banner203

banner218

Başkanlığın Hutbe Kitapları: “Yeni Hutbelerim” ve Diğerleri

1930’lu yılların ortalarına gelindiğinde, İslami ilimlerin hemen her alanında eser vermiş olan merhum Ahmet Hamdi Akseki’nin bu defa “Yeni Hutbelerim” adını verdiği iki ciltlik bir hutbe kitabı hazırladığına şahit oluyoruz. Eserin birinci cildi 1936, ikinci cildi de 1937 yılında Reislik yayını olarak basıldı. Eser, toplam 900 küsur sayfa tutmaktaydı.

Aylık Dergi 22.10.2019, 10:00
Başkanlığın Hutbe Kitapları: “Yeni Hutbelerim” ve Diğerleri
© Diyanet Haber

Dr. Mehmet BULUT

DİB Başkanlık Müşaviri

Reisliğin ilk hutbe mecmuası olan ve 1927 yılında yayımlanan Türkçe Hutbe’nin 1928’deki ikinci baskısından sonra bu eserin yeni bir baskısı yapılamadığı gibi -aynı yıl harf inkılabı olduğu için eski harfli bu eserin bu haliyle yeniden basımı imkânı kalmamıştı- Reislik 1936 yılına kadar başka bir hutbe kitabı da yayımlayamadı. Bu süreçte imam-hatiplerin söz konusu hutbe mecmuasının eldeki nüshalarıyla bu yıllarda şahıs veya özel yayınevlerince basılmış hutbe kitaplarından faydalandıkları düşünülebilir. Ayrıca, daha önce de belirttiğimiz gibi din hizmetlilerinden bir kısmı, Arapça tertip edilmiş eski hutbe mecmualarından hutbe okumaya devam etmişlerdi.

“Yeni Hutbelerim”

1930’lu yılların ortalarına gelindiğinde, İslami ilimlerin hemen her alanında eser vermiş olan merhum Ahmet Hamdi Akseki’nin bu defa “Yeni Hutbelerim” adını verdiği iki ciltlik bir hutbe kitabı hazırladığına şahit oluyoruz. Eserin birinci cildi 1936, ikinci cildi de 1937 yılında Reislik yayını olarak basıldı. Eser, toplam 900 küsur sayfa tutmaktaydı.

Önceki yazımızda, müellifi belirtilmemiş olmasına rağmen “Türkçe Hutbe”nin büyük ihtimalle Akseki tarafından yazılmış olduğunu ileri sürerken dayanak noktalarımızdan biri de bu iki ciltlik kitabına “Yeni Hutbelerim” adını vermiş olmasıydı. “Yeni Hutbelerim” terkibindeki “yeni” sıfatı, Reislikçe daha önce yayınlanmış söz konusu kitabın da onun kaleminden çıktığını ortaya koymaktadır.

Yeni Hutbelerim, Başkanlığın yayınladığı en önemli hutbe kitaplarından biri. Eserin birinci cildinde 72, ikinci cildinde 79 olmak üzere toplam 151 adet hutbe yer almakta. Türkçe Hutbe için yazılan ve “Diyanet İşleri Reisi Rifat” imzasını taşıyan mukaddimeye bu eserde de yer verilmişti. Mukaddime yazısının baş tarafına yine Rifat Börekçi adıyla yer verilen kısa bir notta, 1927 ve 1928’de iki kez basılan “Türkçe Hutbe”nin mevcudunun kalmadığına, dilinin de epeyce eskidiğine işaret edilerek, o yıllarda Müşavere Heyeti azası olan A. Hamdi Akseki’nin hazırladığı bu eserin Reislikçe resmen kabul edilip basımının uygun görüldüğü belirtilmişti. Mukaddimeden sonra hatiplik ve hutbe konusunda bazı açıklamalar yapılmıştı; açıklamalar arasında cuma namazı hakkında bilgiler de yer almaktaydı. Bu arada müellif, bazı hutbelerin uzunca tutulduğunu, hatiplere seçme imkânı vermesi açısından bunların yıldız işaretiyle bölündüğünü, hatibin uzun gördüğü hutbeyi münasip yerinde bitirebileceğini ifade etmişti. Akseki, bu özelliğiyle eserinin, hutbe yanında vaaz için de din hizmetlilerine kaynak teşkil edebileceğine dikkat çekmişti. Vakıa da böyleydi.

Akseki, Reislikçe ilk hutbe kitabının 1927 yılında yayımlandığından hareketle, 1937 yılına kadar geçen on yıl içinde Türkiye’nin ekonomik yönden kaydettiği ilerlemeleri de yeni bir hutbe kitabının hazırlanmasını zorunlu kılan nedenler arasında saymıştı. Bu cümleden olarak Türkçe Hutbe kitabından farklı olarak bu eserinde hutbe konularını önemli ölçüde değiştirdiğini; itikat, ibadet ve ahlak meselelerine daha çok yer verdiğini ifade etmişti. Bununla birlikte, yine de eserinin birinci cildinin üçüncü sırasına “Tayyarenin Ehemmiyeti” başlıklı hutbeyi koyması, onun, dönemin sosyal şartlarını da gözettiğini ortaya koyması açısından dikkat çekicidir. Söz konusu hutbede uçak işinin (burada savaş uçağı mevzubahis edilmektedir) pahalı bir yatırımı gerektirdiği hatırlatılarak, cemaatten “tayyare” ve “tayyareciliğe” sürekli yardım etmeleri istenmekteydi.

Akseki, “Mukaddime” yanında, Türkçe Hutbe mecmuasının sonunda yer alan dua metinlerini de kısmen sadeleştirerek eserine almıştı. Aynen yer verelim:

“Ya Erhamerrahimîn! Dini İslam’ı nusratınla teyit ve beşeriyeti nuru iman ile tenvir eyle Yarabbi!

Ehli İslam’ı daima aziz ve mansur, düşmanlarını zelil ve makhur eyle Yarabbi!

Günahlarımızı mağfiret ve kusurlarımızı affedip dünyevi ve uhrevi hayırlar, saadetler ihsan eyle Yarabbi!

Görünür görünmez kazalardan, güç yetmez ve takat yetişmez belalardan cümlemizi lütfunla esirge Yarabbi!

Hükümeti Cumhuriyemizi adlü ihsan üzere daim ve devlet adamlarımızı mülkü millet hakkında hayırlı işler görmeğe muvaffak eyle Yarabbi!

Kahraman ordumuzu karada, denizde, havada mansur ve muzaffer eyle Yarabbi!

Yurdumuzu ve bilcümle İslam diyarını afetlerden ve musibetlerden masun ve mahfuz eyle Yarabbi!”

Evkaf Umum Müdürlüğünden Vakıflar müdürlük ve memurluklarına gönderilen 28 Şubat 1938 tarihli ve 4632/15 sayılı genelgede, -1931-1950 arası yıllarda camilerin ve cami görevlilerinin idaresinin bu genel müdürlükte olduğunu tekrar hatırlatalım- Diyanet İşleri Reisliğinden gönderilen bir yazıda, A. Hamdi Akseki tarafından hazırlanan hutbe kitaplarının köy camilerine varıncaya kadar tevzi edildiği, ayrıca müftülüklere genelge gönderilerek, müftülerin kontrol vazifeleri çerçevesinde, her hafta okunacak hutbelerin mahalli müftüler tarafından yapılacak bir düzenleme ile belirlenerek bu hutbelerin bütün camilerde okunmasının sağlanması istendiğinden söz edilerek “Hatiplerin vazifelerini müftüler tarafından tayin edilecek esaslar dairesinde yapmaları Umum Müdürlükçe de muvafık görüldüğünden keyfiyetin mıntıkanız içindeki hatiplere bildirilmesi (…) tamimen tebliğ olunur.” denmiştir. (Mecmua, Vakıflar Umum Müdürlüğü, Ankara 1942, c. 4, s. 77-78.)

Bu tamimden ve başka kayıtlardan de anlaşıldığına göre, basılıp tevzi edilmesini müteakip camilerde okunacak hutbelerin bu iki ciltlik kitaptan seçilmesi zorunlu tutulmuştu.

Akseki’nin bu hutbe kitabının daha sonra yeni baskılarının yapılmadığını da bu arada hatırlatalım.

Sözünü ettiğimiz hutbe kitabının tashihinin/editörlüğünün, Tecrid-i Sarih mütercimi Profesör Kâmil Miras tarafından yapıldığını da burada belirtmeliyim. Yani, bir kitap ki müellifi Akseki, musahhihi Prof. Miras!

Ve diğerleri

Türkçe Hutbe: 1927’de yayınlanan Türkçe Hutbe mecmuasında yer alan hutbeler, ilk yayınından 26 yıl sonra 1953’te Başkanlıkça bu defa yeni harflerle ve hutbe metinleri kısaltılarak yeniden yayımlandı (Yayın No: 31/57, 149 sayfa.) Bu yeni baskıda, ilk baskıdaki mukaddimenin sadeleştirilmiş olarak sadece baş tarafı, dua örnekleri ise aynen yer aldı. İki yeni hutbe ilavesiyle hutbe sayısı 53’e çıkartıldı.

Hutbe/Hacı Bayram Minberinden Hutbelerim: Tanınmış bir hatip olan Mustafa Runyun tarafından hazırlanan ve 1955’te Başkanlık yayınları arasında “Hutbe” adıyla yayımlanan eser, 1956 yılında bu defa “Hacı Bayram Minberinden Hutbelerim” adıyla yeniden yayımlandı. (Yayın No: 38.) 47 adet hutbeyi ihtiva etmektedir. Mevize kısımları birer sayfayı geçmeyecek şekilde kısa tutulmuştur.

Hutbe Mecmuası: A. Atıf Tüzüner tarafından hazırlanıp 1960 yılında yayımlanan ve 50 adet hutbe metnini ihtiva eden bu eser (Yayın No: 78, 108 sayfa), tertip ve muhteva yönünden Başkanlığın diğer hutbe kitaplarından farklılıklar gösterir. Hutbe metinlerine, ele alınan konuların başlıkları verilmek yerine, eski Arapça hutbe mecmualarına benzer şekilde, sırasıyla Kameri ayların adları yazılmıştı: Muharrem Hutbesi, Safer Hutbesi... gibi. Bu şekilde her kameri ay için dört hutbe yazılmış, esere iki de bayram hutbesi ilave edilmişti. İkinci bariz özelliği ise hutbelerin bir-iki paragrafla kısa tutulmuş olması. Bunlar, zamanı kısıtlı cemaatin yoğunlukta bulunduğu cami ve mescitlerde, günümüzde de okunabilecek kısa ama öz metinlerdir.

Hutbeler: Yukarıdan beri sıralanan hutbe kitaplarından sonra Başkanlığın 1973 yılına kadar kitap halinde hutbe yayınına rastlamıyoruz. Bu yıl itibarıyla Başkanlık, her yıl bir hutbe kitabı çıkarmayı kararlaştırdı. İlk örneği olarak 1973’te yayınlanan ve “Hutbeler” adını taşıyan bu kitap (Yayın No: 144, 8+269 sayfa) 61 adet hutbeyi ihtiva etmekteydi. Konu seçiminde dini ve milli gün ve gecelere ağırlık verilmişti. Her biri, Başkanlık personeli olan değişik şahıslar tarafından hazırlanmış ve içindekiler sayfasında hutbelerin yazarları belirtilmişti. Genişletilerek 1974 ve 1975 yıllarında yeni baskıları yapıldı.

Başkanlığın bu ve sonraki birkaç hutbe kitabının baskısında bir yenilik yapılmış ve hutbe metinleri föy volan olarak ciltlenmişti. Şöyle kiföy volanın tel zımbası açılıp okunacak hutbe metni çıkartılmakta, okunduktan sonra da sayfalar yerine tekrar yerleştirilmektedir.

Hutbeler: 1973’ten itibaren “Hutbeler” adıyla Başkanlıkça yayımlanan hutbe kitaplarının kapsamlı bir örneği aynı adla 1981 yılında verildi. (Yayın No: 207, 564 sayfa.) Muhteva ve tertip itibarıyla öncekilerle aynıdır. 98 hutbe metni yer almakta. Hutbelerin önemli bir kısmını dinî ve millî gün ve geceler için yazılanlar oluşturmakta. İnanç, ibadet ve ahlak konuları yanında rüşvet, karaborsacılık, faiz, kaçakçılık, vergi, tutumluluk ve israf, ormanları koruma gibi konulara da yer verilmiştir.

Minberden Öğütler: Günümüzde Başkanlık yayınları arasında halen satışta olan üç ciltlik Minberden Öğütler adlı kitap, kanaatimce, iki yönüyle öncekilerden farklılık arz etmekte. Birincisi, bu kitapların, daha önce camilerde okunmuş hutbe metinlerinden derlenmiş olması; ikincisi de bunların hatipler tarafından minberde olduğu gibi okunması değil de görevlilerce hazırlanacak yeni hutbeler için kaynak teşkil etmesinin, rehberlik etmesinin amaçlanmış olması. Bir de genel okuyucunun dini kültürlerine katkı sağlama…

Hutbe dergileri

1960-1964 yılları arasında Başkanlık, hutbe konusunda farklı ve önemli bir çalışmaya imza atarak değişik periyotlarda (genellikle 3 ayda bir) “Hutbeler Dergisi (Mecmuası)” adı altında süreli yayın hâlinde hutbeler yayımladı. Farklı şahıslar tarafından hazırlanmış, her sayıda ortalama 10-15 hutbe metni yer alıyordu.

Hutbe ilaveleri

22 Kasım 1968’den 1990 yılı sonuna kadar yayımlanan Diyanet Gazetesi’nin her sayısında (yaklaşık 23 yıl içinde 382 sayı yayımlandı) hutbe eklerine yer verilmişti. Keza Ocak 1991’den itibaren yayımlanmaya başlayan Diyanet Aylık Dergi’de de düzenli olmasa da belli bir tarihe kadar hutbe eki yayımlamaya devam edildi.

Hutbe kitap, dergi ve ekleri yanında, Reisliğin bazen tek bir hutbe metnini broşür haline getirerek matbu olarak yayımlandığına da işaret etmek gerekir. Mustafa Runyun tarafından İstanbul’un fethinin 500. yıldönümü vesilesiyle 29 Mayıs 1953 cuma günü okunmak üzere hazırlanan “Fetih Hutbesi” ve 1960 yılında yayımlanan Ağaç Sevgisi örnek olarak gösterilebilir.

Reislik mensupları tarafından hazırlanan ancak Reislik yayını olmayan hutbe kitaplarından birkaçına da burada kısaca temas etmek bir kadirşinaslık olur kanaatindeyim:

1933-1940 yılları arasında Müşavere Heyeti azalığı da yapmış olan Eyüp Necati Perhiz tarafından hazırlanıp 1934’te yayımlanan  (367 sayfa) Felsefeli Dini Esaslar: Cami Hatiplerine Hutbe, Ehli İmana Ahlak;

İkinci Diyanet İşleri Reisi M. Şerafettin Yaltkaya tarafından hazırlanan ve 1946 yılında özel olarak bastırılan Hatiplik ve Hutbeler (bu kitaptan bir miktarının satın alınarak birer nüshasının müftülük kitaplıklarına gönderilmesi Müşavere Heyetince kararlaştırılmıştı);

Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı tarafından hazırlanan “Müminlere Hutbeler”

(İstanbul, 1966, 1970, …);

İsmail Coşar tarafından hazırlanan, Minberden Müminlere (Ankara, 1970, 1972, …);

Kemal Güran tarafından hazırlanan, Hatiplere Hutbeler (TDV Yayını Ankara 1994.), vb.

Sonuç yerine

Reislik, kuruluşuyla birlikte hutbe gibi önemli bir meseleyi sürekli gündeminde tutmuş, hutbe kitapları yayınlama konusunda gayret göstermiş ve tabir uygunsa günümüze kadar bu alanda bir literatür oluşturmuştur. Başkanlık günümüzde de meseleye son derece önem atfetmektedir.

Biz birkaç yazımızda arşiv belgeleri ve genel literatürden faydalanarak hutbe konusunun daha çok tarihi arka planı ve yayımlanan hutbe kitaplarının tanıtımı üzerinde durduk. Kuşkusuz hutbe konusu, muhteva ve sunum itibarıyla de önem arz eden, bu boyutlarıyla da ele alınması gereken bir konudur. Nitekim Başkanlık bu yönleriyle de konuya önemle eğilirken, konuya ilişkin ilmi/akademik çalışmalar da yapılmaktadır. Esasen bir irşat ve eğitim vasıtası olarak hutbeler üzerinde ne kadar durulsa yeridir.

Kaynak: Diyanet Haber
banner214
Yorumlar (1)
Muhammet yavuz çetınkaya 1 yıl önce
Başkanlığın yayınladığı osmanlıca ilk hutbe kitabı görev yaptığım köyde bir hacı amcada var