümanların savaşa hazırlanacak vakitleri vardı. Buna rağmen Kâ’b b. Mâlik (ra), bir türlü savaşa katılamamıştı.<br />
Resûlullah (sas) ile Müslümanlar gazâ hazırlığı ile meşgul olduğu sırada Kâ’b b. Mâlik (ra) de onlarla beraber yol hazırlığı için sabahleyin evden çıkıp dolaşıyor, ancak hiçbir iş görmeden akşam üzeri evine dönüyordu. "(Daha hazırlanmaya vaktim ve) gücüm var." diyerek günlerini geçiriyordu.<br />
Nihayet herkes gerçekten hazırlanıp bir sabah Resûlullah (sas) ile Müslümanlar sefere çıktıklarında, Kâ’b’ın (ra) henüz hiçbir hazırlığı yoktu ortada. Bu sefer de, "Onun (ordunun) ardından bir iki günde hazırlanır, sonra onlara yetişirim." diyerek yine kendini avuttu Kâ’b (ra). Bundan sonraki birkaç gün de hiç farklı geçmemişti. Sabahları hazırlık için evden ayrılıyor, akşam eve hiçbir hazırlık yapmadan bomboş dönüyordu. Neticede ordu epey yol almış, Kâ’b’ın (ra) onlara yetişme ihtimali kalmamıştı.<br />
Tebük Gazâsı’ndan başka, Resûlullah’ın (sas) yaptığı gazvelerin hiçbirisinden geri kalmayan Kâ’b b. Mâlik’in (ra) ilk pişmanlıkları işte bu günlerde başlamıştı. Zira daha önce hiçbir zaman bu kadar güçlü ve kuvvetli olmamıştı. Buna rağmen sırf ihmali nedeniyle Resûlullah’ı (sas) ve Müslüman kardeşlerini bu zorlu mücadelede yalnız bırakmıştı. Kendisi gibi güçlü, kuvvetli ve imanı sağlam diğer bütün Müslümanlar savaşa gitmiş, geriye ise münafık olarak bilinen ya da güçsüzlüğünden dolayı mazeretli olan kişiler kalmıştı. Zaten Kâ’b’ı (ra) da en çok bu üzüyordu. Resûlullah (sas) gazâ için şehirden ayrıldığında Kâ’b b. Mâlik (ra), insanların içine çıkıp kendisi ile beraber sadece münafık ve güçsüzlerin kaldığını gördüğünde, pişmanlığı daha da derinleşiyordu.<br />
Döndüğünde bu durumu <strong>Allah</strong> Resûlü’ne (sas) nasıl izah edebilirdi ki? Savaşa gitmesini engelleyecek hiçbir mazereti yoktu. O güne kadar maddî durumu hiç bu kadar iyi olmamıştı. Ordunun Medine’ye doğru geri dönmekte olduğu haberini aldığında, düşünceleri daha da artmış, hüzün ve kedere boğulmuştu. Çevresinde görüşlerine değer verilen kimselere, içinde bulunduğu bu zor durumdan nasıl kurtulabileceğini soruyordu. Öyle ki bir ara Resûlullah’ı (sas), bir yalanla atlatabileceğini bile düşünmüştü. Zira konuşma kabiliyeti son derece iyi olan Kâ’b (ra), dilese Resûlullah’ın (sas) kızgınlığını, söyleyeceği bir yalanla çok rahat dindirebilirdi. Ancak vicdanına gömdüğü hatası âhirette karşısına çıkmayacak mıydı? Doğruyu söylediğinde belki Hz. Peygamber’in (sas) öfkesine uğrayacaktı ama en azından <strong>Allah</strong>’ın (cc) affına mazhar olmayı umuyordu. Ka’b (ra), Hz. Peygamber (sas) ve ordusu Medine’ye dönünceye kadar zaten içi içini yemiş, işlediği kabahatin yükünden bir an önce kurtulmak için can atar olmuştu. Resûlullah’ın (sas) Medine’ye yaklaştığını duyduğunda ise bu düşünceleri bir yana bırakıp, içinde yalan bulunan bir özürle asla bu kabahatten temize çıkamayacağını anlamıştı. <strong>Allah</strong> Resûlü’ne (sas) her şeyi doğru bir biçimde anlatmaya karar verdi.<br />
Öyle de yaptı Kâ’b b. Mâlik (ra). Bir sabah vakti Medine’ye dönen <strong>Allah</strong> Resûlü (sas), mescitte iki rekât namaz kılıp insanlarla sohbet etmeye başlamıştı. Sefere katılamayıp da geride kalanlar özürlerini beyan ettikten sonra Kâ’b (ra), Resûlullah’ın(sas) huzuruna çıkıp selâm verdi. <strong>Allah</strong> Resûlü (sas) ise öfkeli bir eda ile ona gülümsedi ve savaşa neden katılmadığını sordu. O da her şeyi olduğu gibi anlattı.<br />
Asıl sıkıntı bundan sonra başlayacaktı. Peygamberimiz Kâ’b’a (ra), hakkında hüküm verilinceye kadar beklemesini söyledi. Mürâre b. Rabî’ (ra) ve Hilâl b. Ümeyye (ra) de Kâ’b b. Mâlik (ra) ile aynı durumdaydı. Hepsi için bitmek tükenmek bilmeyen, sıkıntılı geçecek ve elli gün sürecek tecrit hayatı başlamıştı. Peygamberimiz (sas), bu üç şahısla konuşulmaması talimatını verdi. Kırkıncı günden itibaren bu üç kişinin kendi hanımlarıyla görüşmelerini de yasakladı.<br />
Savaşa gitmeyip geride kalan bu üç kişinin pişmanlığı ise her geçen gün daha da katlanıyordu. Kimi evine kapanıp gözyaşları içinde bağışlanma diliyor, kimi ise Resûlullah’tan (sas) güzel bir haber almanın umuduyla insanların arasında dolaşıyor, kimseyle konuşamadan tekrar evine dönüyordu.<br />
Nihayet ellinci günün sabahı, <strong>tevbe</strong>lerinin kabul edildiğine dair büyük müjdeyi aldılar. <strong>Tevbe</strong>leri çokça kabul eden Yüce <strong>Allah</strong>’ın (cc) haklarındaki beyanı şöyleydi: "Andolsun ki <strong>Allah</strong>, Müslümanlardan bir grubun kalpleri eğrilmeye yüz tuttuktan sonra, Peygamberi ve güçlük zamanında ona uyan muhacirlerin ve ensarın <strong>tevbe</strong>lerini kabul etti. Evet, onların <strong>tevbe</strong>lerini kabul etti. Şüphesiz O (cc), onlara karşı çok şefkatli, pek merhametlidir. Ve (seferden) geri bırakılan üç kişinin de (<strong>tevbe</strong>lerini kabul etti). Yeryüzü, genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları kendilerini sıktıkça sıkmıştı. Nihayet <strong>Allah</strong>’tan (cc) (O’nun azabından) yine <strong>Allah</strong>’a (cc) sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Sonra (eski hâllerine) dönmeleri için <strong>Allah</strong> (cc) onların <strong>tevbe</strong>sini kabul etti. Çünkü <strong>Allah</strong> (cc) <strong>tevbe</strong>yi çok kabul eden, çok merhamet edendir. Ey iman edenler! <strong>Allah</strong>’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun."<br />
Böylece Kâ’b b. Mâlik (ra) ve onun durumunda olan diğer iki arkadaşı, <strong>tevbe</strong>lerine Kur’an’la şahitlik edilen ve <strong>Allah</strong>’ın (cc) mağfiretinden daha dünyadayken haberdar olan kutlu sahâbîler olmuşlardı. İşledikleri kusurdan dolayı duydukları pişmanlık göstermelik değildi. Bütün kalpleri ile pişmanlığı hissetmişler ve tekrar aynı hataya düşmemek için azmetmişlerdi. Onlar aslında Rablerine verecekleri hesabı düşünüyorlardı. Belki çevrelerindeki herkesi kusurlu olmadıklarına inandırabilirlerdi. Ancak her şeyden haberdar olduğuna inandıkları Rablerini nasıl kandıracaklardı? Hesap günü O’nun karşısına aynı <strong>günah</strong>larla nasıl çıkacaklardı? İşte tüm bunları düşündükleri içindi bu kadar pişman olmaları. <strong>Allah</strong> Teâlâ da onların bu samimiyetinden dolayı onlarla birlikte bütün Müslümanlara, <strong>günah</strong>lardan kurtulmanın yegâne yolunun <strong>tevbe</strong> etmek olduğunu bildirmişti.<br />
Kâ’b b. Mâlik (ra) ve arkadaşlarının <strong>tevbe</strong>si gibi içten ve samimi olarak yapılan <strong>tevbe</strong>, hem bir ibadettir hem de kaybedilmiş değerleri yeniden kazanma vasıtasıdır. Dinî inanç ve yaşayışı yeniden ihya etmenin ve <strong>Allah</strong> (cc) ile bozulan ilişkileri onarmanın yoludur. Yüce <strong>Allah</strong> (cc), insanoğlunu diğer varlıklardan farklı bir yapıda var etmiş; hem iyiye hem de kötüye yönelebilecek bir potansiyelde yaratmıştır. En güzel surette yaratılan insan kötüye yöneldiğinde hayvanlardan da aşağı bir dereceye düşebilmektedir. İnsandan istenen, daima iyiye yönelmesi; <strong>Allah</strong> (cc) ve Resûlü’nün (sas) emir ve yasakları doğrultusunda bir hayat sürmek suretiyle dünya ve âhiret saadetine erişmesidir. Ne var ki insan, zaafları ile ve çevresel etkilerle, bilerek veya bilmeyerek zaman zaman <strong>günah</strong>a sürüklenir. Yüce <strong>Allah</strong>’ın (cc) kullarına lütfettiği ‘<strong>tevbe</strong>-istiğfar’, bu durumdan kurtulmak için bir ‘rahmet kapısı’dır.<br />
<strong>Tevbe</strong>nin özünde pişmanlık vardır. Hakiki bir <strong>tevbe</strong> için nefsin kendisi ile hesaplaşması, mücadele etmesi gerekir. Zaten <strong>Allah</strong> Resûlü’nün (sas) ifadesi ile <strong>günah</strong>, insanın içini tırmalayan ve başkalarının haberdar olmasını istemediği şeydir. Yani her an pişmanlık duyabileceği bir iştir. Pişmanlık ise <strong>tevbe</strong>nin ilk şartıdır. Resûlullah (sas) bir hadisinde, "(<strong>Günah</strong>tan) pişmanlık duymak, <strong>tevbe</strong>dir." derken, bu gerçeği ifade eder. Bir diğer hadisinde ise, "<strong>Günah</strong>tan <strong>tevbe</strong> etmek, <strong>günah</strong>ı terk edip bir daha ona dönmemektir." buyurmuştur. Bu iki ifadeyi birleştirdiğimizde, ‘işlenen <strong>günah</strong>tan pişmanlık duyarak bir daha o <strong>günah</strong>a dönmemek’ şeklinde bir <strong>tevbe</strong> tanımı ortaya çıkmaktadır. Ardından istiğfar etmek, yani, <strong>Allah</strong>’tan (cc), affetmesini istemek gelmelidir ki, <strong>tevbe</strong> tamamlanmış olsun. O hâlde bu tanıma istiğfarı da ekleyip, ‘<strong>tevbe</strong>-istiğfar, kulun, işlediği <strong>günah</strong>tan pişmanlık duyarak bir daha o <strong>günah</strong>a dönmemesi ve <strong>Allah</strong>’tan kendisini affetmesini istemesidir.’ diyebiliriz. Zaten <strong>tevbe</strong>, genellikle istiğfar ile birlikte telaffuz edilerek âdeta onunla özdeşleşmiştir.<br />
Hata işleyen bir insanın <strong>tevbe</strong> etmek amacıyla aracısız olarak doğrudan doğruya Rabbine yönelmesinde herhangi bir engel veya ön şart bulunmamaktadır. Bununla beraber her şeyin kendine göre bir usul, âdâb ve şekli vardır. Bir işten, ancak doğru yollarla yapıldığı takdirde sonuç alınabilir. Yegâne rehberimiz olan Peygamberimiz (sas), <strong>tevbe</strong>nin âdâbını öğretmek maksadıyla şöyle buyurmuştur: "Bir kimse bir <strong>günah</strong> işler de ardından güzelce abdest alır sonra kalkıp iki rekât namaz kılar ve <strong>Allah</strong>’tan (cc) bağışlanma dilerse, <strong>Allah</strong> (cc) onu mutlaka bağışlar." Sonra da, söylediğini teyit maksadıyla şu âyeti okumuştur: "Ve onlar ki çirkin bir iş yaptıklarında ya da kendilerine zulmettiklerinde <strong>Allah</strong>’ı (cc) hatırlayıp <strong>günah</strong>larından dolayı hemen bağışlanma dilerler. Zaten <strong>günah</strong>ları <strong>Allah</strong>’tan (cc) başka kim bağışlayabilir ki!" Böylece <strong>tevbe</strong>nin dil ucuyla söylenen bir iki kelime ile geçiştirilmemesi gerektiğini ve onun bilinçli bir eylem olduğunu anlatır <strong>Allah</strong> Resûlü (sas). Bununla birlikte <strong>tevbe</strong> ve istiğfar söz konusu olduğunda, bu işi samimi olarak yapmak ve <strong>Allah</strong>’ın (cc) ‘Tevvâb’, ‘Afüv’, ‘Gafûr’ yani <strong>tevbe</strong>leri çok kabul eden, çoka ffedici ve çok bağışlayıcı sıfatlarına sahip olduğunda tereddüt etmemek önemlidir. <strong>Tevbe</strong>yi tamamlayan unsurlardan biri de, <strong>günah</strong>ın derhâl terk edilmesi ve bir daha ona dönülmemesidir. Kişi eğer tüm pişmanlığına rağmen, terk etmeyerek <strong>günah</strong>ına devam ederse, onun bu hâlinin <strong>tevbe</strong> değil, sadece anlık bir pişmanlık olduğu anlaşılır.<br />
Hâlbuki ciddiyetle ve gerçek bir pişmanlık içinde yapılan <strong>tevbe</strong>, <strong>günah</strong>ların affedilmesini sağlar. Peygamberimiz (sas) bu konuda şöyle buyurmuştur: "İzzet ve celâl sahibi <strong>Allah</strong> (cc) buyurur ki: "Ey kullarım! Benim affettiklerim dışındakiler <strong>günah</strong>kâr (kalır). Benden bağışlanma dileyin, sizi bağışlayayım. Kim benim affediciliğimi bilir ve af dilerse onu affederim, (hatasını) önemsemem...’’ Kur’ân-ı Kerîm’de de, Hz. Âdem’in, hatasını anladıktan sonra Rabbine pişmanlığını ve bağışlanma dileğini nasıl dile getirdiği anlatılır. Buna göre Yüce <strong>Allah</strong> (cc), Hz. Âdem’e, "Ey Âdem! Sen ve eşin cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. Fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz." buyurduğu hâlde şeytan onlara, "Rabbiniz size bu ağacı ancak melek olmayasınız ya da (cennette) ebedî kalacaklardan olmayasınız diye yasakladı." diyerek vesvese vermiş ve onları kandırarak yasağa sürüklemişti. Hz. Âdem’in bu hatası hakkında <strong>Allah</strong> şöyle buyurmuştu: ’Âdem Rabbine asi oldu ve yolunu şaşırdı.’ Sonra <strong>Allah</strong> (cc) onlara, "Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?" diye seslendi. Hz. Âdem ve eşi Havva işledikleri kabahati anlayıp hemen Rablerine yöneldiler ve ondan bağışlanma dilediler. Onlar Kur’ân-ı Kerîm’in bildirdiğine göre Rablerine şöyle dua ediyorlardı: "Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen mutlaka ziyan edenlerden oluruz.’ Sonunda <strong>tevbe</strong>leri kabul eden <strong>Allah</strong> (cc), onları da bağışlamış ve <strong>tevbe</strong>lerini kabul etmişti.<br />
Yüce <strong>Allah</strong> (cc), <strong>tevbe</strong>leri kabul edeceğini belirtirken kulları arasında bir ayırım ve istisna yapmamıştır. Kabule şayan olan <strong>tevbe</strong> açıklanırken de <strong>günah</strong>kârlar arasında bir ayrıma gidilmemiş, <strong>tevbe</strong>lerinin kabul edileceği vaad edilmiştir. Nitekim bir rivayette anlatılan bir kıssa bu konuda oldukça etkileyici bir örnektir. Doksan dokuz kişiyi öldüren bir adam, pişmanlık içerisinde <strong>tevbe</strong> etmek üzere yeryüzünün en bilgili insanını sorar ve kendisine gösterilen rahibin yanına gider. Ama rahip ona affedilmesinin mümkün olmadığını söyleyince öfke içinde onu da öldürür. Yüz insanın canına kıymış olarak yine âlim birisine danışma ihtiyacı hisseder. Kendisine tavsiye edilen bir ilim adamının yanına geldiğinde o, affının elbette mümkün olduğunu söyleyerek, "Seninle <strong>tevbe</strong>n arasına kim girebilir ki?" der. Sonra da adama o diyarı terk ederek <strong>Allah</strong>’a (cc) kulluk eden iyi insanların olduğu bir yere gitmesini öğütler. <strong>Tevbe</strong> eden ve yeni bir başlangıç için yola çıkan adam, arzu ettiği yere ulaşamadan yolda ölür. Öldüğü yer ulaşmak istediği sâlih insanlara daha yakın olduğu için onlardan sayılır ve rahmet meleklerinin eşliğinde Rabbinin affına nail olur.</span></span></span><br />
<span><span><span new="" roman="" times=""><strong>Allah</strong>’ın (cc) affetmeyeceği bir <strong>günah</strong> ve <strong>günah</strong>ının büyüklüğü sebebiyle <strong>tevbe</strong> kapısı yüzüne kapanacak bir <strong>günah</strong>kâr yoktur. Zira <strong>Allah</strong>’ın (cc) af ve mağfireti çok geniş ve büyüktür. İnsan onur ve haysiyetini yok edici suçlar olarak bilinen zina ve hırsızlık, bütün kötülüklerin anası sayılan içki gibi suçları işleyenler için de <strong>tevbe</strong> kapısı açıktır. İnsanın bütün güzel amellerini âhirette boşa çıkaracak kadar büyük bir suç olan irtidattan yani dinden dönmeden dolayı yapılacak bir <strong>tevbe</strong>nin bile kabul edileceği âyetle bildirilmiştir. <strong>Günah</strong>ların en kötüsü olarak vasıflandırılan şirk suçundan dahi insan <strong>tevbe</strong> eder ve imana dönerse elbette bu da kabul edilecektir. Yeter ki son nefesini küfür üzere vermesin.</span></span></span><br />
<span><span><span new="" roman="" times="">Kur’an’da bir taraftan, "Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası içinde ebediyen kalacağı cehennemdir. <strong>Allah</strong> (cc) ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır." buyrulurken, diğer taraftan da, "Onlar ki, <strong>Allah</strong> (cc) ile beraber başka bir tanrıya yalvarmazlar. <strong>Allah</strong>’ın (cc) haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa ağır azaba uğrar. Kıyamet günü azabı kat kat artırılır ve o azapta horlanmış olarak devamlı kalır. Ancak <strong>tevbe</strong> ve iman edip iyi davranışta bulunanlar müstesna... <strong>Allah</strong> işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. <strong>Allah</strong> çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir." buyrularak, <strong>tevbe</strong> edenler bundan istisna edilmişlerdir. Bu itibarla âyet ve hadislerdeki bazı <strong>günah</strong>ların affedilmeyeceğine dair ifadelerin sakındırma bağlamında oldukları anlaşılmaktadır. Öyleyse bu gibi âyet ve hadislerden anlamamız gereken, hatalarımız ne kadar çok olursa olsun, <strong>tevbe</strong>-istiğfar etmemiz gerektiği ve <strong>tevbe</strong>nin önüne kimsenin geçemeyeceğidir. Ne var ki, başkalarının haklarına tecavüz edenler bundan <strong>tevbe</strong> ettiklerinde, önce o kişilere haklarını iade etmek suretiyle helâllik almalıdırlar. Çünkü burada kul hakkı söz konusudur ve onu affetme yetkisini <strong>Allah</strong> (cc) ancak hak sahibine vermiştir. Bunun dışında <strong>tevbe</strong>lerin kabul edileceği bildirilmiştir. Nitekim <strong>Allah</strong> (cc), "Âyetlerimize inananlar sana geldiğinde onlara de ki: Selâm size! Rabbiniz merhamet etmeyi kendisine yazdı. Gerçek şu ki, sizden kim, bilmeyerek bir kötülük yapar, sonra da ardından <strong>tevbe</strong> edip kendini düzeltirse, (bilsin ki) <strong>Allah</strong> çok bağışlayan, çok merhamet edendir." buyurarak, <strong>günah</strong> işleyenleri ümitsizliğe düşmekten kurtarmaktadır. </span></span></span><br />
<span><span><span new="" roman="" times="">Ümitsizlik bir yana, işlediği bir <strong>günah</strong>ın peşinden <strong>tevbe</strong> ile hemen Yaratıcısını hatırlayan kimse, bu vesileyle imanını kuvvetlendirme gayretine girer. Öyle ki bu sayede insan, daha çok <strong>günah</strong> işlemekten kurtulur ve bu yeni ruhla Rabbine daha fazla bağlanıp yakınlaşarak O’nun emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınmaya daha bir gayret gösterir. Diğer taraftan <strong>günah</strong> işlememiş olduğumuz zaman bile <strong>tevbe</strong>-istiğfar etmemiz, hayatın sıkıntıları ve kederleri için bir ferahlık sağlar; <strong>Allah</strong> (cc) bu sayede hiç beklemediğimiz bir yerden bizi rızıklandırır. Fakat bir <strong>günah</strong> işlediği hâlde <strong>tevbe</strong> etmeyenleri âhiret nimetlerinden mahrum bırakır.</span></span></span><br />
<span><span><span new="" roman="" times="">Kul, <strong>tevbe</strong> ile <strong>günah</strong>larından arınarak âdeta aslî ve fıtrî temizliğine geri dönmüş olur. Zira Peygamber Efendimiz (sas), "<strong>Günah</strong>tan <strong>tevbe</strong> eden kimse, hiç <strong>günah</strong>ı olmayan kimse gibidir." buyurmuştur. Peygamberimiz (sas), <strong>tevbe</strong> sayesinde vicdanın nasıl arındığını şu güzel benzetme ile anlatır: "Kul bir hata işlerse kalbine siyah bir nokta konulur. Şayet o, (<strong>günah</strong>tan) vazgeçer, bağışlanma diler, <strong>tevbe</strong> ed(ip <strong>Allah</strong>’a (cc) dön)erse kalbi arınır. Eğer (bunları yapmaz <strong>günah</strong> ve hataya) geri dönerse (siyah nokta) artırılır ve neticede bütün kalbini kaplar. <strong>Allah</strong>’ın (cc), "Yaptıkları yüzünden kalpleri pas tutmuştur." diye anlattığı pas işte budur." Bu bağlamda Yüce <strong>Allah</strong> (cc) tarafından geçmiş-gelecek bütün <strong>günah</strong>ları affedildiği hâlde <strong>Allah</strong> Resûlü’nün (sas) günlük yaşantısında Rabbine çokça <strong>tevbe</strong> etmesi ne kadar da manidardır. <strong>Tevbe</strong>, <strong>Allah</strong> Resûlü (sas) için Rabbi ile iletişim kurma vesilesidir. Zira <strong>Allah</strong> (cc) çok <strong>tevbe</strong> edenleri sever. Sevgili Peygamberimizin (sas) anlattığına göre, "Rabbimiz, kulunun <strong>tevbe</strong> etmesine, çok önemli bir yitiğini kaybedip ondan ümidini kestiği bir anda karşısında bulan birinin sevindiğinden daha çok sevinmektedir."</span></span></span><br />
<span><span><span new="" roman="" times="">Yüce <strong>Allah</strong> (cc) insanın özgür iradesi ile hatasından dönüp, kendisinden bağışlanma dilemesinden memnun olmaktadır. Zaten insanı <strong>Allah</strong>(cc) katında değerli kılan da O’na (cc) niyazı, O’ndan yardım ve bağışlanma istemesi değil midir? <strong>Allah</strong> Resûlü (sas), "Eğer siz hiç <strong>günah</strong> işlemeseydiniz, <strong>Allah</strong> (cc) başkalarını yaratır, onlar <strong>günah</strong> işler (ve <strong>tevbe</strong> eder) <strong>Allah</strong> (cc) da onları affederdi." buyururken bu soruya cevap verir âdeta. Böylece insanı, <strong>günah</strong>lardan berî olan ve her an <strong>Allah</strong>’a (cc) kulluk hâlinde bulunan meleklerden farklı bir konumda değerlendirir. O hâlde, Resûl-i Ekrem’i (sas) örnek alan Müslümanlar, kalbî ve ruhî arınmalarını gerçekleştirmek üzere <strong>Allah</strong> Resûlü’nün (sas) tavsiye ettiği gibi <strong>tevbe</strong> ve istiğfarda bulunmalıdır. <strong>Günah</strong>lardan kurtuluş vesilesi olan <strong>tevbe</strong> ve istiğfarı, Rableri ile aralarındaki bağı kuvvetlendirmek için fırsata dönüştürmeyi bilmeli ve bu fırsatı değerlendirmek için zaman kollamalıdır.</span></span></span><br />
<span><span><span new="" roman="" times=""><strong>Tevbe</strong> etmek için belli bir zaman ve mekân şart koşulmamakla birlikte Kur’ân-ı Kerîm’de seher vakitlerinde <strong>tevbe</strong> edenler övülmüşlerdir. Peygamber Efendimiz (sas), <strong>Allah</strong>’ın (cc), kullarını affetmek için gece dünya semasına tecelli edeceğini şöyle haber verir: "Yüce Rabbimiz, her gece, gecenin son üçte biri kaldığında dünya semasına iner (rahmet nazarıyla bakar) ve şöyle buyurur: Bana dua eden yok mu ki, duasını kabul edeyim! Benden bir şey isteyen yok mu ki, ona dilediğini vereyim! Benden mağfiret isteyen yok mu ki, onu bağışlayayım!" (B6321 Buhârî, Deavât, 14) Bu özel vakitlerin dışında her an <strong>günah</strong>a düşme riski ile karşı karşıya olan insandan, işlediği <strong>günah</strong>ın farkına varmasıyla birlikte hemen <strong>tevbe</strong> etmesi beklenir. Zira <strong>tevbe</strong>lerin kabul edilmeyeceği bir an vardır; bu da kişinin ölümünün gelip çattığı, canın boğaza geldiği andır. Ölümün ne zaman gelip çatacağı ise belli değildir. Diğer taraftan Hz. Peygamber’in (sas) bildirdiğine göre, güneşin batıdan doğduğu yani dünyanın sonunun geldiği kıyamet günü iyice yaklaştığında, ‘<strong>tevbe</strong> kapısı’ artık tamamen kapanmış olacaktır.<br />
Unutulmamalıdır ki <strong>tevbe</strong> etmenin insan hayatındaki rolü pek büyüktür. Zira insan, <strong>tevbe</strong> sayesinde <strong>Allah</strong>’a (cc) yönelip imanını kuvvetlendirerek yeniden hayata bağlanır ve ümidini, yaşama isteğini devam ettirir. <strong>Tevbe</strong> vasıtasıyla, toplum içinde, <strong>Allah</strong> (cc) ve Resûlü’nün (sas) istediği şekilde hareket eden kimselerle birlikte mutlu olarak güven içinde yaşar. Yine <strong>tevbe</strong>, insanın herkesin hakkını gözeten ve kendi hak ettiğine razı olan, haksızlığa uğramalarına sebep olduğu kimselere haklarını iade edip onlarla helâlleşerek onların dostluğunu kazanan bir kişi hâline gelmesini sağlar.<br />
<strong>Tevbe</strong>-istiğfar ederken insan istediği ifadeleri seçebilir; yeter ki, içten ve samimi olsun. Ancak pişmanlık ve af dileği en güzel sözcüklerle dile getirilmek isteniyorsa, o zaman Sevgili Peygamberimizin (sas) ifadelerine bakmak gerekir. İşte O’nun (sas) dilinden ‘seyyidü’l-istiğfar’ yani <strong>tevbe</strong>-istiğfarın en güzeli:<br />
"<strong>Allah</strong>’ım, benim Rabbim sensin, senden başka ilâh yok.<br />
Beni sen yarattın ve ben senin kulunum.<br />
Ben gücüm yettiğince sana verdiğim söz üzereyim ve senin vaadine de güveniyorum.<br />
Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım.<br />
Bana olan nimetini itiraf ediyorum.<br />
<strong>Günah</strong>larımı da itiraf ediyorum.<br />
<strong>Günah</strong>larımı bağışla, çünkü <strong>günah</strong>ları senden başka bağışlayacak hiç kimse yoktur."</span></span></span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hadislerle İslam</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/tevbe-gunahtan-donen-gunahsiz-gibidir-1</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 16:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/images/haberler/2022/11/_45e01.jpg" type="image/jpeg" length="60947"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avustralya'da İslam karşıtlarının hedefindeki Bendigo Camisi törenle açıldı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/avustralyada-islam-karsitlarinin-hedefindeki-bendigo-camisi-torenle-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/avustralyada-islam-karsitlarinin-hedefindeki-bendigo-camisi-torenle-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avustralya'da Bendigo kentinin ilk camisi, ırkçı grupların ve İslam karşıtlarının yıllarca süren protestolarına ve inşa edilmemesi için hukuki engelleme çabalarına rağmen törenle ibadete açıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Temeli 2014'te atılan ancak ülke genelinde ırkçı grupların ve İslam karşıtlarının düzenlediği gösteriler ve sürecin yargıya taşınmasıyla zaman zaman yapımı aksayan Bendigo Camii için açılış töreni düzenlendi.</p>

<p>Törene Victoria Eyaleti Başbakanı Jacinta Allan'ın yanı sıra bakanlar, milletvekilleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.</p>

<p><img alt="Avusturya Cami 22" class="detail-photo img-fluid" height="504" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/avusturya-cami-22.jpg" width="860" /></p>

<p>Açılışta konuşan Allan, farklı inanç ve kültürlerin bir arada yaşamasının önemini vurgulayarak, toplumda hoşgörü ve birlikte yaşam değerlerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Allan, "Bendigo'da uzun yıllar yaşamış, bölgenin milletvekili olmuş ve şimdi de başbakan olan biri için, Bendigo toplumu için gurur verici bir gün çünkü bu, inançlı insanların Bendigo'da açık bir şekilde ibadet edebilecekleri bir yere sahip olduklarını gösteriyor. İbadet etme hakkı, topluma açık olmalı. Bendigo İslam toplumu için önemli bir gün ve bundan daha fazla gurur duyamazdım." ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>- Mahkeme sürecinin uzaması maliyetleri artırdı</strong></p>

<p>Bendigo İslam Toplumu Merkezi Başkanı Ayman Chehnah, önce protestoların, ardından caminin inşa edilmemesi için açılan davanın uzun sürmesinin maliyeti artırdığını belirterek "Mahkeme 5 yıl sürmeseydi projeyi çoktan tamamlamıştık. O dönemde hem süreç daha kolaydı hem de maliyetler daha düşüktü. Şimdi ise inşaat hem zorlaştı hem de pahalandı." dedi.</p>

<p><strong>- Yapım sürecinde protestolar</strong></p>

<p>Bendigo'da cami yapılacağının duyulmasının ardından, başta Melbourne ve Bendigo olmak üzere ülke genelinde ırkçı gruplar tarafından çok sayıda protesto düzenlendi. Buna karşılık, projeye destek veren Avustralyalılar ve insan hakları savunucuları da karşıt gösteriler organize etti.</p>

<p>Irkçı gruplar, caminin kentte trafik sorununa yol açacağı gibi gerekçelerle projeyi mahkemeye taşıdı ancak mahkeme, bu başvuruları 2016'da mesnetsiz bularak reddetti ve tüm yargılama giderlerinin başvuruyu yapan gruplar tarafından karşılanmasına hükmetti.</p>

<p>Uzun süren tartışmaların ardından açılan Bendigo Camii, kentte yaşayan yaklaşık 250 Müslüman ailenin yanı sıra çevre kasabalardaki Müslümanlar için de önemli bir ibadet merkezi olarak hizmet verecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/avustralyada-islam-karsitlarinin-hedefindeki-bendigo-camisi-torenle-acildi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 16:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/avusturya-cami-11.jpg" type="image/jpeg" length="75947"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[17 Nisan 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/17-nisan-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/17-nisan-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 17 Nisan 2026 tarihli ve "Birbirimize Kenetlenelim, Sorumluluklarımızı İdrak Edelim" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarih: 17.04.2026</strong></p>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>﷽</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْل۪يكُمْ نَاراً وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ </strong><strong>...</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ</strong><strong>:</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>ا</strong><strong>َ</strong><strong>لْمُؤْم</strong><strong>ِ</strong><strong>نُ ل</strong><strong>ِ</strong><strong>لْمُؤْمِن</strong><strong>ِ</strong><strong> كَالْبُنْيَانِ يَش</strong><strong>ُ</strong><strong>دُّ ب</strong><strong>َ</strong><strong>عْضُهُ بَعْضاً</strong><strong>.</strong></h3>

<h3 style="text-align:center"><strong>BİRBİRİMİZE KENETLENELİM, SORUMLULUKLARIMIZI İDRAK EDELİM</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Hafta içinde yüreklerimizi dağlayan, hepimizi derin bir üzüntüye sevk eden, elem verici hadiseler yaşadık. Öğretmen ve öğrencilerimizi hedef alan saldırılar sebebiyle canlarımız hayattan koparıldı, birçok canımız da yaralandı. Yüce Rabbimizden; hayatlarını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz. Cenâb-ı Hak, anne-babalarına ve yakınlarına sabr-ı cemil ihsan eylesin. Milletimizin başı sağ olsun.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Bugünler, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, <strong>“Müminin mümine karşı durumu, bir parçası diğer parçasını sımsıkı kenetleyip tutan binalar gibidir”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/17-nisan-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> buyurduğu üzere, milletçe kenetlenme, acıları ve hüzünleri paylaşma, barış ve huzur iklimini muhafaza etme günleridir. Yüce Rabbimizin merhametine, devletimizin basiretine, milletimizin sağduyusuna güvenme günleridir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Acımız çok büyük. Ancak, dün olduğu gibi bugün de millet olarak el ele, gönül gönüle verip bütün sıkıntılarımızın üstesinden gelebilir, dertlerimize derman olabiliriz. Yeter ki, kötülüğün içimizi karartmasına, birbirimize olan güvenimizi sarsmasına fırsat vermeyelim. Evlatlarımızın; vatan ve mukaddesatına bağlı, imanlı ve ahlaklı bir insan olarak yetişmeleri için daha fazla gayret gösterelim.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Günümüzde çocuklarımız, çok yönlü bir kuşatma altındadır. Dijital bağımlılıklar, zararlı alışkanlıklar, bilinçsiz tüketim anlayışı, olumsuz iletişim dili evlatlarımızın ruh ve gönül dünyalarını bulandırmaktadır. Hayatın pek çok alanına etki eden bu problemler, yavrularımızı değerlerimize yabancılaştırmakta, onların tertemiz zihinlerini kirletmekte ve kalplerini karartmaktadır. Dolayısıyla; anne ve babalar, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, hukukçular, medya mensupları, sanatçılar, yapımcılar, akademisyenler, hocalar, öğretmenler, hâsılı millet olarak hepimiz, her zamankinden daha fazla sorumluluklarımızın idrakinde olalım. Yüce Rabbimizin tertemiz fıtratla yarattığı ve bizlere emanet ettiği çocuklarımızın ellerinden tutalım, sığınabilecekleri ilk limanın aileleri olduğunu onlara hissettirelim. Çocuklarımızın kimlerle arkadaşlık ettiklerine, dijital mecralarda nasıl vakit geçirdiklerine dikkat edelim. Yavrularımızı; batıl akımların, şiddet içerikli oyunların insafına bırakmayalım.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Yüce Rabbimizden; başta çocuklarımız ve gençlerimiz olmak üzere her birimiz için dünya ve ahiret huzuru niyaz ediyoruz. Hutbemizi Yüce Rabbimizin şu uyarısıyla bitiriyoruz: <strong>“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/17-nisan-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/17-nisan-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Buhârî, Salât 88, Mezâlim 5; Müslim, Birr, 65.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/17-nisan-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Tahrîm, 66/6.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/17-nisan-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/17042026-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="32234"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hollanda'da dünyanın en büyük lale bahçelerinden Keukenhof, 77'inci kez ziyarete açıldı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/hollandada-dunyanin-en-buyuk-lale-bahcelerinden-keukenhof-77inci-kez-ziyarete-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/hollandada-dunyanin-en-buyuk-lale-bahcelerinden-keukenhof-77inci-kez-ziyarete-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollanda'nın Lisse kentinde, dünyanın en büyük lale bahçelerinden biri olarak nitelendirilen 32 hektar büyüklüğündeki Keukenhof, bu yıl 77'inci kez ziyaretçilere kapılarını açtı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Lalenin her türünün bulunduğu bahçe, mart-mayıs döneminde olmak üzere 8 hafta dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerini ağırlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hazırlıkların aylarca sürdüğü bahçede, laleler en güzel şeklini nisan ortasında alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM FOTO</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/hollandada-dunyanin-en-buyuk-lale-bahcelerinden-keukenhof-77inci-kez-ziyarete-acildi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/lale-bahcesi.jpg" type="image/jpeg" length="39532"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karagöl Sahara Milli Parkı kar yağışıyla beyaza büründü]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karagol-sahara-milli-parki-kar-yagisiyla-beyaza-burundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karagol-sahara-milli-parki-kar-yagisiyla-beyaza-burundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Artvin'in "sakin şehir" unvanlı Şavşat ilçesindeki Karagöl Sahara Milli Parkı, nisan ayında etkili olan kar yağışının ardından beyaz örtüyle kaplandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Son günlerde hava sıcaklıklarının düşmesiyle ilçenin önemli turizm destinasyonları arasında yer alan milli park ile çevresindeki köy, mezra ve yaylalarda kar yağışı etkisini gösteriyor.</p>

<p>Karla kaplı bitki örtüsü ve kuş sesleri eşliğinde ziyaretçilerine doğal güzelliklerini sunan milli park, fotoğraf tutkunlarını da ağırlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bölgede kar kalınlığı Karagöl'de 20, köylerde ise yer yer 40 santimetreye kadar ulaştı.</p>

<p>Beyaza bürünen Karagöl Sahara Milli Parkı ve Karagöl dronla görüntülendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM FOTO</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karagol-sahara-milli-parki-kar-yagisiyla-beyaza-burundu</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/karagol-66.jpg" type="image/jpeg" length="68856"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[10 Nisan 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/10-nisan-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/10-nisan-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 10 Nisan 2026 tarihli ve "İslam" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarih:10.04.2026</strong></p>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>﷽</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>اِنَّ الدّ۪ينَ عِنْدَ اللّٰهِ الْاِسْلَا</strong><strong>مُ۠</strong><strong> </strong><strong>…</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ</strong><strong>:</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>ا</strong><strong>َ</strong><strong>للَّهُمَّ</strong><strong>!</strong><strong> إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنَ الشِّقَاقِ وَالنِّفَاقِ وَسُوءِ الْأَخْلاَقِ</strong><strong>.</strong></h3>

<h3 style="text-align:center"><strong>İSLAM</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Cenâb-ı Hak, dünyamızı ve ahiretimizi mamur kılalım diye bizlere akıl ve irade vermiş, peygamberler göndermiş, kitaplar indirmiştir. <strong>“</strong><strong>Allah katında yegâne din İslam’dır”<a href="#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> fermanıyla, kıyamete kadar gelecek bütün insanlar için, İslam’ı seçmiştir.</p>

<p>İslam, insanlığı huzur ve mutluluğa davet eden bir dindir. Zihinleri kötü düşüncelerden, nefisleri bencillik ve hırstan arındıran, beşeriyete kurtuluşu gösteren bir dindir. Dürüstlük ve hakkaniyeti, iyilik ve güzelliği yeryüzüne hâkim kılmanın yollarını öğreten bir dindir.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>İslam’ın özü tevhittir. Tevhid, azamet ve yüceliğin sadece Allah’a ait olduğunun ilanı ve ikrarıdır. Varlığın asıl sahibine teslim olmak, heva ve hevesin esaretinden kurtulup gerçek özgürlüğe kavuşmaktır. Tevhid, Allah’tan başka hiçbir varlığın önünde eğilmemek, hak ve hakikat uğrunda izzetli bir duruş sergilemektir. Cenâb-ı Hak, <strong>“Allah, sizin Rabbinizdir. O’ndan başka ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. Güvenilip dayanılacak tek varlık O’dur”<a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a> </strong>buyurmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Değerli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>İslam’ın toplumsal hayattaki yansıması ise vahdettir. Vahdet; birliktir, beraberliktir, kardeşliktir. Dilleri ve coğrafyaları farklı olsa da Rabbi bir, peygamberi bir, kitabı bir, kıblesi bir olan müminlerin; her hâl ve durumda birbirlerine kenetlenmeleri, el birliğiyle zulme ve zalime geçit vermemeleridir. Farklılıkları, zenginlik olarak görmeleri; ayrışmanın ve bölünmenin değil, birleşmenin ve bütünleşmenin vesilesi kılmalarıdır. Bu hususta Yüce Rabbimizin beyanı gayet açıktır: <strong>“Doğrusu sizin ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim. Öyleyse bana kulluk edin.”<a href="#_edn3" name="_ednref3" title=""><sup><strong><sup>[3]</sup></strong></sup></a></strong></p>

<h3><strong>Kıymetli Müminler!</strong></h3>

<p>Bugün, insanlığı; içine düştüğü buhranlardan çıkaracak olan, İslam’ın istikamet mesajlarıdır. Yangın yerine çevrilmek istenen dünyamızı tekrar huzur yurduna dönüştürecek olan, Kur’an-ı Kerim’in hayat veren ilkeleridir. Gönülleri birbirine ısındıracak, insanları birbirine kaynaştıracak olan, Allah Resûlü (s.a.s)’in güzel ahlakıdır.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>İslam’ın sahibi Allah’tır. Onu gönderen de kıyamete kadar koruyacak olan da O’dur.<a href="#_edn4" name="_ednref4" title="">[4]</a> Bu dinin kitabı Kur’an-ı Kerim’dir. Peygamberi ise, İslam’ı en güzel şekilde yaşayarak öğreten Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’dir. Dolayısıyla hiçbir kimse ya da grup, İslam’ı kendi tekelinde göremez. İslam’ın en temel vasfı olan tevhidi savunma bahanesiyle fitne ve fesat çıkaramaz, ümmetin vahdetine, vatanımızın dirlik ve birliğine zarar veremez. İslam’ın; dar kalıplara hapsedilemeyecek, bir coğrafyanın sınırına sığmayacak kadar yüce bir din olduğu unutulmamalıdır.</p>

<p>Cenâb-ı Hak, bizleri vahdetten, birlik, beraberlik ve kardeşlikten ayırmasın. Hutbemizi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu duasıyla bitiriyoruz: <strong>“Allah’ım! Bozgunculuktan, nifaktan ve kötü ahlaktan sana sığınırım.”<a href="#_edn5" name="_ednref5" title=""><strong>[5]</strong></a> </strong></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Âl-i İmrân, 3/19.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> En’âm, 6/102.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Enbiyâ, 21/92.</p>

<p><a href="#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Hicr, 15/9.</p>

<p><a href="#_ednref5" name="_edn5" title="">[5]</a> Ebû Dâvûd, Vitr, 32.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/10-nisan-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Ulw4ftlq5qQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="37775"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Filistinli şehitler ebediyete uğurlandı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/filistinli-sehitler-ebediyete-ugurlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/filistinli-sehitler-ebediyete-ugurlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail'in ateşkes anlaşmasını ihlal ederek Gazze Şeridi'nin merkezindeki, Megazi Mülteci Kampı'nın doğusunda toplanan sivilleri hedef alan hava saldırısında 10 Filistinli vefat etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Filistinlilerin naaşları, çok sayıda kişinin katıldığı cenaze töreniyle toprağa verilmek üzere ebediyete uğurlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/filistinli-sehitler-ebediyete-ugurlandi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 13:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/f-i-l-i-s-t-i-n-c-e-n-a-z-e-77.jpg" type="image/jpeg" length="48273"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[03 Nisan 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/03-nisan-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/03-nisan-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 3 Nisan 2026 tarihli ve "Cuma ve Ümmet Bilinci" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarih: 03.04.2026</strong></p>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>﷽</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نُودِيَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ وَذَرُوا الْبَيْعَۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ</strong><strong>.</strong><strong> </strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ</strong><strong>:</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>خَيْرُ يَوْمٍ طَلَعَتْ عَلَيْهِ الشَّمْسُ يَوْمُ الْجُمُعَةِ</strong><strong>...</strong></h3>

<h3 style="text-align:center"><strong>CUMA VE ÜMMET BİLİNCİ</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Bugün Cuma… Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere, <strong>“Güneşin üzerine doğduğu en hayırlı gün, Cuma günüdür...”</strong><a href="#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong><strong>[1]</strong></strong></a> Bugün, biz müminlerin haftalık buluşma günüdür. Birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin perçinlendiği müstesna bir zaman dilimidir.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Cuma günü yerine getirmemiz gereken sorumlulukların başında Cuma namazını eda etmek gelmektedir. Yüce Rabbimiz, <strong>“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır”<a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong> buyurmaktadır. Bu çağrı, sadece bedenlerin bir mekânda toplanması için değil; ruhların kaynaşması, kalplerin aynı hakikatle bütünleşmesi içindir. Bu çağrı, omuzların birbirine değdiği gibi gönüllerin de birbirine dokunması içindir. Bu çağrı; dilleri, renkleri, mezhepleri, makamları ve mevkileri farklı olan bütün müminlerin, bir duvarın tuğlaları gibi birbirine destek olmalarını hatırlatmak içindir.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Cuma namazına yapılan çağrı, Müslümanlara; ayrılıkları bir kenara bırakıp vahdeti kuşanmayı, tefrikadan uzaklaşıp birbirlerine tutunmayı, yani ümmet olmayı öğretmek içindir. Bu çağrı; sohbet ve hutbeyi, başlarının üzerinde bir kuş varmış da kıpırdayınca uçup gidecekmiş gibi dinleyen<a href="#_edn3" name="_ednref3" title="">[3]</a> sahâbe-i kirâmın örnek hayatına işaret içindir. Ve bu çağrı; İslam’ın hak ve hakikatlerini, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in rahmet yüklü mesajlarını dünyanın her köşesine ulaştırmamız içindir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Cuma günü Allah’ın divanına durmak için bedenine, elbisesine ve kokusuna özen gösteren müminler; sosyal hayatta da söz ve davranışlarına özen göstermeli, birbirlerine sırt çevirmemelidir. Birbirlerinin dertlerine derman, sıkıntılarına çare olmalı; kısır çekişmelere girmemeli, sığ anlayışlara mahkûm olmamalıdır. Cuma namazını eda etmek üzere cami ve mescitlerde bir araya gelen ve aynı kıbleye yönelen ümmet-i Muhammed; cami dışında da saflarını sık tutmalı, zorluklar karşısında beraberce sabır göstermelidir. Düşmanlarına karşı yekvücut olmalı; camisine, mescidine, kıblesine, yurduna sahip çıkmalıdır.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Savaşların ve acıların yaşandığı, insanlığın barışa hasret kaldığı, zalimlerin Mescid-i Aksâ’da secdeyi engellediği şu günlerde bizlere düşen; Cuma ve ümmet bilincini diri tutmaktır. Zihinlerimizi ve gönüllerimizi aynı inançta, aynı duyguda ve aynı idealde buluşturmaktır. Cuma gününü; kardeşlik ahdimizi yenilememize, bir vücudun azaları gibi kenetlenmemize, dirliğimize ve dayanışmamıza vesile kılmaktır. Birlikte rahmetin, ayrılıkta azabın olduğunu unutmamaktır.</p>

<p>Cumamızı tebrik ediyor, hutbemizi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifiyle bitiriyoruz: <strong>“Kim güzelce abdest alıp Cumaya gelir, hutbeyi can kulağıyla dinlerse, o Cuma ile gelecek Cuma arasındaki günahları affolunur...”<a href="#_edn4" name="_ednref4" title=""><sup><strong><sup>[4]</sup></strong></sup></a> </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Müslim, Cum’a, 18.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Cuma, 62/9.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Ebû Dâvûd, Tıb, 1.</p>

<p><a href="#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Müslim, Cum’a, 27.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/03-nisan-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/OXkFv-Dwdtw/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="49376"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Daha Ne Kadar Mahzun Kalacak?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/daha-ne-kadar-mahzun-kalacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/daha-ne-kadar-mahzun-kalacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşgalci İsrail, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş gerekçesiyle işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'yı günlerdir kapalı tutuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yeryüzü İncileri: Camiler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/daha-ne-kadar-mahzun-kalacak</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 17:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/mescidi-aksa-11-2.jpg" type="image/jpeg" length="56445"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karacasu’da çömlekçilik geleneği sürdürülüyor]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karacasuda-comlekcilik-gelenegi-surduruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karacasuda-comlekcilik-gelenegi-surduruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aydın’ın Karacasu ilçesinde yüzyıllardır sürdürülen çömlekçilik geleneği, usta-çırak ilişkisiyle günümüzde de yaşatılmaya devam ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bölgedeki küçük atölyelerde üretim yapan ustalar, çark başında toprağı ustalıkla şekillendirerek günlük kullanım eşyalarından süs objelerine kadar geniş bir ürün yelpazesi ortaya koyuyor.</p>

<p>Doğal hammaddenin işlenmesinden pişirme aşamasına kadar uzanan üretim sürecinde kadınlar da aktif rol üstleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hazırlık, şekillendirme ve süsleme gibi aşamalarda görev alan kadınlar, el emeğine dayalı bu zanaatın yaşatılmasında önemli katkı sağlıyor.</p>

<p>Nesilden nesile aktarılan çömlekçilik, ilçede yalnızca ekonomik bir faaliyet olmanın ötesinde, köklü bir kültürel miras niteliği taşıyor.</p>

<p>Geleneksel üretim yöntemlerinin korunduğu Karacasu'da, çömlekçilik hem bölge ekonomisine katkı sunuyor hem de Anadolu’nun zanaat kültürünü gelecek kuşaklara aktarmayı sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karacasuda-comlekcilik-gelenegi-surduruluyor</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 17:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/11-35.png" type="image/jpeg" length="24764"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye'nin yazılı hafızası: Milli Kütüphane]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/turkiyenin-yazili-hafizasi-milli-kutuphane</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/turkiyenin-yazili-hafizasi-milli-kutuphane" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Kütüphane, Türkiye'nin "kültürel hafızası" olarak kabul edilen ve koleksiyonunda 2 milyona yakın eser barındıran en önemli arşiv kütüphanesi olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğüne bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren Milli Kütüphane, Türkiye'nin "kültürel hafızası" olarak kabul edilen ve koleksiyonunda 2 milyona yakın eser barındıran en önemli arşiv kütüphanesi olarak öne çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1946 yılında Adnan Ötüken tarafından kurulan ve günümüze kadar hizmet vermeyi sürdüren kütüphaneden günde 2 bin kişi faydalanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/turkiyenin-yazili-hafizasi-milli-kutuphane</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/milli-kutuphane-11.jpg" type="image/jpeg" length="16490"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[27 Mart 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/27-mart-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/27-mart-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 27 Mart 2026 tarihli ve "Tevekkül" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarih: 27.03.2026</strong></p>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>﷽</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰىۙ وَاَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرٰىۖ</strong><strong>.</strong><strong> </strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ</strong><strong>:</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>قُولُوا حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ عَلَى اللّٰهِ تَوَكَّلْنَا</strong><strong>.</strong></h3>

<h3 style="text-align:center"><strong>TEVEKKÜL</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Yüce dinimiz İslam’ın hayatımızın her alanına yansıtmamızı emrettiği ilkelerden biri tevekküldür.</p>

<p>Tevekkül; Müslümanın, sorumluluklarını hakkıyla yerine getirip Allah’ın rahmet ve merhametine sığınmasıdır. Üzerine düşen tedbirleri alıp Allah’ın takdirini beklemesidir. Meşru isteklerine ulaşmak için sebeplere sarılması, aklını ve iradesini doğru yönde kullanması, Allah’a güvenip dayanmasıdır.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Tevekkül, bir ebeveynin; Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in,<strong> </strong><strong>“Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunamaz”<a href="#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> buyruğuna uyarak evlatlarına güzel örnek olması, daha sonra onlardan erdem ve fazilet beklemesidir. Bir gencin, <strong>“Yaptığınız işi güzel yapın. Allah işini güzel yapanları sever”<a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong> ilkesi gereğince geleceğini; ilim, sanat ve meslek çerçevesinde şekillendirmesi, sonra Allah’tan başarı istemesidir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Kimi zaman tevekkül; bir tüccarın, ölçüyü ve tartıyı eksiksiz yaptıktan sonra Allah’tan hayırlı kazanç dilemesi olarak karşımıza çıkar. Kimi zaman da tevekkül; bir çiftçinin toprağı doğru işleyip, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, <strong>“‘Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. Sadece Allah’a tevekkül ettik.’ deyiniz”<a href="#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a> </strong>hadis-i şerifi gereğince hasadın bereketini Allah’a havale etmesi olarak hayata yansır.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Tevekkül, tembelliğin sığınağı, miskinliğin bahanesi değil, uyanışın ve kendine gelmenin vesilesidir. Allah’ın yardımını ümit ederek fiili duada bulunmak; zamanın gereklerine uygun bilgi ve teknoloji üretmektir. Zaferlerin emeksiz elde edilemeyeceği bilinciyle düşmanları caydıracak güce ulaşmak için gayret etmek, Cenâb-ı Hak’tan nusret ve inayet dilemektir.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>“Allah’ın dediği olur” kanaatiyle tedbiri elden bırakmak, “Kaderde ne varsa o gelir başa” anlayışıyla sorumlulukları ihmal etmek, “Nasıl olsa Allah rızkımı verir” düşüncesiyle çalışmayı terk etmek, İslam’ın tevekkül anlayışında kendisine asla yer bulamaz. Müslümana düşen; <strong>‘Tedbir kuldan, takdir Allah’tan’</strong><strong> </strong>şuuruyla gecesini gündüzüne katarak çalışmaktır. Yüce Rabbimizin bu husustaki uyarısı gayet açıktır: <strong>“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalışmasının karşılığı ileride mutlaka görülecektir.”<a href="#_edn4" name="_ednref4" title=""><strong>[4]</strong></a></strong></p>

<h3><strong>Kıymetli Kardeşlerim!</strong></h3>

<p>Kalplerimizin huzur bulabilmesi için hayatımızın her alanında; okurken, çalışırken, ailemizin rızkını temin ederken, zorluklara karşı mücadele verirken tevekküle ihtiyacımız vardır. Zaman, kendimize gelme ve tevekkül anlayışımızı gözden geçirme zamanıdır. Vakit, çalışmayı, üretmeyi ve mücadeleyi hayatımızın vazgeçilmez bir parçası kılma vaktidir.</p>

<p>Hutbemizi İstiklal Şairimizin şu veciz sözleriyle bitiriyoruz:</p>

<p>Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol,</p>

<p>Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol!</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Tirmizî, Birr, 33.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Bakara, 2/195.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 8.</p>

<p><a href="#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Necm, 53/39, 40.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p>

<p><img alt="IFrame" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="IFrame" /></p>

<p><a href="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/tevekkul.pdf" rel="nofollow" target="_blank"><img alt="Şiddetin Çaresi Merhamet Eğitimi" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/08/logolar/hutbeyi-indir-pdf.jpg" /></a></p>

<p><a href="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/tevekkul-1.doc" rel="nofollow" target="_blank"><img alt="21.11.2025 Şiddetin Çaresi Merhamet Eğitimi" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/08/logolar/hutbeyi-indir-word.jpg" /></a></p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/cuma-namazi-nasil-kilinir-diyanet-cuma-namazi-kac-rekattir" target="_blank"><img height="89" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/09/cuma-namazi-nasil-kilinir-2.jpg" width="870" /></a></p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/cuma-namazi-saat-kacta" target="_blank"><img height="89" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/09/cuma-namazi-saat-kacta-2.jpg" width="870" /></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/27-mart-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/BvjofhqQ_ho/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="85327"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[20 Mart 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/20-mart-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/20-mart-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 20 Mart 2026 tarihli ve "Hayatı Ramazan Kılmak" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3><strong>HAYATI RAMAZAN KILMAK</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Yüce Rabbimiz, bu yıl aynı günde iki bayramı bizlere ikram etti. Ramazan Bayramının ilk gününü idrak ederken, biz müminlerin bayramı Cuma namazını eda etmek üzere bir aradayız hamdolsun.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Ramazan-ı şerif, maddi ve manevi pek çok güzelliği elde ettiğimiz bir mektep idi. Bu mübarek ayda; camilerimiz cemaatle, gönüllerimiz muhabbet ile dolup taştı. Tekbir ve salavatların yükseldiği kubbelerimiz altında ümmet-i Muhammed olmanın coşkusunu hep birlikte yaşadık. Sahurla bereketlendik. Oruç ile ruhlarımızı arındırdık. Kur’an-ı Kerim ile gönüllerimizi nurlandırdık. Teravih ve teheccüd namazlarıyla gecelerimizi huzura erdirdik. Zekât ve fitrelerimizle paylaşmanın ve yardımlaşmanın sevincini yaşadık. Geçmişin muhasebesini yaptık, hata ve günahlarımız için Cenâb-ı Hak’tan bağışlanma diledik.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Allah’ın razı olduğu bir kul, insanların hoşnut olduğu bir Müslüman olmanın yolu, hayatı Ramazan kılmakla mümkündür. Hayatı Ramazan kılmak ise; Kur’an-ı Kerim’i okumaya, onun istediği gibi bir mümin olmaya gayret göstermekle olur.</p>

<p>Hayatı Ramazan kılmak; Rabbimizin zikrini dilimize ve kalbimize yerleştirmekle, zikrin en büyüğü olan namazlarımızı eda etmekle olur. <strong>“Kim, Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün daha eklerse, bütün yıl oruç tutmuş gibidir”<a href="#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> hadis-i şerifi gereğince içinde bulunduğumuz Şevval ayında oruç tutmakla olur.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Hayatı Ramazan kılmak; yıl boyunca ihtiyaç sahiplerini, yetim ve öksüzleri gözetmekle, iyiliği yeryüzüne hâkim kılmak için çaba sarf etmekle olur. Etrafımızı ateş çemberine çevirmek isteyenlere karşı feraset ve basireti kuşanmakla, birlik ve dirlikle olur.</p>

<p>Hayatı Ramazan kılmak; ticaretimizi helal kazançla bereketlendirmekle olur. Ailemizde sevgi ve merhameti, sosyal hayatta adalet ve hakkaniyeti hâkim kılmakla olur. Hâsılı hayatı Ramazan kılmak; elimizi, belimizi ve dilimizi muhafaza ettiğimiz bir ömür sürmekle olur. Yüce Rabbimiz böyle bir hayatı sürdürenlere şu müjdeyi vermektedir:<strong> “‘Rabbimiz Allah’tır’ deyip sonra da istikamet üzere yaşayanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. Onlar cennetliktir. Yapmakta olduklarına karşılık, orada ebedi kalacaklardır.”<a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong></p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Şu hususu unutmayalım ki; Ramazan mektebinde alınan eğitim, bir ömre aktarıldığında gerçek anlamını kazanacaktır. Hutbemizi; Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, ‘Allah’ın en sevdiği amel nedir?’ diye soran kişiye verdiği şu cevapla bitiriyoruz: <strong>“Allah katında amellerin en sevimlisi az da olsa devamlı olanıdır.”<a href="#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a></strong></p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Müslim, Sıyâm, 204.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Ahkâf, 46/13,14.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Müslim, Müsâfirîn, 216.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/20-mart-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 14:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YStS9umt2cA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="59909"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[13 Mart 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/13-mart-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/13-mart-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 13 Mart 2026 tarihli ve "Hak ve Hakikatin Temsilcileri: Peygamberler" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tarih: 13.03.2026</p>

<p>﷽</p>

<p>وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوٰىۜ اِنْ هُوَ اِلَّا وَحْيٌ يُوحٰىۙ.</p>

<p>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:</p>

<p>أَنَا مُحَمَّدٌ وَأَحْمَدُ وَالْمُقَفِّي وَالْحَاشِرُ وَنَبِيُّ التَّوْبَةِ وَنَبِيُّ الرَّحْمَةِ.</p>

<p>HAK VE HAKİKATİN TEMSİLCİLERİ: PEYGAMBERLER</p>

<p>Muhterem Müslümanlar!</p>

<p>Yüce dinimizin temel inanç esaslarından biri peygamberlere imandır. Peygamberler, Allah’ın insanlar arasından seçtiği elçileri, hak ve hakikatin temsilcileridir. Onlar; insanlığa, ebedi kurtuluş yolunu göstermek için gönderilmiştir. Peygamberler, insanları; tek olan Allah’a iman etmeye, yani tevhide davet etmişlerdir.</p>

<p>Aziz Müminler!</p>

<p>Hz. Âdem ile başlayan peygamberlik vazifesi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s) ile sona ermiştir. Aynı şekilde Hz. Âdem ile başlayan ilâhî mesaj, Ramazan ayında Kadir Gecesinde Peygamber Efendimiz (s.a.s)’e indirilen Kur’an-ı Kerim’le taçlanmış ve son bulmuştur.</p>

<p>Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), zulmün girdabındaki bir toplumu değiştirmiştir. Yaşanmaz denilen dünyayı saadet asrına; cehaletin karanlığını aydınlığa çevirmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde, “Ben Muhammed’im, Ahmed’im, peygamberlerin ardından gelen el-Mukaffî’yim, insanların arkamda toplandığı el-Hâşir’im, Tevbe Peygamberi’yim, Rahmet Peygamberi’yim” buyurmuştur. Dolayısıyla, kim; sevgi ve saygı gibi ahlaki değerleri kuşanmayı hedefliyorsa Allah Resûlü (s.a.s)’in rehberliğinden ayrılmamalıdır. İyiliğin dünyaya hâkim olmasını, kötülüğün son bulmasını istiyorsa Kur’an ve sünnete sarılmalıdır.</p>

<p>Kıymetli Müslümanlar!</p>

<p>Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de, “Peygamber, arzu ve hevesine göre konuşmaz. Onun size okuduğu, kendisine indirilmiş vahiyden başka bir şey değildir” buyurmaktadır. Bu sebepledir ki, Peygamberimizi ve onun rahmet yüklü mesajlarını “yanılsama” olarak değerlendirmek doğrudan Allah’ın kelâmına, Allah’ın iradesine, Allah’ın dinine yapılmış bir saldırıdır. Cenâb-ı Hak, peygamberlere inanmayan, onları alay ve eğlence konusu yapanların ibretlik sonunu bizlere şöyle haber vermektedir: “Senden önceki peygamberlerle de alay edilmiş, sonunda onlarla alay edenleri, alaya aldıkları azap kuşatıvermişti.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Değerli Müminler!</p>

<p>Bizler, peygamberler arasında asla ayrım yapmayız. Hepsinin Allah’ın elçisi olduğuna iman ederiz. Zira biliriz ki; Peygamberlerin her biri Allah katında değerlidir. Hz. Âdem’de, Hz. İbrâhim’de, Hz. Mûsâ’da, Hz. Îsâ’da ve Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’de aynı şeyleri söylemişlerdir. Onların mesajları temelde birdir ve aynıdır; o da tevhiddir. Yüce Rabbimiz, “Andolsun biz, her ümmete, ‘Allah’a kulluk edin, tâğuttan uzak durun’ diyen bir peygamber gönderdik” buyurmaktadır.</p>

<p>Aziz Müslümanlar!</p>

<p>İslam, inançta tevhidi istediği gibi sosyal hayatta vahdeti, yani ümmetin birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesini emretmiştir. Cenâb-ı Hak “Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz, gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Allah sabredenlerle beraberdir” buyurarak bu hakikate işaret etmektedir. Hal böyleyken, yıllardır İslam coğrafyası üzerinde oyunlar oynanmakta, Müslümanlar zulüm altında inlemektedir.</p>

<p>Kıymetli Kardeşlerim!</p>

<p>Kadir Gecesinin gölgesinin üzerimize düştüğü şu günlerde vahyin aydınlığında, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in ilkeleri doğrultusunda hayatımızın muhasebesini yeniden yapmalıyız. Bir ve beraber olmalı, kardeşliğimizi pekiştirmeliyiz. Ramazan ayının bu son günlerinde birbirimiz ve ümmet-i Muhammed için dua etmeliyiz ki, Rabbimizin nusret ve inayeti inananların üzerine olsun.</p>

<p>Değerli Müminler!</p>

<p>Önümüzdeki Çarşamba günü Çanakkale Zaferinin yıl dönümünü idrak edeceğiz. Bu vesileyle aziz şehitlerimize, ebedi âleme irtihal eden kahraman gazilerimize Yüce Rabbimizden rahmet diliyoruz. Kadir Gecemizi şimdiden tebrik ediyoruz. Hutbemizi Kadir sûresinin mealiyle bitiriyoruz: “Biz Kur’an’ı Kadir Gecesinde indirdik. Kadir Gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. O gece melekler ve Cebrâil, Rablerinin izniyle her bir iş için iner de iner. O gece tan yeri ağarıncaya kadar esenliktir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/13-mart-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 10:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/fTdFxJ1bWzg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="75866"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Büyük Çamlıca Camii ve ay]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/buyuk-camlica-camii-ve-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/buyuk-camlica-camii-ve-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da küçülen şişkin ay, ramazan ayı dolayısıyla Büyük Çamlıca Camisi'nin minareleri arasına yansıtılan Türk bayrağı ile görüntülendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/buyuk-camlica-camii-ve-ay</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 22:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/c-a-m-l-i-c-a-c-a-m-i-a-y-11.jpg" type="image/jpeg" length="56698"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[06 Mart 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/06-mart-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/06-mart-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 06 Mart 2026 tarihli ve "Zekât Ve Fıtır Sadakası" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3><strong>ZEKÂT VE FITIR SADAKASI</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Malımız, mülkümüz, sahip olduğumuz bütün imkânlarımız Yüce Rabbimiz tarafından bizlere verilmiş birer emanettir. Bu emanetlerin şükrünü eda etmek; varlıklarımızı ihtiyaç sahipleriyle, yetim, öksüz ve kimsesizlerle paylaşmakla gerçekleşebilir. İşte bu emanet bilincinin ibadete dönüşmüş hali, zekât ve fıtır sadakasıdır.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Zekât, İslam’ın beş temel esasından biridir. Zekât, sadece bir bağış değil, bizzat Allah ve Resûlü tarafından belirlenmiş bir ibadettir. İnsanın malını eksilten değil, bereketlendiren ilahi bir nimettir.<a href="#_edn1" name="_ednref1" title="">[1]</a> <strong>“Onların mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir pay vardır”</strong><a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong><strong>[2]</strong></strong></a> ayetinde buyrulduğu üzere zekât, fakiri minnet altında bırakan bir lütuf değil, ona hakkını teslim etmektir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Zekât, müminler arasında yardımlaşma ve dayanışma, rahmet ve şefkat köprüleri kurar. Birlik ve beraberliğin daha da güçlenmesine vesile olur. Kardeşliğin gönüllerde, hanelerde ve sofralarda hissedilmesini sağlar. Bu yönüyle zekât, toplumsal barış, huzur ve dayanışmaya büyük katkı sunar.</p>

<p>Zekât vermek, kişiyi bencillikten, hasetten ve cimrilikten arındırır. Zekât, insanın; içindeki mal sevgisini ve dünya hırsını dizginlemesine, günahlarından arınmasına yardımcı olur. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere, <strong>“…Zekât, suyun ateşi söndürdüğü gibi hata ve günahları silip yok eder.”<a href="#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a></strong></p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Fitre olarak bildiğimiz fıtır sadakası ise; Ramazan-ı şerife ulaşmanın, bayrama kavuşmanın şükrüdür. Peygamber Efendimiz (s.a.s), bayram namazımızı kılmadan önce fıtır sadakalarımızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırmamızı emretmektedir.<a href="#_edn4" name="_ednref4" title="">[4]</a> Zira fıtır sadakası ile Ramazan Bayramı; merhamet ve muhabbetin, neşe ve sevincin toplumun tamamına yayıldığı müstesna bir zaman dilimine dönüşmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Zekât ve fıtır sadakasında esas olan; önce kişinin, çevresinden ihtiyaç sahibi akrabalarını ve komşularını gözetmesidir. Sonra da yardımlarını mazlum ve mağdur coğrafyalarda bulunan kardeşlerine ulaştırmasıdır. Bugün bize düşen, içerisinde bulunduğumuz Ramazan-ı şerifi vesile kılarak zekât ve fitrelerimizle bir fakirin sofrasını şenlendirmektir. Bir borçlunun yükünü hafifletmektir. Yolda kalmışa el uzatmaktır. Bir yetimin, bir öksüzün ve bir garibin yüzünü güldürmektir. Mazlumların yanında yer almaya, onlara umut olmaya devam etmektir. Böylelikle Yüce Rabbimizin bizlere lütfettiği imkânları ebedi kazanca dönüştürmektir.</p>

<p>Hutbemizi Cenâb-ı Hakk’ın şu ayet-i kerimesi ile bitiriyoruz: <strong>“Namazı kılın, zekâtı verin. Kendiniz için önceden ne hayır yaparsanız Allah katında onu bulursunuz. Muhakkak ki Allah, yaptıklarınızı eksiksiz görür.”<a href="#_edn5" name="_ednref5" title=""><strong>[5]</strong></a> </strong></p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Bakara, 2/276.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Zâriyât, 51/19.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Tirmizî, Cum’a, 79.</p>

<p><a href="#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Buhârî, Zekât, 70.</p>

<p><a href="#_ednref5" name="_edn5" title="">[5]</a> Bakara, 2/110.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/06-mart-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 12:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/i0RFAESmX9I/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="85291"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TDV, Gazze’de yerinden edilen Filistinlilere iftar verdi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/tdv-gazzede-yerinden-edilen-filistinlilere-iftar-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/tdv-gazzede-yerinden-edilen-filistinlilere-iftar-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), ramazan ayında dayanışmayı artırmak amacıyla Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda yerinden edilen Filistinliler için toplu iftar programı düzenledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda yerinden edilen Filistinliler için toplu iftar programı düzenledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>RAMAZAN</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/tdv-gazzede-yerinden-edilen-filistinlilere-iftar-verdi</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 12:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/tdv-gazze-iftar-00.jpg" type="image/jpeg" length="61851"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazze’de Büyük Ömeri Camii Kütüphanesi’nde hasar gören eserler kurtarılıyor]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/gazzede-buyuk-omeri-camii-kutuphanesinde-hasar-goren-eserler-kurtariliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/gazzede-buyuk-omeri-camii-kutuphanesinde-hasar-goren-eserler-kurtariliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşgalci saldırılarında ağır hasar gören Gazze’deki Büyük Ömeri Camii Kütüphanesi’nde Filistinli gönüllüler, zarar gören kitap ve el yazması eserleri kurtarmak için onarım, temizleme ve tasnif çalışmaları yürütüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/gazzede-buyuk-omeri-camii-kutuphanesinde-hasar-goren-eserler-kurtariliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/mehmet/20260303-gazzede-buyuk-omeri-camii-kutuphanesinde-hasar-goren-eserler-kurtariliyor-17.jpg" type="image/jpeg" length="70604"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[27 Şubat 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/27-subat-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/27-subat-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 27 Şubat 2026 tarihli ve "Bağımlılıkla Mücadelede Ramazan Bir Fırsattır" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3><strong>BAĞIMLILIKLA MÜCADELEDE RAMAZAN BİR FIRSATTIR</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Yüce Rabbimiz, hayatımızda tertemiz bir sayfa açalım, hatalarımızı gözden geçirelim, günahlarımıza tövbe edelim diye bazı zamanları bizlere ikram etmiştir. İşte içerisinde bulunduğumuz Ramazan-ı şerif, Allah’ın sevdiği bir kul olmak, kendimize çekidüzen vermek, varsa kötü söz ve davranışlarımızı terk etmek için büyük bir fırsattır.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Bu haftaki hutbemizde rahmet ve mağfiret ayı Ramazan-ı şerifi vesile kılarak; aileleri mutsuzluğa ve insanlığı felakete sürükleyen bağımlılık tehlikesine dikkatlerinizi çekmek istiyoruz.</p>

<p>Bağımlılık, basit bir alışkanlık değildir. İnsanı sahte mutluluk ve geçici hazların esiri haline getiren bir hastalıktır. Kişinin; zamanını heba ederken günaha dalmasına, şiddete yönelmesine, hatta kendisinin ve ailesinin canına kastetmesine sebep olan büyük bir tehdittir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Her biri bir diğerinden tehlikeli olan bağımlılıkların başında alkol ve uyuşturucu maddeler gelmektedir. Bu iki illet; aklı ve iradeyi zayıflatmakta, insanın bedenini ve ruhunu içten içe çürütmektedir. Ailede huzur ve mutluluğu yok etmekte; yuvaları dağıtmakta, ocakları söndürmektedir. Allah Resûlü (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde, <strong>“Sakın içki içme. Çünkü içki her kötülüğün anahtarıdır”<a href="#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> buyurarak bu tehlikeye dikkatlerimizi çekmektedir.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Günümüzde iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla hanelerimize kadar giren bir başka bağımlılık ise dijital kumardır. Üzülerek ifade edelim ki, dijital kumar, toplumun azımsanmayacak bir kesimine sirayet etmiş durumdadır. Çok küçük miktarlarla başlanan dijital kumar, kişinin; evini ve arabasını satmasına, bütün imkânlarını bu yolda tüketmesine, borç batağına sürüklenmesine sebebiyet vermektedir. Aile bağlarının kopmasına neden olmaktadır. Cenâb-ı Hak bu hususta bizleri şöyle uyarmaktadır: <strong>“Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.”<a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong></p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Sadece gençleri ve çocukları değil, anne ve babaları da esaret altına alan bir diğer bağımlılık ise dijital bağımlılıktır. Dijital bağımlılık; dikkati dağıtmakta, kişiyi yalnızlaştırmaktadır. İnsanların acısını, “Yardım edilmesi gereken bir durum” olmaktan çıkarıp “Seyredilen bir içerik” haline getirebilmektedir. Dijital bağımlılık sebebiyle; alış veriş sitelerinde, sanal oyun ve eğlencelerde vakitler israf, ömürler zayi edilmektedir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Kardeşlerim!</strong></h3>

<p>Aklı örten her türlü maddeden, kumar ve dijital bağımlılıklardan korunmanın en etkili yolu, bu kötülüklere hiç bulaşmamaktır. Gençlerimize ve çocuklarımıza sevgi ve güven temeline dayalı bir aile ortamı sunmaktır. Bütün tedbirlere rağmen bir şekilde zararlı alışkanlıkların müptelası olan kardeşlerimize elimizi uzatmak, onları kötülerin insafına terk etmemektir. Ayrıca kendi rahatımız için çocuklarımızın eline telefon ve tablet tutuşturmamaktır. Yemek yemeleri, bir köşede sessiz kalmaları için yavrularımızı zararlı oyun, çizgi film ve eğlencelerle baş başa bırakmamaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aziz kardeşlerim! Ramazan-ı şerifin bereketinden istifade ederek hayatımızı gözden geçirelim. Zararlı alışkanlıklardan kurtularak yeni bir başlangıç yapalım. Unutmayalım ki, insan hayatı, bağımlılıklarla çürütülecek, dijital mecralarda tüketilecek kadar önemsiz ve değersiz değildir.</p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> İbn Mâce, Eşribe, 1.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Mâide, 5/90.</p>

<p></p>

<p style="text-align:right"><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/27-subat-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 10:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/SZfqKBe4Z_s/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="75632"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul'da Ramazan]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/istanbulda-ramazan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/istanbulda-ramazan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da ramazan ayı dolayısıyla selatin camilerin minarelerine asılan mahyalarla ramazana dair mesajlar verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER, RAMAZAN</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/istanbulda-ramazan</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 10:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/02/mehmet/20260226-istanbulda-ramazan-yeni-cami-20.jpg" type="image/jpeg" length="82164"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TDV, Gazze’de iftar sofrası kurdu]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/tdv-gazzede-iftar-sofrasi-kurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/tdv-gazzede-iftar-sofrasi-kurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), ramazan ayında dayanışmayı artırmak amacıyla Gazze kentinde yerinden edilen ve çadır kampta yaşayan Filistinliler için toplu iftar programı düzenledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>TDV, ramazan ayında dayanışmayı artırmak amacıyla Gazze kentinde yerinden edilen ve çadır kampta yaşayan Filistinliler için toplu iftar programı düzenledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>RAMAZAN</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/tdv-gazzede-iftar-sofrasi-kurdu</guid>
      <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 12:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/02/tdv-gazze-iftar-44.jpg" type="image/jpeg" length="56343"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Peygamber Efendimizin (sas) eğitim metodu]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/peygamber-efendimizin-sas-egitim-metodu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/peygamber-efendimizin-sas-egitim-metodu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Peygamber Efendimizin (sas) eğitim metodu - Prof. Dr. Selçuk Coşkun Diyanet Dijital Tv'de...]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Peygamber Efendimizin (sas) eğitim metodu - Prof. Dr. Selçuk Coşkun Diyanet Dijital Tv'de...</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Dijital TV</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/peygamber-efendimizin-sas-egitim-metodu</guid>
      <pubDate>Sat, 21 Feb 2026 00:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/QwlSqHHjfA4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="60614"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
