“İslam medeniyetinin inşasında adalet, insan ve iyilik vardır”

Kahramanmaraş Müftülüğü ile Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi iş birliğinde “İslam Medeniyetinin Ahlakî ve Hukukî Temelleri” konulu panel düzenlendi.

Diyanet Haber
“İslam medeniyetinin inşasında adalet, insan ve iyilik vardır”
banner77

İslam Medeniyetinin Ahlakî ve Hukukî Temelleri

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Niyazi Can’ın moderatörlüğünde düzenlenen panele, İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Celal Erbay ve Yalova Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bekir Karlığa konuşmacı olarak katıldı.

Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi’nde düzenlenen panelde “İslam Medeniyetinin Ahlakî ve Hukukî Temelleri” masaya yatırıldı.

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan panelin açış konuşmasını Kahramanmaraş İl Müftüsü Celal Sürgeç yaptı.

Müftü Sürgeç’in konuşmasının ardından panele geçildi.

İslam medeniyetinin hukukî ve ahlakî temellerini incelemek için öncelikle İslam’ın temel kaynaklarından hareket etmek gerektiğine inandığını belirten Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Niyazi Can şöyle devam etti:

“İslam medeniyetinin kaynakları denilince öncelikle İslam’ın ana kaynağı Kur’an-ı Kerim’in mesajları, emirleri ve o mesajları bize ulaştıran Peygamber Efendimizin (s.a.s.) hadisleri iki önemli ana kaynağı oluşturuyor. Bu ana iki kaynağı esas alan toplumlar, bilgi birikimi ve yetiştirdiği insanların özellikleri de dikkate alınarak toplumların yorumları, toplumların geliştirdiği felsefeler, tarihi zemin ve getirilen tartışmalar, yorumlar ve bunlara dayanılarak oluşturulan hukukî, ahlakî sistemler ve bu sistemlerin daha müşehhas görünümü olan yapılar ve eylemler akla geliyor. Kur'an-ı Kerim’i esas alan Müslüman toplumlar medeniyetlerini o bağlamda inşa etmeye çalışmışlardır. İslam toplumunun şekillenmesinde ve İslam medeniyetinin inşasında adalet, insan, iyilik ve her türlü fuhşiyattan uzak bir hayat emrediliyor. Bu emirler toplumun inşası ve şekillenmesinde, diğer emirlere temel dayanak oluyor.”

“Medeniyet bir toplumun tamamını ifade eder”

İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Celal Erbay ise, medeniyet ve hukuk kelimelerinin tanımını yaparak şunları kaydetti:

“Kahramanmaraş’ın ruh yapısını kalemin ucundan billur tanecikleri gibi hece hece, kelime kelime döktürüp onu en güzel şekilde ifade eden üstat Necip Fazıl Kısükürek’i selamlıyorum. Konumuz İslam medeniyetinin ahlakî ve hukukî temelleri. Bir kere burada temel iki tane kelimemiz var: birisi medeniyet, diğeri benim açımdan hukuk, hocam açısından da ahlak. Gerçi hukuk ile ahlakı ayırmak mümkün değil, iç içe girmişlerdir. Tabiri caizse ahlak, hukuku besleyen temel kaynaklardan birisidir. Hukuk biraz serttir. Medeniyet; bir ülke ve toplumun maddi ve manevi varlıklarının, o ülke toplumunun düşence, sanat, bilim, teknoloji ürünlerinin tamamını ifade eder. Bunu bir cümle ile açacak olursak bir yörede, bir ülkede, bir toplumdaki yaşayış tarzını kolaylaştıran, iletişim imkânlarını çoğaltan, bilginin yaygınlaşmasını daha da hızlandıran her şey medeniyetin ürünüdür, medeniyetin gereğidir. Peki hukuk nedir? Hukuk, toplumu düzenleyen ve devlet yaptırımlarıyla güçlendirilmiş bulunan kuralların ve kaidelerin bütünüdür. Hukuk normatif kuraldır. Yani kırmızı ışıkta durmak mecburiyetindesinizdir.”

“Medeniyeti geliştirecek olan insandır”

Prof. Dr. Erbay sözlerini şu şekilde tamamladı:

“Eğri nerede belli olur? Doğru ile yan yana getirirsen eğrinin eğriliği belli olur. Yoksa doğrunun doğruluğu kendi başına kalırsa zaman içerisinde yamulur, öbürü de düzelmeye çalışır. Yani yanlış doğrunun yerini alır. Onun için mukayese yapmalıyız. Hukuk ilmi, bu yasaları konu edinen bilimdir. Biz medeniyetin yerine bugün uygarlık kelimesini kullanıyoruz. Uygarlık nereden geliyor biliyor musunuz? Uygarlık kelimesi yerleşik hayata ilk geçen toplum olan Uygurlardan gelmektedir. İnsan aklıyla, mantığıyla, doğruya yakın olanı bulabilir. İnsanın bir ruhu vardır, evrenin de bir ruhu vardır. İnsan, kendi ruhuyla evrensel ruhu arasında sezgi ruhuyla doğruyu bulur. İnsanı güzel yetiştirdik. Medeniyeti geliştirecek olan insandır, insanla insan arasındaki problemi çözecek olan hukuktur.”

“Kahramanmaraş ufkumun açılmasını sağladı”

Panelde son olarak söz alan Yalova Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bekir Karlığa konuşmasına Kahramanmaraş’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 99. yıl dönümünü hatırlatarak başladı ve şöyle devam etti:

“Dünyanın en büyük emperyalist güçlerin bir tanesini yenebilmek için cihat arzusuyla tutuşan Kahramanmaraş halkının kazanmış olduğu büyük ve destansı 12 Şubat Zaferini kutlarken burada kendini Allah’a teslim eden şehitlerimizi, o günden bu güne geçen zaman içerisindeki şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. Bundan 55 yıl evvel geldiğim Kahramanmaraş’ta bir toplantıya katılıyorum, o yüzden çok duyguluyum. 1962 yılının Ağustos ayında Kahramanmaraş’a gelmiştim ve burada imam hatip lisesine kaydolmuştum. Hayatımın en güzel günlerini Kahramanmaraş’ta geçirdim. En değerli fikir sistemlerini burada tanıdım ve gerçekten Kahramanmaraş benim dünyamda yeni bir ufkun açılmasını sağladı. Her şeyiyle bizim medeniyetimizin en mümessil şehirlerinden kaç tane sayarsınız deseler, bunlardan birisinin Kahramanmaraş olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.”

“İnsan zengin olabilir ama medeni olamaz”

Sözlerine medeniyet kelimesinin tanımını yaparak devam eden Karlığa, “Bilinen medeniyetlerin tarihi 13 bin sene civarındadır. Bu medeniyet tarihi içerisinde 13 bin senede gelmiş geçmiş 40 medeniyet vardır. Medeniyetin ne olduğu konusunda kesin bir şey söylememiz mümkün değil. Görgü kuralları, yeme içme, giyinme, oturup kalkma, edep-erkân, insanlarla ilişkiler, insanlarla muameledeki tavır ve tarzlar medeniyeti ifade eder. İlim, medeniyetin temel dayanaklarından bir tanesidir ama hepsi değildir. İnsan âlim olabilir ama medeniyet sahibi olamaz. İnsan zengin olabilir ama medeni olamaz. Medeni olabilmenin şartları vardır: O da birtakım özelliklere sahip olmaktır. Her medeniyet yaşayamaz. Medeniyetlerin uzun ömürlü olabilmesi için üzerine dayandığı temellerin çok sağlam olması lazım. Bu 40 medeniyetten en uzun yaşayanların ömrü 300-400 sene arasındadır. Osmanlı bunu aşmıştır.

Bir şehre şehirlilik ruhunu veren yani ben bu şehrin mensubuyum diyen duygular medeniyetin temelini teşkil eder. Bizim medeniyetimizin temel şartlarından birisi Medine dünyası, Medine ufku ve Medine’de oluşmuş olan dünya görüşü, hayat sistemi, insana, eşyaya, varlığa bakış tarzı bizim medeniyetimizin temelini oluşturmaktadır. İslam medeniyeti Medine’de kurulmuştur.” ifadelerini kullandı.

Diyanet Haber

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER