banner250

banner203

Dr. Burhan İşliyen: İnsan inancıyla yaşarsa değerli olur

Çanakkale Müftülüğü ile Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi iş birliğinde “Troia'dan Çanakkale'ye İnsanın, İnancın ve Mekânın İnşası: Değerler ve Şehir" konulu uluslararası kongre düzenlendi.

Çanakkale Müftülüğü 01.11.2018, 00:30
Dr. Burhan İşliyen: İnsan inancıyla yaşarsa değerli olur
© Diyanet Haber

ÇOMÜ İlahiyat Fakültesi ve Çanakkale İl Müftülüğü organizesinde düzenlene “Troia'dan Çanakkale'ye İnsanın, İnancın ve Mekânın İnşası: Değerler ve Şehir" konulu uluslararası kongrenin açılış törenine Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Burhan İşliyen, Çanakkele Vali Yardımcısı Ali İkram Tuna, ÇOMÜ Rektör Vekili Prof. Dr. Ahmet Erdem, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, birim amirleri, ilçe müftüleri, din görevlileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Yurt içi ve yurt dışındaki üniversitelerden 50´yi aşkın akademisyen ve bilim insanının tebliğ sunacağı kongre saygı duruşu ve istiklal marşının ardından Kur´an-ı Kerim tilaveti ile başladı.

Ardından moderatörlüğünü Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Burhan İşliyen’in yaptığı açılış oturumuna geçildi. 

Açılış oturumunda “Mekân Aşkın Olana Bir Çağrı”, “Homeros´ta Din ve Tarih: İlyada´yı Yeniden Okumak”, “İslam Medeniyetinin Afrika’da Parladığı Şehirler” ve “Payitahtın Güney Kapısı Çanakkale” başlıkları altında sunumlar yapıldı.

Katılımcılara hitap eden Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Dr. Burhan İşliyen şunları kaydetti:

“İnsan inancıyla yaşarsa değerli olur. İnancıyla yaşayabilmek için de vatana ve mekâna ihtiyaç duyar. Ama mekân ne olursa olsun aslolan insandır. 

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’i (s.a.s.) Kâbe’yi tavaf ederken gören bir sahabe diyor ki; 

‘Resûlullah'ı (s.a.s.) Kâbe’yi tavaf ederken gördüm, şöyle diyordu:

"Sen ne güzelsin, kokun da ne hoştur. Sen ne kadar büyüksün, hürmetin de çok büyüktür. Muhammed'in nefsi elinde olan Allah'a yemin olsun ki müminin hürmeti ve kıymeti senin kıymetinden daha büyüktür.’
Bütün mekânlar ki, biz bugün Çanakkale’deyiz, bugün hakikaten mekânın değerinin en iyi bilindiği, Türkiye’mizdeki en mübarek, en kıymetli topraklardayız. Uzak diyarlardan gelip bu topraklarda canını vermiş dedeleri için anma programları yapan insanlar, bu toprakların kıymetini biliyorlar. Hamdolsun biz de son yıllarda giderek artan önemle, şehitlerimizin değerini bilmeye ve anlamaya çaba gösteriyor, çalışıyoruz. Allah cümlemizi onlara layık torunlar eylesin.”

Kongrenin açılışında konuşan İl Müftüsü Arif Gökce ise kongrenin düzenlenme sürecinden bahsetti ve şöyle konuştu:

“2018 yılı dünyada Troia yılı ilan edildi. Bu konuda neler yapılabileceği hususunda sık sık toplantılar yapılmaya başlandı Biz de Prof. Dr. Şevket Yavuz Dekanımla birlikte bu mütevazı çalışmaya başladık. Konu: “Troia 'dan Çanakkale'ye İnsanın, İnancın ve Mekânın İnşası: Değerler ve Şehir” 

ÇOMÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şevket Yavuz ise şunları söyledi:

“Bu kongrenin hazırlanma aşamaları neredeyse bir yıl önceden başladı. Bu kongreyi bu aşamaya getiren herkese teşekkür ediyorum. Buraya nereden geldiğimizi kısaca arz etmek istiyorum. Malum Hacı Bayram-ı Veli 1439´da Ankara´da vefat eder. 

Onun şöyle bir şiiri var:

Çalabım bir şâr yaratmış  iki cihan âresinde

Bakıcak didar görünür ol şârın kenâresinde

Nâgehân ol şâra vardım ol şârı yapılır gördüm

Ben dahi bile yapıldım taş ü toprak âresinde

Burada şöyle bir husus var: İbn Haldun’un da ifade ettiği gibi coğrafya bir kaderdir, mekânın ruhu vardır. İnsan, toplum ve kültürler bulunduğu yere göre şekil alır, yön bulur. Kalpleri ona göre konumunu bulur. 
Truva destanında da vatan savunmasından, vatan sevgisiyle beraber bu değerlerin nasıl korunacağı hususunda bazı olaylardan bahsedilmiştir. Bu destanda ve bunun arkasında yatan bir gerçek var. Bu gerçeği ifade eden bir durum var. Biz o durumu bu kongrede masaya yatırmaya çalışacağız.”

Kongrenin açılış tebliğini sunan Prof. Dr. Sadettin Ökten ise şunları kaydetti:

“Konumuz medeniyet tasavvurumuzda şehir. Bu bir aidiyet belirliyor. Genel manada bakıyoruz hadiseye. Bir mühendis mantığıyla yaklaşıyorum. Ama bir sosyal bilimci titizliği de var. Biz topluma baktığımız zaman toplumda bir hayat tarzı gözlemleriz. Bu bir kompozisyondur. Toplumsal eylemleri görürüz. Bu eylemlerin gelişigüzel olmadığını, bir terkip içerdiğini görürüz. Bunun anlamı şudur: her terkip iradi bir takım tercihlerin sonucudur. O halde soru şuna geliyor: Toplum bu iradi tercihleri hangi kriterlere, kıstaslara, ölçütlere göre yapmıştır?

Buna cevap veriyor sosyologlar. Bir toplumda değerler sistemi vardır. Toplum kendi hayat tarzını bu değerler sistemine göre kurgular ve sonra onu hayata tatbik eder. Şunu ifade edeyim, değersiz yaşayan toplum yoktur. Bütün toplumlarda ve insanda mutlaka bir inanç vardır. Hiç inanmayan insan bile içgüdülerine inanır. Aksi halde buhrana düşer. İnancı tümüyle seküler bir bağlamda kullanır. 
Değerler sistemi bireyin kendine karşı olan kimliğini belirler. Değerler sistemi ne zaman kurgulanan hayat tarzı üzerinden eylemlere dönüşürse yani öteki tarafından görünür, tanınır hale gelirse bu kez öteki sizin kimliğinizi öğrenir. Böylece kimlik görünür hale gelir. Toplumun genel manada eylemlerine baktığımız zaman bunun tam ve mükemmel hali kırsalda değil kentselde ortaya çıkar. Kırsalda eylemler kısıtlıdır ama kentselde yani şehirde toplumsal bütün eylemleri, bütünlüğüyle ve kemaliyle görebiliriz. 

O halde mekân yani şehir ve eylem birbirinden ayrılmaz bir ikilidir ve birbirini etkiler.”

Kaynak: Diyanet Haber
Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Sitemizde en çok hangi haberler ilginizi çekiyor?