banner185

Baba Olmak

Bir erkeğin yaşamında en önemli basamaktır baba olmak. İlkin haber olarak gelir babalık. Sonra küçücük bir bebek olarak erkeğin kucağındadır. Bu noktada çekingenlik ve tecrübesizlik egemendir.

Aile Dergisi 20.06.2019, 15:02
Baba Olmak
© Diyanet Haber
banner197

Kemal Yazıcı

Bu küçük insan mucizesine ihtimamla davranılmalıdır. Duygular sel gibi taşar ama davranışların kontrol altında tutulması icap eder. Sonra bir insanın kaderine ilişip onunla birlikte yeniden, en baştan yaşamı deneyimlemek, sahiplenmek, yoklamak demektir baba olmak. Oyunlar oynamak, ilkokula yeniden başlamak, kalemtıraşı, defter kaplamayı, parklardaki cıvıltılı sesleri yeniden keşfetmektir. Bir nimet olan babalık, hemen yanı başında sorumluluk da getirir. Öyle ki o günden sonra hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacaktır. Baba olmak, bir insanın yaşamında liman olmaktır. Nasıl ki gemiler, açık denizlerde dev dalgaların arasında yol alırken gerçek kuvvetlerini düşlerindeki limanlardan alırlar; çocuklar da yaşamları boyunca karşılaştıkları badireleri arkalarında hep bir babanın var olduğunu bilerek atlatırlar.

Baba, umuttur. İnsanın doğup büyüdüğü ev, içinde birileri yaşasın yaşamasın artık baba evidir. Kuşlar yuvadan uçtuktan sonra da yuvayı adıyla bekler baba. Evin direği değil kendisidir bir bakıma. Baba tek bir renge indirgenemez. Gökkuşağına benzer. Yeni doğmuş bebeğiyle oynarken tıpkı onun yanakları gibi al aldır. Oğluna nasihat ederken coşkun bir mavidir, bir gencin kalbinde esen fırtınaların boyasıyla boyanır. Kızını gelinlik içinde görünce bembeyazdır. Az konuşur, çok susar baba. Hayat değirmeninde öğütülmüş, keder fırınında pişirilmiş, doğru zamanda doğru şeyi söylemek hususunda ustalaşmıştır.

Baba, kimileri için gurbetin adıdır. Evin maişeti için, geçim derdi için kalkmış, uzak şehirlere, belki lisanını bilmediği ülkelere gitmiştir. Böyle durumlarda baba upuzun bekleyişlere benzer. Onun yüzü, her gece yorgun argın batan güneşin insanı hüzünlendiren kızıllığıyla kaplıdır. İnsan, dünyaya babasının gözleriyle bakar, onun sesiyle alışır. Penceredir, onun olduğu cepheden ışık girer içimize. İlahi emir gelip onu bizden aldığı, bir mezara dönüştürdüğü zaman bir tarafımızın kör olması bundandır: “Sizin hiç babanız öldü mü? / Benim bir kere öldü kör oldum / Yıkadılar aldılar götürdüler / Babamdan ummazdım bunu kör oldum” (Cemal Süreya)

Baba Olarak Hz. Peygamber

Yaratılan ilk insan, ilk peygamber Hz. Âdem, aynı zamanda bütün insanlığın babasıdır. Baba varlıkla, yoklukla imtihan olmak demektir. Çocuklarıyla ağır bir imtihan yaşayan, birini katil, diğerini kurban olarak bulan, gözleriyle gören Hz. Âdem, bu hâliyle yeryüzüne misafir olacak bütün babalara âdeta teselli verecektir. Oğlu Hz. İsmail’le sınanan Hz. İbrahim, evlat hasretiyle yanan Hz. Yakup, oğlunun isyanı ile karşı karşıya kalan Hz. Nuh, Öğütleriyle sadece yavrusuna değil bütün insanlığa seslenen Hz. Lokman, Hz. Yahya ile müjdelenen Hz. Zekeriya… Cenab-ı Allah, insanlığın gurur tablosu o yüce babaların yaşamlarını, bütün insanlara bir nasihat numunesi olacak ölçüde ilahi kelamında işlemiştir.

Hz. Peygamber’in (s.a.s.) örnekliği mümin kullar için bir başka tutamak olur. Hem sevgi dolu bir eş hem de merhamet sahibi ve müşfik bir baba olan Hz. Muhammed, kendi yaşantısı ile Müslümanlara aile içi ilişkilerde nasıl bir tavır ve tutum sergilemeleri gerektiği noktasında şaşmaz referans değerleri vermiştir. Kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü bir çağda biricik evladına Zeynep (babasının hazinesi) adını vererek onu bağrına basmış, bu tavrıyla toplumu kuşatan ve bireyi kıskaca alan batıl bir inançla mücadelesini kendi yaşantısında ortaya koymuştur.

Zaman zaman her ailede olduğu gibi peygamber ocağında da ufak tefek tartışmalar, aksaklıklar yaşanmış fakat Allah Resulü her işinde olduğu gibi bu tür problemleri de tatlı dili ve insanın gönlüne değen nasihatleriyle çözüme kavuşturmuştur. O, sadece kendi çocuklarına değil, ümmetin bütün çocuklarına baba şefkatiyle yaklaşmıştır. Babası Uhud savaşında şehit düşen Beşir’i mahzun görünce onu teselli etmiş ve “Ben senin baban olayım Aişe annen olsun istemez misin?” diyerek küçük bir çocuğun gönlüne yeni baharlar getirmiştir. (İbni Hacer, İsabe, I, 302) Çocukları mutlu etmeyi kendine şiar edinen Nebi’nin, biricik kızı Hz. Fatıma ile olan ilişkisi bu bağlamda dikkate değer büyük bir örnektir. Hz. Muhammed, kızı Fatıma yanına geldiğinde onu ayağa kalkarak karşılayan ve hatta kendi yerine buyur eden bir baba (Ebu Davud, Edeb, 143), torunu ile oyunlar oynayan bir dededir. Uzun yıllar onun hizmetini gören ve yanında yetişip büyüyen Hz. Enes, Resulüllah için şöyle demektedir: “Ailesine karşı Hz. Peygamber’den daha şefkatli hiç kimseyi görmedim.” (Buhârî, Edeb, 18)

Modern Dünyada Baba Olmak

Günümüz dünyasının sürekli olarak köşeye sıkıştırdığı, toplumsal rolleri ve statüleri arasında giderek çatışma yaşayan birey, Hz. Muhammed (s.a.s.) başta olmak üzere peygamberin yaşantısından hayatını yönlendirecek örnekler bulur. Hz. Yakub’un sabrını, Hz. İbrahim’in teslimiyetini kendine örnek alır. Hz. Zekeriya gibi evladının üzerine titrer, Hz. Lokman gibi kelimelerini incelterek evladı ile arasında sevgiden örülü köprüler kurar. 

İçinde bulunduğumuz çağ, sadece teknolojik imkânlarla konforlu yaşam alanlarıyla gelmedi, ailelere de yeni alışkanlıklar kazandırdı. Bireyin hayatında yerleşen tutum ve davranışlar, onun duygu ve düşüncelerini, başta aile çevresi olmak üzere bütün toplumla ilişkisini yeni baştan kurguladı.

Artık ev denildiği zaman nasıl ki aklımıza bahçeli, sundurmalı, önüne kadar uzanan toprak yollu müstakil bir yapı gelmiyorsa aile dediğimizde de büyükannelerin büyükbabaların gölgesi altında yeşerip büyüyen kalabalık aileler gelmiyor. Aile kavramı dede ve nineleri dışına itmekle kendi geleneksel havzasını daraltmış, bununla yetinmeyip aile bireyleri arasındaki ilişkileri yeni baştan düzenlemiştir. Artık anne ve babanın rolleri, çocukların imkân ve özgürlük alanları, birlikte yemek alışkanlıkları farklılaşmıştır. İnsanı tanımlarken onun başkalarıyla ilişkileri üzerinden belirlenecek bir güzergâh, şüphesiz bireyin sosyal boyutunu bize verecektir. Bu boyutun ilk halkası ailedir. Kent yaşamında iş ve eğitim, iki temel belirleyen olarak babalık olgusunu değişime tabi tutmaktadır. İnsanlar yoğun mesailerle çalışıp geç saatlerde evlerine gelebilmekte, çocukların eğitim süreçleri farklı etkinliklerle desteklenip yoğunlaştırılmakta, bu durum genel olarak aile bireyleri arasında iletişimi dar bir alana sıkıştırmaktadır. Geleneksel teamüller hâlen geçerlilik gösterdiği için anne bir şekilde çocuklarla daha fazla iletişim kurmakta, bu durumdan en çok etkilenen baba-çocuk iletişimi olmaktadır.

Maalesef ki modern dünyada babalık büyük oranda onun fiziksel varlığına indirgenmiş durumda. Temsil ettiği geleneksel, kuşatıcı rol oldukça zayıflatılmış. Daha önceki kuşaklarla karşılaştırıldığında modern ailelerin, iş hayatı, televizyon, alışveriş ve benzeri etmenler dolayısıyla babaların çocuklarıyla neredeyse yarı yarıya daha az zaman geçirdiğini söyleyen Prof. Dr. Kemal Sayar, “Sanayileşme dönemi öncesinde babalar çocuklarıyla daha fazla vakit geçiriyor ve çocuklarına bağlılıklarını daha çok gösteriyor, hatta bunu çocukları erişkin olsalar bile devam ettiriyorlardı. Ama sanayileşme iki önemli değişimi de beraberinde getirdi; ailelerden ayrı çalışma alanları ve eşyanın değerindeki düşüş. Babalar çocuklarından ayrılırken, anneler de çocuklarının bakımını üstlenerek aileye destek oldular.” demektedir. Değişen roller, anne babayı fonksiyonel açıdan birbirine yaklaştırmış, üstlenecekleri sorumluluklar noktasında iş birliğini gerekli kılmıştır.

Baba Çocuk İletişimi

Erkekler nasıl baba olacaklarına dair eğitimi kendi babalarından alırlar. Türkiye’de son yarım asırdır yaşanan sosyal değişim, babaları çocukları karşısında biraz çaresiz, biraz da ilgisiz bırakmaktadır. Çünkü gördükleri baba rolü, daha çok kırsal yaşam koşullarıyla ihata edilen söz ve davranışlardan oluşmaktaydı. Fakat kendi çocukları bambaşka bir dünyanın içine doğmuş, yepyeni alışkanlıklar edinmiştir. Öğrenilmiş babalık bu yeni dünyada pek işe yaramamakta, güncellenmesi gerekmektedir. Baba, kadim rolünü bu dünyaya nasıl adapte edecektir? İşte erkeklerin baba olur olmaz karşılaştıkları temel soru ve sorun budur. Artık o, otorite imgesi olmaktan çok gevşek bir güvenlik alanının temsilcisidir. İpleri sıkacağı zaman çocuklarıyla iletişimini tümüyle elinden kaçırma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Onun bulacağı mutedil dil ve üslup, hem duygusal hem bilişsel açıdan çocuğuna tesir edebilmelidir. Ayrıca kız çocuklarına ayrı erkek çocuklarına ayrı bir dikkat geliştirmeli, onların zekâ ve kavrayış düzeylerine yönelik bireysel yaklaşımlar sergilemelidir.

Bütün bu tespitlerin sabitesi baba, değişkeni çocuklardır. Lakin tıpkı çocuklarda olduğu gibi babalarda da bilgi, görgü ve duygu birbirinin aynısı değildir. Bunlar kişiden kişiye değişmektedir. Bu durumda yeni şartlar altında işe yarayacak sabitelerin tespit edilerek babalık rolünün işlevsel kılınması gerekmektedir. Baba, modern dünyada pek çok çocuk için gölgedir. Onun varlığının bir anda buharlaşması, ergenlik döneminde çocukları olumsuz etkileyecek hatta pek çok dış tehdide karşı korunmasız bırakacaktır. 

Babayla çocuk arasında ihmal edilen ilgi ve iletişim, sonraki yaşamda başka hiçbir şeyle asla telafi edilmeyecek bir niteliğin ıskalanması anlamına gelmektedir. AÇEV tarafından yapılan “Türkiye’de İlgili Babalık ve Belirleyicileri” başlıklı araştırmada, çocukların babayla yaptığı faaliyetlerin, onların hem bilişsel ve dil gelişimlerini hem de sosyal gelişimlerini olumlu etkilediği ortaya çıkmıştır. Buna göre çocuklarına kitap okuyan ve onlarla oyun oynayan babalar, farkında olmadan bir eğitici rolü üstlenmekte ve çocukların dil kabiliyeti ile okuma becerilerini yükseltmektedirler. Ayrıca babaların çocuklarıyla iletişiminin, onların zekâsına ve genel başarısına olumlu sonuçlarla yansıdığı net olarak görülmektedir.

Babanın aile içi etkinliklere katılımı, çocuğun düşünsel gelişimini de etkiler. Onun analitik becerileri, sayısal ve sözel başarısı bu düşünsel gelişimden beslenir. Baba, çocuğun yaşamına aktif katıldığında, çocukların empati ve bilişsel yeteneklerinin, iç denetim odaklarının, problem çözme becerilerinin, kendine güvenlerinin ve psiko-sosyal uyumlarının arttığı bilimsel olarak ispatlanmıştır. (Doç. Dr. Yaşar Kuzucu, “Değişen Babalık Rolü ve Çocuk Gelişimine Etkisi”, Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 2011, 4 (35), s. 82, 83)

Sadece babanın değil, ebeveynin çocuğa en büyük borcu ahlaktır. Çünkü ahlak, aile ortamında kök salar, gelişir. Suyunu annenin ve babanın davranışlarından alır. Bu yüzden baba olmak, bir çocuğun kaderinde etken olmak anlamına da gelmektedir. Çocukla nitelikli zaman geçirmek, oyun oynamak, gündemiyle ciddiyetle ilgilenmek, ergenlik dönemini sağlıklı bir şekilde atlatabilmesi için ona yoldaşlık yapmak, ev içinde ona güzel örnek olmak bir babanın olmazsa olmazlarıdır. Merhameti, hoşgörüyü, sadeliği evlerinden, babalarından öğrenen çocuklar, yaşamları boyunca öz güvenle hareket ederler. Modern dünyanın getirdiği bütün kısıtlamalara rağmen babalar, gerçekte çocukların en temel özlemleridir. Annenin engin sevgisi ve ilgisi, kendisini ancak onunla tamamlayabilmektedir. Bunun için aslında büyük çabalara, devasa hareketlere gerek yoktur. O kısıtlı zamanlarda televizyonun düğmesini kapatmak, telefonu başka odaya bırakmak her şeyin başlangıcı olacak, gerisi kendiliğinden gelecektir.

Babalara Sorduk

Baba olacağınızı öğrenmek nasıl bir duygu?

Emre Küçük, 33 yaşında, temmuz sonunda baba olacak: Evlenip bir yuva kurmak yeni bir hayata başlangıçtı benim için. Şimdi bu hayat çok daha büyük bir anlam kazandı. Yavrumuz birkaç ay sonra dünyaya gelecek ve ben buna inanmakta hâlâ güçlük çekiyorum. Hem merakla hem de şükürle dolu bir süreç bu. İnşallah eşimle birlikte yavrumuzu sağlıkla kucağımıza alırız.

Çocuğunuzu kucağınıza aldığınız o ilk an neler hissetiniz?

Ferdi Güzeç, 35 yaşında, Betül’ün babası: Hayatımda daha önce hiç o kadar heyecanlı ve endişeli hissetmemiştim. Sudan çıkmış balık gibiydim desem hiç de abartmış olmam. Çünkü hem heyecanımdan hem de ne yapacağımı bilmemekten ötürü bütün vücudum titriyordu. Yavrum küçücük ve sıcacıktı. Tabii o ana dek duymadığım bir koku da tüm odayı sarmıştı. Eşimin gözlerindeki parlaklığı tarif etmek ise mümkün değil. O anda hayatımda pek çok şeyin değiştiğini hissettim. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Allah’a şükürler olsun ki bana böyle bir güzelliği ihsan etti.

Mustafa Demir, 31 yaşında, Elif Sultan’ın babası: Doğumhanenin kapısında içim içimi yiyordu. Hastaneye eşimle ikimiz gitmiştik ve o içeride ben de dışarıda yalnızdım. Allah’tan annelerimiz ve babalarımız geldiler de bize destek oldular. İçeriden müjdeli haber geldi bir süre sonra ve beni ilk önce babam tebrik etti. O anda onu anladığıma dair bir şeyler hissettim ve bu duygu her geçen gün daha da büyüyor çocuğumla beraber, emin olun.

Yavrumu kucağıma aldığım an ise tarifsiz. Tek hatırladığım şükürle karışık büyük bir heyecana sahip olduğum. Anlatamayacağım, bir insanın ancak yaşayarak tecrübe edebileceği şeyler bunlar. Allah isteyen herkese bu güzelliği yaşatsın.

Çocuğunuzla birlikte hayatınızda neler değişti?

Ferdi Güzeç: “Evlat babanın sırrıdır” diye bir söz var. Galiba bu değişimi açıklayabilecek en güzel söz bu. Çünkü daha önce kendimde var olduğunu bile bilmediğim pek çok şey baba olduktan sonra kendini göstermeye başladı. Allah’a bütün bu güzellikler için ne kadar şükretsem az.

Mustafa Demir: Pek çok şey değişti hayatımda. Çevremdekiler de söylüyor bunu bana. Ama en büyük değişim benim iç dünyamda oldu. Nasıl söylenir bilmiyorum ama duygularımı eskiye nazaran daha yoğun yaşamaya başladım baba olduktan sonra. Hayat çok daha anlamlı ve önemli oldu benim için. Babam, hayatını bizim için yaşadığını söylerken anlayamıyordum fakat o söz benim için gerçek anlamını buldu çocuğum dünyaya geldikten sonra.

Evlatlara Sorduk

Babanız sizin için ne ifade ediyor?

Betül Güzeç, 8 yaşında: Babam ve annem benim hayatımdaki en önemli kişiler. Özellikle babam bana derslerimde çok yardımcı oluyor ve anlamadığım şeyleri tekrar anlatıyor. Haftasonları ise oyunlar oynuyoruz babamla. Babamı çok seviyorum.

Serhat Çimenderoğlu, 21 yaşında, veterinerlik fakültesi öğrencisi: Liseye başladıktan bu yana hayatımda pek çok şey değişti ama anne ve babamın destekleri ile tüm zorlukların üstesinden geldim. O zamandan beri gurbetteyim. Özellikle babamla yaptığımız konuşmalar bana çok yardımcı oluyor. Geleceğe dair sorularımı ve sorunlarımı babamla açık açık konuşabiliyoruz ve o her soruma büyük bir açıklıkla cevap veriyor. Üniversite de en büyük destekçim ailem oldu. Fakülteyi bitirip veteriner olarak onları mutlu etmek istiyorum. Böylece babamın hakkını az da olsa ödeyebilirim inşallah.

Mustafa Demir, 31 yaşında, Elif Sultan’ın babası: Erdem Beyazıt’ın “İnsan baba olunca anlıyormuş babasını” dizesi ile biten bir şiiri var. Bu söz anlamını üç yıldır daha da güçlü bir şekilde buluyor bende. Babamın yaşadığı zorlukları, onun bizi yetiştirmek için karşılaştığı güçlükleri bir bir nasıl aştığını şimdi çok daha iyi anlayabiliyorum. Biz bugünlere geldi isek onun ve annemin sayesinde geldik. “Oğlum her şey sizin için.” derdi babam her zaman, çok şükür hâlâ da aynı cümleyi duyuyoruz ondan. İnsan hayatını çocukları için yaşarmış, onların iyiliği için her şeyi yaparmış.

Babam benim için çok şey ifade ediyor. Öncelikle bana yol göstermesi ve her şartta yanımda olduğunu söylemesi benim için şu hayatta en önemli şey. İnsanın ailesinin desteğini alınca yenemeyeceği güçlük yok. İnşallah ben de babam gibi güçlü ve sağlam bir duruşa sahip olabilirim.

Bahri Demir, 58 yaşında, Rahime, Mustafa, Fatma ve Halime’nin babası: Rahmetli babam bizi çok büyük güçlüklerle büyüttü. Dört kardeşiz biz ve hepimiz bugün bu hayatı yaşıyorsak rahmetlilerin sayesinde. Biz de onlardan gördüğümüzü kendi çocuklarımıza tatbik ettik.

O zamanlar elde yok avuçta yok ama babamın bir gün olsun eve eli boş geldiğini hatırlamam. Kim bilir ne zorluklarla, nereden buluyordu onca şeyi. Biz de zorluklar yaşadık ama babamızdan öğrendiklerimiz sayesinde tüm zorlukların üstesinden geldik. Torunlarla birlikte olmak, evde onların cıvıltılarını duymak tüm o zorlukları unutturuyor insana.

Kaynak: Diyanet Haber
Yorumlar (0)
11°
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Sitemizde en çok hangi haberler ilginizi çekiyor?