Kendimizi ve Ailemizi Nasıl korumalı?

Aile; bir sığınak, muhkem bir kaledir. Dünyanın kirinden, kargaşasından, debdebesinden uzakta kendimizle baş başa kalabileceğimiz mekânımızdır.

Kendimizi ve Ailemizi Nasıl korumalı?

Dr. Bahattin Akbaş

Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı

Aile; toplumun temel taşı, nüvesi, çekirdeğidir. Toplumun selameti, esenliği, sıhhati, güçlü oluşu; aile yapısının sağlamlığına bağlıdır. Aile; huzuru, sevgiyi, dayanışmayı, karşılıksız muhabbeti ve bağlılığı temsil eder. Aile; mekteptir, en etkili eğitim merkezidir. Orada öğrenmeye başlar çocuk, hayatı, sevgiyi, paylaşmayı, erdemi, var oluş amacını... Elbette çocuğun bu yüce değerleri öğrenebilmesi, ebeveynin bu değerleri özümsemesine bağlıdır. Aksi durumda ailelerin müspet değerlerle donanması ve yeni kuşaklara bu değerleri aktarmaları mümkün değildir. 

Yüce Allah (c.c.) Kur’an’da; “Ey iman edenler! Siz kendinizi düzeltin. Siz doğru yolda olursanız yoldan sapan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır. O zaman Allah size yaptıklarınızı haber verecektir.” (Maide, 5/105) buyurur.

Evvela sorumluluk taşıyan Müslüman anne baba veya diğer yetişkinler olarak kendimiz ıslah olmalı, kendimizi düzeltmeliyiz. Düzgün, istikametli,muhsin olmayan; başkalarına örnek olamaz ve yön veremez. Samimi, içten, tutarlı, dindar, aynı zamanda şefkatli ve fedakâr bir ebeveyn olmanın önemi büyüktür.

Aile ve kulluk hayatında sadelik, özde ve sözde doğruluk, söylem eylem birliği temel gerekliliktir. Tutum ve davranışlarımızın çocuklar ve gençler tarafından temel ölçü alındığı onlara örnek teşkil ettiği hatırdan çıkarılmamalıdır. Ebeveynler örnek ve sağlam duruş sergilediği takdirde çocuklar da kendilerini onlara uyduracaklardır.

Rabbimiz Kur’an’da; “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.” (Tahrim, 66/6) buyurmaktadır. Hem kendimizi hem de eş ve çocuklarımızı korumakla sorumluyuz. İman, istikamet, güzel ahlak, ibadet bilinci içinde olmak; bu gibi temel ödev ve görevlerimizi, Rabbimize kul olma sorumluluğumuzu idrak etmek durumundayız. Bu anlayış ve idraki nefislerimizde ve bize emanet olarak verilen nesillerimizde hâkim kılmak, sorumluluklarımız arasındadır. Allah'a inanıp dosdoğru olmak; O’nu görürcesine kulluk etmek; imanın tadını gönüllerimizde yaşamak; İslam’ın yön veren, huzur bahşeden yüce ahlakıyla donanmak; evlatlarımızı bu değerlerle yetiştirmek hayati önem taşır. Böyle güzelliklerle donanan nefislerimiz ve nesillerimiz; dünya hayatında inançsızlık buhranlarından, bunalımlardan ve gönül azabından kurtulacak; sahih dini bilgi ile mücehhez, İslam’ın nuru ile aydınlanan Rabbini bilen, kendini bilen, huzura ermiş hayırlı aileler meydana getirecektir. Bunun nihayetinde böyle müstakim ailelerin oluşmasıyla toplum da ahenkli ve huzurlu hâle gelecektir. Dünya hayatında iman ve Rabbe teslimiyetle gönül huzurunu bulmuş aile bireyleri, ebedî hayatta da cehennem ateşinden korunacaklardır.

İnsanı, kendi içinde ve dışında, aile ve toplum bazında en münasip ve sürekli bir disiplin hâlinde tutan unsur; Allah’a iman, adaletle davranmak ve O’nun bizi gözettiği bilinci içinde yaşayabilmektir. Ebeveyn olarak bizler üzerimize düşen sorumluluklarımızı yerine getirirsek fiilî dua etmiş oluruz fakat öte yandan çocuklarımızdan kavli duayı da esirgememeliyiz.

Çocuğu şekillendiren, onu yönlendiren, iyi yahut kötü düzeyde yetiştiren en önemli unsur ailedir. Ailesinden sonra bu konuda en etkin bir diğer unsur da bireyin arkadaş çevresidir. Çocuk doğuştan taşıdığı Allah inancını ve din duygusunu, iyi bir aile ve çevre içinde geliştirmeye elverişlidir. Bunun aksine kötü bir aile ve muhit ise bu duyguları köreltmeye müsaittir. Sağlam, dindar, ahlaklı, erdemli, yararlı nesil yetiştirmenin temel yolu hiç kuşku yok ki ailede başlar, çevreyle devam eder.

Evi yuva yapan şey, bacasından tüten muhabbettir. Ailede çocuklara sevgi ile yaklaşılmalı, ilgi gösterilmeli, destek verilmelidir ki çocuklar dengeli ve güven duygusuyla yetişebilsinler. Çocukların huzur ve emniyet içerisinde yetişmeleri, tesis edilecek yeni aileler, dolayısıyla toplum bakımından önem arz eder. Çocuğa ilgi, sevgi göstermek; “Her istediğini yapsın, karışmayalım, hevesi kalmasın, hiç uyarmayalım, azarlamayalım.” anlamına gelmez. Bu anlayışın sonu; sabırdan, anlayıştan yoksun; hazcı, bencil, doyumsuz, ahlaki değerlerden uzak bir nesil portresi ortaya çıkarmaktır. Bunun hilafına çocuklara karşı dengeli, ölçülü, tutarlı tutum ve yaklaşım, sevgi, ilgi, çocuktan beklentilerimizi ifade etmek, görev ve sorumluluklarını ona söylemek, hatası hâlinde bunun gerektirdiği sonuçlara katlanacağını belirtmek, ifrat ve tefritten uzak yaklaşmak gereklidir.

Diyanet Haber

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER