<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Diyanet Haber</title>
    <link>https://www.diyanethaber.com.tr</link>
    <description>Diyanet Haber / Diyanet Sınav / Diyanet Duyuru / Diyanet Hutbe / Müftülükler / İslam Dünyası / Kültür Sanat / #Keşfet / www.diyanethaber.com.tr</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.diyanethaber.com.tr/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025 Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 11 May 2026 11:02:53 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerinde seyredecek]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/sicakliklar-mevsim-normallerinin-uzerinde-seyredecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/sicakliklar-mevsim-normallerinin-uzerinde-seyredecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yurdun bazı kesimlerinde bu hafta sıcaklıklar mevsim normallerinin üzerine çıkacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, yeni haftada hava sıcaklıkları yurdun kuzey, iç ve batı bölgelerinde mevsim normallerinin üzerinde, diğer yerlerde ise mevsim normalleri civarında seyredecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumadan itibaren sıcaklıklar iç ve batı kesimlerde mevsim normallerinin altına düşecek.</p>

<p>Sıcaklıklar bu hafta Ankara'da 19-22, İstanbul'da 19-24 ve İzmir'de 25-28 derece civarında olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>GÜNDEM</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/sicakliklar-mevsim-normallerinin-uzerinde-seyredecek</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2025/09/agustos-2025-dunyada-kayitlardaki-ucuncu-en-sicak-agustos-ayi-oldu.jpg" type="image/jpeg" length="75350"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TDV, 19 ülkede kurban emanetleriyle Kur'an-ı Kerim ulaştıracak]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/tdv-19-ulkede-kurban-emanetleriyle-kuran-i-kerim-ulastiracak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/tdv-19-ulkede-kurban-emanetleriyle-kuran-i-kerim-ulastiracak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), 2026 yılı Vekaletle Kurban Programı bünyesinde hayata geçirdiği "Bir Kurban Bir Kur'an" kampanyası kapsamında, ihtiyaç sahiplerine hayırseverlerin destekleri ile kurban etinin yanı sıra Kur'an-ı Kerim de hediye edecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bu yıl Türkiye dahil 85 ülkede vekaletle kurban organizasyonu gerçekleştirecek olan TDV, "Bir Kurban Bir Kur'an" kampanyası çerçevesinde ise 19 ülkede 6 dilde toplam 42 bin Kur'an-ı Kerim dağıtımı yapacak.</p>

<p>Mushafların dağıtımı, vakfın görevli ve gönüllüleri tarafından Arnavutluk, Azerbaycan, Bosna Hersek, Brezilya, Etiyopya, Güney Afrika, Hırvatistan, Kamerun, Karadağ, Kenya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kolombiya, Komor Adaları, Kosova, Litvanya, Makedonya, Senegal, Sırbistan ve Tanzanya'da yapılacak.</p>

<p><img alt="Tdv Kuran 33" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/tdv-kuran-33.jpg" width="1280" /></p>

<p>Kur'an-ı Kerimler, ihtiyaç sahiplerine, "luh" adı verilen tahtalara ayetleri yazarak ezberlemeye çalışan hafız adayı öğrencilere, İslam'ı tanımak isteyenlere ve Mushaf'a ulaşma imkanı bulunmayan kişilere ulaştırılacak.</p>

<p><strong>- Bağışçılar 200 lira karşılığında Kur'an hediye edebiliyor</strong></p>

<p>Kurban vekaletini TDV'ye vermek isteyen hayırseverler "https://bagis.tdv.org/" veya TDV mobil uygulamaları üzerinden bağış yaparken "Kurbanınızla birlikte bir de Kur'an hediye etmek ister misiniz?" seçeneğini işaretleyerek 200 lira karşılığında bir adet Mushaf bağışında bulunabilecek.</p>

<p><img alt="Tdv Kuran 11-1" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/tdv-kuran-11-1.jpg" width="1280" /></p>

<p>Dileyenler ayrıca "KURAN" yazıp 4333'e SMS göndererek de kampanyaya destek verebilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kampanya ile bir yandan kurban ibadetiyle paylaşma ve kardeşlik iklimi güçlendirilirken, diğer yandan Kur'an-ı Kerim'in ilahi mesajlarının daha fazla gönle ulaşması amaçlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>AA</span>
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>TDV</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/tdv-19-ulkede-kurban-emanetleriyle-kuran-i-kerim-ulastiracak</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/tdv-kuran-22.jpg" type="image/jpeg" length="93515"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bağcılar'da Mevlid-i Nebi haftası yarışmaları düzenlendi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/bagcilarda-mevlid-i-nebi-haftasi-yarismalari-duzenlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/bagcilarda-mevlid-i-nebi-haftasi-yarismalari-duzenlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Bağcılar İlçe Müftülüğü, Mevlid-i Nebi Haftası etkinlikleri kapsamında öğrencilere yönelik yarışma programları düzenledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bağcılar İlçe Müftülüğü, Mevlid-i Nebi Haftası etkinlikleri kapsamında ortaokul öğrencileri ve Çocuk Evleri’nde kalan çocuklara yönelik iki ayrı yarışma düzenledi.</p>

<p>Esmaül Hüsna ve "Hz. Peygamber ve Çocuk" temalı programlarda öğrenciler, sergiledikleri performanslarla takdir topladı.</p>

<p>Bağcılar Müftülüğü, genç kuşakların manevi gelişimine katkı sağlamak amacıyla anlamlı etkinliklere imza attı. İlçe genelinde eğitim gören ortaokul öğrencileri ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı Çocuk Evleri’nde kalan çocukların katıldığı yarışmalarda, bilgi ve heyecan bir araya geldi.</p>

<p>Şube Müdürü Mahmut Uzun başkanlığında gerçekleştirilen “Esmaül Hüsna Ezbere Okuma” yarışmasında ortaokul öğrencileri, Allah’ın güzel isimlerini hatasız telaffuz etmek için ter döktü. Yarışmanın önemine değinen Uzun, bu değerlerin sadece ezberde kalmaması, günlük hayata ve ahlaka yansıtılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Yarışma sonucunda Orhangazi İmam Hatip Ortaokulu'ndan Yusuf Eymen birinci; Öznur Karaman İmam Hatip Ortaokulu Melis Ünver ikinci oldu.</p>

<p><img alt="Bağcılar (3)-20" class="detail-photo img-fluid" height="649" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/bagcilar-3-20.jpg" width="900" /></p>

<p>Öte yandan Diyanet İşleri Başkanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş birliğinde düzenlenen diğer etkinlikte ise Çocuk Evleri’nde kalan çocuklar bir araya geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Hz. Peygamber (sas) ve Çocuk” temasıyla düzenlenen şiir okuma ve hadis ezberleme yarışması, İlçe Müftü Vekili Feyyaz İdin’in katılımıyla gerçekleştirildi.</p>

<p>Çocukların özveriyle hazırlandığı programda, ezberlenen hadis-i şerifler ve okunan şiirler katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi. Müftü Vekili İdin, bu tür organizasyonların çocukların sosyal ve duygusal gelişimindeki olumlu etkilerine dikkat çekerek tüm katılımcıları tebrik etti.</p>

<p>Her iki programın sonunda, dereceye giren ve katılım sağlayan öğrencilere ödülleri takdim edildi. Etkinlikler, günün anısına çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.</p>

<p><img alt="Bağcılar (2)-62" class="detail-photo img-fluid" height="653" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/bagcilar-2-62.jpg" width="900" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>İstanbul Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/bagcilarda-mevlid-i-nebi-haftasi-yarismalari-duzenlendi</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 02:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/bagcilar-1-59.jpg" type="image/jpeg" length="43749"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dünya Hayatı Aldatıcıdır]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/dunya-hayati-aldaticidir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/dunya-hayati-aldaticidir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir Ayet: Dünya hayatı oyun ve eğlenceden ibarettir. Siz iman eder ve Allah’a itaatsizlikten sakınırsanız O da hak ettiğiniz karşılığı verecek, sizden servetinizi de istemeyecektir. (Muhammed, 47/36)]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İnsanları iyiye, güzele ve doğruya ulaştırmayı hedefleyen Kur’an; emir ve yasaklarıyla, ödül ve ceza örnekleriyle, kıssalarla ve ibret verici örneklerle hakikatleri muhataplarının idrakine sunar. Kur’an’ın bütün ikazlarına rağmen insan, dünyanın anlamını ve ahiretin değerini yeterince idrak edememiştir. Dünyevileşme hastalığından kurtaramamıştır kendini. Ebedî hayat için bir araçtan ibaret olması gereken dünyayı amaç hâline getirmiştir. “Çoklukla övünme yarışı sizi kabirlere varıncaya kadar oyaladı.” (Tekâsür, 102/1-2) ayeti bize dünyanın aldatıcı olduğunu hatırlatmaktadır. Elde ettiğimiz başarılar, sahip olduğumuz nimetler geçicidir. Bunlara aldanmamak, kendimizi dünyaya kaptırmamak, dünyalıklar arasında kaybolup gitmemek gerekir. Dünyada sahip olduklarımızın da bir emanetten ibaret olduğu unutulmamalı; paylaşma, yardımlaşma, infak etme bir yaşam felsefesi hâline getirilmelidir. Böylelikle asıl amacı ahireti kazanmak olan dünya, kulu kurtuluşa erdirmeye bir vesile hâline gelecektir.</p>

<hr />
<p><strong>• Vakıflar Haftası (11–17 Mayıs)<br />
• Aile Haftası (11–17 Mayıs)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Takvimi</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/dunya-hayati-aldaticidir</guid>
      <pubDate>Mon, 11 May 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/mehmet/takvim-2026/mayis-11.jpg" type="image/jpeg" length="77127"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstanbul’da “Çocuk Eğitiminde Anne” konferansı gerçekleşti]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/istanbulda-cocuk-egitiminde-anne-konferansi-gerceklesti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/istanbulda-cocuk-egitiminde-anne-konferansi-gerceklesti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Müftülüğü Aile ve Dini Rehberlik Bürosunca Anneler Günü dolayısıyla Konferans ve Konser programı düzenledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda katılımcılara hitap eden İstanbul Müftü Yardımcısı Huriye Akbıyık, çocuğun ahlaki olarak yetiştirilmesinde annenin önemine değindi ve konuşmacı Dr. Öğrt. Üyesi Gülsüm Pehlivan Ağırakça ile koro üyelerine ve katılımcılara teşekkür etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="İstanbul (3)-37" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/istanbul-3-37.jpg" width="900" /></p>

<p>Bağlarbaşı Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen programa kadınlar büyük ilgi gösterdi. Etkinlikte konuşmacı olarak yer alan İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dr. Öğrt. Üyesi Gülsüm Pehlivan Ağırakça, annelerin çocuk eğitimindeki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ağırakça, aile içi iletişim, değerler eğitimi ve çocuk gelişiminde annenin rehberliğinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Program kapsamında sahne alan Uğur Betül Öztürk yönetimindeki Kadın Din Görevlileri Korosunun Mekke ve Medine’nin özel görüntüleri eşliğinde seslendirdiği “Hac İlahileri”, katılımcılara duygu dolu anlar yaşattı.</p>

<p><img alt="İstanbul (2)-51" class="detail-photo img-fluid" height="506" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/istanbul-2-51.jpg" width="900" /></p>

<p>ADRB İl Koordinatörü Hilal Ferşatoğlu, hac ilahileri konserinin müminlerin annelerini yad ederek, “Şehirlerin Annesi: Mekke” temasıyla hazırlandığını ifade etti.</p>

<p>Etkinlikte, Anneler Günü dolayısıyla annelerin toplum ve aile yapısındaki önemine vurgu yapıldı.</p>

<p>Kadınlara özel olarak gerçekleştirilen program, katılımcıların teşekkür ve memnuniyet ifadeleriyle sona erdi.</p>

<p><img alt="İstanbul (4)-16" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/istanbul-4-16.jpg" width="900" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>AİLE, İstanbul Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/istanbulda-cocuk-egitiminde-anne-konferansi-gerceklesti</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 20:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/istanbul-1-56.jpg" type="image/jpeg" length="74639"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Belediye Başkanı Göksu’dan TDV’ye kurban vekaleti]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/esenler-belediye-baskani-goksudan-tdvye-kurban-vekaleti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/esenler-belediye-baskani-goksudan-tdvye-kurban-vekaleti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, TDV tarafından düzenlenen vekaletle kurban bağışı kampanyasına destek vererek kurban vekaletini verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı’nın ortaklaşa yürüttüğü “Kurbanını Paylaş, Kardeşinle Yakınlaş” temalı organizasyona bir destek de Esenler’den geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, dünya genelindeki ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere kurban bağışında bulundu.</p>

<p>Esenler İlçe Müftüsü İbrahim Özen, Başkan Göksu’yu makamında ziyaret ederek kampanya hakkında detaylı bilgiler paylaştı. Türkiye Diyanet Vakfı’nın kurban kesim organizasyonları ve bağışların ulaştırıldığı bölgeler üzerine yapılan görüşmenin ardından bağış işlemi gerçekleştirildi.</p>

<p>Başkan Göksu’nun kurban vekaletini Türkiye Diyanet Vakfı adına kabul eden Müftü Özen, bu anlamlı bağışın toplumsal dayanışma açısından önemine dikkat çekti. Desteklerinden dolayı Göksu’ya teşekkürlerini ileten Özen, bağış makbuzunu kendisine takdim etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>İstanbul Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/esenler-belediye-baskani-goksudan-tdvye-kurban-vekaleti</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 19:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/esenler-11.jpg" type="image/jpeg" length="58432"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sultanbeyli’de ÇEDES projesi kapanış programı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/sultanbeylide-cedes-projesi-kapanis-programi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/sultanbeylide-cedes-projesi-kapanis-programi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Sultanbeyli Müftülüğü tarafından yürütülen ÇEDES projesi, 1500 öğrencinin katıldığı yıl sonu şenliğiyle tamamlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sultanbeyli’de genç nesillere çevre bilinci ve milli-manevi değerleri aşılamak amacıyla başlatılan ÇEDES projesi, bir yıllık maratonun ardından kapanışını gerçekleştirdi.</p>

<p>İlçe Müftülüğüne bağlı din görevlileri rehberliğinde yürütülen çalışmalarda, yaklaşık 1500 kız ve erkek öğrenciye ulaşıldı.</p>

<p>Yıl boyunca süren etkinliklerde; değerler eğitimi, sosyal faaliyetler ve uygulamalı çevre çalışmalarıyla öğrencilerin hem manevi gelişimleri desteklendi hem de sosyal becerileri artırıldı. Projenin finali ise Abdurrahman Güzel Yazıcı Camii bahçesinde düzenlenen renkli bir şenlikle yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şenlik kapsamında kurulan oyun alanlarında çocuklar birbirleriyle kıyasıya yarışırken, kendileri için hazırlanan çeşitli hediyelerle ödüllendirildi. Geleneksel Nasrettin Hoca gösterisiyle hem eğlenen hem de öğrenen miniklere, etkinlik boyunca çeşitli ikramlar sunuldu.</p>

<p>Sultanbeyli’de yoğun katılımla gerçekleştirilen bu anlamlı proje, toplumsal farkındalık oluşturan etkinliklerin ardından sona erdi.</p>

<p><img alt="Sultanbeyli (1)-9" class="detail-photo img-fluid" height="699" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/sultanbeyli-1-9.jpg" width="900" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>İstanbul Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/sultanbeylide-cedes-projesi-kapanis-programi</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 19:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/sultanbeyli-2-9.jpg" type="image/jpeg" length="61027"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bağcılar’da Filistin kermesleri düzenleniyor]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/bagcilarda-filistin-kermesleri-duzenleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/bagcilarda-filistin-kermesleri-duzenleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Bağcılar İlçe Müftülüğü koordinesinde düzenlenen Filistin’e destek kermesleri Bağcılar halkının yoğun katılımıyla devam ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bağcılar’da Gazze’de yaşanan insani dramdan etkilenen mağdurlara destek olmak amacıyla anlamlı bir etkinlik düzenlendi.</p>

<p>Veysel Karani Kur’an Kursu bünyesinde gerçekleştirilen kermeste, gönüllülerin el emeği ürünleri ve hazırladıkları yiyecekler Filistin yararına satışa sunuldu.</p>

<p><img alt="Bağcılar (3)-19" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/bagcilar-3-19.jpg" width="900" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bağcılar İlçe Müftülüğü Şube Müdürü Mahmut Uzun, kermesi ziyaret ederek, "Bu tür faaliyetler toplumsal birliğimizi güçlendirirken, mazlum coğrafyalara uzanan yardım eli kardeşlik bilincimizi pekiştiriyor" diye konuştu ve Kur’an Kursu öğreticileri Vildan Keleş, Bahar Kırmızıkoyun, Faika Çaylak ve Tuğba Aydın ile kurs öğrencilerine teşekkür etti.</p>

<p><img alt="Bağcılar (2)-61" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/bagcilar-2-61.jpg" width="900" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>İstanbul Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/bagcilarda-filistin-kermesleri-duzenleniyor</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 19:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/bagcilar-1-58.jpg" type="image/jpeg" length="65436"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pakistan'da düzenlenen intihar saldırısında 15 polis hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/pakistanda-duzenlenen-intihar-saldirisinda-15-polis-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/pakistanda-duzenlenen-intihar-saldirisinda-15-polis-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pakistan'ın Hayber Pahtunhva eyaletinde polis noktasına düzenlenen intihar saldırısında 15 polisin yaşamını yitirdiği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dawn gazetesinin haberine göre, polis tarafından yapılan açıklamada, eyaletin Bannu bölgesinde Fateh Khel polis noktasına patlayıcı yüklü araçla saldırı düzenlendiği aktarıldı.</p>

<p>Açıklamada, saldırı sırasında polis noktasında toplam 18 personelin bulunduğu, 15'inin hayatını kaybettiği, 3'ünün de yaralandığı belirtildi.</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/pakistanda-duzenlenen-intihar-saldirisinda-15-polis-hayatini-kaybetti2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<p>Patlamanın ardından saldırganların polis noktasına farklı yönlerden ağır silahlarla ateş açtığı ifade edilen açıklamada, intihar saldırısının polis noktasını tamamen yıktığı, bölgede konuşlu zırhlı aracın da kullanılamaz hale geldiği kaydedildi.</p>

<p>Patlamanın etkisiyle çevredeki binalarda da ağır hasar meydana gelirken bölgedeki hastanelerde acil durum ilan edildi.</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/pakistanda-duzenlenen-intihar-saldirisinda-15-polis-hayatini-kaybetti1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<h3><strong>⁠Pakistan'da terör sorunu</strong></h3>

<p>Pakistan'da silahlı saldırılar, özellikle Afganistan'a sınırı bulunan Hayber Pahtunhva ve Belucistan eyaletlerinde yoğunlaşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Her iki eyalette de Peştun ve Beluci etnik gruplarının haklarını savunduklarını ileri süren silahlı gruplar, Pakistan güvenlik güçlerine ve sivillere yönelik saldırılar düzenliyor.</p>

<p>İslamabad, Pakistan Talibanı'nın (TTP) Afganistan'da mevzilendiğini ve saldırılarını buradan organize ettiğini savunurken Afganistan yönetimi bu iddiaları reddediyor.</p>

<p>Belucistan'da ise Belucistan Kurtuluş Ordusunun (BLA) saldırıları ön plana çıkıyor. BLA, Belucistan eyaletinin Pakistan'dan ayrılmasını ve Beluc halkının bu bölgeyi yönetmesini istiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/pakistanda-duzenlenen-intihar-saldirisinda-15-polis-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 12:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/pakistanda-duzenlenen-intihar-saldirisinda-15-polis-hayatini-kaybetti.jpg" type="image/jpeg" length="63368"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hantavirüs vakalarının çıktığı yolcu gemisinde limandan havalimanına tahliyeler başladı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/hantavirus-vakalarinin-ciktigi-yolcu-gemisinde-limandan-havalimanina-tahliyeler-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/hantavirus-vakalarinin-ciktigi-yolcu-gemisinde-limandan-havalimanina-tahliyeler-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İspanya'nın güneydoğusundaki Kanarya Adaları'nın Tenerife kentindeki Granadilla de Abona Limanı'na gelen hantavirüs vakalarının tespit edildiği Hollanda bandralı "MV Hondius" gemisindeki yolcuların, limandan havalimanına tahliyesi başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Limanın içine giren ancak karaya bağlanmasına izin verilmeyen MV Hondius gemisi, liman girişinde demir attı.</strong></p>

<p>Gemiye, ilk olarak İspanya Sağlık Bakanlığının görevlendirdiği, olası bir bulaşma riskine karşı beyaz önlük giyen, bone ve FFP2 tipi maske takan doktorlar girdi.</p>

<p>Yolcuların ve mürettebatın sağlık kontrolünden geçmesinden sonra gemiden ilk indirilenler 14 İspanyol yolcu ile Cabo Verde'de gemiye binen Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) için çalışan bir epidemiyoloji uzmanı oldu.</p>

<p>MV Hondius gemisi karaya bağlanmadığından Liman Müdürlüğüne ait bir tekneyle gruplar halinde gemiden alınan 15 kişi karaya çıkartıldı.</p>

<p>Olası bir virüs bulaşma riskine karşı koruma kıyafetleri giydirilen yolcuların sadece küçük bir valiz almalarına izin verildiği belirtildi.</p>

<p>Karada pasaport işlemleri yapılacak 15 kişinin, daha sonra Askeri Acil Müdahale (UCM) birimine bağlı otobüsle havalimanına götürüleceği kaydedildi.</p>

<p>Şimdiye kadar yapılan testlerde hantavirüsle ilgili asemptomatik (belirti göstermeyen) olan söz konusu 15 kişinin Tenerife'den İspanya devletine ait bir uçakla Madrid'e götürüleceği ve Gomez Ulla Askeri Hastanesinde karantinaya alınacakları bildirildi.</p>

<p>İspanyol basınına açıklama yapan yetkililer, bir süredir zaten gemide karantinada olan 15 kişinin hastanede kaç gün karantinada tutulacaklarının henüz belli olmadığını, ilk aşamada bir haftalık gözetim olacağını, semptom taşıyan çıkması halinde özel bölüme alınacağını söyledi.</p>

<p><strong><img alt="" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/hatana-virus1.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></strong></p>

<p><strong>İspanya Sağlık Bakanı Monica Garcia: Gemideki herkes asemptomatik</strong></p>

<p>Diğer yandan Tenerife'de olan Sağlık Bakanı Monica Garcia, gemideki herkesin asemptomatik olduğunu söyledi.</p>

<p>Yolcuların ve mürettebatın ülkelerine gönderilmeleri için Hollanda, Almanya, Belçika, İrlanda, İngiltere, ABD, Yunanistan, Fransa ve Türkiye'ye (gemideki 3 Türk vatandaşı için) uçak kalkacağını kaydeden Bakan Garcia, en son uçağın yarın sabah Avustralya'ya hareket etmek üzere programlandığını duyurdu.</p>

<p>Tahliyelerin tamamlanmasının ardından geminin bir grup mürettebat ile birlikte Tenerife'den ayrılarak Hollanda'nın Rotterdam Limanı'na doğru hareket etmesi öngörülüyor.</p>

<p>Gemide bulunan 23 ülkeden 150'ye yakın yolcu ve mürettebatın ülkelerine gönderilmelerinde sorun yaşanması halinde Avrupa Birliği'nin (AB) gönderdiği iki uçağın ve Norveç'ten gelen ambulans uçağın da her türlü olasılığa karşı Tenerife havalimanında bekletildiği bilgisi paylaşıldı.</p>

<p>İspanya hükümeti yetkilileri, limandan havalimanına her transferin yaklaşık on dakika sürmesinin beklendiğini, uçakların hazır olmadan yolcuların gemiden çıkartılmayacağını ve sivil halkla hiçbir temasın olmayacağını bildirmişti.</p>

<p><img alt="" height="720" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/hatana-virus2.jpg" style="margin-left:0px; margin-right:0px" width="1280" /></p>

<h3><strong>Gemideki hantavirüs vakaları</strong></h3>

<p>Hollanda bandralı lüks yolcu gemisi MV Hondius, 1 Nisan'da Arjantin'in Ushuaia Limanı'ndan hareket etmişti.</p>

<p>Gemide, 11 Nisan'da 70 yaşındaki bir Hollandalı hayatını kaybetmiş, 13-16 Nisan tarihlerinde Afrika'nın batısındaki Tristan da Cunha, Erişilmez Ada ve Bülbül Adası ziyaretlerinde 6 yolcunun daha gemiye binmesiyle bu tarihlerdeki kayıtlara göre toplam 180 yolcu ve mürettebat olduğu belirtilmişti.</p>

<p>Gemi, Santa Elena'ya geldiğinde 30 kadar yolcu burada inmiş, hayatını kaybeden yolcunun cesedi ve semptom bulunan Hollandalı eşi de gemiden tahliye edilmişti.</p>

<p>Johannesburg'a giden Hollandalı kadın 26 Nisan'da ölmüştü.</p>

<p>İngiliz vatandaşı olan ve semptom gösteren bir erkek yolcu da yanındaki ABD'li arkadaşı ile birlikte 27 Nisan'da gemiden indirilmişti.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) 2 Mayıs'ta MV Hondius'un, Cabo Verde'de (Yeşil Burun Adaları) olduğu sırada hantavirüs vakalarının gemide görüldüğünü açıklamış ve 3 Mayıs'ta bir Alman kadın yolcunun hayatını kaybetmesiyle bu gemide seyahat edip virüsten ölenlerin sayısı 3'e çıkmıştı.</p>

<p>Cabo Verde yetkililerinin geminin yanaşmasına ve herhangi bir kişinin inmesine izin vermemesi üzerine DSÖ ve İspanya arasında yapılan görüşmeler sonrasında 5 Mayıs'ta yolcuların indirilmesi için MV Hondius'un, Tenerife'ye getirilmesine karar verilmişti.</p>

<h3><strong>Hantavirüs</strong></h3>

<p>Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlar gösteriyor.</p>

<p>Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.</p>

<p>Fotoğraf: Andres Gutierrez / AA</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DÜNYA, SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/hantavirus-vakalarinin-ciktigi-yolcu-gemisinde-limandan-havalimanina-tahliyeler-basladi</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/hatana-virus.jpg" type="image/jpeg" length="51835"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Namazların Kazası: Kılınamayan Namazın Telafisi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/namazlarin-kazasi-kilinamayan-namazin-telafisi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/namazlarin-kazasi-kilinamayan-namazin-telafisi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Allah (cc) katında en sevimli amel hangisidir? Hangi durumlarda kaza namazı kılınır? Namazların sünnetleri kaza edilir mi?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>عَنِ الْوَلِيدِ بْنِ الْعَيْزَارِ أَنَّهُ سَمِعَ أَبَا عَمْرٍو الشَّيْبَانِيَّ قَالَ: حَدَّثَنِى صَاحِبُ هَذِهِ الدَّارِ –وَأَشَارَ إِلَى دَارِ عَبْدِ اللَّهِ– قَال: سَأَلْتُ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : أَيُّ الْأَعْمَالِ أَحَبُّ إِلَى اللَّهِ؟ قَالَ: “الصَّلاَةُ عَلَى وَقْتِهَا” قُلْتُ: ثُمَّ أَيٌّ؟ قَالَ: “ثُمَّ بِرُّ الْوَالِدَيْنِ” قُلْتُ: ثُمَّ أَيٌّ؟ قَالَ: “ثُمَّ الْجِهَادُ فِى سَبِيلِ اللَّهِ.”</p>

<p>Velîd b. Ayzâr (ra), Ebû Amr eş-Şeybânî'nin (ra), Abdullah'ın (ra) evini göstererek şöyle dediğini işitmiştir: Bana şu evin sahibi (Abdullah b. Mes'ûd (ra)) şöyle dedi:</p>

<p>“Resûlullah'a (sas), "Allah katında en güzel amel hangisidir?" diye sordum. "Vaktinde kılınan namaz." buyurdu. "Sonra hangisidir?" dedim, "Sonra, anne babaya iyilik yapmak." buyurdu. "Sonra hangisidir?" deyince, "Sonra, Allah (cc) yolunda cihad etmek." buyurdu.”</p>

<p>(M254 Müslim, Îmân, 139; B5970 Buhârî, Edeb, 1)</p>

<p>***</p>

<p>عَنْ أَنَسٍ عَنِ النَّبِيِّ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ: “مَنْ نَسِيَ صَلاَةً فَلْيُصَلِّ إِذَا ذَكَرَهَا، لاَ كَفَّارَةَ لَهَا إِلاَّ ذَلِكَ...</p>

<p>Enes (b. Mâlik)'in (ra) naklettiğine göre, Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmuştur:</p>

<p>“Kim bir namazı unutursa onu hatırladığında kılsın. Zira onun kefareti ancak budur...”</p>

<p>(B597 Buhârî, Mevâkîtü's-salât, 37; M1566 Müslim, Mesâcid, 314)</p>

<p>***</p>

<p>حَدَّثَنِى أَبُو قَتَادَةَ الْأَنْصَارِيُّ فَارِسُ رَسُولِ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ: ... قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : “مَنْ كَانَ مِنْكُمْ يَرْكَعُ رَكْعَتَيِ الْفَجْرِ فَلْيَرْكَعْهُمَا.”</p>

<p>Resûlullah'ın (sas) süvarisi Ebû Katâde el-Ensârî'nin naklettiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur:</p>

<p>“Sizden, sabah namazının (sünnet olan) iki rekâtını devamlı kılmakta olanlar, o ikisini (kazaya kaldığında da) kılsın.”</p>

<p>(D438 Ebû Dâvûd, Salât, 11)</p>

<p>***</p>

<p>عَنْ أَبِى قَتَادَةَ قَالَ: خَطَبَنَا رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) فَقَالَ: … “أَمَا إِنَّهُ لَيْسَ فِى النَّوْمِ تَفْرِيطٌ، إِنَّمَا التَّفْرِيطُ عَلَى مَنْ لَمْ يُصَلِّ الصَّلاَةَ حَتَّى يَجِىءَ وَقْتُ الصَّلاَةِ الْأُخْرَى، فَمَنْ فَعَلَ ذَلِكَ فَلْيُصَلِّهَا حِينَ يَنْتَبِهُ لَهَا، فَإِذَا كَانَ الْغَدُ فَلْيُصَلِّهَا عِنْدَ وَقْتِهَا…”</p>

<p>Ebû Katâde (ra) şöyle diyor: “Resûlullah (sas) bize bir hutbe irad etti ve şöyle buyurdu:</p>

<p>"…Bilin ki! Uykudan dolayı (namazı kılamamak) bir kusur değildir. Esas kusur, ancak diğer namazın vakti gelinceye kadar namazını kılmayan kimsenin davranışıdır. Buna göre kim (uyuyup kalır da) namazını kılamazsa uyandığı zaman o namazı kılsın! Ertesi gün o namazı vaktinde kılsın!" ”</p>

<p>(M1562 Müslim, Mesâcid, 311)</p>

<p>***</p>

<p style="text-align:justify">Rahmet Peygamberi'nin (sas) ağzından belki de ilk kez böyle cümleler dökülüyordu: “Allah onların evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun!”  Risâlet görevini üstlenmeden önce de sonra da insanlara karşı sonsuz sevgi ve merhameti, onu beddua etmekten hep uzak tutmuştu. Peygamberlik görevinin ilk yıllarında yanındaki bir avuç inananıyla birlikte çektiği onca sıkıntıya rağmen, hatta Tâif'te yollarına dikenler serildiğinde, taşlandığında bile merhametle davranmıştı. Zira Yüce Allah (cc), “Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” buyurmaktaydı. Ancak şimdi söz konusu olan kendi nefsi değil, kendisine dünyada sevdirilen şeyleri saydıktan sonra, “iki gözümün nuru” diye vasıflandırdığı namazdı. Günün en bereketli zamanlarında Allah'ın (cc) huzuruna durup namaz kılması engellenmişti. İşte Efendimiz (sas) bu yüzden Hendek Savaşı günü harbin kızışması sebebiyle öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını kılamamanın üzüntüsünü yaşamış ve müşriklere, “Bizi orta namazından —yani ikindi namazından— alıkoydular. Allah da onların evlerini ve kabirlerini ateşle doldursun.” diye beddua etmişti. Tek dayanağı olan Yüce Rabbinden onları cezalandırmasını istemişti.</p>

<p style="text-align:justify">Allah (cc) katında en güzel amelin ne olduğunu soran Abdullah b. Mes'ûd'a (ra) Resûlullah'ın (sas) cevabı şöyle olmuştu: “Vaktinde kılınan namaz.” İbn Mes'ûd (ra) sorularına devam etti: “Sonra hangisidir?” “Sonra, anne babaya iyilik yapmak.” buyurdu Allah'ın Resûlü (sas). Ondan sonra da, “Allah (cc) yolunda cihad etmek” geliyordu. Böylece Hz. Peygamber (sas), “dinin direği” olarak tanımladığı namazın Allah (cc) nezdindeki yerine işaret ediyor, onu tayin edilen vakitte kılmanın, anne babaya iyilik ve cihad gibi son derece faziletli amellerden bile daha önemli olduğunu bildiriyordu. Nitekim Yüce Allah (cc), kurtuluşa erecek olan müminlerin vasıflarını sayarken, “Onlar ki, namazlarını kılmaya devam ederler.” buyurarak inananların namazlarını vaktinde ve devamlı olarak kılmaya özen göstermeleri gerektiğine işaret etmekteydi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Namaz, Müslümanlara “belirli vakitlerde” farz kılınmıştı. İnsana sıkıntı veren yolculuk hâli ve hatta daha ağır şartların hâkim olduğu savaş ortamı bile namazı aksatmaya neden olacak bir mazeret olarak görülemezdi. Yüce Allah (cc), her türlü olumsuzluğa rağmen yolculuk esnasında namazın terk edilmesine müsaade etmemiş, ancak kısaltılabileceğini bildirmişti. Aynı şekilde savaş esnasında namazların nasıl eda edileceğini de açıklamıştı. Hz. Peygamber (sas) de belirtilen esaslar doğrultusunda hem sefer esnasında hem de savaş devam ederken namaz kıldırarak ashâbına rehberlik etmişti.</p>

<p style="text-align:justify">Namazın, tembellik, ihmal ya da başka basit sebeplerden dolayı terk edilmesi, aksatılması ya da geciktirilmesi, değil Allah'ın Resûlü'ne (sas), onun ümmetine bile yakışmayan bir davranıştı. Ancak hatadan, eksik ve kusurdan tamamen arınması mümkün olmayan insanın, birtakım nedenlerden ötürü bazen namazını vaktinde kılamadığı da bir gerçekti. İşte böyle bir durumda ne yapmaları gerektiğini müminler yine Resûlullah'tan (sas) öğreneceklerdi. Allah Resûlü'nün (sas) hayatında namazın vaktinde kılınmaması gibi bir durum sadece birkaç kez gerçekleşmişti. Bunlardan biri Hendek Savaşı esnasında yaşanmıştı. Bütün şiddetiyle savaşı yaşayan Peygamber (sas) ve beraberindeki arkadaşlarının, emredildikleri üzere Allah (cc) yolunda canlarıyla cihad etmekten, Allah'ın (cc) mesajını yüceltmekten başka bir amaçları yoktu. Bu uğurda kılıç sallarken namazı unutmaları gibi bir durum da söz konusu olamazdı. Ancak düşman sürekli saldırıyordu. Peygamber Efendimiz (sas), bir türlü savaşa ara verip saf tutamamıştı. İşte çarpışmanın şiddetlendiği böyle bir zamanda Allah Resûlü (sas) ve ashâbı ikindi namazını kılmaya fırsat bulamamışlardı. Allah'ın (cc) bir başka emrini yerine getirme uğruna bile olsa Resûlullah'ın (sas) farz namazı vaktinde kılamamış olması, hem kendisini hem de ashâbını son derece hüzünlendirmiş ve o Rahmet Peygamberi (sas), bu olaya sebep olanlara beddua etmişti. Aynı savaş sırasında Hz. Ömer (ra), Resûlullah'a (sas) gelerek ikindi namazını vaktinde kılamadığını bildirmiş hatta Kureyş müşriklerine ağır hakaretler ederek öfkesini dile getirmişti. Resûlullah (sas) da namazı kılmadığını söyleyip Buthân vadisine inerek abdest almış ve beraberindekilere namazı orada kıldırmıştı.</p>

<p style="text-align:justify">Hendek Savaşı sırasında namazların vaktinde kılınamayışının hüznünü Abdullah b. Mes'ûd (ra) şöyle dile getirmişti: “Resûlullah (sas) ile birlikte idik. Öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını kılmamız engellenmişti. Bu bana çok ağır geldi ve kendi kendime şöyle dedim: "Allah'ın Resûlü (sas) ile beraberiz, Allah (cc) yolunda cihad ediyoruz (hem de namazları vaktinde kılamıyoruz)!" Sonra Resûlullah (sas) Bilâl'e (ra) emretti, o da kâmet getirdi ve Resûlullah (sas) bize öğle namazını kıldırdı. Daha sonra Bilâl (ra) yine kâmet getirdi, Resûlullah (sas) bize ikindi namazını kıldırdı. Ardından Bilâl (ra) yine kâmet getirdi, Resûlullah (sas) akşam namazını kıldırdı. En son olarak Bilâl (ra) tekrar kâmet getirdi, Resûlullah (sas) da yatsı namazını kıldırdı. Resûlullah (sas) çevremizde dolaşıp şöyle buyurdu: “Şu anda yeryüzünde sizden başka Allah'ı (cc) zikreden bir topluluk yoktur.” </p>

<p style="text-align:justify">Peygamberimizin arkadaşlarından Abdullah b. Mes'ûd'un (ra) dilinde ifadesini bulan bu sözler aslında bütün sahâbîlerin ortak duygularını yansıtmaktaydı. Çünkü Allah Resûlü (sas) gibi namazı vaktinde kılamamak her Müslümana ağır gelirdi. Ancak görülen o ki, hem Efendimizin (sas) hem de ashâbının, adı geçen namazları vaktinde kılma imkânları yoktu ve bu sebepten dolayı bu dört vakit namaz ertelenerek kılınmıştı. Bu namazlar, Resûlullah'ın (sas) ve ashâbının kendi ihmal veya tercihiyle değil, özel bir zorluktan dolayı vaktinde kılınamamıştı. Başlarındaki o büyük sıkıntı hafifler hafiflemez niyazlarını Rablerine sunmak amacıyla kılamadıkları bütün namazları sırasıyla kaza etmişlerdi. İşte en güzel örnek olan Allah Resûlü (sas), vaktinde eda edilemeyen namazlarla ilgili olarak ümmetine çözüm yolunu böylece göstermişti. Buna göre geçirilen namazlar normal sırasına göre, kâmet getirilerek kılınacaktı.</p>

<p style="text-align:justify">Peygamberimizin (sas) hayatında, namazın vaktinde kılınmasına engel olan başka bir sebebe daha işaret edilir ki bu da her insanın karşılaşabileceği sıradan bir durumdur. Efendimiz (sas), “Kim bir namazı unutursa onu hatırladığında kılsın. Zira onun kefareti ancak budur...” buyurmuştu. O, uyumak ya da unutmak gibi mazeretler sonucu vaktinde eda edilemeyen namazların hatırlanır hatırlanmaz kılınmasını istemekte ve böylece aslında biz Müslümanlara büyük bir kolaylık sağlamaktadır. Çünkü kişi namazını vaktinde kılma konusunda ne kadar hassas davranırsa davransın bu tür durumlarla karşılaşabilir.</p>

<p style="text-align:justify">Nitekim gösterdiği onca titizliğine rağmen bir defasında Peygamberimiz (sas) de uyuyakalmış ve sabah namazını vaktinde kılamamıştır. Resûlullah (sas), ashâbıyla birlikte zorlu bir seferde yol alırken artık dayanamayacak hâle gelen kafileden birisi, kendisinden gecenin sonuna doğru mola vermesini ister. Peygamberimiz (sas) namazlarının geçmesinden endişe ettiğini söylemişse de sahâbîler gerçekten yorulmuş ve bu molayı hak etmiştir. Namaz vakti girdiğinde kendilerini uyandırmak üzere Bilâl-i Habeşî'yi (ra) nöbetçi bırakarak sabaha yakın saatlerde hep birlikte uykuya dalarlar. Ancak aynı meşakkatli yolculuğu yapmasına rağmen gönüllü olarak nöbet tutmak isteyen Bilâl (ra) de gözlerinin kapanmasını engelleyemez ve uyuyakalır. Uyandıklarında sabah namazının vakti geçmiş hatta güneş bir miktar yükselmiştir. Bilâl (ra) uyuyup kalmasından ve kendisiyle beraber diğerlerinin de namazlarını kılamayışlarından kendini sorumlu tutar ve üzülür. O zamana dek hiç bu kadar ağır bir uyku uyumadığını bildirir. Rahmet Peygamberi'nin (sas), gönüllü nöbet tutmasına karşın elinde olmayan sebeplerle görevini yerine getirememiş olan Bilâl'i (ra) teselli eder mahiyette söylediği, “Şüphesiz Allah (cc) istediği zamanda ruhlarınızı aldı ve yine istediği zamanda onları size geri verdi.” sözü Bilâl'i (ra) rahatlatma adına gerçekten manidardır. Güneş ağarınca, yani tamamen yükselince de her zaman olduğu gibi müezzini Bilâl'den (ra) ezan okumasını ister ve abdestini alarak güneş yükselip gün tamamen ağardığı vakit namazını kılar.</p>

<p style="text-align:justify">Uyku sebebiyle sabah namazını kılamadıkları bu olay esnasında,“Herkes devesinin başından (yularından) tutsun, buradan gidelim. Çünkü burada şeytan yanımızdadır.” buyuran Resûlullah (sas), namazın vaktinde kılınamamasının şeytanın işi olduğunu ve aynı gafleti tekrar yaşamamak için tedbir alınması gerektiğini bildirir. Gerekli tedbirlerin alınmasına rağmen namazı vaktinde kılamamak, uyanıkken, bilerek namazı kılmama gibi bir ihmal ve suç anlamına gelmemektedir. Kılınamayan namazın uyandıktan hemen sonra kaza edilmesi, hatayı telâfi etmek için yeterlidir. Hatta Peygamber Efendimiz (sas), sünnet namazlarını düzenli olarak kılan ve elinde olmadan sabah namazını geçirenlerin, tıpkı namazı vaktinde kılıyor gibi davranmalarını istemiştir. Bir sefer dönüşünde uyuyakalıp ancak sabah güneş doğarken uyanan sahâbeyi güneş biraz yükselene kadar bekletmiş sonra da şöyle buyurmuştur:“Sizden, sabah namazının (sünnet olan) iki rekâtını devamlı kılmakta olanlar, o ikisini (kazaya kaldığında da) kılsın.”</p>

<p style="text-align:justify">“Beni nasıl namaz kılıyor gördüyseniz, siz de namazı öyle kılınız.” ifadesiyle özetlenen, Peygamberimizin ibadet alanındaki örnekliği sayesinde, zamanında kılınamayan namazların ne zaman, hangi yolla telâfi edileceğini onun uygulamalarından öğrenmekteyiz. Buna göre bir mümin, dininin en temel hükümlerinden ve kulluğun en açık göstergelerinden olan namazını eksiksiz kılmaya özen göstermelidir. Ama gösterilen titizliğe rağmen bazen unutmak ya da uyuyakalmak gibi sebeplerden dolayı herhangi bir namaz vaktinde kılınamazsa, bu namazlar hatırlanır hatırlanmaz kılınmalıdır. Resûlullah'ın (sas) gösterdiği şekilde namazı kaza etme yolu, gerçekten elde olmayan sebeplerden dolayı vaktinde kılınamayan namazlar içindir. Zira, “Allah (cc) hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez.” hükmü gereğince bir kimse gücü dışında kalan durumlardan sorumlu değildir.</p>

<p style="text-align:justify">Ancak Efendimizin (sas), “...Bilin ki! Uykudan dolayı (namazı kaçırmakta) bir kusur yoktur. Kusur, ancak diğer namazın vakti gelinceye kadar namazını kılmayan kimsenin davranışındadır. Buna göre kim (uyuyup kalır da) namazını kılamazsa (uyandığı zaman) o namazı kılsın! Ertesi gün o namazı vaktinde kılsın!" ” sözünde de ifadesini bulduğu gibi göz göre göre namazı terk etmek mümine yakışmayan bir hatadır. Namaz konusunda gönülsüz davranmanın ve tembellik göstermenin, Kur'an'da münafıkların özelliklerinden birisi olarak anlatıldığı unutulmamalıdır. Namazı kılmayıp diğer vakit girinceye kadar geciktirmek ya da dünya meşgalesine kapılıp namazın vaktini aksatarak sonradan kaza etmeye güvenmek, samimi müminlere yakışan bir tavır değildir. Zira bir mümin için Rabbine olan sorumluluklarını yerine getirmek, her türlü telaş, heves ve ilgiden önce gelir. Hatta kişinin, namaz kadar ulvî bir ibadet için özel zaman ayırarak mescide gitmesi ve namazlarını cemaatle eda etmesi en güzelidir. Zira gönlü mescitlerde kalan, yani bir namaz vaktinin ardından diğerinin gelmesini hevesle bekleyen kimse, hiçbir himayenin olmadığı kıyamet gününün dehşetinde Allah Teâlâ'nın (cc) özel himayesinde olacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Gönülden istediği hâlde cemaate devamda zorlanan müminin ise namazlarını vaktinde kılmaya özen göstermesi, ibadetinin aksamaması için gerekli tedbirleri almaya gayret etmesi lazımdır. Uyanamayacağını düşündüğünde Hz. Peygamber (sas) gibi kendisini uyarması için bir başkasından yardım isteyerek veya saatini kurarak ya da gece erken yatmaya özen göstererek bireysel tedbirlere başvurmalıdır. Gün içinde mümkün olduğunca abdestli bulunmaya çalışarak Yaratanın (cc) huzuruna varacağı an için daima hazır olan Müslüman, hem namazını vakti içinde eda etmenin huzurunu yaşayacak, hem de her daim Rabbini hatırlayarak hayatını bereketlendirecektir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hadislerle İslam</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/namazlarin-kazasi-kilinamayan-namazin-telafisi-1</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 09:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/images/haberler/2022/11/namazlarin-kazasi-kilinamayan-namazin-telafisi_0857e.jpg" type="image/jpeg" length="98798"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doğru Tanıklık]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/dogru-taniklik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/dogru-taniklik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İlgili merciler önünde hak ve adaleti gözeterek tanıklık yapmak insanî ve İslamî bir görevdir. Tanıklığı gizlemek ve yalancı şahitlik yapmak günahtır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Tanıklığı gizlemeyiniz. Kim onu gizlerse şüphesiz onun kalbi günahkârdır. Bakara, 2/283</strong></p>

<p style="text-align:justify">İslam her durumda hak ve hakikatin ortaya çıkmasını, kimsenin zulme uğramamasını ister. Bu bakımdan borç ilişkilerinde tarafların haksızlığa uğramaması için yazılı teminat alınması, şahit tutulması veya rehin alınması gibi tedbirleri önerir. Bu tedbirler alınsa bile eğer kişilerde emanet duygusu ve sorumluluk yeterince gelişmemişse borcun tarafları birbirlerine karşı haksızlık yapabilirler. Âyet, bunu yapmamalarını emretmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">İlgili merciler önünde hak ve adaleti gözeterek tanıklık yapmak insanî ve İslamî bir görevdir. Tanıklığı gizlemek ve yalancı şahitlik yapmak günahtır.</p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#b22222"><strong>Şahit:</strong></span> Bir olaya veya duruma tanık olan veya tanıklık eden kişi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bir Ayet</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/dogru-taniklik</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 09:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/images/haberler/2022/10/dogru_taniklik_h28449_5c648.jpg" type="image/jpeg" length="90379"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Geleceğin değerleri Çekmeköy Alemdağ Stadı’nda buluştu]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/gelecegin-degerleri-cekmekoy-alemdag-stadinda-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/gelecegin-degerleri-cekmekoy-alemdag-stadinda-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Çekmeköy'de ÇEDES projesi kapsamında 2025-2026 eğitim öğretim yılı boyunca yürütülen faaliyetlerin final programı gerçekleştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çekmeköy’de İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) Projesi kapsamında, 2025-2026 eğitim öğretim yılı boyunca yürütülen faaliyetlerin final programı büyük bir coşku ve yoğun katılımla gerçekleştirildi.</p>

<p>Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan program, mehteran dinletisi ve yıl boyunca öğrencilerin manevi, kültürel ve sosyal gelişimlerine katkı sunan ÇEDES faaliyetlerinin tanıtımıyla devam etti. Alemdağ Stadyumu’nu dolduran öğrenciler, öğretmenler ve veliler unutulmaz bir gün yaşadı.</p>

<p><img alt="Çekmeköy (2)-6" class="detail-photo img-fluid" height="599" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/cekmekoy-2-6.jpg" width="900" /></p>

<p>Programda konuşan Kaymakam Resul Çelik, gençlerin milli ve manevi değerlerle yetişmesinin önemine vurgu yaparak emeği geçen tüm kurumlara teşekkür etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlçe Müftüsü Abdüsselam Özdere, ÇEDES’in ne anlama geldiği ve hedefinin ne olduğuna değinerek, “Çevreme Duyarlıyım Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi ile gençliğimizin, milli, manevi ve kültürel değerlerimizi benimseyerek, çevre bilinci, yardımlaşma, saygı ve sorumluluk gibi kadim değerleri kazanması hedefleniyor.” diye konuştu.</p>

<p><img alt="Çekmeköy (1)-6" class="detail-photo img-fluid" height="600" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/cekmekoy-1-6.jpg" width="900" /></p>

<p>Çekmeköy Eğitime Destek Platformu Başkanı Selamet Aygün ise; ÇEDES Projesi’nin öğrencilerin karakter gelişimine önemli katkılar sunduğunu ifade etti ve projede görev alan öğretmenlere, İlçe Gençlik Koordinatörü Hilmi Arslan'a, din görevlilerine ve ailelere teşekkür etti.</p>

<p>Yıl boyunca gerçekleştirilen etkinliklerin değerlendirilmesiyle devam eden programda, öğrencilerin hazırladığı çeşitli faaliyetler büyük beğeni topladı.</p>

<p>Programa, Çekmeköy Kaymakamı Resul Çelik, Çekmeköy İlçe Emniyet Müdürü Şaheser Şen, İlçe Milli Eğitim Müdürü Vekili Ali Erkoç, İlçe Gençlik ve Spor Müdürü Damla Doğru Yalçın, Çekmeköy Şehit Ömer Halisdemir Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi Okul Müdürü Kahraman Selçuk, kurum amirleri, STK temsilcileri, öğretmenler ile veliler ve çok sayıda öğrenci katıldı.</p>

<p>Program çekilen hatıra fotoğrafları ile sona erdi.</p>

<p><img alt="Çekmeköy (3)-1" class="detail-photo img-fluid" height="599" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/cekmekoy-3-1.jpg" width="900" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>İstanbul Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/gelecegin-degerleri-cekmekoy-alemdag-stadinda-bulustu</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 02:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/cekmekoy-4.jpg" type="image/jpeg" length="35857"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rus Denis, Beyoğlu'nda Müslüman oldu]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/rus-denis-beyoglunda-musluman-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/rus-denis-beyoglunda-musluman-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya vatandaşı Denis Revnivykh, Beyoğlu İlçe Müftülüğünde düzenlenen ihtida merasimiyle Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Rusya vatandaşı Denis Revnivykh, kendi hür iradesiyle Müslüman olmaya karar vererek Beyoğlu İlçe Müftülüğüne başvurdu. Başvurunun ardından Revnivykh için müftülük binasında resmi "İhtida Merasimi" düzenlendi.</p>

<p>Merasim öncesinde Beyoğlu İlçe Müftüsü Tahir Erçin, Revnivykh’e İslam dininin temel esasları, inanç prensipleri ve ibadet dünyası hakkında kapsamlı bilgiler verdi. İslam'ın barış ve sevgi dini olduğunu vurgulayan Erçin, Müslümanlığın getirdiği sorumlulukları aktardı.</p>

<p><img alt="Beyoğlu (2)-7" class="detail-photo img-fluid" height="675" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/beyoglu-2-7.jpg" width="900" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şahitler huzurunda Kelime-i Şehadet getirerek İslamiyet’e giriş yapan Denis Revnivykh, Müslüman olduktan sonra "Ahmet" ismini seçti. Merasimde duygusal anlar yaşanırken, Müftü Tahir Erçin yeni din kardeşini tebrik ederek hayırlı bir yaşam temennisinde bulundu.</p>

<p>Merasimin sonunda İlçe Müftüsü Tahir Erçin, Ahmet’e Diyanet İşleri Başkanlığı yayınlarından çıkan Rusça Kur’an-ı Kerim ve Meali ile temel dini bilgilerin yer aldığı kitaplar hediye etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>İHTİDA HABERLERİ, İstanbul Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/rus-denis-beyoglunda-musluman-oldu</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 02:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/beyoglu-1-7.jpg" type="image/jpeg" length="44531"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Görme engelli gençler engelleri sanatla aşıyor]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/gorme-engelli-gencler-engelleri-sanatla-asiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/gorme-engelli-gencler-engelleri-sanatla-asiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Diyanet Gençlik Nusretiye Eğitim Kültür Sanat Merkezi, görme engelli gençleri sanatla buluşturan etkinliğe ev sahipliği yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Müftülüğüne bağlı olarak Karaköy’deki tarihi Nusretiye Camii bünyesinde faaliyet gösteren İstanbul Diyanet Gençlik Nusretiye Eğitim Kültür Sanat Merkezi, gençlerin kişisel ve sanatsal gelişimine yönelik projelerine bir yenisini ekledi.</p>

<p>Merkezde görevli Manevi Danışman Zeynep Korkmaz rehberliğinde gerçekleştirilen seramik etkinliği, görme engelli gençlere farklı bir deneyim sundu.</p>

<p><img alt="İstanbul (2)-50" class="detail-photo img-fluid" height="430" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/istanbul-2-50.jpg" width="900" /></p>

<p>Etkinlik, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünün yürüttüğü "Görme Engelliler için Müze Deneyimi Tasarımı" projesi kapsamında hayata geçirildi. "Bir sanat deneyimi tasarımı mümkün müdür?" sorusuna yanıt arayan çalışmada, gençler Çini Sanatçısı Ganimet Kızıltan eşliğinde toprakla buluştu.</p>

<p><strong>"Parmak uçlarıyla çamura nakşedilen güzellikler"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gençlerin parmak uçlarıyla çamura şekillendirdiği çalışmalar, asıl engelin sanal dünyaya hapsolmuş bakışlarda olduğu mesajını verdi.</p>

<p>Manevi Danışman Zeynep Korkmaz, Nusretiye Eğitim Kültür Sanat Merkezi'nin benzer projelerle daha fazla gence ulaşmaya ve engelleri sanatla aşmaya devam edeceğini vurguladı.</p>

<p><img alt="İstanbul (1)-55" class="detail-photo img-fluid" height="968" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/istanbul-1-55.jpg" width="900" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>İstanbul Müftülüğü</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/gorme-engelli-gencler-engelleri-sanatla-asiyor</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 02:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/istanbul-3-36.jpg" type="image/jpeg" length="69647"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İnsana Engel Yoktur]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/insana-engel-yoktur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/insana-engel-yoktur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir Hadis: Yüce Allah, “İki sevgilisi (olan gözlerini almak sureti) ile kulumu sınadığımda sabrederse, bu ikisine karşılık ona cenneti veririm.” buyurdu. (Buhârî, Merdâ, 7)]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İnsan, özü itibarıyla değerli bir varlıktır. İmtihan için yaratıldığımız dünyada nasıl ki engelsiz olmak bir üstünlük sebebi değilse, engelli olmak da bir eksiklik değildir. Allah Resûlü, engellilerle bizzat ilgilenmiştir. Görme engelli sahabisi Abdullah b. Ümmi Mektûm’un oturacağı yere kendi cübbesini serecek kadar hassas davranmıştır. Sabırla karşılanan engelliliğin cennet vesilesi olduğunu haber vermiştir. (Buhârî, Merdâ, 7) Engellilere öğretmenlik, müezzinlik, Medine dışına çıktığında vekillik gibi önemli görevler vermiştir. İslam medeniyetinde insanlığa hizmet sunmuş nice engelli kardeşimiz bulunmaktadır. Her şeyin görünürden ibaret sayıldığı günümüz dünyasında engellilik gerçeğini görmezden gelip ihmal eden insana bu konuda farkındalık kazandıracak olan yine Hz. Peygamber’dir. O, insan söz konusu olduğunda değişmeyecek olan ilkeye şu sözlerle dikkat çeker: “Allah sizin dış görünüşlerinize ve mallarınıza bakmaz, bilakis kalplerinize ve amellerinize bakar.” (Müslim, Birr, 34)</p>

<hr />
<p><strong>• Engelliler Haftası (10–16 Mayıs)<br />
• Anneler Günü</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Takvimi</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/insana-engel-yoktur</guid>
      <pubDate>Sun, 10 May 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/mehmet/takvim-2026/mayis-10.jpg" type="image/jpeg" length="82149"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Selam ne demektir?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/selam-ne-demektir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/selam-ne-demektir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Selam alıp vermenin hükmü nedir? İslam dininde selamın önemi  Tahiyyât Duası ne anlama gelmektedir?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Selam ne anlama gelmektedir?</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Sözlükte “kusursuz olmak, kurtulmak, rahatlamak” anlamındaki <strong>selâm</strong> Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadislerde “eman, kurtuluş, esenlik, barış” mânaları yanında “selâmlama” anlamında da geçer. Ayrıca cennet için <i>“dâru’s-selâm” </i>adı kullanılmış ve <i>“es-Selâm”</i> , “her türlü eksikliklerden, kusurlardan, değişikliklerden ve yok olmaktan uzak olan, selâmetin kaynağı” mânâsında Allah’ın isimlerinden biri olarak da anılmıştır. Nitekim “Selâm’ın Allah’ın isimlerinden biri olduğunu söyleyen Allah Resûlü, namazlarının sonunda, <i>“Allah’ım, Selâm sensin; selâmet de ancak sendendir.”</i> diyerek dua etmiştir. (Müslim, Mesâcid, 135) Selâmlaşmayı ifade etmek üzere bazı âyetlerde <i>“tahiyye”</i> kelimesinin kullanıldığı da görülmektedir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Selamın tam ifadesi En'am suresi 54.ayette geçtiği şekliyle "es-selamüaleyküm"dür ve anlamı "Allah seni esenliğe kavuştursun" demektir. Birisiyle karşılaşıldığında veya birisinin evine girildiğinde selam verilmeli ve kendisine selam verilen kişi de buna daha iyi veya eş değerde (“Size bir selâm verildiğinde ya daha güzeli ile veya dengi ile karşılık verin. Allah, her şeyin hesabını tutmaktadır.”Nisa 86) bir selamla karşılık vermelidir ki, genellikle selama selamla karşılık verilir ve "aleykümselam" denilir.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Selam alıp vermenin hükmü nedir?</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">İslâm âlimleri selâm vermenin sünnet, almanın farz olduğunu ve selâm verenin alana göre daha fazla sevap kazanacağını belirtmiştir (Mevsılî, IV, 164).</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>İslam dininde selamın önemi</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">İslâm’da “selâm”, barışın ve güvenin sembolü, iyi niyetin göstergesidir. Müslümanlar, bu güzel ve anlamlı sözcükle birbirlerine selâmetin kaynağı olan Allah Teâlâ"nın korumasını dileyerek en güzel duayı yapmakta, bu duadan âhirete göçen kardeşlerini de mahrum bırakmamaktadırlar. Allah Resülü’nün öğrettiği Tahiyyât Duası’yla da bütün müminler için selâmet dileyerek sevgi ve kardeşliğe dayalı örnek İslâm toplumuna yaraşır şekilde hareket etmekte, namazlarını da nûrânî dostları olan meleklere selâm vererek ve Rablerinin “selâmetin kaynağı” olduğunu ikrar ederek bitirmektedirler.</p>

<p style="text-align:justify">Kur’ân-ı Kerîm;’de Allah’ın peygamberlere<sup> (</sup>Sâffât, 37/79<sup>)</sup> ve mümin kullarına (Yâsîn, 36/58),<sup> </sup> meleklerin de peygamberlere<sup> </sup> (Hicr, 15/52) ve cennetteki müminlere (Ra’d, 13/24) “selâm” lafzıyla selâm verdiği ve bunun cennet ehlinin selâmlaşması olduğu bildirilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Ayrıca Allah ve meleklerinin Resûlullah’a selâm ettikleri ifade edilerek müminlerin de bu Sevgili Elçi’ye selâm etmeleri, en güzel makamlarda olması için ona hayır duada bulunmaları istenmiştir.</p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Tahiyyât Duası ne anlama gelmektedir?</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Allah Resûlü, Mi’rac ile Rabbine kavuştuğunda O’nu, <i>“et-Tahiyyâtü lillâhi ve"s-salavâtü ve"t-tayyibât.”</i> (Her türlü selâmlama, ibadet ve güzel övgü Yüce Allah’a aittir.) diyerek selâmlayınca Cenâb-ı Hak da kendisine, <i>“es-Selâmü aleyke eyyühe"n-Nebiyyü ve rahmetullâhi ve berekâtüh.”</i> (Ey Peygamber Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun.) sözleriyle karşılık vermişti. Bu güzel ve anlamlı duaya ümmetini de dâhil eden Rahmet Peygamberi"nin, <i>“es-Selâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhi"s-sâlihîn.”</i> (Selâm, hem bizim üzerimize hem de Allah"ın salih kullarına da olsun.) diye eklemişti. Meleklerin şehâdetiyle tamamlanan bu diyalog “Tahiyyât Duası” diye meşhur olmuş, Resûlullah’ın, ashâbına Kur"an’dan bir sûre öğretir gibi titizlikle öğrettiği <i><strong>bu dua, asırlardır ümmetin Rabbine selâmı, Peygamberi’ne ve din kardeşlerine duası olmuştur.</strong></i></p>

<h3 style="text-align:justify"><span style="color:#e74c3c"><strong>Peygamberimiz (sas)’in “selam” ile ilgili tavsiyeleri nelerdir?</strong></span></h3>

<p style="text-align:justify">Ayrıca Kur'an'a göre, Müslümanlar Hz. Muhammed'e selam etmelidir ve bu da, "Allah'ın salat ve selamı onun üzerine olsun" manasına gelen "Sallallahu aleyhi vesellem" demekle olur. Bu itibarla Müslümanlar Hz. Muhammed'in isminin geçtiği her zaman salat selam getirirler. Selam aynı zamanda Allah'ın isimlerinden birisidir ve bu, O'nun hakiki selametin kaynağı olduğunu ifade eder. Nitekim Allah'ın sıfatı olarak Selam, yarattığı varlıkları afet ve belalardan kurtaran, zulmetmeyen, güven arayanları güvene erdiren demektir.</p>

<p style="text-align:justify">Resûlullah (sas), Allah Teâlâ’nın, <i>“Evlere girdiğiniz zaman birbirinize, Allah katından mübarek ve hoş bir esenlik dileği olarak, selâm verin.”</i> <span>(</span>Nûr, 24/61<span>) </span> emri doğrultusunda, müminlerin evlerine duayla girmeleri ve ardından selâm vermeleri gerektiği üzerinde önemle durmuştur. Küçücük bir çocukken kendisinin yanına verilen ve böylece nebevî terbiyeyle yetişme fırsatını yakalayan Hz. Enes’e verdiği bir öğütte bu selâmın değerini şöyle ifade etmiştir: <i>“Yavrucuğum! Ailenin yanına girdiğin zaman selâm ver. Bu, senin ve ailen için bereket olur.”</i></p>

<p style="text-align:justify"><i>“Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi hissettirip (izin alıp) ev sahiplerine selâm vermeden girmeyin. Bu davranış sizin için daha hayırlıdır.”(</i>Nûr, 24/27) âyetinde belirtildiği üzere başkalarının evine girerken selâm vermenin ise ayrı bir önemi vardır. Zira asr-ı saadette, bugünkü gibi korunaklı kapıları olmayan oldukça mütevazı yapılı evlere girişte selâm vermek, içeridekilere birinin geldiğini haber vermeye yarıyor ve giriş için izin istemeyi ifade ediyordu. Nitekim sahâbeden Abdullah b. Büsr, Hz. Peygamber’in bir başkasının evine girişini anlatırken bu hususa dikkat çekmiştir: “Allah Resûlü, birinin kapısına geldiği zaman kapının tam karşısında durmazdı. Sağa ya da sola çekilirdi ve <i>"es-Selâmü aleyküm, es-selâmü aleyküm."</i> derdi. Çünkü o günlerde evlerin (kapıları) üzerinde perdeler yoktu.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 127-128) Resûlullah(sas), kendisini görmeye gelenlerin de selâm vererek izin istemesi gerektiğini bildirmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Selâmlaşmaya verilen önemi idrak eden ashâb da bu konuda hassasiyet göstermiştir. Hz. Peygamber’e bağlılığıyla meşhur sahâbî Abdullah b. Ömer’in alışverişi sevmediği hâlde yalnızca gördüğü kimselere selâm vermek için çarşıya çıktığı nakledilmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Selâm vermeyi “sadaka” olarak nitelendiren Resûl-i Ekrem, kendi sağlığında selâmlaşmaya büyük önem vermiş, erkek kadın, genç yaşlı kimseyi selâmından mahrum bırakmamıştır. Özellikle kadınlara<sup> </sup>ve çocuklara selâm vererek ashâbına örneklik etmiştir. Selâm verirken uyuyan kimseleri uyandırmamaya özen göstermiş, bununla birlikte duyulduğundan emin olmak için olsa gerek selâmını bazen üç kere tekrarlamıştır. Kendisine gönderilen selâmı alarak selâmın sahibine de onu iletene de dua etmiştir.<sup> </sup>Ayrıca zaman zaman Medine'nin kabristanı Bakî’e gidip, <strong><i>“Selâm size ey müminler diyarı! Size yarın verileceği vaad olunan şey verilmiştir. Sizler bekletilmedesiniz, inşallah biz de size katılacağız. Allah'ım Bakî'de yatanlara mağfiret et.”</i></strong> diyen Allah Resûlü, âhirete göçen müminlere de selâm vermeyi Müslümanlar arasında bir âdet hâline getirmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Allah Resûlü(sas), küçüğün büyüğe, bir vasıta üzerinde gidenin yürüyene, yürüyenin veya ayakta olanın oturana, sayı bakımından az olan topluluğun çok olana selâm vermesinin uygun olacağını bildirerek ashâbına selâmlaşma âdâbını öğretmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Topluluk içerisinden bir kişinin selâm vermesini ya da verilen selâmı bir kişinin almasını yeterli görmüş,<sup> </sup> bir topluluktan ayrılırken de selâmla ayrılmanın güzel olduğunu ifade etmiştir.Tuvalet ihtiyacını gidermekte olan veya bunun gibi uygunsuz durumlardaki kişilere selâm vermeyi yasaklamış,böyle bir vaziyette Allah’ın adını anmayı hoş görmediğinden hacetini giderirken kendisine selâm verenlerin selâmını almamıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Müslümanlar bir araya geldiklerinde söze ilk önce selâmla başlarlar. Bu âdâb, İslâm kültüründe,<i><strong> “es-Selâm, kable'l-kelâm.” (Selâm, kelâmdan öncedir.) </strong></i>şeklinde ifade edilmiştir. Karşılaştığı kimseye <i>“<strong>es-Selâmü aleyke”</strong></i><strong> </strong>diyen kişi, ona kendisiyle dost olduğunu bildirmekte, kendisinden ona bir zarar gelmeyeceğini beyan etmektedir. Dolayısıyla Resûlullah"ın, <i>“elinden ve dilinden başkalarının güvende olduğu kimse” </i>olarak tanımladığı “Müslüman”ın konuşmaya “selâm” vererek başlaması oldukça manidardır.<strong> Selâm, Müslümanların parolasıdır.</strong> Allah'ın selâmıyla selâm veren kişi Müslümanlığını beyan etmiş demektir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>#KEŞFET, Dini kavramlar</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/selam-ne-demektir</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 00:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/03/selam-ne-demektir.jpg" type="image/jpeg" length="89580"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Haccetmek: Hac Arafat'tır]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/haccetmek-hac-arafattir-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/haccetmek-hac-arafattir-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hac nasıl yapılır? "Hac arafat'tır." hadis-i şerif'i bize ne anlatmaktadır?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>"...عَنْ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَعْمُرَ قَالَ: …فَقَالَ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) :" ‘الْحَجُّ عَرَفَة<br />
<br />
Abdurrahman b. Ya’mur’dan (ra) nakledildiğine göre Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur:</p>

<p><i>"<strong>Hac</strong> <strong>Arafat</strong>(ta bulunmak)tır…"</i></p>

<p>(N3019 Nesâî, Menâsikü’l-<strong>hac</strong>, 203; T889 Tirmizî, <strong>Hac</strong>, 57)</p>

<p>***</p>

<p>"عَنْ طَلْحَةَ بْنِ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ كَرِيزٍ أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) قَالَ: "أَفْضَلُ الدُّعَاءِ دُعَاءُ يَوْمِ عَرَفَةَ</p>

<p>Talha b. Ubeydullah b. Kerîz’den (ra) nakledildiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur:</p>

<p>"<i>Duaların en faziletlisi arefe günü yapılan duadır."</i></p>

<p>(MU951 <i>Muvatta’</i> , <strong>Hac</strong>, 81)</p>

<p>***</p>

<p>"عَنْ عَائِشَةَ قَالَتْ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : "إِنَّمَا جُعِلَ الطَّوَافُ بِالْبَيْتِ وَبَيْنَ الصَّفَا وَالْمَرْوَةِ وَرَمْيُ الْجِمَارِ لِإِقَامَةِ ذِكْرِ اللَّهِ</p>

<p>Hz. Âişe’den (ra) nakledildiğine göre, Allah Resûlü (sas) şöyle buyurmuştur:</p>

<p>"<i>Kâbe’yi tavaf, Safâ ile Merve arasında yapılan sa’y ve şeytan taşlama işi (dünya kelâmı konuşmak veya gafletle geçirmek için değil) ancak Allah’ın (cc) adının anılması içindir."</i></p>

<p>(D1888 Ebû Dâvûd, Menâsik 50; T902 Tirmizî, <strong>Hac</strong>, 64)</p>

<p>***</p>

<p>"عَنْ سَهْلِ بْنِ سَعْدٍ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ (صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَ سَلَّمْ) : "مَا مِنْ مُسْلِمٍ يُلَبِّى إِلاَّ لَبَّى مَنْ عَنْ يَمِينِهِ وَ شِمَالِهِ مِنْ حَجَرٍ أَوْ شَجَرٍ أَوْ مَدَرٍ حَتَّى تَنْقَطِعَ الْأَرْضُ مِنْ هَهُنَا وَهَهُنَا</p>

<p>Sehl b. Sa’d’dan (ra) nakledildiğine göre, Resûlullah (sas) şöyle buyurmuştur:</p>

<p>"<i>Bir Müslüman telbiye getirdiğinde sağında ve solunda (eliyle işaret ederek) şuradan şuraya kadar yeryüzündeki taş, ağaç, toprak ne varsa hepsi onunla birlikte telbiye getirir."</i></p>

<p>(T828 Tirmizî, <strong>Hac</strong>, 14; İM2921 İbn Mâce, Menâsik, 15)</p>

<p>***</p>

<p></p>

<p style="text-align:justify">‘Kastetmek’ anlamına gelen <strong>hac</strong> sözcüğü, Kâbe’ye yönelerek Allah’ı (cc), O’nun (cc) rızasını kastetmek ve aslında O’na (cc) yönelmektir. <strong>Hac</strong>, insanın Allah’a (cc) yönelişini ve mânen yükselişini temsil eder. Bütün benliğiyle Allah’a (cc) yönelen mümin, O’nun (cc) evini ziyaret etmeyi büyük bir mânevî tecrübe olarak telakki eder. Zira Allah’ın (cc), sembol değeri taşıdığını belirttiği dinî ödev, mekân ve davranışlara saygı göstermek, kalplerdeki takvanın, bilinç ve şuurun sonucudur.</p>

<p style="text-align:justify">Hz. İbrâhim’in (as) çağrısına kulak vererek <strong>hac</strong>ca niyetlenen mümin, günde beş vakit uzaktan yöneldiği Allah’ın (cc) evine bu defa bedeniyle varmak ister. Hem maddî azığını hem de takva azığını hazırlayarak çıkar yola...</p>

<p style="text-align:justify">Hedef olarak Allah’a (cc), mekân olarak Allah’ın (cc) evinin bulunduğu Haram bölgeye, zaman olarak da bir taraftan âdeta Hz. İbrâhim (as), Hz. Peygamber (sas) ve sahâbe asırlarına; diğer taraftan da <strong>hac</strong> ile kazandıklarıyla geleceğe yapılan bir yolculuktur <strong>hac</strong>.</p>

<p style="text-align:justify">Mîkât, bu yolculuğa ve ilâhî buluşma iklimine girişin sınırıdır. Tayin edilen vakit, buluşma vakti, bugünkü tabirle ‘randevu zamanı/yeri’ anlamına gelen ‘mîkât’ kelimesi, <strong>hac</strong> ibadetine başlanan yeri ve zamanı ifade eder. Hz. Peygamber (sas) tarafından belirlenmiş olan mîkât sınırlarında bir başka deyişle mîkât mahallinde yapılan niyet ile birlikte <strong>hac</strong> ibadeti başlamış olur.</p>

<p style="text-align:justify">Mîkâta gelen mümin, âdeta kendisini Tur Dağı’na Allah (cc) ile konuşmaya giden Hz. Musa (as) gibi hisseder. Acaba Allah (cc) ile nasıl buluşacaktır? O’nun (cc) rahmetini, azametini nerede, nasıl ve ne kadar görebilecektir? Acaba Allah (cc) kendisini ve <strong>hac</strong>cını kabul edecek midir? <strong>Hac</strong>, onun için gerçekten bir ilâhî buluşmaya dönüşecek midir? Mîkât mahalli, aynı zamanda ihram mahallidir. ‘İhram’ ise, <strong>hac</strong> süresince bazı helâllerin, Allah ve Resûlü’nün getirdiği yasaklar çerçevesinde kişiye haram kılınması demektir. Söz konusu yasaklar, mîkât mahallinde <strong>hac</strong>ca niyet etmekle başlar ve ihramdan çıkıncaya kadar devam eder. Hanımların kendi normal giysileri içinde gerçekleştirdikleri ihram hâli, erkeklerin ‘izâr’ ve ‘ridâ’ denilen dikişsiz iki parça peştamala bürünmeleriyle sembolize edilir. Artık erkekler ihramdayken gömlek, sarık, şalvar, bornoz ve benzeri elbiseler ve mest giyemezler.</p>

<p style="text-align:justify">Esas itibariyle ihram, sadece beyaz bir kıyafete bürünme değil, belki takva elbisesine bürünmedir. <strong>Hac</strong>ca gelenler, sosyal ve ekonomik statülerini gösteren dünyevî elbiselerini, makam ve mevkilerini ortaya koyan kıyafetlerini, zevklerini, kültürlerini ve karakterlerini yansıtan her türlü (süs, ziynet, makyaj gibi) göstergeleri bırakıp, Allah (cc) önünde herkesin eşit olduğunu simgeleyen bu iki basit giysiye bürünürler. İhram, Allah (cc) nezdinde mal, mülk, madde ve metaın bir hiç sayıldığını, bütün Müslümanların bu kutsal iklimde kardeş olduğunu ifade eder. Birini diğerinden ayrıcalıklı, üstün gösteren hiçbir emare yoktur. Artık dünyevî elbiseler çıkartılmış, şahsiyetleri gizleyen süslü elbiseler atılmış, ‘takva elbisesi’ giyilmiştir. Mîkât ile başlayan bu kutsal yolculukta asıl giyilmesi gereken elbise takva elbisesi, yani Allah (cc) şuuru ve insan olmanın gereği yüklenilen sorumluluk bilincidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify">Yüce Allah (cc), "<i><strong>Hac</strong> (ayları), bilinen aylardır. Kim o aylarda <strong>hac</strong>ca başlarsa, artık kendisi için <strong>hac</strong>da cinsel yakınlık, günaha sapmak, kavga etmek yoktur." </i>buyruğuyla, cinsel konuları konuşma dâhil, her türlü şehevî ilişkiyi, her türlü günah, kötülük ve çirkinlikleri, başkalarıyla kavga, kapışma, tartışma, sövüşme ve dövüşme gibi olumsuz davranışları yasaklamaktadır. Hz. Peygamber (sas) de, "<i>Her kim bu evi (Kâbe’yi) <strong>hac</strong>cederken, (söz ya da eylemle) cinsel yakınlığa yeltenmez ve kötülük işlemezse, anasının onu doğurduğu günkü (günahsız) hâline dönmüş olur."  </i>sözleriyle bu yasaklara riayet ederek <strong>hac</strong> yapabilen kimseleri müjdelemektedir.</p>

<p style="text-align:justify">İhram yasakları, sadece insanları değil, canlı ve cansız hemen her şeyi kapsamaktadır. Bütün hayvanlar, bütün bitkiler ve hatta Allah’ın (cc) müminlere bahşettiği bütün tabiat ve çevre dokunulmaz bir alandır artık. Allah Resûlü’nün (sas) talimatı gereği, "<i>(Mekke’nin) otu koparılmaz, ağacı kesilmez, av hayvanları ürkütülüp rahatsız edilmez, yitiği kimse tarafından alınamaz, ancak sahibini arayacak kimse alıp muhafaza eder."</i></p>

<p style="text-align:justify">Kâbe ve çevresi için kullanılan ‘Haram’ tabiri, bölgedeki bütün ilişkilerin Allah’ın emir ve yasaklarına saygı esasına göre düzenlendiğini, başta insan olmak üzere, ağaç ve bitki örtüsünden hayvanlara kadar bölgedeki bütün varlıkların ilâhî koruma altına alındığını, dokunulmaz olduklarını ifade eder.</p>

<p style="text-align:justify">Öte yandan ihrama bürünen <strong>hac</strong>ı, "<i>Lebbeyk, Allâhümme lebbeyk!"  </i>derken kendisini Kâbe’sine çağıran Rabbinin tam huzurundaymış gibi hisseder. Tıpkı Resûl-i Ekrem (sas) gibi, "<i>Buyur Allah’ım buyur! Emrindeyim buyur! Buyur Allah’ım! Senin hiçbir ortağın yoktur. Buyur Allah’ım! Şüphesiz hamd sana mahsustur. Nimet de senindir, mülk de senin. Senin hiçbir ortağın yoktur."  </i>der ve "Davetini duydum, emrine uydum, huzuruna geldim, bütün benliğimle ve içtenliğimle emrindeyim!" hissiyatı içinde bunu davranışıyla da göstermeye çalışır. Buna telbiye denir ve bu, <strong>hac</strong> yapan bütün müminlerin ortak parolasıdır.</p>

<p style="text-align:justify">Bu sözler, dünyanın dört bir tarafından gelen, renkleri, dilleri, ülkeleri ve kültürleri ayrı fakat hedef ve gayeleri aynı olan milyonlarca Müslüman’ın hep birlikte seslendirdikleri ortak bir ant, ortak bir paroladır ve kutsal iklimde <strong>hac</strong> boyunca sürekli yankılanır. Bir Müslüman, telbiye getirdiğinde yeryüzünün her bir tarafında, sağında ve solunda taş, ağaç, toprak ne varsa hepsinin onunla birlikte telbiye getirdiğinin bilincindedir.</p>

<p style="text-align:justify">Telbiye ile <strong>hac</strong>ı, Hz. İbrâhim’in (as) çağrısına koşmuş ve kayıtsız şartsız, kaygısız bir şekilde Allah’a teslim olduğunu haykırmış olur, "<i>Buyur Rabbim! Emrine âmâdeyim!" </i>diyerek, her ne emrolunduysa yapar, haramları terk eder, hatta ihramla birlikte bazı helâlleri de terk eder.</p>

<p style="text-align:justify">Müslüman, telbiyeyi <strong>hac</strong>da belli yerlerde ve zamanlarda, <strong>hac</strong>dan sonra ise hâl diliyle ve kalbiyle sürekli söyler. Kendisine hayat verecek her türlü ilâhî buyruk karşısında sürekli, "<i>Emrin olur Allah’ım!’" </i>bilinciyle hareket eder. Namaz, oruç, zekât, dürüstlük, emanet, adalet, samimiyet... Hepsi için, "<i>Emrindeyim Allah’ım! Emrine âmâdeyim!" </i>der. Mîkâttan geçen, ihrama bürünen ve ilgili yasaklara harfiyen uyan <strong>hac</strong>ı, <i>Allah’ın, insanlar için bir dayanak yaptığı saygın ev Kâbe’</i> ye varır. Zira, "<i>Orada apaçık deliller, İbrâhim’in makamı vardır. Oraya giren güvende olur."  </i>Kâbe’ye kavuşmak, vuslatı yani Allah’a (cc) kavuşmayı temsil eder.</p>

<p style="text-align:justify">Kâbe, <strong>hac</strong> ibadetinin yapıldığı mekânların merkezidir. Allah için herhangi bir mekân söz konusu olmadığı hâlde, Rabbimiz (cc) Kâbe için, "<i>Evim" </i>buyurmak suretiyle orayı şereflendirmiş, çevresini de çeşitli yasakların geçerli olduğu bir Haram bölge ilân etmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Kâbe, yeryüzündeki ilk ibadet yeri olmasının yanı sıra özellikle namaz ve <strong>hac</strong> ile ilgili belirli şartların yerine getirilmesi bakımından da ayrı bir öneme sahiptir. Kâbe’nin bulunduğu yöne doğru yönelmek namazın şartlarından olduğu gibi, <strong>hac</strong> ve umre ibadetinin rükünlerinden biri olan tavaf da Kâbe’nin etrafında yapılır. Ayrıca Kâbe’nin, bütün Müslümanları bir noktada toplayan, her birinin ortak yönü, müşterek istikameti olma gibi birleştirici, bütünleştirici sembolik bir anlamı da vardır.</p>

<p style="text-align:justify">Allah Resûlü’nün (sas) Kâbe’yi tavaf ederken şöyle buyurduğu nakledilir:</p>

<p style="text-align:justify"><i>"(Ey Kâbe!) Sen ne güzelsin ve kokun da ne güzel! Sen ne yücesin ve saygınlığın da ne yüce! Ama bu canı bu tende tutan Allah’a </i>(cc)<i> yemin ederim ki, Allah </i>(cc)<i> nezdinde malıyla, kanıyla müminin hürmeti (saygınlığı), senin hürmetinden daha büyüktür!"</i></p>

<p style="text-align:justify">Bu hadis, müminin, Kâbe kadar hürmete lâyık olduğunu, müminin Kâbe kadar saygınlığının ve dokunulmazlığının bulunduğunu anlatmaktadır. Kâbe’ye kalplerini kuvvetlendirmek için gidenler, bunun ilk ve temel şartının mümin kardeşinin kalbini kırmamaktan, bu dokunulmazlığı çiğnememekten geçtiğini iyi bilmelidirler.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hac</strong> ibadetinin rükünlerinden biri de tavaftır; yani Kâbe-i Muazzama’nın etrafında yedi kez dönmektir. Tavaf bir nevi namazdır ve tavafta, <strong>hac</strong>ı Allah’ın (cc) huzurunda olduğunun bilinciyle, O’na (cc) yaraşan bir tazim ve muhabbet içerisinde olmalıdır. Resûlullah’ın (sas) beyanına göre, "<i>Kâbe’yi tavaf etmek, namaz kılmak gibidir. Ancak tavafta konuşabilirsiniz. Kim tavaf esnasında konuşursa sadece hayır(lı şeyler) konuşsun."  </i>Tavaf ederken, Hz. İbrâhim (as) oğlu İsmâil (as) ile Allah’ın (cc) evini nasıl dönerek inşa ettilerse, <strong>hac</strong>ı da aynı şekilde tavafla iman evini, gönül evini yeniden inşa etmelidir. Kâbe Allah’ın (cc) evi, kalpler de O’nun (cc) nazargâhıdır. <strong>Hac</strong>ı orada sürekli Kâbe’ye bakar, onun yüceliğini temaşa eder; Allah (cc) ise kulun kalbini gözetir, onu dikkate alır. Hz. Peygamber’in (sas) veciz bir şekilde ifade ettikleri gibi, "<i>Allah </i>(cc) <i>sizin şeklinize şemailinize ve mallarınıza bakmaz, kalplerinize ve amellerinize bakar."</i></p>

<p style="text-align:justify">Cemaatle kılınan farz namazlar dışında, tavaf ibadeti günün her saatinde kesintisiz devam eder. Zira Resûlullah (sas), gece ve gündüz hangi saatte olursa olsun Kâbe’yi tavaf edip namaz kılanlara engel olunmaması talimatı vermiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Erkeklerin tavaf yaparken Kâbe’nin etrafındaki ilk üç dönüşlerinde (şavt) daha heybetli yürümeleri (remel) ile tavafta ihramlıyken sağ omuzlarını açık bulundurmaları (ıztıba), aslında Mekke müşriklerine karşı güç ve gövde gösterisi amaçlı ortaya çıkmıştır. Mekkeli Müslümanlar hicret edince, Medine’nin havası kendilerini olumsuz etkilemiş ve biraz zayıf düşmüşlerdi. Aradan yedi yıl geçtikten sonra üç günlüğüne geldikleri umre ziyaretinde Mekkeliler tarafından bu durumları dile getirilince Hz. Peygamber (sas) ashâbına müşriklere karşı güçlü görünmelerini, onların oturduğu tarafa dolandıklarında daha çalımlı ve güçlü yürümelerini emretmiş ve onlar da bunu yapmıştı. İbn Abbâs’a (ra) göre, başlangıçta tavaf esnasında Kureyşlilere gövde gösterisi için yapılan remel (heybetli yürüyüş), Hz. Peygamber’in (sas) Veda <strong>hac</strong>cında, tavafın ilk üç şavtında yapmasıyla sünnet olmuştur. Nitekim bir defasında Hz. Ömer (ra), <i>"Biz neden hâlâ bu remele devam ediyoruz ki? Çünkü vaktiyle biz, onunla (bizim zayıf düştüğümüzü söyleyen) müşriklere karşı güç gösterisi yapardık, (güçlü) görünmek isterdik. Halbuki Yüce Allah (cc) onları helâk etmiştir."</i> demiş ancak hemen ardından, <i>"Ama biz, Hz. Peygamber’in (sas) yapmış olduğu bir şeyi terk etmek istemeyiz."</i> diye eklemiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Tavafın başlama noktasını göstermek gibi pratik bir faydası da bulunan <strong>Hac</strong>erülesved (Kara Taş) ise Rabbimizle ahdimizi yenilemenin sembolik bir işaretidir. <strong>Hac</strong>erülesved’in menşei, tarihçesi, mahiyeti ve mânevî değeri hakkında, bir kısmı sembolik anlam taşıyan çok sayıda rivayet vardır. Bu rivayetlerde umumiyetle <strong>Hac</strong>erülesved’in aslında sütten daha beyaz iken insanların günahları yüzünden karardığı, cennetten indirildiği anlatılır. Allah (cc) kıyamet günü <strong>Hac</strong>erülesved’i mahşer yerine getirecek, onun, göreceği iki gözü, konuşacağı bir dili olacak ve kendisini selâmlayanlara şahitlik yapacaktır.</p>

<p style="text-align:justify">Yine bazı rivayetlerde <strong>Hac</strong>erülesved’i selâmlama, Allah’a (cc) vermiş olduğu ahdi ifa etme ve Rahmân (cc) ile musâfaha gibi algılanmaktadır. Müslüman, ruhlar âleminde verdiği kulluk sözünü, amelleriyle ortaya koyduğu iman akdini, bu defa Beytullah’ta <strong>Hac</strong>erülesved’i selâmlayarak hem yineler hem güçlendirir. Burada asıl olan taşın kendisi değil, onu selâmlamanın sembolik anlamı ve Hz. Peygamber’in (sas) örnek davranışıdır. Hz. Peygamber (sas), müsaitse <strong>Hac</strong>erülesved’i öper, değilse elindeki baston ile selâmlayarak tavafa başlardı. O (sas), güçlü kuvvetli birisi olan Hz. Ömer’i (ra), zayıf bünyeli kimselere eziyet verebileceği gerekçesiyle, <strong>Hac</strong>erülesved’i öpmek için izdihama karışmaması konusunda uyarmış, eğer boş ise istilâm etmesini, aksi takdirde tehlîl ve tekbir ile geçmesini söylemişti. Nitekim bir defasında Hz. Ömer (ra) <strong>Hac</strong>erülesved’e seslenerek , <i>"Biliyorum ki sen bir taşsın. Ne zarar verirsin, ne de fayda! Eğer, Resûlullah’ın (sas) sana dokunduğunu görmeseydim sana el sürmezdim."</i> demiş ve eliyle dokunarak onu selâmlamıştır. Diğer sahâbîler de <strong>Hac</strong>erülesved’i selâmlarken, <i>"Allah’ım, sana inanarak, Kitabını ve Peygamberinin sünnetini tasdik ederek/Peygamberinin sünnetine uyarak."</i> derler ve öyle selâmlarlardı.</p>

<p style="text-align:justify">Tavaf sonrasında İbrâhim makamının yakınında iki rekât namaz kılınır. Bu namaz, Hz. Ömer’in (ra) <i>"Yâ Resûlallah! Keşke Makâm-ı İbrâhîm’i namazgâh edinsen de (orada) namaz kılsak?"</i> demesi üzerine Yüce Allah’ın (cc) indirdiği, "<i>Siz de İbrâhim’in makamından kendinize bir namaz yeri edinin!" </i> emrinin bir gereğidir. Kâbe kapısının birkaç metre karşısında yer alan Makâm-ı İbrâhîm denilen taşın, Hz. İbrâhim’in (as), oğlu Hz. İsmâil (as) ile birlikte Kâbe’yi yeniden inşa ederken üzerine basıp iskele olarak kullandığı yahut Hz. İbrâhim’in (as) insanları <strong>hac</strong>ca davet için üzerine çıktığı taş olduğu kabul edilir. Bu hatırayı yâd eden Peygamber Efendimiz (sas), Makâm-ı İbrâhîm’i kendisi ile Kâbe arasına alarak kıldığı iki rekât tavaf namazında Allah’ın (cc) birliğini, tevhidi içeren Kâfirûn ve İhlâs sûrelerini okurdu.</p>

<p style="text-align:justify">Sa’yin yapıldığı, yalçın kayalarla dolu, sert ve yüksek birçok dağa nispetle hayli mütevazı iki küçük kaya tepeciği olan Safâ ve Merve, Kur’an’a göre ‘şeâirullâh’ yani ‘Allah’ın (cc) (dininin) nişaneleri’dir. Koşmak, hızlı ve canlı yürüyüş anlamına gelen ‘sa’y’, <strong>hac</strong> ve umrede Kâbe’nin doğu tarafındaki Safâ tepesinden başlayarak Merve’ye dört gidiş, Merve’den Safâ’ya doğru da üç geliştir. Sa’yin aslı, Hz. İbrâhim (as) tarafından ileride Kâbe’nin inşa edileceği mevkiye getirilerek yavrusu ile baş başa bırakılan Hz. Hacer’in, yanındaki su ve azık tükenince henüz kendisini emmekte olan oğlu Hz. İsmâil (as) için su ararken bu iki tepe arasında koşması hâdisesine dayanır. Hz. Hacer yavrusuna su bulmak için, annelik sevgisi ve şefkatiyle sağa sola koşturur. Su temin edebilecek birilerini görebilir miyim diye bu iki tepe arasında gidip gelmeye başlar. İki tepe arasındaki vadiye indiği zaman orayı koşarak geçer. Ve bu su arayışı ilâhî iradenin hemen Kâbe’nin yanı başından zemzem suyunu ikram etmesine kadar devam eder. İşte bugün yeşil ışıklı direklerle işaret edilen ve <strong>hac</strong>ıların koşar adımlarla geçtikleri yer Hz. Hacer’in koştuğu o yerdir.</p>

<p style="text-align:justify">Sa’y, Hacer validemizin kızgın güneşin altında susuzluktan kıvranan biricik İsmâil’ine (as) hayat verecek suyu arayışı gibi bir arayıştır. Ve orada Hacer rolünü canlandıran <strong>hac</strong>ı, yedi defa canla başla, Hacer’deki telaşla, heyecanla arar kendi İsmâil’lerini (as) kurtaracak olan o mânâ suyunu, âb-ı hayatı. Kendi çocuklarının açlığını, susuzluğunu giderecek olan o hayat suyunu, ahlâkı, mâneviyâtı, ilmi, hayrı, hakikati ve hizmeti yeşertecek, kısaca nesillerimize hayat verecek mânevî zemzemi araştırır.</p>

<p style="text-align:justify">İbn Abbâs (ra), Resûlullah’ın (sas) Beyt’i ve Safâ ile Merve arasını ancak müşriklere kendi kuvvetini göstermek için koşarak sa’y ettiğini söylemiştir. Nitekim sa’y’in her seferinde, Safâ ile Merve arasındaki engin kısma gelindiğinde, (şimdiki iki yeşil direk ve ışıklarla gösterilen kısımda) erkekler orayı daha hızlı ve canlı bir şekilde yürüyerek herveleyle geçerler. Hervele, hayat kurtaran su arayışında kararlılığın, güçlü oluşun bir göstergesidir.</p>

<p style="text-align:justify">Safâ ile Merve arasındaki sa’y bitince, umre veya <strong>hac</strong> yapanlar tıraş olmak suretiyle sembolik olarak kendi bedenlerinden bir parçayı feda ederler. Bu, bir taraftan, gerektiğinde saçını değil, başını da Allah yolunda verebileceğini temsil ederken, başından dökülen her saç teli, âdeta dökülen günahları ve günahlardan arınmayı simgeler.</p>

<p style="text-align:justify">Hz. Peygamber (sas), "<i>Allah’ım, başlarını tıraş ettirenlere merhamet et!"</i> diye dua etmiş, sahâbeden bazıları, "Saçlarını kısaltanlara da dua etseniz ey Allah’ın Resûlü!" demişler; o da dördüncüsünde, "<i>Saçlarını kısaltanlara da."  </i>diyerek onlar için de dua etmiştir. Sahâbeden kimisi saçını tamamen kazıtmış, kimisi de saçını kısaltmıştır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Arafat</strong>, <strong>hac</strong>cın bizzat kendisidir ve Kâbe’yi tavaftan, Safâ ile Merve arasında sa’yden sonra kalan <strong>hac</strong> görevleri, arefe gününden itibaren <strong>Arafat</strong>’ta, Müzdelife’de ve Mina’da yerine getirilir. Kelime olarak ‘<strong>Arafat</strong>’, bilme, anlama, tanıma ve güzel koku gibi mânâlar taşıyan bir kökten gelir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Arafat</strong>, <strong>hac</strong>cın bizzat kendisidir. <strong>Arafat</strong>’ta Allah Resûlü’ne (sas), <strong>Hac</strong>cı sorduklarında kısaca: "<i><strong>Hac</strong>, <strong>Arafat</strong>(ta bulunmak)tır." </i> cevabını vermiştir. Bu ifade, bizim dilimizdeki vurgu ile söylenecek olursa tıpkı, ‘<strong>Hac</strong> demek, <strong>Arafat</strong> demektir.’ gibi anlaşılmalıdır. Bu sözü yorumlayarak ve <strong>Arafat</strong>’ın sembolik mânâsını anlamaya çalışacak olursak, ‘<strong><i>Hac</i></strong><i>, <strong>Arafat</strong>’tır.</i> ’ demek, hakikati bilmek, tanımak, anlamak, kavramak demektir. Dirilişi, mahşeri, mahkeme-i kübrâ öncesi bekleyişi, ölmeden önce ölmeyi, hesaba çekilmeden önce muhasebe yapmayı bilmek demektir. <strong>Arafat</strong>’ı idrak eden <strong>hac</strong>ı olur, <strong>Arafat</strong>’ı kavrayan marifeti bulur. <strong>Arafat</strong>, önce kendini bilme, kendini bulma deneyimidir. ‘Kendini bilen, Rabbini de bilir.’ fehvasınca, önce kendini tanıma, ardından da Rabbini tanımadır. Yunus’un dediği gibi: "İlim, ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir." Allah’ı (cc) unutanlar, nasıl hem kendilerini hem de Allah’ı (cc) unutmuşlarsa ve neticede âhirette de Allah (cc) tarafından unutulacaklarsa, <strong>Arafat</strong>’ta kendini ve Rabbini tanıyanlar da, mükâfat olarak Allah (cc) tarafından tanınacaklardır.</p>

<p style="text-align:justify">Arefe günü, en bereketli zaman ile en mübarek mekân birleşir ve kutsal <strong>Arafat</strong> iklimi ortaya çıkar. <strong>Arafat</strong>, tıpkı Rahmet Elçisi (sas) gibi yüzünü Kâbe’ye çevirip, sırtını Rahmet Dağı’nın eteklerine verip, İlâhî rahmete nail olabilme arayışıdır. <strong>Arafat</strong>’ta mümin, haşir ve hesaba çekiliş sahnesini temsilî bir şekilde yaşayarak sorumluluğun ve hesaba çekilmenin idrakine varır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Arafat</strong>’ta vakfeye durulur. ‘Vakfe’, duruş, bekleyiş demektir. <strong>Arafat</strong> vakfesi, insanın kıyamet günü Allah’ın huzurunda bekleyişini hatırlatır. Vakfe, <strong>Arafat</strong> meydanında heyecanla, korku ve ümit arası bir bekleyiştir. O, müminin, Rabbinin huzurunda imanla, sebatla, umutla gerçekleştirdiği bilinçli bir duruştur. Vakfe, inananların hesaba çekilmeden evvel nefisleriyle hesaplaşmasıdır. Âdeta âhiretteki büyük mahkeme öncesi yapılan bir duruşmadır. Bütün Müslümanların kardeş olduklarını, Hz. İbrâhim’in (as) milleti üzere tek bir din ve millet olduklarını, yekvücut olduklarını ispatlayan soylu bir duruştur.</p>

<p style="text-align:justify">Allah Resûlü (sas), <strong>Arafat</strong>’a varınca öğleden önce meşhur Veda Hutbesi’nden bir kısmını burada dillendirmiştir. Veda Hutbesi, Müslümanlar için bir çeşit haklar beyannamesi niteliğindedir. Hz. Peygamber (sas), o gün, yüz bin kişiye hitap etmiş ve hutbesinde hem kendi duruşunun hem de Müslümanların duruşlarının nasıl olması gerektiğini ilân etmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Allah Resûlü, <strong>Arafat</strong>’ta öğle ile ikindi namazlarını Mescid-i Nemire’de öğle vaktinde birleştirerek kıldıktan sonra devesine binerek vakfe yeri olan Cebelü’r-Rahme’ye gitmiş, orada devesinin sırtını kayalıklara vermiş, kıbleye yönelmiş ve güneşin batışına kadar dua ederek vakfesini yapmıştır.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Arafat</strong>’ta vakfe, bütün dünya Müslümanlarını temsilen gelen heyetlerin oluşturduğu dünyada eşi benzeri görülmeyen bir zirvedir. Sadece halkı Müslüman olan ülkelerden gelenlerin değil, diğer ülkelerde yaşayan Müslümanların da katıldığı dünya Müslümanlarının yekvücut oldukları bir kongredir. Bu kongrede gönüllerin tanışması, ruhların uzlaşması vardır. Dilleri, tenleri, ırkları, renkleri, kültürleri ve coğrafyaları farklı olmasına rağmen, inançları, duyguları, dertleri, dilekleri ve duaları aynı olan milyonların yürekleri ve içten yakarışları vardır vakfede.</p>

<p style="text-align:justify">Allah’ın (cc) arefe gününden başka kullarını cehennemden daha fazla azat ettiği hiçbir gün yoktur. Gerçekten Yüce Allah (cc) o gün meleklere, "<i>Şu toza toprağa karışmış kullarıma bir bakın!"</i> "<i>Bunlar ne istiyorlar?" </i> diyerek <strong>Arafat</strong>’taki <strong>hac</strong>ılarla övünür. Allah Resûlü (sas), "<i>Duaların en faziletlisi arefe günü yapılan duadır."</i> der ve şöyle buyurur: "<i>Şeytan, arefe günü görüldüğünden daha hor ve hakir, daha zelil ve öfkeli hiçbir zaman görülmemiştir. Bunun sebebi de onun, rahmetin indirilişini, Allah’ın büyük günahları affedişini görmesidir."</i></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hac</strong>ıların <strong>Arafat</strong>’tan sonraki durağı Meş’ar-i Harâm’dır. ‘Meş’ar’, şiar ve şuur yeri/zamanıdır. <strong>Hac</strong>ı orada beklenen bilinç düzeyine, hakikat şiarına erişecektir. "<i><strong>Arafat</strong>’tan akın edince Meş’ar-i Harâm’da Allah’ı anın."</i>  âyetinde geçen Meş’ar-i Harâm tabiri, <strong>hac</strong> menâsikinden bir kısmının yerine getirildiği <strong>Arafat</strong> ile Mina arasındaki bölgeyi ifade etmektedir. Bu âyette ‘akın edince’ diye çevrilen ‘ifâda’ tabiri, bir nehrin taşmasını, sel sularının coşkulu bir şekilde akmasını ifade eder. <strong>Arafat</strong> vakfesini yerine getirmenin sevinci ile <strong>hac</strong>ıların coşkulu bir tarzda âdeta bir insan seli gibi akması âyette böyle ifade edilmiştir. "<i>O’nu, size gösterdiği biçimde anın."  </i>şeklinde ikinci kez zikrin emredilmesinden, bu bölgenin Allah’ın (cc) zikredileceği bir mekân olduğu anlaşılmaktadır. Gece yarısından itibaren yapılmaya başlayan ve sabah namazı sonrasına kadar devam eden buradaki vakfenin, zikir için en uygun zaman dilimlerinden biri olduğu şüphesizdir.</p>

<p style="text-align:justify">Müzdelife, Haram bölgesi içinde <strong>Arafat</strong> ile Mina arasında kalan bir yerin adıdır. Akşamdan sonra <strong>hac</strong>ıların peş peşe gelip orada toplanmaları ve topluca Allah’a (cc) yakararak Mina’ya yaklaşmaları sebebiyle bu adı almıştır.</p>

<p style="text-align:justify">Hz. Peygamber (sas) <strong>Arafat</strong>’tan ayrıldıktan sonra akşam namazını geciktirerek, yatsı namazının vakti girdikten sonra ikisini birlikte burada kıldı. Geceyi istirahatla geçirdikten sonra, sabah namazının peşinden buradaki vakfesini yaptı. Allah Resûlü (sas), kıbleye karşı dönerek tekbir, tehlil ve kelime-i tevhidlerle Allah’a (cc) dua etmiş ve Müzdelife’nin tamamını vakfe yapılacak yer olarak ilân etmişti. Yolda ertesi gün girişecekleri temsilî savaşta şeytana atmak üzere Müzdelife’de Fadl b. Abbâs’a (ra) yedi taş toplatmıştı. Eline aldığı küçük taşları göstererek, ashâbına böyle taşlar atmalarını tavsiye etmiş, evvelki milletlerin dinde aşırılıkları sebebiyle helâk olduklarını hatırlatarak dinde aşırılıktan sakınmalarını emretmişti.</p>

<p style="text-align:justify">Müzdelife’den ayrıldıktan sonra, Muhassir vadisi sağda kalacak şekilde hızlıca Mina’ya geçilir. Muhassir bölgesi, Kâbe’yi yıkmak üzere gelen Ebrehe’nin fil ordusunun Ebâbîl kuşlarının attığı taşlarla hüsrana uğratıldığı yerdir. Oradan geçerken, "Fil sûresinde anlatıldığı gibi, küçücük taşlar, güçlü Ebrehe ordusunun planını nasıl boşa çıkarmışsa, Cemerât’ta atılacak taşlar da, şeytanın insana karşı kurduğu tuzakları boşa çıkarmalı!" diye düşünmelidir.</p>

<p style="text-align:justify">‘Mina’, aşırı istek, arzu demektir. Mina, Hz. İbrâhim (as) ile oğlu Hz. İsmâil’in (as), Allah’a (cc) olan aşklarının sınandığı yerdir. Bu sınavda Hz. İbrâhim (cc) âhir ömründe kendisine verilen biricik oğlunu Allah (cc) için kurban etmek; İsmâil (as) ise, bu uğurda canını vermek gibi çok ciddi bir sınavdan geçmiştir. Hz. İbrâhim (as) durumu oğluna açar ve görüşünü sorar. Hz. İsmâil’in (as) cevabı kısa ve nettir: <i>"Babacığım, sana emredileni yap. İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın."</i> Bu cevap üzerine Hz. İbrâhim (as), sevgili oğlunu Allah (cc) yolunda kurban etmeye karar verir ve Mina yolunu tutar. Allah’ı (cc) her şeyden, herkesten daha çok sevdiğini, Allah’a (cc) olan aşkını ispat etmek üzere çıkar yola. Ancak peygamber de olsa sonuçta bir insan ve baba olan, hem de baba olabilmek için neredeyse tam bir asır bekleyen Hz. İbrâhim’in (cc) karşısına o esnada şeytan çıkar. Bu kez, bir tarafta Allah’ın (cc) emri, diğer tarafta şeytanın vesvesesi vardır. Ve İbrâhimî kararlılık ağır basar. Hz. İbrâhim (cc), tercihini Allah (cc) sevgisinden, ebedî aşktan yana kullanmış, kendisini Allah’a (cc) yaklaştıran yolda karşısına çıkan şeytanı bugün taşlamanın yapıldığı yerlerde defalarca taşlamıştır. Neticede baba-oğul ikisi de Allah’ın (cc) emrine teslim olmuşlar ve bu ağır sınavı kazanmışlardır.</p>

<p style="text-align:justify">Aslında Hz. İbrâhim (cc) ve oğlunun sınavıyla, bugün bizim sınavlarımız pek farklı değildir. Ancak İbrâhimî tavır takınmanın çok zor olduğunda şüphe yoktur. Bu zorlu sınavda diğer sevgiler ağır basıyorsa burada yapılacak şey, Allah’tan (cc) istiğfar dilemektir. Nitekim âyette de Allah’tan (cc) bağışlanma dilenmesi emredilmektedir. Mina’da bu emri yerine getirip, kalbini Allah (cc) aşkıyla doldurduktan sonra, şeytanla yapacağı savaş öncesinde <strong>hac</strong>ı, Mina’da mağfiret miğferini giyer ve şeytanı taşlamak üzere Hz. İbrâhim’in (cc) onunla mücadele ettiği savaş alanına gider.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hac</strong>da kesilen kurbanlar, Allah’a (cc) yaklaşma çabasının göstergesidir. <strong>Hac</strong> esnasında kesilen kurbanlık hayvanlar, Kur’an’da, <i>’Allah’ın nişaneleri’</i> olarak anılır. Burada asıl ve önemli olan, kesilen hayvanların bedenleri değil, onların sembolik anlamıdır. Bu nedenledir ki Yüce Allah (cc), "<i>Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Ama O’na sizin takvanız ulaşır." </i> buyurur. Allah (cc) için kesilen bu kurbanların kanları, kurban sahibinden de günahların dökülmesini ve diğer bütün <strong>hac</strong> menâsiki ile birlikte <i>’kirlerin giderilmesini’</i>  sembolize eder.</p>

<p style="text-align:justify">‘Hedy’ denilen <strong>hac</strong> kurbanı, <strong>hac</strong>ca gelen müminin sırf Allah için malından vazgeçebildiğinin ifadesidir. İhramda bir otu dahi koparmak yasak iken, Allah’a (cc) bağlılığın, fedakârlığın bir göstergesi olarak bayramda canlı hayvanlar kurban edilmektedir. Özellikle kurban etlerinin tamamının yoksul İslâm ülkelerine gönderildiği günümüzde, <strong>hac</strong>ının hiç tanımadığı Müslüman kardeşlerine verdiği destek ve sosyal dayanışma <strong>hac</strong>cın en hikmetli yönlerinden birini oluşturmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Kurban, aynı zamanda <strong>hac</strong> görevlerini yerine getirebilmenin şükrünü eda etmek demektir. <strong>Hac</strong>ı, Allah (cc) için kurban keserken, bunun Hz. İbrâhim’den (as) kalma bir sünnet olduğunu, Allah (cc) yolunda en sevilen yavrunun kurban edilmesinden bir bedel olduğunu tefekkür etmelidir. Allah’ın (cc) verdiği mal ve evlâtların, Allah (cc) yolunda engel değil, tam tersine kendisini Allah’a (cc) yaklaştıracak birer vesile olduğunu düşünmelidir.</p>

<p style="text-align:justify">Kurban Bayramı günlerinde getirilen tekbirlere ‘Teşrik Tekbirleri’ denir. Câhiliye döneminde, kesilen kurban etleri kızgın kayalara serilmek suretiyle güneşte kurutulduğu için ‘teşrik’ denilmiştir. Böylece <strong>hac</strong>ılar, <strong>hac</strong>ca gelirken nasıl takva azığıyla geliyorsa, Mina’dan da geriye yine takva azığı götürmelidir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hac</strong>ıların kurban bayramı günlerinde Mina’da yerine getirdikleri <strong>hac</strong> menâsikinden biri de ‘şeytan taşlama’dır. Taşlama, Cemerât veya Cimâr denilen üç ayrı mahalde yapılır ve Hz. İbrâhim’e (as) engel olmaya çalışan şeytanı kovmak amacıyla ona taş atılmasını sembolize eder. Rivayete göre bir peygamber olarak Hz. İbrâhim’e (as) şeytan gözükmüş ve o da Rabbi ile arasına girmek isteyen, kendisini engellemeye çalışan şeytanı taşlamıştır. "<i><strong>Hac</strong> menâsikinizi (benden) alın!" </i> buyuran Allah Resûlü (sas) de, bunu bizzat yapmış ve insanlara öğretmiştir.</p>

<p style="text-align:justify">Taşlama, bir anlamda şeytana karşı girişilen mücadeleyi sembolize eder. <strong>Hac</strong>ı, attığı her bir taşı, aslında nefsine, şehvetine ve şeytana karşı fırlatır. Kendisini çeşitli hatalara, günahlara sürükleyen bu farklı cepheleri bir bir yok etmeye çalışır. Sahip olduğu her şeyi Allah (cc) uğrunda feda etme yolunda, şeytan karşısına nerelerden çıkıyorsa, hangi silahları ve cepheleri kullanıyorsa oraları bertaraf etmelidir. Gurur, kibir, mal, mülk, makam, mevki, rütbe, şan, şöhret, benlik, gençlik, güzellik, evlilik, çoluk çocuk... Kulluğun ve sorumluluğun önünde engel olan şeyler her ne ise...</p>

<p style="text-align:justify">Cemerât’ta sembolik olarak ilk gün yedi, sonraki günler kırk dokuz veya yetmiş taş atar. Bu, kesretten (çokluktan) kinayedir; yani burada önemli olan taşların sayısının çokluğu değil, taşların ifade ettiği mânevî ve sembolik anlamdır. Mümin artık şeytana karşı sürekli teyakkuz hâlinde olmalı, yüzlerce defa karşısına çıksa da ona fırlatacağı binlerce taşı olmalıdır. Artık öteden beri tekrarladığı, "Taşlanmış şeytanın şerrinden Allah’a (cc) sığınırım!" şeklindeki ‘istiâze’ yani ‘eûzü çekmeyi’ sadece sözüyle değil, daha bilinçli bir şekilde özüyle yapmalıdır. Kimden kime sığındığını fark etmelidir. ‘Racîm’ olan şeytandan, ‘Rahîm’ olan Allah’a (cc) sığındığını kavramalıdır. Şayet bunu kavrayamaz ve sadece sembolde, şekilde takılır kalır da, taşlamanın anlam ve hikmetini idrak edemezse şeytanı taşladığı vehmiyle bir kez daha aldanır, o kadar! Çünkü şeytan orada, dışarıda bir yerde değil, Hz. Peygamber’in (sas) benzetişiyle, "<i>kanın damarlarda dolaştığı gibi insanın içinde dolaşır."</i></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Arafat</strong>’ta bilgiye, Meş’ar’da bilince, Mina’da sevgiye ve Cemerât’ta zafere kavuşan <strong>hac</strong>ı, kurban hedyi (hediyesi) ile takvaya, takva ile de Allah’a (cc) ulaşmaktadır. <strong>Hac</strong> boyunca sabır, savaş, şükür ve zafer yaşanmaktadır ve şeytana karşı yapılan savaşta elde edilen zafer kutlanmaktadır.</p>

<p style="text-align:justify">Hulâsa ihram, tavaf, sa’y, vakfe, şeytan taşlama gibi kendine özgü çeşitli görevlerle/menâsikle <strong>hac</strong>, baştan sona sembollerle dolu ibadetlerden oluşur. Buradaki her bir sembolik davranışın belli bir anlamı ve mümini eğitici ve bilinçlendirici bir yönü vardır. Fakat neticede Hz. Peygamber’in (sas) buyurduğu üzere: "<i>Kâbe’yi tavaf, Safâ ile Merve arasında yapılan sa’y ve şeytan taşlama işi (dünya kelâmı konuşmak veya gafletle geçirmek için değil) ancak Allah’ın (adının) anılmasını sağlamak içindir."</i></p>

<p style="text-align:justify"><strong>Hac</strong> ibadetinin son noktasını 'Ziyaret Tavafı’ oluşturur. Nefsine, şehvetine ve şeytana karşı giriştiği sembolik savaşını kazanan muzaffer bir askerin, gelip komutanına zaferini müjdelemesi gibi, Kâbe’ye gelen <strong>hac</strong>ı da Allah’ın (cc) huzuruna çıkarak bütün görevleri yerine getirdiğini bildirir. <strong>Arafat</strong>’ta mahşeri yaşamış ve marifete erişmiş, Mina’da malıyla, canıyla, bütün varlığıyla Allah’ın yolunda olduğunu göstermiş bir insan olarak, hayatının geri kalan kısmında da sürekli bu hâlde olacağını Ziyaret Tavafı’nda bütün içtenliğiyle tekrar ifade eder. Kâbe’nin huzurunda Allah’a (cc) kâlû belâda verdiği ‘kul olma’ sözünü tutacağına dair tekrar söz verir.</p>

<p style="text-align:justify">Kendisinden istenen görevi başarıyla yerine getirmenin sevinci, şükrü ve bunun Allah (cc) nezdinde mebrûr ve makbul bir <strong>hac</strong> olması dua ve niyazları vardır <strong>hac</strong>ının dilinde ve gönlünde. Ziyaret Tavafı’yla <strong>hac</strong> tamamlandığı için, bu tavaf âdeta bir mühür mesabesindedir. Günlerdir devam eden, iman, itaat, teslimiyet, ahlâk ve ibadetin her türlüsünün hem gönül hem dille, hem eylem hem bedenle ispat edilmeye çalışıldığı çok yönlü bir programın son noktasıdır Ziyaret Tavafı. <strong>Hac</strong>ı, "<i>Annesinin kendisini dünyaya getirdiği günkü gibi"  masum ve saf vaziyette </i>günahlarından arınmış olma ümidi ile son yakarışlarını yapar Kâbe’nin etrafında.</p>

<p style="text-align:justify">Her fâninin ömrünün bitişi gibi, Allah’ın (cc) kendisine verdiği bu mukaddes iklimdeki günlerin de sonuna gelinir. <strong>Hac</strong>ının memleketine dönmeden evvel Kâbe ile vedalaşmak üzere yapacağı tavafa ‘Veda (Sader) Tavafı’ denilir. Her vedada hüzün vardır. Birkaç günlük ‘Rahmân’ın misafirliği’ sona ermiş ve huzurdan ayrılmanın zamanı gelip çatmıştır. <strong>Hac</strong>ının kalbi, birkaç hafta önce Kâbe’ye kavuşmanın heyecanı ile çarparken, şimdi bu mukaddes mekândan ayrılmanın hüznü ile burkulmaya başlar. <strong>Hac</strong>ı şunları düşünür bu veda tavafında: Acaba Kâbe-i Muazzama’ya bir kez daha kavuşmak nasip olacak mı? Dünyada Kâbe’ye kavuşma imkânı veren Allah’ın acaba cennet ve cemâline kavuşmak mümkün olacak mı? Acaba Kâbe ile gerçekleşen geçici ve sembolik vuslat, âhirette gerçek ve ebedî vuslata dönüşecek mi? İşte bu duygu ve düşüncelerle, endişe ile ümit arasında Kâbe’ye veda eder. Günlerdir gözüyle gördüğü Beytullah’ı, bundan sonraki hayatında gönlüyle görmek, <strong>hac</strong> esnasında edindiği tecrübeyi gönül bağıyla sürdürmek üzere veda eder.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hadislerle İslam</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/haccetmek-hac-arafattir-1</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 00:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2022/12/haccetmek-hac-arafattir.jpg" type="image/jpeg" length="15287"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Borç ilişkilerini kayda geçirmek]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/borc-iliskilerini-kayda-gecirmek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/borc-iliskilerini-kayda-gecirmek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Borç ilişkilerinin yazılı belge veya şahitler marifetiyle güvence altına alınması daha uygundur.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p style="text-align:justify"><strong>Ey iman edenler! Belirlenmiş bir zamana kadar bir borç ilişkisi kurduğunuzda bunu yazın. Bakara, 2/282</strong></p>

<p style="text-align:justify">Faizi haram kılan Kur’an, gerek ödünç almak ve gerekse diğer meşru akitleri yapmak suretiyle borçlanmayı helal kılmış, bu hükmü de hemen faiz yasağının arkasından beyan etmiştir. Borç ilişkisinde en önemli mesele borcun zamanında ve eksiksiz olarak ödenmesidir. Bunun sağlanabilmesi için de hem unutmayı hem de inkârı önleyecek yazılı vesika ve şahit tutma gibi ek tedbirlere ihtiyaç vardır. Yazılı belgeler birer ispat vasıtasıdır. Yazma, şahit tutma ve teminat alma gibi işlemler, insanlarda emanet, sorumluluk ve güven duygusunu geliştirir.</p>

<p style="text-align:justify"><strong>Borç ilişkilerinin yazılı belge veya şahitler marifetiyle güvence altına alınması daha uygundur.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p style="text-align:justify"><strong>Deyn:</strong> Borç, kişileri birbirlerine karşı bir şey yapmak yahut vermekle yükümlü kılan hukukî ilişki.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bir Ayet</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/borc-iliskilerini-kayda-gecirmek</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 00:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/images/haberler/2022/10/borc_iliskilerini_kayda_gecirmek_h28075_80ae3.jpg" type="image/jpeg" length="18126"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hz. Süleyman (as) ve Orduları]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/hz-suleyman-as-ve-ordulari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/hz-suleyman-as-ve-ordulari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir Ayet: Süleyman, Davud’a vâris oldu ve “Ey insanlar, bize kuş dili öğretildi ve bize her şey verildi. Şüphesiz bu, apaçık bir lütuftur.” dedi. (Neml, 27/16)]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de bir hükümdar-peygamber olarak Hz. Süleyman’dan (as) ve onun üstün vasıflarından bahsedilmektedir. Allah; Süleyman’ı peygamberlik, hükümdarlık, hikmet ve ilimle donatmış, saltanatı ve nübüvveti onun şahsında toplamıştır. Hz. Süleyman’ın emrine kasırga gibi esen rüzgâr verilmiştir ki (Enbiyâ, 21/81) bu rüzgâr sabahleyin bir aylık, akşamleyin bir aylık yolu katetmektedir. Hz. Süleyman’a kuş dili öğretilmiştir. Kur’an Süleyman’ın cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan ordulara sahip bulunduğunu; bu orduların hep birlikte sefere çıktığını (Neml, 27/16-17), emrinde çalışan cinlerin Süleyman’a yüksek ve görkemli binalardan, heykellerden, havuzlar kadar geniş lengerlerden, sabit kazanlardan ne dilerse yaptıklarını (Sebe’, 34/12-13), yine şeytanlar arasında onun için bina kuran, dalgıçlık eden ve başka işler görenlerin olduğunu da (Enbiyâ, 21/82; Sâd, 38/37) bildirmektedir. Hz. Süleyman’ın kırk yıl saltanat sürdüğü ve elli üç yaşında vefat ettiği nakledilmektedir.</p>

<hr />
<p><strong>Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; eğer inanmışsanız şüphesiz en üstün olan sizsiniz. (Âl-i İmrân, 3/139)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Takvimi</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/hz-suleyman-as-ve-ordulari</guid>
      <pubDate>Sat, 09 May 2026 00:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/mehmet/takvim-2026/mayis-9.jpg" type="image/jpeg" length="37249"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[8 Mayıs 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/8-mayis-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/8-mayis-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 8 Mayıs 2026 tarihli ve "İbadetler, Bizi Rabbimize Yakınlaştırır" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarih: 08.05.2026</strong></p>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>﷽</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ</strong><strong>.</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ</strong><strong> </strong><strong>عَلَيْهِ وَسَلَّمَ</strong><strong>:</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>...</strong><strong>اَللّٰهُمَّ مِنْكَ وَلَكَ عَنْ مُحَمَّدٍ وَأُمَّتِهِ</strong><strong>.</strong></h3>

<h3 style="text-align:center"><strong>İBADETLER, BİZİ RABBİMİZE YAKINLAŞTIRIR</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>İbadetlerimiz, bizi; Rabbimize yakınlaştıran, O’nun rızasına ulaştıran ve güzel ahlakla donatan kulluk vazifemizdir. <strong>“De ki: Benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm ancak âlemlerin Rabbi olan Allah içindir”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/08-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> ayet-i kerimesi bunun en açık ifadesidir.</p>

<p>Namazımız, bizi günahlardan ve kötülüklerden alıkoyar. Kalbimize ferahlık, ruhumuza huzur verir. Zekâtımız ve sadakamız, malımıza ve ömrümüze bereket katar. Yardımlaşma ve dayanışma bilincinin bütün topluma yayılmasına vesile olur. Orucumuz; gönlümüzü, dünyevi hırs ve tutkuların esaretinden kurtarır. Ahlakımızı olgunlaştırır, bize şahsiyet kazandırır.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Haccımız ve umremiz, Allah’a teslimiyetimizin nişanesi olan ibadetlerimizdendir. Kur’an-ı Kerim’de, <strong>“Haccı ve umreyi Allah için eksiksiz yerine getirin”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/08-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong> buyrulmaktadır. Hacı adaylarımızı kutsal beldelere yolcu ettiğimiz şu günlerde bizler biliyoruz ki, haccımız ve umremiz; dili, ırkı ve mezhebi farklı olan Müslümanları bir araya getiren, onlara kulluk bilinci ve ümmet şuuru kazandıran kardeşlik buluşmasıdır. Müminin, Allah’ın sonsuz rahmet ve merhametine sığındığı, samimi tövbeler ve gözyaşlarıyla günahlarının bağışlanmasını umduğu kutlu bir yolculuktur. İnananlara, geçmişin muhasebesini yaparak geleceklerini inşa etme fırsatı sunan yenilenme ve diriliş zamanıdır.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Yüce Rabbimize olan kurbiyyetimizi artıran bir diğer ibadet ise kurbandır. Yine bugünlerde hazırlığına başladığımız kurban ibadetimiz, malımızı ve canımızı Cenâb-ı Hakk’ın yolunda feda edebileceğimizin bir göstergesidir. <strong>“Kurbanların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. O’na ulaşacak olan ancak sizin takvanızdır”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/08-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a> </strong>ayet-i kerimesinde buyrulduğu üzere, kurbandan maksat, Allah’ın emrine boyun eğmektir. O’na olan sadakati izhar etmektir. Kurbandan maksat; bencillik, cimrilik ve tamahkârlık gibi kötü huylardan arınmaktır. Ve kurbandan maksat; gönüllerimizi birbirine açmaktır, birlik ve beraberliğimizi pekiştirmektir. Böylelikle iyiliği yeryüzüne hâkim kılmanın gayretinde olmaktır.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Kurban, bir iyilik hareketidir. Milletimizi bir umut olarak gören insanlarla aramızda kurduğumuz gönül köprüsüdür. Kurban, yolumuzu hasretle bekleyen kardeşlerimizin hanelerine muhabbet taşımak, sofralarında bayram sevincini yaşatmaktır. Bu vesileyle; arzu eden kardeşlerimiz, vekâlet yoluyla kestirmek istedikleri kurbanlarını, Diyanet İşleri Başkanlığımız ve Türkiye Diyanet Vakfımıza emanet ederek bu iyilik hareketine destek verebilirler.</p>

<p>Yüce Rabbimizden; bizleri, sağlık ve afiyet içerisinde Kurban Bayramı’na ulaştırmasını niyaz ediyoruz. Hutbemizi, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in şu duasıyla bitiriyoruz: <strong>“…Allah’ım! Bu kurban Sendendir ve Hz. Muhammed (s.a.s) ile ümmeti tarafından Senin rızan için sunulmuştur.”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/08-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn4" name="_ednref4" title=""><sup><strong><sup>[4]</sup></strong></sup></a></strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/08-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> En’âm, 6/162.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/08-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Bakara, 2/196.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/08-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Hac, 22/37.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/08-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> İbn Mâce, Edâhî, 1.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/8-mayis-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 08 May 2026 10:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/8-mayis-2026-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="52072"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[1 Mayıs 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/1-mayi-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/1-mayi-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 1 Mayıs 2026 tarihli ve "Alın Teri Mukaddestir" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarih: 01.05.2026</strong></p>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>﷽</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَابْتَغِ ف۪يمَٓا اٰتٰيكَ اللّٰهُ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ وَلَا تَنْسَ نَص۪يبَكَ مِنَ الدُّنْيَا وَاَحْسِنْ كَمَٓا اَحْسَنَ اللّٰهُ اِلَيْكَ</strong><strong>..</strong><strong>.</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ</strong><strong>:</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>...</strong><strong>فَمَنْ كَانَ أَخُوهُ تَحْتَ يَدِهِ فَلْيُطْعِمْهُ مِمَّا يَأْكُلُ، وَلْيُلْبِسْهُ مِمَّا يَلْبَسُ، وَلاَ تُكَلِّفُوهُمْ مَا يَغْلِبُهُمْ</strong><strong>…</strong></h3>

<h3 style="text-align:center"><strong>ALIN TERİ MUKADDESTİR</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>İslam; kazanç ile infakı, zanaat ile ahlakı bir araya getiren hayat dinidir. Dinimiz, bütün insanlığı; iş hayatında hak ve hukuka riayet etmeye, helal-haram bilincini kuşanmaya davet etmektedir. Alın terini mukaddes saymakta, helal ve meşru yollardan rızık temin etmeyi ibadet olarak görmektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s), bir hadis-i şeriflerinde bizleri çalışmaya şöyle teşvik etmektedir: <strong>“Sizden birinizin, urganıyla sırtında bir bağ odun satması, böylece Allah’ın onun itibarını koruması, verip vermeyecekleri belli olmayan kimselerden bir şeyler istemesinden daha hayırlıdır.”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/01-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong></p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Bugün, dini ve insani değerlerin çalışma hayatının dışına itilmeye çalışıldığına şahitlik ediyoruz. Üzülerek ifade edelim ki, biz Müslümanlar da bu yanlış gidişattan nasibimizi almaktayız. Oysaki iş ve ticaret hayatındaki faaliyetler ve elde edilen gelirler, Müslüman için bir amaç ya da bir hedef olmamalıdır. Bilakis, Allah’ın rızasına ulaşmada, iki cihan saadetini elde etmede bir araç olmalıdır. Bu nedenledir ki, biz Müslümanlar; ticaretimizde, alış-verişimizde, işçi ve işveren ilişkilerimizde iyiliği, adaleti ve merhameti esas alan, ahlaki ilkeleri usta-çırak eğitimi çerçevesinde nesilden nesile aktaran bir anlayışı benimsemek durumundayız.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Kıymetli İşçi ve İşveren Kardeşlerim!</strong></h3>

<p>İşyerini sadece bir geçim kapısı değil, karşılıklı güvenin hâkim olduğu birer ‘emniyet yurdu’ haline getirmek, herkesin ortak görevidir. Bununla birlikte işçi; Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, <strong>“Allah Teâlâ, işinizi en güzel şekilde yapmanızdan hoşnut olur”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/01-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong> nasihatine kulak vermeli; işini, sağlam ve kaliteli yapmalıdır. Yaptığı işin ve çalıştığı işyerinin kendisine bir emanet olduğu bilinciyle hareket etmeli; evine, alın teriyle elde ettiği helal lokmayı götürmenin gayretinde olmalıdır. İşveren ise; Allah Resûlü (s.a.s)’in, <strong>“Her kimin yanında kardeşi çalışırsa, ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara güçlerini aşan işler yüklemeyin”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/01-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn3" name="_ednref3" title=""><sup><strong><sup>[3]</sup></strong></sup></a></strong> emri gereğince, işçiye hakkını tam ve zamanında ödemeye çalışmalı, onun sosyal haklarını gözetmelidir. İşçinin güvenli ve sağlıklı bir ortamda çalışması için gerekli tüm tedbirleri almalıdır. Bu amaçla yapılacak her çalışmanın; sadece bir insanın değil, ailenin ve toplumun geleceğini korumak olduğunu unutmamalıdır.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>İşveren ya da işçi olmanın, insani açıdan hiçbir üstünlüğü yoktur. Allah katında insanların en faziletlisi; imanla nasiplenen, ibadet ve güzel ahlakla hayatını süsleyen, takva elbisesine bürünendir. İnsanların en faziletlisi; hakkaniyeti, dürüstlüğü, yardımlaşma ve dayanışmayı bütün menfaatlerin üstünde görendir.</p>

<p>Hutbemizi, Yüce Rabbimizin şu ayet-i kerimesi ile bitiriyoruz: <strong>“Allah’ın sana verdiği şeylerle ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah’ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap...”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/01-mayis-2026-cuma-hutbesi#_edn4" name="_ednref4" title=""><sup><strong><sup>[4]</sup></strong></sup></a></strong></p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/01-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Buhârî, Zekât, 50.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/01-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Beyhakî, Şüabü’l-îmân, 4/334.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/01-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Buhârî, Îmân, 22.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/01-mayis-2026-cuma-hutbesi#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Kasas, 28/77.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/1-mayi-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 01 May 2026 12:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/1-mayis-2026.jpg" type="image/jpeg" length="38759"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yurtta bahar havası]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/yurtta-bahar-havasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/yurtta-bahar-havasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yurdun büyük kısmında  ilkbaharın gelmesiyle birlikte çiçekler açtı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM FOTO</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/yurtta-bahar-havasi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/ilk-bahar-cicek-11.jpg" type="image/jpeg" length="16234"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üsküdar'da 333 Hafız icazet sevinci yaşadı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/uskudarda-333-hafiz-icazet-sevinci-yasadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/uskudarda-333-hafiz-icazet-sevinci-yasadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Büyük Çamlıca Camii'nde, Üsküdar'da Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı imam hatip okulları ile Müftülüğe bağlı Kur'an kurslarında hafızlık eğitimini tamamlayan 333 öğrenci için Hafızlık İcazet Merasimi düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş'un katılımıyla düzenlenen törende 333 hafıza icazet verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/uskudarda-333-hafiz-icazet-sevinci-yasadi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 14:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/hafiz-hafizlik-33.jpg" type="image/jpeg" length="72837"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[24 Nisan 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/24-nisan-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/24-nisan-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 24 Nisan 2026 tarihli ve "Merhamet Eğitimi" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3 dir="RTL" style="text-align:left"><strong>Tarih: 24.04.2026</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>﷽</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>اُدْعُ اِلٰى سَب۪يلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ</strong><strong>..</strong><strong>.</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ</strong><strong>:</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>اَللّ</strong><strong>ٰ</strong><strong>هُمَّ انْفَعْنِى بِمَا عَلَّمْتَنِى وَعَلِّمْنِى مَا يَنْفَعُنِى وَزِدْنِى عِلْمًا</strong><strong>.</strong></h3>

<p dir="RTL" style="text-align:center"><strong>MERHAMET EĞİTİMİ</strong></p>

<p dir="RTL" style="text-align:left"></p>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Yüce dinimiz İslam’ın üzerinde hassasiyetle durduğu hususlardan biri de eğitimdir. Medeniyetimizde eğitim; ilimle hikmetin, bilgiyle ahlakın bir arada bulunduğu hakikat arayışı olarak görülür. İnsanı, Allah’a yaklaştıran; sevgi, saygı ve şefkat gibi faziletlerle buluşturan eğitim anlayışı benimsenir. Dünyalık başarının yanında, kişinin; Rabbine, ailesine ve çevresine karşı sorumluluklarını yerine getirdiği eğitim bilincinin oluşması hedeflenir. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, <strong>“Allah’ım! Öğrettiklerinle beni faydalandır. Fayda verecek ilmi bana öğret ve ilmimi artır”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/24-nisan-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a> </strong>duası bu duruma en güzel örnektir.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Eğitim, ömür boyu devam eden bir süreçtir. Çünkü insan; eğitimle şekillenir. Eşyanın hikmetini ve yaratılışın gayesini eğitimle kavrayabilir. İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan eğitimle ayırabilir. Dinin, canın, malın, neslin ve aklın korunduğu erdemli bir toplum eğitimle inşa edilebilir. Adalet ve merhametin hâkim olduğu bir medeniyet ancak eğitimle kurulabilir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Bugün, bütün dünya, insanı insan yapan değerlerin zaafa uğradığı bir dönemden geçmektedir. Bundan kurtuluş, insanın; özüne dönmesi, vahyin yol göstericiliği, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in güzel ahlakını örnek almasıyla mümkündür. Toplum olarak bizler de milli ve manevi değerlerimizle hemhal olmuş bir eğitim anlayışıyla, sıkıntılarımıza çare bulabilir, birbirimize umut olabilir, geleceğe daha güvenle bakabiliriz. Zira bizler; Cenâb-ı Hakk’ın, <strong>“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/24-nisan-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a> </strong>ayet-i kerimesini kendisine şiar edinen bir medeniyetin mensuplarıyız. Muallim olarak gönderilen,<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/24-nisan-2026-cuma-hutbesi#_edn3" name="_ednref3" title="">[3]</a> sünnet-i seniyyesi ve merhamet eğitimiyle sadece içinde yaşadığı topluma değil bütün insanlığa rehberlik eden Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’in ümmetiyiz. <strong>“İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır”</strong><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/24-nisan-2026-cuma-hutbesi#_edn4" name="_ednref4" title=""><strong><strong>[4]</strong></strong></a> hadis-i şerifi gereğince iyiliğin yeryüzündeki temsilcileri olma sorumluluğunu omuzlarında taşıyan şanlı bir ecdadın torunlarıyız.</p>

<h3><strong>Değerli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Bugün her birimize düşen görev; bizi biz yapan, bizi ayakta tutan değerlerimize sımsıkı sarılmaktır. Çocuklarımızı ve gençlerimizi her türlü batıl ideolojiden, sapkın akımdan, zararlı alışkanlıktan korumaya var gücümüzle gayret göstermektir. Onların zihinlerine ilmi, kalplerine imanı, hayatlarına ibadet ve ahlakı nakşetmeye daha fazla ehemmiyet vermektir.</p>

<p>Hutbemizi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu duası ile bitiriyoruz: <strong>“Allah’ım! Huşû duymayan kalpten, doymayan nefisten, fayda vermeyen ilimden ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım.”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/24-nisan-2026-cuma-hutbesi#_edn5" name="_ednref5" title=""><strong>[5]</strong></a></strong></p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/24-nisan-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Tirmizî, Deavât 128.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/24-nisan-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Nahl, 16/125.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/24-nisan-2026-cuma-hutbesi#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Dârimî, Mukaddime, 32.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/24-nisan-2026-cuma-hutbesi#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Kudâî, Müsnedü’ş-şihâb, I, 365.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/24-nisan-2026-cuma-hutbesi#_ednref5" name="_edn5" title="">[5]</a> Nesâî, İstiâze, 13.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/24-nisan-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 11:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/05/24042026-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="99544"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Başkan Arpaguş Diyanet'in "İyilik Seferberliğini" anlattı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/baskan-arpagus-diyanetin-iyilik-seferberligini-anlatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/baskan-arpagus-diyanetin-iyilik-seferberligini-anlatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Diyanet Televizyonunda yayınlanan "İyilik Vakti" programına konuk oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Diyanet TV ekranlarında izleyiciyle buluşan "İyilik Vakti" programına konuk olan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Başkanlığın ve Türkiye Diyanet Vakfının 2026 yılı Ramazan ayında yurt içi ve yurt dışında yürüttüğü yardım faaliyetlerini anlattı.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vekaletle Kurban organizasyonu hakkında da bilgiler veren Başkan Arpaguş, vekalet vermek isteyen vatandaşların yurt içi ve yurt dışında kurbanlarının kesimini tercih edebileceklerini vurguladı.</p>

<p>Arpaguş, uzun süredir işgalci israil saldırıları altında zulüm gören Filistinlilere yönelik Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfının çalışmalarına değinerek bu yıl Filistin'deki mazlumlara ulaştırılmak üzere vekalet yoluyla kurban kesimi gerçekleştirileceğinin de altını çizdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Diyanet Haber</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/baskan-arpagus-diyanetin-iyilik-seferberligini-anlatti</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 00:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/wISeUgp4fWc/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="17234"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[17 Nisan 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/17-nisan-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/17-nisan-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 17 Nisan 2026 tarihli ve "Birbirimize Kenetlenelim, Sorumluluklarımızı İdrak Edelim" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarih: 17.04.2026</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>﷽</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا قُٓوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْل۪يكُمْ نَاراً وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ </strong><strong>...</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ</strong><strong>:</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>ا</strong><strong>َ</strong><strong>لْمُؤْم</strong><strong>ِ</strong><strong>نُ ل</strong><strong>ِ</strong><strong>لْمُؤْمِن</strong><strong>ِ</strong><strong> كَالْبُنْيَانِ يَش</strong><strong>ُ</strong><strong>دُّ ب</strong><strong>َ</strong><strong>عْضُهُ بَعْضاً</strong><strong>.</strong></h3>

<h3 style="text-align:center"><strong>BİRBİRİMİZE KENETLENELİM, SORUMLULUKLARIMIZI İDRAK EDELİM</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Hafta içinde yüreklerimizi dağlayan, hepimizi derin bir üzüntüye sevk eden, elem verici hadiseler yaşadık. Öğretmen ve öğrencilerimizi hedef alan saldırılar sebebiyle canlarımız hayattan koparıldı, birçok canımız da yaralandı. Yüce Rabbimizden; hayatlarını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize rahmet, yaralı kardeşlerimize acil şifalar diliyoruz. Cenâb-ı Hak, anne-babalarına ve yakınlarına sabr-ı cemil ihsan eylesin. Milletimizin başı sağ olsun.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Bugünler, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in, <strong>“Müminin mümine karşı durumu, bir parçası diğer parçasını sımsıkı kenetleyip tutan binalar gibidir”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/17-nisan-2026-cuma-hutbesi#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> buyurduğu üzere, milletçe kenetlenme, acıları ve hüzünleri paylaşma, barış ve huzur iklimini muhafaza etme günleridir. Yüce Rabbimizin merhametine, devletimizin basiretine, milletimizin sağduyusuna güvenme günleridir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Acımız çok büyük. Ancak, dün olduğu gibi bugün de millet olarak el ele, gönül gönüle verip bütün sıkıntılarımızın üstesinden gelebilir, dertlerimize derman olabiliriz. Yeter ki, kötülüğün içimizi karartmasına, birbirimize olan güvenimizi sarsmasına fırsat vermeyelim. Evlatlarımızın; vatan ve mukaddesatına bağlı, imanlı ve ahlaklı bir insan olarak yetişmeleri için daha fazla gayret gösterelim.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Günümüzde çocuklarımız, çok yönlü bir kuşatma altındadır. Dijital bağımlılıklar, zararlı alışkanlıklar, bilinçsiz tüketim anlayışı, olumsuz iletişim dili evlatlarımızın ruh ve gönül dünyalarını bulandırmaktadır. Hayatın pek çok alanına etki eden bu problemler, yavrularımızı değerlerimize yabancılaştırmakta, onların tertemiz zihinlerini kirletmekte ve kalplerini karartmaktadır. Dolayısıyla; anne ve babalar, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, hukukçular, medya mensupları, sanatçılar, yapımcılar, akademisyenler, hocalar, öğretmenler, hâsılı millet olarak hepimiz, her zamankinden daha fazla sorumluluklarımızın idrakinde olalım. Yüce Rabbimizin tertemiz fıtratla yarattığı ve bizlere emanet ettiği çocuklarımızın ellerinden tutalım, sığınabilecekleri ilk limanın aileleri olduğunu onlara hissettirelim. Çocuklarımızın kimlerle arkadaşlık ettiklerine, dijital mecralarda nasıl vakit geçirdiklerine dikkat edelim. Yavrularımızı; batıl akımların, şiddet içerikli oyunların insafına bırakmayalım.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Yüce Rabbimizden; başta çocuklarımız ve gençlerimiz olmak üzere her birimiz için dünya ve ahiret huzuru niyaz ediyoruz. Hutbemizi Yüce Rabbimizin şu uyarısıyla bitiriyoruz: <strong>“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…”<a href="https://www.diyanethaber.com.tr/17-nisan-2026-cuma-hutbesi#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong></p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/17-nisan-2026-cuma-hutbesi#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Buhârî, Salât 88, Mezâlim 5; Müslim, Birr, 65.</p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/17-nisan-2026-cuma-hutbesi#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Tahrîm, 66/6.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/17-nisan-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/17042026-kapak.jpg" type="image/jpeg" length="17771"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hollanda'da dünyanın en büyük lale bahçelerinden Keukenhof, 77'inci kez ziyarete açıldı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/hollandada-dunyanin-en-buyuk-lale-bahcelerinden-keukenhof-77inci-kez-ziyarete-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/hollandada-dunyanin-en-buyuk-lale-bahcelerinden-keukenhof-77inci-kez-ziyarete-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hollanda'nın Lisse kentinde, dünyanın en büyük lale bahçelerinden biri olarak nitelendirilen 32 hektar büyüklüğündeki Keukenhof, bu yıl 77'inci kez ziyaretçilere kapılarını açtı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Lalenin her türünün bulunduğu bahçe, mart-mayıs döneminde olmak üzere 8 hafta dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerini ağırlıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hazırlıkların aylarca sürdüğü bahçede, laleler en güzel şeklini nisan ortasında alıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM FOTO</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/hollandada-dunyanin-en-buyuk-lale-bahcelerinden-keukenhof-77inci-kez-ziyarete-acildi</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/lale-bahcesi.jpg" type="image/jpeg" length="89084"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karagöl Sahara Milli Parkı kar yağışıyla beyaza büründü]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karagol-sahara-milli-parki-kar-yagisiyla-beyaza-burundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karagol-sahara-milli-parki-kar-yagisiyla-beyaza-burundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Artvin'in "sakin şehir" unvanlı Şavşat ilçesindeki Karagöl Sahara Milli Parkı, nisan ayında etkili olan kar yağışının ardından beyaz örtüyle kaplandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Son günlerde hava sıcaklıklarının düşmesiyle ilçenin önemli turizm destinasyonları arasında yer alan milli park ile çevresindeki köy, mezra ve yaylalarda kar yağışı etkisini gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karla kaplı bitki örtüsü ve kuş sesleri eşliğinde ziyaretçilerine doğal güzelliklerini sunan milli park, fotoğraf tutkunlarını da ağırlıyor.</p>

<p>Bölgede kar kalınlığı Karagöl'de 20, köylerde ise yer yer 40 santimetreye kadar ulaştı.</p>

<p>Beyaza bürünen Karagöl Sahara Milli Parkı ve Karagöl dronla görüntülendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>YAŞAM FOTO</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karagol-sahara-milli-parki-kar-yagisiyla-beyaza-burundu</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 11:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/karagol-66.jpg" type="image/jpeg" length="17285"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[10 Nisan 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/10-nisan-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/10-nisan-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 10 Nisan 2026 tarihli ve "İslam" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarih:10.04.2026</strong></p>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>﷽</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>اِنَّ الدّ۪ينَ عِنْدَ اللّٰهِ الْاِسْلَا</strong><strong>مُ۠</strong><strong> </strong><strong>…</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ</strong><strong>:</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>ا</strong><strong>َ</strong><strong>للَّهُمَّ</strong><strong>!</strong><strong> إِنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنَ الشِّقَاقِ وَالنِّفَاقِ وَسُوءِ الْأَخْلاَقِ</strong><strong>.</strong></h3>

<h3 style="text-align:center"><strong>İSLAM</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Cenâb-ı Hak, dünyamızı ve ahiretimizi mamur kılalım diye bizlere akıl ve irade vermiş, peygamberler göndermiş, kitaplar indirmiştir. <strong>“</strong><strong>Allah katında yegâne din İslam’dır”<a href="#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> fermanıyla, kıyamete kadar gelecek bütün insanlar için, İslam’ı seçmiştir.</p>

<p>İslam, insanlığı huzur ve mutluluğa davet eden bir dindir. Zihinleri kötü düşüncelerden, nefisleri bencillik ve hırstan arındıran, beşeriyete kurtuluşu gösteren bir dindir. Dürüstlük ve hakkaniyeti, iyilik ve güzelliği yeryüzüne hâkim kılmanın yollarını öğreten bir dindir.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>İslam’ın özü tevhittir. Tevhid, azamet ve yüceliğin sadece Allah’a ait olduğunun ilanı ve ikrarıdır. Varlığın asıl sahibine teslim olmak, heva ve hevesin esaretinden kurtulup gerçek özgürlüğe kavuşmaktır. Tevhid, Allah’tan başka hiçbir varlığın önünde eğilmemek, hak ve hakikat uğrunda izzetli bir duruş sergilemektir. Cenâb-ı Hak, <strong>“Allah, sizin Rabbinizdir. O’ndan başka ilâh yoktur. O, her şeyin yaratıcısıdır. Öyle ise O’na kulluk edin. Güvenilip dayanılacak tek varlık O’dur”<a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a> </strong>buyurmaktadır.</p>

<h3><strong>Değerli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>İslam’ın toplumsal hayattaki yansıması ise vahdettir. Vahdet; birliktir, beraberliktir, kardeşliktir. Dilleri ve coğrafyaları farklı olsa da Rabbi bir, peygamberi bir, kitabı bir, kıblesi bir olan müminlerin; her hâl ve durumda birbirlerine kenetlenmeleri, el birliğiyle zulme ve zalime geçit vermemeleridir. Farklılıkları, zenginlik olarak görmeleri; ayrışmanın ve bölünmenin değil, birleşmenin ve bütünleşmenin vesilesi kılmalarıdır. Bu hususta Yüce Rabbimizin beyanı gayet açıktır: <strong>“Doğrusu sizin ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim. Öyleyse bana kulluk edin.”<a href="#_edn3" name="_ednref3" title=""><sup><strong><sup>[3]</sup></strong></sup></a></strong></p>

<h3><strong>Kıymetli Müminler!</strong></h3>

<p>Bugün, insanlığı; içine düştüğü buhranlardan çıkaracak olan, İslam’ın istikamet mesajlarıdır. Yangın yerine çevrilmek istenen dünyamızı tekrar huzur yurduna dönüştürecek olan, Kur’an-ı Kerim’in hayat veren ilkeleridir. Gönülleri birbirine ısındıracak, insanları birbirine kaynaştıracak olan, Allah Resûlü (s.a.s)’in güzel ahlakıdır.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>İslam’ın sahibi Allah’tır. Onu gönderen de kıyamete kadar koruyacak olan da O’dur.<a href="#_edn4" name="_ednref4" title="">[4]</a> Bu dinin kitabı Kur’an-ı Kerim’dir. Peygamberi ise, İslam’ı en güzel şekilde yaşayarak öğreten Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s)’dir. Dolayısıyla hiçbir kimse ya da grup, İslam’ı kendi tekelinde göremez. İslam’ın en temel vasfı olan tevhidi savunma bahanesiyle fitne ve fesat çıkaramaz, ümmetin vahdetine, vatanımızın dirlik ve birliğine zarar veremez. İslam’ın; dar kalıplara hapsedilemeyecek, bir coğrafyanın sınırına sığmayacak kadar yüce bir din olduğu unutulmamalıdır.</p>

<p>Cenâb-ı Hak, bizleri vahdetten, birlik, beraberlik ve kardeşlikten ayırmasın. Hutbemizi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu duasıyla bitiriyoruz: <strong>“Allah’ım! Bozgunculuktan, nifaktan ve kötü ahlaktan sana sığınırım.”<a href="#_edn5" name="_ednref5" title=""><strong>[5]</strong></a> </strong></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Âl-i İmrân, 3/19.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> En’âm, 6/102.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Enbiyâ, 21/92.</p>

<p><a href="#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Hicr, 15/9.</p>

<p><a href="#_ednref5" name="_edn5" title="">[5]</a> Ebû Dâvûd, Vitr, 32.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/10-nisan-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Ulw4ftlq5qQ/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="62120"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Filistinli şehitler ebediyete uğurlandı]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/filistinli-sehitler-ebediyete-ugurlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/filistinli-sehitler-ebediyete-ugurlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail'in ateşkes anlaşmasını ihlal ederek Gazze Şeridi'nin merkezindeki, Megazi Mülteci Kampı'nın doğusunda toplanan sivilleri hedef alan hava saldırısında 10 Filistinli vefat etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Filistinlilerin naaşları, çok sayıda kişinin katıldığı cenaze töreniyle toprağa verilmek üzere ebediyete uğurlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>DİYANET HABER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/filistinli-sehitler-ebediyete-ugurlandi</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 13:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/f-i-l-i-s-t-i-n-c-e-n-a-z-e-77.jpg" type="image/jpeg" length="63249"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[03 Nisan 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/03-nisan-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/03-nisan-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 3 Nisan 2026 tarihli ve "Cuma ve Ümmet Bilinci" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarih: 03.04.2026</strong></p>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>﷽</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نُودِيَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ وَذَرُوا الْبَيْعَۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ</strong><strong>.</strong><strong> </strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ</strong><strong>:</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>خَيْرُ يَوْمٍ طَلَعَتْ عَلَيْهِ الشَّمْسُ يَوْمُ الْجُمُعَةِ</strong><strong>...</strong></h3>

<h3 style="text-align:center"><strong>CUMA VE ÜMMET BİLİNCİ</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Bugün Cuma… Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in buyurduğu üzere, <strong>“Güneşin üzerine doğduğu en hayırlı gün, Cuma günüdür...”</strong><a href="#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong><strong>[1]</strong></strong></a> Bugün, biz müminlerin haftalık buluşma günüdür. Birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin perçinlendiği müstesna bir zaman dilimidir.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Cuma günü yerine getirmemiz gereken sorumlulukların başında Cuma namazını eda etmek gelmektedir. Yüce Rabbimiz, <strong>“Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır”<a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong> buyurmaktadır. Bu çağrı, sadece bedenlerin bir mekânda toplanması için değil; ruhların kaynaşması, kalplerin aynı hakikatle bütünleşmesi içindir. Bu çağrı, omuzların birbirine değdiği gibi gönüllerin de birbirine dokunması içindir. Bu çağrı; dilleri, renkleri, mezhepleri, makamları ve mevkileri farklı olan bütün müminlerin, bir duvarın tuğlaları gibi birbirine destek olmalarını hatırlatmak içindir.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Cuma namazına yapılan çağrı, Müslümanlara; ayrılıkları bir kenara bırakıp vahdeti kuşanmayı, tefrikadan uzaklaşıp birbirlerine tutunmayı, yani ümmet olmayı öğretmek içindir. Bu çağrı; sohbet ve hutbeyi, başlarının üzerinde bir kuş varmış da kıpırdayınca uçup gidecekmiş gibi dinleyen<a href="#_edn3" name="_ednref3" title="">[3]</a> sahâbe-i kirâmın örnek hayatına işaret içindir. Ve bu çağrı; İslam’ın hak ve hakikatlerini, Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in rahmet yüklü mesajlarını dünyanın her köşesine ulaştırmamız içindir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Cuma günü Allah’ın divanına durmak için bedenine, elbisesine ve kokusuna özen gösteren müminler; sosyal hayatta da söz ve davranışlarına özen göstermeli, birbirlerine sırt çevirmemelidir. Birbirlerinin dertlerine derman, sıkıntılarına çare olmalı; kısır çekişmelere girmemeli, sığ anlayışlara mahkûm olmamalıdır. Cuma namazını eda etmek üzere cami ve mescitlerde bir araya gelen ve aynı kıbleye yönelen ümmet-i Muhammed; cami dışında da saflarını sık tutmalı, zorluklar karşısında beraberce sabır göstermelidir. Düşmanlarına karşı yekvücut olmalı; camisine, mescidine, kıblesine, yurduna sahip çıkmalıdır.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Savaşların ve acıların yaşandığı, insanlığın barışa hasret kaldığı, zalimlerin Mescid-i Aksâ’da secdeyi engellediği şu günlerde bizlere düşen; Cuma ve ümmet bilincini diri tutmaktır. Zihinlerimizi ve gönüllerimizi aynı inançta, aynı duyguda ve aynı idealde buluşturmaktır. Cuma gününü; kardeşlik ahdimizi yenilememize, bir vücudun azaları gibi kenetlenmemize, dirliğimize ve dayanışmamıza vesile kılmaktır. Birlikte rahmetin, ayrılıkta azabın olduğunu unutmamaktır.</p>

<p>Cumamızı tebrik ediyor, hutbemizi Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifiyle bitiriyoruz: <strong>“Kim güzelce abdest alıp Cumaya gelir, hutbeyi can kulağıyla dinlerse, o Cuma ile gelecek Cuma arasındaki günahları affolunur...”<a href="#_edn4" name="_ednref4" title=""><sup><strong><sup>[4]</sup></strong></sup></a> </strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Müslim, Cum’a, 18.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Cuma, 62/9.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Ebû Dâvûd, Tıb, 1.</p>

<p><a href="#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Müslim, Cum’a, 27.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/03-nisan-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/OXkFv-Dwdtw/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="96030"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Daha Ne Kadar Mahzun Kalacak?]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/daha-ne-kadar-mahzun-kalacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/daha-ne-kadar-mahzun-kalacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşgalci İsrail, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş gerekçesiyle işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'yı günlerdir kapalı tutuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Yeryüzü İncileri: Camiler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/daha-ne-kadar-mahzun-kalacak</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 17:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/mescidi-aksa-11-2.jpg" type="image/jpeg" length="84003"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karacasu’da çömlekçilik geleneği sürdürülüyor]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karacasuda-comlekcilik-gelenegi-surduruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karacasuda-comlekcilik-gelenegi-surduruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aydın’ın Karacasu ilçesinde yüzyıllardır sürdürülen çömlekçilik geleneği, usta-çırak ilişkisiyle günümüzde de yaşatılmaya devam ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bölgedeki küçük atölyelerde üretim yapan ustalar, çark başında toprağı ustalıkla şekillendirerek günlük kullanım eşyalarından süs objelerine kadar geniş bir ürün yelpazesi ortaya koyuyor.</p>

<p>Doğal hammaddenin işlenmesinden pişirme aşamasına kadar uzanan üretim sürecinde kadınlar da aktif rol üstleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hazırlık, şekillendirme ve süsleme gibi aşamalarda görev alan kadınlar, el emeğine dayalı bu zanaatın yaşatılmasında önemli katkı sağlıyor.</p>

<p>Nesilden nesile aktarılan çömlekçilik, ilçede yalnızca ekonomik bir faaliyet olmanın ötesinde, köklü bir kültürel miras niteliği taşıyor.</p>

<p>Geleneksel üretim yöntemlerinin korunduğu Karacasu'da, çömlekçilik hem bölge ekonomisine katkı sunuyor hem de Anadolu’nun zanaat kültürünü gelecek kuşaklara aktarmayı sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/karacasuda-comlekcilik-gelenegi-surduruluyor</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 17:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/04/11-35.png" type="image/jpeg" length="77260"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye'nin yazılı hafızası: Milli Kütüphane]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/turkiyenin-yazili-hafizasi-milli-kutuphane</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/turkiyenin-yazili-hafizasi-milli-kutuphane" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Kütüphane, Türkiye'nin "kültürel hafızası" olarak kabul edilen ve koleksiyonunda 2 milyona yakın eser barındıran en önemli arşiv kütüphanesi olarak öne çıkıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğüne bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren Milli Kütüphane, Türkiye'nin "kültürel hafızası" olarak kabul edilen ve koleksiyonunda 2 milyona yakın eser barındıran en önemli arşiv kütüphanesi olarak öne çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1946 yılında Adnan Ötüken tarafından kurulan ve günümüze kadar hizmet vermeyi sürdüren kütüphaneden günde 2 bin kişi faydalanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Kültür-Sanat</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/turkiyenin-yazili-hafizasi-milli-kutuphane</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 11:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/milli-kutuphane-11.jpg" type="image/jpeg" length="49719"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[27 Mart 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/27-mart-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/27-mart-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 27 Mart 2026 tarihli ve "Tevekkül" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p><strong>Tarih: 27.03.2026</strong></p>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>﷽</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰىۙ وَاَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرٰىۖ</strong><strong>.</strong><strong> </strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>وَقَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّي اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ</strong><strong>:</strong></h3>

<h3 dir="RTL" style="text-align:center"><strong>قُولُوا حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ عَلَى اللّٰهِ تَوَكَّلْنَا</strong><strong>.</strong></h3>

<h3 style="text-align:center"><strong>TEVEKKÜL</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Yüce dinimiz İslam’ın hayatımızın her alanına yansıtmamızı emrettiği ilkelerden biri tevekküldür.</p>

<p>Tevekkül; Müslümanın, sorumluluklarını hakkıyla yerine getirip Allah’ın rahmet ve merhametine sığınmasıdır. Üzerine düşen tedbirleri alıp Allah’ın takdirini beklemesidir. Meşru isteklerine ulaşmak için sebeplere sarılması, aklını ve iradesini doğru yönde kullanması, Allah’a güvenip dayanmasıdır.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Tevekkül, bir ebeveynin; Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in,<strong> </strong><strong>“Hiçbir anne baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha kıymetli bir bağışta bulunamaz”<a href="#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> buyruğuna uyarak evlatlarına güzel örnek olması, daha sonra onlardan erdem ve fazilet beklemesidir. Bir gencin, <strong>“Yaptığınız işi güzel yapın. Allah işini güzel yapanları sever”<a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong> ilkesi gereğince geleceğini; ilim, sanat ve meslek çerçevesinde şekillendirmesi, sonra Allah’tan başarı istemesidir.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Kimi zaman tevekkül; bir tüccarın, ölçüyü ve tartıyı eksiksiz yaptıktan sonra Allah’tan hayırlı kazanç dilemesi olarak karşımıza çıkar. Kimi zaman da tevekkül; bir çiftçinin toprağı doğru işleyip, Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, <strong>“‘Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. Sadece Allah’a tevekkül ettik.’ deyiniz”<a href="#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a> </strong>hadis-i şerifi gereğince hasadın bereketini Allah’a havale etmesi olarak hayata yansır.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Tevekkül, tembelliğin sığınağı, miskinliğin bahanesi değil, uyanışın ve kendine gelmenin vesilesidir. Allah’ın yardımını ümit ederek fiili duada bulunmak; zamanın gereklerine uygun bilgi ve teknoloji üretmektir. Zaferlerin emeksiz elde edilemeyeceği bilinciyle düşmanları caydıracak güce ulaşmak için gayret etmek, Cenâb-ı Hak’tan nusret ve inayet dilemektir.</p>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>“Allah’ın dediği olur” kanaatiyle tedbiri elden bırakmak, “Kaderde ne varsa o gelir başa” anlayışıyla sorumlulukları ihmal etmek, “Nasıl olsa Allah rızkımı verir” düşüncesiyle çalışmayı terk etmek, İslam’ın tevekkül anlayışında kendisine asla yer bulamaz. Müslümana düşen; <strong>‘Tedbir kuldan, takdir Allah’tan’</strong><strong> </strong>şuuruyla gecesini gündüzüne katarak çalışmaktır. Yüce Rabbimizin bu husustaki uyarısı gayet açıktır: <strong>“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır ve çalışmasının karşılığı ileride mutlaka görülecektir.”<a href="#_edn4" name="_ednref4" title=""><strong>[4]</strong></a></strong></p>

<h3><strong>Kıymetli Kardeşlerim!</strong></h3>

<p>Kalplerimizin huzur bulabilmesi için hayatımızın her alanında; okurken, çalışırken, ailemizin rızkını temin ederken, zorluklara karşı mücadele verirken tevekküle ihtiyacımız vardır. Zaman, kendimize gelme ve tevekkül anlayışımızı gözden geçirme zamanıdır. Vakit, çalışmayı, üretmeyi ve mücadeleyi hayatımızın vazgeçilmez bir parçası kılma vaktidir.</p>

<p>Hutbemizi İstiklal Şairimizin şu veciz sözleriyle bitiriyoruz:</p>

<p>Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol,</p>

<p>Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol!</p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Tirmizî, Birr, 33.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Bakara, 2/195.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 8.</p>

<p><a href="#_ednref4" name="_edn4" title="">[4]</a> Necm, 53/39, 40.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p>

<p><img alt="IFrame" src="data:image/gif;base64,R0lGODlhAQABAPABAP///wAAACH5BAEKAAAALAAAAAABAAEAAAICRAEAOw==" title="IFrame" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><a href="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/tevekkul.pdf" rel="nofollow" target="_blank"><img alt="Şiddetin Çaresi Merhamet Eğitimi" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/08/logolar/hutbeyi-indir-pdf.jpg" /></a></p>

<p><a href="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/tevekkul-1.doc" rel="nofollow" target="_blank"><img alt="21.11.2025 Şiddetin Çaresi Merhamet Eğitimi" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/08/logolar/hutbeyi-indir-word.jpg" /></a></p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/cuma-namazi-nasil-kilinir-diyanet-cuma-namazi-kac-rekattir" target="_blank"><img height="89" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/09/cuma-namazi-nasil-kilinir-2.jpg" width="870" /></a></p>

<p><a href="https://www.diyanethaber.com.tr/cuma-namazi-saat-kacta" target="_blank"><img height="89" src="https://diyanethabercomtr.teimg.com/diyanethaber-com-tr/uploads/2023/09/cuma-namazi-saat-kacta-2.jpg" width="870" /></a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/27-mart-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/BvjofhqQ_ho/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="71753"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[20 Mart 2026 - Cuma Hutbesi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/video/20-mart-2026-cuma-hutbesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/video/20-mart-2026-cuma-hutbesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan 20 Mart 2026 tarihli ve "Hayatı Ramazan Kılmak" konulu Cuma hutbesi yayınlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3><strong>HAYATI RAMAZAN KILMAK</strong></h3>

<h3><strong>Muhterem Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Yüce Rabbimiz, bu yıl aynı günde iki bayramı bizlere ikram etti. Ramazan Bayramının ilk gününü idrak ederken, biz müminlerin bayramı Cuma namazını eda etmek üzere bir aradayız hamdolsun.</p>

<h3><strong>Aziz Müminler!</strong></h3>

<p>Ramazan-ı şerif, maddi ve manevi pek çok güzelliği elde ettiğimiz bir mektep idi. Bu mübarek ayda; camilerimiz cemaatle, gönüllerimiz muhabbet ile dolup taştı. Tekbir ve salavatların yükseldiği kubbelerimiz altında ümmet-i Muhammed olmanın coşkusunu hep birlikte yaşadık. Sahurla bereketlendik. Oruç ile ruhlarımızı arındırdık. Kur’an-ı Kerim ile gönüllerimizi nurlandırdık. Teravih ve teheccüd namazlarıyla gecelerimizi huzura erdirdik. Zekât ve fitrelerimizle paylaşmanın ve yardımlaşmanın sevincini yaşadık. Geçmişin muhasebesini yaptık, hata ve günahlarımız için Cenâb-ı Hak’tan bağışlanma diledik.</p>

<h3><strong>Kıymetli Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Allah’ın razı olduğu bir kul, insanların hoşnut olduğu bir Müslüman olmanın yolu, hayatı Ramazan kılmakla mümkündür. Hayatı Ramazan kılmak ise; Kur’an-ı Kerim’i okumaya, onun istediği gibi bir mümin olmaya gayret göstermekle olur.</p>

<p>Hayatı Ramazan kılmak; Rabbimizin zikrini dilimize ve kalbimize yerleştirmekle, zikrin en büyüğü olan namazlarımızı eda etmekle olur. <strong>“Kim, Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün daha eklerse, bütün yıl oruç tutmuş gibidir”<a href="#_edn1" name="_ednref1" title=""><strong>[1]</strong></a></strong> hadis-i şerifi gereğince içinde bulunduğumuz Şevval ayında oruç tutmakla olur.</p>

<h3><strong>Değerli Müminler!</strong></h3>

<p>Hayatı Ramazan kılmak; yıl boyunca ihtiyaç sahiplerini, yetim ve öksüzleri gözetmekle, iyiliği yeryüzüne hâkim kılmak için çaba sarf etmekle olur. Etrafımızı ateş çemberine çevirmek isteyenlere karşı feraset ve basireti kuşanmakla, birlik ve dirlikle olur.</p>

<p>Hayatı Ramazan kılmak; ticaretimizi helal kazançla bereketlendirmekle olur. Ailemizde sevgi ve merhameti, sosyal hayatta adalet ve hakkaniyeti hâkim kılmakla olur. Hâsılı hayatı Ramazan kılmak; elimizi, belimizi ve dilimizi muhafaza ettiğimiz bir ömür sürmekle olur. Yüce Rabbimiz böyle bir hayatı sürdürenlere şu müjdeyi vermektedir:<strong> “‘Rabbimiz Allah’tır’ deyip sonra da istikamet üzere yaşayanlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. Onlar cennetliktir. Yapmakta olduklarına karşılık, orada ebedi kalacaklardır.”<a href="#_edn2" name="_ednref2" title=""><strong>[2]</strong></a></strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Aziz Müslümanlar!</strong></h3>

<p>Şu hususu unutmayalım ki; Ramazan mektebinde alınan eğitim, bir ömre aktarıldığında gerçek anlamını kazanacaktır. Hutbemizi; Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, ‘Allah’ın en sevdiği amel nedir?’ diye soran kişiye verdiği şu cevapla bitiriyoruz: <strong>“Allah katında amellerin en sevimlisi az da olsa devamlı olanıdır.”<a href="#_edn3" name="_ednref3" title=""><strong>[3]</strong></a></strong></p>

<p></p>

<hr size="1" width="33%" />
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1" title="">[1]</a> Müslim, Sıyâm, 204.</p>

<p><a href="#_ednref2" name="_edn2" title="">[2]</a> Ahkâf, 46/13,14.</p>

<p><a href="#_ednref3" name="_edn3" title="">[3]</a> Müslim, Müsâfirîn, 216.</p>

<p><strong><i>Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü</i></strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>Hutbeler</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/video/20-mart-2026-cuma-hutbesi</guid>
      <pubDate>Thu, 19 Mar 2026 14:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/YStS9umt2cA/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="50094"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Büyük Çamlıca Camii ve ay]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/buyuk-camlica-camii-ve-ay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/buyuk-camlica-camii-ve-ay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’da küçülen şişkin ay, ramazan ayı dolayısıyla Büyük Çamlıca Camisi'nin minareleri arasına yansıtılan Türk bayrağı ile görüntülendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/buyuk-camlica-camii-ve-ay</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 22:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/c-a-m-l-i-c-a-c-a-m-i-a-y-11.jpg" type="image/jpeg" length="58743"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[TDV, Gazze’de yerinden edilen Filistinlilere iftar verdi]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/tdv-gazzede-yerinden-edilen-filistinlilere-iftar-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/tdv-gazzede-yerinden-edilen-filistinlilere-iftar-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), ramazan ayında dayanışmayı artırmak amacıyla Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda yerinden edilen Filistinliler için toplu iftar programı düzenledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı’nda yerinden edilen Filistinliler için toplu iftar programı düzenledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>RAMAZAN</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/tdv-gazzede-yerinden-edilen-filistinlilere-iftar-verdi</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 12:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/tdv-gazze-iftar-00.jpg" type="image/jpeg" length="12742"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazze’de Büyük Ömeri Camii Kütüphanesi’nde hasar gören eserler kurtarılıyor]]></title>
      <link>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/gazzede-buyuk-omeri-camii-kutuphanesinde-hasar-goren-eserler-kurtariliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/gazzede-buyuk-omeri-camii-kutuphanesinde-hasar-goren-eserler-kurtariliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşgalci saldırılarında ağır hasar gören Gazze’deki Büyük Ömeri Camii Kütüphanesi’nde Filistinli gönüllüler, zarar gören kitap ve el yazması eserleri kurtarmak için onarım, temizleme ve tasnif çalışmaları yürütüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></turbo:content>
      <category>CAMİLER</category>
      <guid>https://www.diyanethaber.com.tr/foto-galeri/gazzede-buyuk-omeri-camii-kutuphanesinde-hasar-goren-eserler-kurtariliyor</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 12:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://diyanethabercomtr.teimg.com/crop/1280x720/diyanethaber-com-tr/uploads/2026/03/mehmet/20260303-gazzede-buyuk-omeri-camii-kutuphanesinde-hasar-goren-eserler-kurtariliyor-17.jpg" type="image/jpeg" length="42108"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
