Diyanete Soralım

Mübarek geceleri nasıl değerlendirmek gerekir?

Diyanete Soralım
banner67

KANDİL GECELERİNE AİT ÖZEL BİR NAMAZ VEYA İBADET ŞEKLİ VAR MIDIR?

Hz. Peygamber (s.a.s.) bazı mübarek gün ve gecelerin değerlendirilmesini tavsiye etmiştir. (Tirmizi, Savm, 39.) Ancak bu gün ve gecelere ait özel bir namaz veya ibadet şeklinden bahsetmemiştir. Bu bağlamda, mübarek gün ve geceleri bağışlanma ve hayatımıza çekidüzen vermek için fırsat anı olarak görmemiz gerekmektedir. Dolayısıyla müminler kandil gecelerinde, hayatlarının gidişatını gözden geçirmeli; hata ve günahları için tövbe etmeli, dua ederek, Kur’an-ı Kerim okuyup anlamaya çalışarak, kaza veya nafile namaz kılarak bu fırsatları değerlendirmelidirler. Kandil gecelerinin gündüzlerinde yani geceyi takip eden ertesi günde oruç tutmak müstehaptır. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.) “Şabanın ortasında (yani berat gecesinde) ibadet ediniz, gündüz oruç tutunuz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve fecir doğana kadar ‘Yok mu benden af isteyen onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim, yok mu bir musibete uğrayan ona afiyet vereyim, yok mu isteyen?’ der.” (İbn Mace, İkametü’s-Salat, 191.) buyurmuştur.

İBADET NE DEMEKTİR VE KAÇ KISMA AYRILIR?

İbadet; “itaat etmek, boyun eğmek, kulluk etmek, tevazu göstermek, ilah edinmek” anlamına gelir. Dinî bir terim olarak ise; “Mükellef olan kişinin, Rabbine tazim için yaptığı fiil ve niyete bağlı olarak yapılmasında sevap olan ve Allah’a yakınlık ifade eden şuurlu itaat” demektir. Allah’a ibadet, itaat etmenin ve saygı göstermenin zirvesidir. Kur’an’da insanların Allah’a ibadet için yaratıldıkları, (Zariyat, 51/56.) bütün peygamberlerin insanları Allah’a ibadete davet ettikleri (Bakara, 2/83.) bildirilmiştir.

Kur’an’da ibadet kavramı; tevhid, (Nisa, 4/36.) itaat, (Bakara, 2/172.) dua, (Mümin, 40/60.) boyun eğmek, (Fatiha, 1/5.) iman ve salih amel, (Nisa, 4/172-173.) Allah’ı tespih ve secde, (Araf, 7/206.) Allah’ı bilmek ve tanımak gibi (Zariyat, 51/56.) anlamlarda kullanılmıştır. Bu manalardan hareketle ibadet, İslamın emir ve yasaklarını gözetmeyi ve Allah’ın sınırlarını korumayı ifade eder.

Bir davranışın ibadet olabilmesi için, kişide iman, niyet ve ihlas olması gerekir. İbadetin Allah rızası için yapılması ve İslam’a uygun olması lazım gelir.

Uygulama itibarıyla ibadetler dört kısma ayrılır:

a) İman, ihlas, niyet, tefekkür, marifet, sabır, takva gibi kalbî ibadetler.

b) Namaz, oruç, dil ile zikir ve dua, ana-babaya iyilik, insanlara iyi muamele ve sıla-i rahim gibi beden ile yapılan ibadetler.

c) Zekât, sadaka, yakınlara ve fakirlere yardım, Allah yolunda infak gibi mal ve servetle yapılan ibadetler.

d) Hacca gitmek, cihat etmek gibi hem mal hem de beden ile yapılan ibadetler.

ÜÇ AYLARIN DİNDEKİ YERİ VE BU AYLARDA ORUÇ TUTMANIN HÜKMÜ NEDİR?

Halk arasında üç aylar diye bilinen recep, şaban ve ramazan ayları mübarek aylardır. Nitekim Hz. Peygamber, recep ayı girdiğinde “Allah’ım! Recep ve şabanı bize mübarek kıl ve bizi ramazana ulaştır.” diye dua etmiştir. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 259.) Ramazan ayında oruç tutmak farzdır. (Bakara, 2/184-185.) Recep ve şaban aylarında ise; Hz. Peygamber’in (s.a.s.) diğer aylara oranla daha fazla nafile oruç tuttuğu, ancak ramazanın dışında hiçbir ayın tamamını oruçlu geçirmediği hadis kaynaklarında yer almaktadır. (Buhari, Savm, 52-53; Müslim, Sıyam, 173-79.) Bu itibarla, recep ve şaban aylarının aralıksız olarak oruçlu geçirilmesinin dinî bir dayanağı yoktur. Kişi, sağlığı müsait olup güç yetirdiği takdirde bu aylarda dilediği kadar nafile oruç tutabilir.

İNSANIN SAYGINLIĞI VE DOKUNULMAZLIĞINA İSLAM’IN BAKIŞI NASILDIR?

İslam’ın ana kaynaklarına göre insan, başka bir mensubiyete gerek olmaksızın sırf insan olması/âdemiyyet cihetiyle saygındır, onurludur, korunmuştur ve temel haklarla donanmıştır. Bu sebepledir ki herhangi bir insanın can, mal, ırz, akıl ve vicdan bütünlüğüne kasteden davranışlar suç kabul edilmiş ve failleri için değişik düzeylerde cezalar öngörülmüştür. İslam, savaşta bile insan onurunun korunması ve haklarının garanti altına alınması için tedbirler koymuştur. Mesela bu meyanda düşman tarafında olmakla beraber fiilen savaşmayan kadın, çocuk, yaşlı, engelli, kendi işinde meşgul olan kişilerle mabedlerinde kalan din adamlarına dokunulmamış, düşmanın kutsal varlıklarına ilişilmemiş, gereksiz tahribat yasaklanmış, işkence ve yağmalama suç sayılmış, düşman cesetlerine saygı gösterilmesi emredilmiştir. (Buhari, Cihad, 102, 149; Müslim, Cihad, 2, 3, 12; Ebu Davud, Hudud, 14; Tirmizi, Siyer, 40.)

KANDİLLERDE ORUÇ TUTMAYLA İLGİLİ DİNÎ BİR GEREKLİLİK VAR MIDIR?

Hz. Peygamber (s.a.s.) “Şabanın ortasında (Berat Gecesi) ibadet ediniz, gündüz oruç tutunuz. Allah, o gece güneşin batmasıyla dünya semasına (rahmeti ile) tecelli eder ve fecir doğana kadar ‘Yok mu benden af isteyen onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim, yok mu bir musibete uğrayan ona afiyet vereyim, yok mu başka bir şey isteyen?’ buyurur.” (Bkz. Tirmizi, Savm, 39; İbn Mace, İkamet’u-Salat, 191.) demiştir. Diğer taraftan Hz. Peygamber, Zilhicce’nin ilk dokuz günü, (Ebu Davud, Savm, 62; Tirmizi, Savm, 52.) pazartesi ve perşembe günleri, aşura ve arefe günü oruç tutar (Müslim, Sıyam, 196,197; İbn Mace, Sıyam, 41,42.) pazartesi orucunu soranlara; “Bugün benim doğduğum, Peygamber olarak gönderildiğim ve Kur’an’ın bana vahyedildiği gündür.” (Müslim, Sıyam, 198.) diye cevap verirdi.

Bu ve benzeri rivayetlere dayanarak bazı İslam âlimleri dinî açıdan faziletli sayılan diğer gün ve gecelerin ibadetle ihyasının müstehap olduğunu söylemişlerdir.

KANDİLLERDE ORUÇ TUTMAK İSTEYEN KİŞİ, KANDİL GECESİNİN OLDUĞU GÜNDE Mİ BİR GÜN SONRASINDA MI ORUÇ TUTMALIDIR?

Dinî açıdan güneşin batmasıyla önceki gün sona erer ve yeni bir gün başlar. Gece, gündüzden önce gelir (Kurtubi, el-Cami’, XIV, 15.) Nitekim ramazan ayı, şaban ayının son gününde güneşin batışıyla başladığı için, o gece teravih namazı kılınmakta ve ramazanın son gününde güneşin batışıyla Şevval ayı başladığı için o gecede teravih namazı kılınmamaktadır. Cuma günü de perşembe günü akşam vaktinin girmesiyle başlar, cuma günü akşam vaktine kadar devam eder. Mesela “Recepin ilk cuma gecesi” dendiği zaman perşembeyi ilk cumaya bağlayan gece (akşam vaktinden sabah vaktine kadar olan süre) anlaşılır. Yine “Şabanın 15. gecesi” bu ayın 14. gününü 15. güne bağlayan gece, “bayram gecesi” de arefe gününü bayrama bağlayan gecedir.

Bu itibarla kandil geceleri için tutulan nafile oruçların asıl zamanı, geceyi takip eden gün olmakla birlikte, daha önceki günle birlikte oruç tutulabilir.

Diyanet Haber

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER