Haklı olmak asıldır. Ancak güçlü olmanın haklı olmaktan daha önemli olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Haklılar ne kadar haklı olursa olsun zayıfsa ne kendilerini ne de haklarını koruyabilirler.

Öyleyse hakkı da, haklıyı da korumanın yolu caydırıcı bir güce sahip olmaktan geçer.  Cenab-ı Hak bu hususta bizleri uyarmış ve şöyle buyuruştur: “Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet hazırlayın. Bununla Allah’ın düşmanı, sizin düşmanınız ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları (caydırırsınız) korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız, karşılığı size tam olarak ödenir. Size hiç bir haksızlık yapılmaz.” (Enfâl, 60)

Efendimiz a.s bu ayeti minberde okurken şöyle buyurdu: “Dikkat edin kuvvet atmaktır, atmaktır, atmaktır.” (Müslim, İmâre 167) yani  onlar size ne ile geliyorsa daha üstün teknoloji ile onlara mukabele etmenizdir" 

Her konuda olduğu gibi savunmada caydırıcı güç hazırlamak ilahi bir emirdir. Çok önemli bir ibadettir. Bu hazırlık basit bir hazırlık değil, güç yettiğince, imkanların son kertesine kadar yapılacak bir hazırlıktır. Bunun için bütün imkanlar seferber edilecek, gerekli ilmi ve teknik altyapı hazırlanacak, ekonomik güce sahip olunacak, hiç bir şey şans ve tesadüfe bırakılmayacak. Hz. Peygamber (s.a.s.), Hayber ve Taif’in fethinde mancınık kullanmış, harplerde her türlü o günkü teknolojiyi ihmal etmemiştir. (A. Rıza Temel)

Kur'an'ın bu çok önemli emrinde "İSTİTAAT -GÜCÜNÜZ YETTİĞİNCE" kaydı, hiç bir ibadette (Namaz, Oruç, Hac, Zekat) yoktur. Hatta güç yetirilemez ise alternatifler sunulur..

Mesela: Namazda güç yetiremezseniz namazı kısaltın ve Münavebe ile namazı kılın (Nisa 101-102) ayakta gücünüz yetmiyorsa oturarak, ona da yetmiyorsa ima ederek diye alternatif sunuyor.

Oruçta gücünüz yetmiyorsa "Fidye" alternatifi sunuyor..

Hacca gitmeye mali olarak gücünüz yetmiyorsa "gitmeyin" fizyolojik olarak yetmiyorsa "Vekil gönderin" alternatifini sunuyor..

Zekat içinde zaten belli bir orana kadar mali gücünüz(nisab)varsa" Verin" yoksa"vermeniz gerekmez" diyor.

"Ancak savunma hazırlığında alternatif yoktur. Yüce Rabbimiz" NE YAPIN NE EDİN, FAKİR ZENGİN DEMEDEN HEPİNİZ GÜCÜNÜZÜN EN SON NOKTASINA KADAR DİRENİN VE DAYANIN GÜNÜN ŞARTLARINA GÖRE SON SÜRAT KUVVET-GÜÇ HAZIRLIĞI YAPIN. ANCAK BUNUNLA HEM ALLAHIN HEMDE KENDİ DÜŞMANLARINIZI CAYDIRABİLİRSİNİZ" buyuruyor.

İslam’da savaş arzu edilmemekle birlikte caydırıcı güce sahip olmak emredilmiştir. Zira güçsüz ve savunmasız olmak düşmanın iştah ve cesaretini artırır. Özellikle günümüz dünyasında caydırıcı güce sahip olmak çok ama çok önemlidir. Aksi halde ne övündüğümüz evlerimizi, işyerlerimizi, ne imar ettiğimiz şehirlerimizi, ne ibadethanelerimizi ve ne de namus ve ailelerimizi koruyamayız..

Günümüzde İslam âleminin emperyalist zalim güçler karşısındaki acıklı ve perişan hali güç hazırlamakla ilgili "bu çok önemli ilahi emri" ihmal edip ötelemelerinden;  kişisel manevi terakkiye yönelik bir kısım nafile ve müstehapları öncelemerinden kaynaklanmaktadır. 

Müslümana yakışan dünyada bilimde, teknolojide ve her sahada  edilgen (pasif) ve güçsüz olmak değil aktif, etken ve güçlü olmaktır. Efendimizin "Kuvvetli mümin zayıf müminden hayırlıdır." (Müslim, Kader 34) sözündeki hikmette budur..