Erbaş, Avrupa'dan "İslam'ın barış ve huzur dini olduğu" mesajı verdi

 Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Almanya'nın Köln kentinde cuma hutbesi okuyarak, cuma namazı kıldırdı.

Erbaş, Avrupa'dan "İslam'ın barış ve huzur dini olduğu" mesajı verdi
banner67

"2. Avrupa Müslümanları Buluşması" için Almanya'da bulunan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Köln Merkez Camii'nde cemaatle buluştu.

Erbaş hutbesinde, İslam'ın barış ve huzur dini olduğunu vurguladı.

Allah'ın herkesi Hz. Adem ve Hz. Havva'dan, yani bir erkek ve bir kadından yarattığını belirten Erbaş, sonra insanların tanışıp kaynaşması için onları farklı toplum ve milletlere ayırdığını söyledi.

Erbaş, "Bize, kendisine hakkıyla kulluk etmeyi, huzur ve güven içinde bir arada yaşamayı emretmiştir. Tarihin belli dönemlerinde unutulmuş olsa bile insanın yaratılış gayesi işte budur. İnsanoğlu, ancak birlikte yaşama ahlakını canlı tutar, sevgi ve saygıyı, yardımlaşma ve dayanışmayı çevresine hakim kılarsa, yaratılışındaki bu hikmete uygun davranmış olacaktır." ifadesini kullandı.

İslam'ın farklılıkların barış ve huzur içinde bir arada yaşamalarına dair hukuki ve ahlaki ilkeler getirmiş yegane din olduğunu vurgulayan Erbaş, şöyle devam etti:

"Birlikte yaşamanın en güzel örnekleri İslam medeniyetinde mevcuttur. Zira İslam medeniyeti, dünyanın her yerinde aynı evrensel değerleri savunan ve yaşatmaya çalışan bir barış medeniyetidir. Dini, dili, ırkı, rengi, mezhep ve meşrebi ne olursa olsun bütün insanların güven içinde yaşamalarını hedefleyen bir medeniyettir İslam. Adaleti, merhameti, hak ve hakikati, hukuka saygıyı bütün dünyaya öğreten bir medeniyettir. Bizler, hayatımızı devam ettirdiğimiz her coğrafyada ve her şartta Kur'an'ın hayat veren ilkelerine uymakla mükellefiz." 

Hiçbir yanlışın selamet ve esenlik dini olan İslam ile özdeşleştirilemeyeceğini kaydeden Erbaş, "Müslümanlar olarak bizler, Kur'an-ı Kerim'i ve Peygamberimiz Muhammed Mustafa'nın (s.a.s) sünnetini hayatımıza tatbik etmeliyiz. Bir taraftan çağı doğru okumalı, çağın gerekliliklerini yerine getirmeli, diğer taraftan da sahih din bilgisiyle kendimizi donatmalıyız. Barış ve huzuru, merhamet ve şefkati, adalet ve fazileti hayatımızın her alanına aktarmalıyız." diye konuştu.

Prof. Dr. Ali Erbaş'ın Hutbesi

Cumanız mübarek olsun Aziz kardeşlerim !

Okuduğum âyet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.

Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.” Okuduğum hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır: “Ey insanlar! Dikkat ediniz; Rabbiniz birdir, atanız da birdir. Takva dışında Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap’a; beyazın siyaha, Siyahın beyaza bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır. ”

Kardeşlerim!

Allah Teâlâ, hepimizi bir erkek ve bir kadından, Hz. Âdem ve Hz. Havva’dan yarattı. Sonra tanışıp kaynaşmamız için bizleri farklı toplum ve milletlere ayırmıştır. Bize, kendisine hakkıyla kulluk etmeyi, huzur ve güven içinde bir arada yaşamayı emretmiştir. Tarihin belli dönemlerinde unutulmuş olsa bile insanın yaratılış gayesi işte budur. İnsanoğlu, ancak birlikte yaşama ahlakını canlı tutar, sevgi ve saygıyı, yardımlaşma ve dayanışmayı çevresine hâkim kılarsa, yaratılışındaki bu hikmete uygun davranmış olacaktır.

Kardeşlerim!

Hiç şüphesiz İslam, farklılıkların barış ve huzur içinde bir arada yaşamalarına dair hukukî ve ahlakî ilkeler getirmiş yegâne dindir. Birlikte yaşamanın en güzel örnekleri İslam medeniyetinde mevcuttur. Zira İslam medeniyeti, dünyanın her yerinde aynı evrensel değerleri savunan ve yaşatmaya çalışan bir barış medeniyetidir. Dini, dili, ırkı, rengi, mezhep ve meşrebi ne olursa olsun bütün insanların güven içinde yaşamalarını hedefleyen bir medeniyetidir İslam.

Adaleti, merhameti, hak ve hakikati, hukuka saygıyı bütün dünyaya öğreten bir medeniyettir.

Bizler, hayatımızı devam ettirdiğimiz her coğrafyada ve her şartta Kur’an’ın hayat veren ilkelerine uymakla mükellefiz.

Kardeşlerim!

banner74
Son Peygamber Muhammed Mustafa (s.a.s)’in çağlar üstü örnekliğini esas almakla yükümlüyüz. Zira insanlığın ve İslam ümmetinin içinde bulunduğu güvensizlik girdabından kurtuluşu, Kur’an ve sünnetin rahmet ve hikmet yüklü mesajlarına uymakla mümkün olacaktır.

Dünyanın yeniden selam yurdu olması, İslam’ın medeniyetler kuran eşsiz ilkelerine sımsıkı sarılmaktan, farklılıkları çatışma ve yıkım sebebi değil, ilahi hikmetin gereği olarak görebilmekten geçmektedir.

Aziz Müminler!

Üzülerek belirtmek gerekir ki; bugün bazı toplumlarda Müslümanlara karşı nefret söylemleri, ayrımcılık gibi birlikte yaşamayı zedeleyen olumsuzluklar görülmektedir.

Maalesef kimi İslâm toplumlarında da mezhepçilik, ırkçılık, ideolojik ayrımcılık gibi sebeplerle iç çatışmalar yaşanmaktadır. Masum canlar hunharca katledilmekte, şehirlerin tarihi ve kültürel dokuları tahrip edilmektedir.

Oysaki hak ve özgürlükleri hiçe sayan bütün yaklaşım ve uygulamalar, faili kim ve amacı ne olursa olsun reddedilmelidir. Bilhassa inanç ve ibadet özgürlüğüne yönelik her türlü şiddetin engellenmesi için herkes, bütün Müslümanlar, bütün insanlar çaba göstermelidir.

Unutulmamalıdır ki, hiçbir yanlış, selamet ve esenlik dini olan İslam’la özdeşleştirilemez; yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’le ve Sevgili Peygamberimizin sünnetiyle asla bir arada zikredilemez.

Kardeşlerim!

Müslümanlar olarak bizler, Kur’an-ı Kerim’i ve Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.s)’in sünnetini hayatımıza tatbik etmeliyiz. Bir taraftan çağı doğru okumalı, çağın gerekliliklerini yerine getirmeli, diğer taraftan da sahih din bilgisiyle kendimizi donatmalıyız.

Barış ve huzuru, merhamet ve şefkati, adalet ve fazileti hayatımızın her alanına aktarmalıyız. Hutbemi Allah Resûlü (s.a.s)’in birlikte yaşama ahlakımızın temellerini oluşturan şu sözleriyle bitiriyorum:

“Mümin, insanlara canları ve malları hususunda emniyet telkin eden kişidir.”

“Müslüman, elinden ve dilinden insanların güvende olduğu kimsedir.”

Erbaş, hutbenin ardından cuma namazı kıldırdı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER