“Ramazan, Kendi İç Dünyamıza Bir Yolculuktur”

Kayseri İl Müftüsü Doç. Dr. Şahin Güven, Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin organize ettiği “Ramazan Sokağı” etkinlikleri çerçevesinde “Ramazan” konulu bir sohbet gerçekleştirdi

Diyanet Haber
“Ramazan, Kendi İç Dünyamıza Bir Yolculuktur”

banner74
Peygamber efendimiz Hz. Muhammed’in (S.A.V) “kim, inanarak ve karşılığını yalnızca Allah’tan umarak Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş bütün günahları affolunur” hadis-i şerifini hatırlatarak sohbetine başlayan Kayseri İl Müftüsü Şahin Güven, beşer olması nedeniyle hatadan, günahtan beri olamayan insanların; hata ve günah işlediklerinde yine Peygamber efendimizin şu hadis-i şerifi uyarınca hareket etmeleri gerektiğini vurguladı: “Hata ve günah işleyenlerin en hayırlısı, tövbe edenlerdir.”

“İtikâf, Bizleri Manen Olgunlaştırır!”

Peygamber Efendimizin, “Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş” olarak tavsif ettiği Ramazan ayından en güzel şekilde istifade etmemiz gerektiğini ifade eden Sayın Güven, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ramazan ayı, ibadet yoğunluğu olan bir aydır. Müslümanların hayatında bu ay, gündüzleri oruçlu, geceleri Kur’an okuyarak ve teheccüd namazları ile geçen bir aydır. İftarları, sahurları, mukabeleleri ile bizlere manevi iklim sunan bir aydır. Son on gününde idrak edeceğimiz itikâf ibadeti, hem bizleri manen olgunlaştırıyor hem de bizi biz yapan değerleri bizlere hatırlatıyor. Yoksa bizler, bu hayatın hengâmesi içerisinde, bazen kendimizi dinlemeyi bile unutuyoruz.”

“Ramazan Ayı, Sosyal Hayatın Ta Kendisidir!”

Ramazan ayının müslümanların sosyal hayatına olan önemli etkilerine dikkat çeken Güven, konuşmasına şöyle devam etti:

“Rasulullah efendimiz, kendisine henüz peygamberlik gelmeden önce, Hira Nur Mağarası’nda inzivaya çekilirdi. O’nun bu inzivası, bizlere şunu anlatıyor: Peygamberimiz, bir anlamda aslında öncelikle kendisini dinliyor. Yani ramazan, kendimizi dinleme, kendi içimize doğru yol almak demektir. Efendimiz, oradayken sosyal hayata bakıyor ve cahiliye hayatının değişmesi gerektiğini düşünüyordu. Ama nasıl olacağını bilemiyordu. O, bu şaşkınlığı yaşarken O’na hidayet yolu gösterilmişti. Kur’an’la hem Peygamber efendimizin kalbini hem de bütün kâinatı aydınlattı Allah Teâlâ.

Din, kalplere ve camilere hapsedilecek bir şey değildir. Evet, imanın yeri kalptir. Ancak kalbe giren iman, kalpte bir canlanmaya, yeşermeye sebep olur ve kalbi canlandıran, yeşerten iman, bütün hayatımıza, hareketlerimize yansır. Ramazan ayı, bu bağlamda sadece oruç tutulan ve camilerde namaz kılınan ay değildir; aksine sosyal hayatın ta kendisidir. Mesela Ramazan ayı geldiğinde ülkemizde suç işleme oranları düşüyor. Oysa insan, açken daha sinirli, daha stresli ve daha tahammülsüz olması gerekiyor; ama hiç de öyle değil. Aslında bizim, yaşadığımız dünyaya nasıl bir anlam yüklediğimizle ilgili bir hadise bu. Peygamber Efendimiz, yine buyurur ki, ‘Ramazan ayında oruçluyken size çatan birisine en nihayetinde ben oruçluyum, deyin.’ Bu, orucun, insanı teskin eden bir şey olduğunu gösterir. Karşı tarafa da, ‘Bak, ben Allah’a karşı esas duruşumu bozmuyorum, sen de bana dokunma’ demektir.”

Kayseri’de 70 binin üzerinde Suriyeli, iki binin üzerinde Doğu Türkistanlı ve yine Irak’tan, Afganistan’dan muhacirlerin bulunduğunu hatırlatan Güven, “onlara evlerimizi, iftar sofralarımızı açalım” çağrısında bulundu.

“Fitre, Bayram Namazından Önce Verilmelidir!”

Konuşmasının son bölümünde fitre konusuna değinen Güven, fitrenin önemi ve zamanı hakkında şunları söyledi:

“Peygamberimizin Medine’ye hicretinden 18-19 ay sonra ramazan ayında, oruç tutma farz kılındı. Oruç farz kılınınca ‘Bayram namazından önce fitrelerinizi verin’ demişti. Onları yardıma teşvik etti efendimiz. Neden? Çünkü Ramazan Bayramı’nı zengin ve fakir hep birlikte beraberce yapsınlar diye. İlk teşvik böyle oldu. Onun için fitrelerimizi, bayramı hep birlikte en güzel şekilde yaşamamız için toplumun garibanına, yoksuluna, kimsesizlerine ulaştırmak durumundayız. Zaman olarak, bayram namazı kılınmadan önce fitrenin verilmesi gerekiyor. Âlimlerimiz, fakirlerin, yoksulların, garibanların; bayramdan önce ihtiyaçlarını gidermeleri için Ramazan içerisinde, istenilen zamanda fitrenin verilebileceğini söylüyorlar. Aileye yedirilip içirilen şeylerin orta hallisinden verilmesini bildiriyor âlimlerimiz. Yani ne en iyisinden ne de en kötüsünden olacak, orta hallisinden. Buna göre, her birimiz, kendi durumundan yola çıkarak fitresini belirlemelidir. Verdiği kişinin malî durumunu değil, kendi malî durumunu değerlendirerek fitresini belirlemeli ve vermelidir."

Kayseri İl Müftüsü Şahin Güven, israftan kaçınmak için, Ramazan ayında çokça infak etmenin gerektiğine işaret ederek sohbetini dua ile tamamladı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER