banner172

banner143

Huzurun ve Güvenin Limani: Baba

Baba adalettir

Aylık Dergi 02.08.2019, 08:00
Huzurun ve Güvenin Limani: Baba
© Diyanet Haber

Muhammed Kâmil YAYKAN

Kimi kelimeler vardır, anlamı kendinden menkul, derinliği anlamından aşkın… Hep bildiğimiz, bilmekten de ziyade duyduğumuz… Anlamı aslında sizinle var olan… Sizinle birlikte anlamlı kılınan… Aile gibi anne gibi baba gibi… “Çocuğu olan erkek”, şeklinde tanımlansa da sözlüklerde baba; az önce belirttiğimiz üzere bu kadar dar bir çerçeve çizmiyor zihin dünyamızda. Bizi koruyup gözeten bir sığınak, korunaklı bir liman, yol gösteren bir bilge, iyiyi kötüden ayırt etmemize vesile olan bir öğretmen, düştüğümüzde kaldıracak bir el ve daha nicesi… Baba işte… Yine sözlüklerdeki sıfat anlamıyla “Çok kaliteli, üstün nitelikli”. Gerçekten de öyle, değil mi?

Hadi birlikte düşünelim, daha doğrusu hatırlayalım. Dünyaya gözümüzü açtık. O ana dek varlığını bildiğimiz bir tek varlık var: Her şeyimiz, annemiz. Sonra bir başkasını daha fark ediyoruz yanı başımızda, annemizin hemen yanında, yüzünde şükürle karışık huzurlu bir gülümseme. E hâliyle cüsseli de. O ilk anda hissettik değil mi o duyguyu? Büyüklük olgusunu. Niceliğin yanında nitelik de kazandı büyüklük, zamanla. Ağladığımız bir gece karanlığında, kucağına alıp sakinleştirdi bizi. Düştük, dizimiz sıyrıldı, müşfik bir sesle dindirdi acımızı. Derslerde zorlandık, anlamadığımız noktaları o bize tekrar anlattı. Evlilik hazırlıklarına başladığımızda, eli omuzumuzda “Arkandayım.” dedi. Biz de çocuk sahibi olduk sonra, gözleri ışıl ışıl parladı, bir kez daha… Her şeyimizle gurur duydu. Ama onun gözünde hep küçüktük. Biz büyüdük zamanla, onun büyüklüğü de perçinlendi bizimle. Biz büyüklüğü onda gördük. O, tam anlamıyla “büyük” oldu.

Baba adalettir

Ayırmadı bizi, kayırmadı, kimsenin önüne geçirmedi… Hakkımızı tastamam teslim etti. Zaman geldi takdir etti, yanlış yaptığımızda ise bizi o uyardı. Doğruyu yanlıştan ayırt etmeyi ondan öğrendik. Hele ki kardeş(ler)imiz varsa, tüm bunlar daha da belirgin zuhur etti. Çünkü adaleti emretmişti Sevgili Peygamber (s.a.s.) ümmetine. “Allah'tan korkun, çocuklarınız arasında adaleti gözetin!” buyurmuştu; Beşir, diğer çocuklarından farklı olarak oğlu Numan’a malından bir kısmını hibe edip Efendimizi buna şahit tutmak istediğinde. (Nesâî, Nuhl, 1.) Sorularımıza hep yanıt verdi. Sabırla. Onlarca kez sorduk “Bu ne?” diye. O hep cevapladı: “Bu bir kuş.”, “Bu bir araba.” Bizimle beraber soru(n)larımız da büyüdü. Ama o bize cevap vermekten hiç vazgeçmedi. Bundan hiç gocunmadı da. Sıkıntılı zamanlarımızdan, belki bir cümlesi kurtardı bizi. Danıştık, görüş aldık. Kabul, her dediğini her zaman yapmadık. Ama ne kadar bilsek de onun bilgeliğine hiç erişemedik.

Hiçbir zaman yalnız bırakmadı bizi. Darılıp küsmedi. Peygamberî bir ahlakla yetiştirmeye gayret gösterdi bizleri. İşledi, tıpkı bir çiftçinin toprağı işlediği gibi ağır ağır ve çok zahmetli. Sıkıntıya düştü belli etmedi, hasta oldu devrilmedi, üzüldüğünde ise sineye çekti. Müreffeh bir hayatın mütemmim cüzü oldu. Eksiklerimizi bir bir giderdi. Sadece bize miydi bu tüm hasletleri? Hayır. Yaratılanı, Yaradan’dan ötürü hoşgörürdü. Sokaktaki kediden parktaki ağaca kadar her şeye değer verirdi. Hem sonra annelerimizin en büyük desteğiydi. Sırtımızı yasladığımız “dağ gibi”ydi yani. Hepsinin ötesinde adamdı.

Baba kimliktir

Toplumların devamlılığı kültürün sağlam ve sağlıklı bir şekilde aktarımı ile mümkündür. Bu aktarımda ise en önemli rol, pek çok şeyde olduğu gibi anneye ve babaya düşer. Baba, sorumlulukları itibarıyla evin dışa bakan yüzüdür. Dolayısıyla kültür aktarımında âdeta bir köprüdür. Baba bilmelidir, kendini her gün yeni bilgilerle güncellemelidir ki köprü sağlam olsun; çocuklar oradan güvenle geçsin. Yolun sonunda ise gerçek anlamda kimlikli bireyler yetişsin. Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.s.): “Bir baba çocuğuna güzel ahlaktan daha değerli bir bağışta bulunmaz.” (Tirmizî, Birr, 33.) hadis-i şerifi ile aslında rol model olmayı anlatmaktadır. Bu kutlu sözden hareket edecek olursak bir baba çocuğuna sadece dikte ile uyarı ile anlatım ile eğitim veremez. Baba, evladına karakteri ile rol model olmalıdır. Çünkü kişilik inşası sırasında çocuk, etkisinde kaldığı en yakınındaki kişilerde gözlemlediği davranış örneklerini ileride uygulamak üzere kaydeder. En yakınındaki kişi de fıtraten babadır, annedir. Bu açıdan rol model olmak dediğimiz şey, aslında yeni bir neslin inşasında ailelere düşen görevin en temel ifadesidir.

Baba olabilmenin nitelikleri çocukla geçirilen zamanla, bu zamanın kaliteli ve verimli olmasıyla doğrudan ilişkilidir. Ayrıca babanın anneye karşı tutum ve davranışları da rol model kavramı ile bağlantılıdır. Uzmanların ifadesine göre bir baba, evde anneye nasıl davranırsa çocuklar da benzer olaylar karşısında benzer tepkiler verirler. Örnek vermek gerekirse kırılan bir bardağa karşı kurulan cümle, gelecekte yaşanan benzer bir hadisede çocuğun ağzından olduğu gibi dökülür. Burada seçim size ait. Çocuğunuzun ağzından “Sen iyi misin, bir şeyin yok ya?” cümlesini mi duymak istersiniz yoksa “Ne kadar beceriksizsin bir bardağı bile tutamıyorsun; gözün kör, ellerin çolak mı!” tepkisini mi?

Baba evdir, ocaktır

Evdeki mutluluğun tesisinde öncelikli görev, hiç şüphesiz babalara düşmektedir. Baba; inşa ettiği güven ortamı, başta eşine olmak üzere çocuklarına şeffaflığı ve merhameti ile mutluluğun öncüsüdür. Babanın başlıca görevlerinden birisi de anneye destek verip onun değerli olduğunu hissettirebilmesidir. Eşe alınan bir buket çiçek veya kullanılan taltif cümleleri son derece önemlidir.

Babanın anne ile kurduğu sevgi bağını çocuğun görmesi de çok önemlidir. Bu bağı hisseden ve her anlamıyla gören bir çocuk hayata daha sıkı bir şekilde, hem de güvenle bağlanır. Babanın anneye güzel sözler söylemesi, buna annenin benzer sözlerle mukabele etmesi, eşlerin birbirlerine gülümsemesi, baba ile annenin el ele tutuşması gibi en temel, en basit ve güncel davranışları görmesi çocuğun insani ilişkilerini doğrudan ve olumlu bir şekilde etkiler. Unutulmamalıdır ki bunu dengeli ve düzeyli bir şekilde göremeyen ya da hiç görmeyen çocuk, büyük sıkıntılar yaşamaya adaydır.

Ev ile konutun arasındaki fark hepimizin malumudur. İnsan, evinde mutludur. Bir evi ev yapan en önemli haslet ise bireyler arasındaki uyumdur. Aile fertleri görev ve sorumluluklarını yerine getirip birbirlerini destekledikçe bu uyum artar ve yaşanılan yer gerçek anlamda eve dönüşür.

Babalarımız evlerimizin duvarıdır, çatısıdır, çimentosudur. Onların varlığıdır dört duvarı ev yapan, onlardır evi bir arada tutan. Anne ile uyumlu olan, eşini koşulsuz seven ve her işte yanındakini destekleyen bir baba; ev değil de nedir? Hem meşhur bir atasözü de bize son olarak şunu sorar: “Görgülü kuşlar gördüğünü işler, görmedik kuşlar ne görsün ki ne işler?”

Kaynak: Diyanet Haber
Yorumlar (0)
kısa süreli hafif yoğunluklu yağmur
Günün Anketi Tümü
Sitemizde en çok hangi haberler ilginizi çekiyor?