banner324

banner319

Rusya’da İslam’ın 1100. Yılı

banner265

“Coğrafyanın kader olduğu” tezi biraz da pasifize ediyor sanki insanları. Orada yaşayanların tercihinin de coğrafyanın kaderine etkisi pek gündeme gelmiyor belki de.

Aylık Dergi 21.06.2022, 12:04
Rusya’da İslam’ın 1100. Yılı
© DİHA

Ömer Faruk SAVURAN
Rusya Moskova Din Hizmetleri Müşaviri

Her coğrafyada farklıdır ilahi mesajla buluşma tecrübesi

Ezelî ve ebedî mesaj yalnızca bireysel olgunluğu sağlamaz aslında; dil ile ikrar, kalp ile tasdikle yeni bir medeniyetin yeni bir tarihin temelleri atılır.  İşte böyle örneklerden biridir bugünkü Rusya toprakları içinde bulunan İdil (Volga) Bulgar Devleti’nin İslamiyeti kabulü. 
İdil Bulgar Devleti hükümdarı Almış Han’ın, Abbasi Halifesi Muktedir Billah’a elçi gönderip İslam’ı öğretecek din adamları ile cami ve kale yapacak mimarlar talep etmesiyle başladı her şey. Meşhur seyyah İbn Fadlân’ın danışman ve kâtip olarak bulunduğu heyetin Bulgar’a gelmesi; İdil Bulgar Devleti’nin 922 yılının Mayıs ayında  devlet nezdinde ve toplu olarak tarihte İslamiyeti kabul eden ilk Müslüman-Türk Devleti olmasıyla gelişti süreç. Ve Bulgar’dan yayıldı Müslümanlar Rusya Federasyonu’nun dört bir yanına ve diğer birçok memleketlere.

“Coğrafyanın kader olduğu” tezi biraz da pasifize ediyor sanki insanları. Orada yaşayanların tercihinin de coğrafyanın kaderine etkisi pek gündeme gelmiyor belki de. Ya da tarihî bir hadise olarak kalıyor yaşananlar. O dönemde İslam’ın merkezini teşkil eden Bağdat’tan kuş uçumu üç bin kilometreden fazla uzaktaki bir kavmin bir devletin kendi arzusuyla İslamiyeti resmî devlet dini olarak ilan etmesi yalnızca tarihî bir bilgi değildi. İkrar etmiş bir topluluğun, coğrafyanın kaderine etkisinin başlangıcıydı aslında. Artık İslam medeniyetine önemli bir parça daha dâhil olmuştu. Sadece ticari ve siyasi açıdan değil; kültürel ve ilmî açıdan da İslam medeniyetine yeni renkler yeni zenginlikler dâhil olmuştu. Ve bu yeni bir tarihin de başlangıcıydı…
Tevhidin temellerinin atıldığı bu havzada dinî, kültürel ve medeniyet devamlılığı hiç kesilmemiştir. Alınan emanet daha sonraki süreçlerde Altınordu İmparatorluğu ve Kazan Hanlığı gibi yeni halkalarla devam etmiştir. Kazan Hanlığı’nın yıkılmasıyla birlikte tarihin seyri Müslümanlar için yeniden mi değişecek diye düşünenler de olmaya başlamıştı… 

Çariçe II. Yekaterina döneminde Rusya’da Müslüman tebaayı da ilgilendiren önemli değişiklikler meydana gelmişti. Yeniden taş cami yapılmasına izin vermesi ve diğer bazı hakları Müslümanlara iade etmesiyle tarihte ikinci defa dirilişi yaşadı âdeta bu topraklar. Rusya Müslümanları Merkezi Dini Nezareti adıyla günümüzde de faaliyetlerini sürdüren “Orenburg Mahkeme-i Şeriyesi” adıyla bir müftülük kurulması. Basılan kitaplar, inşa edilen camiler ve medreseler. Araştırıldıkça günümüze hâlâ ışık tutan, keşfedilmeyi bekleyen onlarca âlim. 

Ve daha sonra insanlık yine coğrafyaya ve tarihe etki etti, Bolşevik Devrimi ve SSCB Dönemi ile… Diğer din mensupları gibi Müslüman kültür de etkilendi bu süreçten. Oysa Bulgar hep vardı ve hep tazeydi zihinlerde, orada bekliyordu mahzun olarak yeniden canlanmayı.
Sovyetlerin de sonu geliyordu ve inananlar artık akın akın bu toprakları ziyaret etmeye başlıyordu. 1989 yılından itibaren Rusya Federasyonu Müslümanları Merkezi Dini Nezareti Başkanı Talgat Safa Taceddin öncülüğünde Bulgar’da anma etkinliklerin düzenlenmesiyle başlanan kutlamalar, 2010 yılında Tataristan Hükûmetinin 21 Mayıs gününü resmî bayram günü ilan etmesiyle devam etti, ve artık bir “bayramdı” o tarihe düşülen not. İslam tarihinin bayramı, İslam medeniyetinin bayramı, ilim ve irfana dönüşün bayramı, Bulgar’ın bayramı … 

İnsanlar, Bulgar’da yaşanan ikrar anını zihinlerde güncelleyerek İslam bilim, kültür ve eğitim medeniyetine yeniden önemli katkı sunma niyazlarını dile getiriyorlardı. “Tarih tekrardan ibarettir.” sözü belki de Bulgar’a çok yakışmaya başlamıştı; kendi özüne geri dönüyor, önemini ve misyonunu yavaş yavaş geri kazanıyordu, kendini tekrar ediyordu İslam medeniyeti için. Bu havzanın yetiştirdiği bilim insanlarından tarihçi Ahmet Zeki Velidi Togan da bu gerçeği hissederek İbn-i Fadlân üzerindeki doktorasını tamamlamıştı galiba. Söz konusu eserin gün yüzüne çıkmasıyla Bulgar’ın ikrara giden süreci daha tanınır oldu, daha fazla ilgi çekti... 

Bulgar’da yeni bir sayfa daha açılıyor, 2012 yılında bir ibadethaneye daha kavuşuyordu tarihî havza, belki de açılan sayfaya atıfla “Ak Mescit” oluyordu kutsal mabedin ismi…

İslam ve Türk dünyası açısından önemli bir merkez olan Bulgar, 2014 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesine de dâhil edilmişti bile. Ben buradayım diye sesleniyordu tüm insanlığa…

2015 yılında Rusya Federasyonu Tataristan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, merkezî hükûmetin destek ve onayıyla Bulgar İslam Akademisi’nin kurulması hakkında kararnameyi imzaladı ve iki yıl gibi kısa bir sürede eğitim hayatına başladı Akademi. Özellikle XIX. yüzyılda bu havzada yetişmişti onlarca âlim. Bu coğrafyalarda özellikle denenmişti Gaspıralı’nın Usul-i Cedid okulları. Rusya Müslümanları’nın birlikteliği için gayretleri buralarda da yeşermişti. 

Yıllar geçiyor, heyecan artıyordu Müslümanlarda… Rusya Federasyonu Müslümanları Dini İdaresi Başkanı ve Rusya Müftüler Konseyi Başkanı Ravil Gaynutdin çeşitli ortamlarda İslamiyetin Kabulünün 1100. yılının kutlanmasının önemini yüksek sesle dile getiriyordu. 2019 yılında Moskova’da düzenlenen ve Diyanet İşleri Başkanımızın da hazır bulunduğu Rusya Federasyonu Müslümanları Dini İdaresi VII. Kurultayı’nın sonuçları arasında da dile getiriliyordu bu coşku. 

Ve en son 4 Kasım 2020 tarihinde Ulusal Birlik Bayramı’nda Rusya Federasyonu Devlet Başkanı’nın tüm dinî liderlerle yaptığı çevrimiçi görüşmede Gaynutdin, İdil Bulgar Devleti tarafından İslamiyetin resmî olarak kabulünün 1100. yıldönümünün 2022 yılında devlet düzeyinde kutlanması önerisini sundu. Rizâeddin Fahreddin geliyor gözümün önüne... “Rusya Müslümanlarının İhtiyaçları ve Onlar Hakkında İntikad” isimli eseriyle Rusya Müslümanlarının dinî ve sosyal talepleriyle ilgili olarak sekiz maddelik bir rapor yazmıştı zamanında. O dönemde Müslümanların sesi olmuştu âdeta…

Rusya Federasyonu’nun asli unsuru ve toplumun en önemli parçalarından olan Müslümanların teklifi karşılıksız kalmadı. 28 Nisan 2021 tarihinde siyasi irade, Rusya Federasyonu’nda yaşayan en az 25 milyon Müslümanı memnun eden kararıyla, İslamiyetin kabulünün 1100. yıldönümünün 2022 yılında devlet düzeyinde kutlamaların yapılması için Düzenleme Komitesinin kurulmasına ilişkin bir kararnameyi imzaladı. Gene tarihe takılıyor zihnim… Sadri Maksudi Arsal geliyor birden akıllara ve Hüseyin Feyizhan ile Abdülkayyûm Nasîrî. Doğdukları köyler pek de yakındı Bulgar’a. Bir de Yusuf Akçura var. Tarih deyince kendisini hatırlamamak bizzat tarihe haksızlık olurdu aslında. Ülkemizde Tarih Kurumu Başkanlığı da yapmıştı. “Tarih soyut bir bilim değildir. Tarih hayat içindir; tarih milletlerin, kavimlerin varlıklarını korumaları, kuvvetlerini geliştirmeleri içindir.” diyerek ülkemiz ile Bulgar’ı daha bir yakınlaştırmıştı aslında.

Ve sene 2022… 

Bulgar’ın 1100. yılının iki adet logosu vardı artık. Tüm etkinlik ve yayınlarda kullanılacaktı. Bulgar gözler önüne gelecekti, geçip giden 1100 yıl hatırlanacaktı, İslam medeniyetine katkıları anımsanacaktı, geleceğe dair umudu olacaktı bir anlamda ve Müslümanların coşkusu yaşayacaktı küçük bir logoda…

12 Ocak 2022’de Tataristan Cumhuriyeti’nin başkenti Kazan’da Kul Şerif Camii’nde Rusya Federasyonu’ndaki Müslüman dini idare başkanları ve temsilcilerinin katılımıyla Tataristan Cumhuriyeti Müslümanları Dini İdaresi’nin Kur’an-ı Kerim’i yeniden elle yazma projesine start verildi. Devlet ricalinin katılımıyla da etkinliklerin koordine toplantısı gerçekleştirildi. Ve tarih bir kere daha karşıma çıkıyor… Döneminin din ve devlet adamı olan Seyid İmam Kul Şerif’in öğrencileriyle birlikte Kazan’ı savunması; Kazan’ın incisi olan ve beş yüz yıl önce Kazan Hanlığı’nın yıkılan baş camisinin anısına inşa edilen camiye “Kul Şerif Camii” isminin verilmiş olması… 

Kur’an-ı Kerim’in yazılmaya başlanmasıyla etkinliklerin başlamış olmasının ayrı bir değeri var tabii ki. Çünkü dillere ne de güzel dökülmüştü Kazan’ın önemi. “Kur’an Mekke’de nazil oldu, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı, Kazan’da da basıldı.” şekliyle…

13 Ocak 2022’de kutlama etkinliklerinin Moskova ayağı başladı. Moskova Merkez Camii’nde “Rusya’da İslam’ı, Rusya Müslümanlarının Tecrübesini Anlamak. Şehabettin Mercani Okumaları” konulu konferans düzenlendi. Şehabettin Mercani ve Bulgar… Kendisinin Bulgar’ı ziyareti esnasında: “Allah, misafirlerde özlem hisleri uyandıran güzel Bulgar’a huzur versin.” duası akıllara geliyor. Bu duanın kabul olmasıydı belki bugün yaşanan heyecan. Sovyetler Birliği döneminde dahi kapanmayan ender cami ve medreselerden olan Kazan’daki Mercani Camii’nde yetişen nesillerin halis duası belki de… Zamanı aşan şekilde Müslümanların güncel sorunlarına çözüm arayan Musa Carullah’ın gayreti. Ya da Kursavi’nin ve Abdürrahim Otuz-İmeni’nin emekleri…

14 Ocak 2022’de Başkanlığımız ve Türkiye Diyanet Vakfı’nın Rusya Federasyonu’ndaki kardeşleriyle gönül bağının hayat bulmuş hâli olan Moskova’nın kalbinde Merkez Camii’nde cuma namazını eda ediyoruz. Rusya Müslümanları Dini İdaresi ve Rusya Müftüler Konseyi Başkanı Ravil Gaynutdin, İdil Bulgar Devleti’nin İslamiyeti resmî olarak kabulüne ithafen hutbe irad ediyor. Farklı coğrafyalarda aynı şerefe nail olan binlerce inanan âdeta 1100 yıl önce İdil Bulgar Halkının ikrarının heyecanını yaşıyor. Bu havzadan gitmemiş miydi onlarca inanan ilahi mesajı diğer insanlara ulaştırmak için. Belki de bu sebeple Abdürreşid İbrahim’in Japonya’da İslamiyeti yayma çabası geliyor birden zihnime…

Rusya Federasyonu’nun her yerinde İslam medeniyetinin eserini, tarihin yaşayan yüzünü görüyorsunuz galiba. 

Rusya Federasyonu’nda İslam’ın 1100 yılını anlatırken aklıma geldi; dünyanın çeşitli coğrafyalarında ikrarı kabul eden her milletin kendi tarihlerine not düştükleri Bulgar’ı; İslam medeniyetine katkı sunan ve değişik coğrafyalara ilim, hikmet ve irfanı taşıyan “İdil”i vardı. “Bulgar”ların kimisi zamana yenik düşse “İdil”lerin bazıları kurusa da... 

Divan-ı Lügati’t-Türk’te Kaşgarlı Mahmut “İdil suyu akar durur…” diyordu. Rabbim İdil havzasının zenginliklerinin hep İslam medeniyetine akmasını nasip etsin.

İdil Bulgar Devleti’nin 922 yılının Mayıs ayında devlet nezdinde ve toplu olarak tarihte İslamiyeti kabul eden ilk Müslüman Türk Devleti olmasıyla başlayan tarihî sürecin 1100. yıl dönümünde, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı bu özel günlerde Rusya Federasyonu’nda bulunan Müslüman yerel dini idarelerle birlikte bazı ortak projeleri hayata geçirecek. 

Tarihin, ülkemiz ile Rusya Federasyonu’ndaki Müslümanların kardeşliğini her daim güzel olarak yazması duasıyla…

Kaynak: Diyanet Haber
banner279
Yorumlar (0)