Din ve Maneviyat Desteğiyle Hayatı Yaşanılır Kılmak

Modern dünyanın en büyük handikabı, ruhu ve bedeni birbirinden ayrı düşünmesi, maneviyatı bir kenara bırakarak insanı tanımaya, anlamaya ve yönlendirmeye çalışmasıdır. Oysa insanı kalıcı ve asli bir parçasından uzaklaşmaya zorlamak zulümdür.

Din ve Maneviyat Desteğiyle Hayatı Yaşanılır Kılmak
banner66

Prof. Dr. Huriye Martı

banner74
Diyanet İşleri Başkan yardımcısı

İnsanın anlam arayışı tarihle yaşıttır. Anlamın madde ile sınırlanamayacak yapısı, manayı da daima dikkate almayı, insanı madde ve mana bütünlüğü içinde düşünmeyi gerekli kılar. İnsanoğlu, topraktan yaratılmış, bedenini ve ilahi bir nefhadan var olmuş ruhunu aynı anda bünyesinde taşıyan, mükerrem bir varlıktır. Ruhun ve bedenin birbirini tamamlayan yapısı insan hayatının her anında kendisini gösterirken, dünya ve ahiret dengesi söz konusu olduğunda da öne çıkan bir gerçekliktir. 

Modern dünyanın en büyük handikabı, ruhu ve bedeni birbirinden ayrı düşünmesi, maneviyatı bir kenara bırakarak insanı tanımaya, anlamaya ve yönlendirmeye çalışmasıdır. Oysa insanı kalıcı ve asli bir parçasından uzaklaşmaya zorlamak zulümdür. Bir diğer ifadeyle, maddeye hapsedilmiş ve manadan koparılmış bir insan profili çizmek, insanın bir yarısını ısrarla görmemektir. Zira insan fıtratında yer alan “hayatı anlamlandırma ve aşkın bir varlığa bağlanma ihtiyacı” yok sayılamaz. Yaşı, ırkı, dili, cinsiyeti ne olursa olsun, bir insan bu ihtiyacının farkına varıp onu karşılamadan kendisini fiziksel, duygusal ve zihinsel bir bütün olarak ifade edemez.

İnsanın varoluşsal gerçeği, ona yapılacak her türlü yatırımda madde ve mana bütünlüğü üzerinden hareket etmeyi gerektirir. İnsanın maddi refahı, sağlığı ve varlığı kadar, manevi huzuru, sükûnu ve mutluluğu da göz önünde bulundurulmalıdır. İnsanı ayakta tutacak, güçlendirecek, acılarını hafifletecek, başarılarını yükseltecek, kişiliğini şekillendirecek her adımda maneviyata yer ayrılmalıdır.

Mutlu olmak için sadece karnının doymasının yeterli olmadığını, ruhunun da doyması gerektiğini fark etmesi, belki de bir insanın hayatındaki en önemli keşiftir. Kendini gerçekleştirme, olgunlaşma, sorun çözme yeteneklerini geliştirme, iç huzura kavuşma gibi birçok hedefe maneviyatın gücü ile ulaşılır. Dolayısıyla bireyin kendisi, Rabbi ve çevresi ile olumlu ilişkiler kurması, çocukluk çağından itibaren maneviyatla sağlıklı bağlar kurabilmesiyle doğrudan ilişkilidir.

Din, maneviyatın kavramsal çerçevesi içinde kendisine yer bulan en temel ögedir. Din hizmetleri ise, bir dinin mensuplarına hayatı anlamlandırmada ve dinî vecibelerini yerine getirmede ihtiyaç duydukları bilgi ve değerleri aktarma faaliyetidir. Bu faaliyet, zaman ilerledikçe çerçevesi genişleyen ve farklı tanımlarla yeniden ele alınan bir alana sahiptir.

Din hizmeti konusunda değerlendirme yapmak ve din hizmetlerine bir ufuk çizmek, dine yüklenen anlamla doğrudan alakalıdır. Eğer din sadece bir ibadetler manzumesinden ibaret kabul edilir ve yalnızca mabedin içindeki hayat “dinî hayat” olarak adlandırılırsa, din hizmetlerinin sınırı da bu adlandırmaya uygun biçimde şekillenecektir.

Oysa İslam’a göre din, hayatın doğal bir parçası, insanın umut ve kurtuluş rehberi, sabır ve enerji kaynağıdır. Dinin insan için “hayat” anlamına geldiği dikkate alındığında, din hizmetlerinin tanımı bambaşka bir nitelik kazanacaktır. İbadethanenin ya da din eğitimi veren kurumların yanı sıra hayatın farklı alanlarında din hizmetine yer açmak, insanın varoluşsal bütünlüğünü tanımanın ve ona göre strateji geliştirmenin sonucudur. İşte böyle bir tanım, manevi danışmanlık ve rehberlik çalışmalarını da içermektedir.

Geleneksel toplumlarda din hizmetleri, klasik irşat dili ile ibadetlere rehberlik etme üzerinden yürürken; bireyleri derinden etkileyen hastalık, yalnızlık, afet ve ölüm gibi kriz durumları yakın çevrenin desteğiyle doğal süreçler içerisinde aşılabilmiştir. Oysa bugün değişen hayat şartları, ihtiyaçlar, öncelikler, düşünsel ve duygusal sıçramalar yeni bir din hizmeti perspektifini zorunlu kılmaktadır. Modern hayatın labirentlerinde yalnızlaşan ve yorulan insanın, anlam arayışında manevi danışmanlık alması, sorunlu ve kırılgan dönemlerinde dinî, manevi ve ahlaki dinamiklerle desteklenmesi gerektiği aşikârdır.

Manevi danışmanlık; fiziksel, duygusal ve sosyal boyutları olan insanın manevi boyutuna seslenmektir. İnsanın hayatına yüklediği anlam ve değerleri, benimsediği inançları ve davranışlarına yön vermede kullandığı ahlaki ilkeleri dikkate alarak ona rehber olmaktır. Şiddete dur demek, acı ve kederle başa çıkmak, çaresizliği ve ümitsizliği yenmek, korku ve yalnızlıktan kurtulmak, pişmanlığı yeniden inşa gayretine dönüştürmek için vazgeçilmez bir hizmet alanıdır. Yaraları maneviyatın şifalı eliyle iyileştirmek, zor zamanlarda bireye ve topluma ayakta kalma inancı aşılamaktır. Akademik araştırmalar, manevi danışmanlığın, bilhassa olumsuz dinî başa çıkma süreci yaşayan, yani problemler karşısında dinden ve maneviyattan uzaklaşarak Yüce Yaratıcı ile ilişkisini örseleyen kişilere, kaybettikleri kontrolü ve sağduyuyu yeniden kazanma yolunda yardımcı olduğunu göstermektedir.

Manevi danışmanlık sadece problemlerle başa çıkmada destek olmayı değil, aynı zamanda iyilik anlarını artırarak insanın iç huzuruna katkı sağlamayı da hedefler. Ruh ve beden sağlığı üzerinde olumlu etkiler bırakarak kişinin kendisini iyi hissetmesine, özgüven kazanmasına, özdeğer algısının güçlenmesine yardımcı olur. Bir manevi rehber, vaaz vermediği gibi, psikolojik danışmanlık da yapmaz. İnançtan ve maneviyattan beslenen bir bakışla kişinin anlam arayışına olumlu katkı sunar.

Bugün küresel olarak geldiğimiz noktada, manevi danışmanlık ve rehberlik, vatandaşlar açısından kanuni bir hak, devlet açısından anayasal bir yükümlülük olarak değerlendirilmektedir. Ülkemizde manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetlerini yürütme görevi 633 sayılı Kanunla Diyanet İşleri Başkanlığına verilmiştir. Başkanlık tarafından bugün benimsenen “din hizmetleri” tanımı, insanlığın yararına olan her türlü iş ve faaliyetin din ve maneviyat ile ilintili olduğunu ve din hizmeti kapsamına girdiğini söylemektedir. Dolayısıyla bireyin, toplumun ve insanlığın hayatını güzelleştirmeye, barışı beslemeye, sorunları çözmeye yönelik her türlü iyilik hareketi, din hizmeti olarak okunabilir. Bu bağlamda Başkanlığın kanuni görevi; “Öğrenci yurtları, eğitim kurumları, gençlik merkezleri ve kampları, ceza infaz kurumları, sağlık kuruluşları, sosyal hizmet kurumları ve benzeri yerlerde iş birliği esasına göre manevi danışmanlık ve din hizmeti sunmak, ayrıca göçmen, engelli, bağımlı gibi desteğe muhtaç kesimlere yönelik manevi danışmanlık hizmetleri yürütmek.” (2/7/2018-KHK/703/141 md.) 6) (Değişik: 2/7/2018-KHK/703/141 md.) olarak tanımlanmaktadır.

Diyanet İşleri Başkanlığı, manevi danışmanlık alanında bir taraftan mevzuat düzenlemeleri ve kadro çalışmalarını, bir taraftan da personel yeterliklerini artırmak üzere eğitim ve yayın faaliyetlerini kesintisiz sürdürmektedir. İdari kadrolardan, sahada görev yapan din görevlilerine kadar her kademede farkındalık oluşturulması amaçlanmaktadır. Başkanlığın stratejik metinlerinde bilhassa son on yıldır manevi danışmanlık ve rehberliğe özel yer ayrılmaktadır. Söz gelimi, 2009 yılı İl Müftüleri Semineri Sonuç Bildirgesinde şöyle denilmektedir: “Başkanlığımız ve il müftülüklerimiz, dinî değerlerin istismarı, ailevi sorunlar, şiddet, cinnet, intihar, zararlı alışkanlıklar, tüketim kültürü ve yoksulluk gibi sosyal konuların çözümüne katkı sağlama anlayışını sürdürmeye devam etmektedir. Bunun yanı sıra teşkilatımız toplumun himayeye muhtaç kesimleri, sokakta yaşayan çocuklar, çocuk işçiler, öksüzler ve yetimler, yaşlılar, engelliler ve engelli aileleri gibi çeşitli sıkıntılarla karşı karşıya olan kesimlerin manevi sorunlarının çözülmesi konusunda da gerekli desteği verme gayreti içerisinde olacaktır.”  

2011 yılı İl Müftüleri Semineri Sonuç Bildirgesinde ise şu madde yer almaktadır: “Din hizmeti sunan kadroların, teşkilatımızın misyonuna ve toplumsal taleplere uygun olarak bilgi, birikim ve donanımın yanı sıra yüksek bir özgüven ve özveriyle milletimize manevi rehberlik yapma hususunda örneklik teşkil edeceğine olan inancımız ve güvenimiz tamdır.”

2013 yılı İl Müftüleri Seminerinde, “Bugün kadınlar, gençler ve çocuklar, tutuklu ve hükümlülerin yanı sıra toplumun değişik katmanlarında sıkışmış ve ciddi anlamda manevi sorunlar yaşayan insanımıza İslam’ın rahmet yüklü mesajlarını ulaştırmakla yükümlüyüz.” diyen Başkanlık, 2018 yılında ise “Başkanlığımız bütün birimleriyle, şiddet ve istismarın her çeşidiyle mücadele etmeye devam edecektir. Aynı şekilde çocuk ve gençlerimize inancını, değerlerini, kültür ve medeniyetini tanıtmayı, onların aydınlık geleceğine rehberlik etmeyi öncelikli vazife addetmektedir. Bu bağlamda Başkanlığımızın yürüttüğü 4-6 yaş Kur’an kursları, hafızlık eğitimi, gençlik koordinatörleri, manevi rehberlik, aile ve dinî rehberlik hizmetleri büyük önem arz etmektedir. Söz konusu alanlarda üniversiteler, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile iş birliğine devam edilecektir.” demektedir.

Ülkemizde manevi danışmanlık ve rehberlik hizmetleri, Diyanet İşleri Başkanlığının, ilgili kurumların ve akademinin iş birliğiyle umut verici bir hızla gelişmekte, genişlemektedir. Başkanlık tarafından yürütülen aile ve dinî rehberlik çalışmalarının; çocuk ve sevgi evleri, kadın konukevleri, huzurevleri, cezaevleri, öğrenci yurtları, hastaneler ve rehabilitasyon merkezlerinde devam eden manevi danışmanlık hizmetlerinin son derece olumlu geri dönüşleri vardır. Alanda yapılan bilimsel araştırmalar, kurumların hazırladığı raporlar ve hedef kitlenin memnuniyeti ortak bir onay dili oluşturmaktadır. Maneviyattan beslenen bir danışmanlık ve rehberlik yolculuğu, huzur aşılayan, koruyan ve güçlendiren adımlarıyla insanımızın ve toplumumuzun yanındadır.

Diyanet Haber

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER